Kalli'nin yerine Hakan!
Gelişi de gidişi gibi oldu! Nasıl ki gelişi şaşırtmıştı çoğu kimseyi; “74 yaşında mecburi emeklilik yaşını çoktan geçmiş bir adam nasıl çalışacak” diye...
Gidişi de “Bu da nereden çıktı. Bir gün önce şampiyon olacağız derken, ertesi gün gitti” diye şaşırttı herkesi.
Feldkamp’ın gittiği gün Florya’da yanıtsız sorular havada uçuşuyordu.
Neden gitmişti?
Yerine kim gelecekti?
6 hafta daha sabredilemez miydi?
Herkes bakarken merakla birbirine Hasan Şaş’ın sesi çınladı tesislerde:
“Beyler, alınan kararı açıklıyorum. Yeni teknik direktör Hakan Şükür! Ben de yardımcı antrenörlüğe getirildim. Okan Buruk da kaleci antrenörümüz. Hadi hayırlı olsun!”
Şaka yapmıştı yine; esprisiyle güldürmüştü arkadaşlarını... Sonra derin bir sessizlik oldu. Öyle ya... Bir kaç yıl sonra neden olmasın? Yoksa Hasan’a şimdiden malum mu olmuştu?
--------------------------------------------------------------------------------
Sayın Hurma, lütfen kızma!
Baştan söyliyeyim de; sevgili Süleyman Hurma hemen köpürmesin! Gökhan Ünal ve Mehmet Topuz’la ilgili transfer haberi çıksa hemen kızıyor da; o yüzden...
Şimdi geleyim sadede...
Galatasaray’ın en yetkili isimlerinden biri... İsmini sormayın; söyleyemem. Ama Galatasaray’da şu andaki en yetkili isimlerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Kimliğini tahmin etmek size kalmış!
Bu yetkili kişi bana Gökhan Ünal ve Mehmet Topuz’la görüşüp, her konuda anlaştığını söyledi. Hem de ne zaman biliyor musunuz; taa 22 Mart’taki kongreden önce... “Ama şimdi yazma” dedi; “Kongreden sonra olabilir” diye de eklediği için şimdiye kadar bekledim.
Bu kişi hatta Gökhan’la karşılıklı evrak imzalandığını da söyledi. Kasada kilitliymiş bunlar.
“Peki bonservis” diyecek oldum, “Onu da çözeceğim. Görürsün bak” dedi bir de.
Olay bu yani...
Sayın Hurma, kızmadın değil mi?
--------------------------------------------------------------------------------
Özhan Abi giderken!
Özhan abi geçtiğimiz hafta medya mensuplarıyla buluştuğu yemekte bazen duygusal, bazen kızgın bazende güneş görmemiş konuları getirdi masaya...
Hepimizi çok sevdiğini söyledi...
Bizler de ayağa kalkıp onu alkışladık...
“Bizim çok kahrımızı çektin, şimdi veda zamanı” dedik...
Özhan abi Vatan’dan Gökmen Özdemir’le bana çok takıldı..
“Olsun canın sağolsun” dedik...
NTV’den Haluk Yürekli dostum ince ince giydirmeler yaptı, hep birlikte güldük...
Özhan abi, yeni yönetim için “Benim devamım olan yönetim kurulu mantığı yanlış” dedi.
Özhan abi “Polat benim maskemi takmış biri asla değil” yorumunu yarken “Ona güvenin” diye de ekledi...
“Ben devam etseydim, rekor oy alırdım” derken çok tartışılan Abdurrahim Albayrak konusunda da “Devam etseydim listemde kesin olurdu” ifadesini kullandı.
Özhan abi daha birçok çok konuyu bizlerle paylaşırken, hayrete düştüğümüz şeyler anlattı.
Bunlar orada kalması gereken özel konulardı ve benim açımdan sonuna kadar orada kaldı.
Bu bir dostluk yemeğiydi... Bu bir klasik yemek değildi... Yani görevi bırakan her başkana verilen bir yemek değildi bu... Çünkü Özhan abi kendine münhasır, sevilen, sayılan, bazen de kızılan farklı bir başkandı... Tarihte yeri hep ayrı olacak, asla unutulmayacak.
--------------------------------------------------------------------------------
Kirli çamaşırlar
Adnan Öztürk iki medya kuruluşu için 1’er milyon dolarlık dava açtı...
Nedeni dönemin genel sekreteri Sinan Kalpakçıoğlu’nun Özhan Canaydın’a verdiği dosyaların basına sızdırılması.
Tahmin edeceğiniz gibi Öztürk’ün aleyhine bunlar. Okuyan “Vah be! Adnan Öztürk, kulübü dolandırmak için ne planlar yapmış!” der.
Ama sızdırılırken dosya, sızdıranlar küçük (!) bir belgeyi unutmuşlar! O sızmamış, kalmış. Adnan Öztürk gibi bir adım atarken 5 adım sonrasını da hesap eden bir iş adamı, başına gelebilecekleri bildiği için noterden bir de belge alıp, o dosyaya koymuş. Belgede yazılı olan şu:
“Kulübü zarara sokarsam ve bu tespit edilirse her türlü sorumluğu alıyor, zararı da ödemeyi kabul ediyorum.”
İşte sızdıran arkadaş bunu sakladı! Ya da medyadan bunun üstüne atlayanlar bunu yayınlamaya gerek duymadı!
Amaç kongrede başkan adaylığına niyetlenen Adnan Öztürk’ü sindirmek, güvenililirliğini kongre üyeleri üzerinde zedelemekti. Dolandırıcı imajı vermekti yani.
Enteresan...
Çevrilen dolaplar Bizans oyunları gibi.
Peki bu evrakları basına kim verdi? Verirken tahahhütnameyi neden vermedi?
İşte o vereni biliyor Adnan Öztürk...
Biliyor da ne yapar buna karşılık bilmiyorum.
Kirli çamaşır işine bir girerse yalnız, o belgeyi sızdıranın nereye kaçıp saklanacağını çok merak ediyorum.
--------------------------------------------------------------------------------
Şardan ve medya
Galatasaray’da sorunlar dağ gibi. Sıralamaya kalksam sütunlar yetmez.
Ama bunda sorun varken Başkan Yardımcısı Yiğit Şardan’ın işe medyadan başlamasına şaşırdım doğrusu.
Ne dedi Şardan geçen gün yaptığı basın toplantısında... “Eyy medya mensupları. Akıllı olun akıllı! Bundan sonra kim ki yalan yazar, kim ki kulübü yıpratacak haber yapar; sonucuna da katlanır; ona göre...”
Tamam, belki bir yerde haklı.
Medyayı genellemeye almıyor. En azından yalan yazanı ayıracaklarını söylüyor.
Ama benim de aklıma şu takılıyor: Bunca dert varken sanki en büyük dert medyaymış gibi neden davranılıyor?
Medya ne yaptı Galatasaray’a?
Tamam istisnalar var; her camiada olduğu gibi bizim de içimizde maalesef yalan yazanlar var.
Ama devede kulak bu!
Onun için, öncelikleri iyi saptayın Sayın Şardan... Önce yöneticilerin yanlışlıklarını bir düzeltin hele... Bu tez konusu olan transferleri meyda yapmadı ki mesela; burdan başlayın.
--------------------------------------------------------------------------------
Nikotin Adnan!
Gençlerbirliği maçından sonra Galatasaraylıları İstanbul’a getiren uçak zaten uçuyordu da, içindekiler de mutluluktan uçuyordu!
Bir görseydiniz futbolcuları... Hepsinin ağzı kulaklarındaydı!
Espriler yaptılar, şakalaştılar.
Sonra gözlerini Adnan Sezgin’e çevirdiler... Sezgin çakmak bile kullanmayan bir sigara tiryakisi. Hem de öyle ki; birini söndürmeden öbürünü yakıyor. İşte Hakan Şükür’le Arda hemen arkadaşlarına bir tezahürat ezberlettiler, sonra da hep birlikte söylediler:
“Nikotin Adnan... Nikotin Adnan...”
İzinden gideceğiz!
Sirozdan ölsek de
Sabaha kadar içeceğiz!
Sezgin bize prim versene
Gereğini yaparız biz de.”
--------------------------------------------------------------------------------
Biraz sabır
Daha mazbatanın mürekkebi kurumadan Adnan Polat ve arkadaşlarına saldırıları devam ettiriyor bazı ahmaklar...
Sanki hepsi beceriksiz...
Daha durun bir nefes alın, motor bir soğusun...
Polat’ın demode bir futbol adamı olduğunu söyleyenler rekor bir oyla başkan olduğunu nasıl unutuyor...
Madem Adnan Polat’ı beğenmiyordunuz, neden ortaya çıkmadınız?
Neredeydi cesur yürekler!
Polat ve arkadaşlarının Galatasaray’ı ileriye götüreceğine yürekten inananlardanım...
Siz inanmayın ve yıpratmaya devam edin bakalım... Edin edin ama biraz sabredin bari de kasıtlı yaptığınız anlaşılmasın.
--------------------------------------------------------------------------------
Hagi ve kondisyoneri
Hagi teknik direktörken Galatasaray’da bir kondisyoner vardı. İtalyandı; adı da Giovanni...
Asık suratıyla meşhurdu... Gülmeyi bırakın bir kenara tebessüm ettiğini de gören olmamıştı hiç.
İşte o Giovanni bugünlerde büst gibi sert görünüşüyle Florya’ya gelip, gidiyor. “Hagi geliyor” haberleri de o yüzden çıktı işte. Hagi geliyormuş da kondisyonerini önceden yollamış!
Oysa biraz araştıran işin aslını öğrenebilirdi rahatlıkla.
Giovanni’yi getiren, takımın kaptanı Hakan Şükür... Nedeni de, çok iyi aile dostu olmaları ve İstanbul’a davet etmesi.
Bu kadar basit işte...
Bahri Havadır /
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=114495,10,47