28. Nisan 2026, 21:07:48

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 120767 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #112 : 25. Ağustos 2008, 13:24:42 »
Yaser ve sonrası

Çarşamba gecesi oynanacak olan önemli karşılaşmanın bu maçı etkileyeceği aşikârdı. Arda'yı Staeua maçından dolayı riske etmeyen Skibbe yine de sürekli hücumu düşünen ve Kewell'ın son Kayseri maçındaki etkinliğini düşünerek bunu daha çok sol kanattan deneyen bir oyun düzeni ile takımını kurgulamıştı. Ancak yine klasik dert pas hataları ve kötü ortaların takımın baş sorunu olmaya devam ettiğini gördük. Özellikle Sabri ve Hasan bu konuda takıma zarar veriyorlar. Çünkü hem ataklar heba oluyor hem de ani karşı ataklar da savunma dengesiz yakalanıyor. Lincoln ise çok çabalıyor ama istediklerini ve beklenenleri gerektiği gibi hâlâ yapamıyor. Galatasaray'da ilk yarı boyunca futbol adına bütün olumlu hareketler takımının ilk yarıdaki tek golünü atan Harry Kewell'dan geldi. Yenen gol de gösterdi ki savunmada henüz organizasyon sorunu var.

Hakan Balta çözdü
Skibbe ikinci yarıya zorunlu olarak Arda'yla başladı, kırmızı kart da gelince Galatasaray yeniden avantaj yakaladı. Ama buna rağmen bir süre pozisyon üretilemedi. Barış'ın oyuna zorunlu girmesinin ardından Skibbe bir hamle daha yapıp orta sahadan Mehmet Topal'ı çıkarıp hücumcu Yaser'i oyuna aldı ve oyun Denizli sahasına yıkıldı. Pozisyon kısırlığı Hakan Balta kilidi açana dek sürdü. Sonra da zaten maç koptu. Galatasaray'da umutsuz olmayı gerektirecek bir durum yok. Ancak saha içi organizasyonların, ortaların ve düşük temponun daha iyi hale getirilmesi gerekiyor. Seyirciye gelince; ligin ilk karşılaşması olmasına karşın tribünlerdeki boşluklar gösterdi ki çok önemli maçlar dışında seyirci Ali Sami Yen'i doldurmayacak. Galatasaray seyircisi kusura bakmasın, böyle taraftarlık olmaz. Bu gidişle soğuk kış aylarında Galatasaray iki üç bin seyirciye oynar.


HÜSEYİN ÖZKÖK

((fotomac))
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #113 : 25. Ağustos 2008, 13:27:13 »
NEREDE KALMIŞTIK

Şampiyon Galatasaray, açılış maçında Denizli'yi farklı yendi. Futbolu göz doldurmasa da 4 golle kazanmasını bildi. İlk yarı iyi direnen Denizlispor, ikinci devrede 10 kişi kalınca farklı sonuç geldi ..

Belli ki Galatasaray kazanacak! Hayır; büyük takım olduğu, konuğun hakkının yeneceği, hakemin taraf tutacağı için falan değil. Kalite farkından! Geçen sezonların kime ne zaman patlayacağı belli olmayan 'serseri mayın'ı Denizli gitmiş. Teknik direktör Ali Yalçın'ın sözünü verdiği gibi 'mücadele gücü yüksek, pozisyona giren, çok güzel bir takım' gelmiş.

Ev sahibine gelince; 'taşlar' yerine biraz daha oturmuş gibi. Bir kere Kewell eklenmiş takıma. Bir de Skibbe, sağ bek kabul etmediği Sabri'yi yerine; top da dağıtabilen Ayhan'ı ise Topal'ın yanına koymuş. Hal böyle olunca Galatasaray'ın ataklarda 'yarım ay'a dönen 4-4-2'si göz dolduruyor. Özellikle orta sahadaki herkes ve hatta Lincoln bile oyuna katılınca! 13'ten itibaren çalışkan orta sahanın etkisinde gelişen; Lincoln, Nonda ve Kewell'ın son vuruşlarıyla biten bir dünya denemesi oluyor Galatasaray'ın. Bu kadar 'egzersiz' 36'da problemi kolayca çözdürüyor: Şaş'ın asistiyle Kewell ilk golü imzalıyor. Ama konuk 'kaderci' değil. Sınırlı ataklarla da olsa kovaladıkları gol 45'te geliyor: Ceza sahasından açılan top Çağlar'a pas, ondan da Fatih'in imzaladığı gole asist oluyor.

BÜKREŞ'E DUA GEREKİYOR
İkinci yarıda, 47'de Murat Karakoç'un da atılmasıyla, ev sahibi abluka altına alıyor Denizli kalesini. Lincoln'ün kullandığı korneri kaleci çıkartmaya çalışırken Balta'nın 76'da ağlara uçan 'füzesine' asist oluyor. 84'te yine bir Lincoln korneri bu kez de Barış'a bir kafa golü attırıyor. +95'teki son gol ise Kewell'ın asistine Lincoln'den geliyor. Seyirci de, yönetim de, futbolcu da, futbol da mutlu. Peki Bükreş'e yeter mi bu mutluluk? Steaua'nun Denizli kadar 'cici' olmadığı gerçeğinden yola çıkarak, her şeye bir de bolca dua gerekecek, unutmamak gerekiyor...



EBRU KILIÇOĞLU
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #114 : 25. Ağustos 2008, 13:27:52 »
G.Saray temposuz
G.Saray maçı 76.dakikada Hakan Balta'nın attığı muhteşem golle kopardı. Maçın geneline baktığımızda pozisyon zenginliği Galatasaray'ın elindeydi. Nonda, Kewell ve Lincoln vuruş beceriksizliği yaşamasaydı zaten ilk yarı fark olurdu. Takım maliyeti bir Lincoln kadar etmeyen Denizlispor gençleşen kadrosuyla "Önce gol yemeyelim bulursak bir gol atar üstüne yatarız" felsefesindeydi. Denizli bu düşüncesini ilk yarı yaptı, ikinci yarı savunmasına gömülünce Galatasaray'ı üzerinde buldu. İlk yarı yerden ayağa oynayan, kanatları kullanan ve bol pas yapan ama rakibi sindirecek presi koyamayan bir Galatasaray izledik.
Arda'nın girmesiyle daha çok topa sahip olan Galatasaray'ın Lincoln-Nonda-Arda- Hakan Balta dörtlüsüyle kurduğu pas trafiği Denizli'nin dengesini alt üst etti. Çünkü Kewell top taşıyacak ve rakip kaleye dikine gidecek fizik gücüne sahip olmadığından ilk yarı Nonda hücumda yalnız kaldı. Arda'nın girişi Lincoln'ü de Nonda'yı da aktif hale dönüştürdü.

TAKIM SAVUNMASI YAPILMIYOR
Skibbe'nin çözmesi gereken önemli sorunlar var. Çünkü ligde her takım Denizlispor gibi olmayacak. Nedir bu sorunlar?
1- Arda ile Kewell solda oynamayı seviyor. İkisi birlikte oynadığında Kewell sağa geçiyor ve verimi düşüyor. Oysa Kewell solda oynadığında attığı kafa golleriyle ün yapmış bir oyuncu. Arda ise soldan içeri girerek oynadığından sağa geçtiğinde etkisi azalıyor.
2- Galatasaray geçen sezon tempolu bir takımdı. Hazırlık maçları dahil Galatasaray halen ağır tempoda oynuyor, rakip kaleye hızlı hücum edemiyor. Ayrıca Galatasaray takım savunması yapmıyor. Lincoln-Kewell ikilisi Arda gibi geriye gelmediği ve adam kovalamadığı için orta sahada bütün yük Topal ile Ayhan'a biniyor.
3- Skibbe, Mehmet Topal takıntısından kurtulmalı. Sahanın her yerine basan, mücadele eden, hücuma destek veren ve dışarıdan attığı şutlarla gol arayan Topal'dı. Topal sadece bu işleri yapmadı, savunmayı da kademeye girerek rahatlattı. Meira top tekniği yüksek bir oyuncu ama Popescu gibi ağır. Efsane Galatasaray'da Popescu'nun ağırlık zaafını Suat, Ümit Davala, Hakan Ünsal gibi çabuk oyuncular kapatıyordu. Meira'yı hatta Servet'i Topal çabukluğuyla rahatlatıyor.
Steaua maçında Galatasaray'ın yerden ayağa oynaması en büyük silahı olacak. Ancak takım savunması da yapmalı. Bu bütünlük sağlanırsa Galatasaray tur atlar.

 LEVENT TÜZEMEN
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #115 : 25. Ağustos 2008, 13:30:04 »
Kazandı ama!


Ligin ilk maçları zordur. Ama Galatasaray için lige iyi başlamak özellikle de Steaua maçı öncesi moral kazanabilmek için Denizli'den daha iyi bir rakip bulunamazdı. Tecrübeli oyuncuların tümünü kaybetmiş genç, tecrübesiz kolay bir rakip Denizlispor... Maç boyunca özellikle de ilk yarıda en iyi özelliği duran topları çok iyi kullanmaları olduğunu gördük. Bir tek böyle gol atarlardı. Zaten öyle de oldu. Galatasaray kolay lokma olan Denizli'yi 4-1 yendi ama hiç de beklediğimiz kadar rahat kazanmadı. Bunun nedeni Denizli değil Galatasaray'ın kendisi. Galatasaray'ın genel olarak sıkıntıları bu maçta açık olarak gözüktü.
Galatasaray kendi sahasında yeteri kadar iyi hücüm yapamıyor. Kanatları yeterince kullanamıyor. Sarı-Kırmızılılar, kendi sahasında yeterince rakibin üzerine gidemiyor. Kenarlardan defanstan çıkışlar hemen hemen hiç yok. Mesela Meira... Servet bile topla ileri çıkmaya çalışıyor. Meira da hiç hareket yok. Denizli karşısında oyuna çıkmayacaksan ne zaman çıkacaksın. Oyun 11'e 11 oynanırken ilk yarıda Hakan Balta ve Sabri de neredeyse hiç çıkmadılar. Zaten Sabri'de çıksa da ne yapacak ki? Çıkmaya kalktığında kendini sakatladı. Takımın kötülerindendi. Lincoln oynadığında Galatasaray hücümda çoğalamıyor.
Nonda'nın yanına 2. ve 3. adamları sokamıyor. Golü de böyle yaptı. Denizli'nin korner atışında Aykut'un halen kalede tedirgin olduğunu gördük. Hasan Şaş, Kayserispor maçında biraz toparlamış gözükse de dün oyunda olduğu sürede kötü oynadı. Kewell, ilk yarıda Galatasaray'ın en iyilerindi. Ama Skibbe'nin onu 90 dakika oyunda tutması riskliydi. Nitekim, maçın sonlarında kasağını tutuyordu. Skibbe'nin Mehmet Topal değişikliği de çok doğru değildi. Topal, takımın en diri oyuncularındandı. Galatasaray çok iyi değildi ama 3 puan kazandı.


CÜNEYT TANMAN
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #116 : 25. Ağustos 2008, 13:31:00 »
Aynen devam...


Evet şampiyon kaldığı yerden ligi selamladı. Denizli karşısında bol gol ve futbol şov vardı dün gece. İlk 45 dakikada zaten gece rengini belli etmişti. Ta ki son saniyelerde gelen o gereksiz gole kadar. Hakimiyet Galatasaray da ve marka olmuş ayaklardaydı. Denizli'nin golünden 2 dakika öncesinde Cenk'in kurtarışıyla biten Cimbom atağında tribünler ayağa kalkmıştı zaten.. Hasan-Lincoln-Kewell ve Nonda arasında estetik bir gezi yapan top ligin ışığının da sarıkırmızı olacağını müjdeledi taraftarlara.
Sarı-kırmızılı takım saha içi kurgusu ile ideal bir görüntü çizdi. Lincoln geçen sezona oranla çok daha istekli ve üretken. Medyanın çizdiği olumsuz Lincoln portresinden etkilenen taraftar ise ondan şu anda verdiğinden daha fazlasını istiyor. Ama Lincoln dün gece alkışı hak etti bize göre. Kewell ustalığını her hareketinde kanıtlıyor topun ayağına yakıştığını adeta belgeliyor.İlk yarı solda, ikinci yarıda sağ kanatta oynayarak çok yönlü bir marka olduğunu gösterdi. Hasan Şaş'ın yerine giren Arda da sakatlığını atlatmış görüntüsüyle çok çalıştı ve önemli işler yaptı. Meira iyi kumaş. Yerinde müdahaleler yapıyor. Ama dün gece biraz tedirgindi nedense. Hakan Balta Oftaş'a attığı golün tesadüf olmadığını kilidi açan golde kanıtladı. Servet bildiğimiz gibi. Tribünlerin sevgilisi olmaya devam eder. Topal bu sene uzaktan gollere imza atacak. Dün gece şansını kaçırdı ama direğin de tozunu aldı.
2. yarı başında Denizli'nin 10 kişi kalması futbol anlayışlarını değiştirmedi. Maç 1-1'di o sırada ve kapanmaya devam ettiler.. Kimse skoru rakibin eksilmesine bağlamasın. Ergeç marka ayaklardan biri kapıyı açacaktı zaten


HASAN TANKAYA
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #117 : 25. Ağustos 2008, 13:37:42 »
Komşunun tavuğu
24.08.2008
Galatasaray lig perdesini dört golle açtı. Bu, bir nevi şov manası taşır ama görmeyene... Nasıl bir galibiyet olduğunu da Nasrettin Hoca hesabı görenler görmeyenlere anlatırsa gerçek ortaya çıkar!

Kewell ilk golde ve devreye kadar mükemmeldi. Herkes aynı şeyi söylemiştir sanırım; futbol iyi futbolcularla oynanır. Galatasaray’ın dokusunda iyi futbolcu çok onlar oyuna ağırlığını koyduğunda Galatasaray seyredilir bir hal alıyor onlar durduğunda da Galatasaray çekilmez oluyor.
Kewell, Lincoln, Hasan Şaş ve Nonda bunların başında geliyor. Daha bir de yedek kulübesinde olan ve oynamayan Linderoth var. Takımın diğer genç elemanları da bu güzelliğe dinamizm açısından katkıda bulununca Galatasaray takım olarak diğerlerine fark atıyor.

Denizli maçında zaman zaman çok güzel hareketler oldu. Devamı gelmedi. Kısa paslaşmalar, kontra dönüşler ve bireysel beceriler oyuna güzellik kattı. Lincoln daha istekliydi ama hala hazır değil! Mücadele gücü eksik. Dört gol oldu ama gel sen seyredene sor. 77’ya kadar tıknefes ondan sonra üç gol daha ve Galatasaray maçı 4-1’le kazanıyor. Güzel sonuç ama soru işaretleri de çok!

 
 
İlk soru işareti Skibbe
Bu kez kadro hatasız. Arda, Barış ve Linderoth kenarda! Ancak gel gör ki bu aşamada Skibbe’nin de işi zor. Kimler çıkmalı ki bu üçü oyuna girsin. Galatasaray bu sene bu zorluğu hep yaşayacak.

Kulübenin zengin oluşu bir nimet ama her 11 de böylelikle tartışılacak. Bu tartışmayı kesecek tek kişi Skibbe’dir. İyi olanı oynatırsa kimsenin bir diyeceği kalmaz! Ama ikjinci uyarı başında on kişi kalmış denizli karşısında 76’ya kadar galibiyet golü bulamamışsa ve uzaktan iki kere bazuka gibi şut çeken biri de direkten dönen şutun sahibi Mehmet Toapl’ı oyundan alıyorsa, protestoyu da yer!

Öyle gazetelerin yazdığı gibi de Skibbe ‘yuhalanmadı’ sadece ‘ıslıkla’ protesto edildi!

 
 
Denizli iyi ama 10 kişi
Denizli dar imkanlarla büyüklere taş çıkartacak bir takım kurmuş. Galatasaray’a ilk yarı kafa tutmaları bunun kanıtı. Ne zman ki 47’de 10 kişi kaldılar film koptu! Galatasaray da bunu sol bek Hakan Balta’nın 76’daki golüne kadar değerlendiremedi. Bereket Hakan bu tip vuruşları güzel yapıyor da takımı rahat bir nefes alıyor.

Sanırım Milli Takım’da da böyle net bir golü var. Hakan’ın vuruş pozisyonu da son derce zordu ama akıllı vuruş yapınca çerçeveyi tutturdu.

Denizli iyi oyunculara sahip. Önce İsmail Baydil. Mükemmel bir genç. Çok rahat oynuyor ve takımına çok faydalı. İyi top taşıyor, ikili mücadelelere giriyor, orta alandan gol noktalarına iyi sarkıyor. Keza Murat Karakoç ama atılışı hataydı. Nasıl buluyorlar bu yabancıları demeyeceğim ama Roberts tek başına bütün Galatasaray defansıyla mücadele etti.

Her topu gayet güzel sakladı, taşıdı ama çok yalnız kaldığı için sonuca gidemedi. Braga da iyi oyuncu. Sol defanstaki Çağlar’ın 30 metreden direkten dönen topu da müthişti.

Denizli’yi beğendim ama çok acemiler... Eksik kalınca ‘dama’ dediler.
Dikkat! Kaleci Cenk de çok çalışmalı. Kaleyi doldurmuyor.

 
 
Saçmalıklar Komedyası
İkinci yarı oyuna girenler Arda, Barış ve Yaser, Denizli’nin de eksik kalmasıyla oyunu sürüklediler. Barış’ın kafa golü takımı rahatlattı, Lincoln’ün son saniye golü de Lincoln’ü rahatlattı. Ancak; Galatasaray saçmalıklar komedyası yaşadı.

Skibbe 10 kişi kalmış rakibi karşısında telaşa kapılıp üç değişikliği yapınca saçmaladı. Denizli zaten havlu atmış Galatasaray’ın ataklarında elbet bir açık verecekken üç oyuncu değiştirmek biraz hata...

Nitekim Kewell oyunu zor tamamladı. Belli ki arızalı-sağlam! Bir ara sağdali Arda sola Kewell sağa geçti.
Sabri sakatlanınca Barış sağ beke girdi.

Sonra ne oldu bi,linmez Topal çıktı Yaser girdi;
Barış ileri gitti,
Kewell sağ beke geldi...
Galatasaray bütün hatlarıyla ileri çıkınca bir de baktık defansta Ayhan ve Kewell var.
Servet, alıp alıp kaybedene kadar gidiyor, Meira da gol arıyor...
Allah’tan Denizli fazla adamla Galatasaray’ın üzerine gelemiyor da bir felaket yaşanmıyor.

Skibbe de; ‘Nasıl olsa Denizli eksik üzerimize gelemez diye Topal’ı aldım ve takımın tümünü rakibin üzerine saldım’ derse inanır mısınız?
Bunu da bir Skibbe dehası olarak görürseniz, bilemem...

Galatasaray dört golle sonuca gitti ama;
Hasan Şaş hala eski Hasan Şaş, elli hata bir sevapla futbol oynanmaz!
İlk golde payı büyüktü, öncesinde ve sonrasında y ine döküldü. Her topu geciktirerek oyuna sokuyor atak bayılıyor’. Oysa Hasan bir değer bir tek kendi bilmiyor!

Galatasaray, Bükreş’e giderken çok gol attı, umut sattı.
Hatalar rafa kalktı.
Buna da şükür, zira beterin beteri var...
Anladın sen onu...
 
OSMAN TANBURACI
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #118 : 28. Ağustos 2008, 11:18:30 »
Lincoln'ün liderliği!


SKİBBE’yle yaptığım röportajda, kendisine şöyle bir soru sormuştum; Siz bu takımın orkestra şefisiniz. Sizi faaliyete götürecek enstrümanlarınız yeterli mi?

"Hiç merak etmeyin kısa zaman içinde bu ekip, bizi sevenlere resital verecek" yanıtını vermişti. Günler, haftalar geçti. Beklenen olay hala gerçekleşmedi. Üstelik resital sunulacak en önemli sınav da Steaua önünde Şampiyonlar Ligi vizesi almaktı. Skibbe dahil tüm saz ekibi sınıfta kaldı.

Hatta, birçok yıldızı olmasına rağmen... Bir de takımda lider vasıflarına sahip olduğunu zanneden bir vardı; o da Lincoln’dü. Nedir senin derdin kardeşim? Brezilyalı, Mevlam misali çıkıyor sahaya, "nasıl oynarsam oynayayım" diyor. Ne sorumluluğu, ne ağırlığı var. Sözün özü, hiçbir şey yok.

Eğer kendini "lider" görüyorsan, böyle maçlarda çıkıp liderliğini konuşturacaksın.

Eski tas eski hamam

Aslında Galatasaray, Steaua karşısında oyuna iyi başlamıştı. Oyunun kontrolünü ele geçirmek için istekliydi. "İşler iyi gidecek" diye düşünürken, birden direğe takıldık. Ah o direk yok mu?.. Hani, Kewell’ın vurduğu ve korkulağa çarpar gibi geri dönen o top... Bu durum üzerine ben dahil birçok kişi tur için umutlanmıştık. Ama ne yazık ki olmadı. İşte o andan sonra da işler ters döndü. Galatasaray’ın dirilişe geçeceği anda Steaua Bükreş oyunu forse etmeye başladı. Gerçi onların da bir topu direkten döndü. Ama bu durum onları ateşledi.

İki takımı izlediğim iki maç sonrası teraziye koyduğumda, aralarında çok fark olduğunu gördüm. Birincisi, Steaua Bükreş makine gibi işliyor, modern futbolun bütün felsefelerini yerine getiriyor. Bir kapanıyor, bir açılıyor. Akardion misali. Galatasaray ise eski tas eski hamam havasında. Karşımızda modern futbolun gerektirdiklerinin hiçbirini yapamayan Galatasaray var. Ne bir önlem alma var ne de başka bir şey.

Hakem hiç affetmedi

Sen bu mantaliteyle böyle bir takımı nasıl açarsın kardeşim? Şampiyonlar Ligi ön elemeleri kuralarında Steaua Bükreş çıktığı zaman adeta bayram etmiştik. "Tam bize göre, bu takımı eleriz" diye söylenmiştik. Meğerse hayal kurmuşuz. Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nden elenmesi zarar mı zarar. Gelecek paralar havaya uçtu.

Servet diye sağlam bir adamımız var dedik, ama rakip hücum elemanları arkasına öyle bir sarkıyor ki, yakala yakalayabiliyorsan. Tobias Linderoth, ise aylarca topa dokunmadı. 90 dakikayı çıkaracak gücü yok. Ama Skibbe onu ilk 11’de sağbekte sahaya sürdü. Gerçi maçın ilk bölümünde biraz iyiydi, ikinci devrede ise silikti.

Maçın hakemine gelince... İtalyan hakemin hiç affı yoktu. Ne el hareketlerine ne de itirazlara aman vermeyerek anında sarı kartı yapıştı. İstanbul’da 2-2 biten maç sonrası yazımın başlığı "elveda" idi.


İlhan söyler / http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9764143.asp?yazarid=59&gid=61&sz=27415

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #119 : 28. Ağustos 2008, 11:21:31 »
ÇOK sıradan bir takım olan ve göreceksiniz Şampiyonlar Ligi’nde esamesi okunmayacak Steaua’nun Galatasaray’ı ezmesine şaşırmamak lazım.

Çünkü Galatasaray’ın saha kenarındaki teknik direktörü Skibbe, ilk maçta oynadığı büyük kumarla Şampiyonlar Ligi’ni ve yaklaşık 15 milyon Euro’yu kaybettirdi G.Saray’a. Rumen-İtalyan dostluğu zaten hep bilinir. 57. dakikada Nicolita’nın bariz ofsayt pozisyonunda ağlara gönderdiği topa, yan hakem bayrak kaldırmayınca işi bitti G.Saray’ın.

Aslında, oyuna başlarken planı doğruydu Galatasaray’ın. Kontrollü oynamak, gol yememek, Avrupa Şampiyonası finallerindeki A Milli Takım gibi sabretmek. Felsefe buydu.

Bunu ilk yarı önemli ölçüde başardı. Fakat gole ihtiyacı olan ve kazanması gereken Galatasaray’dı. Steaua, çok sinsi bir planla bekledi. Galatasaray’ın zaten tempolu ve uzun oynayacak ne oyun kurgusu ne de adamları vardı. Lincoln yavaş, Kewell hazır değil, Arda sağda pasif, solu arayan bir görüntü içindeydi. Bu takımda Kewell, Lincoln ve Arda aynı anda forma giyemez bence. Servet ve Meira ikilisinin uyumu yok.

Sıkıntı sistemde

İki hızlı adam Mayro ve Arthuro, hallaç pamuğu gibi attı bu bölgeyi. Dün Ayhan ve Mehmet Topal hem top çalmada hem pas yapmada Galatasaray’ın ofans gücünü negatif etkiledi. Zaten ağır oynayan orta saha Steaua ceza sahasına gidemedi. Baros da bu takıma ilaç olamaz.

Ne de Skibbe! Sıcaklığı, babalığı tamam da hocalığı ne olacak? Sıradan bir takım Steaua. Çok basit ve hızlı ayağa pasla ve de ani çıkışlarla Galatasaray gibi külçe ağırlığında bir defansın arkasına kolayca sarktılar.

İki direkten dönen top vardı. Maçın başında Kewell’ın Nonda’nın pasına yaptığı hamledeki vuruş ustalığında top direkten gelirken, Galatasaray şanssızdı. Bu, gol olsaydı Galatasaray turu geçebilir miydi?


İlker Yasin / http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9764144.asp?yazarid=98&gid=61&sz=27415


fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #120 : 28. Ağustos 2008, 11:24:32 »
Steaua'nın büyüsü G.Saray'ı yuttu. Nedir bu büyü? 2006-2007 sezonu Steaua, Standart Liege deplasmanından 2-2'lik skorla dönüyor, evinde turu geçiyor. 2007-2008 sezonu Steaua Belarus'un Borisov takımıyla deplasmanda 22 kalıyor yine evinde turu geçiyor. Steaua aynı akibeti G.Saray'a da yaşattı, İstanbul'dan 2-2 ile dönüp evinde kazandı ve Şampiyonlar Ligi'ne girdi. G.Saray'ı Şampiyonlar Ligi ön elemelerinde eleyen ilk takım oldu Steaua.
Oysa Steaua kuradan çıktığında G.Saray yönetimi "Bundan iyisi olamaz" demişti. Hatta "Kesin eleriz" diye avuçlarını erken kaşıyanlar bile vardı. Ama evdeki hesaplar İstanbul'da şaştı; sonra da Bükreş'te iflas etti. Bence bu elenmeyle Skibbe de iflas etti. G.Saray'a galibiyet gereken maçta Skibbe'nin çift forvet oynatmaması korkaklıktı. Tek forvet Nonda da Steaua savunması arasında zavallıları oynadı. Galatasaray golü yedi. Skibbe Ümit Karan'ı oyuna aldı. Skibbe centilmen olabilir, efendi olabilir ama çapı G.Saray'ı yönetmeye yetmez. Yönetim Skibbe ile yola devam ederse G.Saray bir Saftig faciası daha yaşar.

G.SARAY TEMPOSUZDU
Steaua ile evinde oynamak ateşten gömlek. Çünkü çok çirkin, çok çılgın bir seyircisi var. Hiç susmuyorlar, top rakibe geçtiğinde ıslık tufanı estiriyorlar, maçı takımları ile birlikte yaşıyor ve oynuyorlar.
İlk yarı başabaş oynanmasına Steaua göz yömdü. Rumenler G.Saray'ın orta alanda ayağa pas oynamasına izin verirken Arda ve Kewell'ı kanatlara indirmedi. Steaua takım savunmasının nasıl yapılacağını G.Saray'a gösterdi. KewellArda ikilisi sürekli yer değiştirmelerine rağmen tek orta yapamadı çünkü Steaua kanatlarda en az iki kişi ile bastı. G.Saray'ın temposuz oynaması ve hücuma çabuk çıkamaması Steaua'nun ekmeğine yağ sürdü.

HEZİMET BİLE YAŞARDI!
İkinci yarı seyircinin sesini yükseltmesi ile vites büyüten Steaua, G.Saray'ı perişan etti. Steaua forvetleri hızlı hücumlarla adeta G.Saray kalesini dövdü. Golden sonra şuurunu kaybeden G.Saray'lı oyuncuların hali perişandı. Eğer Moreno, Artur, Nikolita son vuruşlarda acele etmeseydi G.Saray Bükreş'te unutamayacağı bir hezimet yaşardı.
Steaua'lı futbolcular yüreklerini koyarak oynarken Skibbe'li G.Saray lejyonerler ordusunu andırıyordu.

Levent Tüzemen / http://www.sabah.com.tr/tuzemen.html

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #121 : 28. Ağustos 2008, 11:26:21 »
G.Saray sadece Şampiyonlar Ligi'ni kaybetmedi; belki de Skibbe'yi kaybetti. Galatasaray sadece milyonlarca euro kaybetmedi; belki de yeni gelen transferlerin karizmaları çizildi.
Geçen sezonki Galatasaray ile bu yılki Galatasaray'a bakıyoruz; en önemli fark ceza alanı içi. Dün gece Galatasaray ataklarında neredeyse bir, hadi bilemediniz iki oyuncu hücum bölgesindeydi. Hücumda fazla adamla mücadele etmek için ille de çift santrforla oynamaya gerek yok. Nonda gibi ileriye tek santrfor koyuyorsanız arkasında oynayan oyuncular hücumda sürekli çoğalmalılar. Ama dün gece bakıyoruz ki ne Kewell ne Arda ne de Linderoth bunları yapamadılar.
Koskoca Galatasaray rakip kaleye bir şut atamadı. Şut atmıyorsunuz, kanatlardan sıfıra inemiyorsunuz. O halde maçı nasıl kazanacaksınız.

ÖN LİBERO DEMEK...
Dün gece de böyle oldu. Maçın hemen başlarında Kewell'ın direkten dönen şutu hariç Galatasaray'ın tek pozisyonu yok. Üstelik geriden şişirme toplara da bir tek Nonda kafa vurmaya çalıştı ama Steaua defansı duvar gibi... Neredeyse tüm hava toplarını aldılar.
Mehmet Topal iyi değildi. Ayhan da öyle... Çok fazla kendi defanslarına yakın oynuyorlar. Adeta işin kolayına kaçıyorlar. Ön libero demek, sadece savunma görevi yapmak değildir. Hücumda da gerekli organizasyonları yapıp ileri çıkabilmektir. Linderoth ve Hakan Balta sadece savunma özellikleri iyi olan futbolcular. Kanatlardan bindirseler de yetenekleri kısıtlı olduğu için hücum yönleri sürekli aksıyor.

GOL AÇIK OFSAYTTI
Dedik ya, Galatasaray dün gece çok şey kaybetti. Oynayan hiçbir oyuncunuz vasatı bulamazsa hakem kararları da aleyhinize oluyor. Tıpkı Galatasaray'ın dün gece yediği ilk goldeki önemli hakem hatası gibi. Maçı genelde objektif yönetmeye çalışan İtalyan hakem, yardımcısının açık bir ofsaytı görememesi nedeniyle skoru etkiledi.
Ama dün gece Galatasaray öyle kötü oynadı ki, hakemler bu ofsaytı doğru görseler bile gol atacak bir görüntüyü maçın hiçbir dakikasında sergileyemedi.


Ahmet Çakar / http://www.sabah.com.tr/cakar.html

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #122 : 28. Ağustos 2008, 14:37:52 »
Yetmedi işte

Ligde Denizlispor karşısında alınan 4-1'lik galibiyet skor açısından yüz güldürse de kamuoyunda genel görüş ortaya konan futbolun deplasmandaki Steaua Bükreş maçında Galatasaray'a yetmeyeceği yönündeydi. Bu görüşe kısmen de olsa katılmamak elde değildi. Mali problemler yaşayan ve sahaya genç oyunculardan kurulu bir kadro ile çıkan Denizlispor önünde bile "sahanın hakimi benim" hissi uyandıramayan Galatasaray, "yalancı farkı" ancak rakibin gardının düştüğü son anlarda bulmuştu. Yani; 90 dakikanın tamamına bakıldığında futbolu "işte Galatasaray bu" dedirtecek türden değildi. O maçın üzerinden geçen 3 günde Galatasaray'da çok şeyin değişmesini beklemek elbette doğru değildi. Nitekim sarı-kırmızılı ekip Bükreş'te Denizlispor maçına oranla biraz daha hareketli görünse de bu artısı çok sıkı bir takım görünümü veren Steaua'nın son dakikaya kadar devam eden baskısı ile eridi gitti. Duran topları kullanmanın ötesinde "yıldız" tarafını gösterecek bir hamlesine tanık olamadığımız Lincoln, "ben yorgunum arkadaş, çok şey beklemeyin" edasındaki Arda, "asist yoksa ben de yokum, işte o kadar" türküsünü bestelemekle meşgul Nonda... İşte bu takımın dün gece en çok şey beklediği dörtlüden üçünün Steaua önündeki hali...

Ofsayta rağmen!
Ya dördüncüsü Kewell'a ne demeli? Kalitesini konuşturmaya çalıştıysa da lisanını çözecek birine rastlayamayınca onun gayretleri de saman alevi olmaktan öteye geçemedi. Yazik ki maçın büyük bölümünde sahanın hakimi olan, "rakibe nefes aldırmama" felsefesini mücadelenin her anında hissettiren ve 1-0'lık skorla tura çok yakın olmasına rağmen son 10 dakika içinde Moreno ile 2 net pozisyon yakalayan Steaua'nın turu hak etmediğini söyleyemeyeceğiz. Nicolita ile buldukları gol bariz ofsayt olsa bile...

YAŞAR YALÇIN

fotomaç
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #123 : 28. Ağustos 2008, 14:38:49 »
Yazık!

Galatasaray'a gerçekten yazık. Yapılan onca yatırıma, alınan onca futbolcuya, beslenen onca ümide yazık. Skibbe ile ilgili eleştiriler yaptığımızda pek çok kişi bize kızdı. "Erken değil mi?" dediler. Erken değil... Şampiyonlar Ligi vizesini stajyer bir antrenör yüzünden kaybetmek kadar acı bir şey yok. "Madem o kadar güveniyordun, kendi evinde banko oynattığın Emre Aşık sağ bek olmadığı bir gün sahada neden yok?" sorusunun bu saatte bir anlamı kalmıyor. Belli oluyor ki sahaya takımın başında Skibbe çıkıyor ama takımı kuran başkaları. Daha az eleştirilme üzerine kurgulanmış bir futbol mantığı ile karşı karşıyayız. Maç eksiği olan Linderoth sağ bek... Breh breh breh... Müthiş bir buluş bu. Şapkadan tavşan çıkaran müthiş teknik direktör. Steaua o taraftan o kadar rahat geldi ki, son 15 dakikada skor beş farka gelmediyse tek sebebi rakibin laubaliliğiydi. 10 numaralı Steaua oyuncusu resmen maçın yıldızı oldu.

Skibbe hediye etti
Bu tur ilk maçta kaybedilmişti zaten. Oradaki büyük hatalar bugünkü yıkımın sebepleri. Karşıda çıkabilecek en iyi rakiplerden biri bile olsa son yıllarda istikrarlı bir şekilde Avrupa başarısı yakalayan bir takım vardı. Evinde beş stoperli muhteşem kurgunun mucidi Skibbe, turu resmen Rumenlere hediye etti. Ön elemelerin hiç elenmeyen takımı, stajyer Skibbe'nin marifetiyle ilk kez elendi. Milan Baros transferinin havası bu sonuç ile resmen söndü. Ne var yani, Süper Lig'de yeniden şampiyon olursun, Fortis Kupası'nı tekrar kazanırsın, Şampiyonlar Ligi'nde olmadıktan sonra... Gerçi amorti olarak UEFA kupası var ama Şampiyonlar Ligi daha çok yakışmaz mıydı? Yazık.... Hem de çok yazık...


ŞÜKRÜ KANBER

fotomaç
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #124 : 28. Ağustos 2008, 14:39:43 »
Fatura Skibbe'ye

Ben bugün yönetici olsam kimse kusura bakmasın Skibbe'nin biletini maç bitimi itibarıyla Bükreş'te keserdim acımadan, göz yaşına bakmadan. Sadece Alman hoca mı, yardımcısı Ümit Davala da faturanın yarısını üstlenmeli. Skibbe'nin ilk maçta çıkardığı kadroya ses çıkarmadığı, çıkardıysa da sözünü geçiremediği ya da kararı protesto etmediği için. G.Saray ilk maçta Skibbe'nin araştırmadan aklını kullanmadan sahaya sürdüğü yanlış kadro yüzünden prestijin ötesinde en az 10 milyon euro da kaybetti. Sarı-kırmlızılı yönetimde 'ucuz etin yahnisi bol olur' kıvamında tercih ettiği ucuz teknik adam yüzünden karizmayı çizdirdi. G.Saray artık UEFA şansını deneyecek. Maçı kritize etmenin bu aşamada bir anlamı yok. Aslında sahaya çıkan 11 ideal onbir. G.Saray'a Şampiyonlar Ligi katılımı için sadece yemeden atacağı bir gol yetecekti. Ama olmadı, aslında takım çok çalıştı, Linderoth sağ bekte inanılmaz performans gösterdi. Arda ve Kewell sürekli kanat değiştirip rakip savunmayı beynini döndürdü. Maçın ilk dakikalarında Nonda'nın indirdiği topa Kewell'ın vuruşunda top direkte patlamayıp filelerle buluşsa Skibbe'ye rağmen sevinen G.Saray olacaktı. Aslında Bükreş'te oynamadı, attığı tek golle de turunu garantiye aldı.

G.Saray'a yakışmadı
G.Saray'ın elinde sadece UEFA kozu kaldı. Bu kupanın 2000'de sahibi olan sarı-kırmızılıların Baros'lu, Kewell'lı, Nonda'lı Arda'lı, Meira'lı kadro ile hatırı sayılır başarılar elde edeceğinden eminim ama kaçan balık büyük olur misali doğrusu bu kadar basit elenmeyi de G.Saray'a yakıştıramıyorum. Yönetime tekrar sesleniyorum eğer maliyeti 2 milyon euro'luk Michael Skibbe'nin bu başarısızlığı görmezden gelirseniz onu yüreklendirirseniz yıllar sonra 30 milyon euro harcayıp oluşturduğunuz bu kaliteli takıma yazık etmiş olursunuz, benden söylemesi.


ZAFER ERTEM

fotomac
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #125 : 28. Ağustos 2008, 14:40:43 »
Olmadı

Doğrusunu isterseniz herkes bu işin olacağına inanmış ve Galatasaray, Rumen rakibini mağlup eder ve finalere kalır diye düşünülmüştü. Dedik ya olmadı. Olması da zordu. Bir kere Galatasaray, Rumen rakibini yenecek bir takım görüntüsünde değildi. İstemek yapmanın yarısı olduğuna göre, Galatasaray'da bu da yoktu. Eğer Cimbom'a bu maç için yıldız vermek gerekirse bence 2.5 yıldızdan fazlasını almazdı. Linderoth, beke nerden çıktı diye düşünmeyin. Alman teknik adam Skibe, umulmadık şeyler yapmayı seven bir yapıya sahip. Orada oyuna Barış ile başlasa sağ taraftaki ağırlık ortadan kalkar, süratli Barış oyunu çok değiştirirdi. Linderoth, santra çizgisini geçmeden Galatasaray'ın sahasında oyunu idare etti. Pas yüzdesi düşüktü. Bir de bek, onun yeri değildi. Servet ve Maira'nın uyumsuzluğu devam ediyor. Nasıl çözülecek bilmiyorum. Hakan Balta'nın durgunluğu ise bana garip geldi. Arda, hiç oyunda yoktu. Lincoln'ün çalışması vasattı. Topal, tek aklı başında futbolcuydu. Kewell, ilk dakikalarda inanılmaz bir gole imza atacaktı. Vurdu ama direk, "Olmaz" dedi. Genelde Kewell çok çalmıştı ama bir yerde olmadı.

Gol kesin ofsayttı
Lincoln, toparlanamıyor. Nonda, istediği topların hiçbirisini alamadı. Bütün bunlar dışında oyuna giren Hasan'ın maçta değil hâlâ değişmeyen kafasıyla tribündeki Rumenlerle kavga etmek istemesi hem üzücü hem de şaşırtıcıydı. Ama merak konum, kulübede Barış dururken, Aydın'ın oyuna niye girdiğiydi. Galatasaray'ın bir topu direkten döndü. Aynı şekilde Rumenlerin de. Gelelim maçın kırılma anına. Galatasaray'ın yediği gol ofsaytı. Hakem herhalde gözleri bozuk olacak ki bu kadar net bir ofsaytı göremedi. Hakemlerin aldığı bu hatalı karar Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'ne kalamamasıyla noktalandı. Birkaç lafım da Aykut'a olacak. Hatalı pozisyonları televizyonda seyret ne kadar kötü olduğunu göreceksin.


İSMET TONGO

fotomac
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #126 : 28. Ağustos 2008, 14:41:27 »
Elde var hüzün

Bu maçı hakeme yazsın futbol ulemaları. Yalnız bir şey var ki Hasan Şaş'ın o saha kenarı hiddetini çok anlıyorum ve hak veriyorum. Demiştim ya o gözlerini devire devire, kendini yiye yiye oynayacaktı usta. Ustaların maçı olacaktı bu karşılaşma. Skibbe eğer kariyerinde erken bitmiş bir serüven yaşayacaksa ustalarla kopartabileceği bir maçta yanlış kadro kurmak yüzünden yaşayacak. Sakatlığı şu kadar sürmüş Linderoth'la başla Barış bir kenarda dursun, bu maç için fizik olarak eksik kalacağı her halinden belli olan Ayhan ve Lincoln'le başla Ümit Karan ve Hasan Şaş kenarda otursun Bir omurgasızlık yapmayayım. Girmeyeyim şu kadronun oluşumuna diyorum, ne elimi ne dilimi tutabiliyorum. Hasan'ın taç atışı için sahaya keyfiyetten atılan o topu geldiği yere şutlaması da sonra o bıçak gibi parmaklarını o topu "g..ünü yiim" ayağına sahaya atanlara çevirmesi boşuna değil. Çünkü Galatasaray'da Skibbe'nin göremediği bir şeyler var. Bir yeri düzelttiğimizi düşünürken bir yerden falso veriyoruz. Deneyemeyeceğimiz ya da üzerinden es geçemeyeceğimiz, tartışamayacağımız tek yer orta sahaydı. Galatasaray tepeden tırnağa hasduruşlu topçularla, cevval adamlarla kurulacak bir orta saha olarak tanımlanabilir ancak. Göbekte Lincoln ve Ayhan'la ise ancak bu kadar olabilirdi.

Rahat geçerdik
Ancaak... İlk beşte o güzel eğimiyle Kewell'ın ayağına oturan o top direğin üst kısmına değil de hafif bir alçalmayla alt kısmına değseydi altın bir vuruş izleyecektik daha üçüncü maçında Avustralyalı yıldızın. O çizik şimdi Şampiyonlar Ligi rüyamızın ta derininde duruyor. Bir şey var ki katlaya katlaya geçebileceğimiz bir takıma yenildik. Turuncu devrimdi Galatasaray. Ve devrim tarih bilmecesinin çözümünü arar. Heyhat! Elde var hüzün!!!


HAKAN DİLEK

fotomac
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #127 : 28. Ağustos 2008, 14:46:13 »
Kayıp büyük


Galatasaray kendi evinde avantajı Steaua'ya kaptırmıştı. Nedir peki kendi evinde avantaj? Seyirci baskısı kurmak, hakemi etki altına almak vs... İşte Galatasaray'ı yıkan gol de böyle oldu. Nicolita'nın pozisyonu kesinlikle ofsayttı. Hiç bir hakem bu ofsaytı Ali Sami Yen'de es geçemezdi. Galatasaray'ın rakibine nazaran daha kaliteli bir takım olduğu gerçek. Ama yıldızlar, yıldız gibi oynamazlarsa bu kalite ancak kağıt üzerinde kalır. Bu da yeterli olmuyor... Kewell, Arda, Nonda bir nebze mücadele ettiler, bir şeyler yapmaya çalıştılar. Ama Lincoln bir iki korner atışı dışında piyasada yoktu. Bu maç çok net olarak gösterdi ki Lincoln'ün yıldızlığı falan kalmamış.


***

Maçın kadrosu için bir şey söylemek doğru değil. Kim olsa bundan farklı bir 11 yapmazdı. Sağ bekte Barış'ın yerine Linderoth tercihi doğru. Teknik Direktör Michael Skibbe'nin maçı döndürmek için Ali Sami Yen'de şansı vardı ama burada çok fazla alternatifi olduğu söylenemez. Belki daha önce risk alabilir Ümit Karan ve Hasan Şaş'ı oyuna daha erken sokabilirdi ama bu oyuncuların da sakat oldukları bir gerçek. Steaua Bükreş aslında ilk maçtaki skor avantajı nedeniyle stresliydi. Ama Galatasaray tempoyu yeterince artıramadı, onları daha da baskı altına sokamadı. Galatasaray'ın turu dün akşam değil İstanbul'da kaybettiği de bir gerçek. İstanbul'da istediği skoru elde etse kesinlikle bu takıma elenmezdi. Şampiyonlar Ligi'ne kalamamak büyük hüsran. Galatasaray'da maddi-manevi kayıp büyük... 


CÜNEYT TANMAN
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray