Bravo Polat doğruyu yaptın
27.11.2008
Ekim’in 11’inde, yani bundan tam bir buçuk ay önce ‘Yine Kalli’ diye yazmışım sporx’te... Kalli alt yapının başına geliyor diye...
Bugünkü gazeteler Kalli geldi diye yazıyor...
Hayret!
Kalli zaten hiç gitmedi ki....
Adnan Polat- Karl Heinz Feldkamp dostluğu taa 1992’ye dayanır.
Adnan Polat o zamanlar çiçeği burnunda bir yönetici, Feldkamp da zehir gibi bir hoca. Zehir demem Kalli’nin otoriter, işbilir, eşi hanımefendiye sadık, sağlam karakterli ve de futbol bilgini olmasından...
Yani Feldkamp futbol hocası olduğu kadar hayat hocası da... Bir bilge kişi...
Aradan geçen 15 senede bu hasletler katmerlendi ve son gelişinde -ki ben ona gitmedi şartlar öyle gerektirdi diyorum- Galatasaray’ı şampiyon yapan kişi...
Ne yazık ki bizde meyve veren ağaç taşlandığı için Kalli neredeyse istenmeyen adam!
Çünkü bizde kişinin bilgeliğinden çok ‘kendini satabilmesi’ Önemlidir. Yani ambalaj!
Kalli’nin yaşından ötürü ambalajı kısmen bozuktur ama o ambalajın içinde derya gibi futbol ve hayat bilgisi yatmaktadır.
İnsanımız bunu atlıyor.
İlla ki kabadayı, küfürbaz, manşetlik laflar eden, saha içinde kulübede atraksiyon yapan, triplere giren hocalar istiyor ki kendiyle uyum sağlasın!
Aşınız!
Kalli adam gibi adamdır ve Galatasaray’ın ihtiyaç duyduğu bir otoritedir.
Kalli geldi ama nasıl?
Geçen yıl Kalli yasaları uygulanmasaydı Galatasaray şampiyon olamazdı!
Kim ne derse desin Kalli Galatasaray için bir değerdir.
Adnan Polat da doğruyu yapıyor ama AntiGalatasaray medyası işi başka boyutlara çekiyor. Aman Dikkat!
Bakın yeri gelmişken söyleyeyim;
Bugün Galatasaray’da yaşanan şey otorite boşluğudur.
Bunun da Skibbe’yle ilgisi yoktur.
Geçen sene şampiyon olunurken Kalli yasalarıyla bir yere kadar gelinmiş sonrasında -Kalli ile yollar geçici olarak ayrılınca- otorite futbolcunun eline geçmiştir. Evet Galatasaray şampiyon olmuştur ama futbolcuya dayalı –sadece bizde geçerli olan- alaturka bir düzen oluşmuş ve Galatasaray şampiyon olmuştur.
Bu seneki, otorite boşluğundan doğan zafiyet bundandır.
Kalli’den sonra gevşeyen futbolcular sultayı ele almış, hoca tanımaz olmuş...
Ne zaman ki Skibbe başa gelmiş futbolcu elinden kaçan ‘beyliğin’ huzursuzluğu ile otorite tanımaz olmuştur.
Bu psikolojik bir baş kaldırıdır. Skibbe’nin zafiyeti değil!
Geçen sene şampiyon olunmuş ama kötü yansımaları bu yıl gözükmüştür.
Hatırlayın geçen yıl Kalli giderkenki yazılarımı...
Bugün Kalli’nin varlığı en kısa zamanda Galatasaray’ı içine düştüğü bu boşluktan kurtaracak ve yine şampiyon yapacaktır.
Bay Altyapı Hocası Kalli
Kalli, Florya’da laçkalaşan alt yapının başına geçen kişidir. Galatasaray’ın bütün gelecek projesini hayata geçirecek olan kişidir. Alt yapıdaki ufacık çocukların hayatına yön verecek kişidir. Sadece topa vurmak yetmiyor, hayatı da algılamak şart. Onun için de Kalli gerekli... Onun yöneteceği alt yapının hayata ve futbol bilimine faydası olacağına inanıyorum. Florya’ya bir şekil gelecek ve hepsinden önemlisi; genç çocuklar topla yeteneklerini geliştirirken en büyük eksiğimiz olan ‘fiziksel’ gelişimlerini de tamamlayacaklar. Alt yapıdan üst yapıya geçtiklerinde futbol mantalitesi beyinlerine kazınmış, fizik güç (dayanıklılık ve devamlılık) bedenlerine sinmiş olacak. Bu muhteşem bir kazançtır. Galatasaray alt yapısında yetişen çocuk ‘futbolun bütün gereklerini’ vücudunda taşıyacak ve de hayata bakış açısı kendine güvenli olacaktır. Bu arada böyle bir hayat standardı yaşayan çocuk kültürel eğitimini de tamamlamış olacaktır. Özlenen Galatasaray alt yapısı budur.
Ondan sonra benim sevgili dostum Hıncal Uluç kardeşim çıkıp sakatlıklardan ötürü Galatasaray’ın doktoru koskoca Prof. Dr. Mehmet Kurtoğlu’nu eleştirmeyecektir.
Bunun için Florya’nın başındaki Altyapı Hocası Bay Kalli’dir.
Bir de Herr Feldkamp var
Kalli bu kez üstyapının da danışmanı. Üstyapının da başı Adnan Polat.
Herr Feldkamp aynı zamanda Adnan Polat’ın danışmanı.
Futbol konusunda her şeyin üzeri.
Adnan Sezgin de Sportif A.Ş.’nin Genel Müdürü.
Örneğin; futbolla ilgili alınacak bir kararın mimarı Herr Feldkamp olacak.
Stratejiyse, kritik bir haftaysa, dünya üzerindeki araştırmalarsa hep Herr Feldkamp tarafından ön görüş olarak sunulacak tabii ki son kararı başta Adnan Polat sonra da Yönetim Kurulu verecek.
Yani Galatasaray profesyonelleşecek...
Galatasaray ‘ben yaptım oldu’mantığından kurtulacak!
Polat’ın da akıl hocası olacak.
Herkes; başkan da olsa her şeyi bilemez ki...
Arsen Wenger ve Guy Roux’dan anılar
Faruk Süren’in rüyası Arsene Wenger’di. UEFA alındıktan sonra altyapının başına Arsen Wenger’i ya da gibisini getirecek ve Galatasaray’a çağdaş bir yön verecekti, olmadı!... Sebeplerine burada girmeyeceğim ama keşke başarabilseydi...
Hep alt yapı diye yırtınır dururuz. Alt yapı bir kulübün geleceğidir. Oradan yetişecek gençler hem takımı destekler hem zaman içinde o kulübe para kazandırır. Bu temelin atılması da sadece tesisi hazırlamak değil, o tesislerden iyi sporcu yetiştirmektir. Sporcunun yetişmesi de belli kriterlere ve bilgili hocalara bağlıdır. Alt yapı bir planlamadır. Kalli de bunun için görevdedir. Kalli Skibbe’nin başına değil; Galatasaray’ın alt yapısının başına geçmiştir.
Futbol dünyasına adını yazdırmış kulüplerin başında hep alt yapıya önem vermiş isimler vardır. Arsene Wenger gibi, Guy Roux gibi... Bunlar yüzlerce genç arasından starları bulup çıkaranlardır. O starlar da tarladan yetişmez, belli bir eğitim sürecinden geçerek futbol dünyasına ‘elmas’ gibi düşerler. Ünlü Fransız futbolcular Basil Boli, Eric Cantona bu düşüncenin ürünüdürler... Kendileri de ‘star’ oldu, kulüplerini de ‘ihya’ ettiler...
Guy Roux Fransa’nın çok küçük bir kenti Auxerre’in başına 25 yaşında geçmiş ve bir ömrü bu uğurda harcamış bir alt yapı hocasıdır. Şöyle der; ‘her yıl Fransa’dan devşirdiğim 12-14 yaş arası yüz çocuğun içinden bir tane yıldız çıkarsam Auxerre de kurtulur, takım da...’
Alt yapı nedir?
Bir tarihte Guy Roux ile konuşmuştum, on küsur yıl oluyor, Şiketaş-Auxerre eşleşmesinde... O zamanlar Sabah grubundaydım... Guy Roux’nun bana dedikleri hala kulaklarımda; ‘alt yapıdaki çocuğu yetiştirmek; bilgi ister, planlama ister, sabır ister... Bir çocuğu üstyapıya hazırlarken şunlar çok önemlidir;
1-Futbolun temel kurallarını ve oyun planını öğretmek. Bu üstyapıda uygulanan sistem olmalıdır.
2-Çocuk zihinsel gelişimini sürdürürken fiziksel gelişimini de aynı süreçte bilgi-fizik paralelinde tamamlamalıdır. Çok yetenekli bir çocuk eğer fiziksel güce ulaşamamışsa asla ‘yıldız’ olamaz!
3-Hayatı algılama, kültürel eğitimini tamamlama, yaşamı yakalama...
4-Ben 12 yaşından itibaren yetiştirdiğim futbolcuyu eğer hak etmişse hiç çekinmeden gözümü kapar 18 yaşında A takıma koyar ve -buraya dikkat- 23 yaşına kadar oynatır ona verdiklerimi böylece geri alır ve 23 yaşında kısmeti çıkan kulübe büyük paraya ve para ederken satarım. Bu şu demektir; yetiştirdim, kullandım, en üst verimi aldım ve satarak kulübüme milyon dolarlar kazandırdım...
Kalli de bu planlama için Galatasaray’ın başındadır. Kulüp içinde görev bölümü vardır. Bugün için Kalli alt yapıyı düzenler Skibbe de üst yapıdan sorumludur.
Kuzu gibi geçinirler Galatasaray da şampiyon olur.
Ancaaak;
‘Florya’nın da beş kapısı var’
Onu da bir başka sefere yazacağım... Çok uzadı.
Bugün Metalist Karkhiv maçı var onu dahi yazamadım.
(Gerçi bütün gazeteler Kharkiv olarak yanlış yazıyor ya... Aslı Karkhiv ve okunuşu da Metalist Karhiv...)
Bence bugün yazdıklarım Metalist Karkhiv maçından daha önemli...
Nasıl olsa bu gece maçı da yazacağız...
Ben Galatasaray’a güveniyorum ve Galatasaray’ın bu gruptan lider çıkacağını
ilk günden söylemiştim...
Not; Ankara’da Spor Şurası’ndayım...
Galatasaray doktoru Prof. Dr. Mehmet Kurtoğlu ile yaptığım röportajı da yazacağım ama vakit yok...
Bekleyin.