İnşaat mühendisinin işi, tasarladığı her şeyin, üzerine yüklenen ağırlığa dayanabilmesini sağlamaktır. Bu bakımdan, varlığını diğer canlı türlerinden ayıran tek olgu olan bilinç olgusuna sahip, fiziksel bir organizma olan insan, söz konusu kendisi ve kendisi ile evren ilişkisi olunca ‘ inşaat mühendisi ’ olarak eğretilenebilir. Evrende varlığını sürdüren organizmalar içinde, insanı diğer canlı türlerinden ayıran tek olgu onun bir bilince, usa (logos) sahip olmasıdır. Hayatın, yani ‘ var olma bilinci ’ nin içinde barınan bu olgu insanın var oluş nedenidir. Bu nedene bağlı olarak hayatın varlığı belirli eylemlerin gerçekleştirilmesine bağlıdır. Bu eylemler, insan tarafından sergilenen, bilincin meydana getirdiği üç ana kola bağlı olarak incelenir. (1. Etik (Ahlâki Yargılama - Değer Yargıları) – 2. Ussal – 3. İnanç Sistemleri ) İnsan, sahip olduğu bilincin altında bulunan bu üç kolla kendi imarını gerçekleştiren ve bir tasarım ve bir tasarlayıcı olarak inşaat mühendisidir.
Tasarımda, inşa edilecek organizmanın iç iskeletini bilinç oluşturur. İç iskeletin üzerine temellendiği yapı Etik (Ahlâki Yargılama - Değer Yargıları) ‘ tir. İç iskelet üzerine yerleştirilen düşey taşıyıcılar, kolonlar, Ussal’dır. İç iskelet üzerine temellenen inşanın kullanım alanı yüklerini düşey taşıyıcılara aktaran mekanik olarak tasarımda çubuk olarak kabul edilen yapı elemanı, kirişler, İnanç Sistemleri’dir.
İç iskeletin üzerine temellendiği yapı olması dolayısıyla, bilincin ön koşulsuz insanî unsuru olan Etik, bir inşa tasarısı olarak insanın hayatta kalmasının nesnel bir gereksinimi olması gerekçesiyle, ahlâki değer yargıları toplamıdır. Değer, bir insanın kazanmak ve/veya korumak için çalıştığı şeydir. İnsana, kendisinden yana, kendisi tarafından kazandırılan bu olgu, ahlâki değer yargıları toplamı, organizmanın inşasına büyük bir gerektir. Çünkü değer kavramını mümkün kılan şey hayat kavramıdır, dolayısıyla yapının varlığı ve ‘ var olma bilinci ’ olarak hayattır. Kaldı ki yalnızca yaşayan bir organizma için şeyler iyi yada kötü olabilir. İyi ve ya kötü ölçütlerinin dengesi Etik tarafından belirlenir. Tıpkı kimi zeminlerin inşa tasarıları için uygun olup, kimilerininse olmaması durumu gibi. Eğer, bilincin, üzerine temellendiği bir unsur olarak Etik var olmasaydı, insan fiziksel bir organizma olarak varlığını sürdüren ancak yaşamsal olarak çürümüş, köhne bir inşa olarak insan olabilirdi.
Düşey taşıyıcı olarak bilinci destekleyen kolonlar, insanda var olan düşünce sistematiğidir. Hiçbir inşa tasarımı, temel destekleyici faktörünü yadsıyarak tasarlanamaz. Her bir düşünce sistemi, kendi başına bir ‘ana unsur’ olarak tasarımın ne denli dayanıklı olup olmadığına karar vermek için iyi bir örnek olması haricinde, yapının ne denli yükselip yükselemeyeceğine de iyi bir cevaptır. İnşaat mühendisi tarafından tasarımda oluşturulan kolonların hangi yapı malzemesinden oluşacağına karar vermek, yine bir tasarım ve bir tasarlayıcı olarak inşaat mühendisinin görevidir. Bu seçimin, zemine yani Etik’e entegre olması koşulu da inşaat mühendisinin kim olduğu sorusuna su götürmez bir gerçeklikle yanıt olma özelliği taşır. Bilinci destekleyen Ussal, insandan yana, insan için, onun kendi tarafından seçimlerle belirlenir. Bu seçimin eleştirmeni Etik’tir.
İç iskelet üzerine temellenen inşanın, kullanım alanı yüklerini düşey taşıyıcılara aktaran kirişler, İnanç Sistemleri’dir. Bu kirişlerin görevi üzerine yüklenen ağırlıkları Bilinç’i destekleyen kolonlara, yani düşünce sistematiği örgülerine aktararak yapıyı dengede tutmaktır. Aksi takdirde yapı tasarımının üzerine yüklenen ağırlıklar kolonları zorlayarak Bilinç’in sarsılmasına ve bununla birlikte inşanın çökmesine sebep olacaktır. Bahsi edilen kirişlerin yapıya uygunluğu ve hangi noktalara inşa edilmesi gerektiğinin, tasarımının yapılması inşaat mühendisinin kim olduğu sorusunun diğer parçalarından birkaçıdır. Herhangi bir inanç sisteminin varlığı, insan için bir gerek olduğu kadar, yapının varlığını sürdürmesi amacıyla bir inşa için de kiriş unsuru olarak bir gerektir.
Bunlara bağlı olarak inşaat mühendisi kendi imarını gerçekleştiren ve bir tasarım ve bir tasarlayıcı olarak kendi kendisinin ve meydana getirdiği yapıların yaratıcısıdır.
alıntı:Emre Memiş