Oyun güzel sonuç kısır
5-2 olsa ne yazar...
Nasrettin Hoca hesabı; ‘görenler görmeyenlere anlatsın’ güzellikte bir maç... Öyle televizyondan falan seyretmekle olmaz. Kewell’ın ince zekası televizyondan fark edilmez. Adam top kendinde olmadığı zaman daha da mükemmel. O anı da televizyon göstermiyor... Kewell adeta bir zeka küpü, adeta ince ayar hassas terazi...
Pozisyonu da, oyunu da, oyun içi hayatı da iyi tartıyor. Hagi’den sonra gelmiş ‘numune’ figür. Futbol ununla daha da güzel oluyor.
Niye bu kadar övüyorsun diyeniniz çıkacak, çünkü bizde futbolcu bacak arası atarsa, gereksiz çalım yaparsa, on kişiyi çalımlarsa futbolcudur ya... Kewell’da bunlar yok. Kewell akıllı adam, topu koşturuyor. Arkadaşını kolluyor, rakibin koşu alanını kapatıyor. Attığı gol bir bedenin oyuna ve topa isyanıdır.
Lincoln’ün kornerine ön direkte nasıl yükseli, nasıl topa yüklendi, boynunu kasıp, kafayı arkaya atıp, zamanlamayı ‘greenwich’e göre öyle güzel yaptı ki vuruşu muhteşemdi; gol oldu tabii...
Dünkü Galatasaray sadece Kewell’la değil tümüyle mükemmeldi. Hani size zaman gerek diyordum ya... Galatasaray zamana da hükmetmiş. Kum saatinin bir yanı çabuk boşalır olmuş! Oynadıkları ‘total’ futbolda herkesin büyük payı vardı.
Olympiakoslular tesadüfen perişan oldular
Şöyle diyebiliriz;
1-Tesadüfen de olsa Galatasaray, Olympiakos’u 1-0’la perişan etti!
2-Olympiakos, Galatasaray kalesine son 15 dakikaya kadar sokulamadı bile,
3-Galatasaray hatasız oynadı, topa önde bastı, ataktan hiç vaz geçmedi.
4-Sabri sağ kanadı, Hakan Balta sol kanadı çok çok iyi kullandı,
5-Orta alanda Meira hayatının oyununu oynadı. Forvete sürekli servis yaparken, savunma görevini de hiç ihmal etmedi! Mükemmel bir anlayışı sahaya soktu. Al ders diye okut!
6-Ayhan dinamo gibiydi, takımı atağa kaldırandı, ancak çok ciddi bir ikaz; Ayhan topu ayağında fazla tutma! Topla geriye dönme! Geriye pas atma! Arkadaşın hareketlenmişken ona sırtını dönme! Bak iyisin ama defon çok, bunu bil! Sakatlar iyileşince bu kadar çok koşmana rağmen ilk makas yiyen sen olursun!
7-Rakibe oyun alanı bırakılmadı. Galletti, Belluschi, Diogo, kımıldayamadığı gibi, Olympiakos bir tane bile kanat atağı yapamadı. Hakan Balta ve Sabri gardiyan gibiydiler.
8-Baros için göze battı diyemem ama takımın ‘gizli kahramanıydı’ sıkı markaj altında olmasına rağmen, ‘petalya’ görevi yaptı ve çok iyi mücadele etti. Alan değiştirerek hem rakibi üzerine çekti, hem onlarla vücut vücuda itişti, hem rakibin Galatasaray’ın üzerine fazla adamla gitmesine mani oldu.
9-Defans üçlüsü De Sanctis, Servet ve Emre Aşık hatasız oynadılar. Sonlara doğru rakip bastırınca ‘kene’ Mehmet Güven oyuna girdi ve rakibe yapıştı. Emre Aşık ve Servet havadan yerden kuş uçurtmadı.
10-Üç isim daha var; Arda, Lincoıln ve Kewell onları tek tek anlatacağım ki Galatasaray’ın kimliği ortaya çıksın. Ben oyuna bayıldım.
Zaman gerek diyordum...
Onlar zaman tünelinden çıkmak üzere...
Uğur böceği Arda
Kewell’la sık sık alan değiştirmesi ve bunu seyredene bile çaktırmadan yapması harika... Öyle tatlı geçişler yapıyorlar ki omuza konmuş ‘uğur böceği’ gibi sessiz ve sakin.
Ama bu değişim takıma uğur ve güç getiriyor. Kewell golü sağ ön direkte attı!
Arda her zamankinden çok koştu, arzuluydu, becerikli, güçlü ve kendine güvenliydi, bir futbolcuda bu kadar çok niteliği bir maçta bir arada gördün mü hakkını teslim ediyorsun. Arda harikaydı hele birkaç topuk pası verdi ki yeme de yanında yat.
Sonuncusu harikaydı; orta sahadan kalemize hücum ediyorlar ve Arda adamın peşine takılmış, birden önüne geçiyor ve kendi kalesine doğru koşarken nefis bir ‘topuk’ top galiba Sabri’de.... Ve Galatasaray atak yerken mükemmel bir atağa kalkıyor...
Lincoln, Evliya Çelebi olmuş...
Her eve lazım lüks eşya... Sen de avize; ben diyeyim tablo!... Faydası kadar zararı olacak mı diye düşündürten bir yapı... Lincoln; keyfi yerine gelince keyif veriyor.
Tam kendinden emin bir ‘güzel kadın’ rolünde, kaprisli ve şeytan! Oynadı mı oynuyor. İki topu direkten döndü. İlki için söversin, ikincisi için yanarsın!...
Attığı paslar, oyunu çabuklaştırarak terse dönmeler, rakipler arasına bırakılmış bomba misali toplar, süzüm süzüm süzülen, su gibi akan bir ‘Evliya Çelebi’ futbolu oynayan adam! Takıma ruh veriyor. Bazen de sinir ediyor. Dün canlıydı... Çok da koştu...
Harry için üç kere; Kewell, Kewell, Kewell
Başta anlattım ama kendimi alamadım. Birkaç olayı daha var;
1-Bir anda Olympiakos kontratak yaptı baktım Hakan Balta alanını boşaltmış, ‘eyvah’ dedim... Bir de baktım Kewell orada... Zevkten bayıldım... (tv’de bunları göremezsiniz)
Hakan Balta ile taç çizgisi kenarındaki paslaşması rüyalara girer...
Sıkışık alandan topu soldan, sağdaki en uzak nokta Sabri’ye çıkartması keskin ‘şahin göz’ ister...
Yine rakip korner atıyor topu iki kez kafayla çıkaran Kewell...
Galatasaray atağa kalkıyor; Kewell her topa can veriyor. Bu adam tepe-göz! Öyle paslar attı ki seyri sefa...
Öyle goller kaçtı ki seyri cefa!
Galatasaray iyi futbol oynadı.
Hani 1-0 falan sidik zoruyla kazandığın zaman diyorlar ya ‘Kötü oynarken de kazanıyorsan iyi oynadın mı kim bilir neler yapacaksın!’ böyle dandik bir salak savunma var ya...
Galatasaray onu da rafa kaldırdı;
Mükemmel oynadı ama tek golde kaldı.
Galatasaray bu maçı kazanarak büyük bir iş yaptı ama inanın bana bu maçın skoru çift haneli rakamlara kadar giderdi.
Ya da en azından yaanış anlaşılmasın ama 5-2 falan olurdu!
Herta Berlin-Benfica maçı da 1-1 bitmiş. Bu da yarar!
Şimdi soruyorum; Skibbe gitsin mi kalsın mı?
Burak Hoca mı?
Cevat Hoca mı?
Bir başkası mı?
UEFA yolu uzayacak...
Galatasaray grupta lider, inşallah böyle gider...
Çevre bilimcilere duyurulur!
Osman Tanburacı