Kendi takımlarından oynamayan adamlarla kurulu bir milli takım, bir zamanlar çalıştırdığı takımda istemediği adamı(Ceyhun Eriş), 34 yaşında milli takıma çağıran bir teknik adam olursa. 86 yıldır içinde olduğumuz uluslararası futbol arenasında özellikle son on yılda oldukça ses getirmemize rağmen hala bir Türk futbolu tarzı yerleştiremiyorsak. Başarılar günlük, sadece bir kaç oyuncunun formuna bağlıysa bir turnuvaya katılır şansa bala atılan goller veya son dakika gazlarıyla yarı final oynar ancak gelecek turnuvaya katılamayız.
2008 Avrupa Şampiyonası sonrası kendimizi Avrupa'nın en iyi 4 takımından biri olarak gördük ve yapılan hataların üstünü örttük. Bana göre Fatih Terim o turnuvada bitti. 2-0 dan çevrilen Çek maçı sonrası, "benim verdiğim taktikle yendik" mealinde sözler söylediği an federasyon gönderme kararı alıp, turnuva sonrası teşekkür etmeliydi.
Altyapıda beraber oynayan gençleri üst yapıya taşıyamamak. A takımda 4-4-2 oynatıp, U-21 de 3-5-2, U-19'da 4-3-3 oynamak. Hadi oyunun saha içi dizilişinin aynı olmasından vazgeçtip, oyun tarzlarının aynı olmaması. Bir takımda kontrol futbolu diğerinde hücum futbolu, bir diğerinde kontaatak futbolu oynatmak gibi garabetler bugünleri getirdi.
Herkes İspanya'ya imreniyor, çünkü takımn hemen hemen yarısı belki daha fazlası altyapı takımlarından beri birlikte oynuyor. İşte bunu yani altyapıdan üst klasmana azami oyuncu aktarmayı başarırsak sorunlarımız çözülür.