28. Nisan 2026, 16:01:11

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 120550 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #336 : 27. Ocak 2009, 13:47:58 »
Bu lig asla bitmez!

Zayıf bir federasyon görevde. Kararlarında ters düşen Disiplin Kurulu ve Tahkim. Ne yaptığı, nasıl karar verdiği belli olmayan ve etki altındaki bir MHK işbaşında. Orta hakemler bir alem. Yan hakemler ligin kaderi ile oynamaya başladılar bile. İki maçta iki yan hakem, 'Bana küfür etti' diyerek, futbolcuları sahadan attırıp, takımları 10 kişi bıraktırabiliyor. Bu yan hakemlere nasıl inanıp güveneceksin. Biri iki kişi çıkıp, yan hakemlerle anlaşsa ligin kaderi de fazla zorlanmadan değişir. Ne demek? "Bana küfür etti." Futbolcu, "Ben etmedim", yan hakem "Etti" derse, bunun kararı yüzde elli, yüzde ellidir. O da doğruluğu ispat edilemediği için öyledir. Maçın orta hakemi "Ben arkadaşıma güvenmek zorundayım" derse iş arkadaşlık ve güvenle mi yürüyecek. Bu ülkenin futbolu, eğer iki üç yan hakeminin "Küfür etti' lafıyla yürüyecekse yazıktır, hem de çok yazık

Kim bu korkak adam?
Buyrun, federasyondan isminin açıklanmasını istemeyen biri kalkıp, Hakan Can'a "Bu kural hatası değil, hakem hatasıdır" diyebiliyor. Kim bu; federasyondan ismini cismini saklayıp, karanlıkta yüzünü göstermeyip konuşan işgüzar korkak. Bu lig asla bitmez derken, peş peşe gelen olayların yanan kırmızı ışıklarını kimse görmek istemiyor.

Toroğlu&Çakar ayrı telden
Türk sporunun iki büyük hakemi, Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar ayrı telden çalıp biri "Kural hatası yok", diğeri "Kural hatası var" derse, bu millet kime inanacaktır. Bu hakemlerin ikisi de bu topraklarda hakemlik yapıp buralara kadar gelmişlerse, nasıl bu zıt kutupları oynuyorlar. Bu konuşma şunu gösteriyor; demek ki ikisi de bu işi bilmiyor. Türk futbolunu karıştırıyorlar.

Elbette çuvaldız bize
Türk spor basını da sınıfta kalmak üzere. Kulüp yazarları sanki takımların avukatıymış gibi yazılar yazdıkça bu işin düzeleceğini bana kimse söyleyemez. Çuvaldızı kendimize batırmanın zamanı geçti. Eğer reytingler ve trajları bir kenara bırakıp mesleğin hakkını vermezsek, gelecekte basının ne hale geleceğini bilmek için falcı olmaya gerek yok.

Ve tebriği hak edenler
Bütün bu olumsuzluklar içinde, güzel olan bir şey yok mu? Elbette vardı. Önce hem şikebahçe'yi, hem de Trabzonspor'u kutlarım. İki takım da yürekli, açık oyunlarıyla kendilerini seyredenleri futbola doyurdular. Alkışlar, iki takımın teknik direktörleri Aragones ve Ersun Yanal'a.
İsmet TONGO
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #337 : 27. Ocak 2009, 13:57:30 »
Oğuz Dizer 

 Yargısız infaz...

Ergenekon’dan... Futbola...   Yargısız infaz ülkesi olduk.
Sindirebilene! Mübarek olsun...
Sindiremem ben.
Suçlu cezasını çeksin... Çeksin de...
Bi-günahlar da infaz edilmesin...
Altay’lı yazmış... Md. Karaalioğlu...
‘Hapise girmekten korktu’ demiş.
Kimin için? Kahraman Gazi Albay...
‘Abdülkerim Kırca’ için... Yuh yani...
Hain kurşunundan, ölmekten korkmayan...
Ömrünü dağlarda geçiren kahraman...
Hapisten korkacak! Yuh ki... Ne yuh!
Hukuk ‘guguk’ olabilir... Düzeltilir.
Ama vicdanlar ‘guguk’ olduğunda...
Bak Türkiye’min haline!
Bilinmeli...
Neslimiz ‘gugukluklar’ yüzünden...
Mezarımıza ‘Fatiha’ okumayıp, tükürecek.
‘Askerime, günahsızıma, vatanseverime...’
‘Yapılan yargısız infaza göz yumdun’
‘Şu vaziyete çanak tuttun’ diyecek...
Eeeey muhterem savcı....
‘Kürdistan kurmaya az kaldı’ diyen...
Devletimin de, her nimetini yiyen haine...
Baskın ne zaman?
Şeffaflık, ‘vatansever içeri!’...
Demokrasi, ‘bölücüye ileri!’ demek mi?
Öyleyse... Olmaz olsun...
Ümit Karan ve dolayısıyla Galatasaray’a...
Erdinç Sezertam’ın yaptığı da...
Yargısız infazdır.
Şu infaz soruşturmasında devlet, millet...
Bu infaz oyununda...
TFF ve MHK, elbette futbol, yaralanıyor...
Deva bulmak şart
keweel - arda - elano- baroş- keita

MuratUA

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 1257
  • Yaş: 37
  • Yer: SİVAS
    • http://forum.aslantepe.biz/index.php?action=profile;u=2874;sa=forumProfile
İsmet Tango!Bu lig Asla bitmez.
« Yanıtla #338 : 27. Ocak 2009, 16:58:05 »
Bu lig asla bitmez!

Zayıf bir federasyon görevde. Kararlarında ters düşen Disiplin Kurulu ve Tahkim. Ne yaptığı, nasıl karar verdiği belli olmayan ve etki altındaki bir MHK işbaşında. Orta hakemler bir alem. Yan hakemler ligin kaderi ile oynamaya başladılar bile. İki maçta iki yan hakem, 'Bana küfür etti' diyerek, futbolcuları sahadan attırıp, takımları 10 kişi bıraktırabiliyor. Bu yan hakemlere nasıl inanıp güveneceksin. Biri iki kişi çıkıp, yan hakemlerle anlaşsa ligin kaderi de fazla zorlanmadan değişir. Ne demek? "Bana küfür etti." Futbolcu, "Ben etmedim", yan hakem "Etti" derse, bunun kararı yüzde elli, yüzde ellidir. O da doğruluğu ispat edilemediği için öyledir. Maçın orta hakemi "Ben arkadaşıma güvenmek zorundayım" derse iş arkadaşlık ve güvenle mi yürüyecek. Bu ülkenin futbolu, eğer iki üç yan hakeminin "Küfür etti' lafıyla yürüyecekse yazıktır, hem de çok yazık

Kim bu korkak adam?
Buyrun, federasyondan isminin açıklanmasını istemeyen biri kalkıp, Hakan Can'a "Bu kural hatası değil, hakem hatasıdır" diyebiliyor. Kim bu; federasyondan ismini cismini saklayıp, karanlıkta yüzünü göstermeyip konuşan işgüzar korkak. Bu lig asla bitmez derken, peş peşe gelen olayların yanan kırmızı ışıklarını kimse görmek istemiyor.

Toroğlu&Çakar ayrı telden
Türk sporunun iki büyük hakemi, Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar ayrı telden çalıp biri "Kural hatası yok", diğeri "Kural hatası var" derse, bu millet kime inanacaktır. Bu hakemlerin ikisi de bu topraklarda hakemlik yapıp buralara kadar gelmişlerse, nasıl bu zıt kutupları oynuyorlar. Bu konuşma şunu gösteriyor; demek ki ikisi de bu işi bilmiyor. Türk futbolunu karıştırıyorlar.

Elbette çuvaldız bize
Türk spor basını da sınıfta kalmak üzere. Kulüp yazarları sanki takımların avukatıymış gibi yazılar yazdıkça bu işin düzeleceğini bana kimse söyleyemez. Çuvaldızı kendimize batırmanın zamanı geçti. Eğer reytingler ve trajları bir kenara bırakıp mesleğin hakkını vermezsek, gelecekte basının ne hale geleceğini bilmek için falcı olmaya gerek yok.


 
FACEBOOK Galatasaray FAN PAGE

MuratUA

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 1257
  • Yaş: 37
  • Yer: SİVAS
    • http://forum.aslantepe.biz/index.php?action=profile;u=2874;sa=forumProfile
Ynt: İsmet Tango!Bu lig Asla bitmez.
« Yanıtla #339 : 27. Ocak 2009, 16:59:59 »
On numara yazı hella ismet hocam güzel yazmıssın.
FACEBOOK Galatasaray FAN PAGE

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: İsmet Tango!Bu lig Asla bitmez.
« Yanıtla #340 : 27. Ocak 2009, 17:09:46 »
Bu yazıya imza atılır.

luckys

  • Cezalı
  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 147
  • Yaş: 44
  • Yer: ankara
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #341 : 27. Ocak 2009, 19:07:34 »
Tarih 6 Aralık 2008.. Süper Lig'in 14. haftası.. Şiketaş, İnönü'de Ankaraspor'a 3-1 kaybediyor. Tello'nun rakibine yumruğunu görmeyen FIFA kokartlı yardımcı hakem Serkan Gençerler, o tarihten beri Süper Lig maçı alamıyor. MHK, tarafından adeta kızağa çekiliyor. Tarih 20 Aralık 2008.. Süper Lig'in 16. haftası.. Trabzonspor, Eskişehirspor'u 2-1 yeniyor. Hakem Fırat Aydınus, Trabzonspor lehine karar ve yorumlarıyla Trabzonsporlular'ı bile çileden çıkarıyor. Aydınus da o günden beri Süper Lig takımlarının maçına (kupa dahil) çıkamıyor. Aynı TrabzonsporEskişehirspor maçı.. Trabzonsporlu Colman, Eskişehirli Sezgin'e yumruğu çakıyor. Aydınus görmüyor. O kanattaki yardımcı da görmüyor. Sonuçta nedir normal beklenti. Serkan Gençerler'in yaşadığı dinlendirmenin en azından bir benzeri değil mi? Çok beklersiniz! Bu yardımcı, o karşılaşmanın ardından sadece bir Süper Lig takımının kupa maçına çıkmakla (Şiketaş-Gaziantep Büyükşehir Belediye) kalmıyor. 16. haftadaki bomba maçın ardından 17. haftada da görevlendiriliyor. Hem de yine bir büyük takımın maçına.. Kim mi o yardımcı? Erdinç Sezertam. Ümit Karan'ı attırırken vücudunu gösteren, bunu hem hakeme hem itiraz eden Arda'ya en az üç kere yapan, yani vücut diliyle "Ümit Karan benim üstümü ıslattı" diyen, ama maçtan sonra Yunus Yıldırım'a "Yardımcım bana Ümit'in küfür ettiğini söyledi. Ona inanmak zorundayım. Biz bir takımız" açıklamasını yaptırtan Erdinç Sezertam. Sivas'ın ilk golünde evsahibinin dobra teknik direktörü Bülent Uygun'un da açıkça dile getirdiği ofsaytı kaçıran Erdinç Sezertam. Sevgili okul arkadaşım Oğuz Sarvan! İzmir'den de bunca yıllık hukukumuz var. Bana şu atamalardaki adaletini bir izah edebilir misin?
Sevgili Oğuz; herkes merak ediyor. Erdinç Sezertam'ın vücut dili "Üstümü ıslattı" diye haykırırken maçtan sonra eylem nasıl küfre dönüştü. Maçtan sonra bir telefon trafiği mi yaşandı. Sen, Sayın Yüksel Okçuoğlu, bu maçın hakemleri, gözlemcisi, temsilcisi, hepiniz 24 Aralık 2009 tarihinde 14:45-17:45 arasındaki tüm cep telefonu görüşmelerinizin dökümlerini açıklamaya var mısınız ?
Öncelikle sana Oğuz kardeşim; sonra diğerlerine.. Yürekli ve cesaretli olun!


levent tüzemen:http://www.sabah.com.tr/tuzemen.html
HANGİ SEVDADAN GALİP ÇIKTIK Kİ YÜRÜYORUZ SESSİZ VE KEDERLİ NEVİZADE GECELERİ İNLETİYORUZ HEP ÇIKIŞINDA İSTİKLAL CADDESİNİ

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #342 : 28. Ocak 2009, 16:23:41 »
Uygun Skibbe'yi yendi...

Bülent Uygun, Sivas’ta ne yaptıysa, Sami Yen’de de aynısını yaptı. Bir fark vardı, bu kez maç 11’e 11 oynandı. Fakat maçı olmasa da, avantajı Sivasspor kazandı.
Buzlu zemin yoktu, Lincoln yoktu, pozisyon da! İlk şutu 25. dakikada atabilen Galatasaray, net ve tek pozisyonunu Sabri’nin ortasında Meira’nın auta giden kafa şutuyla buldu. İkinci devre Uygun hamlesini yaptı. Skibbe ise çaresizce baktı. Balili’yi oyuna alan Sivasspor, artık rakip yarı sahaya kolayca gidiyor, uyumsuz Meira-Emre ikilisinin zaaflarından faydalanıp, pozisyon da buluyordu.  Sabri, Sezer Badur’u terbiye etmeye çalışırken, Yaser’in şutunu Petkoviç kurtardı. Sezer’le dalaştığı için sarı kart gören Sabri’nin pozisyon hatasında, Galatasaray’ın dünyaları teklif ettiği Mehmet Yıldız yerine oyuna giren Kamanan’ın pasında Balili, bir şok daha yaşattı.
Geçen maçta Galatasaray’ın 13 sakat ve cezalısının olduğu söyleniyordu, Sivasspor ise 16-17 kişiyle ligi zirvede sürdürüyor. Bir takımda 13 eksik olması için o takımın ya trafik kazası geçirmesi lazım, ya da zehirlenmesi... Ligin en kaliteli kadrosu bu kadar sakatlık yaşıyor, bu kadar kolay kart görüyor, rakip teknik adamın hamlesine karşı hamle yapamıyorsa sorunun nerede olduğu belli.
Sivasspor oyunun iki yönünü aynı anda oynadığında da büyükleri yenebiliyor. Büyük takım olmanın yolu, tüm mazeretlere rağmen ikinci 45 dakikadaki gibi oynamaktan geçiyor. Mehmet Topal, Ayhan ve Barış gibi üçlüye karşı, iki maçta da oyundan düşmeyen İbrahim Dağaşan başta, Sezer ve Onur’u tebrik etmek gerekiyor, tabii Ayhan’ı da.. Bir adam 3 sene hep aynı form, konstrasyon ve ciddiyette oynuyorsa, bize de alkışlamak düşer.

Hakan Can
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #343 : 28. Ocak 2009, 16:25:11 »
Temel ilkeler

Uygun futbolun, temel ilkelerini... Belletmiş. Belletmekle kalmamış, uygulamayı da...
Öğretmiş...
Yetenekleri belli ekibi, yıldızları...
Yıldırıyor.
Görülmesi gerekli, bir teknik adam...
Hüneri...
Galatasaray amansız baskı kurdu...
Zannettik değil mi?
Evet... Pozisyonu var mı peki? Yok...
Baskı? Var. Var da... Ha bu baskı...
Ha kalp para baskısı.
Geçerliliği yok.
Mükemmel paylaşım ve savunma anlayışı.
Ters kademe dersi... Uygun’dan.
Herkese bir libero atamış sanki.
Sivas ne yapıp ediyor...
Mutlaka boş birini, devreye sokuyor.
Savunma da öyle...
Hücumda da böyle...
‘Ya herro ya merro...’
Skibbe de işler terso!
Uygun’dan ‘hücuma nasıl çıkılır?’
Dersi var şimdi.
Sivas havada, karada, buzda, asfaltta...
Hep aynı...
Uyanmak lazımmış, uyanamamıştım!
Balili uyandırdı! 0-1.
Ayhan mı? Eziyeti uzattı 1-1.
Çimende olmayan, buzda nasıl olacak?
Sanki Sivas’taki gibi olacak

Oğuz Dizer
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #344 : 28. Ocak 2009, 16:27:02 »
Aslan 5 dakikada bitti


Galatasaray çok sorunlu çıktı maça aslında. Ziziç gitmiş, yerine oyuncu transfer edilmemişti. Milojeviç sakattı, Atkins hastalandı, tüm bunların üstüne takımın tek oyun kurucusu Cüneyt de sakatlanınca, Aslan’ın eli ayağı bağlanmıştı.
Rakip bu sene büyük yatırım yapan İtalya’nın basketbol geleneği en eski olan takımı Virtus Bologna’ydı. NBA’in ünlü yıldızı Earl Boykins’e milyon dolarlar verip İtalya’ya getiren Bologna, son yılların en güçlü kadrosunu kurmuştu.
Onlar da İstanbul’a gelmeden Jamie Arnold’u göndermiş, takımın en skoreri Langford’u da sakat olduğu için İtalya’da bırakmıştı.

Savunmalar unutuldu
Maç da her iki takım açısından savunma anlamında sıkıntılı başladı. Dar kadrolarla mücadele edildiği için erken faul problemine girmemek için savunmalar hiç sertleşmedi. Galatasaray, başta Guroviç ve Hüseyin olmak üzere sayıya çok kolay giderken, aynı başarıyı savunmada gösteremedi. Righetti ve Kopponen’in üçlükleriyle çeyrek 30-27 sona ererken, basket yağmuru 2. periyotta da devam etti. Murat Kaya’nın son saniye üçlüğü de ilk yarının skorunu belirledi: 55-50.
İkinci yarının hemen başında Galatasaray farkı 8’e çıkardıktan sonra, oyun kurucusuz oynamanın ve dar bir rotasyonla mücadele etmenin acısı çıkmaya başladı.
Bologna, yorulan ve hücumda organize olamayan Galatasaray karşısında, 5 dakikada tam 20-0’lık bir seri yakaladı. Göz açıp kapayıncaya kadar olanlar olmuştu. Boykins, her seferinde rakibini geçip savunmayı delerken, bu bölümde özellikle Ford’u ‘sayı kralı’ yaptı.
Seri bir ara 25-2 oldu, maçın geri kalanı tamamen dakikaları tüketmek için oynandı.

Avrupa hesapta yok mu?
Ziziç’ten sonra transfer yapmakta geç kalan Galatasaray, hala ne bekliyor anlaşılır gibi değil. Eğer transfer dünkü maça yetişmeyecekse, demek ki Galatasaray yönetiminin Avrupa hedefi yok bu sene. Madem öyle, neden Türkiye Ligi’nde 12’de 10 yapan Murat Özyer gönderildi? Biz Avrupa’daki başarısızlığa yormuştuk bu ayrılığı oysa... Gündemde olan Adeleke Alba Berlin’e, Gaines de Maccabi Tel Aviv’e gitti. Biraz daha beklenirse, bu kadroyla Galatasaray’ın gruptan çıkması imkansız hale gelebilir

Gökhan German
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #345 : 28. Ocak 2009, 16:28:43 »
Dik durmak

Hah işte kaymayan bir zemin, pırıl pırıl ortam, bayram yeri gibi bir stadyum, maça her haliyle hazır bir taraftar.... Eee? Daha ne istiyorsunuz diye sormazlar mı adama? Ne tekme atılarak sağa sola dağıtılacak buz parçaları ne de abuk subuk kararlarıyla adamı tilt edecek bir hakem var sahada. Olmayan ne peki? Olmayan Galatasaray gibi bir takıma yakışmayacak o telaş ve intikam duygusudur. "Ahh beni bu telaş öldürecek!" demişti şair. Aynen öyle oldu. Sivaslılar bir kale gibi durdukça, Galatasaraylı oyuncular asap bozukluğu yaşadılar. Halbuki işi bilmeyenlerin bile söyleyeceği bir gerçek vardı sahada; ayağa top oynayacaksınız, top mümkün olduğu kadar ayağınızda kalacak, az top kaybı yaşayacaksınız ve gol yollarına garanti top oynayacaksınız. Çünkü böyle bir taktiğe bilgisayar olsa dayanmaz.

Anadolu'ya alkış...
Öyle olmadı tabii ki. İki gün önce oynadığınız bir takım karşısına hiçbir şey olmamış gibi çıkamazsınız. Tamam, belli bir gerginlik olacak, olmalı. Ama dozu kaçırılmış ve engellenemez hırsın varacağı yer keskin sirkeyle küpün ilişkisine dönecekti. Nitekim öyle de oldu. Bir önceki maçta kalmıştı Galatasaray. Hem de oyuncusuna kural hatasının doğrusunu söyleyemeyecek kadar. Unutmayalım, o maç tekrar gerektiren değil, gerektirmeyen bir hakem ihlali ile noktalandı. Eksik var doğru; gedik var o da doğru. Eksik Lincoln, Kewell gibi ustaların, Servet gibi bir savaşçının olmayışında. Sorun sadece bu eksikliklerde mi sizce? Durun hemen bağırış çağırış yanıtlamayın: Ali Sami Yen, Anadolu'yu alkışlıyor. Biraz dik durun.

Hakan DİLEK
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #346 : 28. Ocak 2009, 16:31:08 »
Sivas'ın hakkıydı

Sivas'taki lig maçında "Buz da dans" yapan iki takım İstanbul'da 13 derecelik mükemmel bir havada, bu defa kupa için karşı tarşıya geldi. Galatasaray oyuna başlar başlamaz rakip sahaya yerleşirken, tek amacı vardı. Kupa mücadelesini İstanbul'da bitirmekti. Buna karşılık Sivasspor ise "Nasıl olsa ikinci maç var, golsüzlük bize yarar" hedefi ile sahaya dizilmişti. İlk yirmi dakika içinde görüntü şuydu; Galatasaray geri dörtlüsünün iki yan adamı, hücum gücünü artırmak için ileriye kaymışlardı. Ayrıca Meira'nın takıma girişi savunmayı rahatlatmıştı. Orta sahada, Topal duruma hakimdi. Barış'a çok iyi demek mümkün değildi. Aydın ve Arda çalışıyorlardı ama sonucu getirecek son hareketi yapamıyorlardı. Bunda Sivasspor'un oyun anlayışının etkisi büyüktü. Sivas 18 içini altı kişi ile koruyor, diğer dört adamını hareketli kullanıyordu. Özelikle ani çıkışlarda bu dört adamı kullanıyordu Galatasaray ilk yarıda iki ciddi gol kaçırdı. Sakin bir oyun oynasa, ya da rakibini üstüne çekip alan boşaltsa, gol atabilirdi. Topu alanın golü ben atayım düşüncesi ile rakip ceza sahasına girmesi Sivas'ın istediği bir oyun düzeniydi. İlk yarıda Galatasaray'ın üç şutu vardı. Kanatlardan yapılan hiçbir akını yoktu.

Balili renk getirdi
Bülent Uygun oyuna iki değişiklikle başladı. Onur ve Balili'yi oyuna alan Bülent hocanın hedefi, gol aramak ve orta sahaya hakim olmaktı. Nitekim Balili oyuna dahil olunca maça denge geldi. Sivasspor hücum gücünü artırdı ve Galatasaray kalesinde gol aramaya başladı. İlk yarıdaki Galatasaray ikinci devre de ortalıkta yoktu. Galatasaray oyuna başlarken son derece stersli ve sıkıntılı idi. İlk maçın etkisinden kurtulamadığı belliydi. Bu halini ikinci yarıda da devam ettirince istediği golü de bulması zora girdi. Maçın en tehlikeli, belki de yüz de yüz gol olacak pozizyonu da Mehmet Yıldız kaçırdı ki bu ona yakışmadı. Oyundan alınması ise geç kalınmış bir hareketti. İkinci yarıda Sivasspor'un Balili ile üstünlüğü fark edilir hale geldi. Tabii Balili'nin golü de Galatasaraylıları çok endişelendirdi. Ama uzatma da Ayhan'ın attığı gol maçı berabere bitirirken avantajı da Sivas ele geçirdi.

İsmet TONGO
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #347 : 29. Ocak 2009, 14:15:08 »
FUTBOL İYİ OYUNCUYLA OYNANIR
28.01.2009
Bunu son iki maçta net olarak gördü Galatasaraylılar. Her ne kadar mücadeleci ve kaliteli oyuncular olsa da takımda, sonuca etki eden “İYİ” oyuncular olmayınca takım sonuç alamıyor. O oyuncular bir araya geldiğinde de güç katlanarak artıyor. Son iki maçtaki Arda ve Baros’a bakalım. Sivas maçlarının sonucu değiştirme potansiyeli olan iki oyuncusu. Ama bir yere kadar gelebildiler tüm ataklarda, oralarda kendilerine destek olacak oyunu rahatlatacak ayakları bir tülü bulamadılar. Burada Ayhan’ın hakkını yemeyelim yalnız. Dün geceki maçta o kadar çok koştu ve her alan destek olup oyunu açmaya çalıştı ki, ben izlerken yoruldum. Ama bahsettiğim bu değil. Kritik, gole direkt götüren, bitirici pas atmak, atabilmek bambaşka bir şey... Baros, Arda, Kewell, Lincoln bunların her biri çok “İYİ” birer oyuncu iken, bir araya geldiklerindeki güç 4 “İYİ” oyuncudan çok daha fazla.

Benzer şeyler defans için de geçerli. Servet zaman zaman eleştirilse de, katkısının ne kadar üst düzey olduğu yokluğunda anlaşılıyor. Emre Aşık ne kadar iyi niyetli ve çalışkan olsa da, cepheden gelen ilk toplarda çok iyi bassa da, yıllara karşı koymak zor. Yannick Kamanan bir pozisyonda neredeyse yürüyerek geçti Emre’yi...

Sonuç olarak ne yapıp edip yıldızlarını bir an önce toparlamalı Galatasaray. Ligin daha mütevazi takımlarına karşı dün akşam Ali Sami Yen’deki kurulan baskı kurulduğunda sonuç alınır. Ama Sivas gibi sert bir rakip çıkınca karşısına, iş bu kadroyla kolay olmaz... Ve 20 gün içinde Sivas’tan çok daha sert ve yaratıcı bir takım olan Bordeaux olacak sarı kırmızılıların rakibi. Avrupa’da yola devam etmenin yolu sahada olabilecek maksimum sayıdaki “İYİ” oyuncuyu oynatabilmekten geçiyor. Yoksa “Sahaya her ihtimalde 11 aslan çıkacak” cümlesini turun başında dinler ve Avrupa’da başarı için gelecek seneyi beklemek zorunda kalır tüm taraftarlar...

 
 
SİVAS İYİ TAKIM
Artık bunu soylemek çok da önemli değil. Oynadıkları futbol, aldıkları sonuçlar ve iki yıldır gösterdikleri performans ile bunu çoktan kanıtladılar. Ama dün geceki maçı çıplak gözle izledikten sonra tekrar bu konuyu belirtip, bazı noktaların altını çizmek istedim.

Bir kere atık öyle bir takım olmuş ki Sivas, kadrosundaki tehlikeli oyuncu sayısı neredeyse bazı büyük takımlardan daha çok. Mehmet Yıldız ve Herve Tum oyundan çıkıyor, yerlerine Pini Balili ve Kamanan giriyor. Ve golde bu ikilinin ortaklığından geliyor. Hangi Turkcell Süper Lig takımında var bu kadar forvet zenginliği. Bunlara ek olarak, Mohammed ve Musa gibi sürekli golü düşünen oyuncular, Abdurrahman Dereli gibi hızlı ve iyi bindiren bir bek, ortanın ortasında İbrahim ve Sezer gibi hem savaşan hem de topu iyi kullananan oyuncular, Fabio Bilica gibi bir defans sigortası ve Michael Petkovic gibi güvenilir bir kaleci... Tabii bu oyuncular ne kadar iyi olurlarsa olsunlar bunları oynatan, iyi kullanan, motive eden bir hoca...

Sivas için geçen sene peri masalı gibiydi, ama bu sene artık her şey gerçek. İyi bir takımları var. Tek eksikleri hava ve destek. İstanbul’da seçim zamanları bile bu muhabbetler yapılır: “1 milyondan fazla Sivaslı var”. Nerede peki o Sivaslılar? Dün akşam takımları en iyi zamanında ve Galatasaray gibi bir rakiple oynuyor. Kendilerine ayrılan yere sığmamaları lazımken, dolduramıyorlar bile... Sivas şehrinde Bursa’daki, Trabzon’daki, Eskişehir’deki havadan eser yok. Arkasında onu iten bir taraftar olmayan takımın şampiyon olması çok zor. Mecnun Odyakmaz ve Bülent Uygun, sahadaki oyuncuları kadar, tüm Sivaslıları da motive etmeliler... Tabii eğer bu peri masalını, bir efsane haline getirmek istiyorlarsa...
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

susturdular (obaytar)

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Oca 2009
  • İleti: 1486
  • Yaş: 53
  • Yer: bursa
  • şehir plancısı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #348 : 29. Ocak 2009, 15:54:05 »
Tarih 6 Aralık 2008.. Süper Lig'in 14. haftası.. Şiketaş, İnönü'de Ankaraspor'a 3-1 kaybediyor. Tello'nun rakibine yumruğunu görmeyen FIFA kokartlı yardımcı hakem Serkan Gençerler, o tarihten beri Süper Lig maçı alamıyor. MHK, tarafından adeta kızağa çekiliyor. Tarih 20 Aralık 2008.. Süper Lig'in 16. haftası.. Trabzonspor, Eskişehirspor'u 2-1 yeniyor. Hakem Fırat Aydınus, Trabzonspor lehine karar ve yorumlarıyla Trabzonsporlular'ı bile çileden çıkarıyor. Aydınus da o günden beri Süper Lig takımlarının maçına (kupa dahil) çıkamıyor. Aynı TrabzonsporEskişehirspor maçı.. Trabzonsporlu Colman, Eskişehirli Sezgin'e yumruğu çakıyor. Aydınus görmüyor. O kanattaki yardımcı da görmüyor. Sonuçta nedir normal beklenti. Serkan Gençerler'in yaşadığı dinlendirmenin en azından bir benzeri değil mi? Çok beklersiniz! Bu yardımcı, o karşılaşmanın ardından sadece bir Süper Lig takımının kupa maçına çıkmakla (Şiketaş-Gaziantep Büyükşehir Belediye) kalmıyor. 16. haftadaki bomba maçın ardından 17. haftada da görevlendiriliyor. Hem de yine bir büyük takımın maçına.. Kim mi o yardımcı? Erdinç Sezertam. Ümit Karan'ı attırırken vücudunu gösteren, bunu hem hakeme hem itiraz eden Arda'ya en az üç kere yapan, yani vücut diliyle "Ümit Karan benim üstümü ıslattı" diyen, ama maçtan sonra Yunus Yıldırım'a "Yardımcım bana Ümit'in küfür ettiğini söyledi. Ona inanmak zorundayım. Biz bir takımız" açıklamasını yaptırtan Erdinç Sezertam. Sivas'ın ilk golünde evsahibinin dobra teknik direktörü Bülent Uygun'un da açıkça dile getirdiği ofsaytı kaçıran Erdinç Sezertam. Sevgili okul arkadaşım Oğuz Sarvan! İzmir'den de bunca yıllık hukukumuz var. Bana şu atamalardaki adaletini bir izah edebilir misin?
Sevgili Oğuz; herkes merak ediyor. Erdinç Sezertam'ın vücut dili "Üstümü ıslattı" diye haykırırken maçtan sonra eylem nasıl küfre dönüştü. Maçtan sonra bir telefon trafiği mi yaşandı. Sen, Sayın Yüksel Okçuoğlu, bu maçın hakemleri, gözlemcisi, temsilcisi, hepiniz 24 Aralık 2009 tarihinde 14:45-17:45 arasındaki tüm cep telefonu görüşmelerinizin dökümlerini açıklamaya var mısınız ?
Öncelikle sana Oğuz kardeşim; sonra diğerlerine.. Yürekli ve cesaretli olun!


levent tüzemen:http://www.sabah.com.tr/tuzemen.html


ne kadar güzel anlatmış değilmi yapılan rezilliği.. :duvar: :duvar: :duvar: hadi bakalım sarvan ve tayfası açıklamaya cesaretiniz  var mı görelim!!!

b4ileys

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Kas 2008
  • İleti: 2487
  • Yaş: 45
  • Yer: antalya
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #349 : 29. Ocak 2009, 16:01:15 »
ne kadar güzel anlatmış değilmi yapılan rezilliği.. :duvar: :duvar: :duvar: hadi bakalım sarvan ve tayfası açıklamaya cesaretiniz  var mı görelim!!!

ben hiç şaşırmıyorum. çünkü oğuz sarvan eziktir. bunu bilmeyen yok... :duvar: :duvar: :duvar: :duvar:

Caner ALOĞLU

  • Editör
  • Mimar Sinan
  • *
  • Kayıt Tarihi: Oca 2008
  • İleti: 11578
  • Yer: Mersin
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #350 : 01. Şubat 2009, 19:20:19 »
"Millete azap çektirme"

İşte yazıdan bir bölüm;

"İkinci kaptanlığı reddeden Sabri, kaleye çektiği şutlar dağlara taşlara gidince hep kafasını tutuyor!
Hep yüzünü, başını, kaşını elleriyle okşuyor!...
Kendini tokatlasa daha iyi...

Maç sonrası beyanatlarında da etrafa laf giydirmekten geri kalmıyor!
‘Ben PAF’tan beri şut çekiyorum, yine de çekmeye devam edeceğim’

Evladım sana çekme diyen yok!

Çek de... PAF’tan beri sekiz senede hala düzgün şut çekmesini beceremiyorsan o zaman yerine adam tut da, bari o çeksin!
Millete azap çektirme!..."

                                                                                                          Osman Tanburacı...

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #351 : 02. Şubat 2009, 15:41:39 »
Sinir harbi!..

Gün, şampiyonluk savaşı yapanlar için oldukça zordu. Eski Şehzadebaşı sinemalarında öğleye doğru başlayan filmler, gece geç saatlere kadar sürerdi. Futbol da dün aynen öyleydi. Bir de başlayan "Sinir harbi maçları" gece sona erdi. Şampiyonluk savaşı için zor gün demiştik. Nitekim Sivasspor ve Ankaraspor, bu yolda kaybettikleri puanlar ile ağır hasar aldı. İşte böyle bir günde herkesin gözü, Galatasaray'daydı. "Acaba" ile başlayıp, "Puan kaybeder mi?" ile biten sorular, 9. dakikada cevap buldu. O dakikada Baros'un golü, herkesi rahatlattı. Ancak atılan bu gol yeterli olacak mıydı; işte o 90 dakika sonunda belli olacaktı... Servet'in geriye katılması ile defans sorununda büyük bir rahatlama olmuştu. Sabri, vasattı. Denizlispor kanat akınlarını sola yüklemiş gol ümidini ona bağlamıştı. Yeni alınan Bangoura, Roberts'le birlikte soldan iki gol kaçırması, biraz da Sabri'ye bağlı idi. Orta sahada Mehmet Topal ve Ayhan topları iyi değerlendiriyordu. Bu iki isim, forvetleri de destekliyordu. Ayrıca Ayhan'ın maç boyu bütün sahayı dolaşıp, nefis bir top oynaması ise alkışlanacak cinstendi. Nonda, sahanın her tarafına ayak basıyordu. Nonda'yı beğenmeyenler olabilir. Ancak Nonda sağa ve sola kaçarak peşine adam takıyor ve Baros'u rahatlatıyordu. Baros'un bu kadar pozisyona girmesinde Nonda'nın bu oyununun büyük rolü vardı. Baros'a da söylenecek söz yok. 15. golünü attı ve 16 ile 17.'yi ise kaçırdı.

Kısa pas, tek pas
Genelde Galatasaraylı futbolcuların oynandığı ilk yarım saatteki oyun ilginçti. "Kısa pas, tek pas" topun Galatasaray'da kalmasını sağlamıştı. Denizlispor'un oyunu geride tutması Denizlispor'u sıkıntıya sokmuş, Galatasaray'ı da oldukça rahatlatmış ve gol getirmişti. Hiç umulmadık bir pozisyonda yani 72'de, Nonda 20 metreden geçmişini hatırlatan müthiş bir gol attı... Skibbe onu oyundan alırken herkes alkışladı. Galatasaray, "Şampiyonluk savaşı yapılan en zor günde puan kaybeder" diye düşünenleri mahcup etmişti. Cimbom rahattı, akıllıydı ve her şeyden önce "tek pas, kısa pas"ta oldukça başarılıydı. Sivas ile yapılacak kupa maçı öncesi, sahanın en iyisi Ayhan'ın iki sarı karttan kırmızı ile atılması onun hesabına ayıptı.

İsmet TONGO
keweel - arda - elano- baroş- keita