28. Nisan 2026, 16:03:37

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 120566 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #288 : 28. Kasım 2008, 11:47:26 »
Harç bitti...

Bütün dünya şirketlerini krize sokan CEO'ların kovulma hikayeleriyle çalkalanıyor. Başarısızlığın faturası herkese ödetiliyor. Tek istisnası ülkemizin büyük işadamlarından Adnan Polat. Acaba Skibbe'nin performansını kendi yöneticileri gösterse bu kadar sabreder mi? Gecenin tek yeniliği Barış'ın takıma katılmasıydı. Kalli, Barış ile geri döndü desek abartmayız. Galatasaray için ise daha çok Skibbe'nin güven tazeleme maçı niteliğindeydi. UEFA'da kazasız giden sarı-kırmızılı takım kendi evinde seriyi sürdürme niyetindeydi. Ancak, Ukraynalılar hiç de kolay lokma olmadıklarını Şiketaş'ı İnönü'de yenerek göstermişlerdi. Ev sahibi takımın yıldız kramponları sahaya jeneriklik görüntüler sunsalar da, maçın büyük bölümünde sahada topa sahip olsalar da bunu ceza sahası etkinliğine döndürme konusunda aynı beceriye sahip değildi. Artık ezberledik, tıkanan takımı açmak için önce Baros, sonra Kewell sahadan alınıyor, yedek kulübesine göre içeriye oyuncular giriyor. Ümit Karan ve Aydın daha önce alışıldık üzere sahaya girdiler. Ama sorun oyuncuların performanslarında, beceriksizlik ya da yetersizliklerinde değil.

Çanlar çalıyor
Galatasaray'ın oyun sistemi gol pozisyonu üretmede hâlâ büyük kısırlık yaşıyor. Takım iyi oyunuyor görünse de sonuca yönelik zenginliği bir türlü göremiyoruz. O nedenle oyuncu bazında değerlendirme yapmak gittikçe zorlaşıyor. Sadece Lincoln'ün kendine geldiğini, Almanya günlerini yakalamaya başladığını söylemekle yetinebiliriz. Galatasaray'da çanlar bangır bangır çalıyor, taraftar duyuyor, sağır sultan bile yerinden kalktı ama yönetim hâlâ Skibbe ile devam ediyor!
Şükrü Kanber
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #289 : 28. Kasım 2008, 11:48:36 »
Doğan Koloğlu
Atamayana atarlar

UKRAYNA ekibi Türkiye ölçüsüne göre mantık dışı koşuyor. Ama çabukluğu ‘top becerisiyle kucaklaştırmakta zorluk çekiyorlar’.. Hatta en az 3-4 fırsatta akıl almaz şekilde topları avuta attılar. İlk dakikadan itibaren daha çok koşan, daha çok boş alan üreten hep Metalistlilerdi. Ama akıl almaz bir beceriksiz yönleri var. Sertlik ve tempo yüksekliği ile bütün sıkıntıları geçirdiler. Ama girdikleri pozisyonlarda ‘acemilik yönleri’ o kadar çok belirgindi ki... Onların yaptığı faulün haddi hesabı yokken ilk yarı kart gören sadece Ayhan’dı. Demek ki hakem bir kişiyi görmüş (!) Çünkü Ukraynalıların en büyük silahı sertlikti. Sanki hakem de bir başka karşı taraftı. Lincoln en çok tekme yiyen oyuncuydu. Onu Arda takip etti. Bu taktik Galatasaray yaratıcılığının budanması demekti. Onların kalesinde ürettiğiniz iki gol pozisyonu vardı ki mucize olarak ‘gol olmadı.’ Yani hamal gibi koşan Ukraynalılar 2-3 teknisyenin ürettiği bir ortamda akıl almaz bir şanssızlıkla gol pozisyonlarına yabancı kaldılar. Ama ne yazık ki oyuncu değiştirmek, ümit veren hareketler yapmak, tribünlerden destek almak hiçbir işe yaramadı. Halbuki ikinci yarı Emre çıktı Barış girdi. Ama rakibin bir silahı vardı o bizi yıktı. Rakip topu bize kaptırınca 11 kişi kendi bölgesine koşuyor. Yani Galatasaray gelsin de üstümüze doğru koşsun da biz ancak konratakla gol atarız iddiasını gerçekleştirdiler. Çünkü onlar yorulmadan 90 dakikayı tamamladı ama Galatasaray’ın karşı taktiği ve değiştirdiği oyuncularla yenilenme düşüncesi ürününü vermedi. Maç 90 dakika... Hiçbir zaman konsantrasyonu kaybetmemek lazım. Maalesef 82’de Servet’in basit bir hatasıyla golü yedik. G.Saray kendi seyircisi önünde bir puan dahi alsa rahatlayacaktı. Şimdi Hertha Berlin maçını bekleyeceğiz. Cimbıom kaçırdı, Metalist attı. Ve atamayana atarlar!..
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #290 : 28. Kasım 2008, 11:49:06 »
Osman Korkmazel
Oldu mu Servet!

METALİST Şiketaş maçında seyrettiğim kıvamda değildi. Tempoları yüksek tek topları bilinçli , hücuma çok adamla çıkışları da etkindi ama... Galatasaray’ın ceza sahasına daldıklarında inanılmaz beceriksizdiler. İlk 15 dakika fileleri iki kez havalandırma olayı kaçınılmazdı. Özellikle iki Brezilyalıları silik bir görüntü içindeydi.. Galatasaray temkinli işi ağırdan alan ve dörtlü hücumcusunun dönüşümlü oynaması ile ve de liderlik avantajını arkasına alarak ilk yarım saat sonunda Metalist kalesine akmaya başladı. İlk şutun dakikada 34 Sabri’den gelmesi bunun açık göstergesi idi. Yine söylüyorum... Bu sezon için Lincoln’ün Galatasaray’a ne denli katkı yaptığı dün akşam bir kez daha göründü. Verilmeyen golde tüm hünerlerini ortaya döktü. Aslında Baros aklını kullansa iş orada bitecekti. Ardından yine Lincoln menşeli bir gol kaçtı ki... Taraftarın nerede ne zaman takımını ateşleyeceği önemli bir unsurdur. Sarı-kırmızılı gönüldaşlar Galatasaray’ın bir üst tura lider olarak çıkacaklarından inandıklarından oyuncularını inanılmaz motive ettiler... Skibbe olumlu değişiklikleri yapmış Barış orta bölgeyi toparlamış, Ümit Karan hücum gücünü arttırmış, her şey yolunda gidiyor. Ancak Servet bütün işini gücünü bırakmış; “nakış işlemeye” kalkıyor. Çuvaldız da kendine batıyor, golü yediriyor. Ve tüm takımı altüst ediyor. Sana cezayı taraftar, yönetim değil; arkadaşların kessin...
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

beckham12

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 1950
  • Yaş: 39
  • Yer: istanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #291 : 28. Kasım 2008, 13:28:23 »
Servet
bir çuval incirin içine etti


Önünüze iki kart koyuyor ve birini çekin diyorum;
-Arda, Lincoln, Baros’un muhteşem paslaşmasıyla attığı golle 1-0 galip gelen Galatasaray’ı çekerseniz, bu Galatasaray’a toz kondurmazsınız.
-Servet’in hatasıyla 1-0 mağlup Galatasaray’ı seçerseniz, Galatasaray’ı tefe koyarsınız.
Bu kadar basittir futbol.
Hatanın üzerine; asla Sezar’ın hakkını Sezar’a vermezler.
 
 
Gel ayı ye beni!
Dün Galatasaray elinden gelen her şeyi yaptı. Göze hoş gelen, sahaya yayılan, koşan, rakibe basan çok da iyi futbol oynadı.
Galatasaray’ın iki eksiği vardı; iyi orta yapamadı, rakip kaleye hiç şut çekmedi.
Her şeye rağmen Galatasaray’ın her an bir gol bulması işten bile değildi...
Lincoln, Arda, Ayhan, Meira, Kewell, Emre Aşık, Sabri ve de hepsi iyi bir takım olmaktan örnekler verirken Servet geldi ‘Gel ayı ye beni’ dedi ve maç bitti!
Olmaz böyle şey!
Hayati bir maçta bu kadar büyük bir gaf yapılmaz!

Yahu be çocuk!
Daha maçın başında taç çizgisi kenarında da yaptın...
Adama geldi bastı aldı gitti...
Maç bitiyor yine rakiple inatlaşıyorsun!
Kimsin sen?
Pele mi? Maradona mı? Beckenbauer mi? Ronaldo mu?
Kimsin?
İnsan bu kadar disiplinsiz olur mu?
Oynadığın takım Galatasaray. Köçekspor değil!
Niye kıvırtıyorsun bir o yana bir bu yana!
Bak duman ettin.
Bir çuval incirin içine ettin!
Hay senin oynayacağın futbolun!
 
 
Bireysel asmaları hiç sevmem ama...
Takım 11 kişi hatta 14...
Hocayı, kaleciyi, bir oyuncuyu suçlayıp işin içinden çıkamazsın.
Ama el insaf!
Futbolda hata olur, kabul de... Göz göre göre, kendi kalene de gol atamazsın!
Arkadaşlarının ipini,
Hocanın ipini,
Takımın, taraftarın ipini çekemezsin!
Herkesin görevi var. Bir başkasının ekmeğine kan doğrayamazsın.
Ey Servet;
Senin asli görevin kaleni savunmak! Rakiple oynamayı bırak!
Bunu ne zaman öğreneceksin?
Skibbe senin kafanı yarıp içine akıl mı koyacak?

Bu kaçıncı.
Bırak rakiple iddialaşmayı, sen defans adamısın. İlla rakibe üstünlük kurmak için çalım atma... İlla rakipten top çalıp onu madara etmeye kalkma başa bela oluyorsun!
Kaleni bırakıp gol atmaya gidiyorsun.
Sonra da takımını yakıyorsun!
Attığın goller olsa amenna! Git gidebildiğin kadar, ama sen karavanaya koşuyorsun hep!...
Kornerde ileri gidiyor kafaya çıkıyor, vuracak arkadaşına da mani oluyorsun. Geri dönüşlerde de gecikiyorsun.
Yanı başında tazı gibi bekleyen rakip varken taç çizgisinden top çevirmeye kalkıyorsun, kıt becerinle devamlı top sürüyorsun, yedirdiğin golde niyetin topu defetmek olsa topu caddeye bile atarsın ama sen içinde zapt edemediğin kompleksle kendini ispata çalışıyorsun! Yapma be çocuk!
Aslan gibi oynayan takımını da milyonlarca taraftarını da üzdün!
Böyle bireysel hata olmaz!
Maç bitmiş yahu... Bir puanı kapmışsın, hala gol atma imkanın bile var sen takımını yakıyorsun.
Hoş geldi Volkan!

 
 
Ters kroşeyle nakavt!
81’de Edmar golü atınca yıkıldık... Oysa maçı sürükleyen taraf Galatasaray’dı hele ikinci yarıda sert Metalist’e karşı her an yumruğu indirmesi beklenirken bir anda ters kroşeyle nakavt oldu.
Üç maç 9 puan derken şimdi Berlin’de Herta’dan puan almaya bakacaksın! Bu maçı kazansan Herta’ya yenilsen de lider olarak grup çıkacaktın. Şimdi Ayhan da yediği sarıyla Herta Berlin maçında yok.
Bereket Metalist Karkhiv-Olimpiyakos oynayacak!

Metalist Karkhiv sert takım. Çok iyi kapanıp, mükemmel kontratağa kalkıyorlar. Orta alanda çok adam tutup hep ilk toplara bastılar. Galatasaray da aynı şeyi yapmaya kalkınca top daha çok orta alanda gezdi. İki takım da buradan kaçırdıkları toplarla gol fırsatları yakaladılar.
Karkhiv daha maçın başında poziyonlar yakaladı atamadı. Son vuruşlarda başarısızdılar. Zaten Karkhiv çok koşan, sert ve de mekanik oynayan bir takım. Sistemi hatasız uyguluyorlar. İyi takım görüntüsü ciddiyetlerinden. Edmar, Jaja ve Devic’le iyi top kullanıp kontratağa çıktılar. Gancarczyk de sağ kanadı iyi işletti.
Galatasaray da hep kazanmak isteyen taraftı. Ataktan vaz geçmedi, oyunu hiç gevelemedi. . Şık paslaşmalarla mükemmel bir de gol attı. Hakem ofsayt verdi. O gol sayılsa jenerik olur. 31’de Arda-Lincoln son dokunuş Baros ve gol!
Mükemmeldi...
Galatasaray böyle üçgenleri Kewell’la, Barış’la, Ayhan’la da yaptı... 39’da yine Lincoln gole yaklaştı çok iyi kapandılar.
Galatasaray hüsrana uğramasa bu maç sonrası yenemese bile alkış alırdı. Gerçekten futbol adına ortaya arzulu ve etkin bir oyun çıktı. Onun için Servet’e kızıyorum güzel oyunu sıfırladı.
 
 
Skibbe doğruları yaptı
İkinci yarı Meira defansın ortasına geçti, Emre çıktı Barış Özbek orta alanda rakibi ısırmaya girdi. Doğru bir hamleydi. Galatasaray fırtına gibi oynamaya başladı. Gol gelse arkası da gelecekti. Baros düşüşte... Ya kendisinden kaynaklanıyor ya Galatasaray takımı bir türlü tropu Baros’la buluşturamadığı için Baros etkisiz gözüküyor, ama Galatasaray’ın gol yollarında sorunu var. Nonda ve Ümit Karan da Baros’tan iyi olmayınca Teknik Heyet de zorlanıyor. Buna rağmen Galatasaray çok iyi işler yaptı. Zevkle seyredildi ve güvenli bir takım vardı sahada...
Yazık oldu.
 
Osman Tanburacı

prekazigogar

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Nis 2008
  • İleti: 559
  • Yaş: 43
  • Yer: İSTANBUL
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #292 : 29. Kasım 2008, 16:12:20 »
Türk futbolseverleri şampiyonluklar kadar transfer dönemleri de heyecanlandırır, ama her transfer heyecan verdiği kadar olumlu olmayabilirde.

Her transfer döneminde kulüplerimize akla hayale gelmeyecek isimler transfer edilir. Görüşmelerin son aşamada olduğu hatta futbolcunun Türkiye'yi gezmeye geldiği bile söylenir.

Ancak genellikle transfer döneminin bitmesine yakın yıldız futbolcu eşi istemediği için ya da başka bir takımın teklifi nedeniyle Türkiye'ye gelmez. Muhakkak ki, Türkiye'ye yıldız isimler de geliyor. Örneğin, George Hagi, Roberto Carlos, Pierre van Hojdoonk, Jay Jay Okocha vs. vs...

Ancak son dönemde bazı futbolcuların verimsiz çıkması bazı futbolcuların da hiçbir varlık gösteremeden ülkeyi terk etmeleri akla Türkiye'deki transfer fiyaskolarını getiriyor.

Türk takımlarının son 30 yıllık yabancı transfer çalışmalarına bakıldığında öyle isimler var ki, bazılarına 'Bu da kim?' diyebilirsiniz, bazılarını da tebessüm ederek hatırlayabilirsiniz.

İşte 3 büyük takımın tarihi boyunca gerçekleştirdiği en fiyasko transferler:

Galatasaray

DOMINIC IORFA

Türkiye'ye neden geldiği neler yaptığı bir türlü anlaşılamadı. Nijeryalı futbolcu belki en fiyasko transferlerin başında geliyor. Galatasaray formasıyla sadece 14 maça çıkan Iorfa, buna rağmen taraftarlar arasında bir efsane halini aldı. Iorfa hakkında ortaya atılan en büyük iddialardan birisi de Nijeryalının ülkesinde aslında 400 metre koşucusu olduğu yönünde. Zaten oynadığı hemen her kulüpte hızıyla dikkat çeken Iorfa'nın daha sonradan futbolcu olmaya karar verdiği söyleniyor. Hatta Iorfa'nın bazı maçlarda kendi kendine pas attığı ve kendi kendine orta yaptığı iddia edilir.

PIERRE ESSER

1996-97 sezonunda büyük umutlarla Almanya'nın Fortuna Düsseldorf takımından alındı. İlk 11'de oynadığı ilk maçta son dakikada Yusuf Tepekule'den yediği hatalı gol sonrası yoğun şekilde eleştirildi. Bu nedenle Galatasaray kariyeri başlamadan sona erdi.

ION LUTU

3 Ağustos 1975 doğumlu olan Rumen futbolcu, Fatih Terim döneminde transfer edildi. Geldiği ilk günlerde 'Yeni Rıdvan' denilen Lutu'nun, ilerleyen günlerde sarı-kırmızılı takıma yarar sağlamayacağı anlaşıldı. Galatasaray için bir başka hayal kırıklığı olan futbolcu, Steua Bükreş'e gitti.

BRUNO QUADROS

1999 yılında Everton'dan transfer edildi. Kısa sürede takıma katkısı olmayacağı anlaşıldı ve sözleşmesi karşılıklı olarak feshedildi. Sarı-kırmızılı takımdan sonra kiralik olarak İstanbulspor'a gitti. Daha sonra Flamengo ile anlaşarak, Brezilya'ya döndü.

JERSSON AMUR GONZALEZ DIAZ

Kolombiya'dan büyük umutlarla devre arasında transfer edildi. Ancak sarı-kırmızılı formayı hiç giyemedi. Sezon sonunda Arjantin'in ünlü takımı River Plate'e tranfer oldu. Centauros Villavicencio ile anlaşarak, tekrar Kolombiya Ligi'ne döndü.

MBO MPENZA

2002 yılında Mario Jardel'e karşılık Robert Spehar ve Pavel Horvath'la birlikte Sporting Lizbon Kulübü'nden alındı. Ünlü futbolcu Emila Mpenza'nın kardeşi olan oyuncu, forma şansı bulmakta zorlandı. Belçikalı futbolcu, 2004 yılında bir maçta bile oynamadan gönderildi.

ROBERT SPEHAR

2001-2002 sezonunda Bruges'de oynarken 'Gol makinesi' lakabıyla anılan Spehar, 31 yaşında Galatasaray'a imza attı. 2000 yılında Şiketaş ve Trabzonspor'un da ısrarla istediği Hırvat oyuncu, G.Saray formasıyla tek maça çıktı. Galatasaray, bu karşılaşmada Bursaspor'a 5-0 yenilmişti.

PAVEL HORVATH

1975 doğumlu olan Çekoslavakyalı futbolcu, 2001 yılında Sportin Lizbon'dan transfer edildi. Lucescu'nun pek şans vermediği futbolcu, sarı-kırmızılı ekipte tutunamadı. Sadece 3 maçta sarı-kırmızı formayı giyen Pavel Horvath, aynı yıl FK Teplice'e imza attı.

RADU NICELESCU

2001-2002 sezonunda gol sorununu çözmesi için transfer edildi. Yedek kulübesinin gediklisi oldu. Galatasaray'dan ayrıldıkatan sonra Şiketaş'ta antrenmanlara çıktı. Ankaragücü ile sözleşme imzaladı ancak başkent ekibinde de dikiş tutturamadı ve ülkesine döndü.

SERGIO ALMAGUER

Fatih Terim'in isteği üzerine 'yeni Popescu' umuduyla Cruz Azul takımından kiralandı. Transfer döneminin bitimine saatler kala imza attırılan Meksikalı savunma oyuncusu, beğenilmeyerek ülkesine gönderildi. Almaguer, Şampiyonlar Ligi'nde oynayan ilk Meksikalı futbolcu olarak Meksika Futbol tarihine geçti.

ALİ LUKUNKU

2002-2003 sezonunun ikinci yarısında transfer edildi. Kongo asıllı Fransız futbolcu için Galatasaray'ın kasasından 2 milyon 200 bin dolar çıktı. Fiziği ve hava toplarındaki hamkimiyeti nedeniyle transfer edilen 27 yaşındaki oyuncu, ileride çok ağır kaldı. Oynadığı maçlarda gol sorununa çare olamayan Lukunku, kısa süre sonra yeniden Standard Liege'e döndü.

MAREK HEINZ

EURO 2004'te sergilediği performansla dikkatleri üzerine çeken futbolu, 2005-2006 sezonunda 2 milyon euro bonservis bedeliyle transfer edildi. Ülkesinde frikikten attığı gollerle ünlenen Çek futbolcu, Galatasaray'da bu özelliğini gösteremedi. 700 bin euro tazminat ödenerek, sözleşmesi feshedildi.

JUNICHI INAMOTO

G.Saray'ın transfer döneminin kapanmasına bir gün kala İstanbul'a getirerek sözleşme imzaladığı Japon futbolcu Junichi Inamoto'da bekleneni veremedi. İnamoto 2007 yılının başında Alman ekibi Eintracht Frankfurt'la anlaşarak takımdan ayrıldı.
ERSİN ŞİYHAN/ İHA

hep yanındayken sensizliği nasıl anlarım

emiralem

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Kas 2008
  • İleti: 12
  • Yaş: 33
  • Yer: izmir
G.SARAY'IN BREZİLYALISINI İSTİYORLAR!..
« Yanıtla #293 : 30. Kasım 2008, 16:59:49 »
http://img208.imageshack.us/img208/4372/630851081130155758vr5.jpg
Galatasaray ile ilgili köşe yazıları

Galatasaray'ın Brezilyalı yıldızı Lincoln'e Rusya'dan talip var.

İtalyan tuttomercatoweb. adlı internet sitesi, Rus kulübü Lokomotiv Moskova'nın, Galatasaraylı Lincoln'e talip olduğunu ve Brezilyalı yıldız için 7 milyon euroluk bir bonservis bedelini ödemeyi göze aldığını, bugün kullanıcılarına duyurdu.

Transfer teklifinin resmiyet kazanıp kazanmayacağı ise önümüzdeki günlerde netleşecek gibi gözüküyor.

MARATON.COM.TR/ KORAY BULUT
http://img208.imageshack.us/img208/4470/630852081130155758ho9.jpg
Galatasaray ile ilgili köşe yazıları


İsmail Sağlık

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Eki 2008
  • İleti: 2003
  • Yaş: 45
  • Yer: Bursa
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #294 : 01. Aralık 2008, 02:42:16 »

Yazarlık hayatımın tek gününde bile taraftar dalkavukluğu yapmadım. Ancak Galatasaray taraftarının dün akşamki tepkisini son derece yerinde ve anlamlı görüyorum.

Sezon başından bu yana kırık dökük bir futbol, hiç olmayacak yenilgilerle hedeften uzaklaşma tehlikesi ve başta teknik direktör sorunu olmak üzere bir türlü çözüm bulunamayan sıkıntılar haliyle tepkiye yol açıyor. Buna bir de o kötü hava koşullarında bile doldurulan tribünlerin M.Kharkiv yenilgisine tanıklık etme zorunluluğu eklenince dün akşamki tablo ortaya çıkıyor: Maçın başlamasına yarım saat kala sadace 1.500 bilet satılabilmişti!

116 milyon Euro ile sadece Türkiye'nin değil Avrupa'nın en pahalı takımlarından biri, üçte bir, beşte bir, onda bir değerindeki takımlara bu kadar kolay yenildiğinde, tribünlerin boş kalmasına da katlanmak zorunda kalır. Oysa şikebahçe'nin Şiketaş'ı yenmesi ve Trabzonspor'un iki haftada yitirdiği 4 puandan sonra zirvede adeta bütün hesapların yeni baştan yapılmasını gerektirecek ortam doğmuştu. Galatasaray da sadece Hacettepe'yi yenerek, kaybettiklerinin önemli bir bölümünü geri alabilecek gibiydi. 13. Barış'ın getirdiği topu Lincoln bomboş durumda adeta mahsus yaptı denecek biçimde dışarı vurdu! Dakikasıyla yazdım; çünkü ilk yarıda Galatasaray'ın sözü edilmeğe değer tek pozisyonu buydu. (Oyunun bütününde sahadaki en iyi oyuncunun o olduğunu da atlamayalım.)

Sarı-Kırmızılı takımın bu perişan halini fark eden rakip, dakikalar geçtikçe oyuna ağırlığını koydu. Önce pozisyonları, sonra golü buldu ve Ali Sami Yen'de azap dolu dakikalar başladı. Cim Bom sezonun çok erken kapanmasına yol açacak bir felaketin eşiğinde görünüyordu. İşte o sırada ne olduğu, nasıl doğduğu anlaşılamayan bir kırmızı kart işi değiştirdi. Ardından Baros'un haftalar sonra gelen 'piyango' golü de Cim Bom'u soluklandırdı. Skibbe'nin ikinci yarıya sarı kartlı Meira'yı çıkarıp Ümit Karan'la başlaması anlaşılır bir durumdu ama fazla bir şeyi değiştirmedi. Böylece iki taraf da 10 kişi oynar hale geldi! Hacettepe'nin de G.Saray kadar pozisyon bulmasının nedeni buydu.

Penaltıda Zoko'nun topu elle oynamasını hakemden başka kimsenin görmeyişi de gecenin en ilginç olayıydı. Hacettepe 9 kişi kaldığında bile futbol oynamayı düşündü, gol peşinde koştu. Sahada 11 kişi olabilselerdi kendileri için çok gerekli ve önemli bir işi başarabilirlerdi. Biliyorum, kazanınca böyle şeylere pek kulak asılmaz ama G.Saray adına pek de mutlu olunacak bir gece değildi. Belki de maçın en kötüsü Milan Baros'un 3 golde imzasının bulunması futbolun ne kadar tuhaf bir oyun olduğunu belgeler gibiydi. Son bir not: Bu iş nasıl oldu bilmiyorum ama yine de azımsanmayacak sayıda bir seyirci topluluğu önünde tamamlandı maç...

Ahmet ÇAKIR - Zaman
Biz GALATASARAYLIYIZ!!
http://80.108.15.126:8000/listen.pls ---> RadyoAslantepe

İsmail Sağlık

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Eki 2008
  • İleti: 2003
  • Yaş: 45
  • Yer: Bursa
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #295 : 01. Aralık 2008, 02:43:35 »
Baros rekoru kaçırdı

Galatasaray'da rakip takım analizi bence rakibin gücüne ve maçın ciddiyetine göre yapılıyor. Hacettepe için analiz yapıldığını sanmıyorum... Eğer yapılsaydı Hacettepe'nin fizik güç olarak Metalist Kharkiv ile benzerliği olduğu saptanırdı. Hacettepe 37'de Tozo atılıncaya kadar Galatasaray'la başa baş bir mücadele sergiledi. Kewell'ı sağda turist gibi kullanan Galatasaray, hücum girişimlerini ilk yarı Arda'nın bölgesinden yaptı. Ve ilk 12 dakika içinde Arda ve Barış'ın hazırladığı iki pozisyonda Lincoln yüzde yüz golleri kaçırdı.
Hacettepe sahanın her yerine basıyor, savunmasını öne çıkarmadığı için Baros geniş alan bulamıyordu. Hacettepe, Galatasaray'ın hücuma çıkarken kaptırdığı topları çok çabuk hızlı atağa dönüştürüyordu. Meira pozisyon hatası yaparken hamle yapmakta ve ilk toplara basmakta geç kalıyordu. Sandro'nun golü de Meira'nın hamlede geç kalmasından doğdu. 10 kişi kalan Hacettepe savunmaya yaslandı. Devre biterken Arda'nın ortasında Ayhan'ın hamlesiyle şaşırıp topu elinden kaçıran kaleci Recep sekiz maçtır suskun kalan Baros'un golle tanışmasını sağladı.
Skibbe'nin Ümit Karan'ı ikinci forvet olarak ikinci yarı oyuna alması doğruydu ama savunmadan Meira'yı çıkarıp Servet'i tek bırakması şaşırtıcıydı. Ancak Hacettepe bir puan için kalesine gömülünce Galatasaray savunmada sıkıntı yaşamadı .

ABAY'I KUTLAMAK GEREK
Zoko'nun gereksiz elle oynaması sonucu oluşan penaltıyı Baros gol yaptı. Hakem Süleyman Abay'ı kutlamak gerek, çünkü o kalabalık içinde Zoko'nun tereyağından kıl çeker gibi topa elle dokunuşu mükemmel süzdü. Ama Teli'ye gösterdiği ilk sarı kart haksızdı. Gol sonrası Hacettepe'nin direnci düştü ve oyunun kontrolü ile hücum üstünlüğü tamamen Galatasaray'ın eline geçti. Lincoln'ün iyi oyunu, Barış'ın sağdan yaptığı bindirmeler etkili oldu. Sabri, Karan ve Lincoln final paslarında topun şiddetini ayarlayabilseydi Baros gol rekoru kırardı. Futbolda atmak kadar attırmak da önemlidir. Karan'ın gol atamadığı için sıkıntı yaşadığını biliyorum ama egoistçe golü araması ve etrafındakilere pas vermemesi yanlıştı.

Levent TÜZEMEN - Sabah
Biz GALATASARAYLIYIZ!!
http://80.108.15.126:8000/listen.pls ---> RadyoAslantepe

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #296 : 01. Aralık 2008, 12:43:34 »
TURGAY ŞEREN 
Bu futbola 3 gol de lüks 3 puan da 
Galatasaray, Hacettepe karşısında ilk yarının son dakikasına kadar hem çok zorladı hem de çok zorlandı. Hacettepe’nin Tozo denilen futbolcusu o iki tane kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonu gole çevirseydi ilk yarının 3-1 bitmesi içten bile değildi.

Galatasaraylı tüm futbolcular açık söyleyeyim ilk yarıda uyudu diyebilirim, taki 44. dakikaya kadar. Hakem Süleyman Abay’ın uydurduğu bir frikik atışında Arda nefis bir orta yaptı. Kaleci Recep, topu elinden kaçırınca Baros için gol atmak çok kolay oldu. Neticesinde ilk yarı 1-1 berabere bitti.

İkinci 45 dakikaya tabii ki Galatasaray ve Hacettepeli futbolcular mücadele etmek üzere hazırdılar ama esas maça damgasını vuran Süleyman Abay oldu. Tozo’ya, Lincoln’e yaptığı bir faulden ki sarı kartla yakından uzaktan alakası yoktu ama Abay diğer hakemlerimiz gibi çok şımarmış, sarı kart şımarığı olmuşlar. Tozo’ya hem faulu çaldı, hem de sarı kart gösterdi. Arkadan kısa bir süre sonra yine Tozo, bu sefer tam bir faul yaptı, hem de dört dörtlük bir sarı karttı bu. Vermemesi ikinci büyük bir hata olurdu. Tozo’nun cezası iki sarı kart sonunda kırmızı karta dönüşünce Tozo oyundan çıktı.

Hacettepe zaten Galatasaray karşısında güçsüz bir kadroya sahip. Tozo’nun da çıkmasıyla Hacettepe maça 10 kişi devam etmek mecburiyetinde kaldı. Bana göre maçta ilk yarıda 44. dakikada bitmişti.

Galatasaray’ın beraberlik golünden sonra ikinci yarıda morali sıfır Hacettepe karşısında elbette saldıracaktı. Seyircisiyle, futbolcusuyla Hacettepe defansının üstüne yükselecekti. Nitekim bir penaltı kazandı ki hakemin verdiği tek doğru karar buydu. Baros ikinci golü attı, ardından yine Baros’un kafayla attığı üçüncü gol gelince ilk yarıda bitti dediğim maçta zevksiz hatta heyecansız en azından kazanılan üç puanla bitti gitti.

Galatasaray, dün akşamki gibi futboluna devam ederse Hertha Berlin karşısında hepimizin beklediği daha doğrusu Türkiye’nin beklediği ikinci tur vizesini alması biraz zor gibi.
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #297 : 01. Aralık 2008, 12:44:16 »
KANAT ATKAYA 
Alaturka Galaktika 

HACETTEPE kendini imha etmese, Galatasaray bu maçtan biraz zor puan çıkartırdı. Hem vicdanım böyle söylüyor hem de dün akşam futbol denen oyunun 11’e 11 oynandığı sıradaki manzara buydu.

Bir tarafta anlı şanlı Galatasaray.

Futbolcu desen futbolcu...

Yabancılar formlarının zirvesinde olmasa da adı sanı bilinir kimseler: Kewell, Baros, Meira, Lincoln, Nonda, De Sanctis...

Pek çoğu hala ülkelerinin milli takımında forma giyiyor.

Ya yerliler?..

Sadece Galatasaray’ın değil, Türk futbolunun medar-ı iftiharı Arda Turan.

Milli Takım arkadaşları Sabri, Servet, Ayhan...

Yani kadro güzel. Peki teknik direktör?

Onu da bol tutmuş Galatasaray bu sezon. Florya’da güvenlik görevlisinden çok teknik adam var.

Biri tesislere girip "Hanginiz hocası Galatasaray’ın?" dese, Malkoçoğlu filmlerindeki gibi herkes elini kaldıracak: "Benim hoca... Hayır benim... Hocanın daniskasıyım..."

Aksi İhtiyar modeli, genç ve umut vaadeden kontenjanından getirileni, İngilizce konuşanı, Almanca ıslık çalabileni (!..) Ne ararsan var.

* * *

Diğer tarafta Hacettepe.

Kimse tam olarak böyle dile getirmese de İlhan Cavcav tarafından yaşam destek ünitesi çekilmiş gibi duran Ankara’nın köklü fakat ilgiden mahrum kulübü.

Kadrosu mütevazı. Gol atamıyor pek. Ligin en az gol atanı. Haftalardır siftahı yok. Fakat, Erdoğan Arıca’nın ekibi 10 kişi kalmasına rağmen ilk 45 dakikayı 3-1 önde bitirebilecek bir performans sergiliyor.

"Alaturka Galaktika" Galatasaray’ın ne yaptığı ise belli değil sahada.

Hacettepeli bir oyuncu -affedersiniz- enayice kırmızı kart görüyor, Hacettepe kalecisi Recep topu Baros’un önüne sektiriyor, bir diğeri topu yumruklayıp penaltı yapıyor, sonra bir tanesi daha çıkıp kırmızı kart görüyor...

Sonra da Baros hat-trick yapıyor, Lincoln top sektirerek mesafe kat ediyor, Galatasaray maç kazanıyor.

Aman ne sevindim, ne sevindim!..

Aman ne mutlu oldum, ne kadar coştum!.. Elbette hatalar ve cezalar da oyunun parçası. Hacettepe kendi hatalarının kurbanı oldu, yazık etti.

Galatasaray’da ise -Ferhan Şensoy’un deyişiyle- "muammalı, çok hummalı bir hava" hakimiyetini sürdürmekte.

Durum bundan ibaret.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #298 : 01. Aralık 2008, 12:45:00 »
İLHAN SÖYLER 
Aman doktor bir çare 

OLMUYOR, olmuyor... Bu futbol G.Saray’a yakışmıyor. Bırakalım artık çift santrfor edebiyatını, G.Saray’da dönelim sol kanat tartışmasına; Arda ve Kewell’a.

Avustralyalı sağda yapamıyor, genç Arda’ya da bu kanat iyi gelmiyor. Kewell’ın sol ayağı, Arda’nın sağ ayağı iyi. Ama Arda’nın direnç bulduğu yer sol kanat. Çünkü bu kanatta daha çabuk adam geçip, hedefe gitmesini biliyor.

Bu gidişle çok strese girerler

Kewell da bu kanattan oyun kurup, sol tarafta harikalar yaratıyor. Artık sayın Skibbe burada reçeteyi yazacak sensin. Bu futbolcuları isteyip, keşke bizde olsun diye yalvaran kulüpler var. Kewell’ı bırak sol kanatta oynasın, Arda’yı da orta alana koy bak nasıl meyvelerini yersin.

Hacettepe maçında bunu gördük. Kewell sola geçti, Arda ise hemen arkasından bu kanatta yer aldı. Hem de farkında olmadan. Sağ kanatta kimse olmayınca da bütün yük Sabri’ye bindi. Garibim bir ileri bir geri gitmekten yoruldu. Defansta ise yine aynı senaryo yaşandı. Hata üstüne hatalar yapıldı. Hacettepe ile oynuyorsun, rakibe pozisyon üstüne pozisyon veriyorsun. Karşında Kharkiv gibi takımlar olunca sonucun hüsran olduğunu perşembe günü gördük. Ama G.Saray’da hiçbir toparlanma yok. Bu gidişle G.Saray daha çok stresli günler ve maçlar geçirecek.

Galibiyetin mimarı Süleyman Abay

Hakem Süleyman Abay da öyle bir kırmızı kart gösterdi ki Tozo’ya, sanki adamın beynini okudu. Çocuk daha elini kaldırmadan bastı ikinci sarıyı ve ardından kırmızı kartı. Herhalde G.Saray’ın galibiyetinin en büyük mimarı hakem Abay oldu. O kırmızı olmasa G.Saraylıların canlanmaya niyeti pek yoktu.

Sarı kırmızılıların dünkü en büyük kazancı 3 puandan daha çok golcüsü Milan Baros’u yeniden kazanmak oldu. Çünkü attığı goller Baros’un öz güvenini geri getirdi. G.Saray, sancılı da olsa, zor da olsa 3 puanı cebine koydu, ama çarşamba günü bu futbolla G.Saray Berlin’den bir şey beklerse boşadır. Çünkü bu futbol Almanya’da ancak hüsran yaşatır. O yüzden artık kendinize gelin.
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #299 : 01. Aralık 2008, 13:00:35 »
Kader anı

1.11.2008



İki perdelik maç oynadı Cim Bom. İlk yarısı futbol adına hüsran, ikinci yarısı skor yönünden mükemmel... Meira'yı yerine çeken Skibbe, uzun süredir ilk 11'de oynamayan Barış'ı, Ayhan'a destek için vermiş, Kewell'ı bir tarafa, Arda'yı diğer tarafa koyarak, sağlı-sollu ortalarla Baros'u kullanmayı düşünmüştü. Ligin zayıf rakibiyle oynarken çok gol atmayı istiyorsan, Ümit'i veya Nonda'yı, Baros'un yanına niye koymazsın. Hadi sen koymadın Bay Skibbe, akıl hocan olarak getirilen Kalli de mi bunu sana söylemedi. Peki!.. Kanatlardan getirilen toplarda gol bölgesinde çoğalamayan takımını da mı göremiyor teknik sorumlular. Kaç yan orta yapıldı bilmiyorum ama, ilk yarıda bu ortalara dokunabilen Sarı-Kırmızılı futbolcu olmadığını biliyorum. İşin enteresan yanı, ileride çoğalamayan Galatasaray, geriye dönüşte de çok tembeldi. Baros, Lincoln, Kewell ve Arda defansif olarak Meira ve Servet'e hiç yardım etmediler. Geçen haftaların çalışkan adamı Ayhan da, herhalde yorgun olsa gerek, ona bırakılan kocaman alanı beklenildiği gibi kullanamadı. Kader anı sarı kartların yanlış kullanılıp, Hacettepe'nin 10 kişi kaldığı dakikaydı. Sarı kart kararları hem hatalı hem de ağırdı.

Maçı, Süleyman Abay hatalı kararlarıyla; Zoko, Hacettepe adına atamadığı ve yaptırdığı penaltıyla; kaleci Recep de kendinden beklenilmeyen acemiliğiyle Galatasaray lehine çevirenlerdi. 10 kişi kalan Hacettepe ilk yarıdaki dirençli futbolunu devre arasında soyunma odasında unutunca, Galatasaray'da da Meira çıkıp, Ümit Karan oyuna dahil olunca Hacettepe adına kaçınılmaz son geldi. Galatasaray, 13. haftanın kârlı takımı, Hacettepe ise ligin düşme kabusunu yaşayanı oldu.



Can Çobanoğlu
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #300 : 01. Aralık 2008, 13:01:12 »
Kime karşı?

1.11.2008



Skibbe kime karşı çift santrafor oynayacak? Çanakkale Aynalıçarşıspor’a karşı mı? Maça çıkarken, puan cetveline baksa yeter. Hacettepe ligin en az gol atan ekibi. Başka? En az yiyenlerinden biri. Topu topu Galatasaray kadar!
Hayret! Alman ‘hamdolsun bize bir şey olmaz’ felsefesi, Türk’te ‘kapasitem belli, acaba nasıl başedebilirim ki?’ düşüncesinde. 1-0 öne geçen Arıca, emeğinin karşılığını alma yolundayken, hesaplayamadığı bir handikap var. Süleyman Abay! Yahu insan Tozo’yu atarken utanır be... Dinle şimdi milleti.
Kucağına gelen topu ‘pembe pabet’ malikinin önüne attı ve O’da filelere bıraktı. Üstelik devre biterken. Şimdi oyun planı tamamen değişecek ve yeni strateji belirlenecek. Bir taraf 11 diğeri 10 kişi ve 1-1 vaziyet.
Yenilen golün hak sahiplerinden(!) Meira dışarı, Karan içeri. Sonra? Zoko ‘Erdoğan sana öyle bir zoka yutturayım ki, öl!’ dedi sanki. Kendi kale alanı içinde, topa bir aparkat ve penaltı. Abay sevinmiştir! ‘uğraşmama lüzum kalmadı’ diye. Pembe pabetli Baros vuruyor ve 2-1 oluyor. Bir de kafasıyla dokununca tabela 3-1.
Teli’de çifte telli! değil kırmızıdan gitti ve iyice moraran Hacettepe teslim oldu.
Şu ASY gecesinde olan biten sonrası; morarması gereken sadece konuk değil, Galatasaray tarafı, hakem camiası da olmalı. Ders de alınmalı.  Aksi halde, Abay gibisini bulamazlar ve bu kafanın ürünlerini Berlin’de fena morartırlar. Uyandırmadı demeyin!



Oğuz Dizer 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #301 : 01. Aralık 2008, 13:01:47 »
Bayram yakın!

1.11.2008



Galatasaray’a geldiği ilk dönemde ‘Panter’ gibiydi Baros... Son dört haftada ise adeta kayboldu gitti. Yeni pembe kramponlarıyla, kaçırdığı gollerle tam ‘Pembe Panter!’ olacaktı ki, dün gece kendini kurtardı. Üç gol atınca, ‘Kezman’laştığı dönem son buldu.
Galatasaray adına sahanın bir başka yıldızı kuşkusuz kaleci De Sanctis idi. İşte Skibbe’nin takımı, ancak bu kadar oluyor. Ali Sami Yen’de oynayacaksınız... Tribünler dolu... Ve sahanın en iyi isimlerinden birisi kaleciniz olacak.
Skibbe kenarda, Kalli tribünde. Yazık bu taraftara. ‘Gönüllerin Başkanı’ Adnan Polat’ın bu iki teknik direktördeki inadıyla, yöneticilik birikimini açıkçası bir araya getiremiyorum.
Bu takım Galatasaray ve tarihinin en iyi kadrolarından birisine sahip. Skibbe ve Kalli’yi unutun, bu takımı hocasız sahaya çıkarın, bundan daha iyi sonuçlar alır. Skibbe resmen bu takımı bo-zu-yor. Tutmadı, tutmayacak da.
Hacettepe karşısında oyuna iyi başlayan, ilk yarının son 20 dakikasında kalesinde kabuslar gören, rakibin kartlar görmesinin ardından biraz daha iyi oynayan bir takım vardı sahada. İşte Galatasaray’ın dün geceki özeti bu kadar.
Tozo’nun ikinci sarı kartı futbol katliamının taa kendisi. Bu Süleyman Abay’ın değil, kuralı koyanın hatası. Rakibi formasından çekmekle, ‘sarı kart gösterir misin’ demek aynı suç kategorisinde.
Top Başkan Adnan Polat da... Bayram yakın. Skibbe’yi bugün göndersin, Galatasaraylılar’a en güzel hediyeye verir.



Can Tongo
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #302 : 01. Aralık 2008, 13:03:03 »
Metin Oktay

1.11.2008



Sen Kadıköy’de adına beste yaptırırsan, sen UEFA’da 6 puan çekip kendi sahanda inanılmaz bir golü yiyip seyircini yaralıyorsan; bugünde taraftarının ne stadı doldurmasını, ne de canı gönülden alkışlamasını bekleyemezsin. Hakkın yoktur buna. İster Baros’un, ister Kewell’ın ya da ister Lincoln’ün olsun, tribünler yine Metin Oktay diye haykırır. Anlaşıldı mı, sanmıyorum. Anlayacak kadar Galatasaraylı değilsiniz çünkü. Fırınlar lazım metrekarelerce. İşte taraftar bu. Ders verdi alkışlar.
Maç mı? Ligin dibine demir atmış Hacettepe’ye bile tek santrafor, gerisini siz tahmin edin. İleride pembe panter Baros. Bizim mahalleye ters. Orta alan beşli ama şeşi beş, hakem de öyle. Tozo’yu attı anlam veremedik. Konuk takımın golü gibi. Haftaların günahını mı çıkartıyorsunuz ey hakem camiası? Burası St. Antuan değil ki Sami Yen. Hakemin bu kararı tüm havayı bozdu, dolayısıyla geceyi de. Lincoln’ün patronluğuna, Ayhan’ın çabasına, pembe panterin golüne de gölge düşürdü. Sonrası Ümit Karan’ın girişi hafif bir kıpırdanış, Servet’in göbek taşına tek başına oturuşu. 10 kişi kalmış rakibe karşı cesur yürek suaresi. Vay canına, ne cesaret! Zoko’nun ikramı, penaltıyla gelen huzur. Pembe Panter’den hat trick tekmil-i birden.
Takdir ediyorsunuz ki futbol karaborsa. Bedava goller, havada uçuşan kartlar, kandırılmaya çalışılan herşeyini vermiş taraftar. Kimseyi kandıramazsınız, gördük ki kanmıyorlar. Öyleyse Taçsız Kral Metin Oktay...



Yalçın Dümer
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #303 : 01. Aralık 2008, 13:03:56 »
Doğan Koloğlu
G.Saray’a ders

Galatasaray’a büyük bir devrim gerekir. Her ayağına top gelen “Nereye ve kime topu atayım” molası yapıyor. Bunun faturasını da, rakibin koşarak, pres yaparak bastırması ve ürettiği panik ortamı öncülüğü oluşturuyor. Nitekim ilk 25 dakikada Hacettepe 8 faul yaptı Galatasaray 3... Bu sindirme taktiği idi ve tuttu. Rakibin öncülüğü buna bağımlıydı. Sahada bile dünkü gibi hakeme itirazlar bir türlü dinmedi. Nitekim ilk yarı Galatasaray 7, rakip 8 faulde kaldı. Ama onlar depar halinde karambole girdikleri için ek fiziki yaptırımda avantajlıydılar. Özellikle Arda ve Lincoln gibi top becerisiyle oynayanlar, bu davranışla yıpratıcı girişlerle kolay hırpalanarak eserlerini üretemediler. Ayrıca rakibin bir özelliği de Galatasaray’dan daha boylu oluşuydu. Ama Galatasaray orta alanı Arda ve Lincoln pres ustası değil çalım ustası. O nedenle Galatasaray kendi sahasında bile oyun kuruculukta orta alana hakim değildi. İkinci yarı Meira çıkarıldı. Ümit Karan girdi. Baros’la Ümit Karan çift santrfor oldu. Hiç olmazsa ilk yarı ihmal edilen hava toplarında etkili olan Ümit Karan geldi derken, kaleci ile karşı karşıya golü kaçırdı. O da tutuktu. Tuhaftır tribünler de maç boyu lay lay lomla tempo tutarak ısındılar, futbolla değil. Galatasaray defans oyuncuları ilginçtir, bu maçın CD’sini bir daha seyretsinler, birbirlerini marke ettiklerini görecekler... Ayrıca Barış hep ofsayta düşüyor. Bu yarı hakem kararı ile atılıp 10 kişi oynadığı için, üstelik maç da Galatasaray sahasındaki olduğundan futbol daha kaliteli olmalıydı. Tribündekiler de şarkısını değiştirerek ısrarla ‘ölümüne ölümüne’ sloganı tekrarladılar. Hakem neyse ki penaltıyı yakaladı. Üzülerek söyleyeyim ki, hiç sebebi yokken Zoko, Servet’e kafa vurdurmamak için topu elle çıkardı. Bana göre penaltı mucize bir fırsattı ve Galatasaray ondan sonra oyuna hakim oldu. Dakika 71’de üçüncü golü Baros atınca Galatasaray bunalımdan kurtuldu. Son söz Galatasaray bu futbolla Hertha Berlin karşısında asla sonuç alamaz.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita