29. Nisan 2026, 00:27:34

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 120806 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #240 : 17. Kasım 2008, 11:33:07 »
Doğan Koloğlu
Tatsız bir maç oldu

Dün Ali Sami Yen’de kalitesi düşük bir maç seyrettik Çok ilginç ve sıradan maçın hakemi de hiç umulmadık yorumlarda bulundu. Dakika 16’da gelen korner atışında Galatasaraylı oyunculara rakip oyuncular tarafından ‘tut, it, kak’ uygulandı. Ayını şey bir iki dakika sonra yine on sekiz içinde Kewell’a yapıldı. Ancak Selçuk Dereli ona da sustu. Daha sonra bir çocuğu azarlar gibi Meira’ya da hakem sakın konuşma diye ikaz etti... Böyle hakemlik ve yönetim olmaz. Bundan iki yorum çıkar. Hakim maçını bir kaç kez daha seyretsin. Ve kendisine de buradan bir çağrım var. Bu iki olayı açıklamak istiyorsa arzu ederse bana hemen söylesin, kelimesi kelimesine köşemden yazarım. Yalnız dakikaları sakın ha karıştırmasın. Galatasaray’da gene bu sezon alıştığımız eksikler vardı. Topa girişlerde ‘bir çekingenlik bir tutukluluk’... Arda ve Lincoln gibi oyunu canlandırıp depar adamlarına pas atacak yıldızlar var ama bir türlü beklenen futbolu örnekleyemediler... Nitekim hiç akıla gelmeyecek bir şey, Servet’in şutu direkte patladı. Şansı da yaver gitmedi. Dünkü karşılaşmada hakem uyuşmazlıkları da vardı. Emre, Bebe’ye benzer harekete yapıyor, hakem hemen çalıyor. Ancak bu kez sarı-kırmızılı futbolculara yapılan aynı faulleri es geçiyor. Arda 30 metre koşuyor itilip kakılıyor Baros resmen güreşteki hareketler gibi ekarte ediliyor. İnanılır gibi değil, bir de itiraz edince kart görüyor. Neyse ki 39. dakikada Kewell kafa şutuyla golü atıyor. Maalesef hakem bu gole bir kulp bulamadı. Ama haksız başka bir pozisyonda kart çıkarmayı başardı. İkinci yarı Lincoln şahane bin pozisyonu kullanamadı. Rakip zayıftı ancak Cimbom da formunda değildi. Galatasaray en büyük tehlikeyi frikikle Bebe ile yaşadı. Sarı-kımızılar, 67. dakikadaki kenardan ortada defansı boş bıraktı. Kalecİ De Sanctis kritik bir kurtarış yaptı. Nihayet 83. dakikada Galatasaray, zayıf olan rakibin boşluklarını da kovalayarak Lincoln ile 2. golü buldu ve maçı garantiye aldı. Galatasaray mutlaka futbol yapısındaki kolektif anlayışı kullanarak değiştirmeli. Artık günümüzde futbol boşlukta koşmakla değil adam kovalamakla bağımlıdır.

 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #241 : 17. Kasım 2008, 11:34:39 »
Ata sporu!

17.11.2008



MHK Başkanı projeksiyon sunumu esnasında görüntüyü dondurdu, iki pozisyonu radyodan sökülmüş anteniyle işaret etti. ‘Beyler ceza alanı içinde bel kündesi ve bohçalama işte böyle olmalı!’ Galatasaray forvetlerine yapılanlar sonrası, devre arası seminerde ‘kurallar bu’ demezse ayıp eder MHK Başkanı. Ayağa basıp rakibi tuş etmek mi? O da yasak. Yasak da karşıbahçede hele hele kanarya kafesinde olanı, seminer programına alınmaz!
Galatasaray zaten ‘aman aman’ değil. Değil de, bir de çalmayan düdükler nedeniyle ‘Şah’ken, şahbaz’. şikebahçe çalışıyor! Galatasaray mı? Uykuda!
Ata sporu güreş kuralları harman edilmiş ayaktopu oyununa, pek yabancı değilmiş Kewell. Ne de olsa ‘Anzak’ torunu. Devamlı alan değiştirdi, gezindi ve Baros gibi etkilenmedi. Şık bir kafa vuruşuyla da golü buldu 1-0. Galatasaray pek tempolu gözükmezken, Avcı’nın çocukları güreş dışı etkinliklerde de becerili gözüktü, atamadılar. Bitti devre.
‘Sağlıklı bir Karan, 3 Baros etmez mi?’ diye düşünürken, Karan girdi. ‘Meira’yı ben göremedim, sen gördün mü Turgay (Şeren) ağbi? Aslan pozisyon üzerine pozisyon yiyor, Servet, Emre ve Ayhan’ın anası ağlıyor. İyi ki Lincoln devrede... Brezilyalı kendi attı sonra. Samba, ça-ça, tangol 2-0.
Skibbe kuvvetsizlerine ve niyetsizlerine çare; ya bulmalı, ya da bulmalı...         



Oğuz Dizer
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #242 : 17. Kasım 2008, 11:35:35 »
Lige döndü

17.11.2008



Febe maçının ardından Galatasaray, beklediği ve istediği 3 puanı kendisine hiç zorluk çıkarmayan Büyükşehir karşısında, attığından fazlasını kaçırarak aldı. Skibbe, herhalde Topal takıntısından olsa gerek, Meira’yı Ayhan’ın yanında, Emre Aşık’ı da yorgun ve sakat Servet’in yanında kullanmayı tercih etmişti. Daha önce İnamoto engeline takılan ve uzun süre kenarda oturan Mehmet, şimdi de Skibbe’nin hışmına uğruyor. Oysa bu çocuk, Galatasaray’ın hem takım olma adına hem de satıldığında para kazanılabilecek genç bir yetenek. Üstelik de Emre ile Servet, bir arada oynadığında ara toplarında bu kadar risk varken, Meira’yı mutlak oynatmak istiyorsan, neden kendi stoper mevkiinde kullanmazsın, bu da anlaşılmaz.
Sarı-Kırmızılılar’ın en büyük şansı, rakip Büyükşehir’in tam da onların istediği gibi oynamasıydı. Oyunun boyunu 80 metreye yayıp, birçok boş alan bırakınca, Galatasaray’ın usta ayakları çalışabilecek kolaylığı buldular. Üstüne üstlük Büyükşehir Belediye, topa basmayınca, takım presi yapmayınca ortalık gezi yerine döndü. Servet müthiş bir özveriyle oynadı. Oyuna başladığı yerden daha çok, Baros’un oynadığı pozisyondaydı. 29.dakikaya kadar pozisyon sıkıntısı çeken Galatasaray’ın ilk tehlikeli atağı, maskeli cesur yürek Servet’ten direkte patlayan vuruşundan geldi. Kalitesi olmayan, atılandan 5 kat fazlası kaçırılan, Aslan’a 3 puanı getiren maç, hem Skibbe’yi hem de Sarı-Kırmızılı futbolcuları rahatlattı. ..Ve Cim Bom lige döndü.



Can Çobanoğlu 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #243 : 17. Kasım 2008, 11:36:18 »
Demek ki ne yapmayacakmışız!

17.11.2008



Psikolojisi bozuk insanları anlamanın en kolay yolu; görüntü ve kıyafetlerinde yaptığı değişikliktir derler. Galatasaray, şikebahçe yenilgisini gündem dışı bırakmak istese de, forma değişikliği bir şeylere yeniden başlamak istediğine işaret gibiydi.
Galatasaray’ın forması değişmişti, ancak üstündeki olumsuz futbol görüntüsü yine değişmedi.
Skibbe’nin takımında bir şeyler ters çalışmaya devam etti... Oyunu Lincoln’ün kurması, Meira’nın arkasını toplaması gerekirken, yine Meira 10 numara olmaya soyunup, Lincoln seken topları kovaladı.
Gol pozisyonlarına Baros girmesi gerekirken, Servet son vuruşu yapma telaşındaydı. Aslında bu görüntü, önceki haftaların tekrarıydı. Kimin yeri neresi, yine karıştı. Sezon içinde birkaç kez doğru işleyen Galatasaray vardı, onlardan birinde de zaten Benfica zaferi yaşandı.
Peki Galatasaray buraya kadar nasıl geldi? Çok basit. Biraz Servet, biraz De Sanctis, biraz Hakan Balta, birazdan çok çok fazla Kewell sayesinde. Bu oyuncular belli bir standart tutturdu. Birçok maçta da bu standartın üstüne çıktı. Dün gece de aynı ekip iş başındaydı. Maçı koparan adam, yine Kewell’dı...
Kewell’ın golü Skibbe’ye üç puan dışında bir şey ifade etti mi bilmem ama, bana etti. Galatasaray’ın golü kornerden geldi. Sezon başından bu yana hep aynı görüntü vardı. Kornerden gelen orta, Meira ya da Servet’in kafa vuruşu, sonuç; top dışarda. Lincoln bir kez şansını Kewell ile denedi, gol oldu.
O zaman sevgili Skibbe ne yapmayacak mışız? Her kornere Servet ve Meira’nın gitmesine izin vermeyecekmişiz! Kim bilir belki Baros, Kewell ve Arda kornerlerde daha yararlı olabilir. Bir de bunu denemek gerekmez mi?
Galatasaray, Büyükşehir Belediye karşısında istediğini aldı. Ancak Skibbe’nin Galatasaray’ı kadro kalitesi kadar oynamamayı yine sürdürdü.



Can Tongo 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #244 : 17. Kasım 2008, 11:37:00 »
Kewell ve Lincoln

17.11.2008



23 dakika al gülüm ver gülüm. Bizlerde eyvah yine bitse de gitsek mi edası. Sonrasında Sabri ve Kewell’ın bindirmeleri, Lincoln’ün bu böyle gitmez tavrı sıkıntılı dakikaları bitirmeye yetti. Söz Kewell’dan açılmışken saçının telinden ayağının tırnağına kadar futbolcu olan Avusturalya’lı bir  takım için çok büyük zenginlik. Tabii ki kulvarında oynatılırsa. Skibbe’nin ısrarla onu sağ tarafta kullanmasının nedeninin Arda olduğunu biliyoruz. Arda’nın sağ kulvarı da ustaca harmanladığını görmüştük, en azından geçmişinden. Alman hocanın ikinci inadı ise Mehmet Topal varken Meira’nın ön liberoda rol alması ısrarı. Halbuki Portekizli’yi arka ikiliden birine koysa Mehmet’in varlığında Ayhan’ın yükü azalacak, Barış mumla aranmayacak. İkinci devre konuk takımın bu kadar pozisyon bulmasının altında hep bu dertler yatıyor. Bir de Baros problemi var. Şanssızlık mı, yoksa basiret sorunu mu anlamadık. Gayretiyle son vuruşları aynı paralelde yürüse sorun yok. Acil dinlendirilmeli, Ümit Karan devreye girmeli.
Kewell ve Lincoln’ün şık golü haricinde yine keyifsiz bir akşam geçirdik Sami Yen’de. Arda’nın rahatsızlığı da tuz biber. Geçmiş olsun! Bu keyifsizliği yaşatan sadece kramponlar değildi elbet. Türkiye’nin en güvenilir hakemi olarak gördüğüm Selçuk Dereli’nin, Baros’a yapılan ve penaltıya giden iki faulü görmezlikten gelmesi garipti. Anlaşılan birileri karşı-yaka da iyi çalışırken diğeri adeta şamaroğlanı. Geçelim.
İkinci gariplik Galatasaraylılar’ın üzerindeki formalarının uyumu! Kelimenin tam anlamıyla zevksizlik abidesi. Daha doğrusu takım elbisenin altındaki beyaz çorap misali. Bu futbola böyle imaj, sizde haklısınız...



Yalçın Dümer 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #245 : 17. Kasım 2008, 11:37:59 »
Üç puan iyidir!

Servet'e koca bir maşallah diyelim. Başında gladyatör maskesi ile sahada ayak basmadık yer bırakmadı. Bir sağda, bir solda koştu durdu. Adeta santrfor gibi oynadı. Geriye geldi, top çıkardı, ileri gitti iki gol kaçırdı, bir topu da direkten döndü. Bunlar çok güzel şeyler. Tabii ki lafımız olmaz. Ancak esas konu Servet'in defansı boş bırakması. Bir ara geri dörtlüye baktım üç kişi kalmışlardı. İki üç pozisyonda bayağı sıkıştılar. Servet'e bu ciddi konuyu hatırlatmak isterim. Aynı şekilde Hakan Balta da ileri çıkıp, çıkıp geri geldi. Ama hiçbir zaman, Servet gibi olmadı...

MHK bir şey söylemeli
Selçuk Dereli maçı iyi takip edemedi. Boş alanlarda yapılan faulleri vermek çok kolay. Ancak kale içinde, korner ya da faul atışlarında yapılan fauller adeta penaltı gibiydi. Aynı pozisyonda, altı pas dışında Milan Baros beline sarılıp yere indirilirken, diğer bir köşe de Kewell'a daha ağır faul yapılıyordu. Bu hareketlerin bir cezası var mı yok mu? Merkez Hakem Komitesi dünkü maçın bandını seyredip bize bir şeyler söylemelidir. Galatasaray, Büyükşehir Belediye karşısına aynı düzen ve de bir iki değişik isimle çıkmıştı. Skibbe aynı oyun kurgusu ile "Devam" da kararlı. Hemen, hemen herkes artık Galatasaray'ın oyun düzesinin öğrendi... Gelecekte bu oyun düzenine bozacaklar mutlaka çıkacaktır.

Lincoln ve Kewell
Galatasaray da dün iyi oynayanlar içinde iki futbolcu vardı ki alkış aldı. Kewell hem sağda hem solda bilerek oynarken, bir de güzel kafa golü attı. Lincoln dün güzel oyunu bir golle süsledi. Baros da kaç haftadır gol atmadı. Endişe verici durum. Adeta topa vurmaktan çekiniyor. Futbol sorumluları bu konuda geç kalmadan tedbir almalı. Maçta her iki takım da karşılıklı pozisyonlara girdi. Ancak ikinci yarıda Büyükşehir Belediye'nin daha hakim olduğu gözle görülüyordu. Direkten dönen karşılıklı iki top dışında Galatasaray kalecisi De Sanctis çok önemli pozisyonlarda golleri önledi. Kısacası, Galatasaray bir maçı daha kazandı ve çıkışa devam etti.
İsmet TONGO
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #246 : 17. Kasım 2008, 11:39:11 »
Ya haftaya?

Hafta içi kupa maçında takıma uyarı veren taraftarlar şampiyonluk yolunda desteğin en gerekli unsurlardan biri olduğunu kavramış olacak ki dün akşam tribünlerde coşkulu şekilde yerini aldı ve takımına destek verdi. Galatasaray taraftarı olayı bir bütün olarak düşünmeli ve takımının peşinden hiç ayrılmamalı. Çok önemli ve unutulmaması gereken bir şey daha var ki bu desteğin başkalarına sataşarak, onlarla dalaşmakla değil sadece takımı ateşlemeye yönelik olması. İşte bu destekle Galatasaray maç başlar başlamaz rakibinin üzerine adeta bir kâbus gibi çöktü ve ilk yarı tek kale oynandı. Hakemlerden yazılarımda pek bahsetmem ama Selçuk Dereli'nin Baros'a bırakın pozisyonun penaltı olup olmadığı bir yana, kendini yere attı diye sarı kart göstermesi tam anlamı ile bir komedi idi. İkinci yarıda da Galatasaray alışılmış oyununu sürdürdü ve rakibin hep baskı altında tuttu. Oyunu dilediğince yönlendirdi. Fakat nadiren de olsa yine rakibe pozisyon verildi. Belediye takımının da bu maçta çok yumuşak bir rakip olduğunu da belirtmemiz gerekiyor. Takımda müthiş bir potansiyel olduğunu sürekli söylüyoruz. Dün akşam yine bunun iyi bir örneğini gördük. Ancak haftaya nasıl bir oyun bizi bekliyor, bilmiyoruz. İstikrar ve süreklilik şart. Yoksa hedeflerin hepsi hayal olarak kalır. Hagi takımdan ayrıldığından bu yana Galatasaray adeta duran top fakiri idi. Bu sezon dikkat çekici bir özellik de uzun yıllardan beri sorun olan duran top organizasyonlarında gösterilen gelişme. Demek ki antrenmanlarda Skibbe bu tip çalışmalar yaptırıyor ve bunların yararı da ortaya atılan goller ve yaratılan tehlikelerle görülüyor.

Schalke'deki gibi
Son olarak Lincoln'e değinmek istiyorum. Lincoln'ün gelişine çok sevinmiştim. Çünkü 7 yıl Almanya'da izlediğim ve müthiş maçlarına tanık olduğum bir futbolcu gelmişti. Ama ilk yıl Lincoln bekleneni veremedi. Meira'nın gelişinin Lincoln'e de yarayacağını çünkü ilk yılında kendi ana lisanında konuşabileceği bir arkadaşı olmayan Lincoln'ün bundan olumlu etkileneceğini ve rahatlayacağını belirtmiştim. İşte Lincoln bu yıl aynı Schalke'deki oyunlarını oynamaya başladı. Umarız hep böyle gider.
Hüseyin ÖZKÖK
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #247 : 17. Kasım 2008, 11:39:52 »
İki ters, bir düz!

Galatasaray zayıf rakibinin üstüne üstüne gidiyor maçın başında. Geriyi Belediyeciler karşısında biraz sağlam tutacaklar ama biraz... Mesela Sabri sürekli rakip aut çizgisini görecek, Lincoln daha bir soğukkanlı olacak, Ayhan orta sahada topa daha mükkem basacak, Baros daha çok ileriyi düşünecek ve uyarılmış ki kanatlara sarkmayacak ve Kewell ustalığını konuşturacak. Olacak olan bu. Böyle hesaplandığı belli bir kurguyla oynamaya başladı sarı-kırmızılılar. Bir ara kanatlardaki bindirmelerden bunalan Mahmut Tekdemir, Belediyecilerin ilk kaybı olacaktı nefessizlikten. Baros girdi Sabri çıktı, olmadı Kewell bindirdi. Fenaydılar gerçekten ve bütün bu ataklarda mavilerin Mahmut'u karşı koymaya çalışıyordu. Her top neredeyse kale önü tehlikesiydi dersek abartmış olmayız. Haroşo, karoşo, iki ters bi düz, ince tığ kalın tığ, 9'lu, 8'li burgu, baklava dilimi; ne kadar örgü biçimi varsa denedi Cimbom. Özellikle Baros'un sağa kaçtığı toplarda. Bunlardan birinde girdi ceza sahasına bizim Çek ve arkadan takıldı Belediyeciler. İşte o pozisyonda hepimiz 'penaltı' diye celallendik ama hareketin doğduğu ortamda sarı kart Baros'a çıktı. Çok ince dokundu Belediyeci defans oyuncusu. Bunu ilk yarıdaki kayıp hanesine yazdı Galatasaray.

Lincoln ruhumuzu okşadı
Demeye kalmadı o saate kadar ince ince gezinip topa iğne deliğinden geçirecekmiş muamelesi yapan Lincoln sanki topla oynayacak bir usta aranıyor serzenişimizi duymuş gibi cetvelli, gönyeli, pergelli bir pas çıkardı Kewell'a, o da gerekeni yaptı. Kafa vuruşuyla topun ve hepimizin ruhunu okşadı: 1-0. O anda başladı tribünler; Herr-y Herry Kew-ılll... Herr-yy Kew-ıllll.. Bir 1970'ler parçasıyla ve bir kez şenlendi taraftar pozisyonsuz geçen ilk yarının sonunda... İkinci yarı biraz eziyetli geçiyor 'taraftarının' "bu sene sensin şampiyon" nidalarının altında. Ve fakat 68. dakika geldiğinde Harry Kewell çıkıyor artık enerjisinin bittiği yerde ve Ümit Karan giriyor. İleride biraz daha top tutabilecek bir hava yakalıyor onunla sarı-kırmızılı ekip. Bütün ikinci ve üçüncü topları alıyor ileride ama çok çabuk kaybediyor Galatasaray. Bütün ataklarda orta saha oyuncuları rakip aut çizgisine kadar iniyor ama topun kesildiğiyerde kimse yok. Atak oyuncular ya erken hareketlenmiş ya da ortalanan topa geç kalmış oluyorlar. Meira bile Belediyecilerin ceza sahası üzerinde geziniyor ama ah o son vuruş! Bir türlü olmuyor. İşte biz bu durumlar için varız diyen Lincoln giriyor devreye; biraz şans, biraz o şansı değerlendirecek ustalığıyla jeneriklik bir gol yazıyor skorborda: 2-0. Bu maçtan geriye ne mi kaldı: Buruk bir gülümseme yüzümüze asılı...

Hakan DİLEK
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #248 : 17. Kasım 2008, 11:40:33 »
İşte böyle olmalı

Galatasaray adına en önemli faktörün kazanmak olduğu bir maçtı. Futbolun güzelliği çirkinliği bir yanaydı... Hem özgüven tazelemek hem de yarışta ciddi bir yara almamak adına kazanılması mecburi bir maçtı. Üstelik İstanbul BŞB, ev sahibine kolay teslim olmayan bir takımdı. Abdullah Avcı, rakibinin psikolojik sıkıntılarından yararlanmak adına maçın başında baskın bir gol kazanma arzusundaydı. İlk 20 dakika ev sahibi İstanbul BŞB, deplasman takımı Galatasaray gibiydi. Sarıkırmızılı oyuncuların ayakları resmen prangalanmıştı. İlk yarının sonlarına doğru Skibbe'nin öğrencileri kendilerine gelmeye ve en azından rakip sahada görünmeye başladılar. Kewell'ın golü takımı iyice rahatlattı. Üstelik bu gol önemli bir başka eksikliğin giderilmeye başlandığını gösteriyordu. Galatasaray takımı yıllardır duran topları doğru dürüst kullanamıyordu.

İtiraz hastalığına dikkat
İkinci yarıda da Galatasaray'ın üstünlüğü sürdü. Lincoln ve Arda'nın sürüklediği ataklarda pek çok pozisyon yakalandı. Lincoln'ün golü ise uzun zamandır ondan beklenen tarz bir goldü. Ceza sahasında bu tarz hareketleri ve pozisyonları Brezilyalının daha fazla yapması gerekir. Bu maç gösterdi ki Galatasaray ileride Baros ve ona destek olan Arda-Kewell- Lincoln hücum hattıyla sabrederek oynamalı. Bir hafta önce de bu tarzla sahaya çıksaydı o sansasyonel skorun olmayacağına yürekten inanıyorum. Hakemler için yazmayı sevmiyorum ama Selçuk Dereli'nin en küçük hareketlerde sarı kart gösterme merakı çok açık belliydi. Otorite kurmakla, adaletli davranmayı karıştırdı. Galatasaray oyuncularının itiraz hastalığı hakemleri bu tarz hareketlere yöneltiyor, dikkat!
Şükrü KANBER
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #249 : 17. Kasım 2008, 11:41:18 »
Farkında değil

Ligin ilk yarısı bitiyor ama ben hâlâ Skibbe'yi anlayamadım. Deplasmanlarda genelde çift forvet, kendi sahasında ise tek forvet oyuna sürüyor. Bunun adı önlem değil bir nevi korkaklıktır. Alman hoca hâlâ çalıştırdığı takımın büyüklüğünün farkında değil. Kanatlarda Arda ve Kewell gibi iki etkili oyuncun var ama Baros rakip alanda yalnızları oynuyor. Artık ligin ortasına doğru geliniyor. Bu saatten sonra sen hâlâ rakiplere önlem almayı düşünüyor isen pes doğrusu. İstanbul BŞB'de zaten önemli gol silahı olan İbrahim Akın yok. Bu kadar önlem niye? Dün akşam sarı-kırmızılılar karşılaşmaya istekli başladı. İstanbul BŞB karşısında gol pozisyonları da buldular. Özellikle Kewell bu takıma renk ve canlılık katıyor. İlk yarıdaki tek golü de kafayla atarken klasını bir kez daha gösterdi Kewell. Bu yarıda bir de verilmeyen penaltıları vardı ki zannediyorum bu sezon hakemler Galatasaray lehine penaltı vermemeye yemin etmişler. Vermedikleri gibi faule maruz kalan futbolcuya (Baros) sarı kart gösterecek kadar da ileri gidiyorlar. Bilmiyorum yönetim bu konuda ne zamana kadar sessiz kalacak ama bu da onların sorunu.

Almanya'da yattılar
İkinci yarı sayın Skibbe klasik değişiklerini yine yaptı. Bu yarının ortalarında önce Kewell'ı çıkarıp yerine Aydın'ı, sonra da Baros'u çıkarıp Ümit Karan'ı oyuna soktu. Bir maçta da farklı bir şey yap, nerde! Neyse ki Lincoln devreye girip 2. golü atınca maçı rahatlattı. Bu galibiyet Galatasaray'a çok iyi bir moral oldu bence. Bundan sonraki haftalar zirveyi yakalayabilirler. Yine söylüyorum sorun sadece takımdaki yorgunluk. Bunun nedeni de Almanya kampında takımın iyi çalıştırılmaması.

Yaşar YALÇIN
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #250 : 17. Kasım 2008, 11:42:48 »
Bahri HAVADIR
 
 Eli öpülecek adam 
 
Sadece golü attığı için değil, yanlış anlaşılmasın. Saha içindeki liderliği, oyun anlayışı, yardımlaşma, centilmenlik... Dahası futbol adına aklınıza ne geliyorsa hepsini yaptığı için eli öpülecek adam Kewell diyorum.

Gerçi maç başlarken seronomide Arda, Okan’ın elini öptü ama saha içindeki performansıyla eli öpülecek adam Avustralyalı yıldızdı. Oyunda kaldığı 68 dakika boyunca Kewell gerçekten müthişti.

Oyundan çıkarken de tribünler haklı olarak adına besteler yaptılar, ayakta alkışladılar.

Maça dönersek...

Galatasaray, şikebahçe deprasyonunun izlerini hala üstünden atamamış göründü. Her ne kadar futbol oynamaya çalışsa bile ilk yarı boyunca bunun izleri her fırsatta hissedildi. Bu yarıda, kayda değer şeyler; önce Lincoln ile Kewell’ın konuşup golü planlaması, ardından da 39. dakikada golün gelmesiydi.

İkinci yarıda Galatasaray, daha derli toplu, daha üstün olan, daha çok golü kovalayan, hatta rakibi bunaltan taraftı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, her ne kadar Bebbe ile Erman beraberlik golüne çok yaklaşmış olsa bile 83. dakikada Lincoln’ün müthiş golü Galatasaray’ı rahatlattı.

Brezilyalı, gol vuruşunu artistik bir şovla tamamladı.

Bu dakikadan sonra maç bitip gitti zaten.

Ancak Arda, o kadar koştu, o kadar çok kendini zorladı ki artık koşamaz hale gelip kendini yere bıraktı.

Yetkililere sorduk, çok koştuğu için kalbini çok zorlamış... Toparlamak gerekirse; Galatasaray, ligde puan tablosunda hak ettiği yerde olmayan, diri ve akıllı futbol oynayan rakibine karşı iyi bir mücadele verdi, Kewell’ın önderliğinde ve Lincoln’ün klasına yakışır attığı golle de rahat bir galibiyet alıp şikebahçe derbisinin travmasını atlatmayı başardı.
 
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #251 : 17. Kasım 2008, 11:45:19 »
İlhan SÖYLER
 
 Lezzetli kanat


AMAN ne lezzetli kanatmış... Hem Kewell yemek istiyor, hem de Arda. 40 dakika bu kanadı kim kullanacak diye birbirleriyle yarışa girdiler. Aman doktor, buna bir çare bul. Çünkü her ikisi de sol kanada geçmek istiyor.

Bu işin etini, kaymağını da orada yemek istiyor. Kewell sağ ayağını kullanamıyor, orta yaparken bile topu soluna alıp öyle vuruyor. Arda ise sağ ayağını kullanıyor ama dengeyi o da sol tarafta kuruyor. Milan Baros, gol yollarında fırsat buluyor ama haftalardır bir siftahı yok. Üzerinde sanki bir baskı var. Bomboş topu bile artık kullanamaz hale geldi. Aslında, kötü topçu olmadığını herkes biliyor. Galatasaray orta sahası oyun kurarken, üçüncü bölge yani hücum bölgesine akacağı yerde geri paslarla vites düşürüyor. Bu da topu kazanan futbolcunun hızlı bir şekilde oyunu okuyamamasından kaynaklanıyordu.

Aman doktor bir çare

Doktor Skibbe, bir reçete de savunmaya yaz da, artık tribünler şu stresten bir kurtulsun. Takım öndeyken bile "ah" "vah" diye sinir harbi yaşamasın. Aman ha, bu böyle devam ederse, bu tribünlerin yarısı sezon sonuna kadar vallahi kalp hastası olur.

Rakip kim olursa olsun, her yan top Galatasaray için bir tehlike. Her yan top gol oldu, olacak. Galatasaray evinde, kendi sahasında bir farkla önde Belediye ha bire Galatasaray kalesinde, golü ha buldu, ha bulacak derken sahneye Lincoln çıktı. Usta futbolcu olduğunu da ceza sahası içinde bir kez daha gösterdi, G.Saray’ın 10 numarası. Ve Lincoln’ün attığı golle herkese bir "oh" çekti.

Sabri yalnızca futbol oynamayı düşündüğü zaman ne kadar faydalı olacağını gösterdi. Bu çocuk, birazcık aklını başına alıp, bir tek işini yapsa daha çok büyür ve başarılı olur. Bir de takımda öyle bir istikrar abidesi var ki, tam bir vazife adamı. Hakan Balta, "Görevim bu" diyor ve her maçta sessiz sedasız işinin hakkını veriyor. Galatasaray kazanmasına kazandı, dün 3 puanı alan taraf oldu ama oynanan futbol adına kimseyi tatmin etmedi. Kısaca G.Saraylıları mutlu etmek için daha yapacak çok işin var, Skibbe.


keweel - arda - elano- baroş- keita

beckham12

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 1950
  • Yaş: 39
  • Yer: istanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #252 : 18. Kasım 2008, 14:57:08 »
Belediyelere
iki gol kampanyası



Ankara ve İstanbul Belediyelerine şikebahçe ve Galatasaray sürpriz bir kampanya başlattı!
'İki gol üç puan, futbolu çıkart aradan!' kampanyası futbolun yok olduğu ülkemizde lige ilaçtır! Bu kampanya tutmasa dahi taraftarı geçici olarak sevdaya kaptırır!

Galatasaray demek bence Kewell demek... O da olmasa yüzleri kim güldürecek. Galatasaray'da dikine futbol oynayan tek isim Harry Kewell. Gol de onun becerisiyle geldi. Lincoln'ün kornerine vurduğu kafa ölü noktaya gidince Galatasaray 39'da rahatladı... Ondan önceki topla buluşmalarında da Kewell rakiplerini tren gibi geçti. Arda ile bu kez fazla da yer değiştirmedi ama yine de etkin bir oyun sergiledi. Kewell 60 dakika da oynasa Galatasaray'ın ilacı oluyor. Olympiakos'a attığı golün kopyasını BŞB'ye de attı.
 
 
Geçmiş olsun Arda
Arda demişken 66 sırt numaralı Arda'ya da geçmiş olsun... İnşallah hayatını da 66'ya bağlar. Malum; 66'ya bağlamak bir şeyi garantiye almaktır.
Sevgili muzip Arda umarım yine bir muziplik yapmıştır... Acil şifalar dilerim 'yetenek güzeli' Arda'ya... Nazara geldi çocuk.
... Maçın sonlarında kenara geldi ve yere uzandı Ardacık... 'kalp ritmi bozukluğu' diyor doktorlar... Yorgunluğa ve strese bağlı ve de uykusuzlukla ilgili bir durum...
Tekrar acil şifalar Ardacık...

Ancak; bütün dünya ve biz; giderek tempo kazanan ve maç trafiği sıklaşan futbolda psikolojik ve fizyolojik yorgunluklara dikkat etmeliyiz. Şaka değil, FIFA buna çare bulmalı. Bu kadar zorlama, bu kadar fizik kapasiteyi pompalama iç organları isyana sürükler. Futbol artık insan bünyesini tehdit eder hale geldi. Gencecik çocuklar bedene bindirilen bu kadar yükü kaldıramıyor. Bizde bir de stres var! Aman dikkat!...
Hiçbir puan insan sağlığından önemli değil!

 
 
Servet de maskeli yüzle oynamamalı
Anlamadığım şey galiba Galatasaray'da Servet'ten başka ganimet yok!
Servet resmen görüntü kirliliği arz ediyor. Hem maskeden hem topla her dakika ileri çıkıp takımına zarar vermesinden... Servet maskeyle onatılmamalı.
'Ayağım kopsa yine oynarım' mantığından da artık vazgeçmeliyiz...
Bir de şu çok önemli;
Alt yapı, alt yapı deyip duruyoruz... Acaba alt yapıdan gelen filiz gibi, Arda gibi, Aydın gibi gençlerimiz adale gücü, kemik yapısı, ciğer kapasitesi açısından iyi yetiştirilerek mi geliyorlar?
Haftada üç maçı kaldırmak o kadar kolay değil! Bunlar daha yirmi yaş civarı çocuklar. 21-22... Yazık değil mi?
Sakın ola ki dünya alt yapılarıyla bizi karıştırmayın.
Ailesi fakr-u zaruret çeken çocukların 12-14 yaşına kadarki beslenmeleri de sade suya çorbayla...
Sonrasında alt yapıdan gelmesi gereken bilimsel vücut gelişimi ve direnci de hak getire...
Kim ne derse desin bizde daima 'yetenek oynar' fizik kapasite Allah'tan gelir!
Böyle bir inanış olmaz ama oluyor işte!...

Bizim evlatlarımız daha yılda 70-80 maç yapmaya hazır değil!
Kim diyorsa ayıp ediyordur...
O çocukların babaları ayda 260 milyar almıyor ki sabahları ballı kaymak yesinler...
 
 
Abdullah Avcı'nın takımı geçen seneden uzak
BŞB gol yollarında neredeyse yok! Bebbe, Efe, Erman ve de Serhat gol için yeterli değil. Adriano kenarda! Tjikuzu, Ekrem, Okan da orta sahayı tutmaya yetmeyince BŞB maç kazanamıyor. Abdullah Avcı buna nasıl çözüm getirir bilemem ama iki kısa boy Efe ve Erman, hatta Okan 36 yaşa rağmen BŞB'yi ayakta tutamaz... İşleri zor.
Buna rağmen Galatasaray zorlandı çünkü o da sık maç temposunu kaldıramıyor. Sakatlıkları da olduğu için takım kuramıyor ve hep aynı futbolculara yüklendiği için de giderek randımanı düşüyor.
 
 
Skibbe de zorda, elde sağlam kalmadı
Galatasaray'dan çok ümitliydim ama 11 hafta geçti, yani ligin 1/3'ü bitti Galatasaray hala istenen kıvama gelemedi. Bu iyiye alamet değil!
Baros geldi, gollerle parladı sonrası tısss...
Meira yokluktan orta alanda oynuyor, iyi de oynuyor ama bana kalırsa onun yeri defansın göbeği...
Servet maskeyle oynayacağına çek Meira'yı defansın göbeğine oynasın Emre ile, orta alana da koy başkasını... Mehmet Topal'ı mesela...

Ayhan, Meira, Lincoln, Arda ve Kewell takımı sürükleyenler, ama Kewell'ın dışındakiler çok yan pas hatta geri pas yapıyorlar. Futbol böyle oynanmaz! Çok zaman kayboluyor, rakiple çok mücadeleye giriliyor, takıma bir güvensizlik çöküyor. Görüntü seyredene de hoş değil!

Galatasaray takımı topu koşturacağına rakiple didişerek kendini yoruyor, zaten geri dönüşlerde zorluk yaşayan takım, kısa yoldan rakip kaleye gideceğine aşırı zaman kaybediyor ve aşırı güç kaybına uğruyor. Bunda Skibbe'nin de yapacağı bir şey yok. Mevcut oyuncu karakteri bu!
Soldaki Hakan Balta da iyi ama sağdaki Sabri'nin bütün iyi niyetine rağmen ve de çabukluğuna, hücuma sık katılmasına rağmen verimi çok düşük! Son hareketleri hiç yok!
BŞB sıkı takım olsa 'kesik kesik' oynayan Galatasaray zorlanırdı.
Bir de şu var;
Galatasaray maçlarda ikinci golleri bulmazsa her an puan ikram eder hale gelir.
Tek gol kurtarmaz! BŞB sonlara doğru bir gol bulsa Galatasaray bunun altından kalkamazdı.
Bereket Lincoln bir kere direkte patladı arkasından çok güzel bir ver-kaça girdi ama top şans eseri kendi önünde kalınca kaleciye de çalımı bastı ve şık bir vuruşla ikinci golü attı, taraftar rahatladı. Dakika 80 üzeri...
Tekrar ediyorum sakatlıklar sürerse Skibbe çok zorlanır.

 
 
Hakem Dereli acaba nereli?
Bence körler ülkesinden...
Baros'u kündeden aşırdılar görmedi...
İttiler penaltı çalmadığı gibi bir de sarı gösterdi...
Penaltıyı vermeyebilir, itirazım olmaz, olamaz!
Hakem takdiridir. Her düşene penaltı verilmez ama her düşene de sarı verilmez!
Ne yani itilen kakılan kendini yere atmayacak mı?
Bakın Baros 4. sarıyı gördü. Bu hafta Ankara'da oynamayacak. Yazık değil mi?
Bu kadar mı ucuz bu kartlar...
Dereli bir ara Baros'un ofsayt atağını da görmedi bereket pozisyon kayboldu...

Sonuç;
Galatasaray 2-0 kazandı ama futbol adına alkışım yok.
Diyelim ki yorgunluk ve sakatlıklar var...
El oğlu dinler mi?
 
Osman Tanburacı

beckham12

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 1950
  • Yaş: 39
  • Yer: istanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #253 : 18. Kasım 2008, 17:10:56 »
BİLMEZ MİSİNİZ?

Türk futbolu, Galatasaray, Milli Takım...
Herkes çok şey bekliyor da,
'Kurtarıcı' 'Futbolu bırakırım' durumunda şimdi...
Her maç oynamak zorunda olmanın bedelini ödüyor...
Vazgeçilmez olmanın, gündemde olmanın...
Oysa 21 yaşında daha...
Taşıyamayacağı yüklerin altında belli...
Yorgunluk ve stresin getirdiği sonuç...
Aşırı duygusallıktan sebep...
Yoğun maç trafiğinin etkisinde...
Tepkisi kıymet bilmeyenlere...
Hırs, sarı-kırmızı sevdası, puan savaşı...
Sonuçta elde kalan hüzün olunca;
Önce saha kanarına,
oradan ambulansa,
ardından hastaneye...
Gece boyunca kontrol altında...
Şükürler olsun kötü bir şey yok...
Futbol oynamasına engel değilmiş rahatsızlığı...
Öyle kısa süreli sanmayın,
hayat boyu unutulmaz yaşadıkları... 
Aniden fenalaşmanın, hatta düşüp bayılmanın,
bir 'tek sebebi varmış' Türkiye'de...
Kalbin tek düşmanı 'içkiymiş' besbelli...
"Bir haftadır uyuyamıyor..."
"2 gündür kendini kötü hissediyor..."
Galatasaray ve Milli Takım hocalarının tespiti...
Sorun belli de, çözüm nerede?
'Kalp ritmi bozukluğu' deniyor tıp dilinde...
'Geçmiş olsun' mesajı yağdı bir günde...
Şimdilerde hiç olmadığı kadar meşgul telefonu...
Hal-hatır soranı, 'nasılsın' diyeni çok...
Zaten bu hafta oynamayacak Arda,
Milli Takım kadrosundan da çıkarıldı...
Dinlenecek evinde, kendine gelecek bir haftada(!)...
Taraftar maç öncesi, maç sonrası gururlandıracak yine...
Gazeteler bir süre daha yazacak, manşetten inmeyecek...
TV'lerde görüntüsü dönecek günlerce...
Ama bir kere yaşandı o kare, milyonların gözü önünde...
Huzur vermek, unutturmak yerine...
'şikebahçe yenilgisi, gece gezmesi, içki, özel hayat vs.'
Kim bilir hepsi doğrudur belki de...
Ama dedik ya daha O 21'inde...
Eleştiriler, iddialar için beklemektense,
Hiç çözüm üretmeyiz nedense...
Maç sırasında fenalaşmak mı, suçlamalar mı garip olan?
Bir an 'doğru mudur?' diye düşünsek bile,
'Acaba'dan önce,
'Tecrübe' nedir bilmez misiniz?' geliyor zihinlere...
 
 
gokhan karatas
 

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #254 : 21. Kasım 2008, 11:18:45 »
Dejavu!

21.11.2008



Galatasaray, özellikle son üç haftadır her türlü engellemelere ve ucuz numaralara rağmen yoluna devam ediyor. Takım kötü oynayabilir, futbolcular özel hayatlarına yeteri kadar özen göstermeyebilir, hatta hocası elindeki değerlerin farkında bile olmadan ekibini çalıştırmaya devam  eder. Bütün bu nedenler Florya’nın sakinlerini ve onun sorumlularını bağlar. Kendileri eder, kendileri bulurlar. Ama sen Galatasaray’ı saha ve salon ayırt etmeden dışarıdan birtakım oyunlarla çökertmeye başlarsan, biraz ayıp olur...
Kimse alınmasın, Trabzon ve onun takipçisi Şiketaş olmasına rağmen şampiyonlukta en büyük favori Galatasaray’dır. Taraftar gibi düşündüğümü sanmayın sakın, herkes takımı inceleyip aynaya bakmaya kalkarsa, gerek kadrosu, gerek ikinci devredeki fikstür avantajı neyi savunduğumuzu anlatır. Yalnız ligimizde son günlerde yaşananlar, finale giden yolun sadece futboldan geçmediği yolunda. Bakın size taze örnekler. Karşıyaka, Kocaeli’ye gider, hakemin gereksiz uzatmaları evsahibine pahalıya patlar, Yılmaz Vural çıldırır, sürüsüne bereket ceza alır. Akabinde Bursa’yla oynar Karşıyakalılar o ana kadar Timsah’ın iyi gitmesine rağmen Samet Aybaba maçtan sonraki günlerde istifasını verir, nedeninin kifayetsiz futbolcuları olduğunu kimse bilemez. Sus pus... Derken derbi zamanı ve dolayısıyla sıra Galatasaray’dadır. Gecenin kara adamı, “Agresifim ben, kompleksliyim” der, Recep İvedik misali. İnce ince doğrar misafiri. Son olarak EGO gelir Karşıyakalara. Lehlerine verilmeyen penaltılarla benzer fatura, bu kez Ankaralılar’a çıkar. Sayın Melih Gökçek isyandadır haklı olarak, ne de olsa salı günü gelmiştir hakem hakkındaki tüyo ama spor etiğini düşünerek susmuştur Onursal Başkan, bu tesadüfleri (!) görüp susan, eli kalem tutan arkadaşların tersi bir suskunlukla.
Futbolun sponsorlar dünyası olduğu tartışılmaz fakat birileri şampiyonluk yarışından uzaklaşmasın diye bu kadar da skandala imza atılmaz. Sanırım değeri hiçbir değerle ölçülmeyecek ‘Gerçek El Clasico’yu sezon sonunda yaşayacağız tekrar. Galatasaraylı futbolcuların üzerlerindeki tişörtte yine şöyle yazacak: ‘Alnımızın akıyla!’ Unuttunuz mu yoksa...



Yalçın Dümer 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #255 : 21. Kasım 2008, 11:20:25 »
Göççek hafta!

21.11.2008



Durum iyi diye düşünürken, ters döndü. Melih Gökçek’in açıklamaları, Cemal Aydın’ın telefon irtibatı sonrası yaşananlar; cumartesi ve pazar’ın adını şimdiden koymamı sağladı. Müsabakalar oynandıktan sonra değil, henüz oynanmadan iliştirdiğim yafta, maalesef ‘göççek hafta’, ‘göçük’ de olabilir! Yanılırım inşallah.
Melih Gökçek ‘hakem gadrinden’ söz ederken, Galatasaray’ı ateşe attığının farkında değil mi? Elbette farkında. Ama yılların kurt politikacısı, mesleği gereğini mükemmel yapıyor ve oynanmamış oyunun kaderini, kurnazca yazmaya çabalıyor. MHK de çanak tutuyor. Bülent Yıldırım’ın hakemliğine, kişiliğine kim ne diyebilir? Fakat Ankaralı gencin insan olduğu da düşünülmeli. Baskı altında kalıp, hata yapacak. Hangi taraf adına hata yapmış olursa olsun... Yakılacak!
Aydın’ın Özkahya’ya telefon açması yanlış, hakemin üstlerine bildirmesi doğru. Başka hataları da var deneyimli Başkan’ın! Gökçek gibi merkezle irtibata geçmeli, paparayı yedikten sonra feryat etmeliydi! Baktı bir şey yok o zaman susar ve başı ağrımazdı. Sonra ‘onursal’ değil, ‘kellesi giyotinde, eli ateşte başkan’ modelidir kendisi. Resmi sorumlu olunca ‘tak’ ceza heyetine. Nasıl unuttu? Eee kolay mı, kaç türlü baskı!
Evet ‘şikebahçe çalışıyor!’, Gökçek ‘Ben Fenerbahçeliyim’ diye bas bas bağırıyor ve görünen köyün kılavuz istemediği (!) haftalara giriliyor. Hatta girildi bile. Eskişehir’de içeriden çıkarılan top, Galatasaray’ın Kadıköy ve ASY’de verilmeyen penaltıları, ilginç hakem atamaları ve futbolumuz çok bilenlerinin suskunlukları! Kader mi örüyor ağlarını? Yok canım!
Bu arada herkes 4 büyükten birini unuttuğu gibi; Trabzonspor’un, şu kurgulardan zarar göreceği akıllara gelmiyor. Oysa ülkenin yüzde 80’i Bordo-Mavi şampiyonluğu bekliyor. Nasıl mı? Beşiktaşlı ‘Ben olmazsam Trabzonspor olsun’ der. Galatasaray ve şikebahçeli de aynısını diler. Yüzde 60 eder. Var mı yüzde 20 de Karadenizli? Etti yüzde 80. O zaman MHK atamalara azami dikkat göstermek zorunda. Hakem hatasına evet, atama hatasına hayır. Hele hele ‘onursal başkan’ provokasyonu? Külliyen hayır.
‘Hakemland’ değil ‘hakedenland’ futbol ülkesi isteme hakkı yok mu halkın?



Oğuz Dizer
keweel - arda - elano- baroş- keita