28. Nisan 2026, 22:49:41

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 120783 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Fat'h ی۱۹٥

  • GaLaTaSaRaY
  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 2747
  • Yaş: 47
Ynt: öyle bir Galatasaray geliyorki.. yeterki gözünüzü açın
« Yanıtla #272 : 27. Kasım 2008, 09:03:40 »
Bravo Polat doğruyu yaptın
27.11.2008
Ekim’in 11’inde, yani bundan tam bir buçuk ay önce ‘Yine Kalli’ diye yazmışım sporx’te... Kalli alt yapının başına geliyor diye...
Bugünkü gazeteler Kalli geldi diye yazıyor...
Hayret!
Kalli zaten hiç gitmedi ki....

Adnan Polat- Karl Heinz Feldkamp dostluğu taa 1992’ye dayanır.
Adnan Polat o zamanlar çiçeği burnunda bir yönetici, Feldkamp da zehir gibi bir hoca. Zehir demem Kalli’nin otoriter, işbilir, eşi hanımefendiye sadık, sağlam karakterli ve de futbol bilgini olmasından...
Yani Feldkamp futbol hocası olduğu kadar hayat hocası da... Bir bilge kişi...
Aradan geçen 15 senede bu hasletler katmerlendi ve son gelişinde -ki ben ona gitmedi şartlar öyle gerektirdi diyorum- Galatasaray’ı şampiyon yapan kişi...
Ne yazık ki bizde meyve veren ağaç taşlandığı için Kalli neredeyse istenmeyen adam!
Çünkü bizde kişinin bilgeliğinden çok ‘kendini satabilmesi’ Önemlidir. Yani ambalaj!
Kalli’nin yaşından ötürü ambalajı kısmen bozuktur ama o ambalajın içinde derya gibi futbol ve hayat bilgisi yatmaktadır.
İnsanımız bunu atlıyor.
İlla ki kabadayı, küfürbaz, manşetlik laflar eden, saha içinde kulübede atraksiyon yapan, triplere giren hocalar istiyor ki kendiyle uyum sağlasın!
Aşınız!
Kalli adam gibi adamdır ve Galatasaray’ın ihtiyaç duyduğu bir otoritedir.
 
 
Kalli geldi ama nasıl?
Geçen yıl Kalli yasaları uygulanmasaydı Galatasaray şampiyon olamazdı!
Kim ne derse desin Kalli Galatasaray için bir değerdir.
Adnan Polat da doğruyu yapıyor ama AntiGalatasaray medyası işi başka boyutlara çekiyor. Aman Dikkat!

Bakın yeri gelmişken söyleyeyim;
Bugün Galatasaray’da yaşanan şey otorite boşluğudur.
Bunun da Skibbe’yle ilgisi yoktur.
Geçen sene şampiyon olunurken Kalli yasalarıyla bir yere kadar gelinmiş sonrasında -Kalli ile yollar geçici olarak ayrılınca- otorite futbolcunun eline geçmiştir. Evet Galatasaray şampiyon olmuştur ama futbolcuya dayalı –sadece bizde geçerli olan- alaturka bir düzen oluşmuş ve Galatasaray şampiyon olmuştur.
Bu seneki, otorite boşluğundan doğan zafiyet bundandır.
Kalli’den sonra gevşeyen futbolcular sultayı ele almış, hoca tanımaz olmuş...
Ne zaman ki Skibbe başa gelmiş futbolcu elinden kaçan ‘beyliğin’ huzursuzluğu ile otorite tanımaz olmuştur.
Bu psikolojik bir baş kaldırıdır. Skibbe’nin zafiyeti değil!
Geçen sene şampiyon olunmuş ama kötü yansımaları bu yıl gözükmüştür.
Hatırlayın geçen yıl Kalli giderkenki yazılarımı...
Bugün Kalli’nin varlığı en kısa zamanda Galatasaray’ı içine düştüğü bu boşluktan kurtaracak ve yine şampiyon yapacaktır.
 
 
Bay Altyapı Hocası Kalli
Kalli, Florya’da laçkalaşan alt yapının başına geçen kişidir. Galatasaray’ın bütün gelecek projesini hayata geçirecek olan kişidir. Alt yapıdaki ufacık çocukların hayatına yön verecek kişidir. Sadece topa vurmak yetmiyor, hayatı da algılamak şart. Onun için de Kalli gerekli... Onun yöneteceği alt yapının hayata ve futbol bilimine faydası olacağına inanıyorum. Florya’ya bir şekil gelecek ve hepsinden önemlisi; genç çocuklar topla yeteneklerini geliştirirken en büyük eksiğimiz olan ‘fiziksel’ gelişimlerini de tamamlayacaklar. Alt yapıdan üst yapıya geçtiklerinde futbol mantalitesi beyinlerine kazınmış, fizik güç (dayanıklılık ve devamlılık) bedenlerine sinmiş olacak. Bu muhteşem bir kazançtır. Galatasaray alt yapısında yetişen çocuk ‘futbolun bütün gereklerini’ vücudunda taşıyacak ve de hayata bakış açısı kendine güvenli olacaktır. Bu arada böyle bir hayat standardı yaşayan çocuk kültürel eğitimini de tamamlamış olacaktır. Özlenen Galatasaray alt yapısı budur.
Ondan sonra benim sevgili dostum Hıncal Uluç kardeşim çıkıp sakatlıklardan ötürü Galatasaray’ın doktoru koskoca Prof. Dr. Mehmet Kurtoğlu’nu eleştirmeyecektir.
Bunun için Florya’nın başındaki Altyapı Hocası Bay Kalli’dir.
 
 
Bir de Herr Feldkamp var
Kalli bu kez üstyapının da danışmanı. Üstyapının da başı Adnan Polat.
Herr Feldkamp aynı zamanda Adnan Polat’ın danışmanı.
Futbol konusunda her şeyin üzeri.
Adnan Sezgin de Sportif A.Ş.’nin Genel Müdürü.

Örneğin; futbolla ilgili alınacak bir kararın mimarı Herr Feldkamp olacak.
Stratejiyse, kritik bir haftaysa, dünya üzerindeki araştırmalarsa hep Herr Feldkamp tarafından ön görüş olarak sunulacak tabii ki son kararı başta Adnan Polat sonra da Yönetim Kurulu verecek.
Yani Galatasaray profesyonelleşecek...
Galatasaray ‘ben yaptım oldu’mantığından kurtulacak!
Polat’ın da akıl hocası olacak.
Herkes; başkan da olsa her şeyi bilemez ki...
 
 
Arsen Wenger ve Guy Roux’dan anılar
Faruk Süren’in rüyası Arsene Wenger’di. UEFA alındıktan sonra altyapının başına Arsen Wenger’i ya da gibisini getirecek ve Galatasaray’a çağdaş bir yön verecekti, olmadı!... Sebeplerine burada girmeyeceğim ama keşke başarabilseydi...

Hep alt yapı diye yırtınır dururuz. Alt yapı bir kulübün geleceğidir. Oradan yetişecek gençler hem takımı destekler hem zaman içinde o kulübe para kazandırır. Bu temelin atılması da sadece tesisi hazırlamak değil, o tesislerden iyi sporcu yetiştirmektir. Sporcunun yetişmesi de belli kriterlere ve bilgili hocalara bağlıdır. Alt yapı bir planlamadır. Kalli de bunun için görevdedir. Kalli Skibbe’nin başına değil; Galatasaray’ın alt yapısının başına geçmiştir.
Futbol dünyasına adını yazdırmış kulüplerin başında hep alt yapıya önem vermiş isimler vardır. Arsene Wenger gibi, Guy Roux gibi... Bunlar yüzlerce genç arasından starları bulup çıkaranlardır. O starlar da tarladan yetişmez, belli bir eğitim sürecinden geçerek futbol dünyasına ‘elmas’ gibi düşerler. Ünlü Fransız futbolcular Basil Boli, Eric Cantona bu düşüncenin ürünüdürler... Kendileri de ‘star’ oldu, kulüplerini de ‘ihya’ ettiler...

Guy Roux Fransa’nın çok küçük bir kenti Auxerre’in başına 25 yaşında geçmiş ve bir ömrü bu uğurda harcamış bir alt yapı hocasıdır. Şöyle der; ‘her yıl Fransa’dan devşirdiğim 12-14 yaş arası yüz çocuğun içinden bir tane yıldız çıkarsam Auxerre de kurtulur, takım da...’
 
 
Alt yapı nedir?
Bir tarihte Guy Roux ile konuşmuştum, on küsur yıl oluyor, Şiketaş-Auxerre eşleşmesinde... O zamanlar Sabah grubundaydım... Guy Roux’nun bana dedikleri hala kulaklarımda; ‘alt yapıdaki çocuğu yetiştirmek; bilgi ister, planlama ister, sabır ister... Bir çocuğu üstyapıya hazırlarken şunlar çok önemlidir;
1-Futbolun temel kurallarını ve oyun planını öğretmek. Bu üstyapıda uygulanan sistem olmalıdır.
2-Çocuk zihinsel gelişimini sürdürürken fiziksel gelişimini de aynı süreçte bilgi-fizik paralelinde tamamlamalıdır. Çok yetenekli bir çocuk eğer fiziksel güce ulaşamamışsa asla ‘yıldız’ olamaz!
3-Hayatı algılama, kültürel eğitimini tamamlama, yaşamı yakalama...
4-Ben 12 yaşından itibaren yetiştirdiğim futbolcuyu eğer hak etmişse hiç çekinmeden gözümü kapar 18 yaşında A takıma koyar ve -buraya dikkat- 23 yaşına kadar oynatır ona verdiklerimi böylece geri alır ve 23 yaşında kısmeti çıkan kulübe büyük paraya ve para ederken satarım. Bu şu demektir; yetiştirdim, kullandım, en üst verimi aldım ve satarak kulübüme milyon dolarlar kazandırdım...

Kalli de bu planlama için Galatasaray’ın başındadır. Kulüp içinde görev bölümü vardır. Bugün için Kalli alt yapıyı düzenler Skibbe de üst yapıdan sorumludur.
Kuzu gibi geçinirler Galatasaray da şampiyon olur.

Ancaaak;
‘Florya’nın da beş kapısı var’
Onu da bir başka sefere yazacağım... Çok uzadı.

Bugün Metalist Karkhiv maçı var onu dahi yazamadım.
(Gerçi bütün gazeteler Kharkiv olarak yanlış yazıyor ya... Aslı Karkhiv ve okunuşu da Metalist Karhiv...)
Bence bugün yazdıklarım Metalist Karkhiv maçından daha önemli...
Nasıl olsa bu gece maçı da yazacağız...
Ben Galatasaray’a güveniyorum ve Galatasaray’ın bu gruptan lider çıkacağını
ilk günden söylemiştim...

Not; Ankara’da Spor Şurası’ndayım...
Galatasaray doktoru Prof. Dr. Mehmet Kurtoğlu ile yaptığım röportajı da yazacağım ama vakit yok...
Bekleyin.
 

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #273 : 27. Kasım 2008, 10:49:44 »
Osman Korkmazel
Skibbe ‘oh’ çeker

Galatasaray yönetimi, dün kendi sitesinden de açıkladığı üzere, fazlaca önemsenecek bir olaya imza attı. Koltuğu iyice sallantıda olan Michael Skibbe’nin, rahatlaması söz konusu olacak. Kalli’nin teknik danışmanlığa getirilmesiyle, son zamanlarda futbolcuların iyi yaklaşımları dışında yalnız kalan Alman hocanın her bakımdan rahatlayacağı kanaatindeyim. Galatasaray’ın ‘içini dışını’ iyi bilen Feldkamp, vatandaşının gönderileceği söylentilerini de sonlandırabilir. Eğer Skibbe, Galatasaray’dan kopmayı düşünmüyorsa, ki düşünmüyor; Kalli ile derinden istişare içine girmeli. Tribünden takımı daha iyi analize edecek Kalli, Skibbe’ye çok şey katar, onun kalıcılığını da sağlar. Kurt hocanın detaylı bir çalışma içerisinde olduğunu biliyorum. Bu akşamki Metalist Kharkiv oyununda bile Skibbe’ye teknik taktik açıdan çok katkı yapar. Çünkü Ukrayna ekibinin birkaç maçını izledi. Galatasaray, aslına bakılacak olursa bu geceki karşılaşmaya çok rahat çıkacaktır. Grupta lider olma avantajının yanında, genelde sakatlar da iyileşti. Ukrayna ekibini Şiketaş önünde seyretmiş ve şaşkınlığa düşmüştüm. Müthiş çabuk oynuyorlar. Fizik gücünün ötesinde, teknik açıdan da üst seviyedeler. Metalist, genel savunma anlayışını da kusursuz yapıyor. Tek sıkıntıları, kontra atılan toplarda kademe hatası yapıp, savunmada bu anlarda açık veriyorlar. Galatasaray’ın 12. adamını da arkasına alıp yapacağı tek şey var. Hücumda çabuk çoğalıp, Lincoln’ün de gol pasları servislerini etkinleştirmesidir. Ukrayna takımı az önce de belirttiğim gibi kontra toplarda hatalar yapıyor. İşte burada Kewell, Baros, ve Arda’ya büyük iş düşüyor. Fantastiğe kaçmayıp, direk golü düşünürlerse, Galatasaray rahat kazanır. Tabii ki savunmada bilindik bireysel hatalarını da tekrarlamazsa
 
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #274 : 27. Kasım 2008, 10:52:30 »
İç güveysinden!
FANATİK, bir cümleyle son Polat seçimini öyle güzel anlatmış ki, başka ne söylense boş. ‘Teknik danışman’ın hâli ‘iç güveysinden Kalli’ce’, yani bizim ‘hallice’ nin, ‘Kalli’ce’si! Kurnazca bir yöntem olmalı bu. Geçtiğimiz sezon ‘Galatasaray’ı kim şampiyon yaptı?’ anlaşılamadı. Bu sezon da batıran veya çıkaranın kim olduğu yine anlaşılamayacak! Kalli neden gitmişti, niçin geldi? Skibbe transfer hatalarının günah keçisi mi? ‘Tarihin en pahalı transferi’ deniliyor da, ‘aynı zamanda en doğru seçimleridir de’ denilebilir mi? Hayır. Teknik adamını dahi seçmeyi beceremeyen akıl, futbolcu tercihinde akıllanmış mıdır? Aynı mevkilere üst üste alınanlara ve bunca harcamaya karşın boş kalan taraflara bakın! Anlayın.
Oğuz DİZER

Hedef şaşırtma!
Sayın Adnan Polat, birilerine şirin görünme adına göstermelik ve soru işaretleri ile dolu adımlar atmayı sürdürüyor. Ancak Skibbe üzerinden dozu her geçen gün yükseltilen baskıları en aza indirmek amacıyla yapılan Kalli hamlesi sonuç getirmez. Çünkü aynı çevrelerce, geçen sezon ‘bunak’ muamelesi yapılmadı mı Kalli’ye? Ben hâlâ bu kadronun inişli-çıkışlı grafik sergilemesinin normal olduğunu düşünüyorum. Barış, Mehmet Topal ve Linderoth gibi mücadele gücü yüksek isimlerin katılımıyla Galatasaray’ın takım görüntüsüne bürüneceğine inanıyorum. Özetle sorun Skibbe, çözüm de Kalli değil. Saldırıların asıl hedefindeki isim kısa vadede Sezgin, uzun vadede ise Polat’tır!
Ayhan YILMAZ


Hayırlısı...
Galatasaray 3. Kalli dönemine hazırlanıyor. Her ne kadar geçen sezon Alman hocayı eleştirsek de, yönetimin aldığı karar doğru. Feldkamp’ın futbol ehliyetine kimse itiraz edemez. Üstelik şu anki yıldızlar topluluğu takımı acz içinden çıkarabilecek en kestirme yoldur Kalli formülü. Olympiakos ve Benfica maçları arefesinde, ‘çömezine’ verdiği raporların nasıl yarar sağladığını gördük. Haa, Skibbe’ye ayıp olur mu? Hiç sanmam! Kariyeri bu tür filmlerle dolu, sonu hüsran ve kovulmalarla biten Skibbe’nin hayatını açın inceleyin. Yardımcıları gitti, ses yok. Sürekli eleştiriliyor, yine sus-pus. Ayrıca eli sopalı birinin başında durması, belki de Florya’da yitirilen otoritenin tekrar var olmasını sağlayacaktır. Ne diyelim, hayırlısı...
Yalçın DÜMER
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #275 : 27. Kasım 2008, 10:54:12 »
Kimin eli kimin cebinde belli değil

Galatasaray'da bir otorite boşluğu var. Daha doğrusu yetki karmaşası, hatta kavgası var. Adnan Sezgin, teknik direktör Skibbe'nin de onayıyla, Lincoln ve Meira'ya Portekiz'de 2-3 saatlik izin veriyor. Futbol komitesi üyesi Haldun Üstünel, "Benim haberim yok" diyerek ortalığı birbirine katıyor. Adnan Sezgin, lodos nedeniyle uçağa binmekten korkan Arda'ya Ankara'da "Sen otomobille dön" izni veriyor. Adnan Polat, "Bizim haberimiz yok, çabuk geri çağırın Arda'ya, uçakla dönecek" diyor... Adnan Sezgin kim? Futbol A.Ş'nin genel müdürü, yani futbol şubesinin CEO'su. Ve siz Adnan Sezgin'in kararlarını kamuoyu önünde tartışmaya açıyorsunuz. Peki bu nasıl CEO'luk? Bir profesyonel, maddi sonuçlar içermeyen bu kadar basit kararları almaya bile yetkili değil midir? Diyelim kararlarını onaylamadınız; olay bittikten sonra, oyuncuları olayın kahramanlarına dönüştürmeden hesap sormak daha doğru bir yöntem değil midir? Son olarak Feldkamp'ı teknik danışman olarak göreve getirdiler dün. Adnan Sezgin'in istemediği, Skibbe'nin adından rahatsız olduğu Feldkamp'ı. Teknik danışman nedir? Ne görev yapar? Yetkileri nedir? Mesela çalışma programını o mu belirler? İlk 11'i o mu seçer? Oyuncu değişikliklerine o mu karar verir? Sınırları nedir bu görevin? Henüz belli değil... Kulüpte CEO var ama yetkisi alınmış. Teknik direktör var, üzerine teknik danışman getirilmiş. Futbol Komitesi var, bir kişilik işi üç kişi yapmaya çalışıyor. Başkanı var, tüm çalışanlarını kararlarıyla eziyor... Anlayacağınız Galatasaray'da durum bugünlerde biraz karışık, karmaşık. Adnan Sezgin ile Haldun Üstünel arasında olduğu ileri sürülen gerilimde başkan tarafını belirlemiş gibi. Her ne kadar Adnan Polat, "Hocamızla devam ediyoruz" diyorsa da, futbol takımının yönetiminde değişikliklerin olacağının açık sinyalleri mevcut. İlginç olan, SS'lerin, Sezgin-Skibbe ikilisini köşeye sıkıştırmak için Feldkamp taşının öne sürülmesi. Adnan Polat, geçen sezonun sonunda Feldkamp takımı yüzüstü bırakıp gittiğinde, "Kalli'nin bu davranışını içime sindiremiyorum" demişti. Anlaşılan başkanın sindirim sistemi düzelmiş. Ama her sofraya oturduğunda aynı yemekleri yemeye devam ederse midesi iyice bozulur.
Bülent Tuncay
keweel - arda - elano- baroş- keita

ajanxxx1905

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #276 : 28. Kasım 2008, 10:24:59 »
Yazarlar / Bahri Havadır
   
Hoş geldin Kalli!

bahri.havadir@aksam.com.tr
 

Sefa getirdin diyeceğim ama işe cefayla başladın sayın Kalli...

Hemen vurmayalım canım, yoldan gelen Kalli yorgundu...

Metalist maçına fazla kendini verememiş, dolayısıyla Skibbe’ye de fazla tüyo aktaramamıştı...

Sadece Kalli değil, maçtan önce evde buluşan Skibbe, Metalist maçıyla veda eden Ertuğrul Sağlam’dan da fazla bilgi alamamıştı...

Çünkü, koca 45 dakika boyunca defansına kapanıp bir iki hızlı atakla gol arayan Metalist Kharkiv’i iyi analiz edemediği her halinden belliydi Skibbe’nin...

İzleyenleri heyecanlandıran tek şey 30’uncu dakikada ofsayt gerekçesiyle sayılmayan goldü...

Pozisyon öncesindeki milimetrik paslaşmalar, heyecan vericiydi... Ama hakem ofsayt çaldı...

Kalli tribünde, Skibbe sahada, pembe kramponlu Milan Baros boş koşular peşindeydi...

Heyecansız, renksiz, temposuz bir maçtı bana göre...

Servet gibi güç abidesinin, Metalist’in golündeki acemiliği saç baş yoldurdu...

Sana gol lazımken, neden Ümit Karan, Baros değişikliği yapıldı anlayamadım...

En bitik haliyle bile Kewell’ın bir şeyler yapacağı durumda Aydın’la yer değiştirmesine aklım basmadı...

Yani, Kalli takviye güç olarak geldi; Galatasaray kayıpla başladı...

Şimdi nasıl bir kılıf bulunacak...

Olmuyor işte olmuyor...

Galatasaray şu kadrosuyla döktürmesi gerekirken, insanı canından bezdiriyor...

Kalli değil, onun dedesi gelse ne olur?

Başkan çözüm insanısın, dostsun, yürekli bir futbol adamısın, ama bu Kalli formülü hâlâ tutar diyorsan; diyecek bir şey yok...

Hep dünyaya geniş bir vizyondan bakarsınız ama bu Kalli operasyonu neyin nesi ki...

Kangren olmuş bir kola merhem sürmeyip kesip atman gerekirken...

Allahım ne günlere kaldık...

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #277 : 28. Kasım 2008, 11:39:03 »
TURGAY ŞEREN 
Suçlu sadece Servet değil 

Galatasaray, dün akşam karşısında kaya gibi bir takım buldu. Ukrayna ekibi ayağa nefis pas oynuyor. Fizik güçleri o kadar iyi ki, rakip G.Saraylı oyuncuların top hangisinin ayağındaysa başında iki Metalistli futbolcu vardı. Bir başkası kısa mesafeden arkadaşları topu kaybederlerse, öbürü müdahale etmek için hazır kıta bekliyor.

Gelelim yediğimiz gole; Servet tek başına Galatasaray yarı sahasının ortasında topla oynuyordu. Neden oynadığını anlamak zor. İki rakip futbolcu aniden Servet’in üstüne geldiler ve topu kaptılar. Servet, arkadan baka kaldı. Yapma be Servet... Brezilyalı oyuncuları Edmar gitti maçın golünü attı. Kaleci Sanctis’de olaya tuz-biber ekti. Topa koşayım derken, kaydı ve rakibin golünü kolaylaştırdı. İşin doğrusu şu; dün akşam ki maça dikkatle bakıldığı zaman Metalist takımı Galatasaray’dan çok daha iyi futbol oynadı. Öylesine birbirlerine alışmışlar ki, sırtları birbirine dönük ayağa pas oynadılar. Sergei ve Maidana defansın iki süperiydi. Marco, sakatlanıp oyundan çıktı ki o ana kadar o da süperdi. Jakson ise ayağına gelen topa adeta vücudunun bir parçası kadar yakın ve sıcaktı.

Gelelim bizim Galatasaray’a: uzun zamandan beri Milan Baros’u sahada görmüyoruz. Ayakkabıları pembeymiş-yeşilmiş hiç önemli değil. Yalınayak oynasın da yeter ki iyi oynasın. Kewell, saha içi seyircisi. Arda’da öyle.. Volkan, karşısında her zaman birden fazla rakip gördüğü için bulunduğu koridor adeta yol geçen hanıydı. Dün akşamın en güzel mesajı Barış Özbek’in sakatlığının geçmiş olmasıydı. Skibbe’nin Galatasaray’ı işte dün akşam ki Galatasaray... Sahada hiçbir şey yapmayan, rakibini zorlayamayan ve beraberliği dahi hak etmeyen Galatasaray...

Belki Feldkamp+Skibbe beraberliğinden bir şey olur, onu da zaman gösterecek..
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #278 : 28. Kasım 2008, 11:39:43 »
LEVENT TÜZEMEN 
Metalist kabus oldu 

G.Saray'ın Şampiyonlar Ligi ve UEFA'nın gruplu sisteminde kalıcı liderliği yoktu. Bir galibiyet, gruptan lider olarak çıkmasını sağlayacaktı. Evdeki hesap tutmadı; Metalist, G.Saray'ın kabusu oldu.
Rakibin fizik gücü, direnci, agresif oyunu G.Saray için handikaptı. Metalist, maç boyu müthiş fizik gücüyle sarı-kırmızılı oyuncuların sinirini bozdu. Ukrayna ekibi maç boyunca fazla adamla oynuyormuş gibiydi. Çünkü Metalist, makine düzeninde çalışıyor, çok koşuyor, sahanın her yerinde basıyor, kontrataktan hücuma çabuk çıkıyor, G.Saray'ın kolay top almasına ve kullanmasına izin vermiyordu. Top Galatasaray'a geçtiğinde hemen alan savunmasına dönüyor, hücuma çıkarken de bilerek, görerek ayağa isabetli pas yapabiliyorlardı. Ukrayna ekibi önde pres yaptığı için Ayhan-Meira ikilisi ayaklarındaki topları zorunluluktan yana ve geriye oynuyorlardı. Kewell ikili mücadeleleri kazanamadığı için etkili olamıyor; G.Saray, Arda'nın kanadından Sabri destekli hücum girişimlerinde bulunuyor; göbekten de Lincoln pozisyon hazırlıyordu. Ama Kewell ve Baros final paslarında topun şiddetini ayarlamıyordu. G.Saray'ın ilk yarı tek ciddi pozisyonu Baros'un ofsayttan attığı goldü.

SKİBBE OYUNU OKUYAMADI
İkinci yarı Emre Aşık'ı çıkarıp Meira'yı savunmaya çeken ve Ayhan'ın yanına Barış'ı monte eden Skibbe'nin bu planı tutmadı. Barış kafasına göre takılınca göbekte oluşan boşluğu Ayhan tek başına dolduramadı. G.Saray sağdan bindirmelerle Metalist kalesine yüklenirken göbekten de rakibe pozisyon veriyordu. Rakip fizik olarak dimdik ayaktaydı ama G.Saray yorgunluktan geriye çabuk dönemiyordu. Skibbe bu ayrıntıyı görüp göbeğe önlem almayınca Metalist ekibi G.Saray'ı Edmar'ın golüyle cezalandırdı.
Futbolda kazanamıyorsan kaybetmeyeceksin. G.Saraylı futbolcular fiziksel ve zihinsel olarak oyundan düşmelerine rağmen ısrarla gereksiz olarak golü aradılar. Oysa oyunu tutmayı düşünüp bir puanı korumayı bilselerdi Metalist devreye girmeyecekti. Skibbe'yi futbolcuların aciz duruma düştüğünde elini oyuna sokmadığı ve oyunu iyi okuyamadığı için eleştiriyorum. Ne diyelim; böyle başa böyle traş! 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #279 : 28. Kasım 2008, 11:40:19 »
KANAT ATKAYA 
Vizyon 
PEK ihtimal vermiyorum ama "Galatasaray bu maçı nasıl kaybetti?" diye düşünen varsa eğer maç öncesi hazırlıklara bakmayı önereceğim.

Skibbe maç öncesinde Ertuğrul Sağlam’la Metalist Kharkiv üzerine bir sohbet yaptı. Bu bir danışma sohbeti olarak yansıdı. Danışılan kim? Metalist Kharkiv’e elenip Avrupa’dan uzaklaşan Şiketaş’ın hocası. Galatasaray bununla yetinmedi. Bir de bu maç öncesinde Galatasaray’ın geçen sene Avrupa kupalarından elenmesinde önemli rol oynayan Kalli’yi danışman olarak getirdi. Bütün bu danışmanlara başvuran kişi de Galatasaray’ı Şampiyonlar Ligi’nden eden Skibbe. Eğer buna vizyon diyorsak bu vizyonla gidilecek nokta da bu kadardır. İlk 60 dakika gol üretemese bile futbol manasında güzel işler yapan Galatasaray’ı bizzat teknik direktör dağıttı. Sahada çalışan takımı teker teker imha etti. Sakatlıktan dönen ve verimi belirsiz olan Barış’ı aldı. Meira’yı geri çekti vs.

Tahribat büyük oldu

Galatasaray dün kazanmak için değil sanırsın kaybetmek için oynadı. Benfica maçıyla gelen rahatlığın hem şikebahçe maçında, hem de sonrasında yarattığı tahribat umduğumdan büyük oldu. Şimdi Galatasaray başkalarının hesaplarına bakmak, Herhta Berlin macerasından puan çıkartmak gibi işlerle uğraşacak. Malum, Şampiyonlar Ligi’nden gelen takımlar grup ikincileri ile oynayacak. Yani grupta kalınabilecek en kötü durum ikincilik ve Galatasaray’ın bu durumda kalma ihtimali de azımsanacak gibi değil. İlk 60 dakikadaki futboldan gol çıkmaması, elbette üzücü.

Fakat "biz 60 dakika oynadık ondan sonrası bizi ilgilendirmez" demek gibi bir rahatlığı olamaz Galatasaray’ın. Ve Galatasaray’ı yönetenlerin. Adnan Polat’ın Kalli’ye duyduğu vefa borcu takımı kötü etkileyecek bence. Kimse kendini kandırmasın. Bu noktan sonra Galatasaray ileri değil ancak geriye gider. Hazırlanmamış Barış’ı, hazırlanmamış Aydın’ı maça sürmek kimin aklıysa bu hesabı da o vermeli. De Sanctis maç boyunca yere yatmadan 90 dakikayı tamamladı. Golü yediğinde bile yere yatmamıştı garibim. Hesabı Servet’e veya De Sanctis’e kesmek saçma bir kolaycılık olur. Vizyon buysa varacağın nokta da budur.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #280 : 28. Kasım 2008, 11:40:55 »
İLHAN SÖYLER 
Yedi bela Metalist 
Galatasaray, karşısında yedi bela bir takım buldu. Metalist Kharkiv, tempolu, hırslı, alan daraltan ve sahanın her tarafını kontrol eden bir takım.

Galatasaray oyunun ilk bölümünde topa sahip olduğu vakit rahat nefes alıyordu. Olamayınca ayvayı yiyordu. Metalist Kharkivli oyuncular, Lincoln gibi topla haşır neşir olan futbolcuyu bile anında devre dışı bırakıyor, servis yapmasını engelliyorlardı. Lincoln ilk yarının son bölümlerinde çok iyi bir pozisyon yakaladı. Kalecinin darbesinde sendeledi, eğer düşmeyi tercih etse kesin penaltıydı. Ancak kendini bırakmayıp "golü atayım" dedi ama onu da başaramadı.

Meira orta sahada pas hataları yapınca, oyun Galatasaray adına daha tehlikeli hale geldi. İkinci bölümde teknik heyet herhalde ikazda bulundu ki, bütün toplar pas koordinesi halinde kullanıldı. Galatasaray takım oyunu oynayınca, Kharkiv’in dengesini bozar gibi oldu. Ancak dedik ya, rakip yedi bela.

Baros yalnız kaldı

Asla oyundan kopmadı, vazgeçmedi. Çapraz hücumlar yapıp, Galatasaray defansının dengesini bozdu. Başka takımlar gibi "deplasmandayım, geriye yaslanıp kontratağa çıkayım" düşüncesi hiç yoktu. Galatasaray bunu bekledi, ama rakip hiç öyle bir düşünceye kapılmadı. Adamların öyle bir fizik gücü var ki, bir tane bile hava topunu sektirmedi. Galatasaray bunu geç de olsa anladı ve yerden oynayıp verkaçlarla rakip kaleye akmaya çalıştı. Baros, ileride çok yalnız kaldı. Zaten rakibin üç tane çam ağacı gibi fizikli savunmacıları vardı. Baros birini geçse, diğerine takıldı. Hal böyle olunca da etkili olamadı, pozisyon bulmakta zorlandı. Skibbe, baktı ki, Baros defansı yaramayacak sahaya Ümit Karan’ı sürdü. Maç sonrasında Galatasaraylı futbolcular oynanan futbola ve rakibe ne derler merak ediyorum. Herhalde Kharkiv’i tebrik ederler. Ve sonunda Metalit Kharkiv maç sonu mücadele etmesinin karşılığını 78’de Servet’in hatası ile aldı. Servet Çetin’in hatasının faturasını hiç acımadan kestiler.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #281 : 28. Kasım 2008, 11:41:30 »
ZAFER ERTEM 
Şaka gibi bir şey 


UEFA'da iki maçta alınan 6 puan nedeniyle olsa gerek G.Saray maça isteksiz başladı. Düşünün, ilk atağımızı 29'da gerçekleştirdik. 9'da Gancarczyk, 17'de ise Devic'in o golleri nasıl kaçırdığını ise anlamakta güçlük çektik. Metalist önünde isteksizdik ama biz de 29'da 3'e 2 pozisyonda Baros'la gol kaçırdık. Metalist bize yabancı değil, Şiketaş'la oynadıkları maçı da izlemiştim. O maçta iyiydiler, dün gece ise bir o kadar kötü. G.Saray isteksiz olunca onlar iyi göründüler, sürpriz toplar kapıp sürpriz ataklar yaptılar. Devre arasında soyunma odalarında belli ki bir şeyler yaşanmış. Skibbe mi, Adnan Sezgin mi yoksa tribünden izleyen teknik danışman Kalli mi bilmiyorum ama futbolcular fena uyarılmıştı.

Barış mutlaka oynamalı
Devreye Barış değişikliği ile giren G.Saray daha bir takım görüntüsündeydi. Savunma risksiz toplar kullanıyor, orta saha ayakta akıllı kısa paslarla topu kanatlara taşıyor Kewell, Arda ilk yarıya oranla daha çok orta pozisyonu buluyordu. Bu takımın sezon başındaki Barış'a ihtiyacı var. Uzun bir sakatlık sonrası sahalara dönen Barış ise henüz o havada değil. Biraz daha zamana ihtiyacı var? Dün gece ürkek oynadı, ona yakışmayan pas hataları yaptı. Ümit Karan, Aydın değişikliği sahaya sadece değişiklik olarak yansıdı. İkilinin olumlu tek hareketi olmadı. Gariptir, G.Saray iyi oynadığı dakikalarda kalesinde golü gördü. Servet'in basit hatasından topu kapan Edmar, Sanctis'in de kalede yer tutamamasını fırsat bilip G.Saray'ın ateşini düşürdü! G.Saray bir puan bile alsa garantileyeceği grup birinciliğini, yenilerek iyice zora sokup yine taraftarını kahretti.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #282 : 28. Kasım 2008, 11:42:43 »
İntihar

28.11.2008



Teknik patronun tartışma ikliminde maçlara çıkan, zihnen iğdiş edilmiş futbolcular yine de iyi oynadı ama olmadı.
Galatasaray hücum açısından Avrupa’da dahi pek çok kulübü imrendirecek bir kadro zenginliğine sahip... Topu ayağına aldığında seyrine doyum olmaz bir futbol sihirbazı kimliğine bürünen Lincoln’le, Arda’nın da, Baros’un da, Kewell’ın da verimi yükseliyor. Ancak kabak da Ayhan ve defanstaki arkadaşlarının başına patlıyor. Çünkü Arda dışında bu isimlerden hiç biri defansına gerçek anlamda yardım etmiyor. Bir de devşirme ön libero Meira rakibi ısırmayınca rakip ataklar etkili olabiliyor...
İlk 20 dakikada Jackson ve Deviç’li rakip hücumları etkili oldu. Kewell soldayken Volkan’ın yalnızlığı ile Kharkiv pozisyon buldu. Oyun sonrasında dengelendi. Defansif zaafın mimarları olarak gözüken yıldızların 40 dakikalık futbol gösterisi başladı. Hele öyle bir atak vardı ki; Kewell, Lincoln, Arda şeytan üçgenindeki pas trafiği, Lincoln’ün 10 numaralık slalom gösterisi Baros’un ayağından filelere gitti. Ofsayt gerekçesiyle sayılmasa da sadece o organizasyon için maça gitmeye değerdi. Barış oyuna girip, Meira yerine gidince oyun daha da keyiflendi. Kewell’ın 10 numarayı düğümleyişi, Lincoln ve Arda’nın topuklarıyla yaptıkları inceleri, sahanın tamamının kullanılması, önde baskı yapılması maçın kazanılacağını düşündürse de, Kharkiv 60’tan sonra oyunu dengeledi. Galatasaray 3 puana mahkummuş gibi saldırırken, kornerlerde yürekleri ağızlara getirdi. Ama sonucu aslan yürekli, yüzü maskeli, adelesi darbeli Servet’in bir anlık hatası belirledi. Canı sağolsun...



Hakan Can
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #283 : 28. Kasım 2008, 11:43:21 »
Boşuna gelmemiş

28.11.2008



Şiketaş’ın başına gelen, boşuna gelmemiş. Metalist şanslı olsa, daha oyunun başında 2 gol atmıştı. Galatasaray ceza alanından seken topları armut gibi topladılar. Kendi ceza alanından çıkanları da, çok çabuk rakip alana taşıdılar. İki ceza alanı arasını mükemmel kullanıyorlar yani. Bir de savunmada paniklemeyip, fırsatları golle bitirseler Metalist değil, Real Madrit oldular zaten. Devic’le yakaladıkları iki pozisyon var ki... Aman aman, ucuz kurtuldu Cim Bom.
Soldaki Jackson mesela. Adımları Sabri’nin boyu kadar, bizim çocuğun çilesi de işte o kadar! Ona rağmen yılmadı Aslan yavrusu, dişe diş uğraştı, hücumdan da eksik kalmadı. Galatasaray’da da müthiş adamlar var ve ayar tutturdukları an 3 iplik overlok haltetmiş. Tutturamazlarsa da tonlarca kumaş ziyan olmuş gitmiş! Spor kültürü olan ve yansıması, futbol doğruları izlenen Ukrayna ekibine, kendi özgün stilimizle cevap veriyoruz!
Nasıl tarif edeyim bilmem ki? Kavgada boks kuralları uygulamaya çalışan biri ve ‘Tophane’ üsulu dalan bizimki! Yani adam gard alır, bizimki ‘hayalarına’ bi patlatır! Dünyası kararır. Bazen de kroşeyi, o çakar dağıtır, hatta bayıltır. Öyle oldu zaten!
Ofsayt olduğu halde, izlemenin bile çoşku verdiği bir golümüz var. Lincoln Sabri’ye değil, Baros’a verse, bir başka pozisyon var. Polonyalı Baros’un elini yemedi. Yeter be Çek! Zidek ve Zednicek bile, senin kadar topa ellemedi. Veee 60. dakika sonrası Galatasaray’da fizik arıza başgösterdi. Bu arada Arda Bordian’a sallamıyor ki, medyaya sallıyor! Neden çenesine çaktı anlaşılamadı.
Servet sallandı, Sanctis patinaj yaptı ve Metalist çaktı 0-1. Bizimki yorulunca, bir kroşe ve nakavt yani.   



Oğuz Dizer
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #284 : 28. Kasım 2008, 11:43:58 »
Polat kulübeye!

28.11.2008



Eminim Skibbe için hayatının en zor maçlarından biriydi. Her ne kadar Galatasaray, gruptaki ilk iki maçını kazandıysa da, dün alınacak kötü bir sonuç, Alman çalıştırıcı için kaçınılmaz sonu hızlandıracaktı. Bu, Skibbe’nin yaşadığı trajedinin bir boyutuydu. Diğeri ise, olası bir galibiyette aslan payının Kalli’ye verileceğiydi. Sonuçta Skibbe ne İsa’ya yaranacaktı, ne de Musa’ya...
Aslında Galatasaray’ın sorunu, ne Skibbe, ne Kalli, ne de sahadaki heyecanını, coşkusunu, enerjisini, ruhunu kaybetmiş bazı şöhretler. Sorun, yönetim. Sorun, çağdışı yönetim tarzı. Sorun, bir büyük takımın yönetimine yakışmayacak skandal kararlar alınması... Skibbe bir hataydı. Tazminatını vermemek için Skibbe’nin yardımcılarının gönderilmesi daha vahim bir hataydı. Ligde giderek hedeften uzaklaşıldığının anlaşılmasından sonra geçen yıl takımı yüz üstü bırakıp giden Kalli’nin, Skibbe’nin teknik danışmanı olarak tekrar çağrılması, hatanın ötesinde, deyim yerindeyse tüy dikilmesiydi. İşine karışıldığı gerekçesiyle istifa eden bir futbol adamının, başarısız bulunan bir başka futbol adamının işine karışması için tekrar geri getirilmesi, eşine ender rastlanır bir basiretsizlik örneğidir. Bir teknik adamı başarısız buluyorsan gönderirsin, olur biter. Tazminatı vermemek gibi küçük hesaplara bakmazsın. Bu tür küçük hesaplara bakarsan, büyük takımın başkanı ve yöneticisi olamazsın.
Dün gecenin aslında en suçsuz insanı Skibbe’ydi. Dünyada üst üste bu kadar refüze edilip, hem futbolcularının, hem taraftarın, hem de kamuoyunun önünde böylesine küçük düşülülüp başarılı olabilecek bir başka teknik adam daha olduğunu sanmıyorum. Bu yazının dün geceki maçın sonucuyla hiç bir alakası yoktur. Galatasaray nasıl olsa tur atlar. Ama bu kafayla nereye kadar gidilebilir ki?



Hamit Turhan
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #285 : 28. Kasım 2008, 11:44:49 »
İmece de nafile!

28.11.2008



Ertuğrul Sağlam ve Lucescu’nun imece usulü yardımlarıyla geriden Kalli tamponlu Skibbe, dolayısıyla Galatasaray, Metalist önünde. Konuk takımdan başlayalım, alışık olmadığımız stille. Deyim yerindeyse; taş gibi ekipler. Daha doğrusu, oyun bozan kramponu borazan. Süratli, ne yaptığını bilen, üstüne üstlük endamları da yerinde. Kontraları baş ağrıtır biçimde... Ağrıttı da. Arda ve Lincoln’ü öyle bir ezberlemişler ki, tüm maç kelepçe taktılar, bir daha da bırakmadılar. Görüntü bu olunca, ‘Ne yapacağız şimdi’ demedik desek, yalan olur. Floryalı arkadaşlar, topu yere indirmek yerine sürekli şişirince, Metalist’in ekmeğine de yağ sürdüler. Araya atılan bir kaç top dışında, bumerang misali, her pozisyon suratımıza çarptı adeta.
İkinci yarıda Emre Aşık’ı çıkartıp, Meira’yı özlediği yere döndüren Alman hoca, Barış'ı da Ayhan’ın yanına monte etti. Gözlerime inanamıyorum. Birisi çimdiklesin beni. Aylar sonra, nihayet isabetli bir hamle. Doğru karar hemen etkisini gösterdi. Meşin yuvarlağı yere, hatalar da minimuma indi. Lincoln, Ayhan ve Arda’nın kısa zamanda olsa, mükemmel pas trafiği keyif verdi. Tam bir şeyler olacak derken, o ana kadar sessizliğini bozmayan ‘istikrar abidesi’ Servet’in mucizesini yaşadık. Tam bir sakarlık ve giden 3 puan. Olmadı, olacak gibi de değildi. Gün geçtikçe eriyen umutlar artık  kendini züğürt tesellisine bıraktı. Bundan sonra, işimiz papatya falına kalacak galiba... Liderliğe rağmen.



Yalçın Dümer
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #286 : 28. Kasım 2008, 11:45:51 »
Gidişat kötü

Metalist Kharkiv, gördüğüm en ilginç takımlardan bir tanesi. Sanki muhafız alaylarına seçilen sırım gibi askerler gibi bunlar da sırım gibi futbolcuları seçip, bir takım yapmışlar. Eksikleri, iyi bir golcülerinin olmaması. Tek pası çok iyi oynuyorlar. Bir topa iki kişi birden koşuyor, üçüncüsü de onları takip ediyor. Hepsi diri ve akıllı futbol oynuyor. Önce şunu Skibbe yönünden tenkit etmek isterim. Sırım gibi dediğim boylu poslu Metalist takımı karşısında Skibbe, 90 dakika boyunca havadan futbol oynattı. İnsan böyle pozisyonlarda topu yere indirir. Ama bu görgü meselesi. Kalli geldikten sonra o da bazı şeyleri heyecandan göremeyecek. Galatasaray maça başladığında düşüncesi "Biz Şiketaş değiliz, yeneriz" şeklindeydi. Ancak sahaya yanlış dizilen Galatasaray ilk yarıyı oldukça kötü geçirdi. Bütün maç boyunca az ve öz söylenecek tek laf Galatasaray'ın yabancılarının sıfır olmasıydı. Lincoln, Baros, Kewell, hatta kaleci Sanctis bile. Yerliler de öyle değil mi? Arda ne yaptı. Meirra ilk yarı orta sahada trafik polisi gibiydi. Ayhan kartı gördü, durdu. Şimdi bu maçın bir tartışması yapılacaksa önce Galatasaray'ın iyi hazırlanmadığının altının çizilmesi gerekir. Yönetim ve futbol sorumluları, 10 gündür teknik direktör, sağlık kurulu, onlarla bunlarla uğraşmaktadır. Sonunda maça 1 gün kala görevli olduğu açıklanan Kalli, sanki elinde sihirli değenek varmışçasına tanıtıldı. Bu adamı, iki defa gönderip üç defa getiren zihniyet, bütün bu sonuçların hazırlanmasında başrol oynadı.

Penaltıyı harcadı
Lincoln'e de şaşırdım, müthiş bir çalımla içeri girdi. Faul yaptılar, ciddi şekilde sendeledi ama kendini yere bırakmadı. Düşse kimse bir şey diyemezdi. Hakiki bir penaltı da böylece kaçtı. Benim şaşırdığım taraf şu: Galatasaray bu gruptan çıkmış olabilir. Ama 9 puanla bir üst tura çıkması çok daha iyi olurdu. Ne hikmetse bunu başaramayacak kadar kötü futbol bakalım Galatasaray'a ne getirecek. Kala kala Galatasaray'ın elinde bir UEFA Kupası vardı. Bu gidiş hayra alamet değil. Düşünün bir kere. Sahanın en iyisi dediğiniz Servet bir golde böyle hata yapar ve Galatasaray yenilirse gelecek söylenecek laf bulmak zor olur
İsmet Tongo
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #287 : 28. Kasım 2008, 11:46:36 »
Ah o salınış

İlk bıçak çekildiğinde duymuştum bunu; 'Bıçak bize ters aga!' Ne anlama geldiğini çok sonra öğrendim. Bizim maskeli süvarimizin o maskesinin bir gün başımıza iş açacağı belliydi. Tamam dünya büyüğü bir yürek taşıyor bünyesinde. Ama ya o panik anları. Onunla baş ettiği güç dönemlerde neler yaptığını bilmiyor değiliz. Servet'ten söz ediyorum. Böyle büyük talihsizlik olmaz. Bir maç böyle verilmez daha doğrusu. İş kazası desen değil. Hadi acemilik desen hiç değil. Ertuğrul Sağlam'ın; 'Bana metal demeyin uykularım kaçıyor!' dediği kadar var mıymış? Olmadığı ilk yarı ortalığı yarışından belliydi Galatasaray'ın. Özellikle Lincoln gibi bir ustanın ne yapması gerekiyorsa yaptığını kabul edersek. O rahatlık işte... Ama o bütün emekleri bir anda silen salınışı Servet'in; futbolda kabul edilemeyecek tereddütü! O ana kadar ne yapıldıysa tuz buz oldu.

Bir ayağı çukurda
Hele o golden sonra ellerini başına götürüşü, dahası o pişmanlık hali. Bir maç yazısından çok o halin anlatısı olsun istiyorum. Çünkü üzen kahreden bir andı o. Top önünde, rakip etkisiz bir pozisyonda ve o ana kadar ne vartalar atlatmışsın. Bir anlık duruş işte, bir anlık. İşte o an diyorum üzerinden bir fotoğrafın zum yaparak; o anın hesabı bir iç çekişin sıkıntısına benziyor. Herkes sustu o anda, herkes. Susmak 'ahı' gibiydi futbolun Şimdi bir maçın kaybedilmiş olmasından daha öte bir şey için konuşmak gerekiyor değil m? Galatasaray futbol adına ne lazımsa yapıyor! Görüntünün ötesinde bir oturmuşluk bir kendini bulmuşluk halidir ortaya konan futbol. Teknik direktörünün bir ayağı çukurda bir vadesiz yatırım gibi yaşadığı bir ortamdan çıkıyor bütün bunlar. İşte o salınış bütün talihsizliklerinin salınışıdır G.Saray'ın. Lig ve Avrupa'daki yürüyüşünü, bir 'TIR'ın, kocaman bir taşıyıcı makinenin önündeki çakıltaşını aşamayışı gibi, başladığınız bir resmin yeniden başa dönülerek yapılmaya zorlanması gibi. Evet G.Saray kocaman bir iş makinesidir ama metal işte, bize ters.
Hakan Dilek
keweel - arda - elano- baroş- keita