28. Nisan 2026, 14:05:14

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 120473 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #96 : 19. Ağustos 2008, 01:25:49 »
Yarım SOS

Skor yazarlarından olmadığımız için gecenin sonundaki tabela rakamlarına bakarak "harika", "süper" yazıları döktüremeyeceğim. Kayseri maçı başlarken kadroya bakıp en azından Skibbe'nin eldeki mevcut üzerine "gölge etmediğini" gördük. Son iki yazımdan dolayı şimdiden tescilli Skibbe düşmanı sıfatını almış birisi olarak ilk yarı sonunda haksız çıkmaya hazırken, yine haklı olmanın dayanılmaz ağırlığını sırtımda hissettim. Kayserispor sahaya çift santrforla çıkıyor, İstanbullu renkdaşı tek. Tamam Chelsea'de Drogba ile tek santrfor oynuyor, az pozisyon buluyor ama az pozisyon veriyor. Bakın Skibbe'nin güya savunmayı sağlam, orta sahayı kalabalık tutan anlayışına rağmen ilk yarının hakimi Kayserispor, üçdört net pozisyonu kaçıranı da yine Orta Anadolu'nun yıldızları. Eee nerde kaldı tek santrforlu sağlam futbol mantalitesi.

Kewell'ın muhteşem dönüşü
Nonda'yı arenaya gladyatörlerin arasına salıp gerisini seyretmek mi? Koca bir ilk yarı Steaua maçı için hayal kırıklığı üretti. İkinci yarı sadece Lincoln ceza sahasına daha yakınlaşınca takımın çehresi değişti. Nonda gezgin ve paylaşımcı oynayınca da markajdan kurtulup rahat oynadı. Takım ileri çıkınca Hasan Şaş'ın muhteşem yetenekleri resital sundu. Galatasaray kendisi gibi oynamaya başladı, baskı yaptı, rakibine pozisyon verdi ancak pozisyonlar yakaladı. Kewell'ın muhteşem dönüşü, Ayhan'ın standart formu, Meira'nın yerindeki performansı gecenin umut vadeden yönleriydi. Steau maçı bu yılın en kritik mücadelesi. Yapılan onca yatırımı bir anda anlamsız kılabilecek bir potansiyele sahip. Skor kimseyi aldatmamalı, ilk golü yedikten sonra açılan Kayseri faktörünün de bu sonuçta etkisi var. İlk yarıda güçlü olarak çalan SOS uyarısını ciddiye almak lazım.


ŞÜKRÜ KANBER


http://www.fotomac.com.tr/yaz1644-50110-122.html

nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #97 : 19. Ağustos 2008, 01:27:01 »
Karizmanın tillahı!

Çok önceydi. Yine Selçuk Dereli'yle arızalı biten bir maçın ardından ağır konuşmuştu Hasan Şaş: "İstersek karizmanın tillahını yaparız!" E o yapmayacak da ben mi yapacağım. Dünya 3.'sü olmuş takımın en elemanter öğesiydi Hasan. Brezilya'ya attığı golü, o üst vuruşla ağların tepesini deldiği şutu hatırlayın! Anımsanan ne varsa yolu Hasan'a çıkıyor artık. Çıkacak daha doğrusu. Yine Dereli'ye, kendisine yapılan her hareketin ardından o gözlerini devire devire bakışı; 'Çakıcam şimdi o olacak!' hali o bakışlarının. Sonra 'Uymayayım şuna!' diye düşünüşü ve ilk yarım saati rakipten neredeyse 3 yiyecek hale gelmiş bir maçı koparma isteği... Her şeyi Hasan'ın karizmasına taşıdı futbol değirmeni... Kewell elbette ki. Son iki senesini sakatlıklarla geçirmiş o kifayetsiz Hasan'ın ne yapacağını nereden biliyorsa; kanaviçeye son ilmiği attı oyuna girdiği anda.

Büyük takım olmak
Gol sonrası Hasan'a koşması ne kadar doğru! (Unutmadan Hasan'ı iki yapılmış bir maçın sonuna doğru oyundan alıp alkışlatmak da ayrı bir teknik adam doğrusudur!) G.Saray bir maçı değil bu düşünüşü kotardı aslında. Kayseri, Anadolu'nun yüz akıdır. 'Şiiri ve kavgayı seviyorum' demişti Tolunay çok önceleri. Kavgacı ve şiir gibi top oynayan bir ekip kurmuş genç usta. Ama ustalık G.Saray'ın hanesine götürdü kupayı. Sahada basmadık yer bırakmadan oynayan ama sonuca gitmek için gerekli şeyleri yapamayınca ustaların karizmasına teslim olmak zorundasınız. Büyük takımın büyüklüğü burada belki; ders alırken bile vakarı korumak. G.Saray ilk yarı bütün bir lig boyunca ne yaşayacağını gördü bu ilk yarıda... Bundan sonrası mı? Skibbe'ye, Hasan Şaş'a ve yapacağı ortadan evvel o uyanık bakışı ve sezgileriyle kafasını hep havada tutan radar oyuncuya; Kewell'a kalmış.


hakan DİLEK


http://www.fotomac.com.tr/yaz1782-50110-127.html
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #98 : 19. Ağustos 2008, 01:27:54 »
Taşlar oturunca

Galatasaray ile Kayserispor sezonun ilk kupası için Almanya'da karşı karşıya geldi. Benim bu zamana kadar izlediğim Galatasaray çok hazır olmamasına rağmen kupayı alacak tecrübeye sahip görünüyordu. Ancak maçın ilk yarısında sahada Kayserispor vardı. Çok akıllı oynadılar. Ayağa isabetli paslarla Galatasaray kalesinde üç gol pozisyonu yakaladılar. Bu karşılaşmada Skibbe, "Bükreş maçında yanlış kadro ve dizilişte oynatmadım" dediği takımında bu defa bana göre taşları yerine oturtmuştu. Defansın göbeğine Servet'in yerine Meira'yı çekip, orta sahada Barış ve Ayhan'a da görev vermişti. Alman hoca doğruları yapınca, ilk yarı ne kadar kötü oynansa da ikinci yarı farklı bir Galatasaray vardı sahada. Bu defa gol pozisyonları yakalayan Alman hocanın takımı oldu. Kewell oyuna girer girmez attığı kafa golüyle takımını öne geçirdi.

Arda'nın iyileşmesi şart
Bu gol ilk yarıda iyi oynayan Kayseri'yi moralsizliğe iterken, Galatasaray'a da ayrı bir motivasyon sağladı. Hemen arkasından Shabani Nonda'nın akıllı golüyle de farkı ikiye çıkardılar zaten. Son dakikada Mehmet Topuz'un golü ise Kayseri'nin tek sayısı oldu ama kupa için yetmedi. Galatasaray kupayı aldı ama bana göre daha takım olamadı. Özellikle sakat futbolcuların iyileşip bir araya gelememesi Cimbom için büyük bir handikap oldu. Umarım özellikle Bükreş maçına kadar Arda ve Ümit iyileşir. Bu karşılaşmada da görüldü ki Arda'sız hücum gücü adeta yok gibi.


YAŞAR YALÇIN

http://www.fotomac.com.tr/yaz1270-50110-128.html
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #99 : 19. Ağustos 2008, 01:30:35 »
Sezginsilin...
Zorlukları aşmanın iki yolu var; ya zorluk yaratanı değiştirirsiniz ya da zorluklara yaklaşımınızı değiştirirsiniz. Galatasaray yönetimi ikinci yolu seçip Steaua maçında sahaya çıkardığı yanlış onbirden sonra Skibbe'nin kulağını çekmiş. Kesin söylüyorum, Kayseri maçı öncesi kadro oluşumu konusunda Skibbe'ye karşı başkan Polat destekli bir "Sezginsilin" olayı yaşanmış. Kayseri önünde Sabri ve Meira yerinde oynadı, Ayhan da göbekte Topal'ı rahatlattı.
Bu doğru kadroya rağmen ilk yarıda Galatasaray'a top göstermeyen bir Kayseri vardı. EURO 2008'i Tolunay Kafkas ile izledim. Tolunay Hoca, İspanya'nın çok paslı ve önde pres yapan oyun sistemini takımına yüklemeye çalışmış. Bu Kayseri ligin tozunu atar. Özellikle Kayseri ilk 45'te önde pres yaptı, çok koştu, kanatları kullandı, topun olduğu yere iki kişiyle basarak Galatasaray'ın ayağa pas oynamasına izin vermedi ve biri direkte patlayan üç tane net pozisyon buldu.

TAKIM İYİ ÇALIŞMAMIŞ
Arda'nın yokluğunda Galatasaray rakip kaleye gidemedi. Tekniği zayıf Barış kanat bindirmelerini yapamadı. Servet-Meira uyumu üst düzeydi. Portekizli derinlemesine attığı paslarda isabetliydi.
İlk yarıda Galatasaray'ın göze çarpan en önemli zaafı fizik gücünün yetersizliğiydi. Bu durum da 15 günlük kamp döneminde iyi çalışılmadığının belgesidir. Bir hoca 15 günde takıma 4 gün izin verirse ve çift idman yaptırmazsa o hazırlık kampı değil tatil kampı olur. Kalli dönemini yaşayan oyuncuların, "Bu nasıl idman?" dediğini biliyorum.
İkinci yarı Sabri ileri çıkınca Galatasaray hareketlendi. Kewell-Barış değişikliği sonrası Hasan'ın sağa geçmesi Galatasaray'ın şansı oldu. Hasan'ın ısrarla sıfıra inip arka direğe kestiği topu Kewell kafayla ağlara bıraktı. Sağlam bir Kewell takıma güç katar. Nonda'nın golünde de Kewell'in pası mükemmeldi.
Bu doğru takıma Arda girecek. Ancak Kewell oynadığında Arda sağ tarafa geçince verimi düşüyor. Galatasaray'da Lincoln hazır görünmüyor. Kewell oynarsa Arda, Lincoln'ün görevini rahat üstlenir. Hücumda Hasan Şaş-Arda-Kewell-Nonda dörtlüsüyle dört dörtlük bir uyum yakalanır.

 
LEVENT TÜZEMEN

http://www.sabah.com.tr/tuzemen.html
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #100 : 19. Ağustos 2008, 01:31:37 »
Lincoln ve Şaş farkı
G.Saray kötü oynarken iyi oynayan Kayserispor'un elinden bu kupayı nasıl aldı? Bu sorunun cevabı basit. G.Saray büyük takım! Kayserisporlular alınmasın; şunu demek istiyorum. Kazanmak için iyi futbol oynamak yetmez. Bu maçın teknik yorumunu yapmak istemiyorum. Eğer yapacak olursam Kayserispor'u çok övmem lazım. Övsem diyecekler ki, tabelaya bak.
Ben şu gerçeğe izin verirseniz eleştiri sınırını zorlayacağım. Allah aşkına söyleyin şu 10 numaralı futbolcu, hani adı Cassio Lincoln olan... Hani biraz tarif edeyim. G.Saray'da 10 futbolcunun aldığını tek başına alan adam. Ayıptır be, adam tam bir... Ağzıma geleni söylesem mahkemede tazminat öderim. Bir tarafta Hasan Şaş, öbür tarafta Lincoln. Şaş için yüreğini sahaya koyan adam gibi klasik laf etmiyorum. Sadece basit bir laf ediyorum. Lincoln 10 numaralı futbolcuysa, Şaş 100 numaralı futbolcu.
Bir oyuncuya daha özel paragraf açmak istiyorum. G.Saray-Steaua maçında yuhalanan oyuncu. Bu oyuncuyu yuhalayanlar şimdi ne düşünecekler? Kaleci Aykut Erçetin, 2 muhteşem vuruşu (Topuz ve Eren) üst düzey bir kaleci gibi kurtardı. Kurtarmasa kimse laf söyleyemez. Tek başına maçı çevirdi

G.SARAY'DA GÜZEL ŞEYLER OLUYOR
Bir lafım da Sabri Sarıoğlu'na... Her şeyini sahaya veriyor. Ama mesleki ahlak konusunda çok ciddi sorunları var. Rakibe faul yapıyor, ben yapmadım diyor. Topu kendisi taca atıyor, pas veren arkadaşına kızıyor, sonra da tribünlere bir şey anlatıyor.
Maçın teknik yorumuyla ilgili iki ciddi laf edelim. Türkiye'de çok beğendiğim Süleyman Hurma kaleci seçiminde (Souleymanou) hata yaptı. Buna rağmen Kayseri bu sezon iyi futbol oynayarak zirveyi zorlar. G.Saray'a antrenör Skibbe konusunda acımasızca eleştiri yapanlar 45 hafta sonra mahcup olurlar. Çünkü G. Saray'da çok güzel şeyler oluyor. Bunu medya göremiyor, seyirci gördü bile. Hakan Şükür diye bağırmıyorlar. Tam tersi Shabani Nonda ve Harry Kewell'e sevgi gösterisinde bulunuyorlar. Bu çok önemli.
MESAJ: Hakem Selçuk Dereli, mükemmel bir maç yönetti. Maç yönetti diyeceğim ama eleştirim şu. Kendisine eleştiri yapan, verdiği kararları eleştiren yani maçın otoritesini sarsan oyuncalara sarı kart göstermedi. Sen niye korkuyorsun Dereli? Futbolcu senden korksun.

 KAZIM KANAT

http://www.sabah.com.tr/kanat.html
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #101 : 19. Ağustos 2008, 01:33:59 »
Galatasaray 2. yarıda haketti


DÜN akşam maçın ilk yarısı bittiğinde ismi büyük ama sahada oynanan futbolu küçük maç diye düşünmüştüm. Ancak ikinci yarı sahada farklı bir görüntü vardı. Futbola yakışır bir şeyler izlemeye başladık. Bunun neticesinde pozisyonlar, goller Süper Kupa'ya bir anlam kattı. İkinci yarıda farkı yaratan taraf Galatasaray oldu. Kayserispor hazır değildi. Eksikleri vardı. İlk yarı bir şeyler yapmaya çalıştı, ikinci yarı vitesi küçültünce Galatasaray oynaması gerektiği gibi oynamaya başladı ve yılın ilk kupasına uzandı. Ancak şunu belirtelim ki Kayserispor'da tek vites küçültmeyen Mehmet Topuz... Dün akşam Kayserispor'un kaptanı en etkili oyuncusuydu. Şu gerçek ki Galatasaray, rakiplerine yüklendiği zaman başarılı oluyor. Maçın ilk yarısında hemen hemen hiç hücum yapamadı. Rakip kaleye hiç gidemedi. Kenar oyuncuları bir orta bile yapamadılar. Ama ikinci yarıda Sabri'nin ileriye daha çok çıkmaya başladığını, özellikle de Hasan Şaş'ın Galatasaray'ı sürüklediğini izledik dün gece. Skibbe, eldeki kısıtlı malzemeye göre Steaua maçından daha dengeli bir kadro çıkarmıştı sahaya. Defans oyuncuları, orta saha oyuncuları kendi bölgelerinde görev yaptılar. Bir tek Barış, daha önce de olduğu gibi sağ kanat oyuncusu olmadığını gösterdi. İkinci yarıda Kewell değişikliği bu nedenle doğru. Ayrıca Kewell'ın girer girmez gol atması da doğru değişikliğin tatlı bir ödülü oldu. Futbol kaliteli oyuncularla oynanıyor. Galatasaray'da dün akşamki gibi bir Hasan Şaş'ın, Kewell gibi bir yıldızın performanslarını yükseltmesi gelecek için olumlu bir sinyal. Ancak, Lincoln için çok iyi şeyler söylemek mümkün değil. Dün akşam yine yıldız futbolcu kimliğinden uzaktı. Nonda, Galatasaray gibi ilk yarı durgundu ama ikinci yarı o da takımın etkili isimlerinden biri oldu. Skibbe'nin yine kalede Aykut'u tercih etmesi onu kaybetmemek adına doğruydu. Ama Aykut ilk yarıda öyle bir yan topa çıktı ki o formayı De Sanctis'e kaptırabilir. Sonuçta Steaua maçından sonra Süper Kupa'yı almak ve özellikle 2. yarıda oynanan futbol, G.Saray için iyi bir moral ve gelecek için iyi bir sinyal oldu.


CÜNEYT TANMAN


http://www.takvim.com.tr/tanman.html

nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #102 : 19. Ağustos 2008, 01:35:26 »
Welcome!


KRONOMETRELER 68. dakikayı gösterdiğinde Barış yerini Harry Kewell'e bırakıyor, Hasan Şaş sağ kanata geçiyordu. Ama ne geçmek... Bir topu aldı iki rakibini safdışı bıraktı, sıfıra kadar girip nefis bir ortayla Harry Kewell'a adeta "Hoşgeldin" yaptı. Kewell da ortanın hakkını mükemmel verdi. Oysa ilk 45 dakika boyunca gözlerimiz Galatasaray'ı sahada arayıp durmuştu. Duisburg Stadı'nda her yer Sarı-Kırmızı bir Türk gecesine tanıklık ediyordu. Çoğunluk Cimbom'dan yanaydı ama Sarı-Kırmızılı ayaklar oysa bu yarıda 3 pası bir arada yapamadı. Orta saha top tutamadı, kanatlar, özellikle sağ taraf etkisizdi.


***

Nonda tek top alamadı. Bu olumsuz görüntü Kayseri'ye yaradı tabii ki.. Her kaptıkları topla Galatasaray'ın kalesine indiler. Gol şansları buldular, bir topları da Karadağlı Purovic'in vuruşundan top direkten döndü. (Aykut'un bu pozisyonlara seyirci kalmasına ne yazık ki devam ediyor.) Galatasaray'ın tek pozisyonu bile yoktu. Skibbe'inn ilk 11'i ideale yakındı. Meira yerine gelmişti. Zaten Servet'le birlikte hatasız oynadılar. İkinci yarıda Galatasaray oyuna ağırlığını koydu.


***

Harry Kewell'ın özlenen gelişi de gerçekten muhteşem oldu. Hasan'ın ortasına nefis yükseldi, Nonda'ya attırdığı golün pasında da adeta gözümüzün pasını sildi. Bu gol sezonun ilk kupasının da müjdesini veriyordu. Gerçekten Kewell, sol kanadı ayağa kaldırdı, kariyerini belgeledi. Galatasaray oyunu ciddiye aldığında iyi işler yapacağını gösterdi. Hazırlık maçlarının oturmamış futbol görüntüsü ikinci yarıda düzeldiğinin sinyallerini verdi. Belki de beklenen ve özlenen böyle bir galibiyetti. O da lige az bir süre kala hem de kupayla birlikte geldi. Sonuçta geçen sezonu şampiyon kapayan Galatasaray, yeni sezona da kupayla başladı. Müzesindeki bir eksiği kapattı. 


HASAN TANKAYA
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #103 : 19. Ağustos 2008, 01:38:04 »
'Başladı ayol'

18.8.2008



Başlama vuruşunu yapan sarışın bomba bakıyor ki, sporcular endamına takılmış kıpırdamıyor ‘başladı ayol’ diyor. Son iki müsabakasında da endama takılmışlardan farksız, Galatasaraylı futbolcular. Bir türlü oyuna giremiyor, umutla bekleyenleri de kahrediyorlar. Sanki birbirini tanımayan 11 kişi sahaya dizilmiş, didişmekte.
Kayserispor gerçekçi ve tempolu. Galatasaray’ın ilk anda, gol yemesine de ramak kaldı. Yine duruş defosu ve Topuz’un salvosu. Az farkla dışarı. Sonra Purovic’ten direkte patlayan kafa. ‘Yan ortada, kalenle rakip arasında mı, yoksa adam rahat vursun diye arkasında mı durman lazım Balta?’
Hadi duruş hatası oldu! Böylesi isteksizlik, temposuzluk ve pas hatası nasıl oldu? Kendinizi toparlamaya mecbursunuz birader. ‘Devre arası nane-limon koklatır ve belki takımı kendine getirir ve bu arada bir tez(!) konusu daha üretirler dedim’. Oldu galiba! Daha diri gibiler.
Skibbe ‘sakatlarım var’ diyecek ama ilk yarının sakat futbolu nedenlerini yine es geçecek. Kafkas’a ne demeli peki? Önemli adamları sakat ‘gık’ demiyor, takımı da  iyi oynuyor. Buyrun Abdullah ve Eren... Tolunay’ın dolunay gibi ışıldayan gençleri.
66 dakika hiçbir şey yapmayan Galatasaray, henüz giren Kewell’la golü buldu. Şaş’ın şahane ortası ve Avustralyalı’nın belkide yaşamında attığı en erken golü: 1-0. Şu vaziyet ‘futbolda her zaman iyi oynayan kazanmaz’ vaziyetinin Duisburg versiyonu mu? Öyle ki, Nonda ikiledi: 2-0. Sonra Topuz dakika 89 ve 2-1.
Kayserispor oynadı, Galatasaray Süper Kupayı kazandı. Tebrikler. Ama ilk yarılar arızalarına mutlaka çare bulmalı Skibbe. her zaman papaz pilav yemeyebilir, top ta direkten dönmeyebilir! Di mi


OĞUZ DİZER
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

hagiAS90

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #104 : 20. Ağustos 2008, 22:47:04 »
Cimbom gene götürür işi... 

 

 
Cehennem sıcaklarına denk gelecek gene ama başlayacağı için mutluyuz. Evet Süper Lig’den söz ediyorum.

Adettendir sezon öncesi tahminler yapılır kim şampiyon olur, kim düşer, kim gol kralı olur diye.

Kimileri oyunun doğasını bildiğinden ya da çözdüğünden abartmadan, önemsemeden ve de baymadan tahminlerini söyler.

Kimileri de futbolu bir bilim zannedip çok derin ama bir o kadar da boş analizler sonucunda fikrini söyler ve gizli gizli Nobel ödülü bekler. Oysa her şeyi bir ıska belirliyor bu oyunda.

Gerçi her iki akıma da ihtiyaç var.

Geçen sezon Galatasaray’ın şampiyonluk hikayesine baktığımızda bunu kolayca anlayabiliriz.

Geçen sezon bir takımı şampiyonluktan mahrum bırakacak ne kadar bela varsa Galatasaray’ın başına gelmişti. Beş maç saha kapatma cezasıyla lige başlayan Galatasaray, ligi hocasız ama şampiyon bitirmeyi başarmıştı. Bu şampiyonluğu bilim hâlâ açıklayamıyor!

Gelelim 2008-2009 sezonuna...

Ortam aynı. Üç büyüklerden birinin şampiyon olacağını söylemek için Von Braun olmaya gerek yok sanırım. Peki kim ne yapar?

Mevzuyu abartmayan kanadın bir neferi olarak tek cümleyle öngörüm şudur:

“Galatasaray şampiyon olur, olmazsa ikinci olur ve her şey son hafta belli olur”

Nasıl ve neden sorularını duyar gibiyim.

Kadrolar, takım tertibi, taktik anlayışı ekseninde olaya bakmadığımı ve bu gibi unsurların hiç de umurumda olmadığını öncelikle söylemem gerek. Tek bir kriterim var. O da teknik direktörlerin nüfusa kayıtlı oldukları ülke!

Eğer Alman teknik direktörünüz varsa şampiyonluğu ya son hafta alırsınız ya da verirsiniz. Mücadeleden kopma şansınız yoktur, son dakikaya kadar

Eldeki tüm veriler bunu gösteriyor. Üç büyükler söz konusu olduğunda Alman hocaların büyük bir hezimete imza attıklarını hatırlamıyorum.

Uzun lafın kısası Skibbe’nin pasaportu şampiyonluğu belirleyecek diyorum.

şikeci ikinci olur ve Aziz Yıldırım gene çıldırır.

Şiketaş kanımca gene çatlar. Bunu söylerken de kadrosu, oyun düzeni gibi unsurlara gene bakmadığımı söylemem gerek.

Şiketaş’a lastik patlatacak neden kulübü kimin yöneteceği konusundaki kaos ortamı olacak. Şiketaş’ı taraftar mı yönetecek yoksa seçilmişler mi?

şikeci ve Galatasaray global futbola entegre olmak için dönüşümlerini büyük ölçüde tamamladı, ürünleştiler markalaştılar.

Şiketaş bu anlamda çok sancılı bir dönem geçiriyor. Kafasının ne kadar karışık olduğunu görmek için de Freud olmaya gerek yok.

Gol kralı açık ara Semih olur dersem itirazı olan çıkmaz herhalde.

Bakalım bu sezon neler olacak?

Belki de hiç beklemediğimiz bir şampiyon, bir gol kralıyla tanışırız.

Adettendir sezon başı ahkâm kesilir dedik, dediğimizi de yaptık.
 
Yazar:Mansur Forutan

Güzel bir yazi... :)

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #105 : 22. Ağustos 2008, 01:20:38 »
BU TAKIM MUCİZELERİ SEVER!
Turkcell Süper Lig’de 2008-2009 sezonu öncesinde şampiyonluk mücadelesi verecek takımları incelemeye, şikebahçe'nin ardından Galatasaray ile devam ediyoruz. Geçtiğimiz sezonun şampiyonu Galatasaray, bu sezon da yaptığı nokta transferlerle şampiyonluğun en önemli adaylarından biri.
Sezon başında Michael Skibbe’yi takımın başına geçiren Galatasaray’da, Alman teknik adamın nasıl bir performans sergileyeceği merak konusu. Sarı-kırmızılı takımda geçtiğimiz sezona kıyasla artıların yanında eksiler de var. Ve takımın şampiyon olup olamayacağını artıların eksilerden fazla olup olmayacağı belirleyecek. 

Sporx.com editörü ve yazarı Fatih ŞAMLIOĞLU işte bu konuyu masaya yatırıyor. Yapılan transferler isabetli mi, Hakan Şükür’ün yokluğunda takım gol sıkıntısı çekecek mi, ya bugüne dek Galatasaray’ın en önemli artısı olan gençler… Gençler forma şansı bulabilecek mi? Harry Kewell transferinden sonra arda nerede oynayacak… Fatih ŞAMLIOĞLU bu konuları ve daha fazlasını yazdı. İki bölümden oluşacak yazı dizisinde ilk olarak Skibbe’nin değişim ve gelişim için iyi bir tercih olup olmadığı, hazırlık maçlarındaki kötü sonuçlar ilerisi için olumsuz bir sinyal mi olduğu sorularının yanıtlarını bulacaksınız…


FELDKAMP'IN BIRAKTIKLARI
Turkcell Süper Lig'de 2007-2008 sezonunda mucizevi bir şampiyonluğa imza atan Galatasaray, yeni sezona oldukça iddialı bir şekilde hazırlandı. Kulüp temelinde yapılan radikal değişiklikler, sponsor firmalar ile yapılan yeni anlaşmalar, tesisleşme yönünde atılan dikkatli, seri adımlar ve yapılan başarılı transferler Galatasaray'ı yeni sezon öncesinde şampiyonluğun en büyük adaylarından biri konumuna getirdi.



Yapılan tüm başarılı hamlelere rağmen Galatasaray için bu sezonun geçen sezondan çok daha zor geçeceği bir gerçek. Çünkü Galatasaray yönetimi geçen sezon değişim rüzgarlarına yelken açarken geminin dümenine deneyimli teknik adam Karl Heinz Feldkamp'ı getirmişti. Değişim için Feldkamp yerinde bir tercih iken, değişimin gelişime dönüşmesi için Michael Skibbe Galatasaray için iyi bir tercih olarak gözükmüyor. Feldkamp ile Skibbe arasındaki ufak nüanslar Galatasaray'ın gelecekteki kaderine de doğrudan etki edecek. En başta da söylediğimiz gibi Feldkamp değişim için biçilmiş kaftan, Skibbe gelişim için yapılan basit bir hamle!..

DÖNÜŞÜM VE GELİŞİM
Çünkü, Feldkamp Galatasaray'da çalıştığı ilk döneminde disiplini ile ön plana çıkmıştı. Alman teknik adam tam manasıyla astığı astık kestiği kestik bir diktatördü. Yönetim de değişimi ancak Feldkamp gibi diktatörle yapabilirdi. Deneyimli teknik adamı yaptığı onca yanlışa rağmen yöneticiler zaman geldi kan kustu ama "Kızılcık şurubu içtik" diyerek Alman hocanın arkasında durdu. Son altı haftada, yönetim stratejik bir manevrayla Feldkamp’ı gönderip sorumluluğu futbolcuların sırtına yükledi. Futbolcuların diktatör Feldkamp’a olan nefreti, Alman hocanın gönderilmesinden sonra anında aile kenetlenmesine dönüştü ve şampiyonluk takım içinde oluşan bu sevgi ve dostluk sayesinde yakalandı. Sonuç; Galatasaray krizden beslenerek şampiyon oldu!

BİTTİ ARTIK O DİKTATÖRLÜK!
Karl Heinz Feldkamp sonrası yönetim Galatasaray'ı yine bir Almana yani Michael Skibbe'ye teslim etti. Feldkamp diktatör bir Almandı. Skibbe ise yumuşak huylu bir Alman. Galatasaray bir ölçüde buz gibi iklimden sıcak bir iklime geçti. Yurtdışında ilk kez görev yapacak olan Skibbe için herkes "Suya sabuna karışmaz, işine bakar" diye konuşuyor. Hazırlık maçları sonrasında Skibbe'nin yorumlarına baktığımız zaman, zaten Alman teknik adamın karakter sentezini rahatlıkla yapabiliriz. Skibbe, kötü bir sonuçtan sonra Feldkamp gibi başarısızlığa kulp takmıyor. Futbolcularını eleştirmiyor, yorumlarında kelimeleri seçerek kullanıyor. Yaşının verdiği (43 yaşında) enerji ve algılamayla futbolculara sıcak davranıyor. Futbolcu da yumuşak huylu, diyalog kuran hocalara bayılır. Her şey iyi giderse sorun çıkmaz.



Ya işler ters giderse…

İşler ters giderse… İşte o zaman futbolcudan çok Skibbe'nin kariyeri, bilgisi, becerisi masaya yatırılır. Galatasaray yönetimi, Skibbe'yi bir takımın başındayken transfer etmedi; önce Dortmund'da sonra da Leverkusen'de görevine son verilen bir hocayı getirdi. Skibbe hazırlık döneminde her Alman hoca gibi takıma fizik güç pompaladı. Ama hazırlık maçlarında kendisi için "İyi bir taktisyen" diyeceğimiz ve farklılığını ortaya koyacak taktiksel hamlelerini göremedik. Galatasaray henüz tam takım olarak oynayamadığı için Skibbe'nin bu hamle eksikliğini hoşgörebiliriz. Ancak Skibbe de elinde daha da güçlenmiş, genişlemiş, omurgası olan bir şampiyon kadro olduğunu unutmamalı.

ENDİŞELENECEK BİR ŞEY VAR!
Şampiyon Galatasaray'ın bu sezona önemli sıkıntılar eşliğinde başladığı su götürmez bir gerçek. 'Hazırlık maçlarının şu açıdan önemi yok' türünden sözleri sürekli işitiyoruz. Bunlar kimi zaman doğru olabilir ancak bazen de çok ciddi bir ölçü daha doğrusu alarm anlamına da gelebilir. Galatasaray için böyle bir durum söz konusu. Hele bir de Şampiyonlar Ligi vizesi almak için Steaua Bükreş ile oynanan maç göz önüne alındığında kafalardaki soru işaretleri çok daha fazla artıyor! Sarı-kırmızılı takımın 'Michael Skibbe hariç' görünen iki önemli sıkıntısı var. Birincisi, EURO 2008'deki başarının faturası Galatasaray’a çıkmış gibi görünüyor. Takımın temel direği durumundaki Servet ve Emre Güngör'ün sakatlıkları, diğer Milli oyuncuların da henüz tam verimle takıma dönememiş olmaları en önemli sorun.

GENÇ JENERASYON KAYBOLACAK!
İkinci sorun ise sakatlıklar. Sarı-kırmızılı takım geçen sezon çok önemli bazı maçları 11 yerli futbolcuyla kazandı. O nedenle belki bu sezon hiç transfer yapmasına gerek yoktu. Başta Linderoth olmak üzere, Lincoln ve hatta Nonda bile yeni transfer sayılırdı. Lincoln'ün futbol oynamaktan çok sorun çıkarma kapasitesinin yüksek oluşu, acilen çözüm bulunması gereken bir sıkıntı. Genç Yaser ve Ferdi'nin yeteneklerine sözümüz yok ancak şu anda yararlanılacak durumda olmadıkları da ortada.



Yaser ve Ferdi'den söz açılmışken, hemen Galatasaray'ın oluşturmaya çalıştığı 'genç futbolcu' profiline de değinelim. Yaser ve Ferdi'den söz açılmışken, hemen Galatasaray'ın oluşturmaya çalıştığı 'genç futbolcu' profiline de değinelim. Galatasaray'ın tıpkı 2000 yılındaki gibi oldukça verimli bir jenerasyon var. Hazırlık maçlarında bunu fazlasıyla gördük. Murat olsun Erhan olsun, Galatasaray'ın gelecek 10 yılda fazlasıyla yükünü taşıyabilecek oyuncular. Ancak hedefleri olan bir takımda her zaman olduğu gibi, bu filizleri yeşertmek için aynı, 2000 yılındaki gibi bir teknik adama sahip olmalısınız. Başka türlü, genç jenerasyonun Galatasaray'ın değişim temellerini atması imkansız olacak.


YEDEK KULUBESİ ŞAMPİYONU BELİRLER
Şimdi biraz da madalyonun diğer yüzüne bakalım. Galatasaray, ne kadar kaliteli ve dirençli bir kadrosu olduğunu geçen sezon inanılmaz şartlar altında şampiyon olarak kanıtladı. Şimdi bu kadroya oldukça iyi takviyeler de yapıldı. Özellikle Song'un ayrılmasından sonra ancak Fernando Meira gibi bir isim Galatasaray taraftarının öfkesini dindirirdi, öyle de oldu! Kadroya yapılan bir diğer önemli takviye de şüphesiz Harry Kewell. Avustralyalı futbolcunun kalitesi tartışılmaz, ancak artık kronik hale gelen sakatlıkları, Galatasaray'ın bu transferdeki en büyük dezavantajı!

Ancak yıldız futbolcu, hangi şartlar altında olursa olsun bu sezon Galatasaray'a faydalı olacaktır. Nitekim Kewell, Galatasaray'a neler verebileceğini Kayserispor ile oynanan Süper Kupa maçında zaten kanıtladı. Galatasaray'daki genç jenerasyonu yukarıdaki paragrafta detaylı bir şekilde ele aldık. Saydığımız isimlerden kimileri, Galatasaray'a faydalı olacak, kimileri forma yüzü görmeden Anadolu'nun çeşitli takımlarına kiralık olarak yollanacak.

Fatih Şamlıoğlu

sporx.com
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #106 : 22. Ağustos 2008, 01:23:51 »
Galatasaray'ı önemsiyor

Maddi değer manevi baskı yaratır. Lincoln'de olan da bu. Değerinin hakkını veremediğine/ vermediğine inanıldığı için artık bıçak darbeleri en yakından geliyor 'Sezar'a... Arda, Steaua Bükreş maçı sonrası "Herkes sorumluluk almalı" derken onu işaret ediyor... "Benim takımımın beyni o" diyen Skibbe, onu açıktan açığa eleştiriyor... Taraftar artık ona özel tezahürat yapmıyor. Forması bile çok satmıyor... Yöneticiler de sağlık heyeti de farklı düşünmüyor Lincoln hakkında. Çalışmayı sevmeyen, kaprisli, soğuk ve sorumsuz biri olarak algılanıyor... Ama yöneticilik refleksi ile her türlü şımarıklığına göz yumarak onu kazanmaya çalışıyorlar hâlâ... Geçen yılki kritik maçlarda getirdiği kritik puanlara rağmen kredisini bitirdi. Çünkü Galatasaray camiası onun 3-5 maçlık futbolcu olmasını istemiyor. Maddi değerinin ve kalitesinin hakkını vermesini bekliyor. Birçok kişi Lincoln'e tepkili. Onun rahatlığı ise insanları fazlasıyla kızdırıyor. Haklılar. Ama Lincoln'ün kendisini ifade etme sorunu olduğunu unutmamak gerekiyor. Farklı bir karaktere sahip olduğunu Schalke kulübü yetkilileri de söylemişlerdi. Galatasaray, Lincoln'ü onun ne olduğunu bile bile aldı. Satamadığına göre, atamayacağına göre kazanmak gerekiyor. Bunun için biraz daha uğraşmak gerekiyor. Çünkü o uğraşıyor. Gerçekten uğraşıyor. Geçen sezon koşmadığı kadar koşuyor, mücadele ediyor. Saçkıran olması onun strese girdiğinin yani Galatasaray'ı artık cidden önemsediğinin kanıtı bence. Kimbilir belki de onu bu kadar strese sokan, biraz da kendi tercihi olan yalnızlığıdır! Takım arkadaşları ile uyum sorununu aştığında, biraz daha fazla pas aldığında Lincoln de kendini aşacaktır! Tabii bir de korku faktörü var. Yeniden sakatlanmaktan çekindiğini bilen herkes artık Lincoln'e oynuyor. Örnek: Kayserispor maçı. Lincoln faul ve faule teşebbüs girişimlerinden top oynayamıyor. Korkuyor. Bu da çok ciddi bir sorun...


nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

beckham12

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 1950
  • Yaş: 39
  • Yer: istanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #107 : 24. Ağustos 2008, 16:14:32 »
Komşunun tavuğu
24.08.2008
Galatasaray lig perdesini dört golle açtı. Bu, bir nevi şow manası taşır ama görmeyene... Nasıl bir galibiyet olduğunu da Nasrettin Hoca hesabı görenler görmeyenlere anlatırsa gerçek ortaya çıkar!

Kewell ilk golde ve devreye kadar mükemmeldi. Herkes aynı şeyi söylemiştir sanırım; futbol iyi futbolcularla oynanır. Galatasaray’ın dokusunda iyi futbolcu çok onlar oyuna ağırlığını koyduğunda Galatasaray seyredilir bir hal alıyor onlar durduğunda da Galatasaray çekilmez oluyor.
Kewell, Lincoln, Hasan Şaş ve Nonda bunların başında geliyor. Daha bir de yedek kulübesinde olan ve oynamayan Linderoth var. Takımın diğer genç elemanları da bu güzelliğe dinamizm açısından katkıda bulununca Galatasaray takım olarak diğerlerine fark atıyor.


Denizli maçında zaman zaman çok güzel hareketler oldu. Devamı gelmedi. Kısa paslaşmalar, kontra dönüşler ve bireysel beceriler oyuna güzellik kattı. Lincoln daha istekliydi ama hala hazır değil! Mücadele gücü eksik. Dört gol oldu ama gel sen seyredene sor. 77’ya kadar tıknefes ondan sonra üç gol daha ve Galatasaray maçı 4-1’le kazanıyor. Güzel sonuç ama soru işaretleri de çok!

 
 
İlk soru işareti Skibbe
Bu kez kadro hatasız. Arda, Barış ve Linderoth kenarda! Ancak gel gör ki bu aşamada Skibbe’nin de işi zor. Kimler çıkmalı ki bu üçü oyuna girsin. Galatasaray bu sene bu zorluğu hep yaşayacak.

Kulübenin zengin oluşu bir nimet ama her 11 de böylelikle tartışılacak. Bu tartışmayı kesecek tek kişi Skibbe’dir. İyi olanı oynatırsa kimsenin bir diyeceği kalmaz! Ama ikjinci uyarı başında on kişi kalmış denizli karşısında 76’ya kadar galibiyet golü bulamamışsa ve uzaktan iki kere bazuka gibi şut çeken biri de direkten dönen şutun sahibi Mehmet Toapl’ı oyundan alıyorsa, protestoyu da yer!


Öyle gazetelerin yazdığı gibi de Skibbe ‘yuhalanmadı’ sadece ‘ıslıkla’ protesto edildi!

 
 
Denizli iyi ama 10 kişi
Denizli dar imkanlarla büyüklere taş çıkartacak bir takım kurmuş. Galatasaray’a ilk yarı kafa tutmaları bunun kanıtı. Ne zman ki 47’de 10 kişi kaldılar film koptu! Galatasaray da bunu sol bek Hakan Balta’nın 76’daki golüne kadar değerlendiremedi. Bereket Hakan bu tip vuruşları güzel yapıyor da takımı rahat bir nefes alıyor.

Sanırım Milli Takım’da da böyle net bir golü var. Hakan’ın vuruş pozisyonu da son derce zordu ama akıllı vuruş yapınca çerçeveyi tutturdu.

Denizli iyi oyunculara sahip. Önce İsmail Baydil. Mükemmel bir genç. Çok rahat oynuyor ve takımına çok faydalı. İyi top taşıyor, ikili mücadelelere giriyor, orta alandan gol noktalarına iyi sarkıyor. Keza Murat Karakoç ama atılışı hataydı. Nasıl buluyorlar bu yabancıları demeyeceğim ama Roberts tek başına bütün Galatasaray defansıyla mücadele etti.

Her topu gayet güzel sakladı, taşıdı ama çok yalnız kaldığı için sonuca gidemedi. Braga da iyi oyuncu. Sol defanstaki Çağlar’ın 30 metreden direkten dönen topu da müthişti.

Denizli’yi beğendim ama çok acemiler... Eksik kalınca ‘dama’ dediler.
Dikkat! Kaleci Cenk de çok çalışmalı. Kaleyi doldurmuyor.


 
 
Saçmalıklar Komedyası
İkinci yarı oyuna girenler Arda, Barış ve Yaser, Denizli’nin de eksik kalmasıyla oyunu sürüklediler. Barış’ın kafa golü takımı rahatlattı, Lincoln’ün son saniye golü de Lincoln’ü rahatlattı. Ancak; Galatasaray saçmalıklar komedyası yaşadı.

Skibbe 10 kişi kalmış rakibi karşısında telaşa kapılıp üç değişikliği yapınca saçmaladı. Denizli zaten havlu atmış Galatasaray’ın ataklarında elbet bir açık verecekken üç oyuncu değiştirmek biraz hata...

Nitekim Kewell oyunu zor tamamladı. Belli ki arızalı-sağlam! Bir ara sağdali Arda sola Kewell sağa geçti.
Sabri sakatlanınca Barış sağ beke girdi.

Sonra ne oldu bi,linmez Topal çıktı Yaser girdi;
Barış ileri gitti,
Kewell sağ beke geldi...
Galatasaray bütün hatlarıyla ileri çıkınca bir de baktık defansta Ayhan ve Kewell var.
Servet, alıp alıp kaybedene kadar gidiyor, Meira da gol arıyor...
Allah’tan Denizli fazla adamla Galatasaray’ın üzerine gelemiyor da bir felaket yaşanmıyor.

Skibbe de; ‘Nasıl olsa Denizli eksik üzerimize gelemez diye Topal’ı aldım ve takımın tümünü rakibin üzerine saldım’ derse inanır mısınız?
Bunu da bir Skibbe dehası olarak görürseniz, bilemem...


Galatasaray dört golle sonuca gitti ama;
Hasan Şaş hala eski Hasan Şaş, elli hata bir sevapla futbol oynanmaz!
İlk golde payı büyüktü, öncesinde ve sonrasında y ine döküldü. Her topu geciktirerek oyuna sokuyor atak bayılıyor’. Oysa Hasan bir değer bir tek kendi bilmiyor!

Galatasaray, Bükreş’e giderken çok gol attı, umut sattı.
Hatalar rafa kalktı.
Buna da şükür, zira beterin beteri var...
Anladın sen onu...
 

 
şikebahçe’ye sıcak duş!
Söylediğimiz zaman Fenerli dostlar alınıyor. Bir takım üç kişiyle kurtulmaz!
şikeci iyi diyenler de ancak; mızaka-i hümayun kadrosunda iş bulurlar!
Aragones, Carlos, Güiza ile iş bitmez!
Giden Kezman bile çok aranır.
şikebahçe bir bütün olamadığı için zahmet çekiyor.
Pres yok, tempo yok, mevkiler eksik...
Kaleci Volkan’ın yediği gol ‘süzme’ bir gaflet!
Defans zaten dağınık ama golü atan Tabata topu alıyor düzeltiyor, en az 23.5 metreden vuruyor ve Volkan atlıyor ama erişemiyor. Gol yenir ama böyle değil!

şikebahçe defansı ve orta sahası ‘mehter takımı’ iki ileri bir geri.
2 Aurelio demem bu yüzden!
Maldonado ve Ka-Kazım’la dev şikeci olmaz!

Gaziantep’in mükemmel futbolunu yok saymıyorum. Takım olmanın ‘açık, net, tartışmasız’ örneğini verdiler.
Zurita hem Alex’i durdurdu hem takımına gol yollarında yardım etti.
Erman Özgür sıra dışı bir futbol sergiledi, bayıldım...
Ceylan yavrum, ceylan gibi basmadık yer bırakmadı.
Mehmet Polat, Deumi hepsi ama hepsi görevlerini fazlasıyla yaptılar.
şikebahçe’den iki kişi bile bulamıyorum ki ‘alkış’ tutayım.
Yine de her şeye rağmen Alex.
Nerede Emre?
Nerede Güiza...
Nerede Semih? Oynatılmadı bile.
şikebahçe’ye tek laf;
Maldonado oynuyor Semih kenarda oturuyorsa bilin ki Aragones zor durumda!

Okuyucularımdan özür diliyorum ama lütfen beni Gökhan Ünal yerine Gökhan Gönül yazdım diye kıytırık yanlışlar için cevaplamayın.
Esas yazdığıma gelin. Ne demiştim;
Güiza’nın, Gökhan Ünal’dan ne farkı var?
Var mı Allah aşkına!...

 
Osman Tanburacı

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #108 : 25. Ağustos 2008, 13:19:48 »
Karmaşa

Milyon euroluk oyuncular... Sezonun ilk maçı... Bir önceki sezonun şampiyonu olarak apoletinle sahandasın... Rakip kan kaybetmiş Denizlispor... Hava sıcak olmakla beraber şartlar gayet lenine... Üstelik Süper Kupa'yı kazanmanın moralini de cebine koymuşsun... Geriye kalan, sahaya çıkıp üzerine düşeni yapmak... Skor da lehine gelişmiş, öne geçmişsin, koruyamamışsın... Tam sıkışıklık anında rakibin on kişi kalmış... Tüm bu saydığımız şartların her hangi bir anında sahaya ağırlığını koyan bir takım göremiyoruz. Karmaşa, kargaşa, çorba bir futbol... Tempo bir türlü yükselmiyor... Bu tür durumlarda kenarda duran hocanın sahaya dokunuşlarına bakmak gerek... Skibbe bir dokunuyor, keşke hiç dokunmasa diyorsunuz... Takımın temposunu yükselten, uyuşukluğa uymayan tek tük oyuncuların başında gelen Mehmet Topal'a kement atıyor... Ve anlıyoruz ki Skibbe'nin bu seneki kurbanı Topal... Ve bir kez daha anlıyoruz ki Galatasaray'ın bir oyun planı yok... A planı da yok, B planı da... Futboldan anlayan birkaç oyuncu sahaya girmişler ve hiçbir amaç ve taktik gütmeksizin oynuyorlar hissi uyandırıyor sahadaki oyunla...

Sinyaller iyi değil
Onbir kişilik rakibe diş geçiremiyorsun anladık da, on kişilik rakibe ne yapman gerektiğini de mi bilmiyorsun... Koca Galatasaray sadece oyuncuların kişisel becerilerine terk edilmiş durumda... Onlar formda olursa, yüksek performans gösterirlerse maçlar kazanılacak ama bir takım planının sahayı yansımasını beklemek sanki hayal gibi... Hakan'ın golü bile tribünleri rahatlatmadı çünkü akıllar çarşamba günkü Steaua maçında.... Çarşamba koca bir sezonun emeğini ve yatırımı belirleyecek kritik bir gün... Ve ne yazık ki Skibbe'nin taktik anlayışı ve takımına oynattığı futbol Şampiyonlar Ligi için hiç de iyi sinyaller vermiyor... Umarız çarşamba yanılırız...

Şükrü KABNER

fotomac...
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #109 : 25. Ağustos 2008, 13:20:52 »
Fark aldatmasın

G.Saray lige şampiyonluğa aday bir taktım görüntüsünde başlayamadı. Steaua maçı düşünüldüğü için mi bilemiyorum ama maç genelinde futbolun temposu düşüktü. Sahadaki kadro eldeki mevcut içinde en ideale yakın olandı. Ama G.Saray'da bir tutukluk bir isteksizlik vardı. Kewell'in erken golü bile G.Saray'ı diriltmeye yetmedi. Top genelde ev sahibi ekipteydi ama pozisyonlar etkili değildi, rakip ceza yayı önünde eriyen ataklar sadece Denizlispor kalecisi Cenk'i çalıştırmaya yetiyordu. İlk yarının son dakikalarında Denizli, Yiğit ile skora eşitliği getirdi. Bu arada G.Saray'ın kolay gol yeme hastalığını sürdürmesi şampiyon adayı bir takım için önemli bir dezavantaj.

Skibbe sürprizleri
Skibbe, Hasan'ı oyundan alıp ikinci yarıya Arda ile başladı. Oysa Hasan çıktığı dakikaya kadar yaptığı ortalarda gol pozisyonu yaratan tek futbolcuydu. Denizlispor'un ikinci yarının başında 10 kişi kalması G.Saray'ın işini kolaylaştırdı. Skibbe'nin ikinci sürprizi ise çıkmadan once topu yan direkten dönen Mehmet Topal'ı oyundan alması oldu. 75'e kadar bilinçsizce saldıran G.Saray'ı Hakan Balta'nın harika füzesi rahatlattı. Sabri'nin sakatlığında oyuna giren Barış takımın hücum gücünü artırdı. Denizli savunmasını karıştıran ortaları G.Saray'ın daha çok Denizli kalesinde görünmesini sağladı. Attığı harika gol fırsatçılığının belirtisiydi. Son 15 dakikada Kewell oyundan koptu, kaçak oynadı. Lincoln geçmiş maçlarına oranla daha çok çalıştı, bir topu üst direkte patladı, rakip ağlara da maçın son golünü bıraktı. G.Saray lige farklı bir skorla başladı. Ama uzun sure direnen Denizlispor son 15 dakikada yıkıldığı için fark geldi. İlk bir saatlik süreçteki futbol G.Saray'ı ligde de Avrupa'da da hüsrana uğratır. Her takım Denizli gibi dirençsiz çıkmayabilir. Cimbom gol ayaklarını, hücum hattını daha etkili kullanmaladır. Genç futbolculardan oluşan Denizlispor yeniden yapılanan bir takım ama takımı taşıyabilecek lider bir oyuncu yok. Ligde işinin zor olacağını düşünüyorum.



ZAFER ERTEM  (fotomac)
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #110 : 25. Ağustos 2008, 13:22:16 »
Baltalı ilah!

Hakan Balta'nın ilk icraatı değil bu. Yine böyle 'balta' güdümlü bir füzeyle hem Milli Takım hem de Galatasaray yürüyüşünü efsaneleştirecek işler yapmıştı zamanında. Geçen seneki balta füzesinden söz ediyorum. İlk 3, 5 ve 12'de Lincoln ve efradının topun direkte patlayan girişimleriyle geçince, güzel işler olacak dedim. Hadi seyredin bakalım bu maçı sakin sakin. 'Rahat ol hafız'mış. Isı basmış. İçimden 'sıcak / daha da sıcak olacak!' diye usulüm adabım olmayan şarkılar söylüyorum. Su kaybım litreleri bulmuş, direniyorum tribündeki varlığıma son vermemek için. Bu içten patlamalı motor gibi çalışan topçular ne yapsın? Su arası verildi de çocuklar çatlamaktan kurtuldular. Hah işte işin püf noktası burada; açık alanlar bırakarak oynayan ve iyi kapanan bir ekip karşısında bu rutubetli ve cehennemi sıcakta ne yaparsınız?

Mehmet Topal niye çıktı?
İyi bir teknik adamın bunun için yanıtı hazırdır; 'Geride sağlam duralım ama erken gol bulalım.' Golü erken bulduk ama geride sağlam durduğumuz söylenemez. Hele ki yan toplarda. Aykut'un yalan yanlış çıkışlarını da ekliyorum buna. Oyuncu değişikliğinde Hasan Şaş'ın çıkarılması bir hatadır; hele ki bir önceki maçta olduğu gibi gol anındaki hareketin aynını yaptırıp Kewell'a son dokunuşla gol yapacağı bir orta yollamış, bu bunalımlı havada elinden gelenin en iyisini yapmışken. Ve hele Hasan'ın çıkıp Arda'nın girdiği bir oyunda Arda'yı bir kenara Kewell'ı bir tarafa yapıştırmak da hata. Nonda'nın yalnızlığı da cabası. Peki Mehmet Topal'ı çıkarmak niye? Avrupa kupası maçı mı gerekçe? Yorulmasınlar mı? Umarım öyledir. Galatasaray böyle bir maçı; hem de 10 kişi kalmış bir rakibin karşısında fazla pozisyon bulmadan tamamlayacaksa, eksildikten sonra, bu avantajı rakibi kendi ceza sahasının üzerinde boğmaca yaparak göstermeyecekse vay haline!


HAKAN DİLEK  ((fotomac))
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #111 : 25. Ağustos 2008, 13:23:12 »
Bükreş'e yeter mi?

Denizli maçını izlerken insanda üç bakış ortaya çıkıyor. Önce onlara bir bakalım... BİR: Oynanan futbol çok zaman seyirciyi zevkten mutlu edecek cinstendi. Yani Kewell, Lincoln, sonradan oyuna giren Arda ve Barış müthiş güzel paslar atarak, maça gelenleri ya da televizyonda izleyenleri mutlu ettiler. 4-1'lik skor da buna ilave edilince her şeye çok iyi-güzel gözüyle bakıldı. Bu yüzden de taraftar durmadan takımı alkışladı. İKİ: Oyunda bir başka bakışı açısı da şuydu; bu bir lig maçıydı ve ortada puan mücadelesi vardı. Ona göre oynamak gerekiyordu. Oyun başladıktan sonra ilk yarı içinde Cimbom, Nonda (3), Kewell (3), Lincoln (2) ve Ayhan'ın ayağından bir sürü gol kaçırdı. Ama bunlara ilaveten Denizli'nin 15 tane korner atması ise dikkat çekiciydi. ÜÇ: En önemlisi bu kısımda. Yani; oyun 4-1 bitmesine rağmen çarşamba günü, Bükreş'te 2-2'yi geçmeye yeter mi? Doğru konuşalım; HAYIR. O halde Bükreş'i tehlikeye atmadan tedbir alınması şart. Arda ve Barış 11'de olmalı, Aykut ve Sanctis tercihi iyi düşünülmeli.

Bir bek, bir golcü gerek
Maçın mutlaka güzel yönleri de vardı. Mesela; yeni oluşmaya başlayan kısa ve yan paslarla rakip sahaya inip, kaleyi abluka altına aldıktan sonra gol atmayı düşünmek. Burada önemli bir şey var. O da şu; solda Kewell, ortada Lincoln, sağda Arda üçlüsü, önlerine Nonda'yı alırlarsa inanın bana çok takımın canını yakarlar. Bu dörtlü topa son derece hakim ve istedikleri yere yollayacak yeteneklere sahipler. Ama görünen bir şey var; Galatasaray'a mutlaka bir bek ve bir santrfor daha lazım. SONUÇ: Maç 4-1 bitti, ligde çok iyi bir sonuç alındı. Ama hedef Avrupa. Adnan Sezgin, Cevat hoca ve Ümit Davala, Skibbe'yi aralarına alıp takımı Bükreş'te mutlaka kazanacak hale getirmeli.



İSMET TONGO  ((fotomac))
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray