LEVENT TÜZEMEN: G.SARAY HAK ETTİ (SABAH)
Lincoln'ün yokluğunda Galatasaray, şikebahçe'ye karşı iki forvetle dikildi. İlk 45 dakikada Galatasaray'ın "Avrupalı ruhu" sahadaydı. Zihinsel olarak derbiye yeterince hazırlanmayan şikebahçe'nin tek ciddi pozisyonu olmadı. Çünkü Galatasaraylı oyuncular sahanın her yerinde pres yaptı, rakibe top kullanacak boş alan bırakmadı.
4'te 4 yapan Cevat hocanın bu başarısını alkışlamak gerekir. Galatasaray derbide takım disiplininden taviz vermedi. Savunmada Servet-Emre ikilisi yürekleriyle oynadı. Balta ile Topal kritik pozisyonlarda çok iyi kademeye girdi. Sonuçta "Hocası yok" denilen Galatasaray yüreğini koyarak oynadığı derbiyi hak ederek kazandı. Galatasaray için; deplasmandaki Sivas maçını oynamadan "Şampiyon oldu" demek hata olur. En büyük tehlike rehavettir.
BÜLENT TULUN: ŞAMPİYON GİBİ (FOTOMAÇ)
Maçtan bir gün evvel Lincoln'ün sakatlanması aslında kimseyi şaşırtmamıştı. Çünkü kendisine ihtiyaç olan hiçbir maçta arkadaş sahneye çıkamamıştı. Ama diğer taraftan Lincoln'ün olmayışı G.Saray için büyük bir avantaj haline dönüştü. Etkisiz bir Lincoln ve tek santrfor yerine yerine Galatasaray etkili iki santrforla çıktı. 90 dakika boyunca sahada istekli bir Galatasaray vardı. İlk yarı skorunun 1-0 yerine 3-0 olması gerekirdi.
Artık G.Saray'ın bir beraberlik lüksü de var. Bundan sonra bir sürpriz olacağını sanmıyorum. Bu kriz döneminde takımının başında dimdik duran Cevat, Nezih ve Burak hocaya büyük birer ödül vermek lazım.
ZAFER ERTEM: HAYAT ONDA! (FOTOMAÇ)
Her iki takım için de olmak ya da olmamak maçıydı. Zorlu derbinin favorisi F.Bahçe, saha avantajı G.Saray'ındı. F.Bahçe çok alternatifli kadro ile zor derbiye çıkarken, G.Saray'da Lincoln'ün bir gece önce sakatlanıp takımını yanlız bırakması alternatifsiz kadroya mahkum olan G.Saray'ı daha da çaresiz bıraktı.
İşin ilginci maça konuk olarak gelen ve teknik direktör olduğu dönemlerde Nonda'yı kulübeye hapsederek futbolu unutmasına neden olan Kalli'nin Nonda'nın golü sonrasında ayağa kalkıp sevinmesiydi. İkinci yarının ilk çeyreğinde F.Bahçe iyi yüklendi G.Saray kalesine. Daha iyi ayağa pas yapınca G.Saray bir süre F.Bahçe'yi izlemeyi tercih etti. Bu arada Cevat Güler'in ilk değişikliğini Nonda'yı çıkarıp Hakan Şükür'ü oyuna alarak yapmasının hangi mantığa uyduğunu merak ediyorum. Dünya derbisini favori kaybetti. G.Saray, hakem Aydınus'a rağmen kazandı. Sahanın yıldızı Sabri'ydi. G.Saray hırslıydı, istekliydi. İstediği için koltuğu kaptı, inanıyorum ki istediği için de şampiyon olacak.
Buraya getirirsen
RIDVAN DİLMEN / MİLLİYET
Rotasyon motasyon diyerek, Zico’nun “suçlu benim”, “ben hata yaptım”, “her gün bir şey daha öğreneceğim” demeçleri birbirini takip ederek bu maça kadar geldi şikebahçe. Ama unutulan birşey vardı. Ali Sami Yen’e puan puana çıkmak o kadar da kolay değildi.
Ligin bitimine 5-6 hafta kala Galatasaray yönetimi doğru bir seçim yapmış, Teknik Direktör Feldkamp’ı göndererek doğru oynamaya başlamıştı. Bir hafta önce de Belediye önünde tek forvet, arkasında Lincoln ile oynamış, Lincoln sakatlanınca teknik heyet sistemde fazla oynama yapmadan çift forvetle sahaya çıkmıştı. Tipik 4-4-2 düzeni. Yani Sevilla gibi. Ama Sevilla karşısındaki o arzulu şikebahçe sahada yoktu. Galatasaray arzu ve iştah olarak üst seviyeye çıkarken, rakibine göre daha iyi oynadı, maçı fazlasıyla hak etti.
Hak ettiler
Her iki yarı da oyunun son 10 dakikası hariç Galatasaray ağırlıklı oynandı. Son 10 dakika şikebahçe baskı kurmak istedi ancak Galatasaraylı oyuncular rakiplerinin yüzünü kaleye döndürmedi.
şikebahçe takımında bireysel anlamda iyi oynayan bir kişi bile yoktu. Herkes vasatın altındaydı. Çok iyi işlere imza atan teknik heyet son on dakika ciddi bir hata yaptı ve anlamsız şekilde Song’u oyuna aldı. Bu durum şikebahçe’nin işine geldi. Ama gol pozisyonu üretemedi.
Galatasaray taktiksel anlamda kusursuzdu. Dört çizgi orta saha oyuncusu rakibin kanatlarını çok iyi durdurdu. Burada bütün iş Maldonado’ya düşüyordu. Ancak o her zaman olduğu gibi Lugano ile Edu’nun arasında dolaştı. Galatasaray ev sahibi olmanın da avantajıyla şikebahçe’nin en iyi yaptığı hazırlık paslarını tatlı faullerle kesti ve organizasyona izin vermedi.
İki hafta daha olmasına rağmen Galatasaray bu sonuçla yüzde 90 şampiyonluğa ulaştı diyebiliriz.
Favori kazandı
MEHMET DEMİRKOL / MİLLİYET
Galatasaray, kupa maçlarında ezberlediği oyunla sahadaydı. Bu oyuna kağıt üzerinde 4-4-2 denebilir. Ama Ümit’in kanatlara kaçışıyla, Arda’nın öne çıkışıyla 4-3-3/4-5-1 varyasyonuna yakın bir oyunla şikebahçe’ye önde bastılar. Zico’nun da oyuncu ve diziliş tercihlerinin etkisiyle, rakibi durdurup istedikleri gibi oynadılar. Eksik kalan, oyun hızı ve şikebahçe’nin büyük boşluklar bıraktığı ters kanada top atamayışlarıydı. Bunu yapabilseler girdiklerinden çok daha fazla ve net pozisyon bulabilirlerdi.
Zico 4-3-2-1 (noel ağacı) dizilişini artık resmileştirmiş görünüyor. Kezman’ın arkasında Deivid ve Alex duruyor. Onları Kazım, Maldonado ve Marco üçlüsü tamamlıyor. Ancak bu oyun önde basan rakiplere karşı kopuyor, çok zayıf kalıyor. Kezman, Alex ve Devid. Kazım ve Marco hücuma yakın duruyor ve takımdan uzaklaşıyor. Hücum üçlüsü savunma sıkıştığında atılan uzun topları da alamıyor. Böylece tamamen oyun dışı kaldılar.
Önünde geriye gelmeyen Kazım olunca Gökhan ya savunmaya mahkum kaldı, ya da çıktığında şikebahçe savunması eksik oldu öte yandan. Lugano ve Edu’ya ekstra yük bindi. Uğur’a yardım edilmemesinin de sonucu aynı oldu.
Sonuçta, şikebahçe beşli bir savunma ve beşli bir hücum takımı oluyor. Galatasaray’da ise 10 kişilik bir takım var. Biliyoruz ki sadece alan savunmasını değil, alan oyununu iyi oynayan oyuncu kalitesi ne olursa olsun öndedir. Öyle de oldu zaten. Buna Lugano ve Volkan’ın sakat sakat oynayışını ekleyin. Zaten dengesiz olan şikebahçe bu sakatlıklarla dörde bir üstün bir pozisyonda Nonda’dan gol yedi. Zihnen ve takım olarak alan oyunundan koparsanız işiniz zordur. Galatasaray, şikebahçe’nin bu sıkıntısını 3 maçtır çok iyi kullanıyor.
Sarı-lacivertliler, Chelsea’nin özellikle Londra’da böyle oynamayışına, önde basmayışına dua etmeliler. Ya da rakibin Liverpool olmayışına...
Tabii iyi takımlar rakiplerinden ve oyunlarından etkilenmezler. Galatasaray bunu yapamadı. İkinci yarıda anlamsızca geri çekildiler ve onlar da şikebahçe’ye uyup koptular birbirlerinden. Basit bir kontra oyununa yattılar. Bu şikebahçe’yi bildik anlamda hareketlendirmedi belki. Ama ara sıra da olsa daha kalabalık gelebildiler rakip kaleye. Song-Ümit değişikliğinden sonraysa çok daha sık. Halbuki rakibi tamamen sahadan silmişti ev sahibi. Teknik direktörsüzlüğün sıkıntısını çekerek bir zafer kazandılar.
şikebahçe ise teknik adam performansının çok kötü oluşuna hiçbir oyuncunun isyan etmeyişiyle kaybetti.
Galatasaray bir teknik deha arasa da kazandı.
şikebahçe, bir Tuncay’ı olmayışından kaybetti.
Galatasaray oynatmadı
Geriye bayram ve sorular kaldı
MUSTAFA DENİZLİ / MİLLİYET
Galatasaray - şikebahçe maçını dünya derbileri arasında gösteriyoruz. Fakat stada gidişimiz bir zorluklar zinciri, çıkışımız ise tam bir felaket! Kaldı ki, Ali Sami Yen’in seyirci kapasitesi de düştü. Buna rağmen derbide bu zorluklar yaşanıyor.
Evet heyecana, ilgiye bakarsanız gerçekten dünya derbileri arasında gösterebiliriz. Peki dünya derbilerinde bu çizgide bir futbol bulabilir miyiz? Bu çok zor. Esasında bunu da normal karşılamak lazım. Belki bir sezonun bütün emekleri geldi, bir maça kilitledi.
şikebahçe sahaya Maldonado ile çıkınca az da olsa oyunun neler gösterebileceği kafanızda canlanıyor. şikebahçe gerçekten maçı kazanacak bir şey yapmadı. Birkaç kişi büyük mücadelenin içinde olduysa bu, bir derbiyi kazanmak için yeterli değildir. Nitekim yetmedi de.
Yıllarca bu derbileri yaşayan, böyle maçlarda görev yapan bir insan olarak birincisi statta hem küfür hem yabancı madde olarak geçmiş senelerden çok daha güzel bir görüntü vardı. Hakikaten bu durum maçın en güzel taraflarından biriydi. Oyunun başındaki taşkınlıktan da çabuk vazgeçildi.
Galatasaray derbiyi kazanmak için her şeyi yaptı. Bu maçlarda kulübeler çok önemlidir demiştik. Galatasaray kazandı, ancak bana göre şikebahçe’den kötü değişiklikler yaptı sarı-kırmızılı kulübe. Birincisi Hakan Şükür girmeden önce oyundan ilk düşünlerden birisi Arda’ydı. Burası Volkan’la takviye edilebilirdi, ama bu tercih edilmedi. Nonda hem fizik hem moral olarak sahada var olan bir futbolcuydu. Bu değişiklik niye yapıldı anlamak mümkün değil.
Amatörce bir diziliş
Galatasaray’a galibiyeti getirenlerin başında Emre, Ümit Karan, Servet, Barış, Ayhan ve Mehmet Topal vardı. Hakan Balta da onlara ayak uydurdu. Kısacası Galatasaray’da kötü oynayan yoktu. şikebahçe’de kim iyiydi diye soracak olursak, hakikaten bir iki tane mücadele eden ve bunun yanında kötü gözüken Kezman, biraz Edu ve biraz Gökhan’dan başka kimse oyunda etkili değildi. Orta saha yok gibiydi. Peki niye yoktu? Maldonado ve Alex yok. Bunlar yok olunca, Aurelio da yok. Zaten olağanüstü büyük bir hata maçın sonucunu belirledi. Bu gol belki sadece sonucu değil, şampiyonu da belirledi.
İlk yarıda 2-3 tane dikkat çeken pozisyon oldu. Rakip takım antrenörleri artık iyi düşünsünler. Oyuncularına, “Galatasaray ataklarında topu kornere vurun. Çünkü kornerleri kullanamıyorlar. Hiç olmazsa dönen toplarla gol pozisyonu yakalayabiliriz” demeliler.
İnanılmaz bir şey bu. Galatasaray kornerlerde bir amatör takımın bile yapmayacağı, garip bir saha dizilişi uyguluyor. Bütün takım ceza sahası içinde, iki kişi dışarıda. Çabuk çıkan bir takım mutlaka gol yapar. Ama şikebahçe bunu yapamadı. Çünkü şikebahçe’de iş yapacak oyuncuların sahadaki varlıkları ile yoklukları belli değildi. Şimdi gözüken o ki Galatasaray, Sivas’tan çıkaracağı bir beraberlikle İstanbul’a şampiyon gibi dönebilir.
Kısacası heyecanı, tansiyonu yüksek, fakat futbol olarak hedeflerden uzak bir derbi, bir şampiyonluk maçıydı. Şunu da eklemek lazım. Volkan kulübeyi sakatlığıyla devamlı tedirgin etti. Kulübe rahat oyuncu değişikliği yapamadı.
G.Saray hak etti
ERMAN TOROĞLU HÜRRİYET
İLK 45 dakikanın tamamında Galatasaray, sahanın her yerinde baskı uyguladı. Topa en yakın olan futbolcu, ne pahasına olursa olsun presi yaptı, bütün arkadaşları da ona yardım etti.
şikebahçe, üst üste ısrarla bu kadar inatçı bir pres beklemiyordu. Zaten sarı lacivertliler bu tarz presi hiç sevmezler. Ve hep beklediler, ne zaman Galatasaray, şikebahçe hücumlarını kendi yarı alanında karşılayacak diye. Ama 45 dakika boyunca sarı kırmızılılar hep rakip yarı alanda ilk baskıyı yaptılar. şikebahçe, ancak iki kere hızlı hücum şansı buldu. Özellikle ilkinde, Ümit Karan, şikebahçe’yi iyi tanıdığı için atabilecekleri bir golün kokusunu aldı ve kendi kale sahasına kadar rakibi kovalayarak topu kornere attı.
Bu şunu gösteriyor; Ümit Karan’ı bir rakip ceza alanında bir de kendi ceza alanında görüyorsunuz. Ve bu oyun isteği, hırsı koca 45 dakika boyunca bütün sarı kırmızılılarda vardı. Nonda, Edu-Lugano ikilisini bozdu. Çünkü, bu oyuncu çok ters yerlere gidiyor ve bu ikilinin istemediği işleri yapıyor. Nitekim buna benzer bir pozisyonda Edu panikleyip, kendi kalecisi Volkan da kendisine faulü yapınca Galatasaray’ın golü geldi.
Zico’nun Lugano’yu alması acaba atılma riski miydi? Yoksa vazifesini yapmaması veya sakatlığı mı? Ama Lugano’nun hareketlerine bakarsanız, sakatlığı oynamasına engel değildi.
Devre arasında bütün soru, Galatasaray’ın bu presini 90 dakika boyunca sürdürebilmesiydi. İkinci yarı başladığında, ilk yarıdaki pres yoktu ama şikebahçe’de de hareket yoktu. şikebahçe belki de bu sezonun en kötü futbolunu oynadı. şikebahçe’de el freni Maldonado sahnedeydi. O, olmayınca Marco da sahnede olmuyor. Ama dönüyorsunuz Galatasaraylı teknik adamlar da şikebahçe’nin ekmeğine yağ sürüyor. Nasıl mı? Nonda’yı oyundan alarak. Bu Nonda’yı 90 dakika oyunda tutsalardı daha önce 2-0, 3-0’lık skoru yakalayıp rahatlarlardı.
Güzel maç oldu
şikebahçe, Galatasaray kalesinde tehlike bile yaratamadı, bir tek Alex’in pozisyonu hariç. Dünkü maç sabaha kadar oynansa, Galatasaray kazanırdı. Sonuna kadar hak ettiler. Galatasaraylılar’ın bir şeyi iyi düşünmeleri lazım. Kalli’nin sevapları ve günahları. Bu takım neden inişli-çıkışlı oldu. Yönetimden mi teknik adamdan mı? Veya takımın içinden mi? Sarı kırmızılılar eğer şampiyon olurlarsa ve kendi içlerindeki çelişkileri görüp, halledemezlerse seneye işleri zor olur. Her şeye rağmen güzel bir maç oldu. Belki kalite yoktu o da normal. Ama kesinlikle de hakem yığılacak bir maç olmadı. Fırat Aydınus, belki önce bir-iki sarı kartı kullanmadı. Teknik açıdan kendini böyle hazırlamış olsa gerek. Ama hiçbir zaman oyunun içine girmedi ve maçın neticesini hakeme yıkmadı.
İsteyen kazandı
AHMET ÇAKIR / ZAMAN
Dev maçla ilgili olarak hafta boyunca bizler konuştuk. Her zaman olduğu gibi gerekenden çok da fazla konuştuk... Oysa gerçek söz sahada söylenecek ve onu da futbolcular yapacaktı... Bütün bir sezonun hesabının bu maçta görülecek oluşu, maçı "yürek dayanmaz" hale getirmişti. Üstelik şampiyon oluyorum derken kendini 3.lükte bulma tehlikesi de kapıdaydı...
İlk 45 dakika bittiğinde, şikebahçe'yi izleyen yorumcu arkadaşlar Sarı Lacivertli takımı bu sezon hiçbir karşılaşmada bu kadar etkisiz görmediklerini söylüyorlardı. Gerçekten de Galatasaray sezonun kaderini belirleyecek maçı kazanmayı rakibinden çok daha fazla istediğini bütün belirtileriyle ortaya koymuştu. Sadece sonuç alma yönünde yeterince becerikli sayılmazdı. Tabii Ümit Karan'ın direkten dönen vuruşunda da talihsizdi. Gerçi ortada hiçbir şey yokken bulunan hazine değerindeki golden sonra talihsizlikten sözetmek de pek doğru olmazdı. Volkan'ın rahatça alabileceği topa Edu da çıkınca Nonda futbol hayatının belki de en önemli golünde topu kafasıyla ağlara itme zahmetine katlandı.
Açıkçası böyle bir maçta nefis bir organizasyon ya da kurşun gibi bir şutla yenecek golden çok daha yıkıcıydı böylesi... Ardından Edu'nun yerini Yasin'e bırakmak zorunda kalması F.Bahçe için iyi bir gece olmayacağını gösterir gibiydi... Galatasaray her yönden daha iyi hazırlanmıştı maça. Sadece saha içinde değil tribünde de güçlüydü Cim Bom. Eski başkanlar ve teknik direktörlerin tribünde yer alışı, başka takımlarda kiralık oyuncuların bile gelip şampiyonluk heyecanını paylaşmaları hiç de yabana atılacak işler değildi.
şikebahçe ikinci yarının başında biraz silkinir gibi oldu ama Sarı Kırmızılı takım buna pabuç bırakmayacağını hemen gösterdi. Peşinden Kazım'ın çıkarılıp Semih'in alınması beklenen bir gelişmeydi. Cevat Güler'in buna Nonda-Hakan Şükür değişikliğiyle karşılık verişi 'uyumuyorum ama yaptığına da aldırmıyorum' demeye benziyordu. Ancak Hakan'ın iyi başlamayışı biraz sıkıntı oldu. Bunun üzerine Ümit Karan'ı çıkarıp Song'u oyuna alışı, Sabri'yi de öne çıkarışı usta işi bir düzenlemeydi. Son dakikalarda Cim Bom'un büzülüp şikeci'in saldırması normaldi ama sonuçta hakeden kazanacaktı.
Sarı Kırmızılı takım futbol kalitesiyle olmasa da tek kelimeyle olağanüstü mücadelesiyle bu zorlu maçı kazanmayı bildi ve şampiyonluğa doğru dev bir adım attı. Bu kez önce şu şu oyuncular filan değil, 14 Sarı Kırmızılı futbolcu da görülmeye değer bir mücadele sergiledi. Sarı Kırmızılı takım aslan unvanına yakışır bir geceyi taraftarına yaşattı. Lincoln'ün yokluğu gibi önemli bir sorun bile kimsenin aklına gelmedi. Özellikle Ümit Karan "Ayağım kırılsa da oynarım" sözünün hakkını verdi. Bu arada, "Evsahibi yüzde 75 kazanır" bir kez daha doğrulandı. Bundan sonra artık şikebahçe için hayat zor olacak...
Galatasaray aklını kullandı yüreğini koydu ve kazandı
Yaktın, yıktın Volkan!
AZİZ ÜSTEL / STAR GAZETESİ
Galatasaray, inanılmazı başardı. Hocasız, sakatlarla dolu bu takım, sözümona Türkiye’nin en iyi takımı şikebahçe’yi yendi ve şampiyonluğa çok ama çok yaklaştı.
Galatasaray’ın, Lincoln şokundan sonra ne yapacağını, şikebahçe karşısında nasıl bir oyun sergileyeceğini herkesten çok ben merak ediyordum... Eğer bir kulüp 20 milyon dolar para vermiş ve sözümona Avrupa’nın en büyük yıldızlarından birini getirmişse, ondan böyle bir maçta yararlanamayacaksa ne zaman yararlanacak? Ama Lincoln, son idmanlardan birinde gene sakatlandı. Bu da, Cevat Hoca’nın bütün planlarını alt üst etti. Lincoln olmayınca çift santrforla başladı oyuna. Ve Nonda, sahada kaldığı sürece, 22 futbolcunun da en iyisiydi. Golünü attı, mücadele etti, topu iyi sakladı ve Galatasaray için eğer sürekli oynatılsaydı ne kadar yararlı olabileceğini gösterdi. Attığı gol, deftere Volkan’ın hatası diye yazılacaktır. Ama golden hemen önce Ümit Karan’ın direkte patlayan şutunun intikamını aldı Nonda...
Galatasaray orta sahası, beklediğim gibi oynadı. Pres yaptı, koştu, topu ayağında fazla tutmadı çabuk çıkardı. Savunma da büyük bir hata yapmadan oyunu götürdü. Ancak hataların en büyüğünü, Cevat Hoca yaptı. Nonda’yı çıkardı ve Hakan Şükür’ü aldı oyuna. Bunun herhangi bir açıklaması olamaz. Tabi eğer Nonda sakatlanmadıysa... Böyle bir gerekçenin dışında, Hakan Şükür niye oyuna alınır, üstelik de niye sahanın en iyi topçusu çıkarılır?
Zico’nun Semih hamlesine orta sahayı daha da kalabalıklaştırarak, örneğin Mehmet Güven’i alarak yanıt verebilirdi Cevat Hoca... Ama herhalde gene hurafeler karıştı işe ve Hakan, Nonda ile yer değiştirdi.
Ben şikeci’in bu kadar etkisiz ve bu kadar beceriksiz olabileceğini tahmin etmemiştim. Koskoca ilk yarı boyunca bir tek gol pozisyonu bulabildi.
Galatasaray, aldığı bu 3 puanla, şampiyonluğa artık çok yaklaştı.
Yılın karşılaşması haftaya Sivas’ta
HAKAN ÜNSAL / STAR GAZETESİ
Galatasaray’a son haftalarda futbolda izah edilemeyecek bir şeyler oluyor. Feldkamp’ın gitmesi sonrası oyuncu ve takımın performansının iyiye gitmesinin yanı sıra, kupada elenişten sonra da Galatasaray’ın orta saha anlayışı değişti.. Son olarak Lincoln’ün şikeci maçı öncesinde sakatlanması da Cim-Bom’un sahaya iki forvet çıkarak hücum gücünün arttırmasına neden oldu. Yani son 5 haftada yaşananlara bakarsak sanki dışarıdan bir el Galatasaray’a doğruları gösteriyor!
Maça gelince.. Galatasaray beklendiği gibi baskılı başladı. İlk 10 dakikadan sonra maç dengelenmeye başlarken, Ümit’in direkten dönen topu oyunu hareketlendirdi. Galatasaray orta sahası iyi mücadele ve pres yaparak şikeci’i sahasından çıkartmadı. şikeci ani çıktığı 2 pozisyonun birinde Alex’in kötü vuruşu ile golü kaçırdı. Nonda’nın attığı gol bana göre Zico’nun tecrübesizliğinden kaynaklandı. Küçük ayrıntıların maç kazandıracağı bir derbide oyunu başında kasığından sakatlanan Volkan’ı oyundan çıkarmadı. Volkan sakatlığı nüksedince toplara vuramadı ama en önemlisi aklı kasığında olduğu için konsantresini kaybetti. İlk yarı Galatasaray’ın üstünlüğü içinde sona erdi.
Maçın ikinci yarısı şikebahçe’nin biraz kıpırdanması ve Galatasaray’ın da temposunun düşmesi ile şikebahçe topa daha fazla sahip oldu. İkinci yarıda roller biraz değişti diyebiliriz. İlk yarıda baskı yediği için kendi yarı alanından çıkamayan şikebahçe kontra yapmaya çalışmıştı. Ama Galatasaray orta sahası şikebahçeli oyunculara pas yapma imkanı vermedi. Servet bana göre Galatasaray’ın da maçın da en iyisiydi. Sabri’yi de maçın en istekli oyuncularından biri olarak sayabiliriz.
Galatasaray bu sonuçtan sonra şampiyonlukta çok büyük bir şans yakaladı. Haftaya Sivas’ta yılın maçı ya da şampiyonluk maçı oynanacak.
Umutlar azaldı
HABER7.com