28. Nisan 2026, 19:05:19

Gönderen Konu: Şike Operasyonu !  (Okunma sayısı 756529 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

o.z.a.n

  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Tem 2010
  • İleti: 426
  • Yaş: 34
  • Yer: Bursa
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6128 : 18. Ağustos 2011, 12:40:55 »
"Asarım, keserim, oyarım"

Geçen sezon 16 Nisan'da oynanan şikebahçe-Gaziantepspor karşılaşmasında şikebahçe Başkanı Aziz Yıldırımın devre arasında soyunma odasına inmesi büyük tartışma yaratmıştı.

Taraf Gazetesi'nin haberine göre, Yıldırım, Hüseyin Göçek'i tehdit ettikten sonra PFDK ve Tahkim Kurulu'nun kendisine yönelik cezasını engelleme girişimleri polis kayıtlarında bulunuyor.

Aziz Yıldırım ve Şekip Mosturoğlu'nun ayrıca PFDK'nın verdiği 45 günlük cezayı sildirmek için yaptığı konuşmalar da kayıtlarda yer alıyor. Gazete, bugün polis kayıtları olduğunu iddia ettiği konuşmaları yayınladı:

16 Nisan 2011 günü saat 22.41'de dinlemeye takılan konuşmalara Aziz Yıldırım, dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener'in danışmanı Mümtaz Karakaya'ya şu sesli mesajı bırakıyor: Alo Mümtaz bey, Aziz Yıldırım beni ara... Oğuz Sarvan'ın istifa etmesi lazım bunu pazartesi günü konuşacağım ben başlayacağım konuşmaya anlatmaya kamuoyuna bu böyle olmaz Kuddusi arkadan bu öbür hafta da bir başkası onun için konuşmamız lazım.

Gaziantep maçından bir gün sonra ise karşılaşmanın hakemi Hüseyin Göçek ile dönemin Merkez Hakem Kurulu Başkanı Oğuz Sarvan arasında şu konuşma geçiyor:

Hüseyin Göçek: Devre arası biraz olaylar oldu maçtan sonra bir problem yoktu, devre arası işte sayın Aziz Yıldırım ile Murat Özaydınlı tünelin içinde bizi karşıladı... Murat Özaydınlı sen ne yapmaya çalışıyorsun penaltıları niye vermiyorsun düzgün maç yönetsene' dedi. Ondan sonra Aziz Yıldırım iki metre arkasında duruyordu o da pozisyonları akşam seyret penaltı değilse ben şerefsizim eğer penaltıysa halkın önünde sen şerefsiz olduğunu söyleyeceksin' dedi.

17.04.2011 saat 14:08'de Aziz Yıldırım, Levent Kızıl'la şunları söylüyor:

Ben yarın geliyorum yarın geleceğim Oğuz Sarvan istifa edecek... Bak Oğuz Sarvan istifa etmezse ben Çarşamba günü basın toplantısı yapacağım.

Duman ederim haberleri olsun

Aziz Yıldırım ile Mümtaz Karakaya arasında bir gün sonra şu konuşma geçiyor:

Aziz Yıldırım: Bak bana ceza meza ayağı yapıyorlar yani bak duman ederim haberleri olsun ha... Bütün millet sahaya inecek bana madalya vermeleri lazım bana ceza veriyorlar ne cezası  ne demişim. Gönderiyorlar sahip çıkmıyorlar mallarına. 20. Dakikada hata yapıyor 21. Dakikada hata yapıyor 45'te hata yapıyor. Bak söylüyorum bir tane o ceza disiplin kurulunda olursa onların bir tanesini bak yeni listede bir tanesi yer alamaz haberiniz olsun... Bir tanesine yer ayırtmam yani bunu pazarlık haline getiririm. O zaman köpeklerinizin başında dursunlar gelsinler...
Mümtaz Karakaya: Tamam
Aziz Yıldırım: Söyle yani ha bak söylüyorum disipline de söylesinler bak ha öyle ceza meza zaten eğer bana savunma isterlerse çok ağır bir savunma yazacağım hakem şike yapmıştır diyeceğim şikenin başı da federasyon başkanı diye yazarım bak haberiniz olsun.

"Asarım, keserim oyarım"

19.04.2011 saat 10:09 Şekip Mosturoğlu ve Mümtaz Karakaya arasındaki telefon konuşması;

Mümtaz Karakaya: Başkanın geldi kavga etmeye, oradaydık Lütfi geldi o arada... Başkan gene sabah sabah köpürüyor tabi aradı... He aradı beni, bana ceza verilirse dedi şöyle olur da böyle olur da... Ne yapacağız gene?
Şekip Mosturoğlu: E deseydin CAS hakemi var artık senin avukatın o seni şey yapar...
Mümtaz Karakaya: He, Mahmut'a da söyledim başkan böyle böyle söylüyor dedim o da diyor ki ne yapacağız... yani e bunda yapmazsak bize sıkıntı... yaparsa şöyle yaparım böyle yaparım diyor... Başkanla şu anda konuşursan şey, köpürüyor şöyle yaparım asarım keserim oyarım.
Şekip Mosturoğlu: Başkanla konuşurum ben
Mümtaz Karakaya: Başkanı bi ikna et bi de Mahmut'la konuş da...

19.04.2011 saat 12:09 Mahmut Özgener ve Şekip Mosturoğlu arasındaki telefon konuşması:

Mahmut Özgener: Hakkınızı yiyeceğiz ama yapacak bir şey yok ama sen yaparsın bir savunma gene
Şekip Mosturoğlu: Çok büyük bir şey olmasın lan bari
Mahmut Özgener: Dün bana diyor benim akreditasyon kartım her yere girebilirim her yere girebilirsin de her şeyi söyleyebilir misin...

45 günlük hak mahrumiyeti 21 güne iniyor

21.04.2011 saat 20:33 Aziz Yıldırım ve Şekip Mosturoğlu arasındaki telefon konuşması;

Aziz Yıldırım: Bize kapama yapacaklarmış sonra vazgeçmişler
Şekip Mosturoğlu: Bu ceza böyle bir ceza var mı başkanım ya... Murat (Özaydınlı) abiye demiş ki Mahmut bundan sevk edilir mi demiş... Böyle bir laftan sevk olur mu demiş.

22.04.2011 saat 11:18 Aziz Yıldırım ve Şekip Mosturoğlu arasındaki telefon konuşması:

Aziz Yıldırım: Dedim söyle ona o adamı varmış Mehmet diye onu dedim halletsin söylesin yani olumlu oy kullansın... Dedim ters birşeyler çıkarsa yani bak duman edeceğim onu söyle dedim bak şimdi benim yanımda tekrar et ona dedim... Lan dedim 45 gün bana ceza, adam mı vurdum...
Şekip Mosturoğlu: Şey dedi ya bu ceza nasıl kalkar dedi yani, ya 7 güne iner ya 15 güne iner ama kalkmaz dedi abi dedim başkan kalkmasını istiyor sana göre kalkar...
Aziz Yıldırım: 1 haftaya insin saygı göstereyim yoksa göstermem yani bak haberi olsun.

€€€((KRONOS))€€€

  • TTArena
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 1812
  • Yaş: 36
  • Yer: İZMİR/BAYRAKLI
  • I want to see next match
    • Space Alanım
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6129 : 18. Ağustos 2011, 12:51:02 »
"Asarım, keserim, oyarım"

Geçen sezon 16 Nisan'da oynanan fb-Gaziantepspor karşılaşmasında fb Başkanı Aziz Yıldırımın devre arasında soyunma odasına inmesi büyük tartışma yaratmıştı.

Taraf Gazetesi'nin haberine göre, Yıldırım, Hüseyin Göçek'i tehdit ettikten sonra PFDK ve Tahkim Kurulu'nun kendisine yönelik cezasını engelleme girişimleri polis kayıtlarında bulunuyor.

Aziz Yıldırım ve Şekip Mosturoğlu'nun ayrıca PFDK'nın verdiği 45 günlük cezayı sildirmek için yaptığı konuşmalar da kayıtlarda yer alıyor. Gazete, bugün polis kayıtları olduğunu iddia ettiği konuşmaları yayınladı:

16 Nisan 2011 günü saat 22.41'de dinlemeye takılan konuşmalara Aziz Yıldırım, dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener'in danışmanı Mümtaz Karakaya'ya şu sesli mesajı bırakıyor: Alo Mümtaz bey, Aziz Yıldırım beni ara... Oğuz Sarvan'ın istifa etmesi lazım bunu pazartesi günü konuşacağım ben başlayacağım konuşmaya anlatmaya kamuoyuna bu böyle olmaz Kuddusi arkadan bu öbür hafta da bir başkası onun için konuşmamız lazım.

Gaziantep maçından bir gün sonra ise karşılaşmanın hakemi Hüseyin Göçek ile dönemin Merkez Hakem Kurulu Başkanı Oğuz Sarvan arasında şu konuşma geçiyor:

Hüseyin Göçek: Devre arası biraz olaylar oldu maçtan sonra bir problem yoktu, devre arası işte sayın Aziz Yıldırım ile Murat Özaydınlı tünelin içinde bizi karşıladı... Murat Özaydınlı sen ne yapmaya çalışıyorsun penaltıları niye vermiyorsun düzgün maç yönetsene' dedi. Ondan sonra Aziz Yıldırım iki metre arkasında duruyordu o da pozisyonları akşam seyret penaltı değilse ben şerefsizim eğer penaltıysa halkın önünde sen şerefsiz olduğunu söyleyeceksin' dedi.

17.04.2011 saat 14:08'de Aziz Yıldırım, Levent Kızıl'la şunları söylüyor:

Ben yarın geliyorum yarın geleceğim Oğuz Sarvan istifa edecek... Bak Oğuz Sarvan istifa etmezse ben Çarşamba günü basın toplantısı yapacağım.

Duman ederim haberleri olsun

Aziz Yıldırım ile Mümtaz Karakaya arasında bir gün sonra şu konuşma geçiyor:

Aziz Yıldırım: Bak bana ceza meza ayağı yapıyorlar yani bak duman ederim haberleri olsun ha... Bütün millet sahaya inecek bana madalya vermeleri lazım bana ceza veriyorlar ne cezası  ne demişim. Gönderiyorlar sahip çıkmıyorlar mallarına. 20. Dakikada hata yapıyor 21. Dakikada hata yapıyor 45'te hata yapıyor. Bak söylüyorum bir tane o ceza disiplin kurulunda olursa onların bir tanesini bak yeni listede bir tanesi yer alamaz haberiniz olsun... Bir tanesine yer ayırtmam yani bunu pazarlık haline getiririm. O zaman köpeklerinizin başında dursunlar gelsinler...
Mümtaz Karakaya: Tamam
Aziz Yıldırım: Söyle yani ha bak söylüyorum disipline de söylesinler bak ha öyle ceza meza zaten eğer bana savunma isterlerse çok ağır bir savunma yazacağım hakem şike yapmıştır diyeceğim şikenin başı da federasyon başkanı diye yazarım bak haberiniz olsun.

"Asarım, keserim oyarım"

19.04.2011 saat 10:09 Şekip Mosturoğlu ve Mümtaz Karakaya arasındaki telefon konuşması;

Mümtaz Karakaya: Başkanın geldi kavga etmeye, oradaydık Lütfi geldi o arada... Başkan gene sabah sabah köpürüyor tabi aradı... He aradı beni, bana ceza verilirse dedi şöyle olur da böyle olur da... Ne yapacağız gene?
Şekip Mosturoğlu: E deseydin CAS hakemi var artık senin avukatın o seni şey yapar...
Mümtaz Karakaya: He, Mahmut'a da söyledim başkan böyle böyle söylüyor dedim o da diyor ki ne yapacağız... yani e bunda yapmazsak bize sıkıntı... yaparsa şöyle yaparım böyle yaparım diyor... Başkanla şu anda konuşursan şey, köpürüyor şöyle yaparım asarım keserim oyarım.
Şekip Mosturoğlu: Başkanla konuşurum ben
Mümtaz Karakaya: Başkanı bi ikna et bi de Mahmut'la konuş da...

19.04.2011 saat 12:09 Mahmut Özgener ve Şekip Mosturoğlu arasındaki telefon konuşması:

Mahmut Özgener: Hakkınızı yiyeceğiz ama yapacak bir şey yok ama sen yaparsın bir savunma gene
Şekip Mosturoğlu: Çok büyük bir şey olmasın lan bari
Mahmut Özgener: Dün bana diyor benim akreditasyon kartım her yere girebilirim her yere girebilirsin de her şeyi söyleyebilir misin...

45 günlük hak mahrumiyeti 21 güne iniyor

21.04.2011 saat 20:33 Aziz Yıldırım ve Şekip Mosturoğlu arasındaki telefon konuşması;

Aziz Yıldırım: Bize kapama yapacaklarmış sonra vazgeçmişler
Şekip Mosturoğlu: Bu ceza böyle bir ceza var mı başkanım ya... Murat (Özaydınlı) abiye demiş ki Mahmut bundan sevk edilir mi demiş... Böyle bir laftan sevk olur mu demiş.

22.04.2011 saat 11:18 Aziz Yıldırım ve Şekip Mosturoğlu arasındaki telefon konuşması:

Aziz Yıldırım: Dedim söyle ona o adamı varmış Mehmet diye onu dedim halletsin söylesin yani olumlu oy kullansın... Dedim ters birşeyler çıkarsa yani bak duman edeceğim onu söyle dedim bak şimdi benim yanımda tekrar et ona dedim... Lan dedim 45 gün bana ceza, adam mı vurdum...
Şekip Mosturoğlu: Şey dedi ya bu ceza nasıl kalkar dedi yani, ya 7 güne iner ya 15 güne iner ama kalkmaz dedi abi dedim başkan kalkmasını istiyor sana göre kalkar...
Aziz Yıldırım: 1 haftaya insin saygı göstereyim yoksa göstermem yani bak haberi olsun.


bu hırs düşkünü, futbolu katleden, sırf şikebahçe başarılı olsun diye kerkesin hakkını yemeye çalışan adam yüzünden türk futbolu bir türlü ilerlemiyor.tam 2000'de milenyum başında türk futbolu ayağa kalkmışken Galatasarayın lokomotifliğinde ilerlerken bu karaktesiz yüzünden gerilemeye başladı.sırf şikebahçe öne çıksın diye yapmadığı çirkeflik kalmadı.
Türk futbolunun değeri zifiri karanlıkta kupa kaldırmaktır,soyunma odasında kirli çorapların yanında madalya almaktır

XxXozanXxX

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Şub 2009
  • İleti: 4800
  • Yaş: 34
  • Yer: kartal
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6130 : 18. Ağustos 2011, 13:40:09 »
lütfen beyler haksızlık yapmayın onların daha savunmaları alınmadı...onlar sucsuz...futbolun anasını ağlatan onlar değil...

XxXozanXxX

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Şub 2009
  • İleti: 4800
  • Yaş: 34
  • Yer: kartal
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6131 : 18. Ağustos 2011, 13:55:42 »
bu komık kararlardan sonra tribün olaylarında da o zaman ceza vermek için 50 bın kişinin ifadesinin alınması beklesinler...:))

Nevizade

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Oca 2011
  • İleti: 1920
  • Yaş: 40
  • Yer: Nevizade / Beyoğlu
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6132 : 18. Ağustos 2011, 16:26:47 »
Vakti olan okusun Uğur Meleke çok güzel kaleme almış
Safiyesiz Faik Şov!
Belki biraz iddialı bulacaksınız, ama korkarım “15 Ağustos 2011”  Türk futbolu için acı bir milat özelliği taşıyor. Geçtiğimiz pazartesi akşamı M.Ali Aydınlar’ın yaptığı o basın açıklaması, 88 yıllık federasyon tarihinin en talihsiz ve (hatta belki farkında olmadan) en zararlı beyanatıymış hissiyatı doğurdu bende...
Neden mi? Anlatayım... 

SORU 1: AÇIKLAMANIN YAPILMA BİÇİMİ DOĞRU MUYDU?
Öncelikle o gün yapılacak toplantıyla ilgili kamuoyunda oluşturulan beklenti, saat beş buçuk sularında yaşanan hayal kırıklığının boyutunu milyonla çarptı. TFF Başkanı prompterdan çok uzun metin okudu, ama aslında pek bir şey söylemedi! Toplantıya rekor sayıda basın mensubu katıldı, ama ortaya çıkan rekor düzeyde hayal kırıklığından başka bir şey değildi. Madem açıklamanın içeriği buydu, neden böyle büyük bir beklenti oluşturuldu? Böyle bir açıklama, pekâlâ yazılı olarak da yapılabilirdi!
TFF Başkanı Aydınlar özetle, nihai kararın iddianamenin oluşturulmasından sonra verileceğini söyledi; ama herkesin aklına ister istemez “Ligler zamanında başlayacak, Süper Kupa finali vaktinde oynanacak”  açıklamaları geldi! İddianame oluşturulduktan sonra TFF, “Nihai kararı mahkemenin sonucuna göre vereceğiz”  derse artık kimse şaşırır mı? Sanırım şaşırmaz.

SORU 2: TFF’NİN AMACI, “TÜRK FUTBOLUNUN BU KRİZİ EN AZ ZARARLA ATLATMASI” MI OLMALIYDI?
Bence, kamuoyundaki bugünkü güvensizlik ortamının fitili, “Türk futbolu bu krizi en az zararla atlatmalı”  safsatasıyla yakılmıştı. Aslında TFF bu davayı, bu cümleyi kurduğu gün kaybetti.
Şu benzetmeyi yapmak zorunda kalıyorum: “Bir aile içinde ensest ilişki yaşandığına dair şüphe var. Ailenin tüm fertleri mahkemeye çıkıyor. Canı yanmış baba, “Önemli olan bu krizi, ailemize en az zararı verecek şekilde atlatmak”  diyor!”
TFF’nin şike krizini en az  zararla atlatalım düşüncesi, Kulüpler Birliği’nin de toplantı yapıp “birlik beraberlik” mesajı vermesi, biraz bu ailenin haline benziyor! Oysa gün, “Darağacında bile XSpor” , “Darağacında bile Türk futbolu”  deme günü değil... Gün, “Darağacında bile adalet”  dileme günü...
Eğer, “Büyük takımlar küme düşecek, yayın gelirleri sekteye uğrayacak, Süper Lig kulüpleri ciddi bir ekonomik darbe yiyecek” endişesiyle radikal kararlar almaktan kaçılıyorsa; Türk futboluna iyilik değil, kötülük ediliyor! Bir kulübün havuzdan aldığı pay yüzde 50 azaldığında ekonomisi çökecekse, zaten 2014’te UEFA Finansal Fair-Play kriterleri eksiksiz yürürlüğe girdiğinde o takım bu ligde yarışamayacak demektir. İki sene içinde giderleriyle gelirlerini dengeye getiremeyecek, havuzdan aldığı pay düştüğünde dükkânını döndüremeyecek bir kulübün bugün iflas bayrağını çekmesi, belki de 2014’te çekmesinden daha hayırlı...

SORU 3: KANAATLE KARAR VERMEK ADALETSİZLİK Mİ DOĞURUR?
Eğer TFF, 15 Ağustos’taki açıklamayı “Türk futbolunun az zarar görmesi” düşüncesiyle değil, “Kanaatle karar vermek adaletsizlik doğurur”  zihniyetiyle yaptıysa, bu kez haklı kabul edilebilir mi?
Benim fikrim, cevabın yine “hayır” olduğu yönünde ... Çünkü futbolu yalnızca ceza hukukuna teslim etmek, spor hukukunu fiilen yok saymak anlamına geliyor. Eğer federasyonlar sportif kararları sadece yıllar süren mahkemelerin sonuçlarına göre alsaydı İtalya halen Calciopoli’2006’yı tam olarak çözememiş olacaktı. Ya da Türk futbolu, Ankaraspor/Ankaragücü sorununu halledememiş olacaktı bugün... Oysa spor çok hızlı işliyor; oyun, mahkemelerden çok çok daha hızlı akıyor. 
Yaşanmış bir örnek, aslında bizim için yol gösterici olabilir: İtalya Futbol Federasyonu, Calciopoli’yle ilgili ilk kanaatine göre Juventus’u üçüncü lige düşürecekti, ama belge akışı hızlandıkça kararını ikinci lig olarak değiştirdi. İlk planda Milan’dan 15 puan silecekti, ama lig başladıktan sonra cezayı 8 puana düşürdü.
Yani federasyonlar pekâlâ kanaatle karar verebiliyorlar. Hatta gerekirse bu cezaları sezon içinde değiştirip en âdil hale getirebiliyorlar. Çünkü esas maksatları “Bu krizi İtalyan futbolunun en az zararla atlatması”  filan değil. Saf ve pürüzsüz “adalet” i sağlamak.

SORU 4: TFF’NİN ELİNDE KANAAT OLUŞTURMAYA YETER DÜZEYDE BELGE VAR MIYDI?
Bu noktada akla gelen kritik soru sanırım şu: İtalya Federasyonu’nun elinde Moggi’nin hakem atamalarına direkt tesir ettiğine dair konuşma kayıtları vardı ve ivedilikle karar verebildiler. Peki TFF’nin elinde kanaat sahibi olabilecek düzeyde belge var mıydı?
Bu sorunun cevabını tabii ki sadece kozmik odaya girebilenler, bir de her nasılsa o odadan bilgi sızdırabilen(!) bazı meslektaşlarımız biliyorlar! Ama şu iki sorunun yanıtını tüm TFF Yönetim Kurulu üyeleri biliyor olmalılar:
a) Eğer TFF’nin elinde karar için kanaat oluşturabilecek düzeyde belge yoktu ise, neden üçü futbolcu, ikisi antrenör (yani beşi doğrudan sahanın içinde olan) toplam 17 kişi PFDK’ya tedbirsiz değil, TEDBİRLİ  OLARAK  sevk edildiler? Bu tedbirli sevk kararı, “Elimizde yeterli delil yok” açıklamasıyla çelişmiyor mu?
b) Bir TFF  yöneticisinin, “Şiketaş’ı da kurtardık sayemde. Teşekkür etmeleri lazım. Değil mi? Başka kimsede yok ki bu kadar şey... Sonuç...” cümleleri de bir kanaat itirafı sayılmaz mı?
“Sonuç”  sözcüğünün (açıklama sahibinin iddia ettiği gibi) yabancı oyuncu yerine kullanılmış olduğunu algılayamamış olmam, benim zekâ geriliğimle mi ilgili acaba?

SORU 5: AVRUPA KUPALARINA GİDİŞ , KULÜPLERİN İNİSİYATİFİNE BIRAKILABİLİR Mİ?
TFF’nin kanaatle karar veremeyip, bazı kulüplerin sezon içinde UEFA tarafından Avrupa kupalarından ihraç ihtimalinin önünü açması da, Türk futboluna küçük çaplı bir ihanet...
Çünkü bir (ya da birkaç) takımımızın Avrupa kupalarından ihracı sadece itibar açısından değil, sportif ve ekonomik açıdan da bedel ödememize neden olacak. Üstat Cemal Ersen 26 Temmuz’da Milliyet’te bu detaya değinmişti: Sportif olarak (şu anda 10’uncu olduğumuz) kıta sıralamasında ilk 12’nin dışında kalmak demek, 2013-14’te Şampiyonlar Ligi’ne direkt takım gönderememek demek. Devler Ligi’ne takım sokamamak demek, asgari 25 milyon euroluk gelirden de mahrum kalmak demek.
Ayrıca TFF’nin kamuoyunda oluşturduğu “Avrupa kupalarına göndereceğimiz takımları değiştirme vakti zaten geçti” imajı da doğru değil... İtalya, 6 Temmuz 2006’da UEFA’ya verdiği takım listesini 26 Temmuz’da pekâlâ değiştirmiş; iki yeni kulübünü Avrupa’ya gönderebilmişti.

SORU 6: PEKİ, TEK SUÇLU TFF Mİ?
Tabii ki bütün bu kaos ortamının faturasını TFF’ye çıkarmak da çok büyük haksızlık olur. Çünkü sokaktaki adama “gizlilik prensibi”  filan dediğinizde artık gülüyor; Hürriyet’te, Habertürk’te, Takvim’de, Bugün’de ve başka birçok gazetede; bir Vatan yazarının ya da bir Taraf yazarının köşesinde okuduklarının gizli olmamasına anlam veremiyor.
Artık kamuoyu, spor ailesinde (biz dahil) hemen hiç kimsenin temiz olduğuna inanmıyor; “Suçluların dünyasında tek gerçek günah yakalanmakmış” diyor  içinden... Şike soruşturması kapsamında yayına başlayan “Ne olur bana yardım edin Memedalibey Şov” la “Safiyesiz Faik Şov” u birer reality-şov hissiyatıyla gülerek ve eğlenerek takip ediyor halk...

SORU 7: ŞİMDİ NE OLACAK?
Kamuoyundaki güven erozyonu bu denli derin olunca, tamirinin uzun yıllar alacağını tahmin etmek de zor olmuyor.
Artık önümüzdeki yıl futbolcular sahaya avukatlarıyla mı çıkacak, boş kaleye golü atamayan oyuncunun maç sonu açıklamasını hukuk müşaviri mi yapacak, doğrusu bilemiyoruz!
Ama şunu biliyoruz: Eğer bir önceki meclis, Şiddet Yasası’nı yenilerken spor mahkemelerinin kuruluşunun yolunu da açabilseydi; bugünkü krizi daha hızlı çözebilecektik. Belki o zaman TFF, bu kritik kararı kanaatle verme yükü altına girmek zorunda kalmayacak, iş mahkemede halledilecekti.
Olmadı. Bundan sonra da ne olsa, kekremsi bir tat kalacak damağımızda... 9 Eylül’den sonra ne karar alınırsa alınsın tatsız yıllar bekliyor bizi... Çünkü “geç kalmış adalet”, gerçek adalet olmuyor.
http://spor.milliyet.com.tr/safiyesiz-faik-sov-/spor/sporyazardetay/18.08.2011/1428274/default.htm
Giden her sevgilinin ardından, hep biz olduk el sallayan.. Haykırsak duyarlar mı sesimizi, hangi sevdadan galip çıktık ki..Yürüyoruz sessiz ve kederli, Nevizade Geceleri.. İnletiyoruz hep çıkışında, İstiklal Caddesini..

XxXozanXxX

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Şub 2009
  • İleti: 4800
  • Yaş: 34
  • Yer: kartal
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6133 : 19. Ağustos 2011, 11:33:11 »
Vakti olan okusun Uğur Meleke çok güzel kaleme almış
Safiyesiz Faik Şov!
Belki biraz iddialı bulacaksınız, ama korkarım “15 Ağustos 2011”  Türk futbolu için acı bir milat özelliği taşıyor. Geçtiğimiz pazartesi akşamı M.Ali Aydınlar’ın yaptığı o basın açıklaması, 88 yıllık federasyon tarihinin en talihsiz ve (hatta belki farkında olmadan) en zararlı beyanatıymış hissiyatı doğurdu bende...
Neden mi? Anlatayım... 

SORU 1: AÇIKLAMANIN YAPILMA BİÇİMİ DOĞRU MUYDU?
Öncelikle o gün yapılacak toplantıyla ilgili kamuoyunda oluşturulan beklenti, saat beş buçuk sularında yaşanan hayal kırıklığının boyutunu milyonla çarptı. TFF Başkanı prompterdan çok uzun metin okudu, ama aslında pek bir şey söylemedi! Toplantıya rekor sayıda basın mensubu katıldı, ama ortaya çıkan rekor düzeyde hayal kırıklığından başka bir şey değildi. Madem açıklamanın içeriği buydu, neden böyle büyük bir beklenti oluşturuldu? Böyle bir açıklama, pekâlâ yazılı olarak da yapılabilirdi!
TFF Başkanı Aydınlar özetle, nihai kararın iddianamenin oluşturulmasından sonra verileceğini söyledi; ama herkesin aklına ister istemez “Ligler zamanında başlayacak, Süper Kupa finali vaktinde oynanacak”  açıklamaları geldi! İddianame oluşturulduktan sonra TFF, “Nihai kararı mahkemenin sonucuna göre vereceğiz”  derse artık kimse şaşırır mı? Sanırım şaşırmaz.

SORU 2: TFF’NİN AMACI, “TÜRK FUTBOLUNUN BU KRİZİ EN AZ ZARARLA ATLATMASI” MI OLMALIYDI?
Bence, kamuoyundaki bugünkü güvensizlik ortamının fitili, “Türk futbolu bu krizi en az zararla atlatmalı”  safsatasıyla yakılmıştı. Aslında TFF bu davayı, bu cümleyi kurduğu gün kaybetti.
Şu benzetmeyi yapmak zorunda kalıyorum: “Bir aile içinde ensest ilişki yaşandığına dair şüphe var. Ailenin tüm fertleri mahkemeye çıkıyor. Canı yanmış baba, “Önemli olan bu krizi, ailemize en az zararı verecek şekilde atlatmak”  diyor!”
TFF’nin şike krizini en az  zararla atlatalım düşüncesi, Kulüpler Birliği’nin de toplantı yapıp “birlik beraberlik” mesajı vermesi, biraz bu ailenin haline benziyor! Oysa gün, “Darağacında bile XSpor” , “Darağacında bile Türk futbolu”  deme günü değil... Gün, “Darağacında bile adalet”  dileme günü...
Eğer, “Büyük takımlar küme düşecek, yayın gelirleri sekteye uğrayacak, Süper Lig kulüpleri ciddi bir ekonomik darbe yiyecek” endişesiyle radikal kararlar almaktan kaçılıyorsa; Türk futboluna iyilik değil, kötülük ediliyor! Bir kulübün havuzdan aldığı pay yüzde 50 azaldığında ekonomisi çökecekse, zaten 2014’te UEFA Finansal Fair-Play kriterleri eksiksiz yürürlüğe girdiğinde o takım bu ligde yarışamayacak demektir. İki sene içinde giderleriyle gelirlerini dengeye getiremeyecek, havuzdan aldığı pay düştüğünde dükkânını döndüremeyecek bir kulübün bugün iflas bayrağını çekmesi, belki de 2014’te çekmesinden daha hayırlı...

SORU 3: KANAATLE KARAR VERMEK ADALETSİZLİK Mİ DOĞURUR?
Eğer TFF, 15 Ağustos’taki açıklamayı “Türk futbolunun az zarar görmesi” düşüncesiyle değil, “Kanaatle karar vermek adaletsizlik doğurur”  zihniyetiyle yaptıysa, bu kez haklı kabul edilebilir mi?
Benim fikrim, cevabın yine “hayır” olduğu yönünde ... Çünkü futbolu yalnızca ceza hukukuna teslim etmek, spor hukukunu fiilen yok saymak anlamına geliyor. Eğer federasyonlar sportif kararları sadece yıllar süren mahkemelerin sonuçlarına göre alsaydı İtalya halen Calciopoli’2006’yı tam olarak çözememiş olacaktı. Ya da Türk futbolu, Ankaraspor/Ankaragücü sorununu halledememiş olacaktı bugün... Oysa spor çok hızlı işliyor; oyun, mahkemelerden çok çok daha hızlı akıyor. 
Yaşanmış bir örnek, aslında bizim için yol gösterici olabilir: İtalya Futbol Federasyonu, Calciopoli’yle ilgili ilk kanaatine göre Juventus’u üçüncü lige düşürecekti, ama belge akışı hızlandıkça kararını ikinci lig olarak değiştirdi. İlk planda Milan’dan 15 puan silecekti, ama lig başladıktan sonra cezayı 8 puana düşürdü.
Yani federasyonlar pekâlâ kanaatle karar verebiliyorlar. Hatta gerekirse bu cezaları sezon içinde değiştirip en âdil hale getirebiliyorlar. Çünkü esas maksatları “Bu krizi İtalyan futbolunun en az zararla atlatması”  filan değil. Saf ve pürüzsüz “adalet” i sağlamak.

SORU 4: TFF’NİN ELİNDE KANAAT OLUŞTURMAYA YETER DÜZEYDE BELGE VAR MIYDI?
Bu noktada akla gelen kritik soru sanırım şu: İtalya Federasyonu’nun elinde Moggi’nin hakem atamalarına direkt tesir ettiğine dair konuşma kayıtları vardı ve ivedilikle karar verebildiler. Peki TFF’nin elinde kanaat sahibi olabilecek düzeyde belge var mıydı?
Bu sorunun cevabını tabii ki sadece kozmik odaya girebilenler, bir de her nasılsa o odadan bilgi sızdırabilen(!) bazı meslektaşlarımız biliyorlar! Ama şu iki sorunun yanıtını tüm TFF Yönetim Kurulu üyeleri biliyor olmalılar:
a) Eğer TFF’nin elinde karar için kanaat oluşturabilecek düzeyde belge yoktu ise, neden üçü futbolcu, ikisi antrenör (yani beşi doğrudan sahanın içinde olan) toplam 17 kişi PFDK’ya tedbirsiz değil, TEDBİRLİ  OLARAK  sevk edildiler? Bu tedbirli sevk kararı, “Elimizde yeterli delil yok” açıklamasıyla çelişmiyor mu?
b) Bir TFF  yöneticisinin, “Şiketaş’ı da kurtardık sayemde. Teşekkür etmeleri lazım. Değil mi? Başka kimsede yok ki bu kadar şey... Sonuç...” cümleleri de bir kanaat itirafı sayılmaz mı?
“Sonuç”  sözcüğünün (açıklama sahibinin iddia ettiği gibi) yabancı oyuncu yerine kullanılmış olduğunu algılayamamış olmam, benim zekâ geriliğimle mi ilgili acaba?

SORU 5: AVRUPA KUPALARINA GİDİŞ , KULÜPLERİN İNİSİYATİFİNE BIRAKILABİLİR Mİ?
TFF’nin kanaatle karar veremeyip, bazı kulüplerin sezon içinde UEFA tarafından Avrupa kupalarından ihraç ihtimalinin önünü açması da, Türk futboluna küçük çaplı bir ihanet...
Çünkü bir (ya da birkaç) takımımızın Avrupa kupalarından ihracı sadece itibar açısından değil, sportif ve ekonomik açıdan da bedel ödememize neden olacak. Üstat Cemal Ersen 26 Temmuz’da Milliyet’te bu detaya değinmişti: Sportif olarak (şu anda 10’uncu olduğumuz) kıta sıralamasında ilk 12’nin dışında kalmak demek, 2013-14’te Şampiyonlar Ligi’ne direkt takım gönderememek demek. Devler Ligi’ne takım sokamamak demek, asgari 25 milyon euroluk gelirden de mahrum kalmak demek.
Ayrıca TFF’nin kamuoyunda oluşturduğu “Avrupa kupalarına göndereceğimiz takımları değiştirme vakti zaten geçti” imajı da doğru değil... İtalya, 6 Temmuz 2006’da UEFA’ya verdiği takım listesini 26 Temmuz’da pekâlâ değiştirmiş; iki yeni kulübünü Avrupa’ya gönderebilmişti.

SORU 6: PEKİ, TEK SUÇLU TFF Mİ?
Tabii ki bütün bu kaos ortamının faturasını TFF’ye çıkarmak da çok büyük haksızlık olur. Çünkü sokaktaki adama “gizlilik prensibi”  filan dediğinizde artık gülüyor; Hürriyet’te, Habertürk’te, Takvim’de, Bugün’de ve başka birçok gazetede; bir Vatan yazarının ya da bir Taraf yazarının köşesinde okuduklarının gizli olmamasına anlam veremiyor.
Artık kamuoyu, spor ailesinde (biz dahil) hemen hiç kimsenin temiz olduğuna inanmıyor; “Suçluların dünyasında tek gerçek günah yakalanmakmış” diyor  içinden... Şike soruşturması kapsamında yayına başlayan “Ne olur bana yardım edin Memedalibey Şov” la “Safiyesiz Faik Şov” u birer reality-şov hissiyatıyla gülerek ve eğlenerek takip ediyor halk...

SORU 7: ŞİMDİ NE OLACAK?
Kamuoyundaki güven erozyonu bu denli derin olunca, tamirinin uzun yıllar alacağını tahmin etmek de zor olmuyor.
Artık önümüzdeki yıl futbolcular sahaya avukatlarıyla mı çıkacak, boş kaleye golü atamayan oyuncunun maç sonu açıklamasını hukuk müşaviri mi yapacak, doğrusu bilemiyoruz!
Ama şunu biliyoruz: Eğer bir önceki meclis, Şiddet Yasası’nı yenilerken spor mahkemelerinin kuruluşunun yolunu da açabilseydi; bugünkü krizi daha hızlı çözebilecektik. Belki o zaman TFF, bu kritik kararı kanaatle verme yükü altına girmek zorunda kalmayacak, iş mahkemede halledilecekti.
Olmadı. Bundan sonra da ne olsa, kekremsi bir tat kalacak damağımızda... 9 Eylül’den sonra ne karar alınırsa alınsın tatsız yıllar bekliyor bizi... Çünkü “geç kalmış adalet”, gerçek adalet olmuyor.
http://spor.milliyet.com.tr/safiyesiz-faik-sov-/spor/sporyazardetay/18.08.2011/1428274/default.htm

mükemmel bir yazı....

XxXozanXxX

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Şub 2009
  • İleti: 4800
  • Yaş: 34
  • Yer: kartal
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6134 : 19. Ağustos 2011, 11:35:51 »
alaattin metin ve kulüp müdürü serkan acar ifade verıyor emnıyette...

Necihi

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Mar 2010
  • İleti: 1175
  • Yaş: 43
  • Yer: istanbul-malesef kadıkoy
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6135 : 19. Ağustos 2011, 13:12:46 »
alaattin metin ve kulüp müdürü serkan acar ifade verıyor emnıyette...
Adnan Sezgin'de emniyette.

Nevizade

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Oca 2011
  • İleti: 1920
  • Yaş: 40
  • Yer: Nevizade / Beyoğlu
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6136 : 19. Ağustos 2011, 13:17:50 »
http://cdn.Galatasaray.org/images/haberler/2/B_10867_GSKLOGO_B.jpg
Şike Operasyonu !

Galatasaray Spor Kulübü'nden Kamuoyuna Açıklama

TFF’nin son kararından sonra Türk futbolunun geleceği açısından ciddi endişe duyduğumuzu belirttik. Bu endişenin nedenlerini açıklıkla dile getirmenin zamanı bugündür.

Futbol, dünyada bir çok ülkenin en önemli imaj unsurlarından biri haline gelmiştir. Globalleşen dünyada, oyunun tek bir kuralı vardır: Rekabet. Bu rekabet tabii ki uluslararası kurallar çerçevesinde yapılır. Aksi halde futbolun marka gücü, değeri ve evrenselliğinden  söz edilemez. Herkes, kendi kurallarını uygulayacak olursa, başarının evrensel ölçüsü kalmaz.

Dünya çapında sıfır hata toleranslı bu rekabetin ardındaki neden, sadece imaj meselesi değildir. Bu rekabetin ekonomisi de son derece ciddi boyutlara ulaşmıştır. 2010-2011 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde dağıtılan gelir tutarı 754 milyon Euro’ya ulaşmıştır. Ülkemiz, bu gelirin sadece 20 milyon Euro'sunu elde edebildi. Diğer uluslararası rekabet alanlarını ve dolaylı gelirleri hesaba kattığımızda Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip ve futbol aşkının son derece yaygın olduğu ülkemizin bu ekonomiden aldığı pay %2’nin altındadır. Önemli bır futbol ülkesi olan İngiltere'nin aldığı pay 200 milyon Euro'dur.
 
UEFA Kupası ve Süper Kupa almış kulübe, Dünya üçüncüsü ve Avrupa dördüncüsü olmuş bir Milli Takıma sahip ve nüfusunun yarısından fazlası 24 yaşın altında olan Türkiye’ye, yakın bir zamana kadar futbolun geleceğe damgasını vuracak yeni yıldızı olarak bakılmaktaydı. Son dönemde yaşadıklarımızdan sonra bu noktadan ne kadar uzaklaştığımız ortadadır.
 
Üstelik oluşan kararsızlık ortamı, daha geçtiğimiz günlerde Olimpiyatlara yeniden ve büyük bir şevkle aday olan, gün geçtikçe uluslararası organizasyon kabiliyeti ve kredibilitesi artan ülkemizin, tüm spor dünyasındaki imajı açısından da büyük bir olumsuzluk yarattığı ortadadır.

Türk futbolunun bugün verdiği sınav, yıllar sonra nice uğraş sonucu elde edilen özerklik konumuna rağmen kendini yönetme becerisine ve erkine sahip olup olmadığı sınavıdır.

Gelişmelerin ilk gününden beri son derece açıklıkla belirttik: Hiç kimsenin üzüntüsü, acısı, bizim sevincimiz olamaz. Hepimiz aynı gemideyiz ve geminin adı Türk Futbolu’dur. Gerçek şudur ki, gemimiz ağır bir yara almış, futbolumuz mahkemelere düşmüş, kişisel ve toplumsal dramlar ortaya çıkmıştır. Ancak alınan bu yara, her gün biraz daha büyürken, hiç bir şey yokmuş gibi davranmak daha büyük maliyetlere yol açacaktır. Gün dövünme, tartışma, kavga günü değildir. Hep beraber oturup ortak bir akıl ve strateji oluşturma günüdür.
 
Bu strateji  “zaman kazanma”ya dayandırılamaz. Kendimizi yönetme becerisi ve erkine sahip olduğumuzu kanıtlamamız için atılması gerekli adımlar bellidir. Geciktikçe bedel daha da ağırlaşacaktır. En kötüsü bu adımları biz zamanında atmaz isek, başkalarının bizim adımıza atması kaçınılmazdır. Kurallar çerçevesinde hatalarımızla yüzleşip gereğini biz yapmazsak dünyada bunu üst kuruluşlar yapar. Kendi kangrenli parmağımızı kendimiz kesmezsek, birileri gelir kolumuzu keser. “Biz yapamadık, onlar yaptı” diyemeyiz. Uygar dünyanın saygın bir üyesi olmak, öncelikle hatalarımızla yüzleşip, kendimize karşı dürüst olmaktan geçer. 

Türk Futbol endüstrisinin yöneteni bellidir. Futbol tarihimizin en önemli problemi önlerine gelmiştir. Böyle bir meselede adaleti tam ve net olarak sağlamak çok zordur. Ancak onun görevidir. Bu görevi başkalarına bırakamaz, devredemez. Bizlere düşen ise kendilerine sonuna kadar destek vermek ve yardımcı olmaktır. 

Futbolumuzdaki bazı şahsiyetlerin hırsları, bir an için akıllarının önüne geçmiş olabilir. Bu her bireyin, her an başına gelebilir. Bu durum bazı haksızlıklar ve adaletsizlikler yaratmış olabilir. Ancak dünyada barışın en büyük çimentosu olan spor dünyasında hiç kimsenin söz konusu rakibi de olsa bir tek gün bile özgürlüğünün sınırlanması istenemez.

Ama ne anlayış, ne acıma, ne dostluk duygularımız hataları ortadan kaldırmaz. Yapmamız gereken, FIFA ve UEFA'nın tüm kuralları, uluslararası futbol camiasının örf ve adetlerini eksiksiz yerine getirmektir. Ne eksik ne fazla. Böyle bir uygulama hata yapan futbol yöneticilerimizi, spor insanlarımızı hapisten kurtaracağı gibi, Türk futbolunun kaderini kendimizin çizmesi demek olacaktır. Bu uygulamayı başkasına bırakmak, yapacağımız en büyük hata olur.

110 yıllık geçmişi olan, artık kültürümüzün bır parçası olmuş futbolumuzun kaderini, başkalarının çizmesini kabullenmek gibi bir tarihi hatayı yapma lüksümüz yoktur, olamaz.

Aksi takdirde tarih, hepimizden hesap sorar.

Galatasaray SPOR KULÜBÜ

http://www.Galatasaray.org/kulup/haber/10867.php
Giden her sevgilinin ardından, hep biz olduk el sallayan.. Haykırsak duyarlar mı sesimizi, hangi sevdadan galip çıktık ki..Yürüyoruz sessiz ve kederli, Nevizade Geceleri.. İnletiyoruz hep çıkışında, İstiklal Caddesini..

Nevizade

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Oca 2011
  • İleti: 1920
  • Yaş: 40
  • Yer: Nevizade / Beyoğlu
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6137 : 19. Ağustos 2011, 13:22:13 »
Sonunda beklediğimiz açıklama geldi gayet de güzel: anlayana
Giden her sevgilinin ardından, hep biz olduk el sallayan.. Haykırsak duyarlar mı sesimizi, hangi sevdadan galip çıktık ki..Yürüyoruz sessiz ve kederli, Nevizade Geceleri.. İnletiyoruz hep çıkışında, İstiklal Caddesini..

Semih Avcı

  • Editör
  • Mimar
  • *
  • Kayıt Tarihi: Şub 2008
  • İleti: 2421
  • Yaş: 37
  • Yer: İSTANBUL/BEYKOZ
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6138 : 19. Ağustos 2011, 13:30:40 »
Arkadaşlar, bu hafta cumartesi günü yani 20 Ağustos 2011 de iftar organizasyonu düzenliyoruz. Mekan Şiketaş daki " Dürümce " adlı mekandır. Gelmek isteyen renkdaşlar bana Cuma gününe kadar ulaşsın ki ona göre rezervasyon yaptırayım. Bu arada fiyatlar gayet uygundur, porsiyonlarda bir o kadar doyurucu.

Yer: Şiketaş Motor İskelesinin 50 metre ilerisi, başka bir değişle Haneden adlı mekanın bitiğişi.. Saat, iftar da orda olun işte.

Not: Gelecek arkadaşların bana özelden mesaj atması yeterlidir..

agecu

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2010
  • İleti: 2144
  • Yaş: 45
  • Yer: istanbul
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6139 : 19. Ağustos 2011, 14:01:12 »
Vayy be Seviyorum klübümü iyiki Galatasaray lıyım. Ne mutlu Galatasaray lı olana....
Fakat bu açıklamadan sonra bize ceza veya sevk olacağı kesin, sonra tükürdüklerini yalayarak bizim dediklerimize gelecekeler...
Uefa fifa bize 3-5 yıl tüm futbol branşlarında cezayı verince görürüm ben ozaman lig tv nin totosunu kurtarmaya çalışanları...

Bu strateji  “zaman kazanma”ya dayandırılamaz.

Ancak alınan bu yara, her gün biraz daha büyürken, hiç bir şey yokmuş gibi davranmak daha büyük maliyetlere yol açacaktır.

Kendi kangrenli parmağımızı kendimiz kesmezsek, birileri gelir kolumuzu keser.

Medyadan destek görmediğimiz takdirde hiçbirşey olmaz... hatta açıklamalardan dolayı olan bize olur..
Estağfurullah, ben sadece "Haddimi" biliyorum.

herevelazim

  • Ziyaretçi
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6140 : 19. Ağustos 2011, 14:05:33 »
Açıklamadan ibret aldım resmen. :)
Başkalarıda ders alsın.

agecu

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2010
  • İleti: 2144
  • Yaş: 45
  • Yer: istanbul
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6141 : 19. Ağustos 2011, 14:05:46 »
"futbolumuzdaki bazı şahsiyetlerin hırsları, bir an için akıllarının önüne geçmiş olabilir."
Acaba kimden bahsediyor/lar..  :hehe: :hehe: :hehe:
Estağfurullah, ben sadece "Haddimi" biliyorum.

Nevizade

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Oca 2011
  • İleti: 1920
  • Yaş: 40
  • Yer: Nevizade / Beyoğlu
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6142 : 19. Ağustos 2011, 14:26:41 »
Kendi kangrenli parmağımızı kendimiz kesmezsek, birileri gelir kolumuzu keser.

İşin özeti budur.
Giden her sevgilinin ardından, hep biz olduk el sallayan.. Haykırsak duyarlar mı sesimizi, hangi sevdadan galip çıktık ki..Yürüyoruz sessiz ve kederli, Nevizade Geceleri.. İnletiyoruz hep çıkışında, İstiklal Caddesini..

Mert Özcan

  • Global Moderator
  • Mimar
  • *
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 2207
Ynt: Şike Operasyonu !
« Yanıtla #6143 : 19. Ağustos 2011, 14:27:02 »
Bu cumartesi iftar organizasyonumuz var arkadaşlar.. Gelmek isteyenlere duyrulur..

http://www.aslantepe.biz/sohbet-alani/20-agustos-cumartesi-aslantepe-biz-iftar-organizasyonu-!/
Oh Tonight You KiLLed Me With Your SmiLe So BeautifuL And WiLd So BeautifuL...