28. Nisan 2026, 16:15:13

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 120578 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #128 : 28. Ağustos 2008, 14:46:50 »
İstanbul'da bitmişti...


İstanbul'daki ilk 90 dakikanın ne kadar boşa harcandığı ortaya çıktı. Aslında iş Ali Sami Yen'de 14 dakikada kalemizde 2 gol gördüğümüzde bitmişti. Rumenler bu avantajı boşa kullanmadı ve Galatasaray'ı Şampiyonlar Ligi dışına itti. Aslında istediğini İstanbul'da elde eden Steaua, sahasında kapandı, aklını kullandı, kontra ataklarla çıkıp sonuca vardı. Kağıt üstünde doğru kadro sahadaydı aslında... Nitekim Galatasaray oyuna hakim gibi göründü. Steaua da futbolu riske etmedi temkinli oynadı. İlk 45 dakikada kalemize çektikleri tek şut vardı. Buna karşılık Galatasaray, 4. dakikada Kewell'ın şutu direkten döndüğünde yürekleri hoplattırmıştı. Cimbom, daha sonra rakip kaleyi yokladı. Bu maçta da tempo eksikliği göze battı. Dediğimiz gibi iyi kapanan Rumenler Arda, Kewell ve Lincoln'ü sıkı takip edip adeta hapsettiler. Galatasaray ikinci yarıya da baskılı başlamıştı ama bu görüntü gole kadar sürdü. Bizim taç atmayı beklediğimiz bir pozisyonda defansın arkasına sarkan Nicolita umutları Kaf Dağı'nın arkasına attı. Golden sonra Skibbe tek liberoya döndü. Ümit Karan'ı oyuna sürdü. Ardından Lincoln-Şaş değişikliği geldi ama ne yazık ki bir türlü aradığımız gol gelmedi. Rumenler bu dakikalarda seyircileriyle coştu... Tur için sahaya iki top atma, yerde yatma gibi her türlü ucuz numaralara başladı. Kontrolü kaybeden Galatasaray, bu bölümde kontrataktan kalesinde de bir çok tehlike yaşadı. Bu arada fark açılabilirdi. Sonuçta olmamız gereken yerde ne yazık ki olmadık, hatalar yaptığımız için olamadık. Aslında safdışı bırakmamız gereken bir rakibe elendik. Bizi 180 dakikalık serüvenin en çok üzen yanı bu... Artık Galatasaray'ın Avrupalı genlerinin harekete geçme zamanı geldi ve geçiyor. Çünkü bu oluşum, bu yönetim, bu kadro bunu yapacak güçte ve anlayışta... 


HASAN TANKAYA
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #129 : 28. Ağustos 2008, 14:51:43 »
İki 90 dakikanın sonucunda iki takımı karşılaştırsak herhalde çok büyük bir farktan bahsedemeyiz. Bir tarafta kendisini ispat etmiş yaşını başını almış önemli oyuncularla Galatasaray, diğer tarafta Rumen milli oyuncuların etrafına serpiştirilmiş, dünya futbolunda az tanınan kendisini, ispat etme peşindeki Steaua. Oynanan futbol çok farklı değil.
Bütün bu tabloda garip olan daha tecrübesiz olan tarafın yapması muhtemel sakarlıkları özellikle ilk maçta Galatasaray’ın yapmış olması.
Yardımcı hakemin golde ofsaytı ıskalaması, Kewell’ın direkten dönen topu gruplara devam edecek takımı değiştirebilirdi belki, ama bütün bu yatırımın sonunda Galatasaray’ın bu kadar rakibinden farksız olması gerçeği değişmeyecekti.
Bu bir sorun. Galatasaray’ın elindeki kadronun bu durumu hak etmediğini düşünüyorum. Dolayısıyla bu teknik direktör performasını da.
Galatasaray elindeki oyuncuların sahada ne verecekse onu verdiği, takımın yönlendirilmediği bir takım gibi şu anda. Bu açıdan bu kadar iyi ve önemli oyuncu transfer edilmesi iyi. Ancak bundan daha az iddialı bir takım, ama kendi farkını hissettirerek bir takım sanki daha ekonomik olurdu gibi.
Bütün bu durumu ‘O orada oynar mı, bu niye yedekte’ konusu olarak almayın. Geçen senekinden hiç de farklı olmayan Lincoln’ün neden bu kadar dakika aldığına bakın sadece misal. Aynı oyuncu, oyununda hiçbir fark yok ve hemen her duran topun başında yine o, oyunun merkezi o.
Şimdi durum buysa takımın teknik adamlık standardı düşmüş demek değil midir?
Skibbe’nin takımını nasıl dizdiği, kimi oynattığı, hangi oyuncu değişikliklerinin yapıldığı değil sorun. Hangi performansa ne değer verdiği?
Dün Galatasaray bu kez yardımcı hakemin sakarlığı sebebiyle elenmiş olabilir. Bu doğru.
Ancak sorun o değil...           
Sorun oyuncu kalitesinin kağıt üzerinde yükselmesi, ama teknik adam kalitesinin şiddetle düşmesi.


MEHMET DEMİRKOL

milliyet
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #130 : 28. Ağustos 2008, 14:53:17 »
Takım savunması yapamayınca...

İki aşamalı maçlarda turun gelişi veya gidişi genellikle ilk karşılaşmalarda ortaya çıkıyor. Galatasaray ilk maçta kendini yakmıştı. Rövanşta bariz bir hakem hatası olmasaydı turu kurtarabilir miydi? Yine de zordu.
Niye zordu? Çünkü doksan dakikada Galatasaray’ın dişe dokunur bir tane Kewell’la kaleye vurduğu, direkten dönen topu vardı.
Takımın ilk maça oranla daha iyi gözüktüğünü söyleyebiliriz. Ama bu daha iyi gözükmek tur için, gol atmak için ve gol yememek için yeterli olmadı. Galatasaray hücuma çok yavaş kalkıyor. Gerçi iyi top kullanan ayakları var, ancak iyi top kullanan isimlerin, çabuk oynamaya ve önde süratli adamlara ihtiyacı var.
Doksan dakikayı şöyle bir düşünün... Galatasaray kalesinde kaç tane gol pozisyonu verdi, buna karşılık kaç tane net pozisyon üretti? Bu hemen ortaya çıkıyor.
Bana göre Galatasaray’ın oyuna başlama stratejisi yanlıştı. Çünkü Galatasaray’ın dün akşam gol yemeden gol atmaya ihtiyacı vardı. Veya yerse de yediğinden fazla atmak zorundaydı, eğer üç tane gol atamayacaksa... Bu nedenle Arda, Kewell, Lincoln gibi ayaklardan birinin ve de özellikle Lincoln’ün ilk 11’de düşünülmemesi gerekirdi.
Fizik kapasitesi düşük, kalitesi yüksek ayakların özellikle oyunun son bölümlerinde daha etkin olduğu bir gerçek. Fakat bunu kullanamadılar. Sonradan yapılan ise artık, “Kalemde gol görürsem yapacak başka bir şey” düşüncesiydi. Yani Ümit’i, Hasan‘ı ve Aydın’ı oyuna aldıktan sonra Galatasaray maçı 5’e 5’e çevirdi. Bu oyunu kurtarmak için yetmedi, aksine kalesinde çok büyük tehlikeler yaşamasına neden oldu.
Galatasaray’ın iki tane önemli sorununu mutlaka çözmesi gerekiyor. Sarı-kırmızılı takım, Milan Baros geldikten sonra hücumda daha bir çabukluk kazanacaktır, ama kalesinde pozisyon görmeye devam edecektir. Çünkü Galatasaray takım savunması yapmıyor. Defansı sadece savunmada oynayanlardan, Mehmet Topal’dan biraz da Ayhan’dan bekliyor. Bu takım ve bu düşünce Türkiye liglerinde başarılı olabilir. Fakat Avrupa kupalarında çok zor. Şampiyonlar Ligi’ne kalsaydı, devam etmesi son derece zordu.

Degajdan iki tehlike
Yazık bir gün oldu. Esasında yazık gün İstanbul’da olmuştu. Çünkü şöyle derleyip, toparladığımız zaman Steaua Bükreş, gerçekten Galatasaray’dan daha bir takım değil. O zaman neye yanacağınızı bilemiyorsunuz. Hem çok önemli bir prestij hem de milyon eurolar ile ifade edilip, kaçırılan bir maddi gelir var ortada.
Özellikle üzerine basarak söylüyorum, Galatasaray defansı çok basit hatalar yapıyor. İki tane kaleci degajından gelen top Galatasaray kalesinde gol tehlikesi olabiliyor. Bunu Avrupa’nın güçlü takımlarında görmek ancak tesadüflere bağlıdır.
Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’ni kaybetti, ama Avrupa’nın dışına düşmedi. UEFA Kupası’nı da, Şampiyonlar Ligi’nden çıktıktan sonra kazandığını unutmamak lazım. Galatasaray, UEFA’da yoluna devam edecek bir kadroya sahip, ancak hem oyun anlayışında hem de takımda revizyon gerekiyor. Bunu başaracaklardır kanaatindeyim...
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

beckham12

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 1950
  • Yaş: 39
  • Yer: istanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #131 : 28. Ağustos 2008, 20:41:15 »
Çingene velet!
28.08.2008
Başlığı yadırgamayın. Hikayesi var;
Steaua Bucuresti’nin Başkanı George Becali Bükreş’in kenar mahallelerinde yaşayan bir çingene çocuğunu almış, ‘al sana forma gel Steaua’da oyna!’ demiş...
O da başlamış oynamaya...

Adı; Romence’de ufak sevimli çocuk, velet manasına gelen Nicolita.
Galatasaray’a golü atan işte bu Nicolita, S. Bükreş’i de Şampiyonlar Ligi’ne taşıyan işte bu velet!
Bana bu hikayeyi Türkiye-Bükreş arasında otobüs taşımacılığı yapan Ortadoğu seyahatten Mehmet kardeşim anlattı. Onlar da Galatasaraylı...
Ben de sizlere aktardım.
Demek istediğim; Galatasaray, milyon milyon eurolar harcayıp takım kurar Şampiyonlar Ligi’ne giremezken, işbilen Becali bir küçücük veletle Champs League’e giriyor.
Gel de isyan etme!

 
 
Üzüldük ama UEFA’ya süzüldük!
Biz bu turu zaten İstanbul’da kaybetmiştik. Bükreş’e şans aramaya gittik. Beceremedik.
Şimdi UEFA’ya devam.

Olan oldu, şimdi Galatasaray’a kuş bakışı bakalım. Yıpratmanın, lanetlemenin, Skibbe’ye, Yönetime çatmanın tavı geçti.
Bunları testi kırılmadan söylemek lazımdı. Ben müsterihim söyledim, şimdi artık bir bardak suda fırtına koparmanın manası yok!

Galatasaray, Bükreş karşısında mevsimin en iyi futbolunu oynadı. İlk 11 ve devamındaki değişiklikler doğruydu. Bir şeye itirazım var. Bu takımda Barış mutlaka ilk 11’de oynar!
Barış Galatasaray’ın temposunu yükselten isim, rakiple boğuşan isim, koşan, takımı ateşleyen biri. İyi kötü demem Barış’ı oynatırım.
Bu maçta Galatasaray’ın eksiği gol yollarındaki zafiyetti. Sabaha kadar oynasalar tesadüflerin dışında gol olmazdı. Nonda ve Ümit Karan’ı suçlamıyorum. Galatasaray topu rakip on sekize taşıyamıyor. Orta sahadan takımı gole itecek adam noksanı var. Hareketli, topla ileri doğru adam geçen ve sürpriz gol pozisyonuna giren kimse yok. Takım çok zaman kaybediyor ve rakip defans kapanıyor.

Galatasaray, Bükreş karşısında iyi mücadele etti ama oyuna tempo kazandıramadı. Kewell, Lincoln hatta Nonda çağın futbol anlayışından noksan kişiler. Durarak ve bireysel beceriyle hareket eden ama devamlılığı olmayan isimler. Lincoln ve Kewell’la şimdilik takım 9 kişi oynuyor. Galatasaray’ın bunlarla ve bunların bu halleriyle Avrupa’da başarılı olması mümkün değildi! Düzelir, hızlanırlarsa ne ala yoksa bu Galatasaray ancak yurt içinde güreşir. Onda da şüpheliyim çünkü bu yıl Turkcell Süper Ligi’nde çok iyi takımlar var, onlar da tempolu oynuyorlar. Örnek; Gaziantep, Bursa, Kayseri. Haberiniz olsun bu hafta Galatasaray’ın Kayseri’de işi zor.

 
 
Skibbe karar vermeli
Tekrar ediyorum olan oldu bu turu Skibbe İstanbul’da verdi. Ama adamı kovacak halimiz yok. Bundan sonra Skibbe bir karar vermeli ve yaratacağı takımı bir daha bozmamalı.
Bükreş maçında Linderoth sağ bekte oynadı. Ayıptır söylemesi benden başka kimse bunu önceden yazmadı. Medya faka bastı.

Linderoth çok da iyi oynadı. Hakan Balta, Servet ve Meira ile iyi uyum sağladı. Kademe ve ofsayt taktiğinde hata etmediler. Hatta ilk yarı rakibe net pozisyon vermediler ilk 45 golsüz bitti. Bu Galatasaray için başarıydı, bir gol bulsa turu kapacak haldeydi.
Yalnız Linderoth hiç hücuma çıkamadı, hep savunmada kaldı. Bu eksik tarafıydı. Ama oyun da buna izin vermedi.

Artık transfer de bitti sayılacağı için Skibbe Galatasaray’ın maç kadrosunu belirleyecek ve bir daha üzerinde oynamayacak!

 
 
Milan Baroş ilaç olabilir
Çek futbolcu Galatasaray’ın aradığı kandır ama üzerinde şüpheler var.
Biraz haylaz! Biraz haşarı. Biraz hayırsız!...

Şayet burada toparlanırsa Galatasaray’ın orta sahadan çıkışlarında önemli rol üstlenir. Bükreş’e elenişte Baroş eksiği çok hissedildi.

Çünkü; Kewell, Lincoln ve Arda ne kadar yetenekli olurlarsa olsunlar çok ağırlar. Rakibe saldırırken Galatasaray bu oyuncularla rölantide gidiyor. Hızlanmaları gerekir hızlanmazlarsa makas yemeleri gerekir!

 
 
Barış ve Baroş
Eğer Bükreş karşısında Barış ve Baroş olsaydı Galatasaray tur atlayabilirdi.
Arda, Mehmet Topal, Barış, Baroş, Ayhan, Nonda mükemmel olur.
Lincoln, Kewell ve Hasan Şaş gereğinde kullanılır.
Galatasaray’ın defans sorunu yoktur. Bükreş maçında çok beğendim.
Sonlarda dağıldılar demeyin bu maç istisna! Doğaldır. Çünkü Galatasaray defans emniyetini bıraktı bütün hatlarıyla gole koştu, savunma unutuldu!
Kabahat değil, Son şanslar denendi...
Buna rağmen yenen gol ofsaytten!

 
 
Ofsayt gol de bahane değil!
Kayırmacayı bırakalım;
Galatasaray o golü ofsaytten yemese yine elenecekti!
Gol atamıyor.
Kewell ve Lincoln’le Galatasaray 9 kişi oynuyor.
Kewell topu ayağına alınca basan rakibi yoksa sabun gibi kayıyor, rakibi nasıl geçti, nasıl on sekize aktı göremiyorsun. Topu kaybedince de duruyor. Ancak Kewell’e ayak uyduracak zeka ve tarzda başka oyuncu yok. Lincoln ağır! Arda, Nonda ona keza... İlle de Barış ve olursa Baroş!
Lafı yine kaçırdık;
Bükreş maçı 5-0 da kazanabilirdi ama Galatasaray’ın Kewell’in direkten dönen şutundan başka net pozisyonu yok!
O zaman?
.........

 
 
Kısmet UEFA’ya
Yine de Galatasaray’a güveniyorum. Yeter ki taşlar yerine otursun, Baroş ve Sanctis iyi çıksın.
Lincoln’e çare bulunsun.Kewell ve Linderoth daha iyi hazırlansın!
Sıkıldım!
Hep se, sa, cek, cak...
Bakalım...
Kısmet UEFA’ya...

 
 
şikebahçe başardı
Acımasız rekabeti bırakın! şikebahçe çok zor şartlarda gereğini yaptı, Şampiyonlar Ligi’ne girmeyi başardı. Kutluyorum. Hiç olmazsa ülke olarak Champs League’de bir takımımız var bu gurur payıdır. Ancak Fenerli havaya girmesin bu kadro Avrupa’dan puan çıkaramaz!
Partizan maçını seyredemedim. En has Fenerli Rıdvan Dilmen’i okudum öldük öldük dirildik!’ diyor. Son 20’de çok zorlanmışlar. Mutlaka bir kaleci ve 2 Aurelio gerekli. Böyle olmaz!
şikebahçe takım halinde eksik. Orta alanı rakibi bastıramıyor. Kopuk kopuk... Zor maçları kaldıramaz! Vederson ve Deivid de yok!
Emre Belözoğlu bir muamma!
Daha başında söyledim. İyi Emre başa konan devlet kuşu.

Bu Emre devamlı sakat!. Son 7 senede üst üste oynadığı 5 maç yok!
Nasıl takımına faydalı olur!
Ka-Kazım, Maldonado, Selçuk, Deniz, Ali Bilgin, Uğur Boral’ın hiç biri rakibe basıp top kazanacak, kazandığı topu oyuna sokacak isim değil! Devamlılıkları da yok!

Alex, Güiza, Semih’e bir diyeceğim yok ama Aragones bunların üçünü de oynattığı vakit onların arkasına mutlaka Senna, Aurelio, Alonso’yu bulması gerek. Kaleye de güçlü bir isim... şikeci bunları bulmuş olsaydı şöyle derdim; şikebahçe Şampiyonlar Ligi’nde final oynar.

 
 
UEFA’dan maxi paraya inanmıyorum
şikebahçe, Galatasaray’ın alamadığı Şampiyonlar Ligi parasını da alacakmış! Keşke şikebahçe yüz milyon euro alsa... Daha araştıramadım ama aklım basmıyor!
şikeci bu parayı alırsa S. Bükreş ne alacak?
Hadi bakalım...

 
Osman Tanburacı

luckys

  • Cezalı
  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 147
  • Yaş: 44
  • Yer: ankara
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #132 : 29. Ağustos 2008, 10:50:38 »
KARL HEINZ FELDKAMP
 k.feldkamp@zaman.com.tr
 
Galatasaray, imaj ve 15 milyon Euro'yu kaybetti 
KARL HEINZ FELDKAMP   
 
Yazık oldu. Hem de çok yazık. Şampiyonlar Ligi eleme maçında Romanya gibi bir ülkenin şampiyon ekibine karşı mücadele verileceği anlaşılamamış gibi göründü.
Futbolcular ve teknik ekibin her iki maça da iyi hazırlanmadıkları ortaya çıktı. Oysa Galatasaray için çok önemli olan bu maça Ocak 2008'den itibaren hazırlanılmalıydı.

Galatasaray yönetimi mutlaka benim bu yöndeki çığlıklarımı hatırlıyordur. Ocak 2008'de, "Bu takıma bir kaleci lazım. İsveç kalecisini alalım. Bu takıma bir orta saha gerekli. Sivas'tan Mehmet Yıldız'ı mutlaka transfer edelim." diye adeta yalvarmıştım. Özellikle deplasmanda kaybedilen maçta orta saha ve sağ kanatta Galatasaray etkisiz kaldı. Hele Linderoth'un pozisyonu çok yanlıştı. Linderoth, tam sağlığına kavuşmuş olsa bile bu pozisyonda oynatılmaz.

Şampiyonlar Ligi ön turunda elenmek Galatasaray için yerinde sayma değil, bir geriye gidişin habercisi. Bu moral ve çevre şartları ile UEFA Kupası'nda neler yapabileceği de soru işaretleri ile dolu. Bükreş karşısında alınan yenilgi uluslararası arenada önemli bir imaj ve 15 milyon Euro'nun kaybı anlamına geliyor. Ligde şampiyon olmuş bir takımı çalıştıran antrenör olarak benim üzüntüm oldukça büyük.

Galatasaray, bu tarihî maça son dört haftada değil bu yılın ocak ayından itibaren hazırlanmalı idi. Avrupa'da başarı getirecek bir takım için takımı her geçen dönemde güçlendirecek isimlerle takviye yapmak gerektiğini yönetime söylüyordum. Yeni transferlerden Meira asla Song'dan çok çok üstün bir isim değil. Ancak yerini doldurabilen bir isim. Birkaç gömlek üstün demek Song'a haksızlık olur. Hakan Şükür sonrası takıma gelen Kewell da gözle görülür bir güçlenme değil. Futboldan anlayanlar bunu net olarak söyleyebilmeli.

Galatasaray'ın elendiği bir ortamda şikebahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nde yeniden tek başına Türkiye'yi temsil etmesi önemli bir başarı. Onları asla kıskanmıyorum. Sadece eski bir Galatasaray antrenörü olarak biraz üzülüyorum. şikebahçe bu hamlesi ile yeniden ekonomik yönden Galatasaray'ın önüne geçme fırsatı yakaladı. Şampiyonlar Ligi'nden gelecek paralarla rahatlayacak. Ve bu paralarla olumlu yönde güçlenmesini takıma da yansıtacak.

Galatasaray adına şimdi masada ağır bir fatura duruyor. Umarım bu kaos günlerinden bir an önce kurtulup, ligde ve UEFA Kupası'nda taraftarını daha fazla üzmezler.

 
29 Ağustos 2008, Cuma
HANGİ SEVDADAN GALİP ÇIKTIK Kİ YÜRÜYORUZ SESSİZ VE KEDERLİ NEVİZADE GECELERİ İNLETİYORUZ HEP ÇIKIŞINDA İSTİKLAL CADDESİNİ

lemegan

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Nis 2008
  • İleti: 977
  • Yaş: 36
  • Yer: ALİBEYKOY(semt aşkı)
  • metal band
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #133 : 29. Ağustos 2008, 16:15:29 »
NECDET ERGEZEN 


 KADIKÖY FANTEZİSİ!

"Kandırınn kandırınn kendinizi kandırın, Kadıköy’de finalle kendinizi kandırınnnn..."

Bu sözleri geçen sezon Galatasaray tribünlerinde çalıp, söylenen “Çıldırın” bestesiyle söylerseniz belki birşeyler ifade edecektir sizlere. Gerçekten neler hissettiğimi yazamıyorum. Bükreş maçı biter bitmez yazmamak için içimden saymaya başladım. Milan Baros imza törenindeki 'bam telinden' kandırmacayı duyana kadar da saymaya devam ettim. Kadıköy’de UEFA Kupası yalanı gerçekten inanılacak bir şey değil. Şampiyonlar Ligi’ne katılamıyorsun diye ezeli rakibinin sahasında oynanacak finalden medet ummak hiç kabul edilebilir mi Ne olacak Kadıköy’de? UEFA Kupası'nı kazansan yıldızlı pekiyimi alacaksın?
Bu durumda mı, Galatasaray yönetimi, bu yönetim mi müzesinde bir UEFA kupası, bir Süper Kupa bulunduran! Şampiyonlar Ligi’ne kalamıyorsan bari çıkıp sadece başarısızlığın sorumluluğunu üzerinize alında dürüstlüğünüze ya da samimiyetinize güvenelim.

Ali Sami Yen'de belli olmuştu ilk maçın sonunda zaten Şampiyonlar Ligi biletini alamayacağınız. Zaten transfer sezonu açıldığında açılmıştı renginiz. Eğri gemi doğru sefer yaptı diye geçen sezon kazanılan şampiyonluk sadece hava katmıştı sizlere. Kendi aranızda hiç konuşmamışsınız belli. 
”Hocasız şampiyon olduk ama her defasında bu kadar şanslı olamayız”  dememişsiniz birbirinize.
Ali Sami Yen de maçlardan önce dağları, denizleri ben yarattım edalarıyla yürürken aklınıza gelmemiş bu hallere düşeceğiniz çok belli. Bonservis bedeli ödeyecek paranız, iyi teknik adam getirecek gücünüz olmadığı için değil korkularınız olduğu için Şampiyonlar Ligi'ni  televizyondan seyredecek ve seyrettireceksiniz

Galatasaraylılara hatırlatayım. Kurduğunuz bu kadroyu takdir etmek gerek. İsimler şahane ama zihniyetiniz sıkıntı yaşatacak sizlere. Kalli’yi kontrol altında tutamadığınız için karakterli hocamız olmasın dediniz heralde. Zaten takım elbiseli masa başı  teknik direktörleriniz var, geçen seneden takım yapmaya hevesli olan. Ne gerek var iyi teknik adama değil mi? Güçlü bir hocanız olsa belki Kewell’i  oynatmaz, Lincoln’ü istemez, yeni transferleri küstürür. Aman aman en iyisi silik olsunda takımı siz yapabilin diye düşündünüz heralde.

Galatasaray yönetimi daha ilk hezimetin arkasından hocamızın ve teknik ekibin arkasındayız diyorsa ortada ters bir durum var demekki. Teknik ekipte sorun yoksa iki sorumlusu var Şampiyonlar Ligi faciasının o zaman. Ya futbolcular  ya kendileri. Peki bedelini kim ödeyecek? Yanlışı kim yaptı da Galatasaray Şampiyonlar Ligi'ne katılamıyor. Sayın Başkan diyor ki kendilerinden daha alt seviyede bir takım olan Steaua Bükreş’e elenmelerine aslında çok daha fazla üzülmüş. 1985 - 86 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası Şampiyonu Steaua Bükreş. 1986 yılı UEFA Süper Kupa Şampiyonu Steaua Bükreş. 1988 -1989 sezonu Şampiyon Kulüpler Kupası finalisti Steaua Bükreş, 2005 - 2006 sezonu UEFA Kupasi yarı finalisti Steaua Bükreş. Romanya Ligi'nde 23 kere şampiyon olmuş Steaua Bükreş. Hocası yıllarca her transfer sezonunda dedikoduları çıkıpta Türkiye'ye bir türlü getirilemeyen Lacatuş. Kimin daha büyük ya da Avrupalı olduğunu tartışmayalım, ne dersiniz? Kadıköy fanteziniz için önce şu Bellinzona’yı eleyin, karşı tarafa nasıl olsa bir vapur ya da dolmuşla iş çıkışına da kalmamaya dikkat ederek geçebilirsiniz belki.

Bu arada Milan Baros imza töreninde neredeyse kalabalığın içinde kaybolmuştu. Bir tercüman, bir başkan, beş ya da altı tane yönetici yine kameraların karşısında gövde gösterisine çıkmıştı. Ama açık söyleyeyim, gözlerim en çok sayın Sezginle, sayın Üstünel'i aradı. Yoksa onlar sadece başarılı sonuçların, ya da "bomba" transferlerin  imza törenlerinde ya da havaalanlarında mı kameraların karşısına çıkıyorlar?
Çok özletmeyin kendinizi...



küstah herifin yazdığına bakın...bunların hepsini yutturacak adnan başkan.barosu (eminimki tanımıyordur adam gibi)sallamakla nitelendiren bir insan. bu yengeç gal,iba basın toplantısını izlememiş bile adam elimden geleni yapıcam dedi şunu yapıcam kupa laıcam demedi ki ne sallaması :hehe:  bu fenerliler harbi, acaip mahlukatlar be
...Dünya Yalan Söylüyor...
Metal Inside :D

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #134 : 29. Ağustos 2008, 17:18:03 »
Enişteye dikkat!

İnat bazen her şeyi berbat edip bitiriyor, tıpkı Skibbe örneğinde olduğu gibi... Daha işin başında dedik ki Skibbe ile bu iş asla olmaz. Onlar bizim "Olmaz"ımızı "Olur" gibi algılamış olacaklar ki, yola yarı eniştemiz ile devam ettiler. Yazık ettiler. Koca Galatasaray bugüne kadar hiç elenmediği ön elemelerde yok olup gidiverdi. Acaba enişte bey bunun farkında mı? Galatasaray'ın yarısı kadar Şampiyonlar Ligi'ne katılmamış sarı-lacivertli takım için gazeteler "şikebahçe kendi liginde" diye yazarken, Galatasaraylı taraftarların ne hale geldiğini biliyor mu?... Yarı eniştemiz sekiz ay oynamamış Linderoth'u bek koymuş. Hem de Barış kulübede otururken, sonra da Aydın'ı oyuna alıyor. Daha evvel de Erhan'ı almıştı... Yapma be hocam, sen stajyer onlar genç, nasıl olacak bu iş... Sayın Skibbe maç sonunda hakeme çatıyor ve ofsayt golle yenildik diyor. Aman ne komik. Hocam maçın sonucu 1-0. Sanki gol atmışsın da hakem seni ofsayt golle yakmış gibi konuşuyorsun.. İki Adnan'lara ufak bir uyarı... Bunca yaptığınız güzel şeyler bir anda eridi bitti. Üstelik alacağınız büyük parayı da kaybettiniz. Taraftarın şikebahçe karşısındaki üzütüsü ise işin cabası...

İSMET TONGO

fotomac
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #135 : 01. Eylül 2008, 14:02:21 »
Kısırlık!

Rakamların, dizilişlerin, oyuncuların bir önemi yok görünüyor. G.Saray, kim oynarsa oynasın, nasıl dizilirse dizilsin kısır bir futbol oynuyor. Eğer yeni dönem Alman futbol anlayışı bu ise ilk yarıda sıfır gol pozisyonu ile oynayan, biri iki ölü toptan başka tehlike adına hiçbir şey yapamayan bir takımla yaşamaya alışmalıyız. "Saracoğlu'nda final oynamak istiyoruz" lafını Adnan Polat'a söyleten bu futbol mu? Bana göre tek doğru Lincoln'ün yedeğe çekilmesiydi... Oyuncuların kişilikleri ve oyun karakterlerinden bahsetmenin hiçbir yararı yok. Galatasaray takımı kalabalık savunma yapayım derken pozisyon veren, tek santrforlu oyun sistemi düzenlerken ceza sahasına giremeyen bir takım. Bunu bulan da dahi Skibbe. Yılların hücumcu takımından, takım kalitesi ve kapasitesi bu kadar yükselmişken bu kısır oyunu çıkarabilmek için genç ve yeni dönem hocası olmak gerek sanırım. Maç kıran kırana ama kalitesiz oldu. Birbirini kollamaktan iki takım da neredeyse yoruldu. De Santis güven verirken, Kewell her maç üzerine koyuyor. Nonda yok, Karan var ama ceza sahasında değişen bir şey yok. Kayseri yoruldukça Galatasaray'ın biraz ön plana çıkmasını sağladı. Ve flaş transfer Milan Baros sahaya girdi.

Değişen bir şey yok
Kazanma adına en küçük bir hamle yapmayan Skibbe kaybedilen puanların tek sorumlusu. Baros, Nonda, Ümit, Kewell, Arda, Lincoln, Ayhan, Mehmet... Bu kadrodan golsüz bir futbol çıkarmayı bir beceri kabul edeceksin, Skibbe gerçekten çok becerikli. Son yıllarda izlediğim en keyifsiz takım bu. Ceza sahasına gelemeyen, gol pozisyonu üretemeyen, zevk vermeyen kısır bir takım. Kayseri'de bir Mehmet Topuz daha olsaydı kazanırdı. Ev sahibi rakibinin isminden çekinmeseydi galibiyeti kolay elde ederdi.

ŞÜKRÜ KANBEER

fotomac
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #136 : 01. Eylül 2008, 14:03:05 »
Su içiyordu Skibbe!

Kayserispor Teknik Direktörü Tolunay Kafkas maçtan önce "Galatasaray'ı yeneceğiz, puansız göndereceğiz" anlamına gelen şeyler söylemişti. Şiiri ve kavgayı seven bu genç adamın bir şeyler yapıp, futbolun başka türlü bir şey olduğunu göstereceğini zannettim. İddialı olmak güzel şey tabii ki. Keşke Galatasaray Teknik Direktörü Skibbe de böyle iddialı sözler edebilse. Bir ara baktım yedek kulübesine Skibbe su içiyor... Ama o kadar iddialı söze karşın Tolunay'ın yaptığı şey orta sahayı 5'lemek olmuş. Bu bile yetti gerçi. İlk yarı kahırrr! kahır! çektim ortaya konulan futbol yüzünden. Bir ara maçı anlatıcısı arkadaş "Galatasaray defansı çizgi halinde yakalandı" dedi. Ee hep aynıyız ki! Bizim kocaoğlanın yanından geçen ve biraz seri bir oyuncunun ardına düşmek için taksi tutması gerekiyor. Skibbe su içiyor... Yine çizgi pozisyonlardan birinde Sanctis'in kol bacak kapatması olmasa direk dibinden yazacaktı Kayserililer ilk gollerini elektronik tabelaya. Kalecimiz defansın unuttuğu ters tarafı çok iyi kapattı. İlk topu çok iyi oynadı yani. Sonra da her topun ardından arkadaşlarını yüzüne astığı o kederli kaş hareketiyle uyardı. Ee neredeyse defansın tümü sahada konumlanış hatası içindeydi ilk 45'te Galatasaray sancılı... Skibbe su içiyor.

Alman su içti, biz kahır!
İkinci 45'e 'bir şeyler olsa / bir sağanak patlasa / bitse bu kirli yapışkanlık' diyorum. Olmuyor. Üzerimizdeki ölü toprağını kaldırmaya yetmiyor devre arasındaki muhtemel konuşma.. Skibbe su içiyor. Arda'sız yani topu sürükleyecek adam olmaksızın oynuyor Galatasaray; daralarak, sıkıntılı, eza içinde. Formasıyla sahada ama kendi Arda'sız. O ara yeni transfer Baros'un kenarda ısınırkenki heyecanlı halini izliyorum. Alemin, çıkıp ne yapacağını beklediği bir maçta, onun kenardaki ısınma hareketlerini izliyoruz bir süre. Skibbe su içiyor şişeden. Hava sıcak, nemli, daralıyoruz... 'Sonları bekleyeceğiz galiba' diyorum içimden. Bir sağanak patlayacak belki, Balta belki, Topal uzun erimli bir şutla ağları sarsacaklar diye bekliyorum. Olmuyor. Skibbe şişeden, biz kederden demleniyoruz. Baros oyuna giriyor ama kanatlara yıkılıp oradan yan ortalarla, olmadı ceza sahasının üstüne kadar kontrollü toplarla inip, verkaçlarla gol arayan bir ekibe yarayacak bir 'iyi topçu' daha diğer iyi topçu Kewwell gibi sancılı dolanıyor sahada. İlk ciddi atak organizasyonunu 53'te yaptı Galatasaray. Varın gerisini siz düşünün. Skibbe su içiyordu şişeden, biz kahır yudumladık maçın sonunda...


HAKAN DİLEK

fotomac
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #137 : 01. Eylül 2008, 14:03:46 »
Jübile takımı mı?

Galatasaray'ı seyrettikçe ne yapmak istediğini anlayamadım. Bu takım bir jübile mi, yoksa bir lig takımı mıydı? Ben dakikalar ilerledikçe seyrettiğim Galatasaray'ı bu iki modelin hiçbirisine uyduramadım. Öncelikle Galatasaray klasik saldırgan, rakip sahaya bastıran futbolunu tamamen kaybetmeye başladı. Bunda bay Skibbe'nin yüzde yüz hatası var. Ne oynatmak istediğini, rakip sahada ne yapacaklarını herhalde iyi anlatmamasından ileri geliyor. Futbolcular ligin sonundaki son maçları oynayan bir takımın oyuncuları gibi. Kora kor bir mücadele, omuz omuza top sürme ya da bunlara benzer hiçbir şey yok. Kim kime dokunursa o yere yıkılıyor. Doğru dürüst bir şut göremedim. Kanatlardan yapılsa ya 10, ya 15 tane top ortalandı. Onlar da hiçbir şeye benzemiyordu. Yani anlayacağınız daha mevsim başında, "Ben şampiyon adayıyım. Bu yıldız futbolcuları aldım. Onlarla hedefime gideceğim" diyen bir takım değil Galatasaray!

Skibbe'ye 9 tur attırır!
Dünkü maçta iki teknik adamı yani Tolunay ve Skibbe'yi terazinin kefelerine koysak, Tolunay çok daha ağır basardı. Hiç olmazsa takımı ne yaptığını bilen bir ekipti. Galatasaray'ı rahatsız edici futbolu, orta sahadan itibaren onları kontrol altına almak isteyen düşüncesi hep başarılı oldu. Galatasaray'da dün iki tane yeni oyuncu vardı. Baros, on dakika oynadı. Hakkında yorum yok. Kaleci De Sanctis iki üç tane topa çıktı. Onları kesti ama çok önemli bir golü de kurtardı. Bu kurtardığı gol Olembe'nin altı pasın köşesinden vurduğu şuttu. Ve maçın önemli hareketi de buydu. Şöyle düşünüyorum koca Galatasaray'ın, "Ah be bu da kaçar mı?" dedirtecek bir tek gol pozisyonu yoktu. Yahu sizlere soruyorum, lütfen bana söyleyin, böyle bir takım olur mu? Geçen sene son 6 maçtaki teknik kadro, bu Skibbe'ye dokuz tur attırır. Ama bir türlü Galatasaray'ın yönetimsel sorumluları bunu kabul etmiyorlar. Uzatmayalım, 0-0'lık sonucu Galatasaray kurtarılmış bir puan olarak görmeli. Kayserispor daha dikkatli olsa üç puanla sahadan çıkabilirdi. Ne hikmetse ikisi de birbirinden korkan iki takım gibi maç yaptılar. Türk sporu adına yazık!..

İSMET TONGO

fotomac
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #138 : 01. Eylül 2008, 14:04:37 »
Biri anlatsın

Galatasaray'da yine bir operasyon erken başladı. Dün sahaya çıkan kadroya baktığım zaman bunu açıkça gördüm. En son oynanan Steaua Bükreş maçı sonrası basın toplantısında Skibbe'ye Lincoln'u sordum. Alman hocadan aldığım cevap, "Görevini yaptı" şeklindeydi. Öyleyse görevini yapan futbolcunu niye kestin sayın Skibbe? Bana göre doğru bir karar ama hocadaki çelişkiyi anlamadım! Kayserispor maçında kaleye nihayet Sanctis geçebildi. İtalyan kaleci her haliyle güven veriyor. İlk yarıda öyle bir kurtarış yaptı ki muhteşemdi. Akıllara "Böyle bir kaleci Şampiyonlar Ligi ön eleme maçlarında niye oynamaz?" sorusunu getirdi. Maçın ilk yarısında da sahada sadece akılda kalan bu gol pozisyonu vardı. Onu da Sanctis kurtardı. Galatasaray ise tek bir pozisyona giremedi. İlk yarı boyunca Ümit, forvette yalnız kaldı; orta sahadan yeteri desteği alamayınca da Kayserispor defansı içinde kayboldu. İlk yarıda Lincoln'un görevini Kewell yaparken, Arda solda, genç Aydın da sağda görev yaptı ama bu diziliş pek başarılı oldu diyemem. 2. yarı ise Arda, Lincoln'un görevini Kewell'den devralırken, Avustralyalı futbolcu da orta sahanın soluna geçti. Bu değişiklik biraz daha olumlu gözükürken, takımda da bir canlanma gözlerden kaçmadı. Ancak bu yarıda sadece Servet'in kafa vuruşu vardı, onu da kaleci köşeden çıkardı. Bunun dışında Galatasaray adına maç boyunca olumlu yazılacak tek bir şey göremedim.

Skibbe'yi uyarsınlar
Yeni transfer Milan Baros, 73. dakikada Ümit'in yerine oyuna girdi. Çok az topla buluştu ama klas olduğunu her haliyle belli etti. Bu karşılaşmanın hakkı beraberlikti, sonuçta bu oldu. Her iki takım da galibiyeti hak edecek bir oyun ortaya koymadı bana göre. Bundan sonra Galatasaray kesinlikle çift forvet oynamalı. Orta sahadan kimi kesersen kes ama bu takım çift forvet oynarsa gol pozisyonları daha çok olur. Son olarak... Lütfen birileri Galatasaray takımını Skibbe'ye anlatsın. Galatasaray nerede oynarsa oynasın rakiplerinden korkmaz, kendi sistemi ile oynar. Korktuğun zaman Bükreş gibi bir takımdan İstanbul'da iki gol yersin ve elenirsin. Bunu sayın Skibbe öğrenmeli.

yaşar yalçın



fotomac
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #139 : 01. Eylül 2008, 14:05:21 »
Skibbe korkutuyor!

Alman teknik adamlara akıl sır erdirmek gerçekten zor. Kendilerini alim ya da kaşif zannediyorlar sanırım! Geçen dönem Kalli, şimdi de onun vatandaşı Skibbe, G.Saray kadrosu ile dama taşı gibi oynamayı maharet sayıyor. Farklı isimleri, farklı mevkilerde oynatmak en büyük heyecanları. Hele hele her maça farklı onbirle çıkmak ise en büyük fantazileri. Sokaktaki çocuk biliyor ki G.Saray, Şampiyonlar Ligi şansını Alman teknik direktör Skibbe'nin yetersizliği nedeniyle kaybetti.. Hatırlayın, Kalli de Hasan Şaş'ı sağ beke çekip bir kahraman yaratma şansı aramamış mıydı? Ama Skibbe'nin işi her geçen gün daha da zora giriyor. Yönetim her ne kadar her fırsatta "Hocamızın sonuna kadar arkasındayız" dese de, Steaua Bükreş darbesini kolay kolay hazmedeceğini sanmıyorum. Skibbe'nin dünkü sürprizi de Mehmet Topal'ın kulübe olmasıydı. Eğer Topal sakatsa niye kulübedeydi? Ayhan-Mehmet Topal çift libero sistemi tutmuşken, bu riske gerek var mıydı? Allah'tan Linderoth sağ bekte tuttu, Aydın idare etti; Skibbe'nin riskleri göze batmadı.

Sanctis süper bir kaleci
Koca ilk 45 dakikadan akıllarda kalan, Sanctis'in inanılmaz kurtarışıydı. G.Saray'ın olumlu, akıllıca ürettiği tek pozisyon yoktu. İkinci yarıda G.Saray ilk 10 dakikada yalancı bindirmeler yaptı o kadar. Ümit Karan'ın form tutması zaman alacak belli ki. Baros 73'te girdi o da ayağına uyan olumlu pas alamadı. Sanctis, Servet ve Meira, G.Saray adına gecenin en çalışkanlarıydı. Kayserispor, 8 takviye yapmış yeni bir takım oluşturmuş. Aghahowa, Olembe, Escobar ligde çok takımın canını yakar. Hele Aghahowa cin gibi. Eğer etkili paslar alabilseydi gecenin skoreri olabilirdi. Bir çift sözüm de hakem Bünyamin Gezer'e. Acaba MHK hakemlerine "Sakın sevimli olmayın, kararınızı kabul ettirmek için avazınız çıktığı kadar bağırın, futbolcuları insan yerine koymayın" diye talimat mı veriyor? Bir hakem bu kadar korkunç görünebilir mi? Gezer'in futbolcuları bir dövmediği kaldı. Sayın Gezer, futbolcular savaşa çıkmadı. Maça çıktılar siz karıştırdınız galiba. Hakem babadır, şefkatli, sevecen olmalıdır. Hakem hakimdir, adalet dağıtmalıdır. Pardon siz dün gece hakemlik adına ne yaptınız?


ZAFER ERTEM

fotomac
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #140 : 01. Eylül 2008, 14:10:24 »
Korkakların gecesi

Büyük transferler yapmış iki iyi kadronun maçına takımlarını orta alanda kör dövüşüne mahkum bırakan iki korkak teknik direktör damga vurdu. Keyifsiz oyunda skor tabelası değişmedi..
 Yer Kayseri. Kayserispor Galatasaray'ı konuk ediyor. Yani geçen sezonun şampiyonuyla beşincisi.. Maç başlıyor. Ama başlamamış gibi. Sanki tembelin kuralları uygulanıyor sahada: Oturma şansın varsa ayakta durma. Yatma şansın varsa oturma. Oturan birini görürsen sen de otur yardım et vs vs... Sadece burada kurallar futbola adapte edilmiş. Yürüme şansın varsa koşma. Durma şansın varsa yürüme! Bu görüntünün sonucunda ilk yarının Galatasaray özeti şöyle: Sıfır, Galatasaray'ın organize atağı... Sıfır, bu maçta Galatasaray kaç gol atar sorusunun cevabı. 10, Galatasaray'da "Ben neredeyim, burası neresi?" diye dolaşan futbolcu sayısı... Bir, maçtaki mükemmel kurtarış sayısı: Olembe'nin 32.dakikada bir metreden vurduğunu De Sanctis inanılmaz bir refleksle çıkartıyor. Devamında yine Olembe vuruyor. Bu sefer Topal çıkartıyor. Buradan anladığınız üzere bir, sahada ne yaptığını bilen futbolcu (kaleci) sayısı... Kayserispor'a gelince. Onların Galatasaray'dan kalır yanı yok ama en azından bahaneleri daha sağlam. Sakatları, eksikleri var. Kaldı ki maçın 30.dakikasından itibaren biraz canlanıyorlar... 32.dakikada da ilk yarının en tehlikeli ve tek pozisyonunu (ki yukarıda De Sanctis'in mükemmel kurtarışı olarak geçiyor) onlar imzalıyorlar...

*KAYSERİSPOR - Galatasaray MAÇINDAN KARELER

BİRER PUAN DA FAZLA
Süper Kupa maçında devre arasını kendine gelmek için kullanmıştı Galatasaray, aynı rakibe karşı. İkinci yarıya özellikle Kewell'ın biraz canlanmasıyla bir tutam daha etkili başlıyorlar. Biraz, sadece biraz daha organizeye benzeyen pozisyonlar buluyorlar. Belki, Skibbe'nin müdahalesi bu dakikalarda gelse ve değişiklik 'taktiksel' olsa Galatasaray'ın umutsuz oyunu bir umut bulacak. Ama Baros-Karan değişikliği için nedense 75 bekleniyor. Başka değişiklik de gelmiyor! Sonuçta iki takıma da birer puan gidiyor. Ama bir futbol adaleti olsaydı gerçekten eğer, her ikisinin de sıfır çekmesi gerekiyor!

EBRU KILIÇOĞLU

sabah
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #141 : 01. Eylül 2008, 14:11:35 »
Sokak kemancısı
Galatasaray'ın 3 gün arayla üst üste iki maçı oynayacak fizik güce sahip olmadığı Kayseri'de iyice su yüzüne çıktı. Bu durum da, Skibbe'nin hazırlık kampında Galatasaray'ı iyi çalıştırmadığının bir göstergesidir. Galatasaraylı oyuncular fizik kaliteleri kötü olduğundan mesafe katetmekte zorlanıyor, güçsüzlükten istedikleri hareketleri saha içinde yapamıyorlar. Skibbe'nin iskelet kadroyu belirleyememesi ve 'deney' yapar gibi sürekli kadro üzerinde oynaması yetersizliğini ortaya koyarken, Galatasaraylı oyuncuları da şaşkın ediyor. Alman hocanın, oyuncuların yerlerini kadro arayışı içinde sık değiştirmesi hem Galatasaray'ın takım uyumunu sağlamasını engelliyor hem de futbolcuların kendine olan güvenini yaralıyor.
Skibbe kulübeden yanlış yapmasına karşın Aragones gibi otoriter davranamıyor. Bu otoritesizlik yüzünden Galatasaraylı oyuncular kafalarına göre oynuyor. Kısacası; Galatasaray'da takım disiplini yok, fizik güç yok, yardımlaşma yok, ruh yok ve en önemlisi hoca yok. Galatasaray yönetimi sokak kemancısından orkestra şefi yaratma ısrarını sürdürürse Galatasaray akordu bozuk takım olmaya devam eder.

AYDIN TERCİHİ YANLIŞTI
Galatasaray'ın defoları ilk yarı mehtap gibi ortadaydı. 50 milyon dolarlık transfer yapan Galatasaray'ın altı eksikli Kayserispor kalesinde ilk yarı tek pozisyonu olmadığı gibi korneri bile yoktu. Aydın tercihi yanlış bir sürprizdi. Bunca pahalı transfer arasında Aydın kurtarıcı olacaksa vay Galatasaray'ın haline. Aydın eline geçen fırsatı kullanmadığı gibi Galatasaray'ı 10 kişi oynattı.
İkinci yarı Arda, Lincoln'un görevine soyunup Kewell sola geçince Galatasaray hareketlendi. Kewell geniş alanlar bulunca Galatasaray Kayseri kalesine daha etkili gitti. Bu değişim için ilk yarının bitmesi mi gerekiyor? Çünkü Skibbe oyunun içine elini sokmuyor; elleri cebinde maçı izliyor. Baros transfer ediliyor; 70'te oyuna giriyor ve Karan çıkıyor. Galatasaray'ın gole ihtiyacı var ama Skibbe Steaua maçında yapmadığı çift forvet hamlesini eksik Kayserispor önünde bile yapamıyor. Galatasaray taraftarı bu sezon tribünde ve TV başında çok saç baş yolar.
Not: De Sanctis kalitesini belgeledi. Kurtardığı golde köşeye kartal gibi pike yaptı. Hangi Türk kalecisi olursa olsun Olembe'nin vuruşunda topla ağlara girerdi.

levent tüzemen
 
Yayın tarihi: 1 Eylül 2008, Pazartesi
Web adresi: http://www.sabah.com.tr/2008/09/01//tuzemen.html


nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #142 : 01. Eylül 2008, 14:12:45 »
Kalitesiz futbol


Dün akşam, ligin iki iyi takımı arasındaki karşılaşma beklentinin dışında ve çok durağan geçti. Belki iki takımda iyi mücadele etmeye çalıştı ama ne göze hoş gelen bir futbol ne de pozisyon zenginliği olmayan bir karşılaşma izledik. İlk yarıda sadece Kayseri'nin bir pozisyonu ikinrci yarıda da Galatasaray'ın 1-2 tane etkili diyebileceğimiz pozisyonu dışında kayda değer bir şey izleyemedik. Kayserispor'un eksikleri çoktu. Tolunay Kafkas'ın oyuna çok fazla müdahale etme şansı olduğunu söyleyemeyiz. Ama Galatasaray ve Skibbe açısından durum farklı. Sarı-Kırmızılılar'ın dünkü kadro yapısı beklentilerden farklıydı. Steaua'ya elendikten sonra sakatlıklar ve yorgunluklar göz önüne alındığınd kadroda bazı değişiklikler doğal olabilir. Ancak, basın toplantısında Steaua maçında 'Lincoln'den memnunum' dedikten sonra dün bu oyuncuyu yedek oturtmak Mehmet Topal'ı kulübeye çekmek açıkçası 'Bu kadroyu Skibbe mi yaptı?' sorusunu akıllara getiriyor. Dünkü kadronun sahaya dizilişininde mantıklı olmadığını söylemeliyim. Zaten oyununun başında da bunun sıkıntılarını Galatasaray'da izledik. Kewell ve Arda gibi kenar oyuncunuz varken, macera aramak niye? Kewell, Lincoln'ün yerinde ilk yarı hiç bir şey yapamadı. 2. yarıda sol tarafa geçti çok daha etkiliydi. Eğer lincoln'ü oynatmıyorsanız Kewell ve Arda doğru isim değil. Eğer Aydın'I oynatmak istiyorsanız Aydın, Lincoln'ün yerinde daha doğru bir isim. Çünkü Aydın, Linderoth'un önünde hem etkili olamadı hem de defansif özellikleri az olduğu için Kayseri'nin etkili olmasına neden oldu. Skibbe'nin bir ilginç uygulaması da Aydın bu kadar etkisizken, Baros oyuna girerken Ümit Karan'ı çıkarmasıydı. Oysa, Baros oyuna girdiğinde ona en fazla yardımcı olacak oyuncu Ümit Karan olabilirdi. Ve etkinliği artırmak isteyen Galatasaray'da Ümit, çok iş yapardı. Dün akşam, Galatasaray'da nihayet De Sanctis'i de izledik. Bir kaleci ilk maçında ilk kez bu kadar iyi oynayabilir. 32. dakikada çok güzel bir kurtarış yaptı. Çabukluğu, tecrübesi ve oyun sezgisiyle Galatasaray kalesini emin ellere teslim etti diyebiliriz. Pozisyon ve gol izleyemediğimiz tatsız maçta iyiler arasında Bünyamin Gezer'i de gösterebiliriz. Kararları çok isabetliydi. Sonuçta böyle kötü kalitesiz bir maçta puanların paylaşılması doğal sonuç. 

cüneyt tanman

takvim
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 679
  • Yaş: 39
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #143 : 01. Eylül 2008, 14:13:14 »
Bu futbol yetmedi


Galatasaray ilk deplasman maçında zorlu Kayseri deplasmanında 2 puan bıraktı.. Maça çıkan kadro akıllara bazı soruları getirdi.. Orta sahada ise kulak çekme operasyonu mu dersiniz, yoksa Alman teknik adam Skibbe bir nevi küçük çaplı bir operasyona mı gitti dersiniz yoksa Steaua maçında orta sahada verimsiz kalan ayakları dinlendirmek istedi dersiniz orasını size bırakalım.. Bu değişiklik Barış'ın sakatlanıp yerini Mehmet Topal'a bırakmasıyla erozyana uğradıysa da ilk yarıda zorlu Kayseri deplasmanında Galatasaray pozisyon bulmakta zorlandı. Karşılıklı kontrolle geçen ve pas hatalarına tanık olduğumuz ilk dakikalar sanki bitmek bilmedi.. Cim-Bom rakip sahaya yerleşmiş görünüyor ancak pozisyon üretmekte zorlanıyordu.. 33. dakikaya kadar böyle seyreden oyun De Sanctis mucize kurtarışıyla hareketlendi.. Kayseri'nin ilk yarıdaki tek atağıydı bu.. Evet bir değişiklik de Galatasaray kalesinde olmuştu. Kaleyi alan İtalyan çizgide çakılı kalmayacağını yan toplarda ve kornerlerde topu takip ederek çıkışlarda bulunacağını bize daha ilk yarıdaki oyunuyla kanıtladı.. Hele sözünü ettiğimiz pozisyonda "mutlak bir golü önledi" lafının tam oturacağı bir kurtarış yaptı ve gelecek için taraftarlara ve camiaya ümit verdi.. İkinci yarıda Galatasaray oyunu daha çok arzu eden bir görüntüdeydi..Kewell'ın soldan bindirmelerini izledik.. Kayseri kalesini çok sıkıştırdılar.. Servet'in bir şutunu Suleymanou mükemmel çıkardı. Bu baskı ne yazık ki gol getirmedi.. Aydın zaman zaman parlayan yıldız gibiydi. Arda Turan maçın son bölümlerinde etkili yüklenmeler yaptı. Mehmet Topal kısa bir süre de olsa külübeyi gördüğü için olsa gerek iyi mücadele etti.. Ümit Karan Milan Baros değişikliği de etkili olamadı.. Kulübede bir tek Lincoln kaldı.. Akıllı defans yapan Kayseri de açık vermeyince Cim-Bom ilk deplasmanında beraberliğe razı oldu. Cim-Bom'un ayakları 3 puana yetecek futbolu üretmekten uzak kaldı..

hasan tankaya


 takvım
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray