28. Nisan 2026, 21:03:01

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 120712 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #224 : 14. Kasım 2008, 11:12:55 »
Tehlikeli tenhalık!

14.11.2008



Ciddi bir müsabakada, Cim Bom adına tribünlerdeki tenhalık tehlikeli. Daha da tehlikelisi hücum bölgesindeki tenhalık. Galatasaray’ın Kayseri doğrularına karşın, doğru hücuma çıkış organizasyonu yok. Üstelik bir Toledo’su da yok. Lüks bir Lincoln’ü var! O’nun da randımanı yok.
Sağlıklı yaşam dönemi ya! Tolunay Kafkas’da sağlıklı futbol dönemini başlatmış. Skor tabelasında kazanır, kaybeder ama, sağlıklı adımlar hep devam eder. Souleymanou mükemmel kaleci.  Hele hele bire birdeki açı kapatma hüneri, kalecilik dersi.
Aydın! Rakip üzerine öyle gidilmez. şikebahçe maçı sonrası yine aynısı... Olembe kaleyi tutturamadı, şanslı anındı. Baros’un da gol atmaya kepenk çekmiş hali sürmekte! Çek bakalım ne zamana kadar çekilecek?  Devre arası Skibbe, tavır yapmış olmalı, tempolu ve hırslı başladılar. 5 dakika! Sonra yine iki büyük Kayserispor tehlikesi var. Mehmet Eren’in iştahına deva olacak formül yok. Kayserili iki kanadı, yoldukça yoldu, bitiremedi! Ferdi gayretliydi çıktı, Arda oyunda. Gayret artı, işbitiricilik de arzuladı Alman demek ki. Fark etti zaten, daha yoğunlar şimdi konuk alanında. Gol atma değil, kendini attırma gayretindeki Baros dışarı ve Karan içeri. Canlandı oyun. Havada aşk değil, gol kokusu var! Aykut’tan izin çıkmadı, bu kokuyu Kayserililer’in solumasına! Üst üste iki kurtarışı da şahane. Sonra Souleymanou’nun ASY’de yaşamayı sanki adet haline getirdiği, son dakika şanssızlıklarına bir yenisi eklendi ve Aydın topu içeri itti: 1-0. Biri galibiyeti, diğeri mağlubiyeti hak etmemişti ama oldu.
Not; maç sonu rezilliklerine kim imza attıysa, ders alması gereken ceza da uygulanmalı. Ayıp be!



Oğuz Dizer
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #225 : 14. Kasım 2008, 11:15:21 »
14.11.2008



Nihavent makamında, uyku öncesi rehavet kıvamında, temposu olmayan 90 dakikanın sonunda, Aydın ile gelen gol gecenin tek güzelliğiydi. Günümüzün moda alışveriş deyimiyle; taksitli ve indirimli kampanyayla kaleci Souleymanou’nun da ikramı olmasa, zaten tatsız olan futbol meyvesiz kalacaktı.. Ve belki de Cim Bom, 1 puanla başladığı maçı, 1 puan üstüne daha koyarak, bundan sonraki karşılaşmalarda puan paniğine kapılacaktı.
Yorgunlar kenarda, diriler sahada başlamıştı. Ama düdükten sonra görüldü ki, uzun süredir oynamayanlar kendilerine verilen şansı iyi kullanamadılar. Ne Ferdi, ne Volkan, ‘Bizim oynamamız gerekli’ mesajını hocalarına veremediler. İstanbul’un sarı-kırmızısı böyle olur da, Kayseri’nin sarı-kırmızısı ona nazire yapmaz mı?.. Onlarda da bir isteksizlik, bir durgunluk vardı ki, sanki, ‘kupa fuzûli’ diye bağırıyorlardı. Cim Bom’un kocaman bıraktığı orta sahayı, Kayserispor’un parmakla gösterilen oyuncusu Mehmet Topuz, herhalde hiç anlamadı ve görmedi ki, oyunda yok gibiydi. Ne Toledo, ne Saidou, ne Mehmet Eren ne de Ragıp ve Turgay, kendileri gibi değildi. Sarı-Kırmızılılar ise rakibe verdiği gol pozisyonlarıyla ve kendisini bulup, atamadıklarıyla aklı oyunun dışında, sanki geçen hafta sonu görüntüsündeydi. Oynayanı da, gireni de, çıkanı da, seyredeni de, ‘Bitse de gitsek’ havasındaki maçı yazan bizler için, en mutlu an, hakemin bitiş düdüğüydü.



Can Çobanoğlu 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #226 : 14. Kasım 2008, 11:16:04 »
Kuzuların sessizliği

14.11.2008



Ali Sami Yen’de kuzuların sessizliği. Sen Kadıköy’de kuzu olursan cezanıda taraftar keser. Tribünlerde az sayıda bulunan seyırci ilk 5 dakika susma hakkını kullanıyor haklı olarak. Neyi protesto ettikleri açık ve net. Anlayan anlar.
Gelelim futbola onu da ara ki bulasın. Son derece yavan bir akşam. Arda antre yaptıktan sonra bir kaç cılız atak ve Aydın’ın golü bile keyif vermiyor kimseye. Yüzde yüzleri kaçıran konuk takım Kayserispor. Skibbe’nin takımında sürpriz sanatçı Ferdi Elmas. Biz bile unutmuşuz bu kramponu. Espiri bir yana Ferdi mücadelesiyle diğer arkadaşlarından daha fazla puanı hak etti. Gerçi diğerlerinin ne hak ettikleri de tartışılır.
Mehmet Topal’ın formasına kavuşması sevindirici. Önümüzdeki günlerde Ayhan’ın yükü biraz daha hafifliyecek sanırım. Maskeli süvari Servet’in direnci ve Aykut’un geceye damgasını vuran kurtarışları takdirle karşılanmalı. Son maçlarda varoşların çocuğu rolünde olan Milan Baros’un performansında gözle görülür bir düşüş var. Nazar mı değdi ne? Bununla birlikte takımda ‘babalar’ çoğaldı. Her maç itiş kakış. yakışmıyor. Göğsünüzde taşıdığınız armaya bakarsak.
Taraftarla başladık taraftarla bitirelim. 90 dakika dillerden düşmeyen ‘Başarılar gelir geçer asaletin bize yeter’ nakaratına dikkat! Bu gidişle asalette kalmayacak. Sorumlularına...



Yalçın Dümer
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #227 : 14. Kasım 2008, 11:17:58 »
Doğan Koloğlu
Galatasaray tatmin etmedi

ARDA’NIN ilk 11’de olmayışı sahada sırıttı. Nitekim ikinci yarıda oyuna girince durum değişti. Hücumda daha etkili olmaya başladılar. Bir de son 20 dakika Ümit de takıma dahil oldu. Buna rağmen her iki takım da mantık dışı goller kaçırdı. Ama Galatasaray ilk yarı sahada hiç yoktu. Özellikle sarı-kırmızılılar topu çabuk oyuna sokamadılar. Kendi sahalarındaki maçta kontrataklarla ayakta durabildiler. İlk yarıda gol pozisyonları bile yoktu. 2. yarı pozisyon buldular. Galatasaraylı futbolcular bu sezon acemiliğin faturasını ödüyorlar. Kendi sahalarında kontratak oynuyor ve yabancılaşıyorlar. Cimbom adeta hiç pres yapamıyor. Üstelik kendileri de kime nasıl pas vereceklerini bilemedikleri için adam ararken topu kaptırdıkları örnekler var. Ayrıca Galatasaray’ı iyi etüd ekmiş olan Kayserililer çok sayıda faul yaparak saha avantajını kendilerine çekmiş oldular. Özellikle yaratıcı oyuncu kabul edilen Lincoln o kadar ağır ve acemi hareketler yaptı ki sahada adeta yok oldu. Üstelik Galatasaray’ın iyi oynayamadığı maçlardaki durumu dün ortaya çıktı. Çünkü Galatasaraylılar hiçbir zaman ikili mücadeleye girmiyor ve pres yapmıyor. Üstelik daima vücutlarını kullanarak rakibe yakın oynuyorlar ve topu alamasalar bile fizik güçlerini kullanarak rakibin dengesini bozuyorlar. Bu durumda Galatasaray ilk yarı pozisyon göremedi. Ancak maçın son 20 dakikasında üstün oynadılar. Bu iki takımı da tatmin etmedi. Kayserispor faullü oynadı. En çok faulü Cimbom’un teknik oyuncusu Lincoln’e yaptılar. Kayserispor’un bir avantajı da uzun oyuncularının olmasıydı. Ama Galatasaray ısrarla havadan oynadı. Bu arada Kayseri’den Aghahowa çok gol kaçırdı. Seyirci ise maçı seyretme yerine şarkılar söyleyene coşturmaya çalıştılar. Servet sakat sakat oynamasına rağmen başarılıydı. Tam bir beraberlik maçıydı ancak son dakikalarda daha da yüklenen Galatasaray Aydın’la golünü buldu ve lig için de biraz olsun moral kazandı. Ancak gol ofsayttı.

 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #228 : 14. Kasım 2008, 11:24:58 »
 Turgay Şeren
 
 Aghahowa’ya binlerce teşekkür 
 
Galatasaray dün akşamki maçta, Kayserispor siyahi oyuncusu Aghahowa’ya kaçırdığı gollerden dolayı teşekkür etmelidir.

Maçı kazandıysa, burada Aghahowa’nın payı büyüktür. Galatasaray, karşısında ligin iyi takımı Kayserispor’u buldu.

Kayserispor’u buldu ama o Kayseri galiba İstanbul’a “laf” olsun diye gelmiş.

Defansında hata üzerine hata yaptı. Orta sahası ve forveti özellikle adaşım Turgay, ona uzatılan her arapasını, nedense ezberlemiş gibi, geriye verdi. Bu paslar, çoğu kez de kendi arkadaşları yerine rakiplere gitti.

Maç böyle oynanırken, Sarı-Kırmızılılar defansta özellikle Sabri’nin olduğu tarafta büyük boşluklar bıraktı.

İşte yazımın başlığı da oradan çıktı zaten.

Kayserispor’a “güç kazandırsın” diye transfer edilen siyahi Aghahowa, 52. dakikada gol kaçırmaya başladı.

Mehmet Topuz, sağ taraftan fevkalade bir top getirdi. Kale bomboş.

Aghahowa, 6 pas çizgisinin içerisinde, vücudunla kaleye girse gol olur, ama nerede! Topa bir vurdu; geldiği yere gönderdi.

Galatasaray’ın 90 dakikada kaçırdığı tek bir pozisyon var. O da golü atan Aydın’dan geldi.

Lincoln maçın bitimine doğru Aydın’a nefis bir pas verdi. Gol atmamak için o anda Aydın’ın vurduğu gibi topa vurmak lazımdı. Top kale yerine auta gitti.

Galatasaray’ın galibiyet golü 90. dakikada geldi. Bu da rakip kaleci Souleymanou’nun hediyesidir.

Elinden kaçırdığı topu Aydın’a “al gol at” diye verdi. O da bu sefer, istese de bu golü kaçıramazdı. Zira Arda ile beraber kalenin içersindeydi. O kaçırsa; Arda golü atardı ve Galatasaray’ın galibiyetini ilan ederdi.

Hakem Abitoğlu Galatasaray’ın bir penaltısını yedi. O pozisyonda Kayseri defansında bir tek Ali Turan vardı. Arkasında da Galatasaraylı futbolcular. Ali Turan topa “pat” diye sol eliyle vurdu. Denilir ki, top çarptı! Eğer Ali Turan eliyle oynamasa arkadaki Galatasaraylı golü atacaktı. Bu “bal gibi penaltıyı” Abitoğlu yedi, bitirdi.
 
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #229 : 14. Kasım 2008, 11:27:15 »
Yazarlar / Bahri Havadır
 
 Hüzün bitti mi? 
 

 
Bence hayır... Çünkü; şikebahçe yenilgisinin travmasını üzerinden atamayan Galatasaray kazanmasına rağmen tatsız, tuzsuz, heyecansızdı...

Başkan Adnan Polat da öyle...

Taraftar da öyle... Maçın başında çıt çıkarmayarak protesto ettiler... Sarı-Kırmızılı renkler için ölüp bitenler, “iyi günde kötü günde” diye bağıran Galatasaray’lılar sessizdi bu kez... O yırtınmalar yalan mıydı peki? Bu durum oyunculara da yansıdı...

Hepsi ruh gibiydi...

Oynamak, kazanmak yeniden, “Biz daha ölmedik” demek gelmiyordu içlerinden...

Biraz Servet, biraz da Ayhan’ın, ikinci yarıda da Arda’nın çabası vardı...

Gecelerin adamı Lincoln yalan koşular yaptı...

“Centilmen ve acımasız” denilen Milan Baros’un ayaklarında sanki kilolar vardı...

Ferdi’nin 41. dakikada, Olembe’nin 45. dakikada tehlikeli atakları kimseyi mutlu edemedi...

Kaleci Souleymanou belki de kalecilik yaşamının en kolay ilk yarısını geçirdi... Formasında ne tek damla ter, yüzünde stres, korku, endişe hiçbiri yoktu... Sağa sola gülümsüyordu...

Maçın sonlarında bir kez hata yaptı, onu da Aydın gole çevirdi...

İkinci yarıda Agahahowa net goller kaçırdı... Arda tempoyu biraz yükseltti... Oyunda biraz hareket vardı... Bu detayların aslında hiçbir önemi yok.... Esas konu; ezeli rakibine yenilen Galatasaray kısa sürede neden bu kadar geri gitmişti acaba? Bence saha içi olaylarından çok saha dışında yaşanan gelişmeler, takımın kimyasını bozmuştu...

Gece kulübüne gidip 10 bin dolar ceza alanlar da sahadaydı, üç gün önce elmacık kemiği kırılıp, ameliyat olan da...

Geldiği günden bu yana tartışılan hatta kamp gecesi, “Beyler falanca hoca devre arasında geliyormuş...” haberleriyle maça motive olmaya çalışan teknik direktör Skibbe de..

Peki bu durumda ne yapabilirdi garibim Ferdi Elmas? Veya sakatlıktan yeni kurtulan Mehmet Topal...

7-9 günde bu kadar değişim gösteren bir başka takım var mıdır acaba? Benfica’da herkesin sempatisini kazanan bir Galatasaray’ı, bir de dün gece Ali Sami Yen’deki Galatasaray’ı gözünüzün önüne getirin... Büyük takımlar, büyük ekipler, lider kaptanlar ne kadar fırtınalarda yaşasa gemiyi su almadan karaya sağlam çıkarırsa “büyüklüğünü kanıtlarlar...” Gemi daha su almaya başlamadı ama acayip sallanıyor... Başkan Polat dümende zorlanıyor, Skibbe makine dairesinde terliyor...

Kara şimdilik çok uzakta çok...

Yolculuk biter mi ki?
 
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #230 : 14. Kasım 2008, 11:30:25 »
İlhan SÖYLER
 
 Ah ile vah ile


ASLAN’ın pençeleri dökülüyor. Geçtiğimiz hafta ezeli rakip şikebahçe karşısında hüsrana uğramışsın, ben "şu Kayserispor maçında bir şeyler yapıp taraftarımı sevindireyim, gıdıklayayım, iyi bir futbolla gönlünü alayım" demen lazımdı. Ama neredeee?

Skibbe, uzun zamandır oynamayan Ferdi Elmas’ı sahaya sürüp neler yapacağını görmek istedi. Ancak ondan da bir şey olmadı.

Bırakın onu, futbol literatüründe bir oyun felsefesi vardır. Nedir bunlar?

Verkaçlar yapacaksın. Kanatları etkili bir biçimde kullanacaksın. Topu kazanmadan önce düşünce zenginliğini beynine yerleştireceksin. Rakibin arkasına sarkıp hedefe gideceksin. Bunların hiçbirisi dün akşam sahada yoktu.

Uzun zaman oyunun kontrolü Kayserispor’daydı. Tolunay Kafkas, çıldırdı. Nasıl çıldırmasın? Aghahowa’nın maç boyunca kaçırdığı goller genç teknik adamı adeta deli etti. Yakaladıklarını atsa, Galatasaray da havlu atardı. Galatasaray’da Milan Baros, şaşılacak bir şekilde top oynuyor. Pozisyona girmeye çalışıyor, ama bir türlü gol yollarında isabet bulamıyor.

Sadece isimleri var

Hele Galatasaray’ın defansı hem kanatlardan, hem de ortadan su borusu gibi... Dalan akıyor. Bir türlü suyu kesen vana çalışmıyor. Galatasaray’ın derdi yalnız bununla kalmıyor. Parmakla sayılacak sayıda gol pozisyonuna giriliyor.

Galatasaray’da birçok oyuncu bireysel anlamda çok iyi. Ancak isimleri var, sahada kendileri yok. Böyle bir takımı kamçılamak için iyi bir kenar yönetimi gerekli diye düşünüyorum. Çünkü Galatasaray, her maçını ah ile vah ile oynuyor.

İlk bölüm bitti, dışarı çıkıp "hava alayım" dedim. Bir baktım numaralı tribünden büyük bir kalabalık stadı terkediyor. İçimden "hayırdır" diye geçirdim. "Hem ıstırap çekiyoruz, hem de üşüyoruz. Üşüyeceğimize, gidelim" diyorlar. Artık gerisini siz anlayın... Aghahowa kaçırdı, Tolunay, kafasındaki bereyi yere attı. Daha sonra Galatasaray da golü...


keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #231 : 14. Kasım 2008, 11:32:03 »
Kanat ATKAYA
 
 Yazık


Galatasaray taraftarının şikebahçe mağlubiyetinin ardından derin depresyon içinde olduğunu her şeyden önce kendimden biliyorum. Futbola karşı genel bir isteksizlik, mutsuzluk, umutsuzluk genel ve ortak belirtiler.

Durumun ümitsizliği tribünün halinden belli. İlk 5 dakika tezahürat yok. Sonrasında "yasak savar" gibi Kapalı tribünde başlayan tezahürat zamanla stada yayıldı, fakat takım üzerinde pek etkisi olmadı.

* * *

"Rotasyon" kisvesi altında yedeğe çekilen "as" oyuncuların yerine sahaya çıkanların da yürüyecek hali yok.

Dün Kayserispor karşısında sahaya çıkan futbolcular eğer bir deneme maçı oynuyor olsaydı, içlerinden hiçbiri Galatasaray’da oynamak için seçilemezdi.

O kadar sıradan, o kadar berbat, o kadar kişiliksiz bir futbol.

90 dakikanın tek ilginç yanı Servet Çetin’in "Hannibal Lecter" maskesiydi.

Benfica karşısındaki maçı bu takımın çıkardığına inanmak güç.

Kendinizi iyi niyetli bir şekilde zorlasanız ilk 45 dakika Mehmet Topal ve Ayhan Akman’ı belki "iyi yedek olur" diye alırsınız Galatasaray’a.

İkinci 45 dakikanın kahramanı ise, topu ayağına dolaştırıp duran Kayserispor karşısında başarılı maç çıkardığı izlenimine kapılacağınız Aykut’tu.

* * *

Galatasaray, ezeli rakibi karşısında yaşadığı hüsranı üzerinden atamamış netice itibariyle.

Hem taraftar hem de futbolcuların morali sıfırın altında.

Bu durumda Skibbe ve yönetimin bir çözüm üretemediğini görmek de tedirgin edici.

Belki de böylesi daha hayırlı.

Galatasaray’ı birilerinin çıkıp toparlaması gerekiyor.

Fakat ufukta böyle bir irade de göremiyorum.

Yazık ki ne yazık!

Gelen galibiyet Türkiye Kupası’nda yola devam etmek bakımından elbette işe yarar.

Fakat içi rahat bir biçimde sevinen var mı acaba? Hiç sanmam.

Adnan Polat futbolcularla yemek yiyip "Sizden bu maçta galibiyet bekliyorum aslanlarım benim" demekten ötesini yapmalı.

Yoksa at bu seneyi çöpe...

Yazık ki ne yazık!
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #232 : 14. Kasım 2008, 11:35:14 »
Piyango gibi


şikebahçe'den alınan farklı yenilgiden sonra Kayserispor ile Ali Sami Yen'deki kupa maçı Galatasaray için 3 puan ve bir moral arayışıydı. Cimbom, 3 puanı buldu ama sonuç hüsran da olabilirdi. Çünkü, Kayserispor'un maçta net 10 gol pozisyonu var. şikebahçe pozisyona giremeden 4 gol atmıştı. Kayserispor'un bu kadar pozisyondan gol çıkaramaması Galatasaray için büyük bir şans...
Galatasaray'ın deplasman karnesi kötü. Ama Ali Sami Yen'de daha farklı oynar diye biliyoruz. Dün akşam öyle olmadı. Özellikle ilk 60 dakika Galatasaray, kendi evinde değil de deplasmanda gibiydi. Sahada iyi şeyleri yapan hep Kayserispor'du.
60 dakika diyorum çünkü Arda'nın oyuna girmesi Galatasaray'ın canlanmasına ve şikebahçe maçıyla üstüne çöken ölü toprağını atmasına neden oldu.
Galatasaray, Arda'nın ateşlemesi ve bunun yanı sıra Sabri, Ümit Karan ve Aydın'la Kayseri kalesinde daha fazla etkili olmaya başladı. Bunun semerisini de attığı golle gördü. Galatasaray'da maçın kazanılmasında en önemli etken Arda...
Kısa süre oynadı ama takımını ateşledi. Onun dışında Kayseri'nin 3 net pozisyonunu kurtaran Aykut'ta galibiyette önemli bir oynadı. Elmacık kemiğinden operasyon geçiren Servet için de özverisinden dolayı başarılı diyebiliriz. Ancak, bazı oyuncular var ki oynayıp oynamadıklarını anlamak mümkün olmadı.
Baros'taki düşüş sürüyor. Benfica ve şikebahçe maçlarında sağ tarafta oynadığı için şikayeti vardı. Dün istediği yerde oynadı ama olumlu hiçbir katkısı yok. Sadece, konuşma konusunda performansının artığını söyleyebiliriz.
Defansta Meira, ne etliye ne de sütlüye karışıyor. Arkasına atılan toplarda geri dönüşü yok. Ondan topu iyi kullanması bekleniyor. O konu da hiç gayretli değil. Sadece idare ediyor. Mehmet Topal, sakatlıktan sonra kendini henüz toparlayamamış. Milan Baros'la beraber takımın en etkisiz isimlerinden biriydi. Sonuç olarak, Galatasaray için bu galibiyet tam anlamıyla bir piyango oldu. Ve Cimbom kupada çok büyük bir avantaj elde etti.
CÜNEYT TAMMAN
keweel - arda - elano- baroş- keita

İsmail Sağlık

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Eki 2008
  • İleti: 2003
  • Yaş: 45
  • Yer: Bursa
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #233 : 14. Kasım 2008, 12:46:27 »
Yakışmıyor!
14.11.2008

Başlıktaki sözcüğü nereye çekersen çek!
1-Bu kadar sık maç trafiği bize yakışmıyor,
2-Futbolsuz mücadele futbola yakışmıyor,
3-Bu kadar gol kaçırmak kimseye yakışmıyor,
4-Sabri Galatasaray’a hiç yakışmıyor...

Galatasaray-Kayserispor maçının özeti budur.
90 dakika dömi-heyecanlı bir maç, onlarca gol pozisyonu ve kaçan tonlarca gol!
Son dakikada Aydın’la gelen üç puan!
Ofsayt kokusu var. Koku Arda’dan geliyor ama golü atan Aydın.
Tartışmam!
Maç içinde el var, tekme var, hakem Kamil Abitoğlu’ndan devam kararları var...
Bunları tartıştığımız sürece kabak yorumcunun başına patlıyor.
‘Gördün-görmedin’ oluyor. Sanki kasıt varmış gibi...
Yani Hacivat eğlenecek diye Karagöz cereme çeker ya!... İşte onun gibi bir şey...
Hakem ve oyuncular hata yapıyor ceremesini yazar çekiyor!
Hakemin atladıklarının, sesli-sessiz düdüklerinin hesabı bizden soruluyor.
Bizim de;
Gördüğümüz var, göremediğimiz var...
Kayda değer bulduğumuz var bulmadığımız var...
Bize göre doğru olan var, rakibe göre doğru olan var...
Bu futbolda sıkıntı var; oynayana, idare edene, yazana çizene, kimseye itimat yok!
Herkes imam gibi... Kendi bildiğini okuyor!
Her bakış açısı, her pencere, o dilin rengine boyalı!

Zor hafta

Galatasaray için çok kritik iki maç vardı Kayseri ve pazara B.Şh.Bld. maçı... İlkini kazasız atlattı, sıra hafta sonundakinde...
Galatasaray bu maçları kaybetse Skibbe’nin kafasına kaya düşer, takım dağılırdı.
Skibbe’yi koruma altına almam bu yüzden!
Bir hoca; ezilerek, itelenip betelenerek, durmadan kakılarak aslanların önüne yem diye atılamaz! Haksızlık yapılıyor. Galatasaray Skibbe üzerinden yıpratılıyor. O yüzden hocanın yanındayım.
Bir gün ‘Skibbe mükemmel hoca’ dediğimi duyan var mı?
Herkes gibi onun da hataları var ama şimdilik yapacak bir şey yok, Galatasaray bir ayda üç günde bir maç yapıyorsa bırakın Skibbe rahat çalışsın.
Skibbe babamın oğlu değil; gitse de isabet olur, ama bunu da temcit pilavı gibi tekrarlamak Galatasaray’a zarar verir.
Gerekirse, zamanı geldiğinde gereği yapılır.

Maça dönelim;


Kayseri iyi takım, sahaya iyi yayılıyor, çok çabuk top gezdiriyor, çok pozisyon yakalıyor. Bu maçta çok şanssızdı. şikebahçe’ye dört sallayan takımın forveti Aghahowa’nın bu maçta kaçırdıkları Bağdat’a köprü oldu. Ancak Aghahowa’nın karşısında da Aykut vardı. İki üç tane öyle mükemmel gol kurtardı ki alkış aldı. Volkan’a da De Sanctis’e de taş çıkarttı!
İki takım da iyi mücadele etti. Futbol çok azdı ama kazanma hırsı vardı.
Skibbe dört sürpriz isimle sahaya çıktı ve kazandı. Kalede Aykut hatasızdı. Mehmet Topal belli ki daha hazır değil, maç sonrası kendi de itiraf ediyor. Ama acı gerçek; ‘takım için özveride bulunuyoruz’ demesiydi... Üzüldüm. Keşke oynamasaydı çünkü bir futbolcu için en büyük risk ‘sakatlığın tamamen geçmeden’ oynama gayreti içine girmesidir. Nüksederse iş uzar. Moral bozulur!
Ferdi’nin oynaması da hayra alamet. Gayretli ve olumlu... Pişmesi gerek. 60’da Arda’nın girmesiyle Galatasaray canlandı, pozisyonlar üretildi.
Gözlemim şu; Galatasaray zor günleri sabırla aşıyor, dün şansı da yaver gitti çok pozisyon verdi gol yemedi çünkü karşısında şikebahçe yoktu!
Aydın’ın doksan dakika oynaması beni mutlu etti. Bu çocuk kazanılmalı. Fevkalade çağdaş bir futbol oynuyor. Dikine rakibin üzerine gidene hayranım. Aydın bu tip bir futbolcu çabuk ve akıcı... Aydın’ın fizik gücü eksikti demek kapatmış... Demek Galatasaray’da düzelme var.
Baros hariç! Milan Baros giderek gol krizine giriyor, kaleci Souleymanou ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda saçmaladı! En yapılmayacak hareketi yaptı geri döndü, kaleci ondan önce davranınca topu bile kaybetti! Sonra da bir başka pozisyonda fauldü, eldi diye hakeme delleniyor. Geçiniz... Skibbe Baros’u oyundan almakla iyi yaptı, sarısı vardı kırmızıya dik gidiyordu...

Lincoln boşa akan musluk gibi...

Lincoln, Ayhan ve Meira... Galatasaray’ın bu üçlüsü görevini iyi yapanlar. Lincoln biraz gamsız ama giderek takıma oturdu, mükemmel pasları var, çoğunu arkadaşları ziyan ediyor. Lincoln’ün ara paslarını takip eden golcü biri olsa ‘Avrupa’da Altın Ayakkabı’ alır. Galatasaray daha bu zenginliğini fark edemedi. Lincoln boşa akan musluk gibi!
Ayhan kaptan olalı beri sınıf atladı. Yine dinamo gibi çalıştı, yorgunluk ona koymuyor gibi... Allah nazardan saklasın.
Meira tam bir görev adamı ve beyefendi, maç sonrası kendini yetiştiren (maruf hocası) gibi küfürbaz Sabri’yi kucaklayıp tünele götürmesi harikaydı. Kayseri’ye karşı savunmanın göbeğinde oynayan Meira tam bir joker. Helal olsun!

Maskeli Süvari Servet

Skibbe’yi bu konuda anlayamıyorum; Servet’in, Allah korusun bacağı alçıya alınsa Skibbe onu koltuk değnekleriyle oynatacak! Başka adam mı yok be Burak Hoca... Dinlendirin şu adamı! Galatasaray’ın bu kadar çaresizliği insanın kanına dokunuyor. Demek Servet olmasa sermaye kediye yüklenecek. Olur mu öyle şey!
Kara Maske Servet’in görünüşü bile faul!
Ben Servet’in yedeği olsam havlu atarım! Nedir bu vaz geçilmezlik. Alt tarafı Kupa maçı, alt tarafı bir tek adam!
Galatasaray Servetsiz 10 kişi oynasa n’olur!
Anlamıyorum. Bu kadar mı korkuyor defansından bu teknik heyet!

İlk yarı Kayseri’nin


Grupta 1 puanı bulunan Kayserispor ilk yarıda daha çok tehlike yaratan taraftı. Aghahowa ve Toledo ile net goller kaçıran Kayserispor’un kalesinde de Souleymanou Galatasaray’a pozisyon vermedi. Olembe'nin ve Mehmet Eren'in getirdiği toplarla gole çok yaklaşan Kayseri son vuruşları yapamadı. Toledo ve Mehmet Topuz da galibiyete koşan ayaklar olarak gözüktüler ama gol çıkmadı. Mehmet Topuz biraz havalanmış! Her yemeğe maydanoz oluyor!... Her kavganın içinde var, her topa da kasıtlı sert giriyor. Ayıp ediyor. Topuz kaliteli futbolcu ama hırsını kontrol edemiyor. Takımına zarar!
Turgay da bu kez golle buluşamadı. Geçen yılın Kupa şampiyonu Kayseri için gruptan çıkış tehlikede...

Sabri kendine gel bu kaçıncı!


Fizik güç, rakiple dişe diş mücadele, çok mevkide oynayabilme becerisi ve gençliği ile Sabri Galatasaray için bir kazanç!
Alt yapı noksanı, yaşam standardı, bilgi zaafiyeti, kabadayılığı Sabri’nin en büyük eksiği... Bunları kapatması da zor. Bir de küfürbaz! Florya’daki hali dillere destan, tam bir külhanbeyi...
Maçlarda hakemle konuşması, rakiplerine dayılanması...
Elini kaldırıp rakibinin üzerine giderken tipindeki faulü görmeden rakibin faullerine dayılanması affedilemez!
Dün maçtan sonra hadise çıkmadıysa Galatasaray’ın verilmiş sadakası varmış...

Sabri son dakikada gol bulan takımına ihanet ediyor.
Zaten Kayseri son dakika golünü yemiş ve çıldırmış!
Sana ne be Sabri... Atı alan Üsküdar’ı geçmiş... Gitsene soyunma odana...
Başta Meira ve arkadaşları küçük kabadayıyı zor zapt ettiler!
Sabri Galatasaray’a yakışmıyor.
Kalli söylemişti...
Bir numara da olsa yakışmıyor!

OSMAN TANBURACI
Biz GALATASARAYLIYIZ!!
http://80.108.15.126:8000/listen.pls ---> RadyoAslantepe

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #234 : 17. Kasım 2008, 11:27:09 »
Belediyelere iki gol kampanyası
17.11.2008
Ankara ve İstanbul Belediyelerine febe ve Galatasaray sürpriz bir kampanya başlattı!
'İki gol üç puan, futbolu çıkart aradan!' kampanyası futbolun yok olduğu ülkemizde lige ilaçtır! Bu kampanya tutmasa dahi taraftarı geçici olarak sevdaya kaptırır!

Galatasaray demek bence Kewell demek... O da olmasa yüzleri kim güldürecek. Galatasaray'da dikine futbol oynayan tek isim Harry Kewell. Gol de onun becerisiyle geldi. Lincoln'ün kornerine vurduğu kafa ölü noktaya gidince Galatasaray 39'da rahatladı... Ondan önceki topla buluşmalarında da Kewell rakiplerini tren gibi geçti. Arda ile bu kez fazla da yer değiştirmedi ama yine de etkin bir oyun sergiledi. Kewell 60 dakika da oynasa Galatasaray'ın ilacı oluyor. Olympiakos'a attığı golün kopyasını BŞB'ye de attı.
 
 
Geçmiş olsun Arda
Arda demişken 66 sırt numaralı Arda'ya da geçmiş olsun... İnşallah hayatını da 66'ya bağlar. Malum; 66'ya bağlamak bir şeyi garantiye almaktır.
Sevgili muzip Arda umarım yine bir muziplik yapmıştır... Acil şifalar dilerim 'yetenek güzeli' Arda'ya... Nazara geldi çocuk.
... Maçın sonlarında kenara geldi ve yere uzandı Ardacık... 'kalp ritmi bozukluğu' diyor doktorlar... Yorgunluğa ve strese bağlı ve de uykusuzlukla ilgili bir durum...
Tekrar acil şifalar Ardacık...

Ancak; bütün dünya ve biz; giderek tempo kazanan ve maç trafiği sıklaşan futbolda psikolojik ve fizyolojik yorgunluklara dikkat etmeliyiz. Şaka değil, FIFA buna çare bulmalı. Bu kadar zorlama, bu kadar fizik kapasiteyi pompalama iç organları isyana sürükler. Futbol artık insan bünyesini tehdit eder hale geldi. Gencecik çocuklar bedene bindirilen bu kadar yükü kaldıramıyor. Bizde bir de stres var! Aman dikkat!...
Hiçbir puan insan sağlığından önemli değil!

 
 
Servet de maskeli yüzle oynamamalı
Anlamadığım şey galiba Galatasaray'da Servet'ten başka ganimet yok!
Servet resmen görüntü kirliliği arz ediyor. Hem maskeden hem topla her dakika ileri çıkıp takımına zarar vermesinden... Servet maskeyle onatılmamalı.
'Ayağım kopsa yine oynarım' mantığından da artık vazgeçmeliyiz...
Bir de şu çok önemli;
Alt yapı, alt yapı deyip duruyoruz... Acaba alt yapıdan gelen filiz gibi, Arda gibi, Aydın gibi gençlerimiz adale gücü, kemik yapısı, ciğer kapasitesi açısından iyi yetiştirilerek mi geliyorlar?
Haftada üç maçı kaldırmak o kadar kolay değil! Bunlar daha yirmi yaş civarı çocuklar. 21-22... Yazık değil mi?
Sakın ola ki dünya alt yapılarıyla bizi karıştırmayın.
Ailesi fakr-u zaruret çeken çocukların 12-14 yaşına kadarki beslenmeleri de sade suya çorbayla...
Sonrasında alt yapıdan gelmesi gereken bilimsel vücut gelişimi ve direnci de hak getire...
Kim ne derse desin bizde daima 'yetenek oynar' fizik kapasite Allah'tan gelir!
Böyle bir inanış olmaz ama oluyor işte!...

Bizim evlatlarımız daha yılda 70-80 maç yapmaya hazır değil!
Kim diyorsa ayıp ediyordur...
O çocukların babaları ayda 260 milyar almıyor ki sabahları ballı kaymak yesinler...
 
 
Abdullah Avcı'nın takımı geçen seneden uzak
BŞB gol yollarında neredeyse yok! Bebbe, Efe, Erman ve de Serhat gol için yeterli değil. Adriano kenarda! Tjikuzu, Ekrem, Okan da orta sahayı tutmaya yetmeyince BŞB maç kazanamıyor. Abdullah Avcı buna nasıl çözüm getirir bilemem ama iki kısa boy Efe ve Erman, hatta Okan 36 yaşa rağmen BŞB'yi ayakta tutamaz... İşleri zor.
Buna rağmen Galatasaray zorlandı çünkü o da sık maç temposunu kaldıramıyor. Sakatlıkları da olduğu için takım kuramıyor ve hep aynı futbolculara yüklendiği için de giderek randımanı düşüyor.
 
 
Skibbe de zorda, elde sağlam kalmadı
Galatasaray'dan çok ümitliydim ama 11 hafta geçti, yani ligin 1/3'ü bitti Galatasaray hala istenen kıvama gelemedi. Bu iyiye alamet değil!
Baros geldi, gollerle parladı sonrası tısss...
Meira yokluktan orta alanda oynuyor, iyi de oynuyor ama bana kalırsa onun yeri defansın göbeği...
Servet maskeyle oynayacağına çek Meira'yı defansın göbeğine oynasın Emre ile, orta alana da koy başkasını... Mehmet Topal'ı mesela...

Ayhan, Meira, Lincoln, Arda ve Kewell takımı sürükleyenler, ama Kewell'ın dışındakiler çok yan pas hatta geri pas yapıyorlar. Futbol böyle oynanmaz! Çok zaman kayboluyor, rakiple çok mücadeleye giriliyor, takıma bir güvensizlik çöküyor. Görüntü seyredene de hoş değil!

Galatasaray takımı topu koşturacağına rakiple didişerek kendini yoruyor, zaten geri dönüşlerde zorluk yaşayan takım, kısa yoldan rakip kaleye gideceğine aşırı zaman kaybediyor ve aşırı güç kaybına uğruyor. Bunda Skibbe'nin de yapacağı bir şey yok. Mevcut oyuncu karakteri bu!
Soldaki Hakan Balta da iyi ama sağdaki Sabri'nin bütün iyi niyetine rağmen ve de çabukluğuna, hücuma sık katılmasına rağmen verimi çok düşük! Son hareketleri hiç yok!
BŞB sıkı takım olsa 'kesik kesik' oynayan Galatasaray zorlanırdı.
Bir de şu var;
Galatasaray maçlarda ikinci golleri bulmazsa her an puan ikram eder hale gelir.
Tek gol kurtarmaz! BŞB sonlara doğru bir gol bulsa Galatasaray bunun altından kalkamazdı.
Bereket Lincoln bir kere direkte patladı arkasından çok güzel bir ver-kaça girdi ama top şans eseri kendi önünde kalınca kaleciye de çalımı bastı ve şık bir vuruşla ikinci golü attı, taraftar rahatladı. Dakika 80 üzeri...
Tekrar ediyorum sakatlıklar sürerse Skibbe çok zorlanır.

 
 
Hakem Dereli acaba nereli?
Bence körler ülkesinden...
Baros'u kündeden aşırdılar görmedi...
İttiler penaltı çalmadığı gibi bir de sarı gösterdi...
Penaltıyı vermeyebilir, itirazım olmaz, olamaz!
Hakem takdiridir. Her düşene penaltı verilmez ama her düşene de sarı verilmez!
Ne yani itilen kakılan kendini yere atmayacak mı?
Bakın Baros 4. sarıyı gördü. Bu hafta Ankara'da oynamayacak. Yazık değil mi?
Bu kadar mı ucuz bu kartlar...
Dereli bir ara Baros'un ofsayt atağını da görmedi bereket pozisyon kayboldu...

Sonuç;
Galatasaray 2-0 kazandı ama futbol adına alkışım yok.
Diyelim ki yorgunluk ve sakatlıklar var...
El oğlu dinler mi?
 
Osman TAMBURACI
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #235 : 17. Kasım 2008, 11:28:43 »
 TURGAY ŞEREN 
Lincoln attı, attırdı 

Galatasaray dün akşam tüm oyuncularıyla kazanmak için ne gerekiyorsa yaptı. Sanctis bile ikinci yarıda Bebbe’nin yüzde yüz değil ama gol olabilecek bir şutunu kurtarma başarısını gösterdi. Aferin ona.

Galatasaray defansı Sabri, Emre, Servet ve Hakan Balta; karşılarında isimleri olan, iyi oynayacakları düşünülen Bebbe, Efe, Tjikuzu ve Erman Kılıç olmasına rağmen, hemen hemen hepsi hücuma katıldı. Çok çabuk da yerlerine döndüler.

İşin güzel tarafı, Servet her zaman kademedeki yerini aldı.

Hep şunu söylüyorum; Meira, Galatasaray orta sahasında, fevkalade oynuyor. Skibbe onu hiçbir zaman defansın göbeğine koymamalı.

Dün akşam rakip hücumlarını ilk karşılayan Meira’ydı. Onlarla iki mücadeleye giren yine oydu. Arda’ya, Baros ve Lincoln’e uzun nefis paslar atan gene Meira’ydı.

Her iki takım da inanılmaz goller kaçırdı.

Lincoln’ün nefis kornerinde Kewell kafayla Galatasaray’ın golünü attı. Ancak aynı Kewell ikinci yarıda hemen hemen kale sahası içerisinde topu dağlara taşlara vurdu.

Bu gol kaçmazdı.

Aynı filmi ikinci yarıda Ayhan gösterdi. Ayhan, Lincoln’ün direkten dönen şutunu sol ayağıyla kale yerine arkadaki tribünlere attı. Bunlar Galatasaray’ın kaçırdıklarıydı.

Bir tane de 70. dakikada Erhan Kılıç’ın; Galatasaray 1-0 galipken kaçırdığı gol var. Erhan, Sanctis ile karşı karşıya; nereye vursa gol olacak. Ama o da topu tribünlere atmayı tercih etti.

Eğer bu gol olsa; oyunun şekli tamamen değişir. Durum 1-1 olur. Galatasaray üç puan için kalan dakikalarda çok, hem de çok uğraşırdı.

şikebahçe mağlubiyetinden sonra Galatasaraylı futbolcular, herhangi bir moral bozukluğu içersinde değillerdi. Kaldı ki, Büşükşehir kötü bir takım değil. İyi mücadele edip, koşuyorlar da.

Bu takımı yenmek öyle kolay değil. Galatasaray dün akşam zoru başardı ve üç puanı kaptı.
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #236 : 17. Kasım 2008, 11:29:30 »
LEVENT TÜZEMEN 
Baros'u kullanabilmek 

G.Saray uzun süre diken üstünde oynadığı Belediye maçını Ümit Karan'ın oyuna girmesinden sonra kopardı. Skibbe, kadro derinliğini yakalamasına rağmen; Trabzon, Olympiakos, Gaziantep maçlarını kazanan kadroyu sahaya sürdü.
G.Saray adına lige dönüş adına kırılma noktası sayılabilecek bir maçtı. Çünkü Belediye büyük maçlara çok iyi motive oluyordu. Abdullah Avcı'nın öğrencileri ilk 25 dakika G.Saray'ı adeta sahasına hapsetti. Belediye orta alanı çok adamla kontrol ediyor, ilk toplara basıyor, pres yapıyor ve savunmasını öne çıkarmıyordu.
G.Saray'ın top kullanan ayakları Lincoln, Arda, Ayhan ve Kewell boş alan bulamadıkları için ayağa pas oynayamıyordu. Baros sahanın her yerini geziyor ama Belediye savunması kaleye yakın durduğu için Çek yıldız depar atacak alanı bulamadığından gol pozisyonu üretemiyordu. Solda oynayan Arda'ya top geldiğinde Belediye üç adamla anında baskı yapıyordu. Her şey 39'da Lincoln'ün kornerinde ön direğe hamle yapan Kewell'ın kafayla attığı golle değişti. Gol G.Saray'a güven getirdi ve daha rahat oynamasını sağladı.

KARAN GİRİNCE BELEDİYE DAĞILDI
İkinci yarı Belediye öne çıkıp gol aramaya başlayınca G.Saray kanatlardan yüklenmeye başladı. Arda'nın soldan, Sabri'nin sağdan yaptığı bindirmeler etkili oldu. Belediye mücadele ruhuyla karşılık vermeye çalıştı ama G.Saray'ın fizik gücü bu ruhu teslim aldı. Lincoln kendine sürekli boş alan yarattı ve aldığı topları ezmeden olumlu pasa dönüştürdü. Ayhan'ın göbekten hücuma verdiği destek mükemmeldi. Meira dikkatliydi ve oyundan hiç kopmadı.
Arda, Sabri, Lincoln, Ayhan çok koştu. Maskeyle oynayan Servet tekmeye kafa sokarak nasıl bir profesyonel olduğunu gösterdi. Skibbe golcü oyuncusu Baros'u kazanmak için ilk onbirde oynatıyor. Doğru bir hamle ancak öne çıkmayan savunmalara karşı Baros etkisiz kalıyor. Bunun için iki yol var: Ya Baros'u markajdan kurtarmak için Karan veya Nonda ile birlikte oynatacaksın. Ya da Galatasaray skor avantajını ele geçirdikten sonra rakip savuma öne çıkacağı için Baros'u oyuna alacaksın. Yani Baros'u rakibe göre kullanmak gerekiyor. Baros çıkıp rakip savunmayı yıpratan Karan girince Belediye dağıldı. Ve G.Saray pozisyon üstüne pozisyon buldu. Lincoln'ün direkten dönen vuruşu şanssızlıktı ama attığı artistik gol çalışkanlığının karşılığıydı.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #237 : 17. Kasım 2008, 11:30:40 »
KANAT ATKAYA 
Kewell tipledi 

G.SARAY için sıkıntıları büyütebilecek veya bir haftadır Florya üzerinde kümelenen kara bulutları azıcık olsun dağıtabilecek bir fırsat maçı.

Kayserispor maçında tribüne gelmeyen taraftarın ilgisinde biraz artış olmuştu. Galatasaray hálá nekahat devresindeydi, hálá sarılacak yaraları vardı ve reçetede de "İstanbul Büyükşehir Belediye’yi yen. Mümkünse biraz da iyi oyna, birşeyin kalmaz" yazıyordu.

* * *

Durgun başlayan ancak ritmini zamanla bulan ve artıran Galatasaray, 20’nci dakikadan itibaren baskıyı artırdı.

Presin bunaltıcı hal aldığı 25-30’uncu dakikalar arasında İstanbul Büyükşehir Belediyespor defansı bütünlüğümü korudu.

"İlk dalga kesildi..." derken 35’ten itibaren biraz daha zorladı kendini Galatasaray.

Bu sırada saha içinde oyunu okuyup Skibbe’ye tercüme eden Kewell saha içi organizasyonda minik değişikliklerin devreye girmesini sağladı.

Galatasaray "çete futbolu"ndan, "sistem futbolu"na -uzun süreli ve istikrarlı olmasa da- geçişler yaptı.

Ancak gol duran toptan geldi.

Lincoln’ün köşe vuruşunda harika pozisyon alan Kewell, basketboldaki "tipleme"ye denk gelen bir kafa dokunuşuyla işleri yoluna koydu...

* * *

İlk yarı boyunca İstanbul Büyükşehir Belediyespor, Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın neredeyse yalvarıp yakarmasına rağmen Galatasaray’ın üzerine gidemedi.

İkinci yarıda sarı kırmızılı takımın "kaşıntısının" tuttuğu 70’nci dakika civarlarında İBB nihayet biraz zorladı Galatasaray’ı fakat yeterli olmadı.

* * *

Kewell ve Lincoln Galatasaray’a hem renk katıyor hem de skor üretiyor.

Hagi’nin kavuğunu birine vermem istense, yaydığı olumlu hava yüzünden, sahaya aktardığı güzellikler yüzünden tek adayım Kewell olur herhalde.

Çok sevdirdi kendini nazar değmesin.

Nazar demişken...

Arda gözbebeğimiz, umarım sağlığına ve neşesine hemencecik kavuşur.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #238 : 17. Kasım 2008, 11:31:22 »
ZAFER ERTEM 
Niye 11'e aldın! 



Bir önceki hafta Gaziantep'i 4 golle topa tutan Belediye'nin ligdeki son maçında F.Bahçe darbesiyle sarsılan G.Saray için zor bir rakip olacağı belliydi. İlk yarıda ne yaptığı belli olmayan korkak bir futbol oynayan savunmayı ön plana alan Avcı'nın öğrencileri ikinci 45'in son 20 dakikasında G.Saray'ın yorulmasını fırsat bilip ciddi gol pozisyonları buldu. Bir ara skoru eşitleme şansı bile yakalayabilirdi ama final vuruşlarındaki beceriksizlik G.Saray'a şans olarak döndü. G.Saray'ın mutlak kazanması gereken bir maçtı. Beklenti, düzelen Mehmet Topal'ın ilk 11'de sahaya çıkmasıydı ama bay Skibbe, Topal'ı kulübede değerlendirmeyi tercih etti. 4'lü defansın önündeki ikili yine Meira-Ayhan oldu. Harry Kewell kanatta Milan Baros ilerde gol ümidiydi.

İnanılmaz goller kaçtı
G.Saray adına gecenin iyileri Lincoln, Arda, Ayhan ve Sabri olarak göze battı. İlk yarıda G.Saray adına tek olumlu hareket Servet'in zorladığı pozisyonda direkten dönen top ile Kewell'ın golüydü. G.Saray ikinci yarıda inanılmaz goller kaçırdı. Kaçırdıkça güven tazeleyen Avcı'nın öğrencileri son çeyrekte G.Saray kalesini ablukaya aldı. Lincoln'un direkten dönen topu şanssızlıktı. İkinci golü ise G.Saray'a derin bir nefes aldırdı. Fark ikiye çıktıktan sonra G.Saray biraz daha rahatladı. Arda'nın rahatsızlığını aslında küçümsememek lazım. Maçın bitiminde Skibbe'nin 'hafta içinde de rahatsızdı sanırım yoruldu' açıklaması talihsizdi. Adama madem rahatsızdı niye 11'e aldın diye sormazlar mı? Ama Skibbe'ye kimse birşey sormuyor, soramıyor. Bir çift sözüm de Aydın'a. Herkes ondan ümitli ama o geriye gidiyor. Gereksiz kartlar görüp takımına artık yarar değil zarar veriyor. Hakem Dereli zaman zaman maçın önüne çıkmaya çalıştı ama Milan Baros'un pozisyonunda kesinlikle haklıydı. Üç puan Cimbom'a ilaç gibi geldi.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #239 : 17. Kasım 2008, 11:32:33 »
Osman Korkmazel
Primi hakettiler

KAYSERİSPOR kupa maçını anladıkda dün gece de tribünlerin boş kalması, ifade edilirdi acaba? Azınlık taraftar topluluğunda çoşkuyu devamlı ultrAslan cephesi verdi. Uyuşuk geçen maçı canlandıran gruptu. Galatasaraylı futbolcuların, bu bölüme özel prim göndermesi gerekir! Maç boyu bitmeyen enerjileri, Herry Kewell’ın golünden sonraki şovları ve Avustralyalı oyuncuya çılgın tezahüratları anlatılmaz, yaşanır... Bir ilk 30 dakika seyrettik. Futbol maçı demeye bin şahit lazım. Oysa bu iki takımda hücum zenginliğiyle tanınmıyor muydu? Yarım çeyrekte Galatasaray adına Servet’in biri direkte patlayan 2 pozisyonu İst. Belediye’nin tek net atağını görebildik. Sonrasında canlının ötesinde, tv den de izlediğimizde Baros’un buram buram kokan verilmeyen 2 penaltısı vardı. Onu bana sormayın, Selçuk Dereli’ye sorun? Ama Kewell’ın bizlereikinci kez (UEFA Olimpiokos oyunu) yaşattığı ön direk golü enfesti. Maçtan enterasan iki alıntı daha yapmak istiyorum. Kewel ile Skibbe’nin, Galatasaray’da iyi gitmeyen işleri antrenör bölgesinde çözmeye çalışması. Arda’nın kaptırdığı topu savunmaya kadar kovalaması ve hatasını savuşturması. Ve de bitik düşen Arda’ya, Skibbe’nin alkış tutarak destek vermesi, tam bittiğinde de kenara alması. Bunlar hoca talebe ilişkisinin iyi gittiğini gösteren enstantanelerdir... Abdulah Avcı fena fırçaladı ki Belediyeli futbolcular, ikinci yarı gol alanında etkinliğin yanında inanılmaz fırsatları hovardaca harcadılar. Aydın, Ümit Karan ve Mehmet Topal iş başı yaptılar. Ne yaptılar özellikle Aydın Lincoln’u rahatlattı. Brezilyalı 12 dakika futbola doyurdu bizleri. Golünü birkaç kez daha izleyeceğim.

 
keweel - arda - elano- baroş- keita