Zaten bizim futbolcularımızın sorunu şu; Türkiye'de o kadar gelenek haline gelmiş ki, futbolcular başarısız oldukları zaman kendilerinin değil teknik adamın gönderileceğine çok eminler. Teknik direktörle bir sorun yaşadıkları zaman, resmen yenilmek, gol yemek, gol atamamak umurlarında olmuyor, çünkü medya hemen teknik direktöre yükleniyor ve yöneticiler de onların ekmeğine yağ sürüyor. Bugüne kadar böyleydi en azından, umarım bu gelenek Rijkaard'la birlikte değişir ve futbolcular kötü oynadıkları zaman, sorumlunun sadece teknik direktör değil, kendileri olacağını da bilirler. Biz onlardan takımı bizim kadar sevmelerini zaten beklemiyoruz, ama aldıkları paranın hakkını versinler, üzerine düşen görevi yerine getiremedikleri zaman o paranın haksız kazanç olacağının bilincinde olsunlar, takımın aldıkları sonuçların biraz da kendi sorumluluklarında olduğunu bilsinler yeter. En iyi örnek de yine Neill. Neill iki günde hemen bizim kadar Galatasaray'ı sevmiş olabilir mi, tabi ki hayır. Ama adam sorumluluğunun bilincinde, profesyonel ve aklıyla oynuyor.
Şöyle bir örnek vereyim, geçen hafta Sivasspor maçından sonra Rijkaard'a ilk etapta çok kızmıştım, lakin sonra düşününce, bu kadar dünya futbolunu bilen, bu kadar başarılı olmuş, zeki bir teknik adamın Sivasspor karşısında 1-0'a bu kadar yatacağına, takımı 60 dk. boyunca bu kadar defansif oynatabileceğine aklım ermedi. Gel gör ki bizim futbolcularımız hala en iyi defansın pas yapmak, atak yapmak olduğunun bilincinde değiller. Rijkaard'ın dediği gibi futbolcu dediğin biraz da zeki olacak, aklıyla oynayacak, defansta 1 kişiyi 6 kişi ile tutup, orta alanı boşaltmayacak.
Bir sözüm de Anadolu takımlarının futbolcu, yönetici ve teknik adamlarına. Rijkaard kadar efendi, soğuk kanlı ve saygılı bir adama bile yapmadığını bırakmayan, sanki karşısında askerlik arkadaşı varmış gibi maç sonunda açıklamalar yapan insanlar bilsin ki, kendilerinden sittin sene bir cacık olmaz. O adam ki Sivas maçı sonrası, o kadar gerginlik olmasına rağmen maç sonunda bütün Sivaslı futbolcuları teker teker tebrik etti. Biri çıkar Ali Sami Yen'e gecekondu der, biri çıkar Rijkaard'a dava açar, biri çıkar her hafta Galatasaray aleyhinde resmi sitesinde yazılar yayınlar (Kayserispor) ki kurallara göre futbolcunun sene sonunda sözleşmesi bitiyorsa devre arasında transfer görüşmesi yapıp prensip anlaşmasına varma hakkın var. Ne oldu da bu kadar düşmanımsı tavırlar birden ortaya çıktı anlamak mümkün değil. Bizim kulübeye kadar gelip Rijkaard'ın yakasına yapışan Sivas'ın o yardımcı teknik direktörü bilsin ki, sen Rijkaard'ın Galatasaray'ından 1 puan almayla onunla aynı seviyeye çıkamazsın. Ah bizim medyamız da, insanımız da biraz akıllı olabilse de, adamın maç sonraları yaptığı açıklamalarda ne derin anlamlar olduğunu görebilse. Ne diyor Rijkaard, Mesut Bakkal'ın "Biz top oynadık, rakibe tekme atmadık" sözünden sonra, "Ben başka maç izledim o zaman" diyor. Tamam Barış rakibe bir pozisyonda sert girip, bilerek tekme atmaya kalkışmış olabilir, siz maç boyunca aynı şeyi yaptınız, Mehmet'in burnunu kırdınız da faul bile verilmedi.
Neyse çok uzattım ama, şunu biliyorum ki, bu adam Türkiye'de 5 sene kalsın, tek başına tüm Türkiye futboluna neler katar, kendi değişmektense, her maç yaptığı takıma, takımın teknik direktörüne, yöneticilerine profesyonel olmak ne demek, efendi saygılı olmak ne demek bunu öğretir.