o da öyle diyodu adam başkan olursa bile zoraki olacak ağır abiler emretti başkan ünal aysal kim olursa olsun üzerinde hep baskı oluşacak Galatasaray genel kurulunun dün itibariyle cılkı çıkmıştır
Sorumluluk tamamen Adnan Polat'a aittir.
Camiadan bir çok kişinin nasihatını dinlemedi.
Dinlediyse bile kerhen uyguladı. Adnan Sezgin olayını
bir hatırlayalım. Galatasaray'a verdiği zararları sıralandı.
O ise ne yaptı. İstifasını veren Sezgin'i özel danışmanı olarak
çalışmaya devam etti. Hayri Kozak ve Doğan Hasol dünkü
kongrede adeta yalvardılar "bu işi burada bırak, sonra yeni bir
yönetim ile aday ol ve güven tazele" diye.
İş bu noktaya geldiyse bunun tüm sorumluluğu Adnan Polat'ındır.
Kulübün teknik direktörlere ve oyunculara verdiği tazminat hesabın haddi hesabı
yok, istikrar denen birşey kalmadı. Tek istikrar ızdırap ve her şubede
başarısızlık. Şampiyonluktan vazgeçtim; skora endeksli bir taraftar değilim,
bari istikrar olsun. Elin anadolu takımı İstanbul'a geldiğinde hedeflerin
Galatasaray'dan üç puandır diye açıklamalar düştüğümüz durumun vahametini
yeterince anlatıyor. Düşme hattına 12 puan, lidere ise 27 puan farkımız
var. Yıllar önce Florya'nın önünden bile geçemeyen bazı futbolcular,
kulübümüzün şanlı formasını giyiyor. Sırf beleş olduğu için Serdar Özkan
gibi topcuları alıp bu işten ne kadar anladıklarını ispatlıyorlar.
Galatasaray basiretsiz yöneticilerin ve başkanların oyuncağı değildir.
Şampiyonluktan vazgeçtiğimi ve skora endeksli bir taraftar olmadığımı
yazdım yukarıda. Yalnız kimsenin de, başkan dahil, Galatasaray'ın itibarıyla
oynamasına izin vermem. Sırf 15 Ocak 2011'de gösterdiği tutumuyla
Adnan Polat'ın idari açıdan ibra olamaması camiamız adına bu lekenin
temizlenmiş anlamına gelmektedir.
Evet, dün, 27 Mart 2011, güzel bir gündü. Galatasaray camiası diğer tüm
camialardan farklı olduğunu ve gerektiğinde başkanından bile hesap sorabileceğini
gösterdi. Bir Galatasaray'lı olduğum için çok mutluyum.