Stada geleceğim, "maçı izlemek" üzere yerime oturacağım. Sonra neydüğü belirsiz bir eleman gelecek "Abeeey ben türübün lideriyeem, bana uyasıız" diyecek... Sanarsın Devlet Konservatuarı'nda orkestra şefi. Avrupa'daki stadlarda sırtını sahaya verip insanlara nasıl hareket edeceklerini buyuran böyle tipler olduğunu sanmıyorum.
Ayrıca şunu da merak ediyorum: Harry Kewell, Lucas Neill, Milan Baros, Elano Blumer, Abdul Kader Keita, Jo Alves, Giovani Dos Santos... Bu insanlara "Gözümün Bebeği, Burnumun Direği" dediğin zaman onlar için birşey ifade ediyor mudur bu sözcükler? Yoksa acaba onlar için önemli olan; güzel bir hareket yaptıklarında bunun seyirci tarafından görülmesi ve alkışlanması mıdır? Arabesk tezahüratların Türk futbolculara bile katkısı yokken, bir de bu tezahüratları 8 yabancı oyuncusu olan bir takımda yapıyor olmak daha da komik.
Bir de şunu düşünüyorum: Örneğin Barcelona ile maç yapıyoruz. Bizimkiler yine başlamış "Yarim, ne istersen iste benden, dört tarafı donatayım bayraklarla" diye arabesk tezahüratlara. Peki Barcelona futbolcuları bu sözlerin anlamını biliyor mudur? Bu sözler onlar için herhangi bir anlam ifade ediyor mudur? Onları korkutur mu? Telaşlandırır mı? Yoksa işlerine mi gelir? Bence işlerine gelir, maçlarını kazanırlar, sonra da giderken "Oooh, the crowd was amazing" diye bizim taraftarları gazlarlar ki bir dahaki maçta da böyle olsun taraftarlar.
Halbuki "HEEEY" her ülkede "HEEEY"dir, alkış her ülkede alkıştır. Bundan Türk futbolcu da etkilenir, Mozambikli futbolcu da etkilenir, İspanyol futbolcu da etkilenir. Doğru zamanda çıkarılacak bir "HEEEY" sesi 50 tane arabesk nakarata bedeldir...