Herkese Günaydın;
Foruma çok fazla mesaj yazmıyorum, ancak internete bağlı kaldığım her an takip ediyor, gelişmeleri izliyor, aktif arkadaşların konuşmalarından zevk alıyor, paylaşılan bilgilerden faydalanıyorum. Bilahere tekrar tekrar inşaat alanına giden, mesaisini ayıran bizlere görsel ve yazılı haber ulaştıran tüm arkadaşlara da sonsuz teşekkür ediyor ve gözlerinden öpüyorum...
Şimdi en hararetli tartışmaların yaşandığı; inşaat yavaş mı, hızlı mı?, Kalıpçılar gitti mi kaldı mı?, Eğik kolon eğildi mi, dikildi mi? Çatıya Nisan da mı başlanacak, Mayısın ilk haftasını bulur mu? Kaba inşaat Şubatın 15'inde sabahtan mı biter, yoksa öğleni bulur mu?.... tartışmalarına da saygı duyduğumu belirterek, nacizane kendimden birkaç bilgi aktarmak istiyorum.
Kendim 1973 yılında Mecidiyeköy Ortaklar caddesinde dünyaya geldim. Annemin dayısı zamanının İstanbul Gençlik İl Spor Müdürü idi. O vesileyle Ali Sami Yen açık oldukça, bedava girer çıkardım. Yani yürümeyi öğrendiğim andan beri maçlara giderim diyip biraz da abartayım

Velhasıl benim için "yeni stad"; (kim ne derse desin) gerçek "büyük başkan" olan Faruk Süren, "Yeni Ali Sami Yen Stadı" projesini açıkladığından beri içimdeki uktedir.
Ben ki, (Çoğunuz kapalının ve numaralının tahta sıralı hallerini bilir) Alp Yalman zamanında kırmızı koltukların takıldığı zamanda, her E-5'te ASY önünden geçerken birazını görmeye çalışıp sekiz olan, kırmızı koltuklarla stadımızın halini merak edip rüyalar gören, Arkadaşlarla konuşurken; "Düşünsenize Ali Sami Yen de gece maçı oynandığını" diye hayaller kuran, şu yaşımda Eski Açık tekrar inşa edilirken inşaatına defalarca giden biri olarak, derim ki;
Merak etmeyiniz, sıkıntı yapmayınız. Senelerce ruhsat geldi, izin gitti, 40 bindi, atmış bindi, Diyarbakırda bir sezon, gemiyle gelen portatif tribünde yarım sezon hayalleriyle oyalandıktan sonra orda bir başlangıç yaşanmıştır. Artık bizim stadımızın kanlı canlı demirleri örülmekte, betonları atılmaktadır. Yeri bellidir, işinde neredeyse yarısına gelinmiştir. Boşverin kalıpçılar gitsin, işler aksasın, verilen süreler uzasın. Tarihlere takılmayın. 29 Ekim olmasın da 29 Ocak olsun. Hatta 29 Ekim 2010 olsun. Tabii ki gönül stadımızın en çabuk şekilde bitmesini ister. Ancak bu stad hevesine başladığımda şuanki eşimi tanımıyordum bile. Şimdi İki çocuğum var

Elbet onları ellerinden tutup Aslantepe'ye götürücem.
Kalbinizi ferah tutunuz

Hepinize sevgilerle...