28. Nisan 2026, 21:05:01

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 120734 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #256 : 21. Kasım 2008, 11:21:42 »
Çözüm stat klinikleridir

Arda fenalaştıktan sonra, ancak 45 dakikada Bakırköy sahillerindeki Acıbadem Hastanesi'ne getirilebilmiş. Düşünün bir kere, Arda'yı hastaneye götürecek ambulans, 15 dakikada yanına gelecek, onu alıp 15 dakikada izdihamı yararak yola çıkacak, önce İncirli'ye gelip, oradan Bakırköy üstünden karışık yollardan sahile çıkıp, eski Vita Fabrikası'nın arsasının üzerindeki Acıbadem Hastanesi'ne varacak. Bu onların söylediği 45 dakika. Bir de yollarda trafik var. Ondaki gecikmeyi ise hiçbir yere ekleyemedik. Bu şartlarda Arda'yı en uzak hastaneye gönderenler acı bir olay olmadığı için çok şanslı. Neyse bu konuyu şimdilik kapatıp, yazmak istediklerimize gelelim. Türkiye'de artık yeni, mükemmel statlar yapılıyor. Yapılan bu statlara, devlet, Bernabeu Stadı'ndaki gibi ihtiyacı en iyi şekilde karşılayacak 'klinik şartı' getirmelidir. Statlarda yapılacak bu klinikleri de sponsorlar yapar. Hiç masraf kapısı açılmadan yapılacak kliniklerin tek yararı, sakatlanan sporcunun saha içinden beş dakikada doktorun yanına gitmesi olacaktır. Etliye sütlüye karışmayan Sayın Spordan Sorumlu Bakanımız'ı bu konuda duyarlı olmaya ve göreve
İsmet TONGO
keweel - arda - elano- baroş- keita

Fat'h ی۱۹٥

  • GaLaTaSaRaY
  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 2747
  • Yaş: 47
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #257 : 23. Kasım 2008, 16:53:20 »
Golü mumla aradık!
23.11.2008

Dün Ankara'da tesadüf bu ya şikeci'le Galatasaray peş peşe oynadılar... İki maç da golsüz bitti. şikeci Ankaragücü'ne, Galatasaray da Ankaraspor'a gol atamadılar. İkisini de yerinde seyrettim! Başkaları ne der bilemem ama ben Galatasaray'ı çok beğendim.

Ankara'daki iki maçta; şikeci çok kötü, Galatasaray iyiydi...
Ancak yorumlara ve maçın yıldızlarına bakıyorum sanırsınız Galatasaray, şikeci'den de kötü!
El insaf!
Bu resmen kamuoyunu yanıltmadır!
Bunda da mutlaka bir art niyet vardır. Medya görevlileri ne yazık ki tuttukları takımı kayırmaktadırlar.
Gazetecilik taraf tutarak yapılamaz!

İki büyük takımımız Ankara'da peş peşe oynadıkları için sadece gönül rahatlığı ile ‘bir günlük' bir karşılaştırma yapacağım.

Gelin tartışalım;
şikeci'in rakibi düşme hattında.
Galatasaray'ın rakibiyse lig ikincisi...
Ankaragücü'nün morali Başkanı Cemal Aydın'la bozuk,
Ankaraspor ise moralli ve liderliğe oynuyor.
Ankaragücü-şikebahçe maçı normal hava şartlarında oynanıyor,
Ankaraspor-Galatasaray maçında rüzgar şaha kalkıyor...
Galatasaray 90 dakikayı deplasmanda olmasına rağmen gol arayarak ve maçın mutlak hakimi olarak geçiriyor,
şikebahçe'nin tek gol pozisyonu yok! Tek olumlu hareketi yok!

Bütün bu şartlar altında Galatasaray hem daha iyi hem daha zor koşullarda oynayan taraf!
Nasıl oluyor da yıldızlar böyle veriliyor?
Biraz insafsız değil mi?

İşte yıldız tabloları ortalamaları;
Milliyet'te;
Galatasaray; 5.35, şikebahçe 5.36
Sabah'ta;
Galatasaray 4.50, şikebahçe 5.50
Vatan'da;
Galatasaray 6.01, şikebahçe 5.31
Hürriyet'te;
Galatasaray 5.54, şikebahçe 5.27
Fanatik'te;
Galatasaray 5.18 şikebahçe 5.45
Yeni Şafak;
Galatasaray 1.90 şikebahçe 1.72
Fotomaç;
Galatasaray 6.3 şikebahçe 5.5
Akşam;
Galatasaray 4.72 şikebahçe 4.81

Bunlara bakın ve siz karar verin.
şikeci'in oyunu ile Galatasaray'ın oyunu arasında bu kadar mı fark var?
İnsafınıza bırakıyorum.
Ankaragücü-şikebahçe maçı uyutucu ve temposuz, Ankaraspor-Galatasaray maçı korkunç rüzgar altında tempolu ve heyecanlı...
Beni de Galatasaraylı olarak lütfen nitelemeyin!

Kamuoyunun gözleri önüne bir şeyleri sermek istiyorum.

 
 
Galatasaray'ı eleştirenler acımasız

şikebahçe ve Galatasaray'ı farklı gözle seyredenler mutlaka vardır. Beğenen beğenmeyen... Oyunu güzel bulan bulmayan... Bunlara bir diyeceğim yok ancak; Galatasaray'ı yıpratmak için hariçten atılan o kadar çok ‘gazel' var ki aklım almıyor. Sırf Adnan Polat ve Adnan Sezgin'i yıpratmak için Skibbe'nin üzerine oynanıyor. Yazıktır, ayıptır, günahtır.
Olan Galatasaray takımına oluyor. Akıtılan tere verilen emeğe saygısızlık var.
Dikkat edin medya futbolcuları hiç eleştirmiyor. Eleştirilen zavallı Skibbe ve başkan ile yönetim... Bunda kötü niyet ararım.

Skibbe babamın oğlu değil, Les Adnans da hatasız değil ama göz göre göre Skibbe'yi yıpratmak da iş değil! Bakıyorum ulema-ı muharrir çalakalem Skibbe'yi kötülüyor. Skibbe takım kurmasını bilmiyormuş, falancayı oynatması lazımken filancayı oynatmış!... Arda çıkar mıymış, Aydın girer miymiş... Mış mış da mış mış... Bir de bunu ayağını topa vurmamışlar yapıyor! Anlamak mümkün değil! Böyle söyleyerek hem bilgiçliklerini ortaya döküyorlar hem spor kamuoyunu haksız yere Skibbe ve Galatasaray'ın üzerine salıyorlar.
Amaçları belli; Galatasaray bünyesi içinde sevmedikleri yöneticileri zor durumda bırakmak! Sorun kişisel.
Galatasaray bu alicengiz oyunlarına kurban edilmemeli.
 
 
AntiSkibbe'ciler hata ediyor

Medya-kulüp kısır çekişmeleri bir takımın mahvına sebep olur. Bu gidişi gayet tehlikeli ve insafsız buluyorum. Yani; sokaktaki adam, on yaşındaki çocuk, ayağını topa değmemişler biliyor da Skibbe mi bilmiyor! Geçen yıl istenmeyen Kalli'yi de böyle savundum, altı maç kala dayanamadı gitti ama Galatasaray şampiyon oldu. Altı maçta mı Galatasaray şampiyon oldu yoksa Kalli'nin, o ‘moruk' denen Kalli'nin mi eseridir şampiyonluk?
Tenkit ederken de bilgili ve insaflı olmalı. Evet Skibbe ah aman bir hoca değil. Ama Galatasaray da ah aman bir takım değil! Arızalı sağlamlar var ve gençlerle dolu... Böyle takımı şampiyon yapmak da zor ama köstek olmak da ayıbın daniskası.

Son söz;
Galatasaraylı takımını alkışlasın!
Galatasaray iyidir ve şampiyonluğun en kuvvetli adayıdır.
Dünkü maçta da Galatasaray'ı çok beğendim.
 
 
Ayhan hayatının maçını oynadı

Baros, Lincoln, Barış, Linderoth, M. Topal, Uğur yok!
Bu saydıklarım yokken Galatasaray deplasmanda lig ikincisine kafa tutuyor. Ya bunlar da olsa...
Ayhan, Meira ve Hakan Balta orta sahayı öyle bir ele geçirdi ki Ankaraspor kımıldayamadı. Maçtan sonra Aykut Kocaman şöyle dedi; Galatasaray'ın oyuna bu kadar etkin başlayacağını ummuyordum. Öyle bir presle yüklendiler ki altından kalkamadık, ilk yarı devamlı topun peşinden koşup Galatasaray'ı durdurmaya çalıştık. Oyun planımız ilk 60 dakika defansa çok adamla çekilip son yarım saatte gole gitmekti ama Galatasaray bunu yaptırtmadı.'
Aykut Kocaman'ın bu söylemi maçın özetidir.
Galatasaray bütün maç boyunca rakibinden üstün bir oyun sergiledi sadece gol bulamadı. Hava şartlarını da buna eklerseniz gerçek ortaya çıkar.
Ayhan mükemmeldi, ilk kez onu bu kadar ‘zaman kaybetmeden' çabuk ve dikine oynarken gördüm. Takımın dinamosuydu.
Kewell da 80 dakika oyuna akıl kattı, bir kafası direkten döndü.
Arda her atağı sürükledi, rakibin kalabalık defansı arasında iyi işler yaptı. Pozisyonlar hazırladı.
Ümit Karan'a kötüydü diyenlere söylüyorum;
Erhan, Ediz, Batak, Uğur... Önlerinde Muhammed Hanefi, Lewis ve Adem Koçak...
Ankaraspor gol atmaktan çok gol yememeği düşünüyor.
Ne yapsın bu katı defans karşısında Galatasaray?
Ümit de rakip savunmayı çok zorladı, ama bu katı savunmayı hem de o rüzgar altında açmak konuşmak kadar kolay değil.
Futbol söylem değil eylem işi...
Biraz insaf!
Galatasaray'ın tek eksiği uzaktan şut çekmemesiydi.

 
 
Defans da iyi

Galatasaray defansı da rakibe pozisyon vermedi; 4. dakikadaki Meira hatası Servet tarafından kapatıldı. Bu da kademenin iyi oluşudur.
Ankaraspor'un cılız atakları da başarıyla savuşturuldu. Ne yani, bir maç içinde hiç mi rakibe fırsat verilmeyecek? Olur mu öyle şey!
De Sanctis de iki hata yaptı; bir çizgiden Servet'in çıkarttığı topta, ikincisi; son dakikalarda aşırtma topta. İkisinde de açılmayacak kalesinde kalacaktı.
Ancak aşırı rüzgarı ve De Sanctis'in degajlarında havadaki topun geriye dönüşlerini de hesaba katın lütfen!
 
 
Neden yerden oynanmadı!

Herkes aynı şeyi söylüyor;
Galatasaray neden topu yere indirmedi. Benim tek cevabım var;
Gel sen indir!
O kadar kolay mı bu iş...
Arda'nın Ediz tarafından çekilmesi de penaltı değil mi?
Onu da söylesenize...

şikebahçe maçından da söylenecek tek söz var;
Lugano üç kere hakeme ‘kart ver' diye el etti, hakem Fırat Aydınus es geçti!
Sarıyı verse Lugano Şiketaş maçında yok...

Öyle yağma da yok!
Galatasaray kötü değil.
Öyle işe geldiği gibi yorumlamak da yok!

 

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #258 : 24. Kasım 2008, 10:39:00 »
TURGAY ŞEREN 
Sıfıra sıfır elde var sıfır 

Dünkü maçta bahsedilecek bir iki pozisyon var; o kadar. Yoksa oyun olarak al Galatasaray’ı vur Ankaraspor’a, al Ankaraspor’u vur Galatasaray’a.

Futbol olarak hiçbir şeyin olmadığı tesadüflerin futbol olarak ortaya çıktığı bir maç oldu.

Size birkaç pozisyondan bahsedeyim; De Nigris, ilk yarıda uzun bir pas aldı. Galatasaray kalecisi Sanctis yerinde durur mu, çıkmaması gereken yerde fırladı, gitti. De Nigris ona da bir çalım attı, topu Galatasaray boş kalesine gönderdi. Allah’tan Servet, gol çizgisi üzerinden topu çevirdi. Yoksa bu gol olsa maç öyle biterdi.

Yani Galatasaray 1-0 mağlup olur, şimdi aldığı bir puan da uçar giderdi.

Ben Sanctis’i hayretle izliyorum. Aynı zamanda İtalya Milli takımın yedek kalecisi de. Kendi kendime soruyorum, Buffon’dan başka İtalya’da kaleci sorunu mu var.

Galatasaray defansında Sabri, her iki devrede de bir şeyler yapmak isteyen tek futbolcuydu.

11’er kişilik oyunda bir kişinin gayreti yeter mi! Yetmez tabii.

Sabri ileri gitti, geri geldi. Geri gitti, ileri geldi. Çok güzel gollük ortalar yaptı ama kim atacak o golleri. Ankaraspor kalecisi Senecky hava toplarına çıktı yumrukla uzaklaştırdı.

Galatasaray’da Kewell’in kafayla vurduğu bir top var, direğe çarptı geldi, bu da Galatasaray’ın şanssızlığıydı. Dikkat ederseniz şanssızlıklar bile eşit. Ankaraspor’un topu çizgiden döndü, Galatasaray’ınki de direğe çarptı yok oldu, gitti.

Galatasaray’ın orta sahası artık belli oldu. Meira ve Ayhan oynayacak.

Geçtiğimiz maçlarda Meira’yı hep methettim. Ama dün akşam o da yoktu sahada.

Ayhan, orta sahada bir şeyler yapmak istiyor; arkadaşlarını ikaz da ediyor. Ama Galatasaray öyle bir hale gelmiş ki, onlara ikaz da yetmiyor. Arda, oynatılmamalıydı. Bu büyük bir hatadır. Zaten hiçbir şey de yapmadı.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #259 : 24. Kasım 2008, 10:39:48 »
ATİLLA GÖKÇE 
Nerdesin Lincoln? 

Aykut Kocaman’ın bu yıl sürpriz çıkışla zirveye yerleştirdiği Ankaraspor, belli ki yerini yadırgıyor. Peşpeşe puan topladıkları maçlardan sonra büyüklere karşı tutukluk yapıyorlar. Bunda futbolcuların bir yıldız olarak parlama tutkusuyla takım oyunundan kopuk bireysellik gösterileri etkili olabilir. Ya da Konate, De Nigris’in hiçbir zaman başlangıçta bir niyet gösterisi olarak sahaya çıkamamaları.
Galatasaray’a bakarsak, Lincoln’ün yokluğu olumsuz etkiledi sarı-kırmızılı takımı... Forvet arkası oynayan Ayhan,arkadaşlarını, özellikle Ümit Karan’ı, ceza alanında topla buluşturacak yaratıcı inceliği gösteremedi. Ümit Karan, belki de tribünde kendisini izleyen Arap transfer konuklarının yarattığı baskıyla hayret verici bir tutukluk içindeydi. Attığı bozuk şutlara, kaybettiği toplara baksa, eminim “Bu ben miyim !” diye isyan eder.

Kewell’ın eksiği var
İki takımın ortak rakipleri de rüzgârdı. Topu istedikleri gibi kullanamadılar.
Skibbe’nin, Meira ile Hakan Balta’dan oluşturduğu “zoraki ön libero ikilisi” dün başarıyla çalıştı. Ama alışkanlıkla değil, hakkını vererek gecenin kahramanını alkışlamalıyız: Servet Çetin. Onun gibi iri yapılı, kaba saba görüntülü bir stoperin De Nigris’in şutladığı topu çizgi üzerinden çevirmesi tam anlamıyla “kurtarıcı”lıktı. Galatasaray, Batak’ın uzaktan şutunu son anda çelen De Sanctis’in de kurtarışıyla savunma anlamında görevini yaptı. Ancak bu durum takımın deplasmanda maç kazanamaması gibi kötü alışkanlığı önlemeye yetmedi.
Kewell’ın belli ki fizik kondisyon sorunu var. Bir maçın tamamını çıkaramıyor. Dün yine 80 dakika iyi dayandı ve yerini Aydın’a bıraktı. Skibbe’nin de işi zor... Arda’yı mı dinlendirsin, tedavi altındaki Kewell’ı mı ? Karar vermek zor. Arda, geçen hafta yürek hoplatan geçici rahatsızlığından sonra dün yine de elinden geleni yapmaya çalıştı. Oysa ne kadar ısrar ederse etsin, oynama isteğine karşı konulmalı ve dinlendirilmeliydi.

Kafalar karışıyor
Bülent Yıldırım’ın Emre Aşık’a maçın ilk dakikalarında göstermediği bir sarı kart var. Mehmet Çakır’ı düşürdüğünde gösterdiği sarı kart ikincisi olacaktı, kurtuldu. Bir de Arda kendisine dokunduğu için Yıldırım’dan sarı kart gördü, buna çok şaşırdım. Doğru, kuralları uyguladı. Ama ligimizde öyle sarmaş dolaş hakem futbolcu görüntüleri var ki, kafamız karışıyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül açısından iyi bitti maç. Böylece “ayağının uğuru”na yorum getirme gereği kalmadı.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #260 : 24. Kasım 2008, 10:40:28 »
İLHAN SÖYLER 
Tişört ve forma 

İKİSİ de lodosa tutulmuş vapur gibiydi. Bir oraya, bir buraya sallanıp duruyorlardı. Her an bir kazaya uğrayabilirlerdi. Zaten iki takımın da en büyük korkusu buydu. "Aman haa, bir gol yersek yanarız" diye tir tir titriyorlardı. Hal böyle olunca ortaya acayip derecede tatsız, tuzsuz ve savruk bir maç çıktı.

Galatasaray’da Michael Skibbe yine sağlamcılığını göstermiş, artık herkesin ezberlediği isimleri sahaya sürmüştü. Lincoln’ün sakatlığı nedeniyle oynamayışı ve İstanbul’da, Aydın’ın da neredeyse tüm maç boyu kulübede bırakılması G.Saray’ın yaratıcılığını bitirmişti.

Sarı kırmızılılar Ankaraspor önünde defansif anlamda oldukça başarılıydı. Çok koştular, savaştılar ama "yaratıcı" oyuncu eksikliği yüzünden hücumda neredeyse hiçbir şey yapamadılar. Topu kazandıkları anlarda amatör futbolcuların bile yapmayacağı pas hataları yaptılar. Gol pozisyonu elbette ki buldular, ancak onların da kaynağı rakibin bireysel hatalarıydı.

Bir futbol takımında en önemli mevkii defans, burada oynayan futbolcular da oyunun "anahtar" isimleridir. Galatasaray savunmasındaki Servet ve Emre Aşık, gerek markajda ve gerekse ikili mücadelelerde gayet iyiydi. Ama top servisleri berbat mı berbattı.

Hiçbir şey oynamadı

Ümit Karan gol atmak için çok istekliydi. Ne var ki, istediği pasları alamadı. Geçen hafta yüreğimizi ağzımıza getiren Arda, dün kalbiyle oynadı.

Oyunun diğer "anahtar" ismi Skibbe, kötü giden maçı çevirmek için birtakım değişiklikler yaptı. Bir ara kanatlara eğildi; oyuncuların yerlerini değiştirdi, ama olmadı.

Dünkü maç şu acı gerçeği bir kez daha gösterdi. Tarihinin en pahalı kadrolarından birini kuran Galatasaray, hiçbir şey oynamıyor. Puan cetvelinin dibindeki takımlar karşısında bile zorlanıyor. Bu sene birazcık kıpırdayan Lincoln haricindeki diğer pahalı yabancıların hiçbiri kendilerinden bekleneni veremiyor. Hepsi bölük pörçük. Devamlılıkları yok. Ali Sami Yen Stadı’ndaki birkaç maçta taraftar gazıyla oynadılar, hepsi o kadar.

Son sözüm bu acayip renkteki formayı icat edip giydiren Galatasaraylı yöneticilere... Sarı mı, kırmızı mı, turuncu mu, ne olduğu belli olmayan tuhaf bir renk bu. Önceden Galatasaray takımı sahaya adımını attığı anda rakip takımlara korku salardı. Ama şimdi bu acayip renk yüzünden hiç mi hiç ürkütmüyor. Yöneticilere naçizane tavsiyem bu formayı artık futbolculara giydirmeyin. Bu renkten çok güzel tişört olur ama forma olmaz.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #261 : 24. Kasım 2008, 10:41:00 »
LEVENT TÜZEMEN 
Deplasmanda kedi 
Galatasaray iki ruhlu bir takım oldu.. Ali Sami Yen'de taraftar desteğiyle futbolun tüm özelliklerini sahaya yansıtıyorlar.. Rakibe basıyorlar, pres yapıyorlar, hücumu kanatlardan düşünüyorlar, takım halinde savunma yapıyorlar, ayağa isabetle pas oynuyorlar, topu daha çok kontrol ediyorlar ve bol pozisyon üretip gol atıyorlar.
Ancak deplasmanda düşünceler sanki prangaya vuruluyor. Doğru düşünemiyorlar, iki pas üst üste yapamıyorlar, takım disiplininden uzaklaştıkları için çok pas hatası yapıp kolay top kaybediyorlar. Kapasitesi yetersiz Skibbe de oyuna müdahale edemiyor, farklı bir taktik ortaya koyamıyor. Elindeki "Homojen" kadroyu nasıl kullanacağını bilmiyor. Aydın ve Barış'ı erken oyuna almalıydı.
Oysa Skibbe için kupada oynadığı Ankaraspor ile ligde karşılaşmak rakibi tanımak adına bir fırsattı. Ama Alman hoca tıpkı sezon açılışında karşılaştığı ve ligde kaybettiği Bursa için yapamadığı analizi Ankaraspor'a da karşı yapamadı. Hoca aciz kalınca, Galatasaray Ankara'da da yürüdü. Başkan Adnan Polat'ın dediği gibi yürüyerek maç kazanamazsın. Kupada Ankaraspor'dan alınan beraberlik için "Büyük başarı" diyen Skibbe ligde üçüncü sırada olan rakibinden alınan bir puan için her halde takla atar!

HAKEMİN AKLI KARIŞIK
Ali Sami Yen'de seyirci baskısıyla "Aslan" kesilen Galatasaray deplasmanlarda "Kedi" oluyor.. İstatistiklere baktığımızda da, Bursa, Eskişehir, şikebahçe yenilgileri ile Kayseri ve dün Ankaraspor'a karşı alınan beraberlik Galatasaray'ın deplasmanda başarısız olduğunu kanıtlıyor.
Ligin 12'inci haftasında deplasmandaki 18 puanın 13'ünü kaybeden 116 milyon Euro ile piyasa değeri en yüksek Türk takımı olarak gösterilen Galatasaray şampiyonluktan söz edemez. Galatasaray'ın "Lodos"lu gecede akılda iki pozisyonu vardı : Arda'nın ortasında Kewell'ın direkten dönen kafa şutu ve Senecky'nin 86'da kurtardığı Ümit Karan'ın vuruşu.
NOT: Hafta içinde yaşananlar hakemleri olumsuz etkilemiş. Çok beğendiğim Bülent Yıldırım zihinsel olarak dağınıktı... Arda'yı belinden indiren Uğur ile Adem'in formasından çeken Emre Aşık sahada kalamazdı. Ediz'in Arda'yı ceza alanında yaka paça indirişi de penaltıydı. 
10
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #262 : 24. Kasım 2008, 10:41:32 »
ZAFER ERTEM 
Hovardalık 
Hovardalık

Oyun başlıyor, dakika 1. G.Saray, Arda ile yükleniyor sağ çarprazda, genç yıldız yere indiriliyor faul üstüne üstlük net kart hem de sarısından, Hakem Bülent Yıldırım bakıyor. Hemen ardından G.Saray korner kullanıyor, ceza sahasında Ediz, Arda'yı yaka paça yere indiriyor Yıldırım yine bakıyor. İkinci yarının başında De Nigris ofsayt ama vuruşunu yapıyor top ağlarda. Yıldırım yanına koşuyor. De Nigris "duymadım" işareti yapıyor. Yıldırım geri dönüyor. Kart nerede hocam?.. Normal şartlarda Uğur, Ediz, Emre dün geceyi kırmızı kartla kapamalıydı. Bu yönetim Bülent Yıldırım gibi kaliteli bir hakemin kalitesine yakışmadı. MHK Başkanı Oğuz Sarvan ne diyor: "gözünü dört açacaksın gördüğünü çalacaksın, cesur olacaksın" bunu bana demiyor ki hakemlere diyor. Peki Yıldırım ne yapıyor "es" geçiyor. Allah'tan futbolcular iyi niyetli de sıkıntının boyutu büyümedi.

G.Saray'a kök söktürdü
G.Saray'da Lincoln, Mehmet Topal ve kart cezalı Baros'un yokluğunda yine sürpriz bir 11 sahaya çıktı. Meira zar zor yetişmişti maça ama sahada yürüyecek hali yoktu. Sahanın en kötüsüydü Ümit Karan'la beraber. Volkan bir türlü rüştünü ıspat edemedi köşesinde. Emre sert faulleri ile yine yürekleri ağızlara getirdi. De Nigris'in oyunun başında kaleci Sanctis'i de çalımlayıp kaleye plaselediği top tıngır mıngır ağlara giderken Servet'in inanılmaz kurtarışı G.Saray adına bir şanstı. Kewell'ın direkten dönen topu da yine ev sahibi Ankaraspor adına şanstı. Kewell, Arda ile yer değiştirdikten sonra inanılmaz pozisyonlar buldu takımı adına. şikebahçe kökenli olmasına rağmen Aykut hocayı beğenirim. Duruşu ve disiplini ile hangi takımı çalıştırırsa çalıştırsın hep sempati ile takip ederim. Ama Aykut hocanın geçen hafta şikebahçe maçında De Nigris gibi bir gol ayağını 80'de oyuna almasını kimse bana iyimser düşüncelerle açıklayamaz. O De Nigris çıkana kadar dün gece G.Saray'a kök söktürdü. Aslan uyuyan bakıcısı Skibbe eşliğinde puan hovardalığına Ankara'da da devam etti.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #263 : 24. Kasım 2008, 10:44:09 »
Galatasaray Metalist'i Nasıl Geçer?
 
'Galatasaray da perşembe günü Ali Sami Yen'de daha önce Şiketaş'ı safdışı bırakan Ukrayna temsilcisi Metalist Kharkiv'i konuk edecek...'Tansu Sarı'nın köşe yazısı:

Galatasaray da perşembe günü Ali Sami Yen'de daha önce Şiketaş'ı safdışı bırakan Ukrayna temsilcisi Metalist Kharkiv'i konuk edecek. Haftayı Zorya'yı 2-1 mağup ederek kapatan Metalist özellikle duran toplarda etkili bir takım. Son 2 haftadır serbest vuruşlardan gol buldular. Özellikle defansta oynayan Gancarczyk ve forvette oynayan Jackson sol ayaklarını muhteşem kullanıyorlar. Savunmanın göbeğinde Obradovic ve Gueye; orta alanda Edmar ve Valyaev forvette oynayan Jackson, Fomin ve Devic en etkili silahları. Kalecileri Goryainov kale alanına hakim değil. Hatalı goller yemeyi alışkanlık halne getirdi. Yan toplarda ve serbest vuruşlarda zayıf bir kaleci. Karambol toplarla rakibi dize getirebiliriz. Sağbekleri Konyushenko da ağır kalıyor. Arda Turan- Harry Kewell ikilisi Ukrayna temsilcisine zor anlar yaşatabilir kanısındayım. Şiketaş'ın kötü olmasından faydalandılar ve temsilcimizi elediler. Ama özellikle kalecimiz De Sanctis ve defansımızdaki Servet'in de uyumaması şart. Mümkün olduğunca ceza sahasının uzağında faul yapmamız gerekiyor. Myron Markevich genelde alternatifsiz bir kadro sahaya sürüyor. Kalede Goryainov; savunmada Konyushenko, Gueye, Obradovic, Gancarczyk; orta alanda Bordiyan, Valyaev, Edmar (Slyusar) Devic (Trisovic); forvette de Jackson ve Fomin (Zeze) kadrosunu sahaya çıkaran Markevich Galatasaray karşısında da bu tertibini bozmayacak gibi görünüyor. Galatasaray Olympiakos ve Benfica galibiyetleriyle bence her ne kadar gruptan çıkmayı garantilese de Metalist karşısında mutlak favori. Skibbe ve öğrencilerine başarılar diliyorum.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #264 : 24. Kasım 2008, 14:21:45 »
Issız Maç

Tüm takım olarak uzun süredir ilk kez Perşembe- Pazar oynama rutinini yaşamadığımız bir haftada, Federasyon’un anlamsız ısrarı ve yanlış kararıyla Cumartesi gecesi oynatılan Ankaraspor deplasmanında galip gelemeyerek deplasman maçlarını iyice “fobi” haline getirmiş durumdayız..
Salı günü Avrupa Kupası maçına çıkacak şikebahçe’nin maçını Cumartesi gündüz oynatmak şikebahçe adına ne kadar anlamlıysa, milli maçın hemen arkasından bizim maçımızı oynatmak o kadar anlamsızdı..Federasyonun lig ve kupa maçların saatini belirlerken 2 maçın tam arasını tercih etmesi gerek. Şiketaş milli takım onbirine sadece 1 oyuncu (ki bu oyuncu kendi takımında genelde yedek) verirken Onların maçlarını Pazar oynaması onlara sağlanan bir avantaj iken, olay bizim açımızdan haksızlıktır. 2 sezon önce 51 saat içinde şikebahçe ve Liverpool ile oynanamızı sağlayan Federasyon’u bu konuda duyarlı ve adaletli davranmaya davet ediyorum…

Puan sıralamasında üstümüzde yer alan ve anca galip geldiğimiz durumda önlerine geçebileceğimiz Ankaraspor karşısında tıpki Kayserispor deplasmanında olduğu gibi “beraberliğe razı” bir oyun sergileyerek 2 puan daha bıraktık deplasmanda…Kayserispor maçı daha ligin 2. haftası idi; arada oynadığımız maçlarda 3 deplasman maçından mağlubiyeti aldık ama Skibbe buna rağmen dünkü silik futbol karşısında kendisi de silik bir görüntü çizdi..

Benfica deplasmanında sahaya cesur bir kadro çıkararak oyuncularına güven aşılayan Skibbe, dünkü maçta oyuncu değişikliği içinde nerdeyse son çeyrek saati bekleyerek “aman yenilmeyelim” mesajını verdi bizlere..Takımda gördüğümüz en büyük eksiklik toplu motivasyonsuzluk ve dizilişteki boşvermişlikti..Rakibin tahmin etmesi çok kolay olan bir dizilişle sahada yer alarak, maç boyunca oyunun kaderini değiştirici hiçbir hamle yapmayarak ileride çok arayacağımız 2 puanı daha bıraktık sahada..Eskişehir, şikebahçe maçlarında 4’er gol yiyip mağlup olduğumuzda bile daha kişilikli ve istekli bir futbol oynamıştı takımımız…Ankaraspor karşısında ise değil kötü bir oyun, herhangi bir sıfatla nitelendirilemeyecek kadar isteksizce yer aldık sahada..Takımca bu kadar etkisiz bir maç oynadıktan sonra tek tek “şu oyuncu iyiydi, şu kötüydü” diye yorum yapmayı çok doğru bulmuyorum ama takımın bu kadar kendine ihtiyacı varken Kaptan Ümit’in yeteri kadar sorumluluk almaması inanın beni çok üzüyor..

Şimdi önümüzde beraberliğin yeteceği Metalist maçı var; eğer bu maçta da takım etkisiz bir oyun ortaya koyarsa bilelim ki mental olarak ciddi bir noksanlık var takımımızda..Amaç ASY’de galibiyet ve grubu birinci tamamlayarak diğer bir grubun üçüncüsü ile eşleşmek olmalı…

Saygı ve sevgilerimle,

Ant İpek
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #265 : 24. Kasım 2008, 14:45:14 »
Hayal-i Küçük Skibbe!

24.11.2008



Mazeretimiz vardı, Ankara’ya gidemedik. Geçtik televizyon karşısına, duygularımızı paylaşmak için. O da ne? Dışarıda fırtına, tufan, ekranda görüntü yok. Ayda avuç dolusu para öde, rüzgardan dolayı siyaha düş. 2008 yılında memleketimde insan mazaraları.
Yazık günah. Gelişmiş tüm ülkelerde ücretli kanallara, yerin altındaki kablolar hayat verir. Burada ise para gelsin yeter! Bizler gibi koyun bulduktan sonra!
Neyse... Biz Ankara’ya dönelim. Maçı parçalı bulutlu izlemekle pek bir şey kaybetmedik. Yine bir deplasman klasiği Florya sakinleri için. Alman hoca beraberliği başarı sanıyor, Leverkusen’i çalıştırdığını zannederek. Artık birileri çıkıp, “Bu ülkede ikinci olmanın bile önemi sıfırdır” demeli. Başkent’te tek pozisyon yok. Biraz Ayhan, biraz da Kewell... Gerisi nane şekeri.
Futbolcular her fırsatta hocalarını sevdiklerini ve ona destek olduklarını söylüyor. Aman ne hoş... Onlar da alıştılar Leverkusen’li gibi olmaya! Öyle ya, Bundesliga’da ilk 5’e gir, Avrupa’ya açıl, bir iki tur geç, başarı! Salla başını al maaşını!
Bakın Sayın Skibbe... Buralarda bu hikayeler geçmez. Başında olduğun takım, Türkiye’nin en fazla taraftarı olan kulüp. Köylü mantığı Beyoğlu’na ters. Galatasaray için dışarıda alınan beraberliğin yenilgiden farkı yoktur.
Gelelim kadro tercihlerine... Meira’dan ön libero, Hakan Balta’dan orta saha yarat, sakatları bahane ederek. Bir de jokerin var; Mehmet Güven! Kurtarıcın desek daha doğru olur. Aman tanrım, ne buluş! Baros’a sağ kanatta rol vererek figüran durumuna düşürdün son haftalarda. Bununla beraber, medyadaki eleştirilere de alıştığınızı söylüyorsunuz. Kusura bakmayın, siz alıştınız Skibbe, ama biz size hiç alışmadık!
Siz de haklısınız, Türkiye=Sizler için rakı, roka, palamut! Lütfen sakatlıkmış, yorgunlukmuş, bunları bahane etmeyin. Çalıştığınız, dolayısıyla ekmek yediğiniz takımın adı, tarihi ters düz etmiş Galatasaray. Bir an evvel aynayla dargınlığınızı bitirmeniz gerek. Ne zaman hatalarınızla yüzleşeceksiniz, Sayın Hayal-i Küçük Skibbe?



Yalçın Dümer 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #266 : 24. Kasım 2008, 14:46:47 »
 Hangisi önemli?

Eğer ben, Galatasaray başkanı ya da futbol sorumlusu olsam, Ankaraspor maçından sonra, Esenboğa Havaalanı'nda Skibbe'yi yanıma çağırır, eline tek yönlü uçak biletini verir "Hocam yarın buradan Münih'e bir uçak kalkacak. İstanbul'a gelmene gerek yok der" kibarca evine yollardım. Bu işin artık şakası kalmadı. Ama ne hikmetse, Galatasaray yönetim kurulu 'kah kah, kih kih'ler içinde yaptığı toplantılardan sonra "Bize hocamızı yarıda göndermek yakışmaz. Onun için onun arkasındayız" diye açıklama yapıyor. Aslında yapılan bu açıklamanın bir tek amacı vardı; eğer Skibbe'yi gönderirlerse 'Herkesin bula bula bunu mu buldunuz?' demesini istememektedirler. Tabii bir de 'Biz size demedik mi, bu adam bu işi yapamaz' lafını yemekten korkuyorlar. Ama işin gerçeği açık açık ortadadır. Galatasaray bu adamla sözleşme yaparken, onlar da korktukları için Skibbe'ye 1+1 yıllık mukavele imzalattılar. Sayın başkan büyük bir emek harcayarak yapmaya çalıştığın başarılı işlerin sonunu göremeyecek kadar zor günlere gittiğinin farkında değilsin. Bak neler oldu hatırlatalım sana belki işi ciddiye alır gerekeni yaparsın:

Taraftar terk ediyor
1- Skibbe geldiğinden beri, tüm hazırlık maçları, lig maçları, Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası maçı ile Türkiye Kupası maçlarında (3-4 maç hariç) çok kötü futbol oynandı.
2- Galatasaray büyük ümitlerle girdiği Şampiyonlar Ligi'ne elemelerde veda etti.
3- Galatasaray şu anda 12 maçta 15 puan kayıpla Türkiye ligi şampiyonluğundan da dev adımlarla uzaklaşıyor.
4- Türkiye Kupası'nda gruptan çıkma şansı yüksek ama oynanan maçlar yürekler acısı.
5- Galatasaray son yıllardaki en büyük transferlerini bu sezon yaptı. Buna rağmen Skibbe yüzünden her hafta taraftarlarını biraz daha kaybediyor.
6- Sayın Skibbe üst düzey kadroya rağmen oyuncuları hatalı yerlerde oynatarak sahaya doğru dürüst bir takım çıkaramadı.
Sayın Polat'a, yönetim kuruluna, Adnan Sezgin'e tek sorum şudur: Sizin için hangisi değerlidir? Galatasaray'ın teknik direktörlük görevini kaldıramayan, hataları yüzünden Şampiyonlar Ligi'ni kaybeden, lig ve kupada kötü sonuçlara imza atan bir hoca mı; yoksa bu üst düzey kadroyu başarıdan başarıya taşımak mı? Artık bir karar vermeniz gerekmiyor mu

İsmet TONGO
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #267 : 24. Kasım 2008, 14:47:58 »
ALP YALMAN
Yönetim inanıyorsa!

Galatasaray’nın sergilediği oyunu ve içinde bulunduğu durumu nasıl buluyorsunuz? - Bana göre takım normal gidiyor. Çünkü kadro sınırlı, mali imkanlar kısıtlı. Bu düşünce tarzı içerisinde alınan neticelerde normal. Zira yarışta tek başına da değiller. Geniş kadrolar kuran ve imkanları daha rahat olan rakiplerle yarışıyor. - Skibbe G.Saray’ın ağırlığını kaldırabiliyor mu. Alınan sonuçlardaki katkısı olumlu mu, ulumsuz mu? - Skibbe’nin takım üzerinde katkısı olup olmadığının bilinmesinin imkanı yok. G.Saray’daki mevcut durum bu. Öncelikle buna inanıyor olmak lazım. Yönetim Skibbe’ye inanıyorsa, güvenlerini devam ettiriyorsa, bizim de etmemiz gerekir. Aksini düşünme taraftarı değilim. Aklı başında bir idare heyeti var. Onlar yeterli görüyorlarsa bizim de bekleyip sonunu görmemiz lazım. Zaten aynı şeyler yönetim içinde geçerlidir. - Son zamanlarda hakem hataları Galatasaray’ın aleyhinde ağırlık kazanmaya başladı. Bunda art niyet aranmalı mı? - Evet Galatasaray’a bir takım kısmetsizlik oldu. Hatta bu konuda maçın neticesini etkileyecek gelişmeler dahi yaşandı. Ancak ben bunların altında kasıt aramıyorum. Kasıt arama niyetinde hareket edersek hiç bir şeyin cevabını veremeyiz. Bu tür gelişmeleri sadece Galatasaray’ın talihsizliği olarak yorumluyorum. - Yönetimin transfer politikasını nasıl buluyorsunuz. Alınanlar yeterli mi? - Galatasaray’ın maddi imkanlarına göre alınan futbolcular iyi. Ancak takımda büyük kısmetsizlikler yaşanıyor. Hazırlık çalışmaları dahil sezon başından bu yana, takım olarak bir araya gelip çalışmadılar. Bunda baş etken sakatlıklar oldu. Bu nedenle yapılan transferde eksikler konusunda şudur, budur diyecek bir ortam oluşmadı. Çoğunun parayla giderilemeyecek durumları var. Mesela Hasan Şaş’ın yokluğu. Bence yönetimin kadro oluşturmakta gösterdikleri hassasiyetleri doğru. Ancak sonrası büyük şanssızlık... - Yönetim daha önce büyük bir kredi yetkisi aldı. Şimdi de ek bütçe için kongre çağrısı yaptı. Polat ve ekibinin bu isteği, Galatasaray’ı düzlüğe mi çıkarır, yoksa şimdikinden daha mı kötü olur? - Bu sorunun cevabını şu aşamada vermek mümkün değil. Çünkü ek bütçe almak için yapılan çağrının içeriği henüz netlik kazanmadı. Bütçeye yapılmak istenen ilaveyi nereye kullanacakları belli değil. Bu nedenle sorunun cevabını kongre sonrası vermek gerekir.

 
keweel - arda - elano- baroş- keita

ua_dodo_Bumblebee

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 3082
  • Yaş: 54
  • Yer: adana
  • ULTRASLANTEPE
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #268 : 25. Kasım 2008, 09:11:57 »
ya arkadaşlar akşam kanaltürk' de yayınlanan stadyum programına eski yöneticilerden semih haznedaroğlu katıldı stadla ilgili açıklamalarda bulunmuş bu programı nerde bulabilirim linki varsa buraya atabilirmisiniz. 24.11.2008 tarihli stadyum programı.

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #269 : 25. Kasım 2008, 10:06:47 »
Ya çalsaydı?

25.11.2008



Henüz dakika 1; Ediz’in bel kündesine, güreş hakemi bile düdüğünü çalar, puan işareti verirdi. Oysa Yıldırım oralı bile olmadı. Hadi diyelim ki ‘basireti bağlandı’. Galatasaray’ın son maçlarında, diğer arkadaşlarının da bağlandığı gibi. Peki ya çalsaydı? Galatasaray penaltı vuruşuyla öne geçecek, belki de kazanacaktı. Kafasını Skibbe’ye takmışlar, ‘Hoca kabahatli’ diye bağırıyor, asıl katliam nedeni diğer hocaları (!) görmezden geliyor. Yanlış yönlendirmenin daniskası değil de, ne bu?
şikebahçe’yi de izlememiş olsam ‘Galatasaray’ın kötü oyununu benden başka herkes görmüş’ diyeceğim. Ama o 90 dakikadan sonra, Aslan’ın mücadelesi kaymaklı ekmek kadayıfı. Özellikle ilk yarı, Ankaraspor gibi bir rakibi sindirdiler. Üstelik fiziği, temposu, gücü ve oyun düşüncesi nedeniyle Mavi-Beyazlılar’a saygı duyulmalı. Vaziyetleri, puan cetvelinde bulundukları yerden belli değil mi? Ankaraspor’un bir hafta önceki penaltısı verilmiş olsa, Galatasaray’ın da cumartesi iç edileni, ligin rengi ne olurdu, hesaplayan var mı? Skibbe de, Skibbe! Tamam hataları var ama ‘vaziyetin tek sorumlusu’ diye ilan etmek de ayıp be! Türlü etkenin olduğu kollektif bir yapıda, tek adama yüklenmek niye? Eeee bu medya 3-5 maçta Adnan II’yi de yılın teknik direktörü (!) yapmış, sonra dozu kaçırdığını anlayıp araya Cevat hocayı katmıştı. Normal yani!
Abdullah Gül “Bütün büyükler düşüşte” demiş. Yanlış. Sayın Cumhurbaşkanı “Küçük zannettiğim kulüpler büyümüş” dese, daha doğru olurdu. Kayserispor’a baksa yeterdi; tesisi, yemesi, içmesi, kamp ve çalışma şartlarıyla bırakın büyükleri, Avrupa’da dahi birçok kulübü sollama halinde, Anadolu kulüpleri. Ekonomisini doğru kullanan koşuyor, yanlış harcayan da apışıp kalıyor. Galatasaray, şikebahçe, Şiketaş ve Trabzonspor’un her gittikleri kentte favori oldukları dönem, artık hayalden öte değil. Bu gerçeği kabullenemeyen bir kısım ‘geçmiş zaman mimozaları hayranı’, gönlündeki olmayınca, bunalıma giriyor ve ilk iş olarak teknik adama, sonra da futbolculara fatura kesmeyi yeğliyor. Taraftar da bu konuda hazır mezarın bayat ölüsü zaten! Kazanan kahraman, kaybeden hain.
Hep büyüklere bakıp; Ankaraspor, Ankaragücü, Sivasspor ve tüm diğerlerinin emeğine bakmayınca hem ayıp oluyor hem de doğru analiz ortaya çıkmıyor. Cumartesi Yenikent’te olumsuz fırtınaya rağmen, mükemmel bir mücadele vardı... Farkına varan yoktu!



Oğuz Dizer 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #270 : 25. Kasım 2008, 10:07:58 »
Skibbe artık yordu

Skibbe ile ilgili yazmaktan, Skibbe'nin yetersizliğini dile getirmekten, yaptığı hatalı tercihlerden, oyuna müdahalelerindeki yanlışlardan yazmaktan yoruldum. Galatasaray gibi dar alan presinin sonucu bol pozisyonlu hücum futbolunun Türkiye'deki temsilcisinden kısır bir istatistik üretmesinden de sıkıldım. Galatasaray Türkiye'nin dünyada en bilinen markalarından birisi. Futbol adına pek çok yeniliği bu ülkeye getiren öncü bir futbol kültürüne sahip. Ancak sportif direktörlük sistemi tutmuyor, tutmadı ve tutmayacak. Zayıf bir teknik direktör ve ona hükmedebilecek sportif direktör modeli sarı-kırmızılı takımı, ligin en kaliteli kadrosu olmasına karşın sıradan bir ekibe dönüştürdü. Bu modelde Skibbe sahada var ama sahanın dışında pek çok konuda gerçek patron Adnan Sezgin. Adnan Polat-Adnan Sezgin ikilisinin ortaklaşa projesi artık S.O.S verdi.

Doğru çözüm Lucescu
Bu tarzda devam etme uğruna takıma hakim olamayan Skibbe ile devam ederlerse ligde havlu atma günleri çok yakındır. Ali Sami Yen dışında maç kazanamayan bir takım, yarın kendi sahasında da puan kaybederse harcanan onca para ve yatırım değerini yitirecek. Baros, Kewell, Meira transferlerinin, Arda ve Lincoln gibi yıldızları kadroda tutuyor olmanın bir mantığı kalmıyor. Milli Takım'da orta sahadaki tüm dinamizmi temsil eden Sabri'nin bu yokluk günlerinde bile sağ beke hapsedilmesinin de stratejik önemi bulunmuyor. Başkan artık bu gidişata dur demeli. Ya tam yetkiyi Skibbe'ye vererek sonuçlarına katlanmalı -ki bu çok zor ve olmayacak bir ihtimal- ya da acilen bu ülkeyi ve şartları bilen bir teknik adam değişikliğine gidilmeli. Gelen hoca da kariyeri ve geçmişi itibarı ile kısa dönem çözümü olmamalı. Bu şartlarda Lucescu en doğru çözüm. Tabii böyle bir çözüm isteği varsa...
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #271 : 25. Kasım 2008, 10:22:13 »
Maskelerin gücü
Hakan ÜNSAL
   
    Skibbe, Lincoln’ün yokluğunda klasik tek forvet anlayışından vazgeçmedi. Herkes çift forvet oynamasını beklerken orta alanı 5 oyuncuya teslim etmesi garip geldi. Skibbe, herhalde kupada oynadığı ve berabere kaldığı Ankara’dan korkmuş. Lincoln varken tek forvet doğru ama Lincoln yokken ve orta alan 4’lü iken çift forvet oynamakta sakınca olmaz. G.Saray’da sıkıntı tek önliberolu oynayınca çıkıyor. Daha doğrusu Galatasaray Mehmet Topal veya Linderoth yoksa tek önliberolu oynayamaz.

Skibbe’nin Barış’ı düşünmesi lazımdı. Barış tarzı oyuncular sakatlıktan dönüşte ne kadar eksik olsalar bile yine de oyun temposunu çabuk yakalarlar. Hakan Balta’yı klasik yerinde oynatıp Barış’ı tercih etmek daha doğru bir seçim olurdu.

İlk yarıda iki pozisyon var. Biri Meira’nın hatasında Nigris’in vuruşunu Servet iyi zamanlama ile çıkardı, diğeri Kewell’ın kafasında direkten dönen top. Pozisyonlarda bile eşitlik vardı. Hatta tek maskeli oyuncu olmaz diye Neca da oyuna girip orada da eşitliği sağladı. Maçta dikkat çeken olay iki maskeli oyuncu olmasıydı. Düşünün maçın sıkıcılığını. İlk yarıda biraz vardı diyebileceğimiz oyunu ikinci yarı çıkan sert rüzgar aldı götürdü.

Galatasaray oyunda ağırlığını yarım saatten sonra hissettirmeye başladı. İlk yarının son 15 dakikasında daha istekli ve etkili bir Galatasaray vardı fakat pozisyon yoktu. Emre Aşık ilk yarının şanslı oyuncusu idi. Oyunun başında yaptığı sarı kartlık müdaheleyi hakemin gözden kaçırması Emre’yi kırmızı karttan kurtardı.

Aykut Hoca De Nigris’i oynatarak doğru tercih yaptı. Ama şikebahçe maçında iyi ve moralli De Nigris niye yoktu anlamadım. Herhalde Galatasaray maçına saklıyordu!..

Galatasaray yine deplasmanda kayıp. Bu puanlar telafi edilir diye düşünülebilir ama Trabzon deplasmanda da kazanıyor. Rakiplerin bu kaybı Trabzon’a hep artı yazıyor. Böyle giderse sezon sonu da şampiyonun adı bölümünde Trabzonspor yazar.
keweel - arda - elano- baroş- keita