28. Nisan 2026, 21:03:51

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 120720 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

beckham12

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 1950
  • Yaş: 39
  • Yer: istanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #176 : 17. Ekim 2008, 12:06:19 »
Bir varmış, bir yokmuş!
17.10.2008
Galatasaray ve Michael Skibbe ile ara vermiştik yazılarımıza...
Şimdi yeniden Galatasaray ve kaldığımız yerden devam edelim.
Ne demiştik iki ay önce.
"Bu takım Skibbe ile bir arpa boyu yol alamaz"
Evet, şu anda yeniden başladığımız yerdeyiz.
Konumuz yine Galatasaray, yeniden Galatasaray.

EN İDDİALI KADRO
Galatasaray son 10 yılın en iddialı ve kaliteli kadrosunu bu sezon kurdu.
1996-2000 yılları arasında bile Galatasaray bu denli iddialı bir kadro kurmamıştı.
O dönemde Galatasaray'ın ne bu kadar geniş bir kadrosu vardı ne de kalitesi.
Takımın klasik 11'inde bulunan 6 futbolcu yeni yeni çınlıyordu kulaklarımızda.
Transfere ayrılan para, kulüp bütçesinin sadece yüzde 15'ine denk geliyordu.
1996 yılında Galatasaray'ın Milli Takım'a verdiği futbolcu sayısı 4'tü.
Takımın iskeletinin genç ve dinamik oyunculardan oluşması ise en büyük avantajdı.
Tabii bu genç oyuncuları saha içerisinde istediği gibi oynatan Hagi'nin varlığı da unutulmaz.
Tabii unutulmaması gereken saha kenarında bir de teknik direktörün olduğuydu.
Evet. O dönemde Galatasaray bir teknik direktörünün olduğunu hissediyordu.

BİR YÖNETENİN VARLIĞI...
Şimdi hissedilmediği kadar bir 'yönetenin' varlığı herkesin aklına kazınmıştı.
Doğrularıyla, yanlışlarıyla bir Fatih Terim gerçeği vardı.
Herkesin kabul ettiği, benimsediği.
10 yıl geçti aradan, o efsaneleşen kadronun üzerinden.
Galatasaray bir kumar oynadı!
Dönüşü zor, sancısı uzun bir kumardan bahsediyorum.
İki ay önce Galatasaray'ın Skibbe'ye bir gömlek bol geldiğini söyledik.
O zaman ne Kewell vardı ortada ne Baros.
Bu iki yıldızın gelmesi, small olan gömleği xl yaptı.

BAŞARI VE BAŞARISIZLIK
G.Saray'ın şu an içerisinde bulunduğu durumun tek sorumlusu vardır!
O da sayın Adnan Polat ve yönetimidir.
Transfer politikasında bu denli başarılı olan bir yönetim, nasıl olur da bu takımı Skibbe'ye emanet eder anlayamıyorum.
Tüm Galatasaray taraftarının kafasında hala şüpheler var.
Bu kadroya, bu transferlere rağmen.

KALMAYAN ALMAN EKÖLÜ!
Skibbe'nin Galatasaray'a gelmesindeki kriter nedir?
Merak ediyorum açıkcası.
Skibbe, geçen sezon B.Leverkusen'den kovuldu!
B.Leverkusen'den önce B.Dortmund'dan kovuldu.
Almanya'da başarılı olduğu bir kulüp yok!
Skibbe'nin Galatasaray'a gelme kriteri şayet 'gençler' ise.
Nerede bu genç futbolcular.
Bakın, Arda Turan her geçen gün biraz daha bitiyor.
Özgürcan sezon başında yollandı.
Diğer "Can'lar" zaten yok!
Öyleyse nedir?
Bir ekolün, Alman ekolünün devam etmesi midir?
Şayet öyleyse, artık öyle bir ekol de kalmadı.
Almanya'da görev yapan teknik direktörlerin yüzde 35'i yabancı.
O ekolü sürdüren takımlar zaten ortada yok!

HEM DOYDUK, HEM AÇ KALDIK!
Transferde doyuran yönetim, teknik bazda aç bıraktı!
Taraftar bir teknik direktörün varlığını hissetmiyor.
Bırakın taraftarı, sahadaki futbolcu da hissetmiyor.
Herkes sahada bir kavga içerisinde.
De Santics, Servet ve Meira ile kapışıyor Bursaspor maçında.
Kewell, Antalya maçında 'ön direk' kavgası yapıyor arkadaşlarıyla.
Servet ve Ümit her maç sonunda Skibbe'ye giydiriyor ince ince.
23 yaşındaki Arda sakallarını uzatıyor, Skibbe'yi protesto için.
Yedek kalan “Almancı” Aykut, sessiz ama öfkeli.
İkinci kaptan Hasan Şaş, susuyor ama az kaldı patlamasına.

SESSİZ FIRTINA
Takım içerisinde fırtınalar kopuyor.
Kimse sesini çıkarmıyor.
Günah keçisi olmamak için.
Sayın Adnan Polat, "taraftar tepkisinde haklı" diyor.
Tabii ki haklı. Kimse güvenmiyor teknik heyete.
Hala sorular ve işaretler var herkesin kafasında.
Ben, şimdi düşünüyorum.
Bu takımdan kimler kovuldu kimler.
Eric Gerets ve Mircea Lucescu gitti yakın zamanda.
Bu iki teknik adam, bu kadronun başında olsaydı n'olurdu.
Bir düşünün. Gerets ve Lucescu hangi şartlar altında çalıştı bu takımda.
Kimlerle şampiyon oldu, hangi imkansızlıklar içerisinde.
Kovulan teknik adamlarla ile Skibbe'yi karşılaştırın bir beş dakika.
Düşünün, beğenilmeyip kovulan teknik adamlarla karşılaştırın diyorum.

MİLLİ BİR TAKIM, Galatasaray
Galatasaray şu anda Türkiye'nin en iyi ve en alternatifli kadrosuna sahip.
Takımın her hattı, birbirinden kaliteli isimlerden kurulu.
Milli Takımlarında oynayan futbolcusu sayısı 14.
Yabancıların hemen hepsi Milli Takımlar’da.
Milli arada Florya'da idman yapan kişi sayısı 10.
Bakın şikebahçe'ye.
Lugano ve Güiza dışında Milli Takım'a giden yabancısı yok.
6 yabancı da Dereağzı'nda idmanlarına devam edecek.
Ya Şiketaş.
Şiketaş biraz daha farklı!!!
Milli Takım'a giden bir oyuncusu bile yok!
Türk oyuncuları anlatmıyorum bile...
Galatasaray'ın elindeki müthiş kadroyu kullanabilecek bir teknik direktörü yok!
İşin özü budur.

OLMASI GEREKENLER
Şu an itibarıyla bu denli karamsar bir tablo çizmek sizlere pek de doğru gelmeyebilir.
Ancak, Galatasaray'ın şu anda ligde 6'da 6 yapması gerekirdi.
Şampiyonlar Ligi'nde olması gerekirdi, her zamanki gibi.
Kasaba takımı Bellinzona'yı elerken kanırmaması gerekirdi.
Rakiplerini beklerken, korkan değil, korkulan olması gerekirdi.
Gerekirdi, gerekirdi. Çok şey gerekirdi.
Şu anda bu takımın başında bir teknik direktörün olduğunu hisseden var mı?
Cevat Güler olsaydı n'olurdu?
Çok fazla bir şey değişir miydi?
Benim gibi herkes bu kadroya rağmen, bu soruların cevaplarını arıyorsa bir sorun var demektir.

OLMAYAN POTANSİYEL!
Takımda çok fazla sakat var.
Bu da Skibbe'nin bir şansızlığı.
Şu ana kadar alternatif kadrodan yararlanamadı.
Bu da bir gerçek.
Ancak, ben Skibbe'de bu kadrodan yararlanabilecek bir potansiyel göremiyorum.
Takımdaki dengeleri sağlayamayacağından korkuyorum.
Kewell ile kazanayım derken, Arda'yı yok edeceğinden ürküyorum.
Kariyerinde zirve yapan Servet'i küstüreceğinden endişeleniyorum.
Bir ay sonra kadrosundaki '10' vazgeçilmezi açıklayabileceğini düşünüyorum.
Yıllar sonra takımına bu derece inan taraftarın hayal kırıklığına uğramasından çekiniyorum.
Hepsi bu!

Fatih Şamlıoğlu

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #177 : 18. Ekim 2008, 12:09:28 »
Kalli'nin merhemi olsaydı...


G.Saray, perşembe gecesi İstanbul'da Olympiakos ile oynayacak. Trabzon maçında büyük ihtimalle Galatasaray'ı, Olimpiyakos'un yardımcı hocası izleyecek. Ligde her takımın hocasının bir sonraki rakibi izleyecek, ayrıntılı not tutacak ve bilgi verecek hocası vardır. Avrupa'da da bu böyledir. Olympiakos-Panthrakikos maçını Galatasaray adına izlemeye, not tutmaya kim gidiyor? Söyleyeyim; Karl Heinz Feldkamp.

Çarşamba günü Galatasaray Olympiakos'a "İzlemeye Tolga Demirtaş'ı gönderiyoruz" diye faks çekiyor. Perşembe günü bu isim değişiyor; yeni bir faksla gelen kişinin Feldkamp olacağı bildiriliyor. UEFA'da final oynamaktan söz edenler Felldkamp'ı 'bilgiç dede' olarak görüyor. Hocalık yaparken kulübeden maçı okuyamayan; rakip kulübeyi kendi kulübesi sanıp, 5 dakika maçı izleyen; Leverkusen'i çok iyi süzdüğü için (!) G.Saray'ın 5 gol yemesini sağlayan Feldkamp, Olympiakos'la ilgili not tutup Skibbe'ye bilgi verecek. Feldkamp'ın merhemi olsaydı zaten kendi başına sürerdi. Rezalet!


http://www.sabah.com.tr/haber,9156D1B3FBF94F3B8E26EA5BAE7ADB15.html

tunahangur

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Tem 2008
  • İleti: 142
  • Yaş: 33
  • Yer: istanbul
  • rize//çayeli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #178 : 18. Ekim 2008, 12:12:18 »
şimdi böyle diyolar da geçen sene ilk  6 hafta takımın ligde en iyi futbolu oynadığını rakiplerini ezdiğini ve o zaman da takımın başında feldkamp'ın olduğunu unutuyolar

beckham12

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 1950
  • Yaş: 39
  • Yer: istanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #179 : 20. Ekim 2008, 16:01:23 »
1+1'in 3 ettiği gece
Her maça giderken sarı-kırmızı forma koleksiyonumu açar; oynayacağımız 90 dakikayı düşünerek en uygun formayı seçerim.ASY’deki Trabzon maçı öncesi “4  Song” numaralı formamı aradım önce; 3 sene önce Manisa maçında 35 metreden gol atarak kilit galibiyeti getirdikten sonra “Aslan” dansı yaparken üzerinde olan siyah formayı….Bulamadım…Sonra canım çubuklu bir forma çekti; eskilere gitmek istedim..UEFA zaferinin habercisi 3-2’lik Milan maçında bize son dakikada penaltıyla galibiyet golünü getiren “22 Ümit”e gitti aklım..Daha çok aramama rağmen onu da bulamadım..Son bir tercihim kalmıştı artık; bembeyaz uzun kollu bir “9 H.Şükür” forması..Evet Kral’ın forması bu maç için uygundu…
 
Rakip antrenör Ersun Yanal sezon başından beri 14 oyuncuyla oynuyor olmasından dolayı sanırım takımını Yılmaz Vuralvari bir taktikle dizmişti sahaya..Sabri’nin milli maçlardaki performansından etkilenmiş olsa gerek Serkan’ı bu sezon ilk kez kendilerine göre sol içte görevlendirerek sözüm ona etkisini azaltacaktı..Evdeki hesap çarşıya uymadı..Göbekte yalnız bir bir Hüseyin maç boyunca bir Ayhan’ı, bir Lincoln’u, Arda’yı kovalamaktan yoruldu…Lafı gelmişken 3-0’ında etkisinden dolayı olsa gerek maçın sonralarında Aydın’a karşı kasti sert harekelerde bulunması hiç ama hiç yakışmadı Trabszonspor kaptanına…

Skibbe ise maça yine farklı ama akıllıca bir taktikle başlamayı uygun görmüştü…4-1-4-1 olarak dizilişinde 1’lerden Meira ve Baros daha da önem kazanıyorlardı..Her iki oyuncumuzda maç boyunca çok ama çok etkili oldular; hafta  içi Portekiz Milli Takımında da aynı mevkide oynayan Meira’nın Ayhan ve Lincoln’ün bir nebze arkasında oynaması orta saha zenginliği getirdi takımımıza..Sağda Arda, solda Kewell şeklindeki kanatlarımızın da 15. dakikadan sonra deplase koşular yapmasıyla rakibin dengesi tamamen bozuldu..Sol kanatta çok daha etkili oynayan Arda maçın en iyisi olarak göze çarparken; daha çok serbest adam görüntüsüne bürünen Kewell’da tüm atak organizasyonlarımızda olması gereken yerde; olması gereken sekilde atağa kaldırdı takımımızı..

2. yarıya Yattara ile başlayarak klasik dizilişine geçen Trabzonspor Selçuk’un şut denemeleri dışında etki gösteremedi defansımız karşısında..Maç boyu ileri geri çalışarak pozitif futbol oynayan Sabri; tecrübesini çok iyi kullanarak harika bir maç çıkaran Emre defansımızın en öne çıkan isimleriydi bu maçta..Trabzon karşısından oynadığımız oyunu sezon geneline yayabilirsek; büyük bir aksilik olmazsa şampiyon oluruz..Yönetimin 3 ayda tutan bu aşıyı bozmamasını arzuluyorum..Olympiakos karşısında da böyle güzel futbol ve bol gollü galibiyet bekliyorum Aslanlarımızdan..

Saygı ve sevgilerimle,

Ant İpek 
 

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #180 : 20. Ekim 2008, 17:01:43 »
TURGAY ŞEREN 
Skibbe akıllandı 

Galatasaray Teknik Direktörü Skibbe’yi yaptığı yanlışlardan dolayı ben de herkes gibi çok eleştirdim. Ama hepimiz de çoğu zaman haklıydık. Galatasaray’ın sahada ne yaptığını, nasıl gole gideceğini, defanstaki oyuncuların kademe anlayışından haberdar olmadıklarını hatta amatör bir takım görüntüsü verdiklerini defalarca yazıp, uyardık.

Bu eksikleri kim tamamlayacaktı? Tabii ki Metin Oktay Tesisleri’nde yaptıracağı bol antrenmanlarla Skibbe ve yardımcıları. Dün akşam Galatasaray’da bütün oyuncuların çok iyi oynadığını söylemek yanlış olur. Özellikle Baros ve Kewell geldiklerinden beri en kötü oyunlarını oynadılar. Bizler gibi Skibbe de dayanamadı ve Kewell’ı oyundan aldı; yerine genç, süratli Aydın’ı sürdü. İyi de yaptı. Ben Baros’a hayret ettim. O güçlü, sağa sola koşan, hava toplarını alan Baros dün akşam yoktu. Gelelim Lincoln’e; gerçekten iyi oynadı. Baros’un yanında ikinci bir santrfordu, iyi paslar verdi, en önemlisi nefis bir gol attı. Güzel bir verkaçla kaleci Tolga ile karşı karşıya kaldı ve tabii ki golü de kaydetti. Attı ama gitti korner bayrağını yerinden çıkardı. Bu FIFA kurallarına göre bir sarı karttı. Ama Bünyamin Gezer bunu gömezlikten geldi. Görseydi daha önce bir sarı kartı olan Lincoln oyun dışı kalacaktı. Ama Lincoln, oyun başladıktan bir dakika sonra topa elle müdahale etti ve ikinci sarı karttan oyun dışı kaldı.

Galatasaray’da özellikle Arda özlediğimiz gibiydi ama ne hikmetse Skibbe onu yine sağ tarafta oyuna başlattı. Buna rağmen Arda sahanın her yerine ayak bastı, çok koştu ve nefis gollük paslar verdi. Çoğu zaman da esas yeri olan sol kanada gitti yaptığı bir orta da gol oldu.

Trabzonspor, Galatasaray’ın bu arzulu oyununun karşısında kötü oynadı diyemem. Onlar da sahanın her tarafında rakip Sarı-Kırmızılılar’a hep markaj yapmak istediler. Ama dün akşam güçlü bir G.Saray vardı. Ve sahaya Skibbe tarafından iyi organize olarak çıkmışlardı. Galatasaray kalecisi Sanctis için fikrim yok diye yazıyordum ama dün akşam o da çok iyi oynadı. Galatasaray oyun planını değiştirmiş. Orta sahada Meira ve Ayhan, kenarlarda Arda ve Kewell’la başladı. Emre uzun zamandır oynamamasına rağmen hata yapmadı. Skibbe! Emre, Galatasaray defansında oynar O’nu ihmal etme.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #181 : 20. Ekim 2008, 17:02:21 »
LEVENT TÜZEMEN 
Arda sola geçince... 


Maçtan önce Galatasaray'ın Trabzon'u farklı yeneceğini söyleselerdi kimse inanmazdı.. Ersun Hoca takımını 3 forvetle sahaya sürerek "Kazanmaya geldim" demişti. Skibbe'nin savunmaya Emre Aşık'ı koyması, Meira'yı Ayhan'ın yanına ikinci ön libero olarak itmesi ve Baros'u tek forvet düşünmesi hem sürpriz hem de şaşırtıcıydı. Galatasaray'ın kadro yapısına baktığımızda Skibbe'nin "Önce kaybetmeyeyim" garantisi içinde olduğunu algıladım.
İlk 15 dakikada önde basan, orta alanı kontrol eden, hücumu düşünen bir Trabzon vardı. Ayhan kolay top kaybediyor, solda oynayan Kewell ile sağda görev yapan Arda etkili olamıyordu. Trabzon'da orta alanı SelçukHüseyin ikilisi kontrol ediyordu ama Ersun Hoca Serkan'ı 'joker' olarak kullanıyordu. Emre-Servet ikilisi Gökhan-Umut ikilisini kontrol ederken Serkan göbekten sürpriz adam olarak Galatasaray savunmasının arasına giriyor ve tehlikeli oluyordu.
Sola geçen Arda Galatasaray'ın durgun ve etkisiz oyununu sihirli bir değnek gibi değiştirdi. Arda ileride top tutup saklamaya başlayınca Galatasaray Trabzon kalesinde çok adamla çoğalmaya başladı. Arda'nın ortasında Baros'un atamadığı gol bir sinyaldi. Ardından sahneye özlenen Arda çıktı. Öyle bir gol attı ki, Tolga uzun boyuna rağmen çaresiz kaldı.

DE SANCTIS ÇOK İYİYDİ
Oyunun kontrolünü eline geçiren Galatasaray top yapmaya, hücuma hızlı çıkmaya ve kanatları kullanmaya başladı. Servet'in golünden sonra Trabzon moral olarak sendeledi. Kewell, Baros ve Arda vuruşta acele etmeyip topu kesmeyi düşünselerdi maç ilk yarı farka giderdi.
Kewell-Baros-Lincoln üçlüsünün paslaşması sonucu Lincoln'ün attığı goldeki vuruş tekniği mükemmeldi. Gol sonrası sevinçten korner bayrağını çıkarmasının bedeli sarı karttı ve önceden de sarı kartı olduğu için kırmızı görmesi gerekiyordu. Bünyamin Gezer bu olayı nasıl atladı şaşırdım. Ama Gezer'e şansı yardım etti. Lincoln topu elle kestiği için ikinci sarıyı gördü ve adalet kısa süre içinde yerini buldu.
Futbolda bir kural şöyle der: "Atan da tutan da iyi olacak." İtalyan kaleci De Sanctis, Trabzon zaferinin en büyük mimarıydı. Geriden maçı çok iyi okudu, zaman geldi libero gibi oynadı. Gerektiğinde kalesini doğru zamanda terk etti, Trabzon kornerlerinde tutamayacağı topları yumrukladı ve çok iyi yer tuttu. Özellikle Colman'ın şutunda topa uzanışı tecrübesinin ve kalitesinin belgesiydi. 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #182 : 20. Ekim 2008, 17:02:55 »
KANAT ATKAYA 
Şapka çıkarmak 


BAŞLIĞA bakıp "Ama o şapkadan tavşan çıkartmak olacaktı" diye düzeltmeyi istediğinizi hissedebiliyorum. Fakat Trabzonspor karşısında Arda Turan’ın 26’ıncı dakikada yaptığı harekete dense dense "Tavşandan şapka çıkartmak" denir.

Orta desen orta değil, şut desen şut değil. Fakat neticede güzel algılanan ve kıymeti de büyük olan bir goldü.

Arda’nın Galatasaray’ın sorumluluğunu üstlenecek seviyede olgunluk göstermesi ayrıca gurur verici.

Dün takımdan ayrı tutulup alkışlanacak bir performans gösterdi.

* * *

İyi kadro kuran, iyi de oynamaya başlayan Trabzonspor, ilk şok golle şöyle bir sallandı fakat altı dakika sonra gelen darbe daha ağır oldu.

Bu kez Arda ve Servet ve Trabzonsporlu bir futbolcu arasında gezen top gol çizgisini geçti. Servet’in eline çarparak girdi top fakat herhalde o mesafeden kaçabilme ihtimali pek yoktu.

Neticede sinir bozucu iki gol üst üste gelmiş oldu.

* * *

Ersun Yanal, belli ki futbolcularını mümkün mertebe skoru değiştirebileceklerine inandırdı devrede. Trabzonspor daha kararlı bir taze başlangıç peşinde gibi algılandı 45-60 arasında. Bu süreçte de aslında pek beceremediği kontrollü futbolu hasbelkader iyi uygulayan, biraz şanslı bir Galatasaray çıktı karşılarına.

De Sanctis’in iyi, güven veren oyununu da unutmamak gerek tabii.

* * *

Yattara’nın dönüş heyecanı filan derken umutlanan Trabzonspor, bu kez Galatasaray Şeytan Üçgeni’nin baskın operasyonuyla karşılaştı.

Kewell-Baros-Lincoln (Arda da katılınca Şeytan Dörtgeni oluyorlar!) paslaşması neticesinde gelen gol Galatasaray’ı rahatlattı. Hatta o kadar rahatlattı ki; korner bayrağıyla samba yaparken sarı karttan kurtulan Lincoln, 60 saniye içinde hentbol yüzünden sarardı.

Golü attığı için affedilecektir ama böyle kırmızı kart görülmez; görenin şuurundan şüphe ederim.

* * *

Galatasaray 3 Büyüklerin 3 Gollü 3 Puan kutlamalarına, önemli bir rakibi geçerek katılmış oldu. Hem artık Cevat Hoca da görev başında... İyi, iyi...
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #183 : 20. Ekim 2008, 17:03:29 »
 İLHAN SÖYLER 
Maçın yıldızı 
BÖYLESİ maçlarda yetenekli futbolcuları kollarım. Kim veya kimler maça damgasını vuracak diye merakla beklerim. Dün akşam bu anlamda öne çıkan bir futbolcu vardı; Arda Turan.

İlk 10 dakikada sağ kanatta görev aldı, sıkıldı. Ne o topu, ne de top onu sevdi. Başladı gezmeye Arda. Sol kanada geçti. Ve bir aşk şarkısı gibi topa "Burası seninle gezdiğimiz yer. Burası seninle baş başa kaldığımız yer" dercesine hayal gücünü burada kullandı, hedefe ulaşabilmek için kapıları zorladı. Son dönemde dalgalı denizdeki gemi misali olan Galatasaray’ı limana yanaştırdı.

Futbolda yetenek, Allah vergisidir. Bunun yanında futbolcuda bilgi, etkinlik, özgürlük, yaratıcılık ve rekabet etme duygusu olması gerekir. Bu özellikleri taşıyan futbolculara baktım iki takımda da 90 dakika boyunca. G.Saray’da Emre sürpriz bir şekilde görev aldı. Onun önünde Meira görev yaptı ve aralarındaki iletişim tamdı. Klas futbolcular aradım bulamadım. Ama savaşanları gördüm; Hakan Balta, Ayhan. Bu oyuncular bu zemin içinde büyük yetenekleri olmamasına rağmen akıllarını ve enerjilerini birleştirip sahaya yansıttılar.

Zirveyi değiştirdi

Trabzonspor aslında oyuna iyi başladı, Galatasaray’ı sarstı durdu. Ancak G.Saray Trabzonspor’un gol isteklerini ortadan kaldırdı. Gökhan Ünal şayet oyunun başlarında başka yere gitmek yerine hedefe gitseydi, belki de oyunun şekli değişebilirdi. De Sanctis’in başarılı kurtarışlarıyla kalesinde Trabzonspor’a geçilmez bir duvar oluşturduğunu da unutmayalım.

Michael Skibbe’nin elinde iki isim var aynı yerde oynayacak. Ancak Kewell ve Arda tercihini teknik adam değil, futbolcular kendi özverileriyle değişim yaparak gerçekleştiriyor ve oyuna hükmediyorlar.

Yazımın başına dönelim. Aslında böyle kritik maçların yıldızı olabilecek oyunculardan biri Lincoln’dü. Hep markaj altında kaldı, istediği oyunu sahaya yansıtamadı. Daha önceleri hafif yarışmalarda kendini kaybettirip bir anda ortaya çıkıyordu. Trabzonspor karşısında çok fazla görünmedi, ama çıkıp yine golünü attı. Yalnız golden sonra bayrakla dansı tam bir Brezilyalı laubaliliğiydi.

Her iki tarafın da kazanma duygusuyla mücadele ettiği güzel bir maçtı. Lideri koltuğundan indiren de Galatasaray oldu.

 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #184 : 20. Ekim 2008, 17:03:59 »
YALÇIN DÜMER 
Olacak galiba 
Milli arada bir sürü sorunla haşır-neşir olmuş Galatasaray ile; son yılların en iddialı takımı Trabzonspor’un ilginç gecesi. Ev sahibinin puan kaybetme anlamında opsiyonu kalmamış. Diğeri liderliğin verdiği avantajla daha rahat. İşte bu rahatlıkla oyuna hakim başlayan konuk takım. Rakiplerinin üzerlerine gittiler fakat, bilinç ve şuur aramadan, bir Ersun Yanal klasiği izledik yine. Neyse bir İstanbul yakasına bakalım...
Skibbe, yine orta alanı kalabalık tutmuş, değişik bir tarzla. Defansın önüne Meira’yı koymuş. Portekizli yeni görevinde değil sırıtmak, Lincoln’den sonra maçın en iyi adamıydı adeta. İlk kez Servet ile Emre, bu kadar huzurluydular. Takım çift önlibero gibi gözükse de, Ayhan hücuma yakın oynadı. Ve biraz kramponlarıyla topun dengesini sağlasa, devredeki fark daha da artardı. Tabii Baros ve Kewell’ın bonkörlüğünü ‘es’ geçmeyelim. Milli dopingli Sabri, aynen devam... Hırsı ve arzusu görülmeye değer; ‘Seni eleştirirken, acımasızlığımız ne kadar fazlaysa, şu anki resmine de o denli taktirle bakmak hakkımız’.
DeSanctis’i unutursak kaleme ihanet olur. Nihayet Galatasaray uzun zamandır aradığı ve bugüne kadar başarılarına ket vuran kaledeki güvensizliğin çaresini bulmanın tatlı acısını çıkartıyordu.
İkinci yarı pususuna çekilen evsahibi, Lincoln’ün son derece şık olan imzasından sonra, oyunun tüm inisiyatifini eline geçirdi. Üstelik yine aynı kişinin sakarlığı tarafından 10 kişi kalmasına rağmen. Bunda da Kewell-Aydın değişikliğinin çok etkisi vardı. Aydın, oyuna girdiği andan itibaren etrafını öyle bir aydınlattı ki, sormayın. Bir alkışta genç futbolcuya.
Her türlü yaşanan kaosa rağmen, Galatasaray dün akşam takım gibi takım olma yolunda, bize birçok enstantane yaşattılar. Darısı Olympiakos maçına...
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #185 : 21. Ekim 2008, 09:34:40 »
De Sanctis ve Lincoln
21.10.2008
Trabzon maçında çok gol bekliyordum, hani 3’ten falan da fazla... Trabzon da atar diye düşünüyordum, atamadılar. Galatasaray maçı rahat kazandı ve Şiketaş’ı lider yaptı!...
Burak Dilmen Hoca’nın gelmesiyle takım daha bir rahat olmuş...
Ancak bu maçta Skibbe de Ersun Yanal da hatalar yaptı;
Skibbe’nin Meira’yı ön liberoda oynatması Steaua Bucuresti maçındaki hatanın tekrarıydı.
Meira ön liberoda da oynayabiliyor ama bir futbolcu başarılı olduğu yerde oynatılmalı. Meira’nın yeri savunmanın ortası. Galatasaray’ın sağlam tutması gereke yeri de orası...
Emre Aşık yıllarca sağ bek de oynadı.
Trabzon’a karşı;
Emre Aşık, Meira, Servet, Hakan Balta oynasa Sabri de Emre’nin önüne geçse...
Hatta Ayhan’a yardım etse çok daha iyi olurdu gibime geliyor.
Çünkü;
Arda sağ kanatta başladı yine sola kaçtı ve golünü de attı.
Arda sağa kaçınca Kewell da sağa geldi ama randımanı düştü!
Sabri sağda, Arda solda...
Kewell oyunun içine kaysa ve orta alanda Kewell, Lincoln, Ayhan olsa hatta onlara zaman zaman Sabri ve Arda da yardıma gelse Galatasaray’ın orta alanı daha güçlü, gol akınları da daha etkili olurdu diye düşünüyorum.
Ayhan çok çalıştı ama tatmin etmedi.
Neyse... Skibbe’nin 11’i de 3 golle işi bitirdi...

Baros gol atamadı ama bence mükemmel işler yaptı. Kalite...
Lincoln serbest oynadı ve de mücadele gücü yükselmiş. 3. golde Kewell, Lincoln, Baros,
tekrar Lincol paslaşması alkış aldı... Galatasaray bunları maç boyu yapamaya çalıştı. Aydın girdikten sonra Galatasaray forvetleri coştu. İşte benim idealimdeki futbolcu tipi Aydın’dır. Aydın fırtına gibi. Dikine oynayan, çabuk ve süratli, alan kat eden ve pas verdikten sonra beklemeden boşa kaçan bir etkin tip. Allah Aydın’ı nazardan saklasın.
Galatasaray Baros’la iki net gol kaçırırken, Aydın’ın attığı gol sayılmadı bir de Sabri’ye yapılan penaltı verilmedi. Bunlar Galatasaray’a yapılan haksızlıktır demiyorum, gol sayısının artabileceği ihtimaline karşılık söylüyorum
 
 
Servet’in eli, Lincoln’ün sazı ve de uyurgezer biri...
Servet’in el yordamıyla attığı gol ‘öküz altında buzağı arayanlar için’ ağızlara sakızdır!
Çiğne çiğne patlat!
Hakem bu golü elle kendisi bile atsa fark edemez. Anlayamaz. Olay çok ani oldu ve Servet’in amacı elle oynamak değildi. Top Servet’in eline çarpmasa orada iki Galatasaraylı oyuncu daha vardı yine gol olurdu.
Ayrıca bu gol iptal olsa Galatasaray yine kazanırdı zira Trabzon, Galatasaray’a çok geniş oyun alanları bıraktı. Kaçanlar talihsizlikti.
Lincoln’e gelince...
İşte burada yazımın başlığına dönüyorum;
De Sanctis kalede Galatasaray’a yaptığı kurtarışlar ve kale sahasına hakim oluşuyla ne kadar güven veriyorsa Lincoln de o kadar saatli bomba! Her an güzel hareketler yaptığı gibi her an da kırmızıya dik gidiyor. Attığı nefis golden sonra ‘bayrak direği ile aşkı’ anında rujlu dudaktan öpüş gibi kızarmalıydı... Hakem Gezer o an uyurgezer moddaydı! Lincoln’ü atmaması affedilemez. Hem de kulağına öksüren bile vardı!
Nitekim ilahi adalet, Lincoln’ün sorumsuzluğu ile birleşince iki dakika sonra şeytanın eli topa yapıştı. Gezer de rahatladı Lincoln de... Olan Galatasaray’a oldu. Ancak ne tuhaftır ki 10 kişilik Galatasaray maç sonuna kadar Lincolnsüzlüğü hissetmedi. Aydın iki kişilik oynadı.
Galatasaray zor maçı kolay kazandı.
 
Osman Tamburacı
keweel - arda - elano- baroş- keita

Fat'h ی۱۹٥

  • GaLaTaSaRaY
  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 2747
  • Yaş: 47
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #186 : 23. Ekim 2008, 18:15:56 »
Baros, Kewell, Arda, Lincoln, De Sanctis
23.10.2008
Başlıktaki isimlere bir bakın, Olympiakos’ta var mı?
Bir de Olympiakos’un kalesine bakın;
Nikopolidis!
Hani o...

Şimdi bir de Galatasaray’ın orta sahasına bakınız. Çıldırdığım ön libero tanımlamasıyla orada oynayanlara bir bakın;
Meira ve Ayhan...

İşte bütün mesele bu!
Olympiakos vasat takım ama orta alanını iyi tutuyor, kontratağa yatıyorsa Galatasaray’ı fena zorlar.
Baros, Kewell, Arda, Lincoln mükemmel...
Seyri zevk veriyor.
Hepsi futbolun kreatif tarafı.
Takım da onların üstün top kullanımına ayak uydurarak ileri çıkıyor.
Ama ya geri dönüşler?
Galatasaray atağa çok güzel kalkıyor kaybedilen topta geri dönüşler gezinerek. O zaman da Meira ve Ayhan yetmiyor. Zaten Ayhan da yarı forvet olduğu için Galatasaray ataklarına katılıyor ve geri dönüşü zorlaşıyor. Ayrıca Ayhan ‘ayağında çok top tutarak ve de geriye dönerek’ zamanlama hatası yapıyor ve Galatasaray’ın atakları el değiştiriyor. Hem de en olmadık yerde ve zamanda...
Eğer Skibbe ve ekibi bunu aşabilirse değil Olympiakos, Galatasaray’ı kimse tutamaz!
 
 
Sakatlar iki ekipte de çok
İspanyol hakem üçlüsü maçı yönetecek. Sertliğe dikkat!...
Linderoth, Emre Güngör, Mehmet Topal, Barış, Serkan, Uğur Uçar, Hasan Şaş ve Aydın Yılmaz da bu maçın kadrosunda olmayacak. Neredeyse bir takım! Koy Yunan Ligi’ne bunları kafaya oynasınlar!
Olympiakos'ta da; Geraldo Leanordo, Raul Bravo, Ieroklis Stoltidis, Dudu Cearense, Mirres Sisic, Luis Santo Diogo, Predrag Djordjevic ve Kyriakos Papadopoulos sakatlıkları nedeniyle yoklar.
Bu maç Olympiakos adına yoklar maçı olabilir ama Galatasaray için varoluş maçıdır.
Galatasaray kendi sahasında oynayacağı maçı mutlak kazanmalıdır. Kazanırsa güle oynaya bir üst tura çıkar zira Galatasaray’ın en zor devresi bu devredir. Galatasaray’ın zamana ihtiyacı vardır bu süreçteki maçları kazanırsa geleceği parlaktır.

Olympiakos eski tüfeklerden medet uman bir takım. Stratejik mevkilerinde yaşlı isimler var. Real Sociedad’tan tanıdığımız 35’i geçkin Kovaçeviç gol ayakları...
Bırakın bu ayakları...
Kalecileri de öyle...
Orta sahaları da...

Defansları; Patnos 32, Fransız Domi 30, Patsatzoglou 30, Antzas 32 yaşında.
Bunların yedekleri de tam tersine 20 yaş altı...
Hele bir de Papadopoulosları var. Ama bunlarda da Papdopoulos üç tane...
Kyriakos Papadopoulos 16 yaşında...
Yiannis Papadopoulos 19 yaşında,
Avraam Papadopoulos 24 yaşında...
Hepsi de savunmacı...
Dört de yabancıları var savunmada...
Bence delinmez değiller. Deneyimle acemilik kucak kucağa ve de sakatlar çok.
Galatasaray bu savunmayı aşar.
 
 
Orta alan soru işareti?
En etkin isimleri sakat; Liverpool’dan gelen Arjantinli Eduardo, CSKA Moskova’dan gelen Brezilyalı Dudu, 36’lık Djordjevic, 33’lük Stoltidis, Sloven Sisic... Bunlar sakatlar...

Olympiakos’un en önemli ismi Arjantin-İtalyan kırması Belluschi. Mükemmel bir adam. 25 yaşında ve River Plate’den gelme...
Bir başka Arjantin-İtalyan kırması Atletico Madridli çok deneyimli Galetti var.
Bu ikisi orta sahanın beyni olacaklar...

Forvetlerinde; 21 yaşındaki müthiş adam Luis Santo Diogo da sakat...
Bir de İspanyol golcü var, Real Zaragoza’dan gelme genç Oskar Gonzalez...

Yani Hocaları Ernesto Valverde takım kurarken zorlanacak.
 
 
Niko yere yatarsa ultrAslan ayağa kalkar
En büyük kozum kaleci Nikopolidis.
Muvazzaflıktan bile düşen Nikopolidis yine bir kaç topu buyur ederse gollü bir maç olur!
Baros, Lincoln, Kewell aman yerden vursunlar... Bütün şutlar yerden en az bir-iki karış yukardan gitsin ki Nikopolidis yere atlasın. Niko yere atladı mı bir daha kalkamıyor... Yaş kırk!... Niko’yu yere yatırırsak Galatasaray tribünlerini ayağa kaldırırız. ultrAslan şov yapar!
Haa Nikopolidis oynamazsa; Slovak, Pavel Kovak var o da 35’lik...
Bir de genç kalecileri var 21 yaşındaki Leonidas Panagopoulos...
Yani Olimpiyakos’un kalesi neresinden bakarsan bak ııh!
Galatasaray’da bu kaleci zaaflarını değerlendirecek elemanlar var.
İki dileğim daha var;
Aman frikikleri Sabri atmasın!
Aman Lincoln yine bayrak direğine yeşillenmesin!...

Galatasaray oyunu rakibin üzerine yıkarsa... Dikkat!..
Hücuma kalkarken kaybettiği topa ilk basan olursa bu maçı rahat koparır. Bütün mesele rakip atakları onların sahasında durdurabilmek... Rakibi kontrol edemeyen bir Galatasaray savunmada açıklar veriyor.
Çünkü topyekun hücuma kalkıyor; Hakan soldan bindiriyor, Servet bile ayağındaki topu kaybedene kadar rakiple itişiyor, her kornere gidiyor ve Galatasaray defansı açık düşüyor.
Bunlar yapılmamalı.

Önemli bir nokta da Kewell’ın ne iş yapacağıdır.
Arda’nın direksiyonu hep sola çekiyor.
Kewell da solu istiyor. O zaman solda yığılma sağda eksilme olunca kantarın topuzu kaçıyor!
Aydın da yok ki denge sağlansın!
Skibbe ve ekibi buna çare bulmalı. Trabzon maçında gördük...
Galatasaray rakip kaleye iyi sokuluyor ama biraz da isabetli şut çekse de uzaktan kaleyi yoklasa... Ne yazık ki bunu yapacak adam yok!
Pardon Arda var. Trabzon’a attığı gol nefisti. Ama o tesadüf!
 
 
Hay Allah tesadüf dedim aklıma geldi.
Galatasaray, Arsenal’in elinden UEFA Kupası’nı alırken tesadüf diyenlere cevaptır;
şikebahçe’nin Arsenal’e, 15 maç sonra Saraçoğlu’nda 5-2 yenilmesi de tesadüf!
şikebahçe’nin, Galatasaray’ın UEFA Kupası finalinde yendiği Arsenal’e 5-2 yenilmesi de bir tesadüf!
şikebahçe’nin Avrupa’daki 100. golünü kendi aslan gibi evladı yerine Silvestre’nin atması da bir tesadüf!
Bu yıl UEFA Kupası’nın Saracoğlu Stadı’nda oynanması da bir tesadüf!
Bu kupada şikebahçe olamayacak olması da çok kötü bir tesadüf!
şikebahçe’nin, Arsenalli 17’lik sübyan Ramsey’in ayağından onun ilk Avrupa golünü yemesi de bir tesadüf!
şikebahçe’nin bu kadar genç bir Arsenal’i Saracoğlu’nda yenememesi de bir tesadüf!
İster misiniz Galatasaray da bu akşam bir tesadüfe daha imza atsın da Olympiakos’u yensin!...
Sonra da gitsin tesadüfen Saracoğlu’nda final oynasın!

Futbol bu belli mi olur?
Yeri geldi manzara koydum.
Kızmaca yok!


Akşamki maçta da iyi manzaralar görmek dileğiyle...
 

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #187 : 24. Ekim 2008, 13:58:14 »
TURGAY ŞEREN 
Arda Turan ve Lincoln’e rağmen 

Maç öncesi eğer Galatasaray kadrosunda Arda ve Lincoln oynayamayacak deseler, herkes gibi ben de üzülürdüm “Galatasaray iki süper oyuncusundan ne yazık ki mahrum oynayacak” derdim. Geçtiğimiz hafta Trabzonspor karşısında Arda’yı ne kadar övdüğümü, yazımı okuyanlar hatırlayacaklar. Gerçekten fevkaladeydi Arda. Ama aynı Arda dün akşam sahada hemen hemen hiç yoktu. Aynı zamanda da inanılmayacak iki gol kaçırdı. Hele bir tanesi var ki anlatmakla bitmez.

Arda kale sahasının içinde yani kaleye 3-4 metre mesafede, kaleci Nikopolidis ortalarda yok, yapılacak tek şey ayağının burnuyla topa vuracaksın. Boş, bomboş Olympiakos kalesine Galatasaray’ı rahatlatacak ikinci golü atacaksın. Ama nerede Arda topu öyle bir yere vurdu ki Ali Sami Yen’de ayağa kalkmayan Galatasaraylı kalmadı.

Gelelim Lincoln’e; bazen oyun içinde tuhaf şeyler yapıyor. Sola bakıyor, sağa atıyor. Bu sanki çok önemli bir şeymiş gibi. Ama aynı Lincoln yine kaleci Nikopolidis’le karşı karşıya kaldı, topa vursa ikinci gol olacak. Bir çalım daha atayım dedi. Çalımı attı ama rakip defans Lincoln’ün ayağından topu aldı. Şimdi anladınız mı niçin Arda ve Lincoln’ü yazımın başlığına attığımı.

Maçı televizyondan izleyenler herhalde kalp krizi geçirmek üzere olmuşlardır. Kaçan gollerden sonra kaleci Sanctis’in yanlış çıkışı, oyuna sonradan giren Kovaceviç’in kafasından beraberlik golü, az daha Galatasaray kalesine giriyordu.

Kovacevic kafayı vurdu. Top hepimizin yüreğini hoplatarak yere indi ve Galatasaray kalesinin, direğinin dibinden dışarı çıktı. Maçın 1-1 bitmesi işten bile değildi. Ama önemli olan şimdi tabelanın yazdığı. Galatasaray 1-0 galip ve üç puan önündeki maçlar için önemli bir avantaj.

İspanyol hakem süper bir maç yönetti. Bizim hakemler biraz dikkat ettilerse herhalde birçok şey öğrenmişlerdir.

 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #188 : 24. Ekim 2008, 13:59:05 »
LEVENT TÜZEMEN 
Farkı kaçırdılar 


Skibbe'nin futbolda "Kazanılan takım bozulmaz" ilkesine uyarak Trabzonspor'u yenen takımı sahaya sürmesi akıllıcaydı. Çünkü Galatasaray'ın aradığı takım uyumuydu ve sezon başından bu yana aynı onbirle üst üste oynamamak büyük sıkıntı yaratıyordu. Galatasaray yakaladığı takım uyumu sayesinde Olympiakos'u pozisyon vermeden yendi.
Skibbe'nin kenardan oyuna fazla katkısı yoktu ama oyuncuların Skibbe'ye sahip çıktıkları gözleniyordu.
Galatasaraylı oyuncular zihinsel olarak Olympiakos'a karşı iyi motive olmuşlardı. Avrupa'da başarıya susayan seyirci de tribünleri doldururken maç boyu desteğini bırakmadı .
Galatasaray Baros'u tek forvet olarak kullanıyor ama Kewell-Arda ve Lincoln sürekli hücuma katkı yapıyordu. Sabri'nin bindirmeleri etkili oluyordu.
Galatasaraylı oyuncuların oyun disiplini üst düzeydeydi top rakibe geçtiğinde geriye çabuk dönüp pozisyon alıyorlardı.
Steaua maçında ön liberoda başarısız olan Meira, Trabzonspor maçındaki iyi oyununu Olympiakos maçına da taşıdı. Portekizli oyuncu topla rakip arasına akıllı girerken hava toplarını alıyordu. Servet-Emre ikilisi Meira'nın kule görevi yapması sonucu rahatladı .
İlk 15 dakikadan sonra Arda ve Kewell'ın kanatları değişerek oynaması sonucu Olympiakos'un kenar savunmacılarının aklı karıştı ve Galatasaray kanat bindirmeleriyle rakip kaleyi dövmeye başladı. Lincoln'un ön direğe kestiği kornerde Kewell'ın topu kafayla yere vurması akıllıcaydı ve gol geldi.

TAKIMI SKİBBE BOZMASIN
Galatasaray oyunun kontrolünü elinde tutuyor. Tempoyu ayarlıyor, enerjisini akıllı kullanıyor ve topun arkasında daha çok kalıyordu. İkinci yarının başında Ayhan'ın " Al da atın" diye hazırladığı pozisyonu önce Arda sonra Lincoln boş kaleye atamadı.
Galatasaray fizik olarak, mücadele olarak, pozisyon olarak ve kalite olarak rakibinden çok üstündü. Maç boyu tek pozisyonu Kovaçeviç'le bulan Olympiakos Galatasaraylı oyuncuların ilk toplara basması ve alan daraltması yüzünden hiç etkili olamadı. Arda, Lincoln ve Kewell gol vuruşlarını düşünerek yapsaydı Galatasaray farklı kazanırdı.
NOT : Bu takımı Skibbe bozmamalı. Ancak saha içinde bir oyuncu pas alış-verişlerindeki dengesizliği gidermek için liderliği üstlenip konuşmalı.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #189 : 24. Ekim 2008, 14:00:01 »
KANAT ATKAYA 
Mutluluk verici 
Mutluluk verici

Kanat ATKAYA

Galatasaray uzun bir aradan sonra belki de ilk kez eli-yüzü düzgün bir Avrupa Kupası maçı oynadı.

Neredeyse Lucescu’dan bu yana Avrupa maçlarında hevesi kursağında kalan, kazansa bile tatmin edici bir futbol izleyemediğini düşünen Galatasaray taraftarı bu kez işin bilincinde bir takım gördü sahada.

Arda, Ayhan, Servet, Hakan Balta... Listeyi uzatmak mümkün. Galatasaray 11’inin bir maçı ciddiye aldığını ve ısrarla rakibini yenmek için yüklendiğini ne zamandır görmüyorduk. Artık bu işin hikmeti Skibbe midir, yoksa, toplu halde Şampiyonlar Ligi’ne katılamamanın diyetini mi ödemeye çalışıyorlar, bilemem. Fakat neticeden memnunum.

Sersemletici pres

Netice demişken, Galatasaray 90 dakika boyunca neredeyse sersemletici bir pres uyguladı Olympiakos’a. Resmen sahayı dar etti, maçın belli bölümlerinde top göstermedi rakibine. Fakat, bütün bu övgü sözlerine rağmen eleştirilecek noktalar da yok değildi. Baros’un tek forvet oynamaktan pek mutlu olmadığı, veriminin düştüğü aşikár. Yine de presi en ön safta başlatarak faydalı olmaya çalıştı.

Galatasaray’ın bir gollük farkla önde gitmesi seyredene de kendilerine de pek huzur vermiyor. Maçın son dakikasında serseri bir topa kurban gitme ihtimali huzur kaçırıyor. Bu noktalarda Nikopolidis’i geçecek pek çok pozisyon yakaladı Galatasaray. Ancak pozisyon yaratana kadar gösterdiği inadı, gol vuruşlarında bir türlü gösteremedi.

Hedef Kadıköy olacak ise, bu noktalarda daha bitirici, daha ısrarcı ve daha kararlı olmak gerekir. Kadıköy’e kadar yol uzun, yol oraya varır mı, bilemiyorum. Ama ben dün geceki futboldan ve cebe konan 3 puandan son derece memnunum.

Lincoln, kart görme alışkanlığını bir an önce terk etse daha da mutlu olacağım.
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #190 : 24. Ekim 2008, 14:01:10 »
 İLHAN SÖYLER 
Kupaların takımı 

Galatasaray, kupaların takımı. Nasıl oynayacağını, ne yapacağını biliyor. Olympiakos deyip geçmeyin.

Rakip iyi bir takım. Ama Galatasaray dün hücuma çıkışlarıyla, pozisyon üretmesiyle, bölümler arasındaki iletişimiyle mükemmeldi. Hele böyle maçlarda sahneye çıkan Lincoln, zaman zaman kendini unutturuyor, sonra sahada bir anda parlıyor ve oyuna hükmediyordu.

İlk 10 dakikaya Galatasaray kötü başlamıştı. Ancak 10 Numara Lincoln, yaptığı hareketlerle bir anda takım arkadaşlarını gıdıkladı, tempoyu hızlandırdı. Ama ikinci yarıda öyle bir gol kaçırdı ki, inanılmaz kaçan goller kategorisinde kesinlikle jenerik olur. Bu da Lincoln’e yakışmadı. Galatasaray yönetimini tebrik etmek lazım. Kim için biliyor musunuz? Tartışmasız Harry Kewell. Yani bu adamı tutup İngiltere’den getirenin de, bulanın da eline, ayağına sağlık. Saha içinde de Kewell, Arda ile adeta gözleriyle anlaşıyor. Al kardeşim-ver kardeşim oyunu gibi kanat değiştirip rakibi serseme çeviriyorlar.

Başarılar hayal olmaz

Galatasaray, Bursaspor maçından sonra takım olarak savaşçı, mücadeleci bir kimliğe büründü. Yani, G.Saray’da üst düzeyde bir kazanma hırsı var. Bu yalnız sahadaki futbolcular için değil. Kulübedeki Skibbe ve yardımcı hocalar bile yerinde duramıyor. Bunları söylerken de bir parantez de Emre Aşık’a açmak lazım. Adamın kafasına vuruyorlar, formayı alıyor. Formda oluyor ama kenarda oturuyor. Ama Emre gibi bir adam gık bile demeden forma verildiğinde çıkıyor, çatır çatır futbol oynuyor. Vallahi bu adamı tebrik etmek lazım.

Bir de sahada öyle bir İspanyol vardı ki, sanki dedektif. Maçın hakemi Eduardo Gonzalez. Adam ne görse hiç korkmadan, düşünmeden asılıyor düdüğe. Asla affı yok, itiraz eden mi, ne cüret? Hemen yanına geliyor ve sahada hakemden kaçan kaçana.

Sonuç olarak Galatasaray dün 3 puanı cebine koydu ama pozisyonları cömertçe harcayınca hak ettiği bir farklı galibiyetten oldu. Galatasaray her maç böyle oynasın, Skibbe’nin takımı için UEFA’da başarılar hayal olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşür.
 
 
keweel - arda - elano- baroş- keita

AmasyaUA

  • Mesut Değerli
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 1318
  • Yaş: 49
  • Yer: AMASYA
  • Artık Bundan Sonra Sensiz olamam Alemin kralı
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #191 : 24. Ekim 2008, 14:02:14 »
YALÇIN DÜMER 
Çiftetelli 

Anlamı ve önemi duble bir maç. Rakip nede olsa komşu. Siftah da güzel olursa, değme keyfine. Kadro Trabzon maçıyla karbon kağıdı. Oyun şablanu ve taktik de öyle. Pusuya yat, üzerine çek, sonra saldır. Kewell, Arda sağlı sollu turnike. Sıfıra inmeden orta yok. Lincoln beyin, Ayhan süpürücü. Yunanlılar’ın başı dönüyor, Meira’nın kolonya dağıtmaya hiç mi, hiç niyeti yok. Fırsatını bulduğu anda göbek havası.
Skibbe ısınıyor. Kalli’nin gözlemciliği, körün istediği bir göz misali. Olympiakos’un röntgeni çekilmiş her damarına kadar. Esas sevindirici olan cephedeki gelişmeler. Artık rakibin kullandığı duran toplarda, Galatasaraylı futbolcular nerede duracaklarını, ne yapacaklarını biliyorlar. Servet-Emre uyumu nazar boncuğu. Yardımlaşma, kademe anlayışı sadece bu bölgede değil; sahanın her metrekaresi için geçerli. ‘Ev sahibinde kötü olan var mı?’ diye sorarsanız, vallahi ben görmedim. Sanctis’den Baros’a kadar doğruları hatalardan kat kat fazla olan kramponlar. Üzücü tek nokta, kaçan gollerdi. Hele Lincoln’ün direğe nişanladığı bir pozisyon var ki, akıllara zarar. Futbolun kitabında bu da var. Sağlık olsun, ne diyelim.
Sanırım dün gece stadı ağzına kadar dolduran ve hiç susmayan taraftar, aldığı maç biletinin parasını sonuna kadar helal etmiştir. 8 senedir Avrupa’da yaşanan erezyonun bittiğinin resmidir, Olympiakos karşılaşması. Kewell’ın golü, arkadaşlarının oyunu, srtaki’ye geçit vermemiş, Sami Yen’de çifte tellinin güzelliğini yaşatmıştır. Eee bu kadar masraftan sonra, gülmek hakkımız...


24.10.2008



Anlamı ve önemi duble bir maç. Rakip nede olsa komşu. Siftah da güzel olursa, değme keyfine. Kadro Trabzon maçıyla karbon kağıdı. Oyun şablanu ve taktik de öyle. Pusuya yat, üzerine çek, sonra saldır. Kewell, Arda sağlı sollu turnike. Sıfıra inmeden orta yok. Lincoln beyin, Ayhan süpürücü. Yunanlılar’ın başı dönüyor, Meira’nın kolonya dağıtmaya hiç mi, hiç niyeti yok. Fırsatını bulduğu anda göbek havası.
Skibbe ısınıyor. Kalli’nin gözlemciliği, körün istediği bir göz misali. Olympiakos’un röntgeni çekilmiş her damarına kadar. Esas sevindirici olan cephedeki gelişmeler. Artık rakibin kullandığı duran toplarda, Galatasaraylı futbolcular nerede duracaklarını, ne yapacaklarını biliyorlar. Servet-Emre uyumu nazar boncuğu. Yardımlaşma, kademe anlayışı sadece bu bölgede değil; sahanın her metrekaresi için geçerli. ‘Ev sahibinde kötü olan var mı?’ diye sorarsanız, vallahi ben görmedim. Sanctis’den Baros’a kadar doğruları hatalardan kat kat fazla olan kramponlar. Üzücü tek nokta, kaçan gollerdi. Hele Lincoln’ün direğe nişanladığı bir pozisyon var ki, akıllara zarar. Futbolun kitabında bu da var. Sağlık olsun, ne diyelim.
Sanırım dün gece stadı ağzına kadar dolduran ve hiç susmayan taraftar, aldığı maç biletinin parasını sonuna kadar helal etmiştir. 8 senedir Avrupa’da yaşanan erezyonun bittiğinin resmidir, Olympiakos karşılaşması. Kewell’ın golü, arkadaşlarının oyunu, srtaki’ye geçit vermemiş, Sami Yen’de çifte tellinin güzelliğini yaşatmıştır. Eee bu kadar masraftan sonra, gülmek hakkımız...

 
keweel - arda - elano- baroş- keita