28. Nisan 2026, 15:30:21

Gönderen Konu: Şike Operasyonu !  (Okunma sayısı 752715 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

arazaltay

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Tem 2010
  • İleti: 929
  • Yaş: 52
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9168 : 24. Ocak 2012, 17:03:56 »
Lig TV'de bir kere daha aslında fb tv'den hiç bir farkı olmadığını,
aynı amaca hizmet ettiğini göstermiştir millete. Zaten aralarında
tescilli muhbir muhabirler barındıran bir kurulştan hiçbir zaman
seviye beklemedim.
"Ondört senelik bu çile, bitsin artık bu sene.
Sen şampiyon olacaksın, seni sevmeyen ölsün. Ölsün!"

asmatasma

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Kas 2009
  • İleti: 2525
  • Yaş: 33
  • Yer: İSTanbul
  • Aslanız KRALIZ
    • RESMİ SİTEMİZ
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9169 : 24. Ocak 2012, 19:12:44 »
Lig TV'ninkiler muhabir değil mubir, muhbir!!!!!
7.Galatasaray'lı olmak; "Gerektirdikleriyle sadece bir takım tutmayı değil, onu bir yaşam tarzı olarak benimsemeyi" gerektirir

İbrahim ERCİYAS

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Nis 2008
  • İleti: 852
  • Yaş: 42
  • Yer: Yozgat
  • ERC
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9170 : 25. Ocak 2012, 13:38:38 »
AMUOYU DAHA İYİ ANLAYACAK
Neden bıraktım?
Erzik ve Özgener'in de çok iyi bildiği gibi, elit kategoriye yükselmeme rağmen, bu hakkım elimden çalındı. Ben de istifa ettim

Düşünebiliyor musunuz ? 22 yıllık emeğin sonunda Türkiye’nin en önde hakemlerinden birisiyken bırakıyorsunuz. Bu kararı almak elbette çok zordu. 22 yıl her sabah hakem olarak uyanmışsınız ve geleceğinizi bu kariyer üzerine kurmuşsunuz. Bugüne kadar en çok karşılaştığım sorulardan birincisi hangi takımı tuttuğum, ikincisi hakemliği neden bıraktığımdı.
Hakemliği bıraktığım gün gerçek sebebini açıklayıp, açıklamamayı çok düşünmüştüm. Kimi zaman keşke o zaman açıklasaydım dediğim de oldu. Ancak o tarihte kendimce bir mantık yürütmüştüm. Aslında o gün benim ve tarafsız olan herkesin bildiği gibi futbol ailesinin içinde bulunduğu durum ve bozuk yapı bu kararımı çok etkilemişti. Çünkü oluşturulmuş korku imparatorluğundan sinmiş olan yapı, belki de beni linç edecek ve hiç hak etmediğim algı yaratılacaktı. Daha da önemlisi kime güvenecektim.
Hakemliği neden bıraktığımı, perdenin arkasında neler yaşandığını hiçbir yerde anlatmadım. Geldiğimiz süreçte yaşanan olaylar kamuoyunun, futbol ailesinin genel yapısıyla ilgili gerçekleri görmesine vesile oldu. Bu süreçte yaşananlar futboldaki kirlenmişliğin, yozlaşmışlığın boyutlarını gözler önüne serdi.
Neden bıraktığımı açıklamamın futbol adına zorunluluk olduğuna karar verdim. Bunun için en uygun zamanın da bugün olduğunu düşündüm. Artık kamuoyu söylediklerimi daha rahat kavrayıp, taşları yerli yerine koyacak durumdaydı. Kısacası futbolun takkesi düşmüş keli de görünmüştü.
Değerli okurlar... Aşağıda yazdıklarım hayal ürünü değildir, gerçektir. Ne bıraktığım hakemliği geri istiyorum, ne de bir liyakat bekliyorum kimseden. En çok istediğim, hakemliği gerçekten neden bıraktığımın kamuoyu tarafından iyi anlaşılması, futbolumuzun ve kişilerin  gerçek yüzlerinin daha net görülmesidir.

 ASLINDA YAŞANANLAR NEYDİ?
Ligimizde ve Avrupa’da gösterdiğim performansla daha da yükselerek elit kategori hakemi olmayı bekliyordum. UEFA Hakem Kurulu, terfileri her yılın temmuz ve ocak ayında açıklıyordu. 2009'un temmuz ayı gelmiş ve beni de heyecan almıştı.
Antrenman çıkışında cep telefonuma gelmiş olan cevapsız çağrı ve mesaj dikkatimi çekti. Heyecanlanmış ve umutlanmıştım. Çünkü çağrı ve mesaj, UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik’e aitti.
Hemen sayın Erzik’i aradım. Telefonunu açar açmaz, ‘’Selçuk yurtdışında toplantıdayım ve az önce UEFA Hakem Kurulu başkanı Angel Maria Villar Llona, bana, senin Avrupa’daki başarılı performans ve notlarınla elit kategoriye yükseldiğini söyledi. Tebrik ediyorum. Birkaç gün içinde açıklanacak ’’ dedi. Havalara uçmuştum.
O telefondan birkaç gün sonra, çok güvendiğim, futbol ailesinin de yakından tanıdığı  (gerekirse daha sonra açıklayacağım) arkadaşım aradı, ‘’Biraz önce beni, Federasyon Başkanı Mahmut Özgener aradı ve kategori yükseldiğini  söyledi" dedi. Daha da sevinmiştim. Öyle ya ! Federasyon başkanının da haberi vardı terfi ettiğimden.
Motive olmuş, federasyonun açıklamasını bekliyordum. Ancak ses seda yoktu. O günlerde yine yukarıda bahsettiğim arkadaşım,  Şenes Erzik’le görüştüğünü ve terfi ettiğimi onun da kendisine söylediğini paylaştı benimle. Emindim, beklemeye koyulmuştum. Fakat beni hiç kimse aramıyordu.

Tavır değişti
Acaba bir aksilik mi var veya birileri engelledi mi diyerek, şüphelenmeye başlamıştım. Bunu düşünmem çok normaldi. Çünkü bu terfiden rahatsızlık duyacakların olacağından adım gibi emindim. O dönemde şikebahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ı, şahsıma hakaretinden mahkemeye vermiştim. Yıldırım bana, ’’O kokartını ellerimle sökeceğim, sana yurt dışında maç bile yönettirmeyeceğim" demişti. Yıldırım bunu yapar, ya da yapmıştır demem mümkün değil. Ancak olma ihtimali aklımdan geçti. Çünkü o dönem ve öncesinde etkin kulüp başkanları,  federasyonlara baskı yaparak istediğinde kişilerin hakemliklerini bitirtebiliyorlardı. Ali Aydın, Hakan Sivriservi örneğinde olduğu gibi...
Bu sessizliğe anlam veremezken, ocak ayında terfi yenilemeyi bekliyorlardır diye düşünmeye başladım. Bu sırada yeni sezon maçları oynanmaya başlamıştı. Ancak hem federasyon hem de MHK’den bana karşı tavır değişikliği olduğunu hissediyordum. Türkiye’nin bir numaralı hakemi olmama rağmen derbi maçı bile yönettirmiyorlardı.

JET HIZIYLA KABUL
Şenes Erzik’in yapmış olduğu tebligatın üzerinden 4 ay geçmişti. FIFA hakemleri için ocak ayı yükselme dönemi gelmişti. Federasyon tarafından yapılan açıklamada kategori yükseltilmediğim, yerimi koruduğum, ancak  bir başka arkadaşımın terfi ettiğini öğrenmiştim. Hayallerim yıkılmış ve çok kırılmıştım. Hayal kırıklığım bir başka arkadaşımın terfi etmesiyle ilgili değildi asla. Sadece bana verilen hakkın benden alınması idi.
Bu bozuk düzenin içinde olmak istemiyordum artık. Federasyona istifa dilekçemi gönderdim. Federasyon Başkanı Mahmut Özgener dahil kimse bana ‘’Neden bırakıyorsun ?’’ demedi, bir telefon bile açmadılar. Sanki sevinmiş gibi  jet hızıyla kabul ettiler. Aslında farkında olmadan. onların istediklerini ellerimle vermişim. Bunu zaman geçtikçe daha iyi anladım.
Hem kandırılmış hem de aldatılmıştım. Bunu yapanlar; TFF Onursal Başkanı ve UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik ile Mahmut Özgener’di. Bu kişiler, sebebini çok net bildiğim, ancak kanıtlayamayacağım şekilde emeklerimin elimden alınmasına göz yummuşlardı. O gün aslında Türk futbolunu başka güçlerin yönettiğinden emin olmuştum.
Düşünebiliyor musunuz? Yıllardır bizlerden adil olmamızı isteyen yöneticilerimizin kendileri adil davranmayıp, yaratılmış korku imparatorluğundan çekinerek elit kategorimi meze yaptırtmışlardı. Daha önümde beş yıl hakemlik yapma hakkım ve FIFA kokartım varken oldu bunlar...
Bugünkü sürece baktığımızda her şey o kadar açık ve net ki. Kimsenin söyleyemediği, ancak herkesin bildiği emek hırsızları bir yanda, emeği ve sporu koruması gerekirken, emir eri olmuşlar diğer yanda. Bugün bile ellerindeki tüm veriler ile karar veremeyenler, top döndürenler mi bana hakkımı verecekti? Söyleyin kimi kime şikayet edecektim? Kamuoyu ve camialar, tapeler şike ya da teşebbüse kanıt mı diye tartışsın istediği kadar. Ama kimin ne olduğunu sonunda fark etti insanlar.

HERKES BİLİYOR
Görülen o ki, bugün bile değişen bir şey yok. Hakemlerin kokartını, şikeden şüpheli ve tapelerden hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğumuz Göksel Gümüşdağ takabiliyor, daha da vahimi takmasına izin veriliyor .
O zaman aralarında çiğneyip yuttukları 22 senelik emeğim ve terfimdi. Şimdi ise yüzlerce sayfalık iddianame, ek deliller ve etik kurul raporları. Hazmı zor tabii, boğazda dizildi tıkandı, mideye de oturdu, ne iniyor ne de çıkıyor. Öyle gizli, sözlü de değil benim terfi işi gibi... Herkes okuyor, biliyor ve görüyor.
Şimdi soruyorum Şenes Erzik’e; siz belirttiğim tarihlerde bana elit kategoriye çıktığımı söylediniz mi ? Bu haberi Mahmut Özgener ve başkasıyla paylaştınız mı ? Sayın Erzik bu tebligatı yaptığınız halde neden elit kategori hakemi olamadım? Kim engelledi?
Peki, sayın Özgener kategori yükseldiğimi Şenes Erzik, size söyledi mi ? Aldığınız bu bilgiyi ortak yakın arkadaşımıza ve başkalarına anlattınız mı ? Bunlar tarafınızca bilinip, kategori yükseldiğim kulislerde konuşulurken, ne oldu da elimden alındı?
Ben yalan söylüyorsam çıkın, yalanlayın.
Ama eğer haklıysam ki, haklıyım ve doğruları söylüyorum, siz de biliyorsunuz... O zaman Türk futbolundan ellerinizi çekin.
I LOVE YOU HAGI (bu sevda hiç bitmeyecek)
LİNCOLN Ü ÖZLEDİM OYNUYORDU ADAM
                        VAZGEÇİLMEZLERİMİZ

ultrAsIan

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Şub 2009
  • İleti: 2561
  • Yaş: 40
  • Yer: Istanbul
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9171 : 25. Ocak 2012, 14:36:39 »
sadece yuhhh diyorum..Türkiye Pislik Ligi olarak mı değiştirsek acaba ligin ismini..
Tek aşk Galatasaray

Necihi

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Mar 2010
  • İleti: 1175
  • Yaş: 43
  • Yer: istanbul-malesef kadıkoy
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9172 : 25. Ocak 2012, 14:49:05 »
Şimdi de eksi ceza puanının maksimum 25 olacağı söylentileri dolaşmaya başladı.
Bu nasıl olabilir gerçekten aklım almıyor.
Her türlü hukuk kuralına, dahası hukukun temeline aykırı bu kararı UEFA nasıl kabul eder çözemiyorum.
En az ceza puanının -12 olduğu yerde en fazla ceza puanı nasıl -25 olabilir??
Daha doğrusu cezada tavan uygulaması dünyanın neresinde var???
Beş kişiyi öldürürsen ve adam öldürmenin cezası 20 yıl hapisse bu eylem tek bir eylem gibi algılanamaz. Adam öldürmüş işte al sana 20 yıl diyemezsin. Ceza münferittir. Her bir eylem için ayrı ayrı verilir.
Her bir can için 20 yıl toplamda 100 yıl ceza alırsın.
Tek maç teşvik primine -12 puan verirken en az 13 maçta şike ve teşviğe nasıl en fazla -25 puan ceza verilebilir.
Birine tek maçta şike yapmışsın al sana 12 puan derken diğerine şike yapmış işte al sana 25 puan nasıl dersin..
Bu doğruysa ve kabul edilirse ben bir daha Türkiye ligi falan izlemem..

Necihi

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Mar 2010
  • İleti: 1175
  • Yaş: 43
  • Yer: istanbul-malesef kadıkoy
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9173 : 25. Ocak 2012, 14:50:33 »
Bunu kabul edecek şerefsizlerin dahil olduğu bir ortama dahil olamam.

hoperen

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Eyl 2011
  • İleti: 1548
  • Yer: istanbul
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9174 : 25. Ocak 2012, 14:51:28 »
bugün ntvspor spor servisinde bi gazetede selçuk dereli neden hakemliği bıraktığını anlatmıştı.elit kategoriye seçilmiş ama daha sonra ne olduysa iptal olmuş ve bırakma kararı almış selçuk dereli ve hiç kimse neden bıraktın diye arayıp sormamışlar.birde aziz yıldırım selçuk dereliye hakemliğini bitiririm avrupada maç yönetemessin diye söylenmiş.

söylenecek fazla değil söz yok değil hiç söz yok !!!...

Murat Temur

  • Editör
  • Mimar Sinan
  • *
  • Kayıt Tarihi: Ara 2008
  • İleti: 5700
  • Yaş: 46
  • Yer: İstanbul
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9175 : 25. Ocak 2012, 15:47:17 »
"Ülkemiz, kıtaları buluşturan İstanbul 2012 Avrupa Spor Başkenti unvanına ek olarak, 2020 Olimpiyat Oyunlarına aday olduğu bu dönemde ne yazık ki aynı başarıyı futbol yönetiminde gösterememekte, bu durum ulusal ve uluslararası kamuoyu tarafından büyük bir şaşkınlık ve üzüntü ile izlenmektedir.

Türkiye Futbol Federasyonu Genel Kurul üyeleri 2011 yılı Olağan Genel Kurulu ve Seçim Genel Kurulu'nda Türk futbolunu sevk ve idare etmeleri için yönetim ve diğer idari kurulları seçmiştir. TFF Yönetim Kurulu görev süresi boyunca yetkisi dahilindeki kararları alamamış, maalesef TFF Genel Kurulu'nu olağanüstü toplantıya çağırmıştır. Ortaya çıkan otorite ve irade boşluğu sonucu Türk futbolu içinden çıkılması zor bir belirsizliğe sürüklenmektedir.

Ulusumuz, Türk futbolunu yönetmek üzere göreve seçilenlerden bu görevi dirayetli ve net kararlar alarak ivedilikle yerine getirmelerini, bir kurtarma operasyonu görüntüsündeki hukuk ve etik dışı senaryolara geçit vermemelerini beklemektedir.
TFF Genel Kurulu sırasında ve sonrasında alınacak kararlar Türk futbolunun bundan sonraki çizgisini belirleyecektir; Türk futbolunun uluslararası alanda değer ve prestij kaybetmesine sebep olacak karar ve uygulamalardan kaçınılması esastır. Aksi takdirde tarih bu senaryoyu yazan ve oynayanları esefle anacak , asla affetmeyecektir.

Bizler bu süreçte kamuoyunda şike ve teşvik zanlılarını kurtarmaya yönelik olarak algılanacak etik kurallara aykırı tüm girişimleri şiddetle reddediyoruz. Beklentimiz UEFA'nın kıta genelinde geçerli değişmez ilke ve kriterlerinin uygulanmasıdır.
Türk futbolunu belirsizliğe sürükleyen gelişmelerin başladığı günden itibaren kararlı, tutarlı ve adil bir duruş sergileyen, evrensel hukukun göz önünde bulundurulmasını isteyen Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu'na bu bağlamda tam destek verdiğimizi ve bu yönde alacakları kararları destekleyeceğimizi kamuoyuna arz ederiz."

Galatasaray KONGRE ÜYELERİ

gunesdenizkum

  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 315
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9176 : 25. Ocak 2012, 16:06:18 »
ultrAslan  BOMBALADI..

Galatasaray taraftar grubu ultrAslan, değişmesi gündemde olan 58. madde ve şikebahçe başkan vekili Nihat Özdemir'in açıklamaları hakkında basın duyurusu yayınladı..

İşte sarı kırmızılı taraftar grubunun bildirisi:
"3 Temmuz tarihinden itibaren yaşanan süreci; ahlaklı olmak, vicdan sahibi olmak, zor durumda olana bir tekme daha vurmamak, fırsatçı olmamak ve sahip olduğumuz GALATASARAYLILIK duruşu ve kültürü adına sessizlikle takip ettik. Ancak, yavuz hırsızın ev sahibini bastırmaya çalıştığı bu noktada, oynanan bu orta oyunu; trajikomik ve sonuçları Türk sporuna ahlak ve etik değerler açısından çok ciddi zararlar vereceği ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ; ”Ben sporcunun zeki ,çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” deyişiyle tam zıt bir hale dönüşmesi endişesiyle; bu açıklamayı yapmamız kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir.

Kökleri yüz yılı aşan büyük camiaların, bugüne kadar getirdikleri bu tatlı rekabet ve daha başarılı olabilme çabaları muhakkaktır ki; Türk sporuna çok büyük bir vizyon ve ivme kazandırmıştır.

Unutulmamalıdır ki, son senelerde bireylerin şahsi çıkarları,hırsları ve egoları, ”Biz cumhuriyetiz, biz tek büyüğüz, biz ve diğerleri” gibi söylemleri bağlı oldukları kulüpleri sevilmeyen ve antipatik bir hale dönüştürdüğü gibi ; masum ve sadece renklere aşık olan taraftarları da bu psikolojiye sürüklemiş, kin ve nefret tohumları ekmiştir. Bu zihniyet, camiaların bu güzide dostluğuna zarar vermektedir. Ve ne yazık ki; bireylerin yaptığı hatalar ayyuka çıkmış ve sporun temel ilkeleriyle tezat davranışları tüm kamuoyunun gözleri önüne serilmiştir.

Üzülerek görüyoruz ki, sadece gündemi değiştirmek adına daha önceki senelerde de istifa ederek ve farklı yollarla yapıldığı gibi şimdi de amacı sadece spor yapmak ve sporda başarılı olmak olan kulüpler,anlam veremediğimiz bir şekilde borsa değerleriyle mukayese edilmek istenmektedir. Amaç spor yapmak olmasa, kulüp isimlerinin sonunda Spor Kulübü ibaresi yerine ” ………. Bankası …………Factoring Hizmetleri” olması daha makul olurdu. Kaldı ki; kulübümüzün sahip olduğu bir tek arazi ve dünyada emsali olmayan bir küçücük adanın varlığını sizlere hatırlatmanın yeterli olduğunu düşünmekteyiz. Ancak biz, müzemizde bulunan yerel ve uluslararası kupaları kendimize övünç kaynağı olarak görmekteyiz ve sizlerle bu kriterler üzerinden yarışmak niyetindeyiz.

3 Temmuz’dan bugüne kulübümüzün olaylar karşısındaki net duruşu hiç değişmemiştir. Ancak şimdi soruyoruz; çok değil daha 30 gün önce 58.madde değişmezse Türk futbolu batar diyenler, şimdi neden 58. madde değişmesin demektedirler? Eğer Türk futbolu, 20 milyon şikebahçe taraftarı dekoder satın almadığı takdirde batıyorsa, 25 milyon Galatasaray taraftarı dekoderlerini iade ettiği takdirde batmaktan kurtulur mu?

Yaşanan süreçte TFF özerk yapısıyla, krizi ivedi bir şekilde sonuçlandıramamış ,”geciken adalet, adalet değildir” deyişi ile ivedi karar alamamış ve bu krizi daha da içinden çıkılması imkansız hale dönüştürmüştür. Ortada bir suç var ise, bu suça ne ceza verileceğinin kararını yine bu suçu işleyen kulüplerin yöneticilerinin çoğunluğuyla oluşmuş bir heyete sormak ; ne kadar etik ve adaletlidir?

Oyun oynanırken kural değiştirmek, belki maddi yapıda oluşacak çöküşleri kurtaracak, ancak, sporu spor yapan ahlaki değerleri büyük bir çöküntüye uğratacaktır ve olaylarda adı geçen kulüpler bu lekeyi var oldukları sürece sırtlarında taşıyacaklardır.

Biz diyoruz ki;
Suçlu olanlar sonuçlarına katlansınlar ve cezalarını çeksinler. Yeniden, tertemiz ve“biz tek büyüğüz, cumhuriyetiz” zihniyetinden arınarak, yüzyılı aşan bu ezeli rekabet ve ebedi dostlukta ayrılmaz bir bütünün iki parçası olduğumuzu hiçbir zaman unutmayarak bu rekabete yeniden hayat versinler.

Daha önce de kamuoyuna sorduğumuz gibi ; şimdi de siz Türk sporunu yönetenlere soruyoruz…

ATATÜRK SPORCUNUN ZEKİ, ÇEVİK VE AYNI ZAMANDA AHLAKLISINI SEVİYOR; YA SİZ ?

ultrAslan
TEK BÜYÜK GS
SİGMA OLOMOUC-fb  7-0 ... GS-fb  7 KİŞİYLE  7-0

serdar05

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Şub 2010
  • İleti: 1074
  • Yaş: 35
  • Yer: İstanbul
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9177 : 25. Ocak 2012, 16:29:06 »
ultrAslan  BOMBALADI..

Galatasaray taraftar grubu ultrAslan, değişmesi gündemde olan 58. madde ve fb başkan vekili Nihat Özdemir'in açıklamaları hakkında basın duyurusu yayınladı..

İşte sarı kırmızılı taraftar grubunun bildirisi:
"3 Temmuz tarihinden itibaren yaşanan süreci; ahlaklı olmak, vicdan sahibi olmak, zor durumda olana bir tekme daha vurmamak, fırsatçı olmamak ve sahip olduğumuz GALATASARAYLILIK duruşu ve kültürü adına sessizlikle takip ettik. Ancak, yavuz hırsızın ev sahibini bastırmaya çalıştığı bu noktada, oynanan bu orta oyunu; trajikomik ve sonuçları Türk sporuna ahlak ve etik değerler açısından çok ciddi zararlar vereceği ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ; ”Ben sporcunun zeki ,çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” deyişiyle tam zıt bir hale dönüşmesi endişesiyle; bu açıklamayı yapmamız kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir.

Kökleri yüz yılı aşan büyük camiaların, bugüne kadar getirdikleri bu tatlı rekabet ve daha başarılı olabilme çabaları muhakkaktır ki; Türk sporuna çok büyük bir vizyon ve ivme kazandırmıştır.

Unutulmamalıdır ki, son senelerde bireylerin şahsi çıkarları,hırsları ve egoları, ”Biz cumhuriyetiz, biz tek büyüğüz, biz ve diğerleri” gibi söylemleri bağlı oldukları kulüpleri sevilmeyen ve antipatik bir hale dönüştürdüğü gibi ; masum ve sadece renklere aşık olan taraftarları da bu psikolojiye sürüklemiş, kin ve nefret tohumları ekmiştir. Bu zihniyet, camiaların bu güzide dostluğuna zarar vermektedir. Ve ne yazık ki; bireylerin yaptığı hatalar ayyuka çıkmış ve sporun temel ilkeleriyle tezat davranışları tüm kamuoyunun gözleri önüne serilmiştir.

Üzülerek görüyoruz ki, sadece gündemi değiştirmek adına daha önceki senelerde de istifa ederek ve farklı yollarla yapıldığı gibi şimdi de amacı sadece spor yapmak ve sporda başarılı olmak olan kulüpler,anlam veremediğimiz bir şekilde borsa değerleriyle mukayese edilmek istenmektedir. Amaç spor yapmak olmasa, kulüp isimlerinin sonunda Spor Kulübü ibaresi yerine ” ………. Bankası …………Factoring Hizmetleri” olması daha makul olurdu. Kaldı ki; kulübümüzün sahip olduğu bir tek arazi ve dünyada emsali olmayan bir küçücük adanın varlığını sizlere hatırlatmanın yeterli olduğunu düşünmekteyiz. Ancak biz, müzemizde bulunan yerel ve uluslararası kupaları kendimize övünç kaynağı olarak görmekteyiz ve sizlerle bu kriterler üzerinden yarışmak niyetindeyiz.

3 Temmuz’dan bugüne kulübümüzün olaylar karşısındaki net duruşu hiç değişmemiştir. Ancak şimdi soruyoruz; çok değil daha 30 gün önce 58.madde değişmezse Türk futbolu batar diyenler, şimdi neden 58. madde değişmesin demektedirler? Eğer Türk futbolu, 20 milyon fb taraftarı dekoder satın almadığı takdirde batıyorsa, 25 milyon Galatasaray taraftarı dekoderlerini iade ettiği takdirde batmaktan kurtulur mu?

Yaşanan süreçte TFF özerk yapısıyla, krizi ivedi bir şekilde sonuçlandıramamış ,”geciken adalet, adalet değildir” deyişi ile ivedi karar alamamış ve bu krizi daha da içinden çıkılması imkansız hale dönüştürmüştür. Ortada bir suç var ise, bu suça ne ceza verileceğinin kararını yine bu suçu işleyen kulüplerin yöneticilerinin çoğunluğuyla oluşmuş bir heyete sormak ; ne kadar etik ve adaletlidir?

Oyun oynanırken kural değiştirmek, belki maddi yapıda oluşacak çöküşleri kurtaracak, ancak, sporu spor yapan ahlaki değerleri büyük bir çöküntüye uğratacaktır ve olaylarda adı geçen kulüpler bu lekeyi var oldukları sürece sırtlarında taşıyacaklardır.

Biz diyoruz ki;
Suçlu olanlar sonuçlarına katlansınlar ve cezalarını çeksinler. Yeniden, tertemiz ve“biz tek büyüğüz, cumhuriyetiz” zihniyetinden arınarak, yüzyılı aşan bu ezeli rekabet ve ebedi dostlukta ayrılmaz bir bütünün iki parçası olduğumuzu hiçbir zaman unutmayarak bu rekabete yeniden hayat versinler.

Daha önce de kamuoyuna sorduğumuz gibi ; şimdi de siz Türk sporunu yönetenlere soruyoruz…

ATATÜRK SPORCUNUN ZEKİ, ÇEVİK VE AYNI ZAMANDA AHLAKLISINI SEVİYOR; YA SİZ ?

ultrAslan

Güzel yazı...Ancak yarına kadar bu bildirilerden hatta daha da sert olanlardan bi kaç tane daha gelmeli ortalık çalkalanmalı.
Bize her sevdadan geriye kalan sadece Galatasaray...

XxXozanXxX

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Şub 2009
  • İleti: 4800
  • Yaş: 34
  • Yer: kartal
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9178 : 25. Ocak 2012, 16:38:53 »
aziz yıldırım platiniye mektup yazmış bide:))

YİGİT_ASLAN

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Eyl 2010
  • İleti: 1080
  • Yer: AKSARAY
  • Galatasaray'lılık Asaletin Simgesi'dir
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9179 : 25. Ocak 2012, 16:43:09 »
 Paramı vicdanmı bakalım ne olacak eğer f7 ve diğerleri affedilirse Türk futbolunun sonu olur eğer sadece f7 düşürülürse diğerleri affa uğrarsa buda adaletsizlik olur madem 58 de şike, teşvik,teşebbüs aynı ceza gereken yapılsın hepsi düşürülsün sezon sonuda tekrar düzenlensin şike yapanla teşebbüs yada teşvik de bulunan ayrı cezalar yesin böyle daha adaletli olur.   bir Galatasaraylı olarak yarın gerekli cezaların sağa sola çarptırılmadan verilmesini istiyorum düşecekse 7 si de düşssün gerekirse seneye lig 11 takımlı oynansın ama ŞEREFLİ ONURLU bir lig olsun zaten düşenler en geç 1-2 seneye tekrar dönerler herkes aklını başına alır pis işlere bulaşmazlar herkeste rahatça keyifle şüphe duymadan futbol izler.

rawrawr

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Oca 2009
  • İleti: 3439
  • Yaş: 38
  • Yer: Brüksel
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9180 : 25. Ocak 2012, 16:44:18 »
Sayın Michel PLATINI
UEFA Başkanı
 
Fenevbahçe Futbol takımının taraf olduğu davada,  tarafımızca henüz cevap hakkımız kullanılmadan sadece bir yığın iddiadan ibaret "İddianame" nin "tek ve kesin delil" olarak kullanılmak üzere size ve CAS mahkemesindeki dosyaya sunulduğunu öğrenmiş bulunmaktayım.
 
Gerek Uluslararası sözleşmeler ve Gerekse Uluslararası Ceza Hukuku Evrensel Normları açısından "İddianame" hiçbir zaman " Yeterli ve Kesin Delil" olarak addedilemez. Burada yazılanlar ve öne sürülenler  yalnızca birer iddiadan ibarettir.  Bu iddialar yığını, maalesef ülkemizde geçerli olan ancak çağdaş Avrupa hukuku tarafından asla kabul görmeyen "Özel Yetkili" olarak adlandırılan "Kişi ve Kurumlar" tarafından hazırlanmıştır. Dolayısıyla, Kurumunuzun bu belgeyi dosyaya sunmadan önce ilk olarak göz önüne alması gereken husus; bu iddianamenin UEFA’ya üye ülkeler tarafından bugüne kadar her platformda eleştirilen "Özel Yetkili Savcı ve Mahkemeler" ile Spor Hukuku alanında hiçbir uzmanlığı bulunmayan "Emniyet birimleri" tarafından düzenlenmiş olduğu hususudur.
 
Sonuç olarak UEFA gibi saygın ve çağdaş hukuk anlayışını kabul eden ve uygulayan bir kurumun; delil olarak, bu ilke ve prensiplere tamamen karşı usullerle tanzim edilen bu "iddia yığınını"nın sahiplenilmesinin doğuracağı sorumluluk, tamamen tarafınıza ait olacaktır.
 
Bununla birlikte, bu iddialar yığını sebebiyle, şikebahçe Başkanı olarak ben ve Yönetici arkadaşlarım, 7 aydır tutuklu olarak yargılanmaktayız. Ancak bizler için aslolan şikebahçe’nin menfaatleri ve bekasıdır.
 

Bu nedenle, henüz iddianameye karşı beyan ve savunmalarımız alınmadan yaratılmaya çalışılan infialin UEFA nezdinde de yaşanmasını önlemek kulüp başkanı olarak benim birinci görevimdir. Gerek hukuk anlayışım, ve gerekse yargı sürecine olan saygım nedeniyle duruşma tarihi olan 14 Şubat 2012 tarihine kadar savunmalarımı açıklamam hukuken mümkün değildir. Ancak tek taraflı olarak düzenlenen ve futbolun gerçekliklerinden tamamen uzak olan iddianamenin şimdilik bazı bölümlerini sizlerle paylaşmak mecburiyeti ortaya çıkmıştır.
 
Zira  "Tek ve Kesin Delil" olarak size de ulaştırılan ve CAS’taki dosyaya giren bu belgenin tüm hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğunuzu varsayarak aşağıda yer alan hususların tarafınızca cevaplandırılmasını talep etmekteyim.
 
1-UEFA’nın elinde Özel Yetkili Savcı imzasıyla düzenlenmiş kaç adet iddianame bulunmaktadır? 02.11.2011 ve 02.12.2011 tarihlerinde düzenlenen iki farklı tarihli iki iddianame de UEFA’da mevcut mudur? Özellikle 02.12.2011 tarihli iddianame tarihi üzerinde neden ve niçin elle düzeltme yapılma ihtiyacı hissedilmiştir?
 
Bu iki iddianame arasındaki fark, 20.11.2011 tarihinde gözaltına alınan TFF Başkanvekili Göksel GÜMÜŞDAĞ’ın ifadesinin alınması gerekliliğinden mi  kaynaklanmaktadır? Bu kişi kimdir? Siyasi bir kimliği var mıdır? Neden bu kişi soruşturmanın sonunda  ve hatta ilk iddianamenin tanzim tarihinden sonra gözaltına alınarak iddianameye dahil edilmek istenmiş ve bu yüzden iddianame üzerinde elle düzeltme  yapılmaktan çekinilmemiştir? (Ek 1 No’lu Belge)
 
UEFA nezdinde ve UEFA’ya üye hangi ülkede, üzerinde ve içeriğinde tahrifat olan bu tip bir belgeye itibar edilir? Böylesi bir belge yüzünden Kulüplerin hakları nasıl olur da elinden alınabilir? Neye dayanarak Başkan ve Yöneticileri 7 ay tutuklu kalır?
 
 
2-Delil olarak kabul ettiğiniz söz konusu belgede, çok çarpıcı "Hukuki Maddi Hatalar" olduğunun farkında mısınız? Örneğin Milli Takımlar Altyapı sorumlusu Ersun YANAL’ın yardımcısı Seyit İbrahim KALENDER, Karabükspor Yöneticisi Seyit İÇGÜL ile karıştırılıp, Karabük maçında şike yapıldığı iddia edilmiş ve kendisinin telefonları dinlemeye alınmıştır. Yine benzer şekilde şikebahçe Spor Kulübü İdari Menajeri Hasan ÇETİNKAYA’yı İsveç’te yaşayan menajer Hasan ÇETİNKAYA zannederek aylarca dinleyen ve başka kişiler dinlenerek şikebahçe – Ankaragücü maçında şike yapıldığı iddia edilen bu iddialar yığını, sizce hala kesin delil olarak kabul edilebilir mi? Ya da  çağdaş hukuk normlarının geçerli olduğu hangi ülkede bir başkasının konuşmaları nedeniyle farklı kişi ya da kurumlar sorumlu tutulabilir? Siz, UEFA olarak bu şekilde bir delili kabul eder misiniz?(Ek 2 No’lu Belge)
 
3-"Transfer Şikesi" adı altında  Uluslararası Spor Hukukunda düzenlenen bir ihlal ya da suç tipi  var mıdır? Kesin delil olarak dosyaya sunulan iddia yığınında şikebahçe’nin Karabükspor ve Eskişehirspor maçlarında, "Transfer Şikesi" suçlamasıyla karşı karşıya olması evrensel spor hukuku normlarına uygun mudur ?  Profosyonel Futbol Transfer Talimatı’nın 19.Maddesine göre "Oyuncunun bağlı olduğu kulübün rızası" transfer için tek yasal gerekliliktir. Buna karşın  futbolcuların bağlı olduğu Kulüp Başkanlarının açık onayı dosyada mevcut  iken  şikebahçe Kulübü ve bizlerin transfer şikesi yaptığımız iddiaları sizlerce de kabul görmekte midir? Üstelik transferin karşı tarafı olan kulüp başkanı ve yöneticiler iddianamede sanık dahi değil iken bizler neden 7 aydır tutuklu durumdayız?
Bu hangi hukuk anlayışına girmektedir? (Ek 3 No’lu Belge)
 
4-Dinleme kararlarına esas teşkil eden ve bu soruşturmanın başlamasına gerekçe gösterilen  konuşma tapeleri, tarafınızca suç unsuru içermekte midir? Örneğin şahsıma ait ekte sunduğum ve savcılıkça "Hakkımda dinlenme kararına gerekçe gösterilen bu tapelerde" suça konu konuşmalar nelerdir?

Eğer iddia makamı ile aynı kanaatte değil iseniz en başından hukuka aykırı bu operasyonun gayrı meşru ürünü  olan bu iddianame sizler için halen kesin delil teşkil edebilmekte midir? (Ek 4 No’lu Belge)
 
5-Şike yapıldığı iddia edilen maçların suç isnatlarında kullanılan "Konuşma Tapeleri" aynı iddianamede birden fazla suç isnadında kullanılabilir mi ? Yada aynı tape birkaç maçın birden suç delili olabilir mi? Bu ağır hukuk ihlali çok etkin size kesin delil olarak sunulan dosyanın saygınlığını gölgelemez mi ?
 
6-Spor hukukuna göre anlaşma sağladığımız iddia edilen Eskişehirspor-şikebahçe maçı ile ilgili 7-8 oyuncunun ifadesine dahi başvurulmadan tarafımıza suç isnadı yapılması mümkün müdür? Ya da "oyuncularla hiçbir irtibat kurulamamasına rağmen" şeklindeki hukuki sonuca karşın, yine de maçta şike yapıldığı (Bursa-İBB) iddialarını içeren iddianame halen "Tek ve Kesin" deliliniz mahiyetinde midir? (Ek 5 No’lu Belge)
 
7-Sizlerin en yetkin ve hassas olduğu konu olan "Müsabakada Şike Eylemleri"ne konu iddiaya esas teşkil eden şikebahçe’nin tüm maç görüntüleri izlendiğinde, Fransız Takımı Olympigue Lyonnais’in 7-1’lik galibiyeti ile sonuçlanan müsabakayla bu maçlar arasında  benzerlikler var mıdır? (Ek 6 No’lu Belge)
 
8-Kesin ve Tek deliliniz olan bu iddianameyi düzenleyenlerin, operasyonun başında "19 maçta kesin şike olduğunu" ve "Son 5 maçın sonucunu" bildiklerini söylemeleri ve ancak savunmalar dahi alınmadan bu tespitlerinden vazgeçmeleri, size delil olarak sunulan bu belgenin ciddiyetine gölge düşürmez mi ?
 
9-UEFA Başkanı Sayın Platini’ye 2007 Ağustos ayında hem de şikebahçe’nin şampiyon olduğu sezon, tarafımdan bizzat verilen ve Türkiye’deki futbolla ilgili şike, teşvik ve hakem olaylarını anlatan iki adet dosyanın akıbeti nedir  ve bu dosya ile ilgili olarak ne gibi işlemler yapılmıştır? Ve bu işlemlerin sonuçlarından şikebahçe Spor Kulübü neden haberdar edilmemiştir ?
 
10- Futbolun yönetici ve idarecisi durumunda bulunan ancak kendisine üye kulüplerini savunamayan, Spor Hukukunu Adli yargıya terk eden, üyelerini başka federasyonlara şikayet etmekten çekinmeyen, savunmalarımız dahi alınmadan iddialar yığınını UEFA’ ya gönderen bir Federasyon ve Federasyon Başkanı sizce görevini layıkıyla yerine getirmiş  kişi ve kurumlar olarak nitelendirilebilir mi?
 
Tek başına istifa kararı dahi alamayıp, Türkiye’nin en büyük Kulüp Başkanına "Kişiler" diyerek basın aracılığıyla cevap veren bu şahıslar, UEFA bünyesinde görev alabilirler mi? Müfettiş Cornu’ ya yarım  gün içinde şikebahçe’nin eylemlerini ve şike dosyasını anlatan İlhan HELVACI’nın, aynı zamanda UEFA’da üstelikte başmüfettiş Cornu’nun alt kadrosunda görevli olduğu öte yandan aynı Helvacı’nın Sayın Cornu’nun CAS’a sunduğu raporun da "yalan" olduğunu söylediği düşünüldüğünde bu normal karşılanabilir mi?
 
Sayın Makamınızdan, şimdilik yanıtlanmasını istediğim hususlar bunlardır. Yukarıdaki soruların ışığında umudum, UEFA’nın iddianame dışında dosyaya koyabileceği başka bir delilinin olduğudur. Çünkü bu iddialar yığını hukuki gerçekler ve her tür hukuk normlarından tamamen uzaktır.
 
Unutulmamalıdır ki, bizim için şikebahçe’nin ve TFF’nin ve hatta Türk Yargısının her prensibi, her kararı, her tasarrufu hiçbir müdahaleye konu yapılamayacak kadar kutsaldır. Ve şikâyete konu dahi olamaz.
Ancak şikebahçe Kulübü’ne yöneltilen haksız, yanlı ve belli bir amaca yönelik, her türlü tasarruf, tarafımızdan hak ettiği cevabı hiçbir kurum ve kişi gözetilmeksizin alacaktır. Bilinmelidir ki, mücadelemiz şike eylemlerinin cezalandırılmasını önlemek değil, tarafımıza yapılmaya çalışılan hukuk şikesini ortaya çıkarmaktır.
 
Bu nedenlerle; bu mektubumu, son kamuoyu açıklamamla birlikte bilgilerinize sunarım.   
Saygılarımla,
 
 
Aziz azize
Fenevbahçe Spor Kulübü  Başkanı

herevelazim

  • Ziyaretçi
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9181 : 25. Ocak 2012, 16:55:13 »
Sayın Michel PLATINI
UEFA Başkanı
 
Fenevbahçe Futbol takımının taraf olduğu davada,  tarafımızca henüz cevap hakkımız kullanılmadan sadece bir yığın iddiadan ibaret "İddianame" nin "tek ve kesin delil" olarak kullanılmak üzere size ve CAS mahkemesindeki dosyaya sunulduğunu öğrenmiş bulunmaktayım.
 
Gerek Uluslararası sözleşmeler ve Gerekse Uluslararası Ceza Hukuku Evrensel Normları açısından "İddianame" hiçbir zaman " Yeterli ve Kesin Delil" olarak addedilemez. Burada yazılanlar ve öne sürülenler  yalnızca birer iddiadan ibarettir.  Bu iddialar yığını, maalesef ülkemizde geçerli olan ancak çağdaş Avrupa hukuku tarafından asla kabul görmeyen "Özel Yetkili" olarak adlandırılan "Kişi ve Kurumlar" tarafından hazırlanmıştır. Dolayısıyla, Kurumunuzun bu belgeyi dosyaya sunmadan önce ilk olarak göz önüne alması gereken husus; bu iddianamenin UEFA’ya üye ülkeler tarafından bugüne kadar her platformda eleştirilen "Özel Yetkili Savcı ve Mahkemeler" ile Spor Hukuku alanında hiçbir uzmanlığı bulunmayan "Emniyet birimleri" tarafından düzenlenmiş olduğu hususudur.
 
Sonuç olarak UEFA gibi saygın ve çağdaş hukuk anlayışını kabul eden ve uygulayan bir kurumun; delil olarak, bu ilke ve prensiplere tamamen karşı usullerle tanzim edilen bu "iddia yığınını"nın sahiplenilmesinin doğuracağı sorumluluk, tamamen tarafınıza ait olacaktır.
 
Bununla birlikte, bu iddialar yığını sebebiyle, fb Başkanı olarak ben ve Yönetici arkadaşlarım, 7 aydır tutuklu olarak yargılanmaktayız. Ancak bizler için aslolan fb’nin menfaatleri ve bekasıdır.
 

Bu nedenle, henüz iddianameye karşı beyan ve savunmalarımız alınmadan yaratılmaya çalışılan infialin UEFA nezdinde de yaşanmasını önlemek kulüp başkanı olarak benim birinci görevimdir. Gerek hukuk anlayışım, ve gerekse yargı sürecine olan saygım nedeniyle duruşma tarihi olan 14 Şubat 2012 tarihine kadar savunmalarımı açıklamam hukuken mümkün değildir. Ancak tek taraflı olarak düzenlenen ve futbolun gerçekliklerinden tamamen uzak olan iddianamenin şimdilik bazı bölümlerini sizlerle paylaşmak mecburiyeti ortaya çıkmıştır.
 
Zira  "Tek ve Kesin Delil" olarak size de ulaştırılan ve CAS’taki dosyaya giren bu belgenin tüm hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğunuzu varsayarak aşağıda yer alan hususların tarafınızca cevaplandırılmasını talep etmekteyim.
 
1-UEFA’nın elinde Özel Yetkili Savcı imzasıyla düzenlenmiş kaç adet iddianame bulunmaktadır? 02.11.2011 ve 02.12.2011 tarihlerinde düzenlenen iki farklı tarihli iki iddianame de UEFA’da mevcut mudur? Özellikle 02.12.2011 tarihli iddianame tarihi üzerinde neden ve niçin elle düzeltme yapılma ihtiyacı hissedilmiştir?
 
Bu iki iddianame arasındaki fark, 20.11.2011 tarihinde gözaltına alınan TFF Başkanvekili Göksel GÜMÜŞDAĞ’ın ifadesinin alınması gerekliliğinden mi  kaynaklanmaktadır? Bu kişi kimdir? Siyasi bir kimliği var mıdır? Neden bu kişi soruşturmanın sonunda  ve hatta ilk iddianamenin tanzim tarihinden sonra gözaltına alınarak iddianameye dahil edilmek istenmiş ve bu yüzden iddianame üzerinde elle düzeltme  yapılmaktan çekinilmemiştir? (Ek 1 No’lu Belge)
 
UEFA nezdinde ve UEFA’ya üye hangi ülkede, üzerinde ve içeriğinde tahrifat olan bu tip bir belgeye itibar edilir? Böylesi bir belge yüzünden Kulüplerin hakları nasıl olur da elinden alınabilir? Neye dayanarak Başkan ve Yöneticileri 7 ay tutuklu kalır?
 
 
2-Delil olarak kabul ettiğiniz söz konusu belgede, çok çarpıcı "Hukuki Maddi Hatalar" olduğunun farkında mısınız? Örneğin Milli Takımlar Altyapı sorumlusu Ersun YANAL’ın yardımcısı Seyit İbrahim KALENDER, Karabükspor Yöneticisi Seyit İÇGÜL ile karıştırılıp, Karabük maçında şike yapıldığı iddia edilmiş ve kendisinin telefonları dinlemeye alınmıştır. Yine benzer şekilde fb Spor Kulübü İdari Menajeri Hasan ÇETİNKAYA’yı İsveç’te yaşayan menajer Hasan ÇETİNKAYA zannederek aylarca dinleyen ve başka kişiler dinlenerek fb – Ankaragücü maçında şike yapıldığı iddia edilen bu iddialar yığını, sizce hala kesin delil olarak kabul edilebilir mi? Ya da  çağdaş hukuk normlarının geçerli olduğu hangi ülkede bir başkasının konuşmaları nedeniyle farklı kişi ya da kurumlar sorumlu tutulabilir? Siz, UEFA olarak bu şekilde bir delili kabul eder misiniz?(Ek 2 No’lu Belge)
 
3-"Transfer Şikesi" adı altında  Uluslararası Spor Hukukunda düzenlenen bir ihlal ya da suç tipi  var mıdır? Kesin delil olarak dosyaya sunulan iddia yığınında fb’nin Karabükspor ve Eskişehirspor maçlarında, "Transfer Şikesi" suçlamasıyla karşı karşıya olması evrensel spor hukuku normlarına uygun mudur ?  Profosyonel Futbol Transfer Talimatı’nın 19.Maddesine göre "Oyuncunun bağlı olduğu kulübün rızası" transfer için tek yasal gerekliliktir. Buna karşın  futbolcuların bağlı olduğu Kulüp Başkanlarının açık onayı dosyada mevcut  iken  fb Kulübü ve bizlerin transfer şikesi yaptığımız iddiaları sizlerce de kabul görmekte midir? Üstelik transferin karşı tarafı olan kulüp başkanı ve yöneticiler iddianamede sanık dahi değil iken bizler neden 7 aydır tutuklu durumdayız?
Bu hangi hukuk anlayışına girmektedir? (Ek 3 No’lu Belge)
 
4-Dinleme kararlarına esas teşkil eden ve bu soruşturmanın başlamasına gerekçe gösterilen  konuşma tapeleri, tarafınızca suç unsuru içermekte midir? Örneğin şahsıma ait ekte sunduğum ve savcılıkça "Hakkımda dinlenme kararına gerekçe gösterilen bu tapelerde" suça konu konuşmalar nelerdir?

Eğer iddia makamı ile aynı kanaatte değil iseniz en başından hukuka aykırı bu operasyonun gayrı meşru ürünü  olan bu iddianame sizler için halen kesin delil teşkil edebilmekte midir? (Ek 4 No’lu Belge)
 
5-Şike yapıldığı iddia edilen maçların suç isnatlarında kullanılan "Konuşma Tapeleri" aynı iddianamede birden fazla suç isnadında kullanılabilir mi ? Yada aynı tape birkaç maçın birden suç delili olabilir mi? Bu ağır hukuk ihlali çok etkin size kesin delil olarak sunulan dosyanın saygınlığını gölgelemez mi ?
 
6-Spor hukukuna göre anlaşma sağladığımız iddia edilen Eskişehirspor-fb maçı ile ilgili 7-8 oyuncunun ifadesine dahi başvurulmadan tarafımıza suç isnadı yapılması mümkün müdür? Ya da "oyuncularla hiçbir irtibat kurulamamasına rağmen" şeklindeki hukuki sonuca karşın, yine de maçta şike yapıldığı (Bursa-İBB) iddialarını içeren iddianame halen "Tek ve Kesin" deliliniz mahiyetinde midir? (Ek 5 No’lu Belge)
 
7-Sizlerin en yetkin ve hassas olduğu konu olan "Müsabakada Şike Eylemleri"ne konu iddiaya esas teşkil eden fb’nin tüm maç görüntüleri izlendiğinde, Fransız Takımı Olympigue Lyonnais’in 7-1’lik galibiyeti ile sonuçlanan müsabakayla bu maçlar arasında  benzerlikler var mıdır? (Ek 6 No’lu Belge)
 
8-Kesin ve Tek deliliniz olan bu iddianameyi düzenleyenlerin, operasyonun başında "19 maçta kesin şike olduğunu" ve "Son 5 maçın sonucunu" bildiklerini söylemeleri ve ancak savunmalar dahi alınmadan bu tespitlerinden vazgeçmeleri, size delil olarak sunulan bu belgenin ciddiyetine gölge düşürmez mi ?
 
9-UEFA Başkanı Sayın Platini’ye 2007 Ağustos ayında hem de fb’nin şampiyon olduğu sezon, tarafımdan bizzat verilen ve Türkiye’deki futbolla ilgili şike, teşvik ve hakem olaylarını anlatan iki adet dosyanın akıbeti nedir  ve bu dosya ile ilgili olarak ne gibi işlemler yapılmıştır? Ve bu işlemlerin sonuçlarından fb Spor Kulübü neden haberdar edilmemiştir ?
 
10- Futbolun yönetici ve idarecisi durumunda bulunan ancak kendisine üye kulüplerini savunamayan, Spor Hukukunu Adli yargıya terk eden, üyelerini başka federasyonlara şikayet etmekten çekinmeyen, savunmalarımız dahi alınmadan iddialar yığınını UEFA’ ya gönderen bir Federasyon ve Federasyon Başkanı sizce görevini layıkıyla yerine getirmiş  kişi ve kurumlar olarak nitelendirilebilir mi?
 
Tek başına istifa kararı dahi alamayıp, Türkiye’nin en büyük Kulüp Başkanına "Kişiler" diyerek basın aracılığıyla cevap veren bu şahıslar, UEFA bünyesinde görev alabilirler mi? Müfettiş Cornu’ ya yarım  gün içinde fb’nin eylemlerini ve şike dosyasını anlatan İlhan HELVACI’nın, aynı zamanda UEFA’da üstelikte başmüfettiş Cornu’nun alt kadrosunda görevli olduğu öte yandan aynı Helvacı’nın Sayın Cornu’nun CAS’a sunduğu raporun da "yalan" olduğunu söylediği düşünüldüğünde bu normal karşılanabilir mi?
 
Sayın Makamınızdan, şimdilik yanıtlanmasını istediğim hususlar bunlardır. Yukarıdaki soruların ışığında umudum, UEFA’nın iddianame dışında dosyaya koyabileceği başka bir delilinin olduğudur. Çünkü bu iddialar yığını hukuki gerçekler ve her tür hukuk normlarından tamamen uzaktır.
 
Unutulmamalıdır ki, bizim için fb’nin ve TFF’nin ve hatta Türk Yargısının her prensibi, her kararı, her tasarrufu hiçbir müdahaleye konu yapılamayacak kadar kutsaldır. Ve şikâyete konu dahi olamaz.
Ancak fb Kulübü’ne yöneltilen haksız, yanlı ve belli bir amaca yönelik, her türlü tasarruf, tarafımızdan hak ettiği cevabı hiçbir kurum ve kişi gözetilmeksizin alacaktır. Bilinmelidir ki, mücadelemiz şike eylemlerinin cezalandırılmasını önlemek değil, tarafımıza yapılmaya çalışılan hukuk şikesini ortaya çıkarmaktır.
 
Bu nedenlerle; bu mektubumu, son kamuoyu açıklamamla birlikte bilgilerinize sunarım.   
Saygılarımla,
 
 
Aziz azize
Fenevbahçe Spor Kulübü  Başkanı

Platiniyi sevmem ama yerinde olsam özet geç p.ç diye cevap verirdim. ;)

arazaltay

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Tem 2010
  • İleti: 929
  • Yaş: 52
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9182 : 25. Ocak 2012, 17:05:54 »
aziz yıldırım platiniye mektup yazmış bide:))

Okudum... bir kaç kez okudum... öyle bir mektup yazmış ki kelimeler ile nasıl bu mektupu şişirebilirim
diye düşünmüş olmalı. Başarmış da, tam bir balon olmuş. Neyse ki mektupun hiç bir yerinde 'şike yapmadık' da
yazamamış. Unutmuştur herhalde yazmayı... suçsuz olduğunu. Nihat Özdemir'de unutmuştu Cumartesi günü...
İMKB verilerini açıklamakla yetindi.

1 hafta ya da 10 gün sonra 7 ay olacak. Hala 3 Temmuz 2011'den itibaren hiçbir fb'li yönetici ve başkanı suçsuz
olduklarını söyleyemedi açık yüreklikle. Yüzsüzlük almış başını gidiyor. İşler 'bizleri ödüllendirin'e varmış.
Bütün pislikleri ortada belgelerle. İnsanın yüzü kızarır, kalbi sızlar, bu hayatın birde sonrası var der, bir
vicdan muhasebesi yapar. Kibirli olduklarını billiyordum da, bu kadar yüzsüz olduklarını da gördüm.

Bereketiko Jimnastik Kulübü'de bunlardan farksız. 58'in değiştirilmemesine bir kelime bile söyleyemediler
herşeye karşı olan topluluk ve yöneticileri. Gerçi sizleri hiçbir zaman ciddiye almamıştım zaten.
"Ondört senelik bu çile, bitsin artık bu sene.
Sen şampiyon olacaksın, seni sevmeyen ölsün. Ölsün!"

İbrahim ERCİYAS

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Nis 2008
  • İleti: 852
  • Yaş: 42
  • Yer: Yozgat
  • ERC
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #9183 : 25. Ocak 2012, 17:10:53 »
2007 de ne şikesiymiş ben analamdın bu azize 2007 de bizi şikayet etmiş olmasın
I LOVE YOU HAGI (bu sevda hiç bitmeyecek)
LİNCOLN Ü ÖZLEDİM OYNUYORDU ADAM
                        VAZGEÇİLMEZLERİMİZ