28. Nisan 2026, 16:00:37

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 120547 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Fat'h ی۱۹٥

  • GaLaTaSaRaY
  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 2747
  • Yaş: 47
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #320 : 20. Aralık 2008, 14:38:22 »
Bordeaux mor olur mu?
20.12.2008
Yine Bordeaux ile eşleştik, sanki pehlivan tefrikası...
2006-2007 (0-0) (3-1)
2007-2008 (1-2) (tek maç yenilgi)
2008-2009 (18-19 Şubat 2009) (26-27 Şubat 2009)
Her sezon Bordeaux çekilir mi demeyin!
Vardır elbet bir hikmeti, bu üçüncü...
İlk ikisinde hüsran vardı, üçüncüsünde tur vardır inşallah.
Bir de bakarsınız Bordeaux bu kez mor olur!

Ne gariptir ki herkes de Bordeaux çıksın istedi...
Ben dahil.
Demek!!
Kaşınıyor olmayalım da

 
 
İşte ilk günün heyecanı ile yorumlarım
Daha Fransa ile konuşamadım...
Bordeaux geçen sene Fransa Ligi’ni ikinci sırada bitirerek Şampiyonlar Ligi’ne katıldı. Chelsea, Roma ve Cluj’la aynı grupta yer aldı ve grubu 7 puanla tamamlayarak UEFA Kupası’nın yolunu tuttu.
Girondins de Bordeaux’nun bu sezonki Şampiyonlar Ligi Maçları
Chelsea 4 - 0 Bordeaux
Bordeaux 1 - 3 Roma
Bordeaux 1 - 0 CFR Cluj
CFR Cluj 1 - 2 Bordeaux
Bordeaux 1 - 1 Chelsea
Roma 2 - 0 Bordeaux

11 yemiş, 5 atmış... Tek yendiği takım Cluj!
Demek yenilmez değil.
Demek Şampiyonlar Ligi Bordeaux’ya ağır gelmiş...

Fransa Ligi’nde ise bu sezon;
Marsilya ve Paris Saint Germain’le birlikte Lyon'un 3 puan gerisinde.
18 maçta; 9 galibiyet 5 beraberlik ve 4 yenilgiyle 32 puan toplamış.
Galatasaray Turkcell Süper Lig’de ondan daha iyi;
15 maçta; 9 galibiyet, 3 beraberlik, 3 yenilgiyle 30 puan.
Arda üç maç var.
Galatasaray 12 galibiyete çıkabilir...
Fark yaratır.

Bence şanslar eşitten öte...
Galatasaray ilk maçı rakip sahada oynayacak,
Galatasaray avantajlı.

Sonrasında;
Hamburg, NEC Nijmegen’i geçer gözüyle baktığımız için de bir sonraki rakibi Alman olarak görüyoruz.

Adnan Polat Saraçoğlu’nda final düşündüğüne göre; Galatasaray, önce Bordeaux’yu, arkasından gelecek muhtemel rakip Hamburg’u da sıyırıp geçecek!

Geçer mi?
Geçer...

Geçemez mi?
Sanmıyorum. Galatasaray iyi takım.
Bordeaux’yu geçerse Almanya bizim!
Örnek; Herta Berlin!

 
 
Les Girondins’in kadrosu korkutmaz!
Bordeaux’nun kadrosu yüreklere korku salmaz!
Biliyorum...
Ama yine vurguluyorum, tamamlayıcı bilgim belki bir paragraf olarak sonraki günlerde sütunlara düşebilir. Önem verdiğim Fransız otoritelerimle daha görüşemedim.

Hocaları iyi futbolcuydu...
Bir zamanlar Mehmet Cansun’un Galatasaray’a çok almak istediği defansın ortasındaki Laurent Blanc’ın çalıştırdığı Bordeaux, Fransa Ligi’nde de üçüncü sırada.
Kalesini tecrübeli isim Ramé koruyor.
Savunmada Placente,
Orta alanda bir dönem Galatasaray’ın da transfer listesinde bulunan savunmaya yönelik orta saha oyuncusu Diarra ve Wendel var.
Takımın en etkili isimlerinden biri ise golcü oyuncu Cavenaghi.
Hücum hattının diğer önemli isimleri ise Bellion ve Chamakh.

Son maçlarımızı hatırlayın, Galatasaray Bordeaux’yu hep elinden kaçırdı.
İstanbul’daki maç golsüzdü pisi pisine gitti!
Oradakilerde de şanssız kaybedildi...
Galibiyetler gelebilirdi.

Bu yıl Skibbe’nin kadrosu Bordeaux’dan iyi.
Takım da giderek oturuyor.
Endişem; hatalı maçlardan ötürü. Takım, bireysel hata ile kendi bindiği dalı kesebiliyor.
Örnek; Metalist maçı...
Ancak Metalist’e de belki teşekkür borçlu olabiliriz...
Bence Bordeaux ve arkasından Hamburg
Tam hamburger kıvamında...

Belki lider olunsaydı, beteri olabilirdi...

Size bir tüyo;
UEFA’da final için bu umutlu kuradan sonra Galatasaray kalite bir transfer yapabilir çünkü bir yabancı transfer hakkı var.
Bana kalırsa UEFA’yı yöneticilerin gözü kesmiş gibi...
Haydi hayırlısı...

Bir şans penceresi daha açıyorum;
Ne Can adammış şu Can Bartu.
Çıktığımız grubu da Can Ağabey çekmiş ve Galatasaray başarılı olmuştu.
Bu kez; Adnan Sezgin Nyon’da ‘aman Ağabey Bordeaux’ demiş...
Can Bartu da Bordeaux’yu çekmiş...

Vardır elbet bir hikmeti.
 

(Karadeniz Gibi)

  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Kas 2008
  • İleti: 480
  • Yaş: 47
  • Yer: Berlin
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #321 : 20. Aralık 2008, 15:34:37 »

Bay Tesadüf veya Aziz Bey!
11.12.2008 15:06:00

Ne demişti Sayın Aziz Yıldırım? Şunu; "Galatasaray'ın UEFA Kupasını çok büyütüyorsunuz. O bir tesadüf idi."

Peki, doğru muydu Sayın Yıldırım'ın bu görüşü, ya da yakıştırması? Tabii ki değildi. Bu, buram buram fanatizm, ya da ulaşılamayacak ciğere mundar demekti.

Bir bakalım, acaba Aziz Bey doğru söylemiş olabilir miydi? Öyle ya biz de fanatizm penceresinden bakmamalıydık. Yani Selçuk Yula (Fotomaç), Necati Bilgiç (Fotomaç), Hakkı Yalçın (Fotomaç), Tamer Bağlan (Fanatik), Dr. Gürkan Kubilay (Fotomaç), Ebru Köksaldı (Fanatik), Hasan Ali Atasoy (Fanatik), Ercan Saatçi(Hürriyet), Alaattin Metin (Akşam), Ahmet Çakar(Sabah), Gürcan Bilgiç (Sabah), Rıdvan Dilmen (Milliyet), Altan Tanrıkulu (Hürriyet) gibi anlı(!), şanlı(!) objektif(!) yorumcuların dümenine girmemeliydik. Yani şikebahçe kaybettiğinde başta Haluk Ulusoy olmak üzere, hakemler ya da dış ve iç mihraklar diye diye diz dövmemeliydik. Zaten bize de ne idi... Biz, spora renksiz gözlükle bakıyorduk. Asla ve asla onlar gibi olamazdık. Kim kazanır, kim kaybeder, bizi hiç mi hiç ilgilendirmiyordu, bu mesleği icra ederken...

Neyse sadede gelelim... Acaba gerçekten Galatasaray'ın UEFA Kupası zaferi bir tesadüf müydü, Aziz Bey ve müritlerinin ifade ettikleri üzere... Bakalım... Galatasaray, UEFA Kupası'na, Şampiyonlar Ligi'nden geçmişti. Bu kupada tam dokuz maç hiç yenilmeden şampiyonluğa ulaştı. Bologna (İtalya), Dortmund (Almanya),  Mallorca (İspanya), Leeds United (İngiltere), Arsenal (İngiltere)... Devam edelim... Bakalım bu "Tesadüf" ne kadar sürecekti? Galatasaray, 17 Mayıs 2000 tarihinden yaklaşık yüz gün sonra, Monaco'da ünlü Real Madrid'i devirerek Süper Kupa'yı da müzesini taşıyacaktı.

Bakalım bu ikinci "Tesadüf" de ne kadar sürecekti? Galatasaray, Terim hocadan sonra, sadece Hakan Şükür'ün kaybedildiği o şampiyon takımı Rumen Mircea Lucescu'ya teslim etti. Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde, yani ertesi sezon, birinci gruptan çıkmakla yetinmedi, ikinci gruptan da sıyrılarak, çeyrek finale dayandı. Yani bu özel ligde iki gruptan oynandığı en zorlu süreçlerden birinde... Çeyrek finalde Real Madrid'i İstanbul'da yendikten sonra, rövanşta kaybetti.

Bakalım bu üçüncü "Tesadüf" de ne kadar sürecekti? Yine Lucescu'nun başında bulunduğu Galatasaray, Arif'i, Fatih'i başlarda, Hakan Ünsal'ı, Popescu'yı, Ümit Davala'yı da aradan elinden çıkararak ciddi bir erozyona uğruyordu. Böylece Galatasaray, Bülent Akın, Serkan, Perez, Victoria, Florquin gibi kendi mahallerinde bile tanınmayan oyuncularla tarihinin en zayıf kadrolarından birine mecbur kalıyordu. Peki, ya sonuçlar? Şampiyonlar Ligi'nde yine ilk gruptan çıkılıyor, ikinci grupta da Barcelona, Roma ve Liverpool'la oynanan ilk beş maçta beş beraberlik alınıyor, yani hiç kaybedilmeden devam ediliyor ama son maçta ofsayt bir golle kupa dışı kalınıyordu.

Yani toparlarsak, UEFA Kupası'nın ardından aynı sezonda Süper Kupa kazanılıyor. Ertesi sezon Şampiyonlar Ligi'nde, hem de iki gruptan çıkılarak çeyrek final oynanıyor. Bir sonraki sezonda da Şampiyonlar Ligi'nde ilk gruptan çıkılıyor, ikinci grupta da iddia son maça kadar korunabiliyordu.

 Yani üç sezon üst üste ülke futbol tarihinde yaşanmamış büyük başarılar kazanılmış... Aziz Bey'e şimdi bir soru; "Siz buna tesadüf mü diyorsunuz?" Şayet öyleyse, sizin takımın "Bir sezonluk" Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline nasıl bir yakıştırma yapılmalıdır?

Sorular biter mi? Hayır! Aziz Bey, kendi sesi ve görüntüsüyle Faruk Ilgaz Tesisleri'nde kürsüden, görev geldiğinden bu yana futbol takımına 600 milyon Dolar civarında harcadığını açıklamıştı. Peki, bunun karşılığı sadece bir sezonluk rüzgar mıdır?

Aziz Bey, bu "Tesadüf" değil de, nedir? Çıkın ve bırakın kendi camianızı, en azından Galatasaray'dan özür dileyin! Dileyin ki, en azından Kulüpler Birliği Başkanlığınıza yakışan bir tavır sergileyin!

Kemal Belgin
Söz Konusu Vatan İse Gerisi Teferruattır!
http://www.youtube.com/watch?v=7b1VoQyzrYY

Fat'h ی۱۹٥

  • GaLaTaSaRaY
  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 2747
  • Yaş: 47
Ynt: Adnan Polat; Ocak’ta transfer zor!
« Yanıtla #322 : 24. Aralık 2008, 23:08:02 »
http://www.sporx.com/detail.php?Type=24&yazar=1&go=6491

Adnan Polat; Ocak’ta transfer zor!
24.12.2008
Adnan Polat’a lafı dolandırmadan soruyorum.
Transfer yapacak mısınız?
Ekonomik kriz varken kimse transfer yapamaz! Yaparım diyen babayiğit göremiyorum. Satıcıların hepsi alıcı bekliyor. Kimse bu ortamda futbolcusu satmaz. Satan da el yakar. Türkcell Süper Lig’de kafaya oynayanlar starını satmaz, satarsa şampiyon olamaz! Yurt içinden üç beş kişi var alınacak. Onlar da fahiş fiyat!
Mehmet Yıldız
Mehmet Topuz
Özer Hurmacı
Başka?
Yok!
Galatasaray için söylüyorum. Bunlardan başka Galatasaray’ın içerden alacağı isim yok. Yabancı futbolcu da bu mevsimde zor. Sıradan oyuncu almam.

Hamit Altıntop?
Mümkün değil... Keşke olsa. Tek şart var; giden olursa belki gelen de olur.

Yani...
Yanisi şu; oyuncu satmadan yenisini alamayız. Gerek de yok Galatasaray kaliteli sporcular topluluğu. Ancak; Servet’le görüştüm Almanya ve Fransa’dan istek varmış. Henüz kulübe ulaşmış resmi bir teklif yok ama olursa oturur bir daha konuşuruz.

Ümit Karan için de Katar’a, Dubai’ye gidecek deniyor?
Tekrar ediyorum, gidene kal demeyiz. Anlaşırsak müsaade ederiz. Uzlaşamazsak ‘Florya’nın beş kapısı var’ kuralı işler herkes yoluna gider...

Bu gidişle transfer zor görünüyor.
Evet zor! Futbolcularımız üç aydır maaş almadı. Onların paralarını vermeden yeni transfer yapmam. Haksızlık olur! Avrupa takımlarının başkanı olan arkadaşlarım var, onlarla da görüştüm onlar da maaş ödeyememişler...

Ya Skibbe transfer isterse?
Önce sözleşmesi biten futbolcularımızla yeniden anlaşma yoluna gideceğiz. Satacağımız oyuncu olursa onlardan gelecek paralarla da önce futbolcuların gecikmiş alacaklarını öderiz, kalırsa ve de ihtiyaç duyulursa, Skibbe de isterse o zaman transfer yaparız. Ama zor gibi görünüyor.
 
 
Semih geliyor Semih...
Servet giderse ne yaparsınız?
Altyapıdan Semih Kaya var. Kalli geçen sene ilk 11’e koyacaktı, sakatlandı. Şimdi taş gibi... Galatasaray’da gidenin yeri dolar. Bizim en iyi transferimiz içerden yapılan transferdir, örneğin Semih. Bundan sonra Skibbe’yi merak ediyorum nasıl takım kuracak? Galatasaray’da eleman bol.

Saracoğlu’nda UEFA finali nasıl olacak?
Bu takımla... İyileşen sakatlarımız da yeni transferlerimiz olacak... Bordeaux’yu aşarsak ki aşarız. Sonrası daha kolay.

De Sanctis kiralık, tapusunu alacak mısınız?
Morgan’ın eski kulübü Udinese ile bizim kiraladığımız Sevilla arasında sorun var. İş FIFA’da çözümlenirse oturur konuşuruz. Sevilla’nın Udinese’ye bonservis bedeli ödemesi gerekiyor. Bu bizi bağlamaz ancak FIFA’nın kararı önemli, ya büyük para talep ederse o zaman olmaz! Kesemize uyarsa alırız. De Sanctis iyi kaleci, o da bizden memnun. Onu herkes seviyor. Futbolu da çok iyi biliyor. Tapusu bizde kalırsa ileride hocamız da olabilir...

Yabancı kontenjanında bir açığınız var, alacak mısınız?
-Transfer komitemiz Haldun Üstünel ve Murat Yalçındağ’ın takip ettiği futbolcular var. Uygun düşerse, Skibbe de onaylarsa neden olmasın. Ama tekrar ediyorum zor!

Genel Kurul’dan harcama yetkisi ve Goldman Sachs için görev sürenizle sınırlı yetki aldınız birleşme olacak mı?
-Şartlar uygun düserse evet. Ama kongreye söz verdim, Galatasaray’ın bir kuruşunu kötü şartlara feda etmem. Kendi şirketime almayacağım krediyi Galatasaray için kullandırmam.

Yönetiminiz de aynı görüşte mi? Şartlar sizi zorlarsa?
-Galatasaray Başkanlık sistemidir. Arkadaşlarımla uyumlu bir çalışma tempomuz var. Sorun çıkmaz. Çıkarsa çözeriz.

Medya üzerinize çok geliyor...
Herkes görevini yapıyor. Kimseyle sorunumuz yok. Adnan Sezgin gereken açıklamaları yapıyor.
 
 
Adnan Sezgin’in formasyonu mükemmel
Adnan Sezgin çok tenkit alıyor neden?
-Adnan’ı yirmi yıldır tanırım, işini çok iyi bilir. Ciddi adamdır, medyayla fazla samimi olmaz, onun için de sevilmez. Adnan eski bir futbolcu, aynı zamanda teknik direktör diploması var. Siyasal Bilgiler mezunu, Amerika’da uzun yıllar kaldı, masterını orada yaptı. Çok iyi İngilizcesi var. UEFA, FIFA ve TFF kurallarını çok iyi bilir. Alp Yalman döneminde Galatasaray’a gelmeden önce TFF’de genel sekreterlik de yaptı. Böyle insan kıskanılmaz mı? Türkiye’de ikinci bir Adnan yok. Keşke her takımda bir Adnan olsa...

Adnan Bey’in İstanbulspor’dayken febe Başkanı Aziz Yıldırım’dan gelen illegal parayı alarak futbolculara dağıttığı söyleniyor...
-Bakın o hikayeyi anlatayım. Petkov’un febe’ye satışından İstanbulspor’un bir trilyonluk alacağı var. Bunun 400 milyar lirası Petkov’un İstanbulspor kulübünden alacağı. Askıda kalan bu sorun sonunda çözülüyor ve Petkov alacağından vaz geçince febe geri kalan 600 milyar lirayı makbuz karşılığı İstanbulspor’a gönderiyor. Adnan Sezgin de bu parayı alıp futbolcuların birikmiş alacaklarını dağıtıyor. Kuş gözü kadar bir leke yok!... Şike yapıldı, onun parası deniyor. Asla değil. Şike denen olayla paranın ödenmesi arasında altı ay var. Ödeme eylülde şike diye adlandırılan maç martta... Hiç altı ay önceden şike yapılır mı? Kim öle kim kala... Bunlar kötü dedikodular. Adnan Sezgin hayatında mahkeme yüzü görmemiş namuslu bir kişi... Ona güvenirim.

Seyrantepe ne alemde 2010’da bitecek mi?
Var gücümüzle bitsin diye uğraşıyoruz. Işın Çelebi onun peşinde. Yiğit Şardan kardeşim de bir başka boyutuyla ilgileniyor. Seyrantepe’nin üç ayağı var; İnşaat, işletme ve satış-pazarlama... Yiğit’le toplanı üzerine toplantı yapıyoruz. İnşaat bildiğiniz gibi Eren Talu tarafından TOKİ’yle yapılıyor. İşletme; ‘stad’ bilgisi isteyen bir başka uzmanlık dalı. Yapım esnasında sonradan doğacak aksaklıkları önlemek için tedbir. Bir de satış-pazarlama bölümü var ki o da başka bir planlama... Hepsi tıkır tıkır yürüyor. Kısmetse 2009 sonuna olmazsa 2010 başına yetişecek. Galatasaray mükemmel bir stada kavuşacak. İşte o zaman Galatasaray bir kez daha bir asırda yarattığı markasını parlatacak.

Kalli’yi alt yapının başına onun için mi getirdiniz?
Evet. Bu zaman sürecinde Kalli Galatasaray’ın geleceğini planlayacak. Galatasaray Spor Akademisi açıyoruz. Orada bilimsel bir çalışma olacak. Galatasaray’ın A takımına hazır oyuncu yetiştiren bir spor akademisi olacak. Oradan gelen sporcu belli bir futbol mantığı alarak, fiziki gelişimini tamamlarken futbolun temel mantığını da öğrenecek. Galatasaray’ın artık bir futbol ekolü olacak. Dünya takımlarıyla yarışmak bunun dışında mümkün değil. Kalli’ye güvendiğim için işin başına onu getirdim.
 
 
Kalli geleceği planlıyor. Skibbe hocamız
Herr Feldkamp, Skibbe’nin işine karışacak mı?
-Feldkamp benim danışmanım. Futbolla ilgili her şeyi ona sorarım. Galatasaray’a transfer edilecek oyuncular onun yüksek futbol bilgisinin kantarında tartıldıktan sonra kabul görecek. Kalli beni bugüne kadar hiç yanıltmadı. Onun Arsene Venger gibi Galatasaray’da çalışması kulübümüz için bir kazançtır. Skibbe’yle ilgisi yok. Tabii ki bir aile içinde fikir alış-verişi olacak. Skibbe’yle de istişare edilecek. Kalli bir nevi danışma kurulu başkanı. Bilgisinden istifade edeceğiz. Avrupa maçlarımızda rakiplerimizi de inceleyecek. Skibbe’nin görevi başka. O, Galatasaray’ın Teknik Direktörü. Takımdan Skibbe sorumlu. Galatasaray’da güzel bir iş bölümü var. Kimse kimsenin işine karışmaz. Amacımız dünya çapında bir kulüp yaratmak.

Skibbe’den memnun musunuz?
-Biz hocamızdan memnunuz. Hiçbir problemimiz yok. Çok centilmen bir hoca. Florya’da herkes onu seviyor. Beğeniyor. Bir tek medya beğenmiyor.

Siz de Galatasaray’ın oynadığı futbolu hala beğenmiyorsunuz ama...
-Son maçlarda ben de beğeniyorum. Ancak başkan zor beğenir. Bunun anlamı hoca gönderilecek olmamalıdır. Daha iyisini istemek benim hakkım. Skibbe’den memnunuz. Üç kulvarda onunla koşuyoruz. Bakın ülkeye, üç kulvarda koşan başka Skibbe var mı? Peki neden eleştiriliyor.

Banka borçları ne durumda?
-Vakıf Bank’la anlaştık borcumuzu 35 milyon dolara indirdik sorun yok, beş sene içinde ödeyeceğiz. Denizbank’a da 18 milyon dolar var onu da ödüyoruz. Garanti Bankası’na da çok cüzi bir borç var onu da yarı nakit yarı ilan karşılığı ödüyoruz. Merak etmeyin Galatasaray emin ellerde.
 
 
Kalli; ‘Skibbe’nin babasıyım’
Florya’ya gitmişken Kalli’yle de konuştum... Ezelden severim Kalli’yi... 1992’de geldiğinde acele göndermişti Boşnak Boliç’i, koşmuyor diye... O zaman notumu vermiştim Kalli’ye... Ben de aynı kafadayım; koşmayan adam futbol oynayamaz! Kalli’nin bu tavrı 15 sene önce de aynıydı. Disiplin ve çok çalışma Kalli’nin kimliğidir. Uymayan gider. Büyük kulüpler ‘yetenekli futbolcu güllabicisi’ değildir!...

Kalli’nin söylemleri her seferinde beni esir alıyor. Adam sanki ‘futbolun Christoph Colomb’u... Bir dinle bin hak ver. Adnan Polat onu danışman almakta çok haklı. Bakın Kalli bana ne dedi; ‘eğer yüreğin varsa en iyi takım sendedir. Rakipten korkmayacaksın. Gençlere güveneceksin. Onlar senin maçlarda patlamak isteyen en büyük silahların. Görmezden gelirsen seni aynı silahla vururlar, aklın başına gelir. Bana iki sene müsaade edin Galatasaray’ı yine Avrupa’da tutamasınlar. Selim Kaya gibi daha neler var Galatasaray’da ...’

Kalli’ye Skibbe’yi de sordum, onları çapraz ateşe aldım, bakın ne dedi;
‘Medya bizi birbirimize düşürmek istiyor. Siz sanıyor musunuz ki Skibbe’yle konuşmuyorum... Futbola gönül vermiş iki Alman’ın Florya’da konuşmaması mümkün mü? Skibbe’yi bunca yıldır tanıyan kim? Ben... Medya tanıyor muydu ki hemen not veriyor. Herkes işini yapsın. Ben medyanın işine karışıyor muyum? Size şunu yaz desem yazar mısınız? Skibbe de yapacağı işi bilir. Ben büyüğüyüm, babasıyım. Biz bu saçları boşuna mı ağarttık! (Kahkahayla gülüşüyoruz...)
 
 
Skibbe; Saraçoğlu bu kadar önemli mi?
Skibbe’ye Kalli’yi sorduğumda gülerek; ‘o bir profesör’ dedi... Malum lafı hiç uzatmam. Sana karışıyor mu dedim; ‘keşke karışsa’ dedi...
O çok sert, siz daha yumuşaksınız aranızda görüş farkı yok mu? dedim;
‘Yenilirsek görüş farkımız olabilir ama Galatasaray genelde yendiğine göre demek aynı şeyleri düşünüyoruz. Bir terslik olsa zaten o beni uyarır. Ben de ona danışırım.

Kalli’nin yıldızı Lincoln’le barışmamıştı... Sizinle çok iyi...
Demek Kalli, Lincoln’ü futbola döndürmüş... Ben memnunum.

Ümit Davala gitti, siz kaldınız bu bir uyarı mıydı?
Memnun olmasalardı beni de gönderirlerdi. Kendimden şüphem olsaydı ben de durmaz giderdim. UEFA Kupası kaldırmış bir kulüp hocasını böyle yollamaz. Galatasaray büyük kulüp. Medya bizi hep rahatsız etti, Kalli geldi yine devam etti. Futbol böyledir. Başarı varsa kalırsın. Başarı yoksa gidersin... Bir ara yalpaladık sonra toparlandık. Süreye ihtiyacımız vardı, başardık. Yeni bir takımdık, zamanla birbirimize alıştık. Sakatlar çok belimizi büktü. Sakatlar iyileşti Galatasaray aralık ayında hiç yenilmedi...

Transfer istiyor musunuz?
Sakatlarım düzelsin en büyük transfer odur. O zaman isteyene ben oyuncu veririm. Galatasaray’ın kadrosu geniş ama bu kadar klas adamı bir arada tutmak da çok zor. Oynamayan küser... Hoca adil olursa sorun aza iner. Transfer istemiyorum.

Defansın sağ kanadı?
Sabri, Barış orta alanda daha başarılı oyuncular ama çaresizlikten onları geriye çekiyorum. Burak Hoca’yla çok düşünüyoruz. Emre Güngör de var ama onun da yeri orta ikili... Hasan Şaş da sakat.. Linderoth iyileşti sağ bek oynatacağım. İkinci yarı coşarız.

UEFA için Saracoğlu’na ne diyorsunuz?
Bütün takım Saracoğlu diyor... Çok mu önemli? UEFA’yı kazan da Nürnberg’de kazan! Düsseldorf’ta kazan...

Çift santrfor mu, üçlü defans mı?
Futbol her türlü varyasyonu kaldırır ‘sahaya iyi yayılan ve oyundan oyuna geçen sistem’ rakibi zorlar. Galatasaray’da herkes santrfor, Baros en santrfor. Keşke golcüler defanstan da gelse... Futbol çabuk oyun. Bir futbolcunun ‘saha içi inisiyatifi’ çok önemli. Kewell bu açıdan çok önemli bir oyuncum. Bazen hatta çoğu kez defansımızı üçlüyoruz. Barış ileri kaçıyor. Sabri şuta gidiyor. Hakan Balta da öyle. Servet kafaya gidiyor. Servet güçlü bir çocuk, her an oyunda olmak istiyor. Ama Servet ileri gidince arkadaşları da onun yokluğunu belli etmemeli. Futbolun basit kuralları var; ancak iyi bir takım olmak için süre lazım. Uyum için.

Sizi çok eleştirdiler ama Galatasaray şampiyon olursa omuzlara alınırsınız...
Söz! O zaman Ayhan’ı omuzlara alın derim. Çünkü o kaptan.
 

ADANALI

  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Nis 2008
  • İleti: 312
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #323 : 26. Aralık 2008, 22:58:01 »
iyi aksamlar arkadaslar!
bilemiyorum dogru yeremi yaziyorum ama biraz evel hürriyet.com da spor haberleri okurken gözüme bir haber takildi Bursapor ile ve siz simdi bursanin bizle ne isi var diyeceksiniz. ama haberi gecen cok enteresan birisi - meric tunca denen ve kendini yazar zanneden sahis. bursaspor haberi icinde bizlerin guiza ile dalga gectigimizi ve guizanin bos kaleye bile gol atamadigi söyledigimizden bahsediyor ve diyorki: iyiki atamiyor yoksa fb - Galatasaray maci 4-1 degil 14-1
bitermis. inanin bu herifi ciddiye almak istemiyorum ama tam gicik - nerden bu yazar olmus.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/10648755.asp?gid=229&sz=58032
Her Millet layik oldugu gibi yönetilir!

Fat'h ی۱۹٥

  • GaLaTaSaRaY
  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 2747
  • Yaş: 47
Ynt: Osman Tanburacı'dan al haberi
« Yanıtla #324 : 31. Aralık 2008, 11:16:49 »
Transfere ihtiyaç yok
Mehmet Yıldız takımı bozar!
31.12.2008
Bağışlayın bir haftadır yazmıyorum. Üç sebebi var;
1-Florya'da Başkan Polat, Kalli, Skibbe ile konuştuktan sonra ne dediysem şu ana kadar çıktı. Daha fazla yazmaya gerek duymadım. Sporx ve Yeni Şafak okuyanlar haberlerin doğrusunu günler önceden öğrendi.
2-25-26 Aralık'ta Uluslararsı Kıbrıs Üniversitesi'nde konuşmacıydım… Gençlere teşekkür borçluyum, harika sorular sordular, koca salona sığmadılar dışarda kalanlar oldu… Söz yine gideceğim…
3-29-30 Aralık'ta da Kayseri'deydim… Kanal 38'in 5. yılında Ümit Aktan ve Altan Tanrıkulu'yla beraber oradaydık. Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki ile çağ atlamış…
Bunların hepsini anlatacağım…
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi'ni de
Kayseri seyahatimi ve Kanal 38'i de
Fotoğraflarıyla anlatacağım…

* * *

Bayılıyorum Sporx'te sizlerle beraber olamaya…
Dünyalar kadar mail atıyorsunuz, dünyalar kadar mutlu oluyorum.
Cevap veremiyorum diye gönül bırakmayın.
Devam…
Maillerinizi okuyorum, cevabı sütunlarda veriyorum..

Genel sorunuzu cevaplayayım;
Ocak ayında transfer ya-pa-maz-lar…
Bunu bu güne kadar elli kere söyledim.
Ocak ayı transfer ayı değildir!
1-İyi futbolcuları kulüpleri bırakmaz. Bırakırlarsa dolar bazında anasının nikahını isterler. Bizim hiç bir kulübümüz bu paraları veremez.
2-Transfer yapacak futbolcular çıkma-çakma futbolculardır, ya hocasıyla kavgalıdır, ya kulübüyle sorunları vardır. Yani; kaliteleri tartışılır, hayretmezler.
3-Bu mevsimde yapılan transfer takımı bozar. Hele maliyetli fazlaysa takımda dengeler bozulur, ikilik başlar.
4-Futbolcusunu satmak isteyen takım para darlığı çekiyor demektir. Yoksa kimse şampiyonluktan vaz geçip iyi oyuncusunu satmaz. Alıcılar da yüksek rakam verip oyuncu almaz zira hepsi maddi zorluk içindeler. (Örnek Sivassporlu Mehmet Yıldız. Galatasaray para verip Mehmet'i a-la-maz!)
5-Ocak'ta daha çok takas yoluyla oyuncu alış-verişi olur. O da ihtiyaca cevap vermez.
Bir oyuncu alıp, üç oyuncu ve üzerine para vermek de akılcı bir iş değildir.
6-Yurt içinden transfer çok pahalıdır. Yurt dışından transfer de mümkün değildir. Gelen varsa o da hayretmez!
7-Ocakta ancak bir iki takım, bir iki oyuncu transfer edebilir. O da dertlere çare olmaz.
 
 
Adnan Başkan; Polat Otel'de ne dedi?
Bir kere şunları rahatlıkla söyleyebilirim ki;
1-Bu kadar katılımı yüksek başka bir başkan toplantısı görmedim. En az 200 kişi. Medya müdürleri, köşe yazarları, muhabirler, foto muhabirleri…
2-Galatasaray Başkanı Polat mükemmel konuşuyor. Söylemek istediği mesajı net veriyor. Spor aleminde onun gibi konuşan başka söylev sahibi yok.
3-Sorulan bütün sorulara tafsilatlı cevap veren bir başkan ve o başkan asla medyayı suçlamıyor. 'Bu soruyu soramazsınız' demiyor. Karşı tarafı yaralamıyor, hakaretamiz cümleler kullanmıyor.
Tebrikler Başkan Polat.
Galatasaray farkını ortaya koydu.
Galatasaray demek; geçmişini inkar etmeyen, diyalogları çağdaş, hedefleri dünya çapında bir kulüp demek.
Galatasaraylı bunlardan gurur duymalı.
Başkan Adnan Polat son yıllarda Galatasaray'da yaşanan kırgınlıkları da ortadan kaldırarak camiayı kucakladı. Sevgi ve saygıyı tekrar harekete geçirerek bütünlüğü sağladı.
 
 
İşte söyledikleri;
Başkanın söylediklerini zaten önceki günlerde yazdım…
Bugün; ana başlıkları ve satıraralarını yazacağım.

Ana başlıklar;
-Taraftarı en çok olan takım; Galatasaray
(Çünkü Türkiye'nin en başarılı takımı Galatasaray, tesadüf dahi olsa UEFA Kupası var…)
-Emre Belözoğlu ya baskı altında ya kompleksli
(Baskı şikeci yönetiminden geliyor, Emre de Galatasaray'a karşı bir eziklik yaşıyor demek)
-Herkes hatayı biraz da kendinde arasın.
(Bu hepsinden müthiş bir laf; kimse hakemi suçlamasın, dönüp yaptığı transferlere ve de gönderdiği hocalara baksın!)
-Skibbe kendini kabul ettirdi.
(Medya çok eleştirse de biz Skibbe'de sabrettik.)

Şimdi de satır araları;
-Florya'nın beş kapısı var. Gitmek isteyeni tutmayız.
(Galatasaray'da yönetim otoritesi vardır, ancak bizim futbolcumuza da saygımız var, gitmek isterse uzlaşırız, zira bir takımın futbolcusundan kazanması gereken para da vardır.
-Kaptanlık pazarlığı yapılamaz
(Kaptanı yönetim belirler rahatsız olan ikaz edilir, tekrar hata ederse kadro harici kalır.)
 
 
Galatasaray transfer yapmaz!
Skibbe ve Burak Hoca transfer istemiyorlar. Sadece defansın sağına bir oyuncu olabilir.
Galatasaray'da zaten şu an her mevkide 2 oyuncu var.
Yeter ki; Allah sakatlık vermesin.

Mehmet Yıldız'ı, Sıvasspor iki senedir satmak için uğraşıyor. Çünkü paraya ihtiyacı var. Ancak bundan iki ay önce temmuzda Mehmet Yıldız'a alıcı çıkmadı. Demek takımların Mehmet Yıldız'a ihtiyaçları yok ama Sıvasspor'un paraya ihtiyacı hala devam ediyor. Sıvas Mehmet Yıldız'ı takasa vermez! Mutlaka parayla satar. Haklıdır.
Öte yandan Başkan Polat; futbolcularımıza üç aydır maaş ödemiyoruz para bulursak Mehmet'i almak yerine önce onların paralarını öderiz' diyor.
Bin kere haklı.
 
 
Koyun can derdinde kasap et
Galatasaray ancak Servet ve Ümit Karan'ı satarsa belki Mehmet Yıldız'ı alır. O da şundan;
Galatasaray'ın forvetinde rakiple dişe diş mücadele edecek bir oyuncu tipi yok! Mehmet Yıldız bunun için alınsın denebilir. Ama o zaman da iki soru cevap arar;
1-Galatasaray akıl ve yetenekle rakibi zaten aşıyor. Mehmet gelirse kim makas yer?
2-Bu kadar becerili bir takıma Mehmet Yıldız gibi daha çok fizik gücü yüksek bir oyuncu ne kadar uyum sağlar?
Mehmet Yıldız'ın takıma girmesi zayıf ihtimaldir. Galatasaray'ın futbolunda hızlı düşünce ve çabuk oyun ön plandadır. Mehmet Yıldız gelirse takımın ahengi bozulur.

Ayrıca;
Galatasaray yönetimi geleceği düşünerek bu transferi yapmak istiyorsa o zaman da ortaya iki sorun çıkar;
1-Seneye Baros, Arda, Lincoln, Kewell gider diye düşünülüyorsa Mehmet Yıldız bunların hiç birinin alternatifi değil!
2-Mehmet Yıldız için Galatasaray'ın geleceği diye düşünülen Aydın Yılmaz'la, Mehmet Güven veriliyorsa çok yanlış. Sıvas bu çocukları tapularıyla istiyor ve bir de üste para!...
Siz olsanız verir misiniz?
Galatasaray böyle bir hatayı asla yapmaz!

Servet ve Ümit Karan gitmeli mi?
Türkiye'de Galatasaray'a gelmiş bir futbolcunun başka bir Anadolu takımına gitmeyi istemesi düşünülemez. Galatasaray'dan aldığı parayı hiç bir yerde alamaz. (Geç de olsa…) İtibarı hiç bulamaz. Onun için de kimse Galatasaray'dan gitmez.
Servet ve Ümit Karan farklı.
Servet Avrupa'da oynamak istiyor. Bu gidiş Galatasaray'ın da işine geliyor. Kulübün kasasına iyi bir para girerse Servet gidebilir. Yerine Semih Kaya var.
Ümit Karan da 32'sinde… Kovsan Sıvas'a gitmez ama çok paraya Dubai'ye gidebilir. Bu transferden Ümit de karlı çıkar Galatasaray Kulübü de…
Onun için de Adnan Polat uzlaşmadan yana…
Adnan Polat aynı zamanda UEFA'yı da düşündüğü için şimdilik kulağının üstüne yatıyor.
Giderlerse kasaya para girer, her gidenin de yeri mutlaka doldurulur,
Gitmezlerse git diyen de olmaz, Galatasaray yine çareyi bulur.
 
 
BİR ÖNERİ
Bugün tüm dünyada aranan oyuncu tipi "hem ofansif hem defansif futbolu aynı kalitede oynayanlardır " Bu kalitede oyuncu sayısı dünyada cok az.
Bizdeki Kayserili Mehmet Topuz bu azlardan biri.
Galatasaray alacaksa Mehmet Topuz'u alsın.
Topuz iki yönlü oyuncu. O oynarsa iki kişilik de görev yapıyor.
Terim Topuz'u vitrine çıkarmadı, neden?
Cünkü büyük takımda oynamıyordu, cünkü Kayseri'nin Milli Takım kontenjanı yoktu. Mesela Trabzonlu kaleci Tolga sırf Trabzon kontenjanından Milli Takıma dahil edildi.
Topuz makasa geldi.
Oysa Topuz kalite.
Ver 10 milyon EURO al Topuz'u, al UEFA'yı, oynat iki sene, sat 30 milyona Avrupa'ya.
 
 
Aralıkta Galatasaray'da moral tavan yapmış. Rota; UEFA
Galatasaray’da herkes UEFA’ya kilitlenmiş… Bordeaux maçı sabırsızlıkla bekleniyor.
Skibbe ve Burak Hoca şöyle diyor;
Ligin ikinci yarısında ilk beş hafta çok önemli, arayı açarsak bizi kimse tutamaz!
UEFA? diyorum…
Bordeaux’yu geçersek herkes Hamburg diyor ama biz aynı fikirde değiliz. Adı sanı bilinmeyen rakipler daha zor, diyorlar. Bkz; Metalist…

Emre-Baros ve ben
Kafalar UEFA’da ya tam o sırada Emre Aşık’la göz göze geldik… En deneyimli o ya… Nasıl gidiyor dememe kalmadı, yerinden fırladı koluma girdi, Baros'u da kaptı duvarda asılı UEFA SUPER CUP WINNER 2000'in önünde resim çektirdik.
Emre bu sene de alırız demek istiyordu…
Aklıma da yattı. Emre defansta gol yemez,
Baroş yine hat-trick yapar Galatasaray da UEFA’yı kapar.
Bu sene bana göre zor ama, neden olmasın.
Ne de olsa tesadüf!
Ne de olsa alışkanlık !...

Emre’ye Bordeaux’yu sordum;
'Bordeaux ile geçen yıldan hesabımız var' dedi…
Baros'a sordum?
'Lyon'dan tanıyorum, iyi takım bizi yenmişlerdi, ama bu kez şansları hiç yok' dedi…
Ben de havayı buldum işareti verdim;
Rota Saracoğlu... İlk hedef Bordeaux!

Adı bende gizli biri de diyor ki;
Galatasaray UEFA’da başarılı olsun,
O gün gelsin Aziz Bey, UEFA’ya on milyon dolar ceza ödemeyi göze alır, Saraçoğlu'na traktör sokar, toprağı tarla gibi sürer, o maçı da orada oynatmaz!...
 
 
Lincoln'den bir anı
Florya'da şartlar değişince, Kalli'nin gölgesi tesislere düşünce Cassio Lincoln telaşla soruyor;
'Eyvah!... Kalli geri mi döndü?'
Yok yok.... Kalli alt yapının başında denince Lincoln başlıyor koşmaya...
Takım kendiliğinden rayına giriyor.
Şu gerçek de su yüzüne çıkıyor;
Kalli ve Burak Hoca geldikten sonra Florya'ya da renk geliyor.
Kalli'nin gölgesi bile takıma kamçı oluyor!
 
 
Galatasaray’ın ilk yarı ortalaması; 6
Skibbe ilk 6 hafta Florya’da yalnız ve medya Skibbe’nin üzerine füzeler yolluyor…
Kalli ve Burak Hoca da ilk 6 hafta yoklar.
Galatasaray’ı 2008-2009 sezonunun ilk yarısı için ikiye bölüyorum.
1-İlk 6 haftanın değerlendirmesinde takımın puanı;10 üzerinden 4
2- 6. haftadan sonraki puanı; 10 üzerinden 8
Demek Galatasaray'ın ilk yarı puanı; 10 üzerinden 6
Bunda moral değerlerin önemi olduğu kadar sakatlıkların da geçmiş olması en büyük etken.
Galatasaray'ın yedek kulübesi iyi olursa bu oyununa da yansıyor, zira rekabet hızlanıyor.
Hocalar durumu şöyle özetliyor; Galatasaray gole koşan bir takım, bütün hatlarıyla savunması bile gol arıyor. Son haftalarda hep basamakları çıktık, hiç geri gitmedik, böyle giderse ikinci yarı Galatasaray tutulmaz!

Harry Kewell da Galatasaray’ın oyunu ve biraz da Servet için şöyle diyormuş;
Öyle bir takımda oynuyorum ki defans oyuncularımız ayağında topla öndeki bizleri geçiyor!...
(Çok güldüm…)
 
 
İki özel oyuncu Arda ve Kewell
Arda ve Kewell Skibbe ve Burak Hoca’yı çok meşgul etmiş. İkisi de sol ayaklı ya… İkisi de kenarda oturacak adam da değil. Mecburen ikisini de oynatmak durumunda kalmışlar, ama randıman düşmüş...
Arda solda olmayınca %50 kaybediyor.
Kewell solda hiç oynayamıyor, ama takımın ikisine de ihtiyacı var.
Dönüşümlü oynatmışlar…
Hem de çaktırmadan…
Sonuç ; bol gol ve tırmanış !

Baros sonradan açıldı...
Baros ısınana kadar huzursuzdu, sonrasında Lincoln'le beraber coştu. Takımda doğal uyum sağlandı, kalite oyuncular aynı frekansta buluştu, diyor hocalar;
Ben de diyorum ki;
Florya'da idmanları seyretseniz zevkten ölürsünüz. Mahşerin 4 atlısı' idmanlarda kendini buldu. Adeta coştular... Kamera çekse, CD'leri satış rekorları kırardı...
Baros’a soruyorum ;
Kaç gol atarsın daha?
Onu Kewell, Arda ve Lincoln’e soracaksın, diyor.
Golü Baros atıyor ama arkadaşlarının emeğini de inkar etmiyor.
İşte takım ruhu bu…
 
 
Sakatlıklar puan çaldı: Barış döndü rakipler pres yedi.
Barış mevsim başında sakatlanınca planlar bozuldu. Linderoth zaten müzmin sakat, Uğur Uçar umuda yolculuk... Hasan Şaş da elveda deyince Galatasaray'ın sağ kanadı olduğu gibi Sabri'ye kaldı. O da sakatlanınca takım sallandı, sistem bozuldu...
Barış, Galatasaray'ın olmazsa olmazıydı.
Barış gitti huzur bitti!
Barış geldi takım şaha kalktı.
Mehmet Topal'la birlikte bir takımı sırtlayacak güçteler. Onlara ilave Ayhan... İşte size şaha kalkan bir takım.
Barış'a takıldım, kesintisiz güç kaynağı gibisin, nasıl başarıyorsun?
-Ben kendimi biliyorum, her takımın koşana ihtiyacı var, açtım kilometreyi, bastım gaza... Başka çare mi var. Bende itiraz yok! Hocam ne görev veririse yaparım. Öyle FORMAMI PAZARLIK KONUSU ETMEM!'
Taş attı galiba…
Bayılıyorum bu çocuğa…
Barış her sistemin değişmez adamı... Onu beğenmeyen akılsızdır.
Mehmet Topal ve Barış yokken 4-3-2-1'den mecburen 3-5-2'ye dönülmüş
Meira orta sahaya çekilmiş, takımın çivisi çıkmış... Bu bocalama devresinde Skibbe çok tenkit almış. Ne zaman ki sakatlar düzelmiş, Galatasaray seyredene zevk vermeye başlamış.
Florya'da şunu gördüm. Puanları sakatlık çalmış, Galatasaray her geçen gün sabırla çalışıp takım olmuş.
Ben inanıyorum;
Bundan sonrası şampiyonluktur...
 

Galata

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #325 : 01. Ocak 2009, 12:59:45 »
Aslantepe inşaatında yine eylem yapıldı
DHA   1 Ocak 2009


Aslantepe inşaatında yine eylem yapıldı
Galatasaray'ın yeni stadı Aslantepe'nin yapımını üstlenen Tera isimli taşeron şirkete bağlı yaklaşık 650 işçi, paralarını alamadıkları ve çalışma şartlarının kötü olması gerekçesi ile iş bıraktı.

Şantiye önünde yaktıkları ateşin etrafında toplanan işçiler, 2 aydır paralarını alamadıklarını belirterek, paraları ödenene kadar işe başlamayacaklarını söylediler. 'İşçiyiz hakkımızı alırız' sloganları atan işçiler yeni yıla parasız gireceklerini dile getirdiler. TOKİ'nin yüklenici firmaya verdiği Aslentepe'nin inşaatında çalışan işçiler, paralarını alamadıkları gerekçesiyle daha önce de eylem yapmışlardı.

Link : http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/10681327.asp?gid=229

Arkadaslar  bu medya kurulusu surekli Galatasaray hakkinda kotu ve yalan haberler yapiyor ve sureklide Aslantepenin Resmini artik inadinami bilmiyorum ama yanlis yayinliyor bu tur medyaya karsi ambargo koyulmali.

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #326 : 16. Ocak 2009, 16:50:13 »
 Feldkamp işe karışınca

Galatasaray ilk yarıyı bitirirken istim üstünde güzel bir formla tatile çıkmıştı. Erken gidenler, geç gelenler filan derken Galatasaray'ın kampı Antalya'da açıldı. Oradan gelen haberler de her şeyin mükemmel bir şekilde sürüp gittiğiydi. Ancak her şey süper giderken Feldkamp'ın, sahaya inip, Lincoln'ü sıkıştırması ve de "Geç geldin, daha fazla çalışmalısın" diye uyarması, Brezilyalı futbolcunun havasını değiştirdi. Geçen yıl Lincoln ile Feldkamp arasında yaşanan ve uzun süre kapatılamayan tatsızlığın üzerine bu yeni olay tuz biber ekti. Lincoln'ün yemekten erken kalkıp odasına gitmek istemesi, Adnan Sezgin'in müdahalesine rağmen mani olamaması üzücüydü. Antalya haberlerinde Lincoln'ün inanılmaz çalışmasını herkes öve öve bitiremiyor. Böyle hazırlanan bir adama Feldkamp'ın geçmişi düşünmeden gidip müdahale etmesi, büyük bir hatadır. Lincoln'ün yanında getirdiği fizyoterapist ile ayrı çalışmak istemesi de dünya futbolunda herkesin yaptığı bir şey. Bu adamın üstüne gitmek büyük yanlış. Galatasaray bunlarla uğraşırken gözden kaçtığını tahmin ettiğim bir şey var. Bordeaux son maçında PSG'yi 4-0'la dağıtmış. İlgililerin haberi olsun. Feldkamp, Lincoln'e sataşacağına Bordeaux'yu seyretse daha iyi yapardı...
İsmet TONGO
keweel - arda - elano- baroş- keita

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #327 : 20. Ocak 2009, 10:59:33 »
Doğru dürüst muhabirlik yapmak istersen bazı zorluklarla uğraşacaksın... Prensipli olacaksın... Ciddi davranacaksın..
Ama kolayına gidersen, bir şey üretemezsen, çapın ve diyaloğun yoksa basit işlerle uğraşırsın..
Galatasaray'ın Antalya kampındaki barbekü partisinde bir manzara...
Muhabirler özel bir iş, güzel bir fotoğraf almak için çırpınıyorlar...
O sırada bir muhabir arkadaş (ismine Abuziddin diyelim) Linderoth'un yanına geliyor.
Yabancı dil bilmediği için bir süre Linderoth'un yüzüne bakan Abuziddin, düşünüyor bu sırada: 'Ne yapsam da farklı bir fotoğraf çeksem' diye...
Ve o sırada nar gibi kızarmaya başlamış kuzuyu görür ve bombayı patlatır:
'Mıstır Linderoth, şu kuzunun yanında bir fotoğrafını çeksem ya.. N'olur' deyiverir...
Linderoth bir kuzuya bakar bir de Abuziddin'e...
Anlayamaz bunun nedeni nedir diye!
Biraz şaşkın, biraz da sinirli bir şekilde söylenir ve gider.
Abuziddin ise pişmiş kelle gibi sırıtarak bir başka futbolcu arar, güzel bir fotoğraf çekmek için.

Asırlık derbi ve düşündürdükleri
Dile kolay, bir asırlık rekabet bu.. Tam 100 yıl geçmiş şikebahçe ile Galatasaray, ilk kez Papazın Çayırı'ndaki ilk karşılaşmalarından bu zamana...
Ne güzel!
Ne güzel de... İsterdim ki;
- İki kulüp tüm dünyaya rekabetle dostluğun bir arada olabildiğini göstersin.
- Adnan Polat ve Aziz Yıldırım kol kola girip, Papazın Çayırı'nda buluşsun.
- İki takımın kaptanı bir araya gelip, dostluk mesajları versin.
- İki takımın taraftarları formalarını giyip, 100. yılı şarkılarla, oyunlarla kutlasınlar.
- Hayatta olan iki kulübün eski başkanları, eski futbolcuları bir araya gelsin, bu rekabete olan katkıları nedeniyle hiç değilse birer şiltle ödüllendirilsin. İsterdim...
Daha çok şey de isterdim.
Ama hepsi hayal; bunu da bilirim.
Konuşunca 'dünya derbisi' deyip, uygulama deyince kafasını kuma gömenler...
Haydi bizler bu 100 yılda bu güzellikleri göremedik, 200. yılda gören olacak mı acaba?
Şimdi safça düşünüyorum, hadi kulüp başkanları çok yoğun işlerden başını kaşıyacak vakitleri yok, ya etrafındaki danışmanları, yöneticileri ne iş yapar?
Yalan, dolan dünya işleri, sabun köpüğünden transfer koşuşturmaları ve ahkam kesmeler... 'Dünya kulübüyüz' demekle kendimizi kandırmaya devam edelim hem de hiç yorulmadan, utanmadan, sıkılmadan...
Belki sonra istediklerimiz olacak... Sonraki asırlık kutlamaya şunun şurasında ne kaldı ki? Sadece 100 yıl değil mi?

Lincoln'un sırrı
Herkes birbirine soruyor:                                           
'Yahu bu Lincoln'e ne oldu da bu kadar forma girdi, hırs yaptı? Niye geçen sezon böyle çalışmıyordu?
Biz de merak ettik... Ve nedenini kendisinden öğrendik. Bakın neymiş işin sırrı? Lincoln'un ağzından dinliyoruz:
'Çocukluğumdan bu yana beni fizyoterapist Elliot çalıştırıyor... Çünkü benim hayat felsefemi, fizik yapımı ondan daha iyi bilen biri yok... Geçen yıl da çok istemiştim ama Schalke bırakmamıştı... Elliot'un gelişiyle yeniden kendimi buldum...'
Sadece bu muydu? Devam etti:
Bir de bu sezon İstanbul'da daha mutluyum... Alışma dönemini atlattım... Kafamda hiç problem yok... Sadece kendimi futbola veriyorum... Tek derdim sürekli tekme yemek. Ama buna da alışırım... Fakat gerçek Lincoln daha bu değil, kendimi ikiye katlayacağım göreceksiniz..'
Lincoln söylemek istemedi ama...  Almanya'dan getirttiği özel fizyoterapistinin parasını, pulunu kendi veriyor... Bunu da merak edersiniz diye söyledim.

Kim tutar Üstünel'i
Haldun Üstünel koptu gidiyor... Nerede problem varsa o hemen işin üzerinde...
Hangi ortamda bir tıkanma söz konusuysa bir can simidi gibi olaya balıklama dalıyor...
Sürekli göz önünde olduğu için, devamlı medyada boy gösterdiği için sevimsiz gibi görünebilir...
Kıskanılması da normal...
Ama futbolun başında olan herkesin kaderidir bu.
Sevmeyeni daha çoktur...
Ama Haldun çok yol aldı, çok.. Çok şeyi de çabuk öğrendi... Ergun Gürsoy'lardan, Yurdaşen Karahasan'lardan, Fatih Gökşenler'den sonra şimdi bayrak Haldun Üstünel'in elinde...
Bir parantez de Adnan Sezgin için..
Nefret edilen bir pozisyonda Sezgin ne yazık ki...
Nedense yaptıkları çoğunluğa batıyor...
İsteniyor ki, Sezgin bir kukla olsun, herkesin istediğine baş sallasın, Florya Tesisleri bir panayır yerine dönsün..
Sezgin nefret edilen biri gibi görünse de, gösterilse de başkan Adnan Polat, Antalya'da noktayı koydu:
'Adnan'a yapılan herşey bana yapılmış sayarım... Benim yönetimimdeki herkes benim sorumluluğumda... Aldıkları her kararda benim onayım var... Adnan Sezgin'e cephe alanlar, bunun sonuçlarına da katlanacaklar...'
Anlayan anladı    herhalde...

Arda'nın şapkası
Hiç gazetelerde, TV'lerde dikkat ettiniz mi bilmiyorum. Arda Turan'ın kafasında siyah, boncuklarla süslü ilginç bir şapka vardır...
Pek gösterişli bir şey değildir ama Arda, sürekli şapkasını ısrarla kafasında tutar...
Antalya'da hayranları Arda'dan bir hatıra almak için yarıştığı bir ortamda, genç futbolcunun yalvaran bir sesi duyulur...
'Ne olursunuz, benden ne isterseniz vereyim, forma, eşofman, krampon, çorap, şort... Ne isterseniz...  Ama şapkamı veremem!'
Israrlar üzerine de devam eder:
'Valla şapkamı veremem abi... Ne istersen benden alabilirsin ama onu verirsem, biterim... Çünkü hediye abi hediye... Ben daha fazla konuşmayayım' der ve koşar adım gider...
Şapkayı kimin verdiği belli... Hani Ankara'daki Gençlerbirliği maçında gol atıp da eliyle E işareti yapmıştı ya...  İşte o şapkayı verendi...
O halde Arda çok haklı değil mi?

bahri havadır

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #328 : 23. Ocak 2009, 10:08:15 »
Yanlış Yapmışım!

Ben ne yanlış yapmışım da haberim yokmuş. Özür dilemenin bir erdem olduğunu ailemizden öğrenmiştik çocuk yaşta. Sonrasında liseli yıllarımızda ahlâk dersi vardı, bu olgunun doğruluğunu pekiştiren, aynı jenerasyondan olanlar hatırlar. Şimdi böyle bir ders var mı bilemiyorum. Meğerse yanlışmış ebeveynlerimiz ve hocamızın belleğimize kazıdıkları. Hatırlayacaklar bundan önceki yazımızı okuyanlar. Skibbe’yi masaya yatırmıştım ama bu kez çarpıp bölmeden. Hatta daha da ileriye gidip özür dilemiştim, hakkında erken davranıp her icraatında kusur aradığımı düşünerek. Tabii bu düşüncemizi değiştiren birçok olaya tanık olmuştuk, bu tekzipvari yazıyı kaleme dökerken. Konuştuk başkanından malzemecisine kadar... Skibbe’nin pısırık değil, tam tersi kuralları kendi koyan portresinin var olduğu haberini aldık Florya’nın mutfağından. Eee, durum böyle olup skorlara da yansıyınca ‘Sen haklısın’ demenin zamanı gelmişti.

Hemen imzalayın
Her geçen gün kirlilik etrafımızı sarmış ve sarmaya devam ediyor. Son yazımdan sonra basından yakın bir arkadaşım arayarak “Siparişle mi yazıyorsun?” dedi. Hoppala, ne diyeceksin böyle bin ton ağırlıkta bir itham karşısında. Aralıklı da olsa, ‘Toplam 9 senedir basın dünyasındayım, eğer şimdiye kadar böyle bir olaya imza attıysam namerdim’ desem ne olacak? Zaten gazetem asla böyle bir şeye izin vermez. Birden İngilizler’in meşhur atasözü geldi aklıma; “Cahilin yanında kitap kadar sessiz olacaksın.” Anlamıyorum, anlam veremiyorum. Vicdanımızın bu hatayı en kısa zamanda telafi etme ihtiyacını hissetmesinin neresi yanlış?
Unutmadan, yağ bal da yaptığım ima ediliyor bazı maillerde. Bazı futbolcuların 2 ay önce özel hayatını gün yüzüne çıkarırken iyiydi ya da yönetime en ağır eleştirilerimizi sarf ederken. Sorun belli, söz konusu Galatasaray olunca alkış alerji yaratıyor, hep eleştireceksin ki adam sayıl bu alemde. Neyse, anlayan anladı sanırım.
Tekrar söylüyorum, Skibbe şu ana kadar eğrisiyle doğrusuyla başarılıdır. Sezon başından beri desteğinden asla vazgeçmeyen Adnan Polat’ın da süratle kontratını tazelemesi gerek Alman hocayla. Aksini yaparsanız birilerinin ekmeğine yağ sürersiniz hem de katmerli.
Oğuz Dizer
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #329 : 26. Ocak 2009, 10:37:18 »
Doğan Koloğlu 
Sivaslanma! 
Sivasspor-Galatasaray maçında hakemlik açısından ilginç bir özellik var. Yunus Yıldırım, yönettiği 39 maçta sadece bir kez penaltı vermiş. Bu Sivasspor’un lehinedir ve iki gerekçesi var... Biri; özellikle kritik maçlarda son Avrupa Kupası’nda kazanılan Alman maçı dahil Galatasaray, Türkiye’deki en az faul yapan maçını oynayarak rakibini elemişti. Bunun sebebi Galatasaray’ın teknik futbol yapısı bol bol tek pas yapan Ayhan, Arda, gibi becerili oyuncuların mantık dışı, tek paslı ve isabetli teknik üstünlükleridir

Hakemin kimliği belliyken Yunus Yıldırım’ı, sertliklerle iş birliği yapan stilini bilmeyenler onu bu göreve tayin etmişler. Neden dikkate almadılar. Çünkü hakemin hafife alışı saha kayganlığını karıştırıp ev sahiplerinin de tribün avantaj ile “kendini mazur görecek” ortamı yaratır ve cezalar hoş görülür! Biz de bunu test edeceğiz. Kolay değil 39 maçta bu hakem sadece bir penaltı vermiş. Oda son üç sezonda sadece 1 Nisan 2007’de Ankara-şikebahçe maçında ev sahibi adına penaltı verdi. Ama aynı maçın rövanşında Edu’nun Tosun’a yaptığı penaltıyı görmezden geldi. Hakemin bu peşinen bilinen “eleştiri özelliği” sahanın dengesiz olacağı bir maçta bir kat daha dikkati çekmez mi? “Penaltı bazındaki” olaylara peşinen göz yummasının maç öncesi ilan edilmesi, lig liderliği konusunda hakem tayin edenlerin büyük sorumluluğuna imza atmış olmalarının peşin belgesidir. Okuyuculara duyururuz.
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #330 : 26. Ocak 2009, 10:39:38 »
Levent Tüzemen 
Zihinler de donunca 
Sivasspor aklıyla, gücüyle, inancıyla Galatasaray'ı yendi. Türk takımları olarak yabancı hocalara adeta aşığız. Türk antrenörlere güvenmiyoruz. Yabancı hocaya gösterilen sabrı ve desteği yerliden esirgiyoruz. G.Saray sezon başı Bursa'da kaybettiği maçın benzerini Sivas'ta da kaybetti. Skibbe'nin Sivas'ı incelemediği çok belliydi, Bülent Uygun G.Saray'ı mükemmel analiz ettiği gibi, maç boyu oturmadı ve oyuncularıyla birlikte maçı yaşadı. Doğru ve maçı kazanacak hamleler yaptı.
Kaygan zemin iki takım için de eşitti. Sivas 6-7 kişiyle hep kapandı, orta alanı kalabalık tuttu. Galatasaray'ın üzerine gelmesini bekledi. İlk yarı uzun toplarla Mehmet Yıldız ve Thum'u gol yollarına sokmaya çalıştı.
Galatasaraylı oyuncular top ayaklarına geldiğinde kısa paslarla rakip alana geçmeye çalıştılar. Arda, Ayhan, Topal ve Barış topu kullanma ve kısa pas yapma ısrarları nedeniyle sulu zemine takılırken güç yitirdiler. Sivas savunması da çabuk basarak Galatasaraylı oyuncuların kaleye yüzlerini döndürmedi.
Mehmet Yıldız uzun toplarda duvar olup, top saklayıp arkadaşlarının gelmesini sağladı. Ümit KaranBaros ikilisi hücumda tek top tutamadı.
Galatasaray'ın sisteminin işlemediği belliydi ama Skibbe oyuna elini sokmadı. Suç sadece Skibbe'de mi? Hakan Balta, Sabri, Ayhan, Emre, Arda, Baros, Topal, Barış milli oyuncular değil mi? Kaygan ve sulu zeminde nasıl oynanacağını bilmeleri gerekmez mi? Israrla, "Halı saha" mantığı içinde kısa pas yaptılar. Ayakta zor durmalarına rağmen kalenin dibine girerek golü aradılar.. Barış ve Sabri'nin dışında şut bile düşünmediler. Oysa G.Saray Benfica ve Berlin'i nasıl yenmişti? Rakibin üzerine gelmesini beklemiş, tıpkı Sivas gibi hücuma çabuk çıkıp, golü bulmuştu. Sivas'ta zihinler donmuş olacak ki bu felsefe işlemedi.
Not: Yerdeki buza tekme atıp yardımcıyı ıslattı diye bir oyuncunun atılışına ilk kez tanık oluyorum. Ama başka bir şey anlatacağım: Karan atılıyor ve sahadan çıkmadan yardımcı hakemin önünden Sivaslılar oyunu başlatıyor. Abdurrahman eliyle Yunus Yıldırm'a işaret edip Karan'ı gösteriyor, Yıldırım'ın kulaklığına o sırada 4.hakemden uyarı geliyor. Sivaslılar uyanıyor ve orta alanda topu tutuyor. Karan çıkıyor ve oyun ikinci kez başlatıyor. Bu nasıl bir hatadır? Cevabı hakem hocaları versin.
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #331 : 26. Ocak 2009, 10:40:15 »
Turgay Şeren 
Yanlış oluyor... 
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener çok sevdiğim bir ailenin ferdidir. Babası rahmetli Esin Özgener fevkalade bir insan ve futbol adamıydı. Nur içinde yatsın. Şimdi onun oğlu Mahmut Özgener Futbol Federasyonu Başkanımız. Ve 3. ligimizde oynayan futbolcuları ilgilendiren bir kararı almak üzere işin başında. Olay nedir? 30 yaşını geçen futbolcular ya üst kümelerde kendilerine bir kapı bulacaklar ya futbolu bırakacaklar yahutta kendilerine başka bir meslek seçecekler. Rahmetli Hasan Doğan Bey bu konuya eğilecekti. Ama ömrü vefa etmedi. O da nur içinde yatsın. Şimdi konu tamamen Mahmut Özgener ve arkadaşlarının elinde. Kardeşim Mahmut 3. ligde 30 yaş üstü futbolcuların oynamaması halinde bu futbolcular çok mağdur olacaklardır. Sen ve arkadaşların 'aldığımız karardan dönmek niyetinde değiliz' demişsiniz. Spor Bakanımız dahi sizi aramış ona da aynı şeyi söylemişsiniz. Kardeşim Mahmut siz Türkiye Futbol Federasyonu olarak sadece kulüplerin değil aynı zamanda futbolun en önemli unsuru olan futbolcuların da federasyonusunuz. O nedenle böyle hayati kararlar alırken futbolcuların da görüş, şikayet ve taleplerini de dikkate almak zorunda değil misiniz? Bana göre 3. ligde 30 yaş sınırlaması yanlıştır. 300'e yakın futbolcuyu siz sokağa bırakıyorsunuz. Bakmak mecburiyetinde oldukları aileleri ve çocukları var. Şu anda hepsi açıkta. Denilebilir ki 1. ve 2. ligde gitsinler kendilerine kulüp bulsunlar. Böyle düşünenler komik olur. Sakın haa, bırakın söylemeyi akıllarından bile geçirmesinler.
Ben, Türkiye Futbol Federasyonu'nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmesini hiç istemem. Aman Mahmut çok dikkat edin. Zira bu futbolcular haklarını orada arayacaklar.
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #332 : 26. Ocak 2009, 10:40:48 »
Yalçın Dümer 
Yardımcısız maç! 
Hava buz, saha jilet her türlü hataya gebe.. Kısaca şartlar pekte hoş değil futbol adına. Hele konuk takımın eksiklerini hesaba katarsak Galatasaray için daha da zor bir gün. Skibbe tüm olumsuzlara rağmen duble golcü sürmüş Sivasspor önüne. Ön liberoları da çiftleyerek yaşanabilecek riskleri minimuma getirmiş. En ağır görev Lincoln’nun rolüne soyundurulan Arda’nın. Arkada ise Emre ile Hakan Balta ilk kez pişti vaziyetindeler zaruretten dolayı. Alman Hocanın planı mantıklı görünüyor.
Sivas’ın tek umudu kontralar ve tek başına Mehmet Yıldız. Resim bu olunca pozisyon zenginliği olmamasına rağmen oyuna hükmeden İstanbul ekibi. Taki Yunus Yıldırım’ın yardıcımcısı sahne alana kadar. Küfür yok sadece Ümit’in salladığı krampondan gelen küçük bir çamur parçasının beyefendinin üzerini lekelemesi sonucu dengeler yerde. Nereden bulurlar böylelerini anlamak zor. Neyse daha fazla konuşup şöhret etmeyelim arkadaşı amacına ulaşmasın. Eksik kalan Galatasaray’da rüzgar tersten esmeye başladı doğal olarak. Önce Abdurahman sonra Sezer. Goller birbirinin kopyası sanal asistlerin mimarları Sabri ve önünde oynayan Barış. Hani derler ya koridor oldu diye işte öyle birşey. De Santics’te ‘Beni bu havalar mahvetti’ edasında gelene paşam dedi adeta.
Evet Galatasaray için ağır bir başlangıç telafisi zaman alacak. Salı akşamı kupada görüşmek üzere daha sağlıklı şartlar ve hakemin konuşulmadığı bir futbol keyfiyle...
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #333 : 26. Ocak 2009, 10:41:29 »
Zafer Ertem 
Aslan hasarlı 
Aslında perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Çok değil daha dün yazmıştım, 'G.Saray sakat ve cezalı oynamayan oyuncuları nedeniyle ilk kez zorlu bir deplasmana bu kadar çaresiz ve hazırlıksız gidiyor' diye. Ve yazımın sonunu şöyle tamamlamıştım: 'Sivas maçından alınacak bir puana üç puan gibi sevinirim, üç puana ise şapka çıkarırım.' Bunların hiçbiri olmadı sadece korktuğum başıma geldi, G.Saray Sivas'tan eli boş döndü. Buz tutmuş sonra erimiş balçık çamur haline dönüşmüş saha iki takım için de dezavantajlı bir ortam yaratıyordu. Ümit Karan'ın kırmızı kart görmesine kadar Sivas'in iki, G.Saray'ın ise bir gol girişimi vardı. Denge Ümit Karan'ın atılmasıyla bozuldu. Maçın olayı Ümit'in kırmızı kart görmesiydi. Bize göre Ümit kaybettiği top nedeniyle isyanını zeminden almaya çalıştı. Hakem Yunus Yıldırım ise 'Ümit yardımcı hakemime küfür etmiş' diyor. Ümit ise 'Etmedim' diyor. Varın siz çıkın işin içinden.

Voltran'ı oluşturuyorlar
Sivas güçlü bir takım. Evinde yıkmak gerçekten zor. Taraftarı ile birlikte olduğu zaman 'Voltran' oluşturuyorlar, güçlerini ikiye katlıyorlar. Rakibin 10 kişi kalması Sivas'ın direncini daha da artırdı. Bülent Uygun ikinci yarıya Balili ile başladı. Skibbe ise ilk tercihinde Baros'u oyundan çıkardı! Balili ile hücum zenginliği yakalayan Sivas bu yarının ilk çeyreğine tam iki gol sığdırdı. Emre Aşık'ın inanılmaz ağırkanlılığı Mehmet Yılmaz'a az daha üçüncü golü attırıyordu. Sivasspor'un kulübesinden gelen Balili, Sezer ve Sylla maça damga vurdu. G.Saray'ın yedeğinden gelen Aydın ile Yaser ise top yüzü görmedi. G.Saray eksik geldiği Sivas'tan bir de kırmızı kart görüp ağır yaralı döndü. Sivas aslanlar gibi oynadı. Maç berabere de biterdi ama asla Sivas yenilmezdi.
keweel - arda - elano- baroş- keita

cimbomcakal-MCAKAL

  • Mimar Sinan
  • ******
  • Kayıt Tarihi: Oca 2008
  • İleti: 8978
  • Yaş: 56
  • Yer: Türkiyem/Köln
  • Merhaba Dostlar...
    • http://www.ttarena.biz/index.php
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #334 : 26. Ocak 2009, 10:48:26 »
Dün Sabah ve Hürriyeti okudum..... :(
Ahmet Cakar diyor,seref....Hakem,ezik erman da cok iyi hakem...
gerisini Siz düsünün..... :)
"Haksizliga karsi susan Dil,bizden degildir..!!" Hz.Muhammed S.A.V.

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #335 : 26. Ocak 2009, 16:31:33 »
Dün Sabah ve Hürriyeti okudum..... :(
Ahmet Cakar diyor,seref....Hakem,ezik erman da cok iyi hakem...
gerisini Siz düsünün..... :)
abi erman p.ç. nin ne mal olduğu ortada
keweel - arda - elano- baroş- keita