20. Aralık 2014, 08:29:54

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 46468 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

fx35

  • Ziyaretçi
Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« : 01. Nisan 2008, 18:11:32 »
Arkadaşlar bu başlık altında Galatasaray'ımız ile ilgili köşe yazılarını paylaşalım.
Lütfen yazar ismini ve linki eklemeyi unutmayalım.

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #1 : 01. Nisan 2008, 18:12:46 »

Teknik adamın görevi, çalıştırdığı takıma sadece antrenman yaptırmak ve kondisyon yüklemek değildir. Teknik adamın öncelikli görevi, "Kriz nasıl yönetilir?" kavramını bilmektir. İyi ve akıllı bir teknik adam takım içinde bütünlüğü sağlar. Farklı karakterdeki oyuncuları 'ekip ruhu' nun altında toplar. Sorunları kendi içinde çözer. Futbolcusunu kamuoyunun önüne atmaz. Medyaya malzeme olmaz.
Dünya'da futbol artık teknik adamların üzerine kuruluyor. Arsene Wenger, Jose Mourinho, Fabio Capello, Rafael Benitez, Alex Ferguson gibi teknik adamlar yıldız oyuncular kadar medyada yer buluyor ve ilgi görüyor. Hepsi büyük paralar kazanıyor. Çünkü bu hocalar; ayrı dilleri konuşan, farklı karakterli, aralarında jenerasyon farkı bulunan futbolcu grubunu yönetme becerisini gösteriyor. Yıldızlarla geçinmesini biliyorlar. Bu hocalar, krizlerin nedeni değil çözümü oluyorlar. Bilgi ve becerileriyle yıldız oyuncular kadar takımlarının kaderine etki ediyorlar. Değişmeyen, kendini yenilemeyen, bilginin gerisinde kalmış ve insan sevgisinden uzak olan hocalar da kaybolup gidiyor. Eto'o ve Ronaldinho gibi yıldızlarla ters düşen ve kriz yönetmesini bilmeyen Rijkaard gibi hocalar oldukları yerde patinaj yapıyor.
Halen Avrupa'da en çok tanınan ve en çok taraftara sahip olan Galatasaray; modası geçmiş, zihni durmuş, ne dediğini bilmeyen, çıkardığı onbiri sayamayacak durumdaki, inatçı, sevgiden yoksun, insan ilişkileri zayıf, kriz yönetimini bilmeyen, hep krize neden olan Feldkamp ile çalışıyor. Bundan büyük utanç olabilir mi? Bu durum Galatasaray'a yakışıyor mu? Galatasaray'ın geleceğini kurmak için getirilen Feldkamp, -bence 'FELÇKAMP' - Galatasaray'ın geleceğine dinamit koyuyor.
Halk arasında, " İğneyi önce kendine batır, çuvaldızı sonra başkasına batırırsın" diye bir söz vardır... Dünyada bu kadar çok hata yapan ve kendisine toz kondurmayan başka bir hoca var mı? Bakın size Kalli'den örnek vereyim..

SUÇLU HEP BAŞKALARI!
Tarih: 25 Ekim 2007... Galatasaray, Bordeaux deplasmanında 2-1 kaybediyor. Feldkamp maçtan sonra, "Yenilgiyi hazmedemiyorum. Linderoth diğer maçlara oranla düşük performans gösterdi" diyor... Kalli kurtuluyor; suçlu Linderoth!
Tarih: 8 Kasım 2007... Galatasaray, Helsinborg'a 3-2 yeniliyor. Kalli, "İçim yanıyor... Sabri hata yaptı. Bana gösterdiği tepki bir reaksiyondur" diyor. Sonra da Sabri'yi kadro dışı bırakıyor. Kalli kurtuluyor; suçlu Sabri!
Tarih: 2 Aralık 2007... Galatasaray, evinde Belediye ile 22 berabere kalıyor. Sahaya yanlış kadro çıkarın Kalli, "Üzerimizde Panionios maçının yorgunluğu vardı. Daha fazla gol yiyebilirdik. İkinci yarı iyi oynadık" diyor. Kalli kurtuluyor; suçlu savunma!
Tarih: 8 Aralık 2007... Galatasaray, Kadıköy'de şikebahçe'ye 2-0 kaybediyor . Kalli yenilgi için, "Tecrübe farkı. Genç oyuncularla oynadık. Tecrübemiz yetmedi. Ön liberoda Sabri daha çabuk olduğu için Mehmet Topal'a tercih ettim" diyor. Maçı izleyin; Alex'in Sabri'den daha çok koştuğunu görürsünüz... Kalli kurtuluyor; suçlu genç oyuncular!
Tarih: 21 Şubat 2008... Galatasaray Leverkusen karşısında, Avrupa'da 9 yıl sonra 5 gollü hezimete uğruyor. Nonda, Lincoln kenarda oturuyor. Kalli maç sonu, "Gücümüz bu kadar. BİZ KÖTÜ TAKIMIZ" diyor. Kalli kurtuluyor; suçlu takım!
Galatasaray yönetiminin en büyük yanlışı, bu sözü eden Kalli'yi Almanya'da bırakmamasıdır. Bu söz, futbolcularla Kalli arasındaki tüm bağların kopmasına neden olmuştur.
Tarih: 24 Şubat 2008... Galatasaray, Kasımpaşa'ya 1-0 yeniliyor. Kalli, "Böyle bir yenilgiyi hazmedemeyenler başarılı olamaz" diyor. Kendi aldırdığı ve sonra "Tanımıyorum" dediği ön libero Barusso'yu sağ bek, stoper Emre'yi de ön libero oynatıyor. Kalli kurtuluyor suçlu futbolcular!
YÖNETİCİLER BİLE ÇILDIRDI
Tarih: 2 Mart 2008... Galatasaray, Şiketaş'a 1-0 yeniliyor. Kalli, "Futbolcularımı tanıyamadım. Bilmediğim işler yaptılar. Keşke elimde 11 tane Servet olsa" diyor. Servet'i büyütürken, diğerlerini karalıyor. Kalli kurtuluyor; suçlular Servet dışındaki oyuncular!
Ve tarih 30 Mart 2008... Servet'in ön libero oynadığı, yöneticilerin neredeyse Kalli'nin boğazına sarılacak kadar sinirlendiği maçta Galatasaray, Antep önünde bir puanı zor kurtarıyor. Kalli yine maç sonu, "Beraberliğe razı olmalıyız. Her an gol yiyebilirdik. Kötü oynadık, milli oyuncularımız yorgundu" diyor. Kalli kurtuluyor; suçlu Milli Takım! Hazırlık kampında Song ve Tomas'ı ön libero oynatan ve eleştirilere "Deneme yapıyorum" diyen Kalli... Hasan Şaş'tan sağ bek yaratan yine Kalli... Takımın huzurunu bozan Kalli... İğneyi de çuvaldızı da hep oyuncularına batıran, kendisine toz kondurmayan dünya harikası (!) bir Kalli...
Seneye hocayı Kalli seçecekse, G.Saray'a gelecek sezon için de geçmiş olsun.


Levent Tüzemen /  http://www.sabah.com.tr/tuzemen.html
« Son Düzenleme: 01. Nisan 2008, 18:16:16 Gönderen: fx35 »

M.B

  • Mimar Sinan
  • ******
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 16091
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #2 : 01. Nisan 2008, 18:22:06 »
Türkiyede kaçtane spor yazarı gerçek anlamda  sporu biliyor.Kaç kişi futbol yazıyorda ömründe meşin yuvarlağa dokunmuş.Kaç yazarımız dünya futboluna hakim.Kaç yazar anadolu külüplerinde neler olduğunun farkında.Kaç yazarımız sarumlu olduğu takımın maçlarını stadtan izliyor.Evinden maçı izleyip gazeteye köşe yazanlara ne demeli.Türkiyede adam akıllı 2-3 tane yazar var.

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #3 : 01. Nisan 2008, 18:31:54 »
Türkiyede kaçtane spor yazarı gerçek anlamda  sporu biliyor.Kaç kişi futbol yazıyorda ömründe meşin yuvarlağa dokunmuş.Kaç yazarımız dünya futboluna hakim.Kaç yazar anadolu külüplerinde neler olduğunun farkında.Kaç yazarımız sarumlu olduğu takımın maçlarını stadtan izliyor.Evinden maçı izleyip gazeteye köşe yazanlara ne demeli.Türkiyede adam akıllı 2-3 tane yazar var.
selçuk yula, ercan saatçi, adnan şambaba gibi provokatör ve ezikleri düşününce haklısın ama gerçekten de bu işin hakkını verenler de yazdığın kadar az değil.

Berkant Kocapınar

  • Global Moderator
  • Mimar Sinan
  • *
  • Kayıt Tarihi: Oca 2008
  • İleti: 7025
  • Yaş: 31
  • Yer: Welcome The Hell..!
  • www.aslantepe.biz
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #4 : 02. Nisan 2008, 00:14:07 »
Uğur Meleke iyidir

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #5 : 02. Nisan 2008, 10:26:00 »
Almanya kampından beri yazıyorum: “Kalli başarılı olamaz.” Dinletemedik tabii! Gaziantepspor müsabakası sonrası, tepkilere bakıyor ve sormak istiyorum ‘Be mübarekler şimdi mi?’ Evet... Şimdi mi uyandınız? Görünen köyün kılavuz istemediği çoktaaan belliydi. Ama methiye ustaları, yağladıkça yağladı... Saf ve bakir vatandaş kandırıldı ve bugünlere varıldı. Elbette geç kalındı. Şimdi Şampiyonlar Ligi veya UEFA’ya katılabilmek bile başarı!
Ya başka kayıplar? Yanlış transferlere harcanan milyonlarca dolar, 5 paralık yararı olmayan yabancılar, takım içi karmaşa, kaybolan güven duygusu ve daha niceleri. Oysa Galatasaray’ın sadece 3 doğru transferle mükemmeli yakalayabilecek bir kadrosu vardı. Elbette teknik direktörü Hıncal Uluç’un yönlendirmesi değil, kendi aklıyla bulacak yöneticileri de vardı. Ama bu kolay çözümler yerine, saçma sapan işlere dalındı.
Bu olumsuzlukların sorumlusu kim? Tabii ki Adnan Polat. Galatasaray Başkanı ve bir kısım gazetecilerin abisi, öncelikle şunu bilmeli; Hakan Şükür’ü, Sabri’yi, Şaş’ı hedef göstererek, infaz operasyonuna benzin dökerek varacağı yer yok. Son 8 senede bu iş çok denendi ve sonuç hep hüsran olarak belgelendi.
Bir defa Kalli gönderilmeli. Galatasaray, Alman’ın deneme tahtası değil, ciddi bir kurum. O zaman gereği yapılmalı ve safralar atılmalı. Nerede varsa! Bu kulübün en günahsız insanları, sporcuları. Sadece futbol değil, tüm branşlarda. Yönetici katliam değil, üretim yapacak.
Mevcut sporculardan, mülklere, tüm değerlerin ederini bulmasını sağlayacak. Malını karalamayacak, değerlendirecek.
Polat bu olanaklara sahip. Ya doğru işler yapacak ya da doğru işler yapacak. Yapamazsa? Galatasaray yanacak. Yakanlara bir şey yok nasılsa!




Oğuz Dizer  / http://fanatik.ekolay.net/Fanatik/Default.aspx?aType=Column&catid=32&articleid=104325&authorid=45

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #6 : 02. Nisan 2008, 10:29:27 »
G.Saray bu kafayla İntertoto'ya gider!..

Adama, "Seneye sen yoksun" diyorsun. "Gelecek hocayı ben seçeceğim" sözleriyle kuyruğu dik tutma çabasını derin bir sessizlikle karşılıyorsun, sonra da o adamdan tam mesai ve kahramanlık bekliyorsun. Daha çok beklersin! İlgilenmediğin adam da gider ilgisiz işler yapar; Servet'ten ön libero, Hasan Şaş'tan küskün yıldız, bu kadrodan da mükemmel bir turşu yaratır! Galatasaray, Gaziantep maçında gazi olmadı, Leverkusen'den bu yana gaziydi zaten. Kurşunu bitmiş, durumu süngüyle idare ediyordu. Ama ne cephane geldi, ne yardımcı kuvvet, ne de kanayan yarasına pansuman. Sonunda kendi evi Ali Sami Yen bile rakiplerin fetih alanı olup çıktı. Futbolda tek bir kahraman olmadığı gibi tek bir suçlu da yoktur. Kalli'nin saçmalıkları, futbolcuların iç rekabeti ve anlamsız kaprisleri, uslanmaz seyircinin faturaları, hakem hataları hepsi bu sonucun nedenlerinden. Ama durumu en güzel "Balık baştan kokar" atasözü özetliyor herhalde. Futbol şubesi için anlaştığı adamı (Abdurrahim Albayrak) son dakikada kenara atan, o koltuğa "dengeler" adına üç kişiyi oturtmaya kalkan (Haldun Üstünel, Tunca Hazinedaroğlu, Murat Yalçındağ), durumu idare etmeye yönelik bu zihniyetten fazla bir şey beklememek lazım aslında. Galatasaray bu kafayla, gazilikten şehitlik mertebesine de yükselir yakında. Yani direksiyonun başındaki Polat, operasyon için aracın ağaca toslamasını beklemeye devam ederse; İntertoto Kupası'ndan başka bir yere biraz zor gider...

Bülent Tuncay / http://www.fotomac.com.tr/yaz1260-50110-107.html

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #7 : 03. Nisan 2008, 11:24:54 »
Zincirleme hata


Futbolda herkes hata yapabilir. Yönetici de teknik direktör de. Ancak bunların hepsi bir arada hata yaparsa başarısızlık kaçınılmaz olur. Yönetimden başlayalım. Hocanın istediği hiçbir transferi gerçekleştirmediler. Hatta sezon başında Feldkamp, "Lincoln'ü almayın hata yaparsınız" diye bağıra bağıra söylemiş. Bunu da geçtik, devre arası transferinde hoca "Bir kaleci ve bir ön libero istiyorum" diye diretti durdu. Ekonomik şartlar bahane edildi ve kaleci alınmadı. Ön libero olarak da Barusso'yu aldılar. İddia ediyorum hiçbir maçını canlı seyretmeden gözü kapalı yaptılar bu transferi. Rimini'de oynarken bir internet sitesine uzaktan attığı iki golü koymuşlar, ben de orada gördüm Barusso'yu. Sanıyorum onu alan yöneticiler de sadece bunu görüp aldılar. Futbolculara gelince... Sezon başındaki birlik ve beraberliklerini yitirdiler. Biraz rekabet, biraz da başka nedenlerden dolayı takım içinde birbirini sevmeyen futbolcular çoğaldı. Saha içinde özellikle son maçlarda adeta ruhsuz oynamaya başladılar. Kasımpaşa gibi ligden düşmesi kesinleşmiş bir takıma sahalarında yenilecek kadar boş vermiş bir hava içindeler. Galatasaray formasının hakkını veren futbolcu sayısı 5'i geçmez.

Haksız bir ceza verildi
Feldkamp'a gelince... Adeta futbolu unutmuş. En son yaptığı bomba affedilmez. Servet'i defansın dışında santrforda oynatsa sesim çıkmaz ama onun tek oynayamayacağı yer orta saha. Eğer bunu anlamayan bir hoca varsa bu işi yapmasın zaten. Nonda'ya disiplin adına haksız bir ceza verildi. Bunu yapan da Feldkamp. Nonda zaten 12 saat geç geleceğini telefonla Mustafa Turgun'a söylemiş. Keyif için kalmamış. Biraz anlayışlı olmak lazımken hem futbolcuyu hem de takımı cezalandırmak niye? İşte bunların hepsi bir araya gelince çok kolay kazanılacak şampiyonluk elden uçup gidiyor. Evet şansı devam ediyor ama neresini tutsan elinde kalan Galatasaray'ın şampiyonluğa ulaşacağını sanmıyorum.

Yaşar Yalçın / http://www.fotomac.com.tr/yaz1270-50110-114.html


fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #8 : 04. Nisan 2008, 13:08:58 »
Neredeeen nereye geldik. Hatırlayın şöyle bir; kim işine gelmeyen, bir şey duysa basardı feryadı “Komonostlar Moskova’ya!” Demirperde ötesi hiç bilmediğimiz, orada herkes ‘KGB elemanıdır’ dediğimiz, kadınlarını Amerikan menşeli filmler etkisiyle, ‘erkekten dönme’ gibi zannettiğimiz bir sırlar alemi. Yanılmış, yanıltılmışız! Sıkardı biraz ‘Hedefimiz, hayalimiz, umudumuz Moskova’ demek için. Oysa şimdi öyle mi? Hayaller, hedefler ve umutlar, Moskova için. şikebahçe’nin Şampiyonlar Ligi Finali oynamasına duacıyız ve sesleniyoruz: ‘Türkler Moskova’ya!’
Galatasaray’ın yaktığı ‘Dünya futbolunda var olma’ meşalesini, şimdi şikebahçe taşıyor ve kazanan Türkiye oluyor. Bu nedenle kulüpçülük fasit dairesinden kurtulmalı ve milliyetçi olmalıyız! (Ergenekon’luk bir şey mi söyledim yahu ben?) Neyse ülke bölünmez bütünlüğü, Ay-Yıldız, birlik ve dayanışma için tavrımızı koyalım da, kim ne derse desin! Gencecik evlatların koşa koşa vatan için şehadete gittiği yerde, olmadık baskılar vatansevere laga luga gelir, haberleri yok.
Alman teknik adam konuşmuş: “Takımı çok sık değiştirmem, bize olumlu şekilde yansıdı!” Dalga mı geçiyor Kalli? Aslında kuşku duymuyorum. Ama Galatasaray gibi ciddi bir kurumda, böylesi açıktan açığa olanıyla, ilk kez karşılaşıyorum. Merak ediyorum, Almanya’da amatör ligde dahi kulüple, LEGO gibi oynamasına müsade ederler mi? Görev yaptığı değil, izinli gittiği ülkede her seferinde hastanelik olmasını, doğal karşılarlar mı? Kulüp kendi tıp doktorlarına, gerçek sağlık durumunu öğrenmek için test yaptırmaz mı? Çocuk oyuncağı değil ki! 1 milyon 200 bin Euro veriyorsun. Geçen sene araştırma (!) yaptı diye de 100 bin Euro’dan fazla vermişsin. Araştırma sonuçları da yabancısıyla, sonuçlarla ortada! Ve Kalli’ye gelecek kurdurulacak...
Alman’ın her ayrıldığı kulübe teknik adam diye, mutlaka birini kakalaması... Sonra bu arkadaşların gaibe karışması, nasıl olur da necip yöneticileri uyandırmaz? Hayret! Hollman, Akcan, Briegel hangi teknik adam literatürüne geçti, var mı bilen?



Oğuz Dizer  / http://fanatik.ekolay.net/Fanatik/Default.aspx?aType=Column&catid=32&articleid=104458&authorid=45

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #9 : 04. Nisan 2008, 13:10:23 »
Tamam, Galatasaray bu sezon sadece 6-7 maçta futbol oyununa benzer bir görüntü çizdi. Takım, çoğu zaman biber gazı yemiş kalabalıklar gibi kaçışıp durdu saha içinde, ne yaptığını bilmez bir şekilde... Ama bugün ortaya çıkan bu tabloda kimsenin diğerinden az suçu yok.
Türkiye’nin en iyi iki stoperi ve forvetleri hâlâ bir arada değil mi... Milli Takıma göz kırpan gençler de yaşıyor... Fikstür avantajı derseniz, hakeza o da bir artı olarak duruyor. Üstelik, durmuş saat gibi de olsa, bu kadro çok üst perdeden çalabildiğini gösterdi geçmişte. En büyük rakibin şikebahçe’yle de Ali Sami Yen’de oynayacaksın. Eeee, daha ne?
‘Eee’si, sorun hep söylediğim gibi beyinde. Yani ne Lincoln bu görevi layıkıyla yapabiliyor, ne de takım içinden böyle bir isim üretiyor. Sezon başından beri sorun bu. Hatta Hagi’den bu yana kangren haline gelmiş büyük bir sorun bu.
Sorunun asıl tehlikeli boyutu ise beyinlerde! şikebahçe’nin son yıllarda gerçekleştirdiği ‘her alandaki gelişme’ o kadar gıpta edici ki, Sarı-Kırmızılılar’ı kahrediyor. Kimse inkâr etmesin, her alanda ezeli rakibinin tozunu yutmak ağrına gidiyor herkesin, küskünlük de bu yüzden. Ve herkes anlamsız bir bekleme halinde. Herkes başkasından bir şeyler bekliyor. Yönetim, gecekondu haline gelmiş Ali Sami Yen’in tıklım tıklım dolmasını istiyor. Fenerium’un yanında veresiye veren bakkal görünümündeki Galatasaray Store’un para basmasını arzuluyor... Taraftar yönetimin bir gün içinde tüm borçlardan kurtulmasını, yıldız üstüne yıldız transfer etmesini, stadı bir hafta içinde bitirmesini, kombineleri de bir tişört parasına satmasını bekliyor. Eee, böyle olunca da gelinen nokta bu oluyor. Kimse bırakın taşın altına elini sokmayı, üzerine düşeni bile yapmıyor. Sonra da ‘biz neden bu haldeyiz’ diye soruyor.
Bu kulübün üstüne ölü toprağı serpilmiş durumda. Görünen gerçek bu! Bugün için aşılması gereken en acil konu, kalan maçlarda bu takıma topyekun destek vermek. Gelecek sezona geçen yılki gibi 5 maçlık bir ceza mı miras olarak bırakılacak, Şampiyonlar Ligi’ne katılma ümidi mi, herkes kararını vermeli!



Ayhan Yılmaz / http://fanatik.ekolay.net/Fanatik/Default.aspx?aType=Column&catid=32&articleid=104460&authorid=77

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #10 : 07. Nisan 2008, 10:14:50 »
Beklenen oldu.
Feldkampf  istifa etti.
Adnan Polat getirmişti.
Galatasaray’da son yöneticilik yaptığı dönemde futboldan sorumluyken teknik direktör Kalli idi.
Polat yeniden yöretici olunca, herhalde bildiği tek isim o olduğu için onu getirdi.
Baştan söylemiştik olmaz diye.
Olmadı.
Ve gitti.
Galatasaray’da eskiden pek de alışık olmadığımız ama “Fenerbahçelileşme” sürecinde alışmaya başladığımız bir şekilde.
Sezon ortasında.
Kalan maçlar için kim hoca olacak?
Dışırdan doğru düzgün birini hemen bulmak mümkün değil.
En azından zor. Sezon ortası olunca zor.
Zaten getirsen de, takımı tanıyacak, ligi tanıyacak, şampilonluk gider.
Şampiyonluk gitmesin diyorsan tek çare içerden biri.
Ligi bilen, takımı bilen, Galatasaray’a yakışır biri.
Akla gelen tek isim Mustafa Denizli.
Ama o da sezonun sonunda böyle bir görevi almaz.
Çünkü Galatasaray’ın yeni sezon hocası belli.
Gelen her kim olursa olsun, bu sezonu tamamlayıp gidecek.
Yeni sezonda ise takımın başında Hollandalı Van Gaal olacak.
Yönetim “Anlaştık” diyor.
Hayırlısı

Fatih Altaylı / http://www.haberturk.com/yazioku.asp?id=7865

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #11 : 07. Nisan 2008, 10:29:22 »
Lincoln isteyince

G.Saray adına zirve için olmak ya da olmamak maçıydı. Bir gün önce Kalli'nin görevden alınması ve bunun futbolcuların isteği üzerine gerçekleşmesi, G.Birliği maçı öncesi G.Saray'ın avantaj hanesine yazılabilecek önemli faktördü. Antrenör belgesi olan kondisyoner Cevat Güler yönetiminde sahaya çıkan G.Saray'da sahaya çıkan 11'de sürpriz yoktu. Servet son anda forma giymiş, Hakan Şükür ile Barış da kendine kulübede yer bulmuştu. İlk 20 dakika karşılıklı etkisiz ataklarla geçti. G.Saray bir kez Arda, iki kez Lincoln, bir kez de Ümit Karan ile rakip kaleyi yokladı. İlk yarının son çeyreğinde ise Nonda'nın kafasından az farkla auta çıkan top G.Birliği'nin şansıydı. Zemin, yağmurla birlikte kısa sürede bataklığa dönüşünce, futbol da içinden çıkılmaz hâl aldı. Son dakikalar içinde Sabri'nin ceza sahası içinde rakibine yaptığı gereksiz hareket aslında penaltı kararı ile noktalanmalıydı ama Kuddusi Müftüoğlu ya görmedi ya da görmek istemedi. Devre de bu tehlikeli atak sonrasında gol süz sona erdi.

Değişiklikler yerindeydi
G.Birliği son yılların en etkisiz takımı kimliğinde. Üst üste yapılan teknik adam değişiklikleri takımın mücadeleci kimliğini de alıp götürmüş. Ligde kalma derdine de düşünce G.Birliği sıradan bir takım olmuş. Taraftar da küsüp desteğini çekince, tribünler boş kalmış. G.Saray ikinci yarıya fırtına gibi girdi. Arda, Lincoln ve Mehmet Topal bu yarıda parladı. Devrenin başında önce Servet, ardından Arda ve Okan'ın direkten dönen şutları sonrasında G.Birliği kalesi zor anlar yaşamaya başladı. 60'ta Ümit Karan'ın hemen bir dakika sonra yine Servet'in kafası da gol getirmedi. Sabri-Barış, Okan-Hasan, Nonda-Hakan değişikliklerinin zamanlaması da tercihleri de yerinde kararlardı. G.Saray'ı uzun aradan sonra ilk kez bu kadar istekli ve hırslı gördüm. Sahanın yıldızı Lincoln, bu başarısına golü de ekleyince kazanan G.Saray oldu.

Zafer Ertem / http://www.fotomac.com.tr/yaz1360-50110-117.html

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #12 : 07. Nisan 2008, 10:31:42 »
Ankara'da kutlama

şikebahçe-Kayseri maçının sonucu ve hakem hataları hafızamızdan daha çıkmamıştı. Ankara'daki bu maç Galatasaray için büyük önem taşıyordu. Kaybedilecek puana tahammülleri yoktu artık. Galatasaray'da Kalli görevinden istifa etmişti ama zaten Ankara'daki hangi maçta vardı ki? Galatasaray mücadeleye iyi başladı. Okan, Arda'nın ortasını iyi maçın temposu artacaktı. Ağır zeminde iki takım oyuncuları da kıran kırana ikili mücadelelere girdiler. Ama aynı şekilde çok da pas hatası vardı. Böyle ağır zeminde gol pozisyonlarını yakalamak zordur. O yüzden yakaladığınızı gol yapmalısınız. 32'de Lincoln'ün ortasına Nonda kafayı iyi vursa gol erken gelecekti. G.Saray defansını cok geride kurduğu için ileri çıkışlarda ve kontralarda zorlandı. Volkan ve Sabri kanatlarda her zamanki gibi yetersiz kaldı. Mehmet Topal yine sahada basmadık yer bırakmadı. Okan'ı ara ki bulasın.

Cevat hocanın doğruları
Saha tarlaya dönerken tempo arttı. G.Saray sağ ve sol kanatlardan yüklenince pozisyonlar bulmaya başladı. 60'tan sonra G.Saray oyunu G.Birliği yarı alanına yıkmıştı. Artık hem mesafe daraldı hem de her an gol pozisyonu doğmaya başladı. Ümit ve Lincoln yakaladıklarını atsa iş daha önce biterdi. Cevat hoca taktiksel değişiklikleri tam zamanında yaptı. Sabri'nin yerine Barış, Okan'ın yerine Hasan Şaş, Nonda'nın yerine Hakan Şükür'ür girmesi ve zamanlaması doğruydu. G.Saray'da maçın bana göre en iyi adamı Servet'ti. Kademeye girişi, topu oyuna sokuşu süperdi. Defansta ayakta kalan ender isimlerden biriydi. Lincoln de skoru değiştiren ve iyi mücadele ederek alkış aldı. Lincoln bu golle hem Kalli'nin gidişini, hem de kendisinin dönüşünü müjdeledi. G.Birliği ise bulunduğu yeri hak etmiyor. Mesut hoca ve ekibini cesur futbol ve kalite nedeniyle kutlamak gerek.

Tanju Çolak / http://www.fotomac.com.tr/yaz1745-50110-113.html

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #13 : 07. Nisan 2008, 10:35:59 »
Maçtan bir gün önce teknik direktörünü yollayan ama B planı olmayan şaşkın Galatasaray yönetimi, ciddi bir G.Birliği deplasmanı, bir gün evvel hakem skandalıyla kazanan rakip F.Bahçe, alel acele verilen beyanatlar (Bunlar dün G.Saray'ın çok işine yaradı) maç öncesi genel manzaraydı. Galatasaray, bir gün evvel rakibinin hakem düdüğüyle kazandığı maçın aynısını Ankara'da kazandı. İlk yarıda Sabri'nin akılsızca, beceriksizce yaptığı ve yüzde 100 penaltı olan pozisyon ve ikinci devre maç 0-0 iken kendi sahasından çıkan İsaac'e çalınan ofsayt düdüğü karşılaşmayı G.Birliği'nden aldı, Galatasaray'a verdi. Bir yerde 2007-08 sezonu şampiyonu belli olurken, buna en büyük katkıda bulunan Sivriservi ve Müftüoğlu'na sezon anısına birer armağan vermek gerekecek. İlk 45 dakikada berbat sahada Galatasaray, tek kanat ortası yapamadı. Bir servete mal olan Lincoln ayağına oturmadan attığı tesadüfi gol haricinde sahada dolaştı.

Faturayı kim ödeyecek?
G.Saray'ın şampiyonluk şansı kendi ellerinde. Ama bu oyunla şampiyonluk hayal. Aradan bir ikincilik çıkarsa hiç olmazsa Şampiyonlar Ligi imkanı doğabilir. Sezon başı "25 futbolcu yollayıp, 16 oyuncu alarak büyük bir değişime imza atıyoruz. Bunun da patronu Feldkamp'tır diyen profesörler şimdi yeni bir değişimden bahsediyorlar. Herhalde yeni bir 15 yollanıp başka bir 15 alınacak. Bu sütunlardan Feldkamp'ın sezonu bitiremeyeceğini söylerken, 4 Nisan Cuma günü G.Saray başkanı tarafından Kalli'nin kapı önüne konması bizim eleştirilerize muhalif diye yaklaşanların aczlerini göstermiştir. Doğru bildiğimizi ve gördüğümüzü yazarız, söyleriz, sahibinin sesi eski bir plak şirketidir. Muhtemelen şu anda yıkılmıştır. Fikri hür, vicdanı hür bir şekilde feyz aldığımız ocaktan öğrendiklerimizi söylemeye devam edeceğiz.


Bülent Tulun / http://www.fotomac.com.tr/yaz1729-50110-105.html

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #14 : 07. Nisan 2008, 10:39:09 »
Kalli ‘Gözyaşıdöken’ yok, Cevat Güler var. Güler’le, Galatasaray’lılar güler mi? Bakkal ‘Kredi kartı geçmez, peşin puana ihtiyacım var, batarım’ diyor. Konuk da, ‘Krediyi kullanamazsak, asıl biz batarız’ cevabını veriyor. Kritik bir batak maçı işte. Saha da günün mana ve önemine uygun şekilde, batak! Böylesi ortamda, ortaya çıkacak ta, futbol sanatı değil, fizik kavga olacaktı. Öyle de oldu.
Tolunay Kafkas ‘Böyle aşağılık olanını görmedim’ dedi. Yanlış söyledi. ‘Böyle yukarılık olanını görmedim’ diyecekti.’Allah zengin kullarını sever’ derler ya. Yukarılıklar da, zengin kulüpleri seviyor. Yüce Yaradan’ın insanları daha çok çalışıp kazanması için teşvik ettiği yerde, bu arkadaşlar haksızlığa çanak tutuyor. Sabri’nin Hakan’a yaptığı penaltıdır. Yukarılık tutsaklarından, bir diğeri vermedi. Renklerini sevmek demek, yanlışa çanak tutup, emek hırsızlığına ortak olmak olmamalı.
Ağır saha şartları, top kontrolünde sıkıntı yarattı. Özellikle uzun paslarda. Ha biz buradan bakmışız, ha sahadaki futbolcular. Onlarda baktılar! Okan orta alana çabukluk, deneyim ve mücadele ruhu kazandırdı. Kısmetsizdi, direkte kaldı. Lincoln’da, gayrete gelmişti. Arda hem ileri hem geri çalıştı.’Geri vitesi bozuk’ diyenleri de, tekzip etti. Nonda’nın kaçırdığı önemli bir fırsat var. Futbol bu kaçar. Karan’la mayın gibi dolanıyorlar. Ya patlayacak, ya da patlatacaklar!
Güler Şaş ve Barış’la, Bakkal Çakır’la umut aradı. Sonra Nonda’nın yerinde de, Antilop(!) var.
Şaş kaldırıyor, Karan kafayla indiriyor ve Lincoln, Kalli’ye ‘Güle güle’ diyor 0-1. Brezilya’lı çok şık vurdu, doğrusu Gençlerbirliği’ne de yazık oldu.



Oğuz Dizer  / http://fanatik.ekolay.net/Fanatik/Default.aspx?aType=Column&catid=32&articleid=104681&authorid=45

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #15 : 07. Nisan 2008, 10:41:25 »
İkinci yarının ilk 15 dakikası hariç denk güçlerin mücadelesi olarak geçen maç Hasan Şaş’ın ceza alanına doğru yükselttiği, Karan’ın havada asılı kalıp El Saka’yı ilk kez yendiği ve havuza düşürdüğü topu aylardır aranan Lincoln’ün voleyle sol alt köşeye göndermesiyle bitti.
Oynamayı  kazanmayı istemek çoğu zaman anlamlı farklar yaratsa da, takım halinde oynama becerisini yitirmiş olmak Galatasaray’ın Gençlerbirliği önünde en büyük handikapıydı...
Orta sahanın defansif anlamda bütün yükünü Mehmet Topal’ın üstüne yıkan sistem, defans oyuncularının hücuma gitmesini engellediği gibi, “takım” görüntüsü daha iyi olan Gençlerbirliği’nin çok önemli ataklar yapmasını da sağladı.
Ümit, Nonda, Lincoln maç boyunca, Okan ve Arda da çoğunlukla defansa yardım edemediği için yine forvet defans mesafesi 50 metrelere çıktı. Hakan Aslantaş, Mehmet Nas ve Engin’li orta saha an be an üstünlük sağladı. Arda eski maçların üstünde bir performans sergileyip iki gollük pas üretse de Okan ve Nonda müsait pozisyonları kolay harcadı. Lincoln’ün duran toplarında Okan direğe takıldı, Servet iki kez topu auta yolladı. Orta sahayı pasla ve kanatlara atılan toplar yerine 50 metreye şişirerek geçmek rakibin işine yaradı.
Bir de sıfıra inip stoperleri oyundan düşürecek ortalar yapmak varken, ceza sahasına 15 metre kala şişirilen toplar santrforlar için gol pası değil, stoperler için eğlencelik oluyor. Ümit’in aldığı hava topu kimseyi aldatmasın.
Cevat Güler hoca Feldkamp’tan daha anlamlı ve oyuna etki eden değişiklikler yaptı.. 
İlk yarının son dakikasında Sabri’nin Hakan’a yaptığı hareket penaltı ve büyük hataydı. Bakalım Galatasaray’lı yöneticiler pozisyonu nasıl yorumlayacak?



Hakan Can / http://fanatik.ekolay.net/Fanatik/Default.aspx?aType=Column&catid=32&articleid=104680&authorid=22