28. Nisan 2026, 15:45:39

Anket

F grubundaki ilk maçımız ne olur ?

Galatasaray Kazanır
Berabere biter
FC Panathinaikos Kazanır

Gönderen Konu: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)  (Okunma sayısı 75456 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bUrAq22

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 609
  • Yaş: 41
  • Yer: Edirne
  • İnandık Biz
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #720 : 18. Eylül 2009, 12:20:20 »
Bu takımı öyle seviyorum ki..

Tokat jandarma bölge komutanlığında askerliğini yapan fanatik bir galatasaraylıyım ben.. maç saatinden önce er gazinosunda televizyonun başına oturup Digiturk te tnt aradım ama bulamadım.. aşk bu ya komutanın odasından anten alıp televizyona taktık ama bir baktık şifre girdi.. daha ne olmalıydı fanatik bir taraftar için firar etme gereği.. Ha son günlerimde böyle birşey yapmam zaten ama risk alıp bir şeyler yapmalıydım.. Rütbeli gazinosunun d.smart sahibi olduğunu biliyordum bende gece o tarafa kaçak bir şekilde giriverdim..

Bölge komutanı Fenerbahçeliydi ama ben bir şekilde izleyecektim maçı.. Gazinoya giremeyeceğimden gazinonun yanında bulunan pencerelerden birinin altına iliştim.. İşte o an örtü-tam siper tanımlarının gerekliliğinin farkına varıyordum.. neyse maç başladı gol oldu.. sevindim ama atacağım çığlıkların her bir harfini yüreğimde gizledim.. maç 3-1 bittiğindeyse içimde az sonra sevgilimle ayrı bir mutlu konuşabilecek olmanın mutluluğu ve şafağın 3 olduğu bu günde yapacağım deliksiz nöbetsiz uykunun rahatlığı vardı... iyiki varsın Galatasaray!!
Ali Sami Yen dedi yendik...

uAnkara06

  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Haz 2009
  • İleti: 431
  • Yaş: 33
  • Yer: Ankara
  • Franklin Edmundo "Frank" Rijkaard
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #721 : 18. Eylül 2009, 12:21:05 »
Bugün alınan galibiyet evet 2 puan kazandırdı bize. Fakat grupta herkese minumum 2 puan verileceği için, bu puan hanemize yazılmış olmadı ne yazıkki. Bu yüzden ancak bundan sonraki galibiyet lerde 2 puan ve beraberli klerde 1 puan şeklinde gideceğiz. Şampiyonlar liginde ayakbastı puanı var. (4 puan) Avrupa liginde durum farklı, orada ayakbastı puanı yerine minumum puan olayı var. Bu yüzden de ne yazık ki bu maçtan sadece ülke puanına katkıda bulunduk.

bUrAq22

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Ağu 2008
  • İleti: 609
  • Yaş: 41
  • Yer: Edirne
  • İnandık Biz
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #722 : 18. Eylül 2009, 12:22:41 »
bu arada fifa son golümüzü elanoya yazmamış kızdım  :duvar:
Ali Sami Yen dedi yendik...

uAnkara06

  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Haz 2009
  • İleti: 431
  • Yaş: 33
  • Yer: Ankara
  • Franklin Edmundo "Frank" Rijkaard
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #723 : 18. Eylül 2009, 12:24:19 »
Şu anda seneye oluşacak sıralama şu şekilde.(Buraya dikkat) :)
Alıntı
20   PSV Eindhoven          Ned   16.6428   17.0000   6.2666   2.7166      42.626
21   Atlético Madrid           Esp   3.8000   14.7750   17.6624   6.0142      42.251
22   Glasgow Rangers   Sco   14.3500   22.0500   0.3750   5.3332      42.108
23   Fiorentin a                   Ita   2.3856   23.0500   11.2750   4.8284      41.539
24   Zenit St. Petersbur g   Rus   1.3250   23.2500   14.9500   1.9000      41.425
25   Girondins Bordeaux   Fra   11.0000   13.3856   11.2000   5.8332      41.418
26   Villarrea l                   Esp   3.8000   15.7750   18.6624   3.0142      41.251
27   CSKA Moscow           Rus   11.3250   6.2500   18.9500   4.4000      40.925
28   Dinamo Kiev           Ukr   6.3000   3.9750   22.3250   6.7600      39.360
29   Panathina ikos           Gre   9.9332   13.5000   13.3000   2.5800      39.313
30   Espanyol                   Esp   32.8000   2.7750   2.6624   1.0142      39.251
31   şikebahçe           Tur   10.2200   18.9500   6.4000   2.6400      38.210
32   Olympiako s Piraeus   Gre   6.9332   14.5000   9.3000   6.5800      37.313
33   Benfica                   Por   17.6166   12.5856   4.3570   2.4666      37.025
34   Olympique Marseille   Fra   4.0000   13.3856   14.2000   4.8332      36.418
35   Bayer Leverkuse n   Ger   13.9000   18.7000   2.5374   0.9166      36.054
36   Paris Saint-Germain   Fra   15.0000   1.3856   18.2000   0.8332      35.418
37   Sporting Braga           Por   11.6166   8.5856   13.3570   1.4666      35.025
38   Celtic                     Sco   12.3500   12.0500   7.3750   2.3332      34.108
39   Galatasar ay           Tur   7.2200   7.9500   15.4000   2.6400      33.210

bymyself

  • Ziyaretçi
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #724 : 18. Eylül 2009, 12:28:51 »
Bugün alınan galibiyet evet 2 puan kazandırdı bize. Fakat grupta herkese minumum 2 puan verileceği için, bu puan hanemize yazılmış olmadı ne yazıkki. Bu yüzden ancak bundan sonraki galibiyet lerde 2 puan ve beraberli klerde 1 puan şeklinde gideceğiz. Şampiyonlar liginde ayakbastı puanı var. (4 puan) Avrupa liginde durum farklı, orada ayakbastı puanı yerine minumum puan olayı var. Bu yüzden de ne yazık ki bu maçtan sadece ülke puanına katkıda bulunduk.
olsun nasıl olsa daha yeni basladık :atki: sonucta ulke puanın ortalamasından bızede bır pay dustu 0. bılmem kac puan artık...

karamurat

  • KARAMURAT
  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Tem 2008
  • İleti: 4718
  • Yaş: 50
  • Yer: amsterdam
  • Galatasaray
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #725 : 18. Eylül 2009, 13:11:41 »
olsun nasıl olsa daha yeni basladık :atki: sonucta ulke puanın ortalamasından bızede bır pay dustu 0. bılmem kac puan artık...
Seneye sampiyonlar liginde olacagimiz icin bu avrupa liginde topladigimiz kadar puan toplayalim zarari olmaz.Bizim ne isimiz uefa avrupa liginde ya?
BUGUNDE HER GUN GIBI Galatasaray

sari ile kirmizi

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2009
  • İleti: 589
  • Yer: ist
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #726 : 18. Eylül 2009, 13:16:52 »
merhaba önce melih şahbanoğlu nun bir yazısını koyuyorum ardıdan ise buna bir iki örnek yazı koyacağım.... Kısaca BJK ve bu maçta neden takımımızın futbolu bize garip geldinin cevabı olabilir.


.....
Güneş ikizler burcundaydı, tarih ise 15 Haziran 1974. Günlerden cumartesi. Hollanda Uruguay’ın karşısına çıkmıştı 3’üncü grubun ilk maçında, Almanya’daki dünya kupasında.

 

Forma renklerinden dolayı “gök maviler” olarak adlandırılan Uruguay, daha önce iki kez dünya şampiyonu olmasının yanısıra, bir önceki kupada da yarı finalistti. Forma rengini Orange (Portakal) Hanedanı’ndan alan Hollanda ise turnuvanın acemi çocuğu sayılırdı, 1938’den beri ilk kez katıldığı için dünya kupalarına.

 

Yani nereden bakılırsa bakılsın bir ustayla, acemi bir çocuğun maçı sayılırdı bu oynanan. Ama ne zaman ki düdük çalındı ve topu koşturmaya başladı Hollanda. Hanover’deki Niedersachsen Stadı’nı dolduran binlerce futbolsever birbirlerinin yüzlerine bakmaya başladı hayatta bir şeyi ilk kez gören insanların şaşkınlığıyla.

 


 

O gün, tamı tamamına 53 bin 700 kişi, “dünya” adlı bu gezegende, o ana dek görülmemiş düzende futbol oynayan Rinus Michels’in Hollandası’nı izledi dünya gözüyle. Bu maç, “total futbol”un yeşil sahada top koşturmaya başladığı ilk karşılaşma olarak geçti tarih kayıtlarına. 1970’lerin plak kapaklarından fırlamış müzisyenleri andıran Hollanda 11’inin oynadığı bu oyun, “total futbol” olarak adlandırılmadan önce bir Brezilyalı gazeteci tuhaf bir ad takmıştı ona: “Bilinçli düzensizlik.”

 

Bilinçli. Çünkü, rastlantısal değildi Hollanda’nın yaptkları sahada. Michels’in öğrencilerinin oynadığı futbolu seyredenler, sahada gördükleri her şeyin antrenmanlarda titizlikle çalışıldığını anlayabiliyordu bir bakışta. (Nitekim o Hollanda’yı seyreden Liverpool’un efsanevi menejeri Bill Shankly, ertesi gün Hollanda antrenmanına gitmek zorunda hissetmişti kendini, Portakallar’ın nasıl idman yaptıklarını yerinde görmek üzere.)

 

Düzensizlik. Çünkü bir makinadan çok daha başkasıydı Hollanda. Her zaman aynı hareketi yapmıyorlardı Hollandalı futbolcular. Göç eden bir kuş sürüsü gibi hareket ediyorlardı sahada Hollandalılar. Kimi kâh en öne geçiyordu, kimi en arkaya. Kimi zaman 20 metrelik bir alana sıkışıyorlardı, kimi zaman da bir yelpaze gibi açılarak tüm sahaya yayılıyorlardı coşkulu çocuklar gibi.

 

Galatasaray’a yakışan

 

Bilinçli düzensizlik. Aslında, total futboldan daha çok yakışan bir isim Galatasaray’a, özellikle de son iki maçındaki oyununa. Bilinçli düzensizliğin ilk büyük provasını altı gün önce Şiketaş’a karşı yapmıştı Galatasaray. İlk galasını ise dün gece Atina’da sahneledi Panathinaikos’a karşı. Ve belli ki, ulusal maçlar nedeniyle verilecek ikinci araya kadar bu futbol anlayışını koşturacak Galatasaray sahada.

 

(Galatasaray, ilk resmi maçını yaptığı 15 Temmuz’dan ulusal maçlar nedeniyle verilen araya kadar bloklararası bir futbol oynamıştı pas ve hıza dayalı. Elbette bazı hücum paketleri vardı ama, verilen her pas karşı takımın defans kurgusunun her seferinde yeniden değişmesi anlamı taşıdığı için rakiplerini pas futboluyla bunaltıyordu Galatasaray. Ve farklı galibiyetlere koşabiliyordu kolayca. Bu futbolda belirli bir mesafe katettikten sonra da yeni bir vitese -bilinçli düzensizlik- geçti Galatasaray.)

 

Rijkaard’ın hedefi

 

Bu yeni oyun anlayışı şu espriye dayanıyor temel olarak: “Benim cebimdekiler bana ait, ama bakalım senin cebinde neler var, benim işime yarayabilecek?” Diğer bir deyişle eskiden sadece cayır cayır hücum yaparak sağladığı etkinliği, şimdi defans yaparken de elde etmenin peşinde Galatasaray. Rakibin tüm gücüyle saldırdığı zaman diliminde bile hücum makinasını çalışır vaziyette tutmak sevdasında Frank Rijkaard. (Bir süre “bal” ve “şans” kelimeleri kullanılacak olup biteni tarif etmek için. Ancak daha sonra Galatasaray makinasından bahsedilecek kesinlikle.)

 



 

Galatasaray’ın bu yeni futbol anlayışının temelini saha içi dağılım oluşturuyor esas olarak. Ya da daha doğru anlatımla, bu futbolun tek arayüzü saha içi dağılım. Defans da bu anlayışa göre yapılıyor “bilinçli düzensizlik” futbolunda, hücum da.

 

Hücum, savunma yaparken kurgulanıyor bu yeni futbolda saha içi dağılım itibariyle, defans da atağa çıkarken. Bu yeni anlayışta takım savunma yaparken hücuma en hızlı biçimde çıkacak şekilde dağılıyor saha içinde. Bu nedenle savunma kurgusunda sürekli olarak birisi boş tutuluyor ve top kazanıldığı zaman boş bırakılan bu futbolcu üzerinden hücuma çıkıyor Galatasaray. Genellikle de Ralph Elano Blumer oluyor, savunma yaparken hücum için boş tutulan bu futbolcu. (“Andre Santos’un yedeği” töhmetiyle yok sayılmak istenen Elano’yu yakın bir gelecekte daha çok konuşacak Türkiye kesinlikle.)

 

Ters huni savunma

 

Bu yeni futbol anlayışında iki orta saha -Mehmet Topal ve Mustafa Sarp- iki stoperin hemen önünde bir duvar oluşturuyorlar Galatasaray’da ters bir huni gibi. Rakibi kanattan oynamaya, ya da uzun pas atmaya zorlamak defans önünde kurulan Sarp-Topal duvarındaki amaç.

 

Kanat beklerinin hızlı –Sabri Sarıoğlu- ve hamleli –Hakan Balta ve Uğur Uçar- olması sayesinde rakip kanatlarının topu çizgi civarına taşımasında  bir sakınca görmüyor Galatasaray. Rakibi çizgiye doğru iterek etkisizleştirmeyi amaçlayan bu savunma anlayışında sakınca olmaması son iki maçta denendi ve kabullenildi rakiplerce. Bir önceki maçta Şiketaş ilk yarıda ısrarla kanattan oynamasına karşın, sadece tek gol pozisyonu üretebilmişti hatırlandığı gibi. Benzer biçimde Panathinaikos da Galatasaray karşısında iki kanattan sadece iki isabetli orta yapabildi maç boyunca. Pana’nın isabetsiz orta sayısı tamı tamına 22 tane.

 

Göbekten medet ummak

 

Galatasaray’la oynayan takımlar, kanat silahını kullanamayınca -Sabri Sarıoğlu’nun karşısında oynayan Sebastian Eduardo Leto’nun EPL patentli kalburüstü ve çok yetenekli bir kanat oyuncusu olduğu hiç unutulmasın- göbeğe yöneldiler doğal olarak son iki maçta. Ancak burada yapılacak şeyler de sınırlı. Sırtı rakibe dönükken –mesela Antonis Petropoulas- takımını ileride tutabilecek forvet üzerinden aralara futbolcu kaçırmak gibi. Ya da defansın arkasına atılacak uzun topları geriden çıkacak sprinter hücumcularla –mesela Dimitris Salpingidis-buluşturmak gibi.

 

Galatasaray’ın yeni oyun anlayışında rakibin atacağı uzun toplara karşı en önemli silahı ise ofsayt taktiği. Özellikle bu alanda ciddi bir mesafe katetti Galatasaray. Hem de son iki maçta savunmadaki isim trafiğinin sakatlıklar ve hastalıklar yüzünden artmasına karşın. Galatasaray defansında toplam 7 futbolcu görev yaptı son iki maçta. Diğer bir ifadeyle son iki maçta Sabri Sarıoğlu dışında defanstaki bütün isimler ya değişti, ya da pozisyonları farklılaştı. Örneğin Emre Aşık ve Hakan Balta iki ayrı pozisyonda oynamak zorunda kaldı Pana maçında. Yani korkunç bir trafik var Galatasaray defansında, ancak buna karşın yenilen gol sayısı sadece birde kaldı, son iki maçta.

 

Aritmetik sağlama

 

Şimdi bu yeni defansif futbol anlayışında yer alan ofsayt taktiğinin işleyip işlemediğine bakalım son iki maç üzerinden. Bu sağlamayı yaparken de istatistiği daha anlamlı kılmak için bir önceki Ankaraspor maçını kullanalım.

 

Ligin dördüncü haftasında, ilk 60 dakikada oldukça zorlandığı Ankaraspor’u tüm maç boyunca sadece bir kere ofsayte düşürebilmişti Galatasaray defansı. Ankaraspor’dan kesinlikle daha dişli bir takım olan Şiketaş ise tam sekiz kere ofsayte yakalandı Galatasaray karşısında. Benzer biçimde Panathinaikos da tam 9 kere düştü ofsayte dünkü maçta.

 

Galatasaray’ın yeni oyun anlayışının temel taşları böyle. Şimdi bu taşların üzerine teker teker basarak okumaya başlayabiliriz Panathinaikos maçını.

 

Üç zamanlı bir maç

 

Üç zamanlı bir karşılaşmaydı Pana maçı. İlk bölüm, Şiketaş maçında olduğu gibi yine kısa sürdü, Galatasaray’ın golü ilk beş dakikada bulması nedeniyle. İkinci bölüm ise ilk Galatasaray golünden 47’inci dakikaya kadar sürdü ve Baros’un golüyle sona erdi. Maçın en kritik bölümü ise ikinci Galatasaray golüyle başladı ve hakemin son düdüğüne kadar sürdü çığlık çığlığa.

 

Birinci Pana-Gala Savaşı: Mitolojik bir savaş gibi başladı Atinalılar’la İstanbullular arasındaki mücadele. Yine Şiketaş maçında olduğu gibi, topla daha çok oynayarak, “ben zor rakibim” mesajı verdi oyun başında Galatasaray. Rakibin savunma göbeğinin, Galatasaray’ın koçbaşı konumundaki Milan Baros’tan daha yavaş olması nedeniyle de klasik bir sistem golü attı maçın başında. (Elano’nun kolayca kaleye itelediği topta Pana defansının ciddi yardımının bulunması, golün sistem golü olmasını zedelememeli elbette. Çünkü Baros aynı şeyi tam dört kere yaptı maç boyunca ve her seferinde rakip defansı kolaycı yırtıverdi bir kağıtmışcasına.)

 

Maçın başında Galatasaray’ın oyunu domine etmesinde, dünyanın en fanatikleri listesinde yer alan Panathinaikos’un Gate 13 tribünün de payı vardı elbette. Trafik kazasında ölen iki Pana taraftarının anısına Gate 13’ün tam 13 dakika boyunca sessiz kaldığı zamanda gelen Galatasaray golü acı bir çığlık gibi yankılandı stadda.

Böylece, “bütün Atinalılar” anlamına gelen Panathinaikos, şehre adını veren Tanrıça Athena’nın üç sembolünden birisi olan zeytin dalıyla –yani bariş- başlamanın acısını hissetti kalbinde.

 

İkinci Pana-Gala Savaşı: Tanrıça Athena’nın ikinci sembolü olan baykuş, yani bilgelik egemen oldu iki takım adına da oyunun ikinci bölümünde. Çıraklığını Rinus Michels, kalfalığını ise Johan Cruijff ve Arrigo Sacchi’nin yanında yapan Rijkaard’ın kaybetmesi mümkün değildi elbette eski yardımcısı Henk Ten Cate’e karşı bilgelik yarışını.

 

Ters hunisiyle Pana’ya gol pozisyonu vermeyen Galatasaray oyunun ikinci bölümünde üç pozisyon daha üretti sahi içi dağılımdaki aklı sayesinde. İkinci yarının başında Elano’nun akıl dolu ara pasına hareketlenen Baros’un bulduğu golle sona erdi İkinci Pana-Gala Savaşı.

 

Üçüncü Pana-Gala Savaşı: İkinci golden sonra alışık olmadığı bir şeyle karşılaştı Galatasaray. İkinci golden hemen sonra Tanrıça Athena’nın üçüncü sembolü olan mızrağını çıkardı Pana topraktan, pes etmek yerine. Ten Cate oyuna birden müdahale ederek sırtı rakip kaleye dönükken oynayabilen Antonis Petropoulas’la, onun açacağı koridorlara sızacak Sotiris Ninis’i dahil etti oyuna. Böylece 4-3-3’ten çam ağacına dönüşen oyun şablonuyla (4-3-2-1) doğrudan göbekten saldırmaya başladı Pana bir mızrak gibi.

 

Galatasaray’ın beklemediği şey tam da buydu işte: Panathinaikos’un Yunan karakterini ortaya koyarak 2-0 geride olmasına karşın pes etmemesi. Pana’nın savaşçı ruhu ilk sinyalini 55’inci dakikada gönderdi, Galatasaray defansını göbekten delen Petropoulas’un mucizevi biçimde direğin yanında dışarı giden şutla.

 

Bundan tam iki dakika sonra Galatasaray Elano’nun ayağından çıkan frikiğin rakibe çarparak kaleciyi ters ayakta avlaması maçın bittiği anlamına gelebilirdi kolaylıkla; skor 3-0 olduğu için. Ama gelmedi. Gelmediği gibi bu golden sonra Panathinaikos mızrağını daha da havaya kaldırarak müthiş bir boğuşmaya tutuldu pes etmek yerine. Oyunun bu bölümünde, tam yedi kritik hücum üretti Panathinaikos. Ne ki sadece bir gol çıkarabildi bu durmak bilmeyen hücumlardan. Rijkaard’ın Elano’nun yerine Arda Turan’ı, Keita yerine Barış Özbek’i sahaya sürerek oyuna müdahale etmesi de durdurmaya yetmedi bu Pana hücumlarını.

 

Savaş bitince

 

Maç bittiğinde elbette bir coşku vardı İstanbullular’da, Atinalılar’da ise kahredici bir yenilginin utancı. Mızraklar indirilip akıl ve barış yeniden hüküm sürmeye başladığında üzerinde mutlaka konuşulması gereken noktalar kaldı geriye.

 

Bir kısmı olumsuz bunların Galatasaray adına, bir kısmı da olumlu.

 

Önce olumsuzlar. 12 maçlık bu kısa zaman diliminde 3-0’a rağmen pes etmeyen bir rakiple karşılaşmadığı için, bu süreci nasıl yöneteceğini bilemedi Galatasaray. Bir yöntem pas futbolunu düştüğü yerden kaldırıp, Pana’yı daha fazla koşturarak oyundan düşürmek olabilirdi. Ancak bunu yapmakta oldukça zorlandı Galatasaray, fizik gücü Panathinaikos’un altında kaldığı için. Bir kusur elbette bu. Ve demek ki daha gidilmesi gereken mesafe var bu alanda.

 

3-0’dan sonra Panathinaikos Yunan karakterini yansıtırken sahaya, bunun tam panzehiri olan kendi öz kimliğini büyütemedi Galatasaray. Buna yol açan nedenlerden birisi, Galatasaray’ın baskıya uğradığı oyunun son bölümünde üç pozisyon üretmesiydi muhtemelen. Bu nedenle belki de ciddiye almadı rakibini. Ama bu da bir kusur elbette. Demek ki Rijkaard’ın bilgeliğinden yararlanırken Galatasaraylılık Ruhu’nu elden bırakmamak gerekiyor hiçbir maçta.

 

Topal’ın ayak sesleri

 

Olumlulara gelince. Mehmet Topal yeni bir futbolcu tipine doğru evriliyor Rijkaard’la birlikte. Gol pası veren, forveti paslarıyla besleyen, bunu yaparken defansif kalmayı da başaran bir orta saha futbolcusu olmak yolunda ciddi bir adım daha attı Topal. Ve attığı bu adımla, sezon başından bu yana Galatasaray’ın en hızlısı olan Mustafa Sarp’ı bile gerisinde Pana maçında. Bu elbette önemli bir iyileşme. Demek ki Rijkaard’la beraber kimlik değiştirenlerin listesi oldukça uzayacak önümüzdeki dönemde.

 

İkinci önemli nokta. Şiketaş maçına oranla yaklaşık bir saniye daha hızlandı Galatasaray pas başına ve sezonun en hızlı ikinci karşılaşmasını çıkardı Panathinaikos karşısında. Geçen yıl Şampiyonlar Ligi’nde ilk 16’ya girmiş, rakibi bozan bir ekip karşısında bu kadar hızlanmış olması da önemli elbette. Demek ki Şiketaş maçındaki yavaşlama, ulusal takımların maçları nedeniyle verilen aradanmış aslında.
........
Johan Cruyff

Bilinçli düzensizlik orkestrasının şefi

Her ne kadar Hollanda karmasına "Mekanik Portakal" adını taktılarsa da, sürprizleriyle herkesi şaşkına çeviren bu ekip bir makine gibi tekrarlanan hareketler yapmıyordu. 'River Makinesi' adı da Hollanda için pek uygun değildi; bu turuncu alev kendisini sürükleyen bilinçli bir rüzgara uyarak bir ileri bir geri gidiyordu; kimi zamanda bütün ekip ya saldırıya geçiyor ya da savunmaya çekiliyordu. Tam anlamıyla bir yelpaze gibi açılıp kapanan, 11 kişinin tek bir vücut haline geldiği bir takım karşısında rakipleri ne yapacaklarını kestiremiyorlardı.

Brezilyalı bir gazeteci, Hollanda karmasını “bilinçli düzensizlik” olarak tanımlamıştı. Hollanda ekibi bir orkestra gibiydi, bu orkestranın ahenkli bir müzik icra etmesini sağlayan da, herkesten daha fazla ter döken şefleri Cruyff'tu.
........
son olarak vereceğim örnek  almanya hollanda dünya kupası finalinden
bu arada sürpriz bir gelişme oldu: hollandalı futbolcular almanya'ya yanlarında eşleri, nişanlıları ve sevgilileri olduğu haldegelip onlarla birlikte kampa girdiler; attıkları on dört gole karşılık yalnızca bir gol yemişler ve bunu da şanssızlık eseri kendi kalelerine atmışlardı. kısacası 74 dünya kupası'nın en ilginç ekibi "mekanik portakal" adı verilen hollanda'ydı; rinus

mixhels'in çalıştırdığı cruyff, neeskens, rensenbrink, krol ve öbür yorulmak nedir bilmeyen oyunculardan oluşan hollanda karması bir hayli ilgi gördü.
neskens bu arada o dünya kupasında 5 gol atmış...kısaca gösteriyorki.. aynı sistem burada da uygulanıyor. Kısaca rakip artık takımımızı çözmek için çaba gösterip duracak...

Sercan

  • Editör
  • Mimar Sinan
  • *
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 14054
  • Yaş: 42
  • Yer: Hagen
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #727 : 18. Eylül 2009, 13:23:13 »
yani artik fazla pas yapmicagiz
daha cok kontr atak gibi birsey öne gecersek
defansi daha saglam tutmak icin
TAM PARCALi ve DOGRU KOMBINASYON
http://www.galatasarayformalari.com/tamparcali/index.htm
Galatasaray BİR HİS TAKIMIDIR ("Baba" Gündüz Kılıç)

hcecen

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Tem 2009
  • İleti: 158
  • Yaş: 56
  • Yer: antalya
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #728 : 18. Eylül 2009, 13:23:20 »
bu arada fifa son golümüzü elanoya yazmamış kızdım  :duvar:

nasıl yazsın kardeş panalı defans inanılmaz bir plase golü attı.nasıl oldu da arkası dönük bir şekilde sağ ayak içiyle tam köşeye gol attı adam hala aklım almıyor.heralde 1 hafta deneseler anca olur.

 :D :D :D

sari ile kirmizi

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2009
  • İleti: 589
  • Yer: ist
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #729 : 18. Eylül 2009, 13:29:30 »
yani artik fazla pas yapmicagiz
daha cok kontr atak gibi birsey öne gecersek
defansi daha saglam tutmak icin

biraz öyle sercan ama ne kadar sürer bu iş sadece milli takım arasından kaynaklı bir süreci mi kapsayacak net olarak bir şey söylemek mümkün değil. melih beyde aynı konuya değinmiş 2. milli takım arasına kadar böyle devam edebilir gibi söylemiş. Ancak şunu iyi biliyoruz .. Kasımpaşa maçından sonra ilkkez sakatlar hariç bir hafta boyunca yeni lig maçına kadar  takım bir arada olacak. Bu sürede ne çıkar.. kimse bilmiyor :)))))))))

sari ile kirmizi

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2009
  • İleti: 589
  • Yer: ist
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #730 : 18. Eylül 2009, 13:33:23 »
bu arada galatasarayın kazandığı maçlar için şans diyenlere kısa bir hikaye..

Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanırmısınız?
--Filozof: Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle
açıklardım

:))))))

bymyself

  • Ziyaretçi
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #731 : 18. Eylül 2009, 13:42:21 »
rıdvana gore daha gucumuzu test edebılecegımız kalecımızın ıyı olup olmadıgına karar verebılecegımız mac oynamadık....  :hehe: :hehe: :hehe: :hehe: :hehe:

sımdı ne desek kı! adam haklı 8)

futbolu cok ıyı bılıyor...

hanı cekememezlık olur anlarımda artık bazı spor yazarları olayı abartıyor ya GS yı yazmayın yada yok ben yazacagım dıyorsanız kendınızı gülünç duruma sokmayın...

 

bymyself

  • Ziyaretçi
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #732 : 18. Eylül 2009, 13:44:45 »
31PanathinaikosGre6.66669.933213.500013.30002.580045.979
95FC Twente EnschedeNed1.51661.64283.00009.26662.716618.142
evet febeşli arkadaslarımız haklı pana ancak TR 3. lıgınde oynar...

ultrasaray06

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Tem 2009
  • İleti: 2900
  • Yaş: 43
  • Yer: Ankara
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #733 : 18. Eylül 2009, 13:44:57 »
rejkardla dauma bakıyorumda.....aradaki fark inanılır gibi değil....

daum ezber hocasıdır...form durumu taktik teknik hikaye....listesinde kim varsa o oynar....hergün maç olsun aynı 11 i sürer

allah rejkardı nazardan saklasın
sahada aslan,tribünde ALPASLAN

CaNeR DuRmAz

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 1110
  • Yaş: 41
  • Yer: İSTANBUL
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #734 : 18. Eylül 2009, 14:02:32 »
arkadaşlar bildiğim kadarıyla europa legaue'de şampiyonlar ligi gibi para dağıtacaktı kulüplere şimdi bizim bu galibiyetle kasamıza ne girdi acaba ,parada gözümüz yok ama merak ettim doğrusu  ;D

kafkas42

  • Söz Konusu GALATASARAY İse Gerisi Teferruattır!
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: May 2009
  • İleti: 1583
  • Yaş: 45
  • Yer: KONYA
  • ultrAslan
    • GALATASARAY
Ynt: AL l FC Panathinaikos 1 - 3 Galatasaray (1.Maç)
« Yanıtla #735 : 18. Eylül 2009, 14:12:27 »
arkadaşlar bildiğim kadarıyla europa legaue'de şampiyonlar ligi gibi para dağıtacaktı kulüplere şimdi bizim bu galibiyetle kasamıza ne girdi acaba ,parada gözümüz yok ama merak ettim doğrusu  ;D
Cidden ne kadar verecekler? Bende merak ettim dişe dokunur bişeymi? ;D