28. Nisan 2026, 21:02:56

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 120709 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Fat'h ی۱۹٥

  • GaLaTaSaRaY
  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 2747
  • Yaş: 47
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #208 : 01. Kasım 2008, 17:01:26 »
 Galatasaray’ın açmazları
01.11.2008

Kasım ayı Galatasaray için dert ayı. Üç günde bir maç var, takımda da 12 sakat...
UEFA, Lig, Fortis iç içe geçmiş...
Hani kendimce takım kuruyorum, darlanıyorum. Doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor.
Burada Skibbe ve Burak Dilmen hocanın ’katre vahit’ suçu yok!
Sakatlık başa bela...
Bunun adı kader!
Beklemekten başka yapacak bir şey yok.

BU SAKATLIKLAR NEDEN?

Sağda solda uluorta konuşuluyor; bu sakatlıklar neden oluyor diye?
Allahtan!
Kim sakatlanmak ister?
Hangi doktor veya tıp, sakatlığa çare olsun istemez!
Barış’ın tarak kemiği kırık,
Mehmet Topal’ınki ona keza maçta darbeye dayalı sakatlık,
Emre Güngör milli maçta sakatlandı,
Uğur Uçar’ınkini Allah kimsenin başına vermesin...
Bir de Linderoth var ki adam ömründe arıza görmemiş Galatasaray’a geldi sakata ayrıldı, neredeyse malulen emekli olmak üzere...
Aydın Yılmaz mükemmel ama zayıf bünye... O da Allah’tan... Rıdvan gibi.
Serkan Çalık menisküs hem de nükseden... Daha geçmeden...
Bunların hepsi talihsizlik...
Hasan Şaş’ı, ve ufak tefek arızaları saymıyorum; nerdeyse bir takım...
Günah!
Transfer mevsimi gelmeden derde çare bulamazsın.
Ya da zamanı gelecek iyileşecekler.
Medyanın yaptığı; üzüm yemek değil bağcı dövmek!
Haa bir de alt yapı problemi var!

Galatasaray’a alt yapıdan futbolcu gelmiyor, yetenek geliyor.
Futbolcuyla yetenek farklı şeyler. Alt yapı yeteneği bulup çıkartıyor ama o cevheri bilimsel işleyemediği için genç çocuk A Takıma güçsüz geliyor, yeteneği var fizik gücü yok!
Onun için Aydın ve gibiler neredeyse ziyan oluyor bu sadece Galatasaray’ın değil Türk takımlarının derdi...
Neyse yazıya hangi amaçla başladım nerelere geldim...
Ama bunları anlatmadan spor kamuoyuna bir şey anlatamazsın.
Öteki yayın organları gibi ona buna çatarak;
Skibbe’yi asarak, başkanı vurarak, iki futbolcuyu karalayarak zaman geçirirsin.
Esas sebep bu yazdıklarım...
Onun için Kalli alt yapının başına gelsin istiyorum.
Alttan gelen sağlam gelsin. ki, koydun mu A takımına ortalığı yırtsın.
Avrupa öyle yapıyor...

Ama bizde;
Öyle bir manzara yaratılıyor ki; Galatasaray’da yönetim kötü, o yüzden bunlar geliyor başa...
Yani; Adnan Polat, Dr. Mehmet Kurtoğlu, Skibbe falan el birliği ile takımı dinamitliyor!
Olur mu hiç böyle şey.
Medyanın bir bölümü Galatasaray’la sorun yaşadığı için ‘Vurun Kahpe’ye filmi vizyona giriyor.
Amaç ve eşhas belli!
Affediniz ama;
Bu girişi yapmak vacip olmuştu!..
Gelin Check-up yapalım

Florya için şu benzetme yapılabilir;
Ey Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak
Sakatlar ordusunun yattığı yerdir
Eğil de kulak ver bu sessiz yığın
Patlamaya hazır bir takımın olduğu yerdir.

Galatasaray’ın bütün sorunu sakatlardır. Takım öyle bir açmazın içinde ki sebepler belli çareleri sınırlı. Ama Galatasaray bu kaderi yırtacak ve yakında patlayacak.
Ya havai fişek gibi ses getirip renk cümbüşü olacak
Ya gerçekten patlayacak! Bummm olacak!

Gelin takımın bir röntgenini çekelim.
Check-up yapalım, pozitif-negatif değerleri saptayalım
Kalede sorun yok defans ödem yapmış!

De Sanctis pozitif değer. Neşeli ve güvenli, uyum sorunu yok.
Defansta ödem yapmış yerler var; sağ bek sorun. Ona tek çare Ocak’ta takviye...
Uğur’un iyileşmesi vadeye bağlı. Bu sene zor gibi, şansı yardım ederse vade çabuklaşır, kader isyan ederse vade uzar!
Sağ bekteki Sabri için; siz deyin ‘geçici görevde’ ben diyeyim ‘hava değişiminde’ ancak Sabri orta alanda daha iyi, sorun onu yerinde oynatamamak, lakin sağ bekte de başka adam yok! Sabri mecburiyetten sağ bek!
Barış sağ bekte oynayabilir ama o da sakat! Bence Barış Galatasaray takımının dinamiğidir. Onu da sağ bekte oynatmak Ferrari’yi keçi yoluna sürmektir... O da sağ bekte olmamalı, orta sahada oynamalı ki rakibi ısırsın...
Bu iki oyuncu sakatlıklar yüzünden hep ‘geçici görev’deler.’
Eğer sakatlıklar olmasın Galatasaray tadından yenmez, kim oynamasa dedikodu olur...
Çünkü hepsi birbirinden iyi...
Yeri gelince bu konuyu da ele alacağım...

Hakan Balta sol bekte ‘metal yorgunluk’ yaşayabilir, mutlaka dinlenmeli. Ama zor.
Alternatifi hazır kuvvet Volkan’dır. Hakan’ın da orta alana kaydırılması gereksiz, esas yeri sol bek, orada verimi daha yüksek. Orta alan için sınırlı yetenek!
O da mecburiyetten orta alana sürülüyor çünkü o mevkiin adamları sakat!
Meira da ortada. Neden?
Adam yok da ondan...
Oysa Meira da bana göre defansın belkemiği. Orada oynamalı verimi artmalı.
Bakın dönüp dolaşıp hep aynı yere geliyoruz;
Sakatlıktan kaynaklanan açmazlar...
Defansın göbeği sırça köşk!

Servet ‘sermayesi kediye yüklenmiş’ bir Servet!
Bitmek üzere... Yorgunluktan...
İleri gidip geri dönememesi yorgunluktan... İsviçre’den beri...
Laf anlamaması da yorgunluktan, beyni durmuş adeta...
Solunum yetersizliğinden...
Biri mutlaka Servet’e yaptıklarının yanlış olduğunu, esas görevinin gol atmak değil gol yedirtmemek olduğunu hatırlatmalı...
Ve kulağını çekerek her dakkaulu orta ileri çıkışlarını engellemeli...

Galatasaray’ın defansı en sorunlu yeri... Sırça köşk!
Sakatlıklardan dolayı Servet’i dinlendiremezsen o zaman, ona lafını dinletmesini bileceksin!
Mum edeceksin.

En ideal defans; Sabri, Meira, Servet, Hakan Balta...
Emre Güngör iyileşti, ohhh!
Emre Aşık devamlı olmaz ama sağlam bir yedektir,
Murat için vakit henüz erken,
Sağ bekte ‘Eyvah’ var!
Solda Volkan...
Uğur, vadeye kurban!

Bir de Mehmet Topal var... Defansın göbeği için yedek akçe...

Yazı uzadı, ötesi haftaya...
Orta saha ve forvet mükemmel ama...
Sorunlar isimlerde...
Çok büyük isimler, çok küçük hatalara gebeler...

OSMAN TANBURACI

beckham12

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 1950
  • Yaş: 39
  • Yer: istanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #209 : 04. Kasım 2008, 02:50:04 »
Halilibrahim Sofrası

03.11.2008
Kimi kuru ekmeğe talim eder, kimi baklava börek yer... Kiminin sofrasında vardır kuzu şişi, kiminin çorba içerken kırılır dişi... Hamdolsun Galatasaraysan, futbolun sırrını çözmüş isen, mazinde UEFA yatıyorsa, o yıllar unutulsa da Galatasaray tarihe de baş kaldırır, lider Trabzon'u Kupa maçında muma çevirmiş Gaziantep'e de...

Galatasaray, ligin efesi Gaziantep'i 3-1 yenerken ultrAslan'a da Ali Sami Yen'de mükemmel bir ziyafet çekti. Sanırsınız çimler üzerine Halilibrahim Sofrası kurulmuş...
Abartmıyorum, maçı seyrederken 'keyif katsayım arttığı' için size bu zevk anını seçkin futbola yakışan şekilde aktarıyorum...
Gerçekten güzel bir maçtı, tarif et deseniz; güzel oyunu anlatmaya kelimeler yetmez...
Kıskanlar için söylüyorum; inanmayanlar aklı başında bir arkadaşına sorsun, hatta bir 'futbol doktoru' bulsun, nedenini öğrenip bu futbolun 'reçetesini' alsın!
 
 
Yarım saatlik fırtına
Lezzet kısa sürdü diyenler için söylüyorum; mevsim yağmuru kısa sürer ama o toprak kokusu yok mu o toprak kokusu... Adamın burnundan gitmez. En güzel yağmurlar 'Baran-ı Nisan'dır... Nisan yağmuru yağar durur sonra tekrar yağar... Tabiat uyanır...
Neyse... Edebiyat bitti...
Bağışlayın çok zevkli bir maçtı...
Gol vardı, goller vardı...
Hücum vardı, servis vardı...
Üst üste üç pas yapılamayan ne maçlar görmüşken bu gözler, dünkü maç rüya gibiydi...
Kapat gözlerini sırt üstü yat; her bir Galatasaraylı futbolcu için gökten beşer onar yıldız topla...

Teşekkürler Skibbe...
Teşekkürler Burak Dilmen Hoca, Cevat Hoca...
Şimdi soruyorum;
Skibbe gitsin mi?
 
 
Makas futbolu
Kewell, Lincoln, Arda hepsi hovarda... Alıp veriyorlar... Olmadı bi daha alıp veriyorlar... Olmadı bi daha... Bi daha... Şarkı gibi. Taa gole kadar. Goller sıra dışı imalat!
Baş makastar kim; hepsi...
Malum, Galatasaray 'makas futbolu' oynuyor... Makasın ağzı açıldı mı bilin ki kapandığında rakibi ısıracak ve seyredenin ağzı açılacak!
Goller seyirlik,
Goller üretim harikası,
Goller takım ürünü, bireysel değil!...
Arda, Lincoln, Kewell...
Baros, Ayhan, Meira...
Re re re... ra ra ra... Gassay Gassay Cim Bom Bom...
 
 
Kem küm eden medya...
Şiketaş tıss, şikeci pıss... Medya hala kem küm ediyor...
Gaziantep maçını bırakıp;
'Kewell sakat!'
'Eyvah!... Benfica maçında Kewell yok!'
'Ancak yarım saat oynuyorlar!'
'şikeci maçı kayıptır!' diyerek başlıklar atarak, canım Antep maçını es geçiyorlar!

Bu ülkede Galatasaray kıskanılıyor...
Onun için sordum Skibbe gitsin mi diye?
Aragones'in takımı dökülüyor,
Ertuğrul Sağlam gitti de ne oldu?
Ama ille de Skibbe...
Galatasaray da seyredene zevk veriyor.
Ama 'film kısaymış!'
Bul uzun metrajını, onu seyret!
Var mı?

Yahu el insaf!
Galatasaray, Gaziantep'i sürklase ediyor, Antep golü Arda'nın 'acemi penaltısı'ndan buluyor, medya hala bunları görmezden gelip Galatasaray'ın kuyusunu kazıyor!
Evet, Gaziantep goller kaçırdı...
Ama Galatasaray daha ilk yarı durumu 6-0'a taşırdı...
Bunu da söylesenize...
Etmeyin yahu!
Ayıptır yahu!...
Bırakın Galatasaraylı güzel futbolun zevkini yaşasın!

Sabah gazetesinde mükemmel Gaziantep maçının ardından Hıncal'a sorulan sorulara bakın;
'Son 11 maçın 9'unda gol yiyen Galatasaray, Benfica ve şikebahçe'ye nasıl oynamalı?'
Elinin körü!... Soruya bak soruya...
Gaziantep maçıyla ne ilgisi var bu sorunun...
Hıncal ne cevap veriyor önemli değil, medya Galatasaray'ın Gaziantep karşısındaki mükemmel oyununu 'es' geçiyor. Mesele bu!
Eğer ki şikeci bir 'gıdım' iş yapsın manşetlere çıkıyor.
Komik!

Bu hafta Galatasaray'ın oyunu kadar zevk veren bir başka müsabaka varsa, gelin gider yapalım.
Hepsi futbol adına keçiboynuzu,
Galatasaray keyif veriyor ama beğenen yok!
Hala 'öküz altında buzağı arayanlar var...'
Bir kere de helal olsun deyin!
Bir kere de yarım ağızla aferin deyin ki bi dahaki sefere tenkit hakkınız olsun!
Ayıbın da bu kadar şeddelisi olmaz!
 
 
Maçın özel notları
Kewell, Lincol, Arda bunlara ilaveten, Baros...
Bin sayfa şömiziye kaplı roman... Yani futbolun kitabı! Maç başladı on dakka geçmedi Arda sağdan sola geçti, Kewell sağa... Futbol rüzgarı esmeğe başladı. Rakip de Gaziantep... Takır takır oynuyor Nurullah Sağlam'ın takımı... Başkan İbrahim Kızıl da iyi takım yapmış. Tabata, Eduardo, Deumi, Erman, Hakan Bayraktar, bilhassa soldan bindiren Korkunç İvan... Bunlar zehir gibi futbolcular. Zurita.... Beto ve Murat Ceylan da yoklar!... Gaziantep bir süre oyuna ağırlığını koydu ama yetmedi;
Galatasaray Ayhan ve Meira ile başlattığı ataklarda büyük işler yaptı. Bu ikili dün coştu...
Ayhan çok koştu, rakibe bastı, ileri geri, mekik gibi çalıştı.
Meira hem defansına yardım etti hem takımını atağa kaldırandı. İleri sokuldu, gol bile aradı...
Kewell başlı başına 'çift beyin.' Top ayağına geldi mi bil ki 'dilim pizza' servisi başlıyor. Mükemmel... Şaşılacak bir sürat ve hatasız paslar.
Neymiş hastaymış...
Kewell karaciğer hastası olduğu için ancak 60 dakika oynayabiliyorsa;
Koşmayan Alex demek karaciğersiz!
 
 
'31 yapan varsa' beri gelsin!
Galatasaray defansı ile ofansı arasında bütün hatlarıyla mekik dokuyor.
Lincoln de 'harikalar kumpanyası'nın baş aktörü; dağıttığı paslar attığı gol, ayakta alkışlanır. Rakibi de takipte...
Arda bir başka 'küçük dev adam' rakibi tülbentten geçirip' süzüyor. Attığı attırdığı goller, defansına koşarak yardımı çok olumlu...
Galatasaray bu şekilde oynadı.
Neymiş yarım saatmiş!...
'31 yapan varsa' beri gelsin!
 
 
Servet'in kulağı çekik!
Belli ki Servet'in kulağı çekilmiş...
İleri kaçmayınca Galatasaray defansı ayakta kaldı. Servet bir kere gitti, yüreğimiz hoplattı.
Savunma görevini üstlenince de takım rahatladı.
Kalede De Sanctis güven veriyor. Zamanlaması, topa çıkışları, altı pasa hakimiyeti çok iyi. Cesareti en büyük meziyeti...
Baros için de övgü gerek, rakiple iyi becelleşiyor...
Presi de var, yıkılmadan ayakta kalışı da...
De Sanctis'in degajını göğsüyle indirmesi de, rakibi topla geçmesi de...
Sağa sola deli dolu koşmak, rakibi oyalamak marifet değil...
Baros gibi oyuna katkıda bulunmak, topu kullanmak, arkadaşlarından kendine servis yapılmasını beklemeden, arkadaşlarına servis yapmak güzel şey. Hem de rakipten çalarak!

Galatasaray, Gaziantep'i 3-1 yendi, mükemmeldi...
Bir de fiyaka süresini uzatırsa rakiplerin boyları kısalır!
Değil Galatasaray'ın kafalarına vuracağı tokmaktan...
Rakipler Galatasaray'a saygı duyacağı için başları öne eğilecek de ondan boylar kısalacak...

Teşekkürler Galatasaray.

Sakatlar orduna rağmen; Örneksin...

 
OSMAN TANBURACI

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #210 : 04. Kasım 2008, 10:02:10 »
Ne yazık ki Galatasaray’da yine parasızlık krizi hortladı...

Bugünü kadar ödemelerde bir aksama olmamıştı ama şimdi “parasızlık” tüm haşmetiyle etrafı sarmış durumda...

Sayıları bir elin parmağını geçmeyen yöneticiler, sürekli çözümler arıyorlar ama açıkcası zorlanıyorlar...

Bu işin bu noktaya gelmesindeki en önemli neden Galatasaray’ın şampiyonlar ligine girememesi ve oradan gelmesi planlanan 15 milyon Euro’nun buhar olup uçması...

Çünkü sezon başı hesaplamalarında bu yoktu...

Şampiyonlar ligine girilseydi her puan paraydı, bu da olmadı.

Skibbe’nin katkısıyla kriz Galatasaray’ı da vurdu.

Şimdi ne mi olacak?

Başta Adnan Polat olmak üzere; Yiğit Şardan, Işın Çelebi, Mümtaz Tahincioğlu, Mehmet Helvacı ve diğer uzmanlar bir araya gelip “ekonomik krize çare bulacak...”

Florya tesislerindeki elektirik düğmelerini kapatmakla bu işler olmaz...

Demek ki... Her zaman evdeki hesap çarşıya uymaz.



Neredesiniz?

Geçen gün sevgili kardeşim Raşit Altun, çok güzel bir habere imza attı... “Deivid döndü, bizimkiler hâlâ dönemedi.” diye...

Bence hoş bir haberdi...

Ben tam olarak hatırlamıyorum, Linderoth, Uğur Uçar, Serkan, Barış , Orkun, Emre Güngör ve diğerleri ne zamandır yoklar...

Ne zaman dönecekler?

Birileri cevap versin...

Çünkü verilen “İki hafta kaldı, son düzlükteler, dönüyorlar, geliyorlar” lafları karın doyurmuyor...

Neredeler?

Neden dönmüyorlar?

Ayağı kırılan Deivid dönüyorsa, gol atıyorsa bu çocukların akibeti ne olacak?

Ben Türk hekimlerine güvenen, onlara sonsuza kadar inanan biriyim...

Ama birileri çıkıp bir şeyler anlatsın... Lütfen...



Bir fincan kahve olsam

Bir türkü vardır eskilerden... “Bir fincan kahve olsam, 40 yıl hatırım vardı” diye...

Portekizliler’de de meşhur kahve herhalde. Örneğin Meira... Kahvekolik resmen.

Özel bir kahve makinesi var. Paketlenmiş kahvelerle birlikte makinenin de her deplasmanda yanında olmasını istiyor.

Küçük de değil bu makine, koskoca bir alet.

Peki bu paketi kim taşır? Elbette malzemeci Veli veya Hasan...

Keyfini kim sürer; Fernando Meira...

Kahve içmek iyi güzel de... Oynadığı futboldan rahatsız yöneticiler, “tekmeye kafasını uzatmıyor, günü idare ediyor” diyorlar, ona göre...

Bir kahvenin 40 yıl hatırı kalmış artık eski türkülerde.



İstikrar, ne olur G.Saray’a da gel

Bursasspor maçında Yusuf Şimşek’e önlem aldıramadı, Skibbe’yi uyarmadı diye Ümit Davala gönderilmedi mi?

Oysa bana göre bu mantıksızlığın ta kendisiydi...

Eskişehir maçını düşündüm bu kez de. Youla elini kolunu sallaya sallaya ceza alanına içine girerken, gol atarken bu kez yedek kulübesinde Burak Dilmen hocam vardı...

Yani şimdi de Burak Dilmen mi gönderilmeli ?

En büyük holdingler, patronlar, en büyük kulüpler başarıda neyi kıstas alır... İstikrarı değil mi?

Günü kurtarma adına yapılan operasyonlar ancak zaman kazandırır, geleceği değil...

Bu Manchaster Kulübü’nü yönetenler aptal mı? Alex Ferguson’u 22 yılın üzerinde işin başında tutuyor... Arsenalli Arsen Wenger 12 yıldır çalışıyor, Auxerre’i Guy Roux 40 yıl aralıksız çalıştırdı...

O kulüpleri yönetenler zırt pırt operasyonlar yapmadılar...

Çünkü işin başına birini getirken karizmasına, geçmişine, takıma ne vereceğine, vizyonuna bakıyor adamlar...

Bizdeki mantık şöyle : “İyi ve sessiz ve mülayim bir adam canım. Hem de efendi...”

Yani adamın kolundan saatini alıyorlar, adam uyuyor, yardımcısını gönderiyorlar melül melül bakıyor, Yusuf da, Youla da şov yapıyor...

Florya’da neler oluyor?


Bahri Havadır / http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=134418,10,47

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #211 : 04. Kasım 2008, 10:34:51 »
TURGAY ŞEREN 
İyi oyun şanslı goller 

Galatasaray sahaya çıkarabileceği en iyi kadroyu çıkardı. Hiç kimse aksini söyleyemez. Kenarda kalan bir Nonda bir de kulübeden oyuna giren Ümit Karan var. Galatasaray defansı çok dikkatli oynadı. Kimdi bunlar; Sabri, Emre, Servet, önce Hakan Balta sonra Kewell’ın yerine girip Hakan Balta’nın yerini alan Volkan. Rakiplerine göz açtırmadılar diyemem ama onlara gol fırsatı da vermediler.

Arda’nın defansa gelip yaptığı bir penaltı var. Arda’ya önce sormak lazım: Senin orada ne işin vardı? İkinci soru da; voleybol oynar gibi niye topa elle vurdun? Allah’tan Deumi’nin yaptığı çok büyük bir hata sonucu kalecisiyle anlaşamaması Arda’nın 3. golü atmasına neden oldu. Bir anlamda Arda gereksiz yere penaltı yaparak rakibe hediye ettiği golü telafi etti.

Bu kez Galatasaray orta sahasında Meira’yı çok iyi buldum. Oynaya oynaya Galatasaray defansının önünde, ön libero görevini benimsemiş gözüktü. Dün akşam da çok iyiydi. Hem hücuma katıldı, hem rakibi defansının üstüne gelmeden bastırdı, hem de defansa yardım etti ve onların kademesine girdi.

Kewell ilk geldiği gibi değil. Attığı gol tam bir şans golü. Sol taraftan yapılan bir ortada hiç kimse topa müdahale etmedi, Kewell aradan fırladı, ilk golü attı, kaleci sadece bakakaldı.. Bu tam bir şans golüydü. Gelelim ikinci gole: Kaleci Tolgahan eline gelen topu kaçırdı, sadece duran toplarda görev yapan ve oyunda olduğu belli olan Lincoln boş kaleye ikinci golü attı.

Galatasaray için çok şanslı bir hafta oldu. Rakipler puan kaybetti Galatasaray gerçekten güçlü rakibini yenerek zirveye doğru tırmandı.

Gaziantepspor’un Tabata diye kısa boylu bir Brezilyalısı var. Nereden bulmuşlar, nasıl almışlar, kaç para ödemişler onu öğrenmek lazım. Sahada en çok koşan, futbol oynamak isteyen ve oynayan, süratli, bir de üstelik fevkalade bir penaltı golü atan bu Tabata Gaziantepspor takımında çok güzel şeyler yapacak ve kendisini izleyenler mutlu olacak.

Hakem Özkahya Gaziantep’in kalecisine verdiği bir geri pası anlayamadı. Oysa bu bir geri pastı ve Gaziantep kale sahası içerisinden endirekt vuruş vermeliydi ama uyudu.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #212 : 04. Kasım 2008, 10:35:29 »
LEVENT TÜZEMEN 
Klas ama yorgun 

Trabzon ve Olympiakos maçlarını kazanan kadro Gaziantep karşısında sahadaydı. Yaratıcı, kaliteli ve ayağa isabetli pas yapma becerisi yüksek oyunculardan kurulu Galatasaray, ilk yarım saatte futbol resitali yaptı.
G.Saray kenarları kullanarak hücum ediyor, Baros atılan her topu göğsüyle önüne alıyor, Ayhan ve Meira'nın orta alanda yarattığı rahatlıkla Lincoln istediği gibi top kullanıyor ve araya mükemmel final pasları bırakıyordu. Skibbe, Eskişehir'de iki forvet yerine, oynamayan Lincoln'ün yerine bir oyuncuyu takıma monte etseydi işleyen sistem bozulmaz, G.Saray da etkisiz olmazdı. Lincoln geniş alanı seven, ters çalımlar atan ve hücum hattı ile AyhanMeira ikilisi arasındaki boşluğu dolduran, top saklayan bir oyuncu. Ayrıca "Koşmuyor" diyenlere ben katılmıyorum. Gaziantep karşısında klas bir gole imza atarken rakibi de kovaladı, pres de yaptı. İlk yarım saatte Baros, Kewell ve Arda yakaladıkları pozisyonları atsa maç erken kopacak, G.Saray Arda'nın golüne kadar çektiği sıkıntıyı çekmeyecekti.
G.Saray'ın etkili olduğu anlarda Sabri ve Hakan Balta'nın yaptığı bindirmeler de önemliydi. Art arda şok goller yiyen Antep, Arda'nın neden olduğu penaltıdan sonra yeniden maça asıldı. Top kullanma becerisi yüksek ve kafası radar gibi yukarıda oynayan Tabata, Gaziantep'in maestrosuydu. Murat Ceylan, Murat Şahin ve Beto olsaydı kafa kafaya bir maç olurdu.

CANKURTARAN EMRE AŞIK
İkinci yarıda Galatasaray'ın yorgunluk sorunu yine ön plana çıktı. Kewell, Baros, Arda, Hakan Balta ve Meira fizik olarak düştü. G.Saray rakip kaleye gidemiyordu. Eğer Eduardo iki net fırsatta topu kafasıyla köşelere gönderse Gaziantep skora ortak olurdu. Tribünlerin "Golü yedik" dediği anda Emre Aşık ikisi ayakla, biri kafayla üç kritik dokunuş yaptı. Gaziantep'in risk aldığı sırada Ümit Karan'ın kafayla indirdiği topa Arda üç kişinin arasında akıllı vurup işi bitirdi. G.Saray'ın bu 11'inin teknik kapasitesi yüksek ama takım savunması zayıf. Çünkü koşan oyuncuların sayısı çok az. Barış, Topal, Serkan Çalık gibi dinamizmi yüksek oyuncular bir an önce dönmeli. 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #213 : 04. Kasım 2008, 10:36:08 »
 KANAT ATKAYA 
X-Files gibi 


F.BAHÇE ve Şiketaş’ın puan kayıpları neticesinde Gaziantepspor maçı fikstürdeki joker maç konumuna yükseldi. Futboluyla kimi zaman zevk verse de taraftarında tedirginlik yaratan Galatasaray’ın rakibi, ligdeki belalılarından.

Geçen sene iki maçta da berabere kalmıştı Galatasaray’la Gaziantepspor. Bu sene kadroları daha iyi. Lig gerçekliğine hakim bir hocaları var: Nurullah Sağlam. Tabata, Zurita gibi "sürprizli" oyuncuları var.

Puansa mesele Galatasaray kadar onlarda puan toplamış.

Ayrıca deplasman maçlarında daha etkili bir takım olduğu biliniyor.

***

Fakat Galatasaray da sıkışmış vaziyette. Hafta içi Başkan Adnan Polat, "Sayıyla kendimize gelelim!" konuşması yapmış. Ufukta Benfica ve şikebahçe maçları var.

Herhalde, "En iyisi biz Gaziantepspor’u yenelim de sonrasına bakarız" diye düşünmüş olacak sarı kırmızılı futbolcular.

Maça çok hızlı başladılar, rakibinin nefes almasına imkan tanımadan sezonun kahramanlarından Kewell ve Lincoln ile çabucak 2-0’ı buldular.

***

Bu noktadan sonra Galatasaray açısından Pilav Günü gibi geleneksel bir hal almaya başlayan "kaşıntı süreci" başladı.

Arkaya adam kaçırmalar, rakibe manasız ikramlarda bulunmalar... Sonunda Arda olaya "el koydu", Galatasaray penaltıdan golü yedi, kendini bir güzel sıkıntıya sokup rahatladı!

***

Bir de "kaybolan futbolcular" meselesi var.

Galatasaray’da tuhaf, X-Files (Gizli Dosyalar) dizisi tadında işler oluyor.

Maç içinde bazı futbolcular dönemsel olarak buharlaşıyor, sonra arada bir belirip yeniden uçuveriyorlar.

Mesela Ayhan, mesela Lincoln, mesela Hakan Balta...

Sabri son maçlara göre formsuz, Baros ise son maçlarda olduğu gibi şanssız ve formsuzdu.

Gaziantepspor 60. dakikadan sonra iyice pestili çıkan Galatasaray’ı beraberlik için epeyce zorladı.

Taraftar, "Ha yedik, ha yiyeceğiz golü!" derken Arda’nın "yok olup yeniden belirerek" attığı gol geldi ve bu sayede zorlu haftaya iyi bir başlangıç yaptı Galatasaray.

Ama bu futbolla Benfica ve şikebahçe’ye karşı ne olur?

Bekleyelim görelim.

Sakin ve makul bir derbi haftası dilerim...
 

 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #214 : 04. Kasım 2008, 10:36:50 »
 İLHAN SÖYLER 
Galatasaray rahatladı 

İLK 10 dakika sağ kanatta oynayan Arda, Kewell’a gitti. "Gel kardeşim bu tarafa ben sola geçiyorum" deyince bir anda kanatlar değişti. Bu değişim, Galatasaray’ı ateşledi. Arda’nın kanadından da goller geldi.

Sonra Galatasaray, biraz tempoyu düşürdü, ara sıra çıkarttı. Golleri bulmak istedi, olmadı. Olmayınca da oyundan soğudu. Hele, sağ kanatta oynayan bir Sabri vardı ki İstanbul türküsü gibiydi. Telgrafın tellerine kuşların konduğu gibi Gaziantep de Galatasaray’ın sağ kanadına işte öyle kondu. Antep’in kullandığı penaltının gelişimi onun kanadından başladı. Sabri, yanından geçen kuşu tutmadı, yalnızca bakmakla yetindi ve gerisini herkes gördü.

Takımda bir kaptan var ki her şeyiyle o bandı hak ediyor. Oyunun temposunu ayarlıyor, takımının her hareketini okuyor ve yönetiyor.

Servet, yine başladı son günlerde kötü huyuna. Sürekli arkasına adam kaçırıyor, sonra da etrafına bağırıyor. Bir de Arda’ya birkaç lafım var. Sen bu takımın artık yıldızısın. Sen kendi sahandaki maçta top kaleye girecek olsa bile nasıl onu elle kesersin. Hele ki haftaya şikebahçe maçı varken? Hakem kazara, bir kırmızıyı çıkarıp yüzüne vursa, bunun telafisi olur mu? Soruyorum sana Arda Turan?

Skibbe ne yapsın?

İkinci bölümde Gaziantep gerçekten G.Saray’ın üzerine karabasan gibi çöktü. Rakip sahada top oynamaya başladı. Sanki G.Saray’ın üzerinde bir ağırlık vardı. Ama istekli oyuncular biraz daha kendini sıkınca Galatasaray’ın üstünlüğü yine ortaya çıktı. Örnek mi? Milan Baros. Adam o kadar gol atmak istiyor ki, kendini adeta yırtıyor ama bir türlü golü bulamıyor. Bir de Antep’in yaptığı geri pası hakem Halis Özkahya çalmayınca Galatasaray iyice kendine geldi. Gol atma zamanı yoksa gider bu iş dercesine Galatasaray canlandı. Ve Arda herkese ’oh’ dedirtti..

Skibbe’ye de hak vermek lazım. Tamam, Galatasaray bazı maçlarda düşüş yaşıyor. Ama, bakın bir Galatasaray’ın kadrosuna sakatların dışında Skibbe’nin sahaya süreceği kim var? Bunları düşünelim, ondan sonra bu adamı yargılayalım. Adamın zaten oynatabileceği oyuncuların hepsi sahada gerisi de tedavide. Galatasaray ne zaman çıkışa geçecek biliyor musunuz? Sakatları düzelecek işte o zaman Florya’da forma savaşı rekor düzeye uaşacak ve herkes daha iyi bir Galatasaray izleyecek. Şimdiden buradan herkese duyurulur.

Bu arada son bir dipnot, Galatasaray dün aldığı galibiyetle Kadıköy’e de çok rahat çıkacak.

 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #215 : 04. Kasım 2008, 10:37:25 »
 YALÇIN DÜMER 
Arda Arda Arda 

Galatasaray geride kalan iki maçın acısını çıkarırcasına, istekli çıktı Antep önüne. Arda’nın incesi, Kewell’ın büyüleyici vuruşu... Adama boşuna ‘büyücü’ demiyorlar. Attığı golle hafta içi fi tarihinden kalma hastalığını gündeme getirenlere, selam olsun diyordu Avustralyalı haklı olarak. Gol pozisyonlarını yazıya dökmek, pek huyum değildir. Ama gerek hazırlanışı, gerek finali derslikti Arda-Kewell işbirliğinin. Ardından Lincoln çıktı kürsüye. Şu bir gerçek ki, bu takım Lincoln’lü bir başka oluyor. Tabii Brezilyalı oynarsa. Oynadı da... Hem de tüm gücüyle ve şıklığıyla. Arda’yı unuttum zannetmeyin. Florya’nın afacanının refleksi heyecanı arttırdı sadece. O kadar hata kadı kızında da olur diyelim. O pozisyon hariç, negatif hiç bir hareketi yoktu. Ve gecenin yönetmeniydi bir anlamda. Kendi dışında takım arkadaşlarını da oynattı, figüran olmalarına müsade etmeden. İmzasını da sona bıraktı.
Galatasaray’ı toparlanmış gördük. Bunda futbol oynamak isteyen Antepli oyuncuların da payı büyüktü. Özellikle ilk yarısı keyifli bir maç izledik. Baros’un cömertiği, hakemin Arda’ya yapılan penaltıyı vermemesi ve ters kararları gerilimi son ana kadar taşıdı. Hemşehrilerinin puan kaybettiği haftada Galatasaray zorluk dereci yüksek olan karşılaşmada, üç puanı hanesine yazdırarak perşembe akşamı için moral depoladı. Ne diyelim, darısı Portekiz gecesine.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

Fat'h ی۱۹٥

  • GaLaTaSaRaY
  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 2747
  • Yaş: 47
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #216 : 04. Kasım 2008, 10:52:55 »
benficanın oyun dizilişi ve oyun anlayışı nasıl hangi oyuncular oynuyor zayıf yanları nedir bilen varmı

beckham12

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 1950
  • Yaş: 39
  • Yer: istanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #217 : 10. Kasım 2008, 11:57:47 »
KIBLEM ATATÜRK

10 Kasım'da O'nu minnetle anarken bildiğim tek şey şudur;
Elhamdülillah Müslümanım, Allah yolunda kıblem var.
Çağdaş dünya yolunda, ülkemin bekası için de kıblem ATATÜRK'tür...
 
 
Büyük başkan takımı hocaya götür!
Öncelikle her şartta bu işi başardığı için şikebahçe'yi tebrik ediyorum.
Galatasaray'ı yine yendi, hem de farklı yendi.
Hem de sahaya çıkaracak takım bulamazken...
Hem de Alex'i, büyük umut Emre'si sakat iken...
Aurellio'su yok iken...
Josico'su, Deivid'i, Vederson'u altı aydır top oynamamışken...
İngiltere'de Arsenal'e karşı yorgun düşmüşken...
Rakibi, Benfica'yı yenip ülkesine moral yüklü gelmişken...
şikebahçe, Galatasaray'ı pozisyonsuz maçta bir kez daha yendi.
Hem de 4-1

Pozisyonsuz diyorum zira şikebahçe'nin attığı bütün goller ya duran toptan ya anlık vuruşlardan... Hazırlanmış, orta alandan olgunlaşmış, rakibi futbolla ekarte eden hiçbir atak yok. Üstelik Galatasaray da ilk golü daha 2. dakika dolmadan kazanmış.
Rakip afallamış!
Buna rağmen şikebahçe 4-1 galip.
O zaman bunda bir iş var!

Adnan başkan vakit kaybetmeden al takımı götür;
Nefesi kuvvetli bir DEDE bul okuyup üflesin...
Dünkü gibi...

Bir teyze bul kurşun döksün,
Gül Baba'ya götür muska yazsın,
Cümbür cemaat Eyüp Sultan'a gidin adam başı dörder kurban kesin!
Yoksa bu böyle gitmeyecek...
Taraftarın yüreğine inecek.
 
 
Skibbe'yi idam etmeyin!
Galatasaray için en tehlikeli şey şikeci'e yenilmek değil, bu yenilgiden sonra takımın karışmasıdır!
Skibbe asla suçlu değildir!
Ufak tefek ‘tercih yanlışları' olabilir ama Skibbe suçlu değildir.
Galatasaray 9 senedir şikebahçe'ye karşı üstünlük kuramıyorsa;
Sakın ha Skibbe'yi asmayın!
Faturayı ona kesmeyin!
Mircea Lucescu, Fatih, Georghe Hagi, Erik Gerets, Karl Heinz Feldkamp... Bunların hepsi dokuz senedir şikeci'e karşı başarısız olan hocalar!
Skibbe de bunlardan biri...
Suçlu değil, kader mahkumu...
 
 
Sigmund neredesin?
Bu maçın teknik analizi olmaz!
Bu maç psikanaliz gerektirir...

Freud sağ olsaydı, ya da onu klonlayabilseydim; 50 tane Freud yapar yönetimi dahil bütün Galatasaray takımını rehabilitasyona alırdım.
Belli ki bu takımın üzerinde şikebahçe fobisi var,
Ya da şikebahçe maçları bu takımı felç ediyor...
şikeci maçlarında dünyayı parçalayan Galatasaray gidiyor,
şikeci'e silkelenen bir Galatasaray geliyor.
Buna mutlaka bir çözüm bulunmalı.
 
 
şikebahçe iyi olsa gam yemem...
Sor Fenerliye o da oynanan futboldan memnun değildir...
Galatasaray'ı bir kez daha yendikleri içinse sonsuz keyifli,
Takımlarının mücadele gücünden de memnundurlar. O kadar!
şikeci takımını bütünüyle de tek tek de incelesen futbol adına pek olumlu bir şey bulamazsın.
Galatasaray galibiyeti de şikeci'i kandırmasın, kötü oynuyorlar...
Dünkü maç için ‘güzel' diyenlere şaşarım.
Belki bir ara ikinci yarı karşılıklı sonuçsuz ve şuursuz ataklar vardı ama şeker gibi eridiler.
İki taraf da sadece mücadele etti o kadar.

Galatasaray ilk dakikada gol de atsa,
Melekler ona avans da verse,
şikeci maçlarında silahı her daim tutukluk yapıyor!

Teknik, taktik, fizikle bunu izah edemezsin!
Sorun; ruhsaldır,
Sorun; zihinseldir.
Sorun diz bağlarının tutmamasıdır.

Tekrar tebrikler şikebahçe.
Galatasaray'ın mağlubiyeti koca şikebahçe camiasını ve sahada ter dökenleri tebrike mani olmaz!
şikebahçe ‘national' bir başarı daha elde etti.
Ama hala sıralamada Galatasaray'ın altında, bu Fenerliyi kesmez!
Galatasaray galibiyetleri şikeci için artık sıradan oldu.
şikebahçe mutlaka sıra dışı, hudut dışı bir şeyler yapmalı...
Öyle değil mi Gürcan Bilgiç?
Seni de kutlarım koçum...

Galatasaraylı üzülme!
Bu da bir istikrar. Hiç olmazsa onu başarıyorsun..
 
 
Sahaya inelim, inceleme yapalım!
İki takım da olası en iyi 11'leriyle sahaya çıktı;
İlk bakışta;
Her maçta hata yapan Volkan faktörü vardı, Galatasaray bunu hiç değerlendiremedi...
Edu-Lugano ikilisinin ‘göbek' zafiyeti de hiç değerlendirilemedi.
Galatasaray bu ikilinin arasına top atacağım derken saçmaladı, oyun kurmaktan çok, büyük bir acelecilikle şikebahçe'nin o iştah açan göbeğine top atmaya çalıştı.
Başaramadı!
Orada Ümit Karan varsa böyle gol atamazsın.
Ümit oynasın diye Baros'u da battal edemezsin!
Galatasaray Ümit-Baros ikilisinde ısrar ederse forvetinde bocalar.
Çünkü çift forvet takımın orta alanını gebertir!
Nitekim öyle oldu.

Benfica'daki başarılı takım bozulmaz mantığı bana ters!
Kewell'ın oynamayışı taktik değildi ki...
Kewell sakat olduğu için oynamıyorsa iyileşince kulübede oturmaz, ilk 11'de oynar!
Kewell ikinci yarı oyuna giriyorsa da Ümit-Baros'un ikisi birden oyundan çıkarılmaz! Çabuk adam Baros oyunda kalır ki, Kewell ve Lincoln'ün ve de Arda'nın kurnaz paslarını çabuk stiliyle gole çevirsin.
Nonda; Baros kadar çevik değil, Baros'un çıkması hataydı.
Şunu hissettim;
Galatasaray teknik heyeti, kafasında bir şablon yapmış maç nasıl giderse gitsin onu uyguluyor. Bu hatadır!
Baros oyundan alınmaz!

Nitekim 71'de Emre Aşık kenara alındı Aydın oyuna girdi.
Ne oldu? Meira defansa geçti. Doğrusu buydu, çünkü Meira defanstan da ileri çıkabilen bir oyuncu. İki yönlü... Hatta Galatasaray geriye düşünce derhal tek yönlü Emre'yi alıp forvetini desteklemeliydi...
 
 
Maçın kahramanları Gökhan, Selçuk ve Güiza
şikebahçe'nin kazanmasındaki en büyük etken Gökhan Gönül'dür.
Gökhan, Arda'ya adım attırmadı. Arda bozulunca Galatasaray'ın atakları etkisini kaybetti.
Lincoln yalnız kaldı...
Ayhan'la Meira'nın çabaları yetmedi. Servis yapacak adam bulamadılar.
Arda ve Lincoln çok top öldürdü.
Bu tarz, deneyimli Aragones'in Galatasaray'ı durdurma manevrasıydı, rakibine boş alan bırakmadı ve başardı.
Galatasaray ilk golü bulmasına rağmen çuvalladı!

Öteki başarılı isim Selçuk çok çalıştı; hem defansına yardım etti hem golünü attı.
Ancak; hakem Hüseyin Göcek de ilk yarıda tercih haklarını Galatasaray'ın aleyhine kullandı.
şikebahçe defansına ve bilhassa Selçuk'a sarı kartları göstermesi gerekti, es geçti.

Bir de Güiza var, gol atamadı ama rakip defansı çok meşgul etti. Etkindi.
Carlos yine 59'da kendini kenara attı! Yersen...

 
 
De Sanctis 49'da hatalı
 Maç 49'da bitti!
Carlos'un frikiğinde barajda az adam çok adam, baraj maraj önemli değil! De Sanctis hata etti ve tutamayacağı topu sahanın içine çeldi. Oysa plonjonu, o topu kornere atmaya müsaitti... Sahanın içine düşürünce Lugano golü attı.
De Sanctis hatalı ama Galatasaray defansından topu takip eden de yok. Lugano bomboş...
Son Deivid golü güzel vuruş ama Aydın üç sefer hamle yapıyor Deivid'in pozisyonunu bozamıyorsa geçmiş olsun!

De Sanctis'in yediği öteki gollerde bir hatası yok!
İlk Selçuk golü; yüz kırk on bir bin kere tekrarlansa bir daha içeri girmez!
Kornerden kısa atılan top bir çalışma mahsulü ama Selçuk'un vuruşu ve topun iğne deliğinden geçişi bir şans!
Emre'nin kendi kalesine attığı golde kabahati yok!
O vurmasa arkadaki Güiza golü atacak. Bütün mesele Galatasaray defansının rakibine şut çektirmesi. Zaten Emre yattığı yerden avaz avaz Sabri'ye bağırıyor; ‘önünden geçiyor vursana' diye...
Emre'nin vuruşundan sonra De Sanctis'in tek ayak üzerinde kalmışken tekrar terse dönüp topa uzanması her kalecinin harcı değil! Mükemmel bir hareket ama yetişemedi.
De Sanctis'in orta parmağı biraz uzun olsa işi bitirir, topu dışarı atabilirdi...
De Sanctis'in bu refleksi mükemmeldi.
 
 
Hakem Hüseyin Göçek ikaz etmeliydi
Galatasaray'ın sayılmayan frikik golü takımı bozdu. Çift vuruşmuş, tek vuruşmuş anlamam. Hakem bunu açıkça belli edecek. Hatta söyleyecek. Yabancı varsa ona da eliyle ‘iki' işareti yapacak... Hakem Göçek elini havaya kaldırdı ama sanki kambura yattı. Lincoln vuruşu yaparken hakem Göçek kendini, Lincoln'e göstermedi, arkasında kaldı. Belki pozisyonu iyi süzmek için yaptı ama hataydı... Ben hakemlerin bu gibi pozisyonlarda oyuncuları ikaz etmesinden yanayım.
Ayrıca faul pozisyonu da resmen tek vuruş! Hakemin çift vuruş kararı yanlış!
Lugano topa vuramıyor, top Baros'un kucağına düştükten sonra Lugano ‘haşırt!' yapıyor...
Vuruş serbest vuruş. Karar yanlış!

Diyelim ki hakem haklı ve çift vuruş.
İşin garip tarafı Lincoln direk kaleye vuruyorsa yazık.
Ama Volkan için gözlemim daha da beter.
Volkan her şeyi cepheden görüyor, hakemin elinin havada olduğunu da...
Ve topa atlıyor elini değse gol!
Vay ki ne vay...
Volkan atladıktan sonra gol olunca yerde yıkılıyor... O da çift vuruş olduğunun farkında değil.
Kuralı Volkan da bilmiyor! Ve milli kaleci...

Hakem Göçek'e bir işaret daha;
Lincoln hakeme ‘kart işaret' çekti diye Göçek Lincoln'e kart gösterdi, Lugano'nun maç boyu hakemleri ikaz etmek için havada gezen elini hiç görmedi.
Bunun adı ince kıyımdır!

Galatasaray'ın bu mağlubiyete getireceği hiçbir savunma olamaz.
Hakem bahane ama... Bunlar da olmamalı.
Ayrıca;
Galatasaraylı futbolcular 7 sarı görüyor... Ayıp! Demek sinirler laçka...
Elle top taşımak da moda oldu. Yapma Baros. Ayıp yahu!

Galatasaraylıya bir not;
Üzülme!...
Galatasaray iyi takım, şikeci'e şansı tutmuyor.
Galatasaray sakatları düzelsin bu yılın en iyi iki takımından biri, hatta mevsimi önde bitiren olacaktır.
Ötekine dört aday var!

 
Osman Tanburacı

gayınsin

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 55
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #218 : 11. Kasım 2008, 13:55:09 »
Ümit Aktan'ın Türkiye Gazetesi'nde bugünki yazısından bir bölüm aşağıdaki yazı. Aslantepe'yle alakalı görüşleri  var. Bence kayda değer bir yazı.


>> As­lan­te­pe fiş­tek­le­ni­yor
Sa­yın Baş­kan Po­lat... Geç­ti­ği­miz haf­ta As­lan­te­pe’de iş­çi­le­rin bir kıs­mı­nın ver­di­ği sı­kın­tı­nın UE­FA ve Şam­pi­yon­lar Li­gi ka­dar yer ve za­man iş­gal et­ti­ği­ni gör­müş­sü­nüz­dür.
Gü­düm­le­nen ha­ber­ler­de iş­çi­le­rin kü­çük bir kıs­mı­nın sos­yo­lo­jik ne­den­ler­le tah­rik edil­miş ola­bi­le­ce­ği­ni Lig Rad­yo’da di­le ge­tir­miş­tim. Du­yum­lar o ni­te­lik­tey­di çün­kü.
Şim­di bi­li­yo­ruz ki, ta­şe­ron fir­ma­la­rın bel­ki de dış mih­rak­lar ta­ra­fın­dan gü­düm­len­me­si­ne ka­dar uza­na­bi­lir ora­da­ki sı­kın­tı.
As­lan­te­pe’nin bir gün bi­le ak­sa­ma­sı­nın ra­kip­le­ri­ni­ze na­sıl bay­ram et­ti­re­ce­ği­ni siz ben­den iyi bi­li­yor­su­nuz.
Bu ne­den­le As­lan­te­pe yük­sel­dik­çe, ih­ti­ras­la “fiş­tek­len­di­ği­ni” his­se­di­yo­rum, da­ha da faz­la­sı­nı ya­pa­cak­la­rı­nı du­yu­yo­rum.
Eren Ta­lu’nun ça­re­siz ka­lıp tı­kan­ma­ma­sı için ku­lü­bün so­run­la­rıy­la bo­ğu­şur­ken bu ko­nu­da da “dik­kat­li” dav­ran­ma­nı­zı, hat­ta aşa­ğı­lık sa­bo­taj­lar­la bi­le kar­şı­la­şa­ca­ğı­nı­zı his­se­di­yo­rum.
İşi­niz çok zor ya­ni...
Der­bi­den son­ra Mah­mut Us­lu te­le­viz­yo­na çı­kıp, yap­tı­ğı yan­lı­şı kı­lı­fı­na uy­du­ru­yor. Sa­yın Baş­kan si­zin ise çı­ka­cak bir te­le­viz­yo­nu­nuz yok.
Var da kim­se­nin sey­ret­ti­ği yok!..
Adın yeter Galatasaray!

İsmail Sağlık

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Eki 2008
  • İleti: 2003
  • Yaş: 45
  • Yer: Bursa
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #219 : 12. Kasım 2008, 20:01:10 »
Evet! Skibbe'yi savunuyorum
12.11.2008

Lucescu'yu da savunmuştum... Hatta Bay Mircea buradan giderken kıymetli dostum İlker Yasin şahidimdir; KanalD'de ‘Aurevoir mon avocat!' diyerek asansör kapısında boynuma sarılmıştı... ‘Bir gün yine Türkiye'ye döneceğim' diyerekten...
Bir de bakarsınız Galatasaray'a yine gelir.

Neden Lucescu gibi bir hoca bana güvenle sarılıyor?
Gerçekleri hırsımla karıştırmıyorum da ondan...
İnsani değerlerim yüksek de ondan!
Futbolu ve hocaları hırsıma alet etmiyorum da ondan!
Benim de görüş bozukluklarım olabilir, açı farkım mutlaka vardır, hatalarım da ama kimseyi aşağılamak gibi bir niyetim yoktur.
Hele hele hocaları camialara kızıp asmak benim harcım hiç değildir!

Aragones'i de ben savunuyorum, Tigana'yı da... Gerets, Kalli, Skibbe'yi de...
Çünkü onları ne bilgisiz buluyorum ne suçlu!
Esas suçlu onları bu kadrolara mahkum eden yöneticilerdir.
Esas sorun hocalara ve takımdaki iki futbolcuya dünya dolarlar, eurolar veren gerisini boş veren, başarıyı şansa bırakan borç batağındaki yönetimlerdir.
Futbol; ‘bir hoca iki futbolcu'yla kurtulacak bir oyun değildir.
On bir tane hatta yedekleriyle eş değer yetenek ister! Profesyonel zihniyet ister, alt yapıdan gelen çağdaş futbola uyumlu, fizik güce sahip gençler ister.
Nerdeee?

Hoca en son halka!

Bir takımın başarısında hoca en son halka.
İşler iyi gitmeyince kellesi ilk istenen kişi de ne yazık ki hoca!
Ucuz bir uygulama değil mi?
Galatasaray için ‘bu kadar iyi takımın başına Skibbe getirilir mi' deniyor!
Getir o zaman Lippi'yi. Bak bakalım gelir mi?
N'ekka ekmek o'kaa köfte!
Kuzey kutbunda ananas yetişmez!
Bu takımın başına da Lippi gelmez!
Gelirse çaplı ve sağlam futbolcu ister.
Yani;
Davul dengi dengine...

Sen takımının değerini gözünde büyütürsen, Başkan Polat Kadıköy'e giderken Benfica'yı yenip geldik şimdi şikeci'i de yeneceğiz der dört yersen bu iş olmaz!
İşte böyle ‘hatıralar sarar 4-1 yanını'...
Galatasaray'ın tökezlemesini bekleyenlere gün doğar!

Mevzu o kadar derin ki, dağıldık. Devam edelim...
Türkiye'ye gelen hocaların hepsi memleketlerinde kariyer sahibi hocalar ama buraya geliyorlar iki galibiyetle adamları ya baş tacı ediyoruz ya iki mağlubiyette tazminatını bile vermeden postalıyoruz!
Löw burada istenmeyen adamdı şimdi Alman Milli Takımının başında...
Del Bosque, Aragones buraya geldiklerinde ‘bir numaraydılar' geldiler futbol cahili ilan edildiler...
Doğal olarak onları koruma ve kollama moduna giriyorum.
Yoksa ne bu hocalar benim babamın oğlu ne ben onların babasının oğluyum.
 
 
Yerliler için avukatlığı bırakır savcı olurum!

Aynı şeyleri yerli hocalar için söyleyemem.
Tabii içlerinde sempati duyduklarım, takdir ettiklerim vardır ama hocalıkla-yorumculuk arasında karar veremeyenlere: hocalığı boş zamanlarda çimene serilme, yorumculuğu da koltuk kapma olarak görenlere pek itibar etmem!
Hep ben diyen, her şeyi kendinden menkul sayanlara, etrafa tepeden bakanlara da...
Bu ülkede bu görüşlerde ‘tek' kaldığım ya da üç beş benim gibi düşünen olduğu için de pek sevilmem!
Ama bilirim ki sevgi sabredenindir.
Bizim futbol dünyamız sabırsızdır. İki yenilgide hoca gönderir.
Hak güdeni, akıllı olanı da pek sevmez!
Emir kulu ister!
 
 
İyi hoca nasıl olur?
 
İyi hoca denecek adamın önce iyi takımı olmalıdır.
Ya da yönetimi...
İyi hoca sabırla olur.
Nasıl ki iyi takım zaman içinde yaratılıyorsa iyi hoca da o takıma paralel süreçte ortaya çıkar.

Skibbe'yi ele alalım;
Önce kalecisi yoktu!...
Sonra Steaua maçında De Sanctis geldi ama Skibbe onu oynatmadı.
Neden?
Takım ahenginin ve futbolcularının hocalarına güveninin sarsılmaması için.
Bunu 10 hocaya sorun 9'u böyle düşünür.
Skibbe de doğruyu yaptı, Aykut'u oynattı ama Galatasaray Steaua'ya elendi.
Hocasının takım tertibindeki hatasını telafi edecek bir babayiğit çıkmadı!
Hani futbol ekip işiydi?
Ekipte bir kişi hata yaparsa neden ötekiler o hatayı telafi edemiyor?
Neden bilir misiniz; Galatasaray'ın kadro gücü sınırlı da ondan.
Bu kadro ancak bu kadarını yapar.
Zamana yaslanır, çok çalışır, bir bütün olursa da başarır.
Ama Galatasaray içten dıştan yıpratılıyor ve bir takım çevreler de buna çanak tutuyor.
Yazık!
Nefes tüketmem buıyüzden...
 
 
Sakatlıklar takımın belini büktü

12 sakatı olan takım kan ağlar ama Galatasaray hala üç kulvarda hem de mevcutların en iyisi olarak savaş veriyor.
Dahili rakipleri tel tel dökülürken Galatasaray;
Belki de UEFA Grubu'ndan lider çıkacak!
Her maçı kazanması mümkün değil ki...
şikeci yenilgisini çıkın!
şikeci mağlubiyeti artık vaka-i adiye oldu!
Hangi hoca şikeci'e yenilmedi ki...
Skibbe yenilmesin!

Eksi 250 milyon dolarla da hangi hocayı başa getirirsin?
Gelen senden Şampiyonlar Ligi'nde güreşecek çapta takım ister. Yapabiliyor musun onu? Yok!
Çıkma Kewell,
Hava değişimindeki Baros,
Kafadan kontak bayrak direği meraklısı Lincoln...
Sabırsız Sabri...
Topal Mehmet (sakatlığından ötürü)...
Kendini Popescu sanan Servet...
Tarihteki güçlü donanma ‘Yenilmez Armada'nın yerli versiyonu Arda...
İflah olmaz sakat Linderoth!
Talihsiz delikanlım Uğur Uçar...
Müzmin meniskus Serkan Çalık...
Mazotu bitmiş BMC Nonda...
İlahi yedeklikten sahaya zıplayamamış, futbolu unutmuş Ümit Karan...
36'lık vaz geçilmez savunmacı can Emre...
Bunların hepsi tek tek iyi isimler ama hepsi arızalı sağlam...
Ümit vaat ediyorlar ama zaman gerek. Bir de hocaya saygı...

İki adam var Galatasaray'da doğru dürüst; Ayhan ve Meira!
Gerisi bebe...
O zaman devam Skibbe!
 
 
Les Adnans da gereğini yapmıyor

Galatasaraylı yöneticilerle kavgalı oldukları için Skibbe'yi gönderip Les Adnans'tan intikam almak isteyenler var. Dikkat!
Bunların kollarının uzanacağı medya da var.
Zaten benim medyam bir lokma haber diye can atarken bir Skibbe yahnisini kim yemez!
Biri kör kuyuya bir taş atıyor, kırk akıllı çıkarmak için kendini yırtıyor ama faydsız!
Skibbe olayı budur.
Boşuna dedikodu.
Skibbe'yi gönder yerine gelen de süre isteyecek.

Üç maç sonra onun da kellesi istenir.
Mustafa Denizli bir maç daha kaybetseydi yanmıştı!
Türkiye'de futbol düzeni böyle işler!

Bunlar da batıya açılan pencere Galatasaray camiasına, kulübüne zarardır.

Medyayla kavga edilmez...
Beş parmak beşi de bir değil, baş edemezsin!
Galatasaray yönetiminin medyayla soğuk savaşı hatadır.
Ne demek falanca, falanca, falanca Florya'dan içeri giremez!
Ne yapmış bunlar?
Gazeteciyi görevden nasıl men edersiniz?

Galatasaray'da moda oldu son yıllarda bu yasaklar...
Ya Başkan'ın peyki olacaksın, ya kovulacaksın!
Ya yalaka olacaksın ya kara listeye alınacaksın!
Galatasaray'ı bu konuma düşürenler bugün tarih oldular ama kötü bir miras bıraktılar bu camiaya...
Her kuşun eti yenmez!
Galatasaray yönetimi medyaya tavır koymaktan vaz geçmeli.
Başarı birlikte yürüyüşle gelir!

Açık söylüyorum;
Kayseri Kupa maçı ve bu haftaki BşBld. maçı çok önemli olası kayıplarda Galatasaray derinden sallanır!

Bunları aşarsa da yolu açılır...
Çünkü Galatasaray iyi bir takım ama hala iyi bir ekip olamadı.

Bakın Sayın Başkan Polat;
Yönetiminiz mutlaka; hocanız Skibbe, futbolcularınız, taraftarınız ve medyayla kol kola girmeli...
Girmeli ki Galatasaray sakin bir limana doğru yelken açsın.
Yoksa bu gidişte rota yok!

Galatasaray karaya oturacak!
Yol yakınken düğmeni elinize alın!

OSMAN TANBURACI - sporx
Biz GALATASARAYLIYIZ!!
http://80.108.15.126:8000/listen.pls ---> RadyoAslantepe

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #220 : 13. Kasım 2008, 11:51:38 »
Ligtv'deki Oğuzlar
13.11.2008
Ben olsam bu programı CD yapar D&R'larda satarım...
Satarım ki bu toplum futbolun güzelliklerini çifte Oğuz'la yaşasın, Atilla Gökçe'yle de ince zekadan örnekler görsün .
Lig tv'de Oğuz Tongsir'in programı çok keyifli... Öğleden sonraları saat 2'de Atilla Gökçe'yle beraber aktüel konuları işliyor, spor kamuoyunun merak ettiklerini, aykırı fikirleri, ya da o hafta ağızlara sakız olan konuları didikliyorlar... Mükemmel... Genellikle seyrediyorum hatta tekrarlarını bile... Sabah sabah...
Son programda MHK Başkanı Oğuz Sarvan vardı. Kurt gazeteci Oğuz Tongsir ve ince esprili Gökçe MHK Başkanı'nı çapraz ateşe aldılar... Her soruyu kılıflamadan, çatır çatır sordular. Oğuz Sarvan da özlenen bir MHK Başkanı olarak ve de konuya hakim bir centilmen olarak fevkalade güzel cevapladı. İnsan işte böyle 'mert' söylemler istiyor.
Umarım spor kamuoyu izlemiştir.

 
 
Eşcinselden hakem olur mu?
Uzun uzun hakemlerden konuşuldu... Atilla Gökçe sonunda Oğuz Sarvan'a sordu; bir eşcinsel MHK'ya müracaat etse ve ben hakem olmak istiyorum dese kabul eder kurslara alır mısınız?
Sarvan gülerek;
-Ayrım yok ayrım yok, eğer aranan şartlar uygunsa olabilir, dünyada bunun örnekleri var, dedi...
Oğuz Tongsir'in son cümlesi de programı noktaladı;
-Ne yani Sayın Sarvan 'hani o malum tepki' tribünlerden gelirse hakem de;
'Teveccühünüz efendim' mi diyecek!
Koptum...

Bitişi başa aldım ki programın lezzetini anlayın...
MHK Başkanı Oğuz Sarvan bir de Teknik Direktörlerden ince bir söylemle özür diledi. Geçen haftaki maçlarda hocaların alan ihlalindeki sözleri için... Bayıldım... Böyle nazik bir MHK başkanı görmekten mutlu oldum. Atilla Gökçe de programda bunu vurguladı.
 
 
Bir maçta 7 hakem olsun mu?
Eski hakem Oğuz Sarvan; karar karmaşası olur diye 7 hakeme karşı çıktı. Hakem tek olmalı ki kararlar bütünlük kazansın, Slovenya'da UEFA'nın bunun uyguladığını ve de olabilir dediğini söyledi ama Sarvan zor, diyor... Oğuz Sarvan da ünlü hakem Collina ile aynı fikri savunmuş oldu.

Söz benim;
Çok hakemli maç bana da uymaz! Otorite dağılırsa sonra toparlamak da zorlaşır. Ben de Sarvan'a katılıyorum...

Sonra laf futbolcuların hakeme itirazlarına geldi. Sarvan orada da çok samimi itiraflarda bulundu. Hatta, hakemliğim bittikten sonra öğrendim diyerek şu açıklamayı yaptı; futbolcu otoriteye isyanla kendi popüler kişiliğini ispatlıyor. Genç yaşta çok paraya, şöhrete ve de sevgiye alışmış bir futbolcu toplum önünde 'karizması çiziliyor' diye otoriteye baş kaldırıyor. (Tabii karizma çizim lafı Sarvan'ın değil, benim...)
Hakeme itirazı normal ölçülerde kabul edilebilir bir hadise olarak tanımlayan Sarvan; futbolcu takımının hakkını korumak için ya da pozisyonun farklı geliştiğini anlatmak için itiraz eder ama bunun da bir nezaketi olmalıdır demeye getirdi...

 
 
Lincoln'ün frikiği ve Volkan!
Hakem Hüseyin Göçek düdüğü çaldı elini havaya kaldırdı mı bil ki çift vuruş! Gördüm görmedim olmaz! Göreceksin. Futbolcu da oyunu takip edecek. Hakem sözlü ikaza mecbur değil. Elini kaldırdıktan sonra yavaş yavaş Lincoln'ün arkasına gitmesi pozisyonu iyi süzmek içindi, hakem hata etmedi, dedi Sarvan...
Futbolcuların da kuralı bilmediği ortaya çıktı. Çünkü sade Lincoln ve Volkan değil, diğer futbolculardan da sevinenler, üzülenler vardı... Bunları gördük!
Sonrasında Sarvan çift vuruş pozisyonunu da açıkladı... Hakemin karar doğru, bunu Erman Toroğlu da Maraton'da iyi açıkladı, dedi...

Ben Sarvan'la aynı fikirde değilim; Lincoln'e yapılan hareket, Lincoln'ün kucağına bir darbe! Buz gibi direkt vuruş! Ama hakeme saygımız sonsuz!...
Ayrıca hakem sözlü de uyarmalı çünkü futbolcu topa bakıyor, baraj kuruyor, kalecinin gözü topta, vuruşu yapanın da gözleri kale direklerinde geziyor... Falan filan, ben ikazdan yanayım...
 
 
Maç sonuna süre ilavesi...
Çeşitli görüşler var. UEFA toparlamış; oyuncu değişikliklerinde yarım dakika, (aynı anda iki oyuncu da değiştirilse yine yarım dakika), sakatlıklar için 1 dakika ilave. Hakem oyun sonuna üç dakika koyar da 2. dakika sonunda bir şey olursa hakem kalan süreyi oynatır ve maçı bitirir, dedi Oğuz Sarvan...

Sarvan'ın şu söylemi de ibret verici;
Sene başındaki hakem seminerimizi bir CD yaptık ve bütün kulüplere yolladık. Ayrıca kulüplere istedikleri anda hakem hocaları gönderip kuralları ve son değişiklikleri her kulübün futbolcularına aktarmayı teklif ettik. Bir nevi yerinde kurs... Sadece Şiketaş ve Trabzon kulüplerinden istekli cevap geldi... Ötekiler?....

Vay ki ne vay!
Kulüpler MHK'nın bu hizmetine sırt dönüyor ama futbolcuları da sahada hakemlerin üzerine yürüyor.

Oğuz Sarvan son sözünde de nazikti; görev verilmeyen hakemler için 'bu bir tercih meselesidir. Yeni bir kadro tespit ettik ve yola öyle çıktık' dedi...
Sarvan 'hakemlere kefilim' diyerek de onlara destek verdi.
Sarvan için iyi hakem; kendi hatalarıyla notu kırılan hakemmiş...
Ben öyle anladım.
Hakem dış etkenlerle hata yaparsa işte kötü olan da buymuş!

Teşekkürler Ligtv...
Teşekkürler Oğuzlar ve de Gökçe, güzel üstü bir program seyrettim....
Söyleyin Şansal Büyüka'ya tekrar yayınlatsın...

 
osman tamburacı
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #221 : 14. Kasım 2008, 10:36:16 »
2 maçtır 2500(!) kişinin desteklediği 11 + 3 Genç Adam

Bu sezon 3. kez Kayserispor karşısına çıkan takımımız son yarım saatte oynadığı etkili futbolla karşılaşmadan 1-0 galip ayrılarak UEFA Kupası’ndan sonra Fortis Türkiye Kupası’nda da bir üst tura çıkmayı büyük ölçüde garantiledi.
 
 

Geçen senenin Kupa Şampiyonu Kayserispor karşısına kalede Aykut,sol kanatta Volkan-Ferdi ikilisi ile çıkan takımımızda M.Topal uzun bir aradan sonra ilk 11’de görev alırken; sağ kanatta Aydın’a teslim edilmişti.. Arda oyuna girene kadar rakibine göre daha az gollük pozisyon üreterek etkisiz futbol oynayan takımımız son yarım saatte Arda’nın bindirmeleriyle rakibi hataya zorlaması ve Aykut’un uzun ve akıllıca paslarla Baros’un yerine oyuna giren Ümit’i topla buluşturması ile rakip sahada tehlikeler yaratmaya başladı ve maç boyunca etkisiz bir oyun sergileyen Aydın’ın takipçiliği sayesinde bulduğu golle kupadaki en önemli rakiplerinden birini büyük olasılıkla kupa dışına itiverdi..Bu maçta gözümüze çarpan en önemli noktalar; Aykut’un kalesinde güven vermesi, Arda’nın varlığının takımımız için ne kadar önemli olduğu idi..

25 yıldır Ali Sami Yen’de maça giden birisi olarak; Kayserispor maçında söylenen tezahürat kadar çirkin ve anlamsız bir tezahürata şahit olmadığımı belirtmek istiyorum. Biz renkleri ve armayı sebepsiz yere sevmekten bahsederken; tribünlerin nerdeyse bomboş olmasının verdiği otorite boşluğunda bu kadar anlamsız ve biçimsiz bir tezahürat neden dakikalarca söylendi, inanın anlayabilmiş değilim; anlamakta istemiyorum.. Umarım bundan sonra hiçbir ortamda bu tezahürat tekrarlanmaz..

Dikkatinizi çektiği üzere Kayserispor maçından çok fazla bahsetmeyi anlamlı bulmuyorum. Pazar günü aldığımız mağlubiyet ve bunun etkilerini, oyuncular-teknik ve idari kadro arasında yaşananların konuşulması bu günlerde daha doğru olacaktır. Bu ortamda son 4 resmi maçta 3 galibiyet ve 1 şikeci mağlubiyeti alan futbol takımımızı yerden yere vurmamı da kimse beklemesin benden..

Maçın pozisyonlarını izleyince pazar günü çoğu pozisyonu sağlıklı irdeleyemediğimi farkettim; yine pek de ince sayılmayacak bir kıyım yaşanmış. Çoğu medya organı maçın hakemi Lincoln topa vurmadan çift vuruşu gösterdi diye yorumlar yaparken hemen hemen hiç kimse o pozisyonda neden serbest vuruşa hükmedilmediğinden bahsetmiyor. Aynı şekilde sarı kartları netlemek için rakip oyunculara da  bize uygulanmış olan standartlar dışında muamele yapıldığının üzerine basmıyor (tam 7 sarı kart gördü bizim oyuncularımız).  Arda’ya gösterilen sarı kartı gerektiren nedenlerin aynısını sırasıyla pek çok rakip oyuncu yaptılar taraftarımızın önünde..Peki ya bunlara neden sarı kart gösterilmedi?   

Saha dışındaki etmenleri bir kenara bırakıp saha içine dönelim şimdi..İçeriden aldığım duyumlar futbolcularımızın kendi aralarında bu sene kesin şampiyon olacaklarına inandığı yönünde..Buna bende inanıyorum fakat her geçen gün fobi haline gelen deplasman maçları ve bu maçlarda doğru ve akıllı oyun şablonu, futbolcu ve taktik tercihleri konusunda  Skibbe’nin beni hayal kırıklığına uğrattığını eklemek istiyorum. Bugün gelinen nokta Skibbe’den bu noktadan sonra net bir katkı beklemenin çok gerçekçi olmadığıdır..

Neden mi? Ne yazık ki neden çok;

• Kadıköy’de devre arası yaptığı değişikliklerle oyunu kendi kendine sıkıştırdı ve dakika 65’den sonra orta sahayı Turkcell Süper Lig’in en vasat göbek ikililerinden Josico-Selçuk’lu rakibimize teslim etmemize göz yumarak mağlubiyetimize engel olamadı.

• Ligin daha 2. maçında Kayserispor ile deplasmanda oynadığımız maçta beraberliğe razı oldu (Haftalar sonra gördük ki aynı sahada aynı mantalite ile oynayan Şiketaş ve İstanbul’da bize karşı aynı mantalite ile oynayan Kayserispor’da 85. dakikadan sonra yedikleri gollerle evlerine puansız döndüler)

• Bursaspor karşısında rakibin en tehlikeli oyuncusuna gerekli önemi göstermedi, aynı hataya Kadıköy’de de düştü. Hafta başından beri oynamayacağı kesin olan ama maç öncesi psikolojik savaşta bir hafta boyunca oynayabileceği yalanı basının manşetlerini süsleyen Alex’siz şikebahçe karşısında dikkat edilmesi gereken tek adamın Deivid olduğunu sezemedi. Maça başladığı taktik tutmadıktan sonra yaptığı anlamsız iki değişiklikle olası bir B planını devreye sokma şansını ortadan kaldırdı.

• 8 günde 3 maça çıkmakta zorlanan Emre’nin bu 3’lü serilerin bilhassa son maçlarında fiziksel olarak çok zorlandığını ve bireysel hatalar yapabileceğini hesaba katmadı. Tamam şikebahçe maçında yaşanan şanssızlıktı ama buna benzer bir pozisyonda Eskişehir’de yapılan hatada ne yazık ki yine Emre vardı. (Bu arada Hasan’dan sonra takımımızın en eski ve kıdemli oyuncusu olan Emre’nin profesyonelliğinin ve duruşunun bilhassa Kadıköy’de 2. golden sonra kendisine hesap soran Sabri’ye örnek olmasını diliyorum. Biz Sabri’yi 2015 yılında da takımımızda görmek istediğimiz için kendine iyiyi örnek alması gerektiğini düşünenlerdeniz) 

• Orta sahanın tüm yükünü aylardır Ayhan’a yıkmak dışında bir sonuç üretemedi Skibbe..Aynı şekilde stoper yokluğunda Murat’ı Ankaraspor maçı dışında görevlendiremedi; Vestel Manisaspor’da çoğu maç sol stoper oynayan Hakan’ı bu mevkii de görevlendirmeyi düşündüğünü bile hiç zannetmiyorum.

Bu ve bu gibi nedenler arttırılabilir Skibbe hakkında; yalnız bugünlerde yaşanan başka bir konu Skibbe’nin bu noktadan sonra Galatasaray’a katkı sağlayamayacağı görüşünü destekler nitelikte..Meira ve Lincoln’e Benfica maçı sonrası izin vermesine rağmen yönetimin teknik Direktörün varlığını hiçe sayarak bu oyunculara para cezası vermeyi düşünebilmesi Skibbe’nin artık buradaki misyonunu tamamlamış veya tamamlatılmış olduğunu gösteriyor bana..2 yardımcısı görevden alındığında da buna ses çıkaramayan Skibbe belki de son kez yönetim tarafından by-pass’a tabii tutuluyor..

Bu koşullar altında futbol takımının bu dönemi minimum kayıpla atlatıyor olması çok ama çok önemli. İki kupada gruptan çıkmayı büyük olasılıkla garantilemiş olarak lig maçlarına daha çok konsantre olup 16. haftada ASY’de oynanacak Şiketaş maçına kadar alınacak 15 puanla o maçın farklı havada geçmesini sağlayabiliriz..Burada esas yük geçtiğimiz sezon yönetici misyonunu üstlenen H.Şükür ve H.Şaş’ın boşluğunun  Ayhan ve Ümit tarafında doldurulup doldurulamayacağı. Bu noktada iki kaptana destek olma konusunda takımın eskileri Sabri, Arda ve Emre’nin alacakları sorumluluklarda takım içi dinamikler açısından çok önem teşkil etmekteler…

İzninizle sözlerimi Kayseri maçından önce saygı duruşunda andığımız, İstiklal Savaşı’mızın hayatta uzun kalmış son gazisi Rahmetli Emekli Kurmay Albay Mustafa Şefik Birgöl’ün ve diğer tüm gazilerimizin yüce hatırası önünde saygıyla dileyerek bitirmek istiyorum..

Saygı ve sevgilerimle,

Ant İpek
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #222 : 14. Kasım 2008, 11:08:44 »
Maç: 1 Moral: 0

şikebahçe bozgununun kahramanı Galatasaray boş tribünlerde Kayseri ile gruptan çıkma savaşına çıkmıştı. Durum tatsızdı. Ezeli rakip karşısındaki ağır sonucunun moral çöküklüğü devam ediyordu. Skibbe, takım da değişiklik yapmıştı. Aykut kaleye, Mehmet Topal orta sahaya, Aydın ve Ferdi karşılıklı iki kanada alınmıştı. Maçın ilk yarısındaki oyun, Turkcell Süper Lig'in zirvesinde oynayan takımların mücadelesi halinde geçti. Gerçek olan ise 1 puanlık Galatasaray'ın bütün gücünü oyuna vermesi lazımdı. Ama maalesef bu yarıda asla bu olmadı. Kayseri, Galatasaray'dan daha organize, dana tedbirliydi. Koca devrede kaçan iki gol fırsatı vardı. Son dakikalarda, Ferdi'nin şutunu Souleymanou, Olembe'nin şutunu da Aykut kurtarmıştı. Ancak Baros'un her geçen maçta moralinin bozukluğunun artması ise kötü bir durumdu. Genç futbolcu, "Gol atamam" korkusu ile kaleye top atmamaya başladı. Bu konuda, sayın Sezgin ona bir psikolog vermelidir. Aksi halde, Baros'un çöküntüsü uzun süre devam eder.

Üzücü olaylar
İkinci yarı, bir avuç Galatasaraylı taraftarın tezahüratı ile başladı. Ancak Cimbom'da değişen bir şey yoktu. Galatasaray, 60. dakikada Arda'yı oyuna aldı. Amaç galibiyetti. Arda'nın ardından oyuna giren Ümit Karan'la Galatasaray toparlanmıştı Aghahowa'nın bu yarıda kaçırdığı gollerin sayısı üçtü. Ancak Kayserili futbolcunun kaçırdığı en komik goller ise Aykut ile karşı karşıya kaldığı anda oldu. Aghahowa, topa iki defa vurdu, ikisinde de Aykut, burun buruna olmasına rağmen golü kurtardı. Galatasaray'ın dünkü oyununa baktıkça inanın bana sanki başka bir takım sarı-kırmızılı formayı giymişti. şikebahçe maçının sonucunun etkisini bu kadar göstermesi Belediye maçı için tehlike idi. Sayın Skibbe bu takımı moralman toparlamalı. Galatasaray'da ki değişiklikler fark etti. Her iki takım da karşılıklı önemli goller kaçırdı. Ancak 90. dakikada Aydın'ın golü Galatasaray'ı ipten aldı.. Maç sonundaki olaylar ise iki takıma yakışmayacak kadar hem üzücü hem de ayıptı.
İSMET TONGO
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #223 : 14. Kasım 2008, 11:11:26 »
Moral maçı

Son şampiyon ile Türkiye Kupası'nın son sahibinin maçı 5 dakikalık protesto ile başladı. Taraftar haklı, kimse gücenmesin. Yıllar sonra para basıp son yılların en alternatifli kadrosunu kuruyorsun ama o kadroyu oynatacak, ruh verecek onu koşturacak kişinin tercihinde özenli davranmayınca önce Şampiyonlar Ligi'ne veda ediyorsun ardından da ligde ve kupada mehter marşı sistemi bir ileri iki geri yol alıyorsun yani aslında yerinde sayıyorsun. Bu arada iki maçta bir 4 gol yiyerek de sıradan takım hüviyetine bürünüyorsun. Bu takım her anlamda layıkıyla yönetilseydi bugün hem Şampiyonlar Ligi'nde havasını atıyor hem de ligin zirvesinde en az 10 puan farkla keyif çatıyordu. Galatasaray'a kimsenin bunları yaşatmaya hakkı yok. Sorumlu kimse ortaya çıkmalı. Futbolcuysa futbolcu, yöneticiyse yönetici teknik adamsa teknik adam. Bana göre bu takımı ayağa kaldıracak olan taraftarıdır. Taraftar yeri gelince tepki verecek yeri gelince destek. Rahmetli Alpaslan Dikmen ruhu taşıyan G.Saray taraftarı bunu inanılmaz güzel yapıyor.

Hannibal Servet
Neyse geçelim maça. G.Saray'ın rotasyonlu kadrosu tek devrelik futbolu tercih etti. Volkan, Mehmet Topal ve Ferdi takımın yeni isimleriydi. Servet özel maske ile sanki Hannibal filminin korkunç kahramanı gibiydi. Bu takım eğer bir gün önce elmacık kemiğinden ameliyat olan Servet'i dinlendirme lüksüne sahip değilse yazıklar olsun diyorum. Ama o Servet'e yine helal olsun. şikebahçe maçında inanılmaz eleştirildi o gün sahada en çok koşan en çok çalışan tabii ki en çok hata yapan da oydu. Aynı Servet dün gece de yüzündeki maskeye ve görünen acısına rağmen sahanın en çalışkanıydı. İlk yarıda Kayseri'den Aghahowa ile G.Saray'dan Baros'un kaçırdığı goller komikti. İkinci yarıda Arda ve Ümit'in girmesi görüntüyü değiştirdi. G.Saray, Kayseri kalesine daha bilinçli ve daha etkili indi. Aydın'ın golüyle de güldü.

ZAFER ERTEM
keweel - arda - elano- baroş- keita