Zaman | Ahmet Uykan | 11 Ağustos 2010
Zalad'dan 17 yıl sonra 8-0 açıklamasıTürk futbolseverler Rade Zalad ismini ilk kez 1986 yılında Eskişehirspor'la tanıdı. Es-Es'te gösterdiği
başarılı performansın ardından soluğu Şiketaş'ta alan Zalad, Siyah-Beyazlı takımın kalesinde de
adeta devleşerek dikkatleri üzerine çekti. Şiketaş'ın iki sezon boyunca en az gol yiyen takımı
olmasında büyük pay sahibi olan Sırp kaleci, 1989 yılında sürpriz bir şekilde A.Gücü'ne transfer oldu.
Başkentte 4 yıl görev yapan Zalad'ın Türkiye serüveni ise hüsranla bitti. Zira 1992-93 sezonunun
son haftası unutulmaz kalecinin adeta sonunu hazırladı. O sezon G.Saray ve Şiketaş aynı puanla
son haftaya girerken her iki takım galibiyet kadar gol averajına da önem veriyordu.
Sonunda Şiketaş, İnönü'de G.Birliği'ni 3-1 yenerken G.Saray başkentte Zalad'ın kaleyi koruduğu
Ankaragücü'ne 35 dakikada 5 gol attı. Zalad devre arasında oyundan çıksa da maç 8-0 bitiyor ve
G.Saray gol averajı ile Şiketaş'ın önünde şampiyon oluyordu.
İşte aradan 17 yıl geçmesine rağmen ismi sürekli 8-0'lık maçla anılan Zalad, Belgrad'da Zaman'ın
sorularını içtenlikle cevapladı.
Şiketaş tarihinin en başarılı kalecisi olmana rağmen ismin hâlâ 8-0'lık A.Gücü-G.Saray
maçı ile anılıyor. Bu seni rahatsız ediyor mu?Tabii ki bundan çok rahatsız oluyorum. Halbuki benim Şiketaş'ta yaptıklarım ortada. İstatistik denen
bir şey var. Şiketaş'ın kalesini en çok koruyan ve en az gol yiyen kalecisi benim. Bunu kimse inkar
edemez. Fakat nedense Türk medyası A.Gücü-G.Saray maçını bir türlü unutamıyor. Benim vicdanım
rahat. O maçta her zaman olduğu gibi elimden geleni yaptım. Ancak takım halinde çok kötüydük ve ilk
yarıda ben 5 gol yedim. Medya da faturayı bana kesti. Yani çamur at izi kalsın misali adımı lekediler.
Ben yıllarca Şiketaş'ın ekmeğini yedim. Onlara nasıl ihanet ederim? Ancak bu iftira benim önümü
kesmedi. Önce Partizan'da, ardından Sırbistan Milli Takımı'nda kaleci ve yardımcı antrenörlüğe kadar
yükseldim.
Sen maçı bir daha tekrar izledin mi? Özellikle yediğin goller hakkında yorum yapabildin mi?İzlemedim. Zaten izlememe gerek yok. Ben o maçı dün gibi hatırlıyorum. G.Saray'dan hangi futbolcu
topu ayağına alsa benimle karşı karşıya kalıyordu. Fakat hiçbir arkadaşımın iyi niyetinden şüphe
etmedim. Futbolda bu tür skorlar oluyor. Örneğin Şiketaş'ın Liverpool'a 8-0 yenildiği gün kaleci
Hakan'a çok üzülmüştüm.
Maçın devre arasında A.Gücülü bazı futbolcuların senin üzerine yürüdüğü söyleniyor.Hayır kesinlikle öyle bir olay yaşanmadı. Devre arasında takım halinde çok üzgündük. Ben de Tınaz
Tırpan hocaya ikinci yarıda kaleye geçmek istemediğimi ve futbolu bıraktığımı söyledim. Kaleye Arif
geçti. O da 3 gol yedi. Maçtan bir gün sonra da basın toplantısı düzenleyip bir daha kalecilik
yapmayacağımı açıkladım.
O maçla ilgili şimdiye kadar sürekli senin üzerine gidildi. Peki G.Saray yönetiminden sana sahip
çıkan ve koruyan olmadı mı?Hayır, şimdiye kadar olmadı. Sadece OFK Belgrad-Galatasaray maçı öncesi Başkan Adnan Polat'la
tesadüfen bir yemekte karşılaştım. Onu hayatımda ilk defa orada gördüm. Kendimi ona tanıttığımda
çok şaşırdı. Bana sarılarak 'Kardeş senin o maçla ilgili hiçbir kabahatin yok. Sen çok dürüst birisin.'
dedi. Bu sözleri duyunca çok duygulandım. Kendi kendime keşke bunları Türk basını da duysa dedim.
Adnan Polat'ın o maçla ilgili Türk medyasına bir açıklama yapmasını ister misin?Olabilir. O sezon Adnan Polat Galatasaray'da yöneticiydi. Kendisi veya o dönemin başka bir idarecisi
benim adımı temize çıkarabilir. Aslında çok da önemli değil. Dediğim gibi vicdanen çok rahatım.
Fakat iki oğlum var ve ikisi de futbolcu. Belki de günün birinde Türkiye'de futbol oynayacaklar.
Suçsuz yere sadece çirkin bir dedikodu yüzünden çocuklarımın zarar görmesini istemem.
http://www.haber7.com/haber/20100811/Zaladdan-17-yil-sonra-80-aciklamasi.php