Dün hayatımda ilk kez TT ARENA'ya, ilk kez bir derbi içiin stada gittim. Mecidiyeköy'den metroya binmek, 4. Levent'ten Seyrantepe metrosunu bulup da içine girebilmek tam anlamıyla eziyet gibiydi. Metroyla Aslanlı Yol'a geldiğimde rahmet de hızlanmış ve yol, dağıtılan Galatasaray dergileriyle oluşan kağıt hamuruyla ve çamurlarla su toplamıştı. Ayaklarım ve paçalarım tabir yerindeyse sırılsıklam olmuştu, tabii saçım ve üst-başım da yağmurdan nasibini almıştı!... TT Arena'ya vardığımda ilk santra yapılmak üzereydi. İnanın stada varmak çok ama çok çileli oldu benim için. Ona rağmen akşamın harikulade neticelenmesiyle, çektiğim çileleri bir kalemde sildim. Bir anda unuttum. Maçtan sonra Taksim İstiklal'e geçip caddenin sonundan Eminönü yaptım ve dönüş yolculuğum başlattım. Dün akşamki mutluluklar için çektiklerinin 10 kat fazlasını 10 kere daha çek, deseler hiç düşünmem çekerim. Çünkü; böylesine şahane sevinç için, Galatasaray için, tarifi imkansız bir ARMA SEVDASI için, değer.
Şimdi fark ettim ki, sesim de hepten gitmiş ve boğazlarım fena ağrıyor. Ama dedim ya; değer!
İlk, TT Arena maçımda,
İlk, Derbimde,
(ilk,) başkanımızın Fenev derbisinde,
(ilk) bu yıl aldığımız birçok yeni futbolcumuzun fenev derbisinde,
(ilk), 1,5 yıl sonra gelen liderlik maçında ve
(İlk), 3 yıl aradan sonraki Fenev galibiyetinde
KAZANDIK!!!!! BEN DE ORDAYDIM!!!!!!
Son olarak maç sonunda Stat hopörlörlerindeki "Mini mini bir kuş" ve Telgrafın tellerine kuşlar mı konar" klasikleri muhteşem gecenin kaymağı oldu kaymağı. Tabii takımın da topluca bütün tribünleri gezmesi, bize doru koşup da çimlerde kayması da ayrı bir güzellikti...
(Maça gitmeme vesile olan Taygun Abi'me de bir kez daha minnettarım minnettar...