Merhaba arkadaslar ben insaat muhendisiyim, ilk mesajimda, tekrar olacak olsa da bu projenin en basindan simdiye kadar gecen zamanla ilgili dusuncelerimi bir ozet geceyim, sıkılmadan okursanız sayet, bu esnada bazı arkadaslarin kafalarindaki "proje tadilatlarina, diger kisimlar icin gerekli teknik izinlerin beklenmesine ragmen izin alinan yerlerdeki insaat sureci daha hizli ilerleyebilirmiydi acaba" gibi sorulara cevap da verebilirim umarim.
Kafalarda sorularin olusmasinda kucuk de olsa Aslantepe ihalesinin yapilis tarzinin da etkisi vardir. Benim simdiye kadar hic aşina olmadigim yuklenici firmayi inanilmaz zorlayan bir ihale tarzi bu, soyleki; bu ihalenin ana yemegi stat degil ASY'nin yerine yapilacak gelir getirecek residence vs tarzi yapı veya yapılardir, stat ise olmazsa olmaz on kosuldur. Yuklenici firma stat yapimi esnasinda tek kurus para alamadigi gibi yaptigi stattan ileride de tek lira bile gelir elde edemeyecektir, bu yuklenici firmayi hic gorulmemis derecede zorlayan bir tarzdir. O yuzdendir ki Stat insaatinin
yuklenici firmaya ilkbakista sekil itibariyle angarya gibi goruktugu bu karmasik ihale surecine yeni nesil stadyumlar konusunda ihtisaslasmis dunya capinda un yapmis cok tecrubeli HOK, Arena gibi firmalar girmezlerdi, girmediler de zaten. Yuklenici firmanin stat yapimi esnasinda tek kurus hakedis (Kredi kullanmak ve hakedis almak risk acisindan
cok farklı kavramlar olsa da neyseki bir asamadan sonra ilerideki gelirini temlik gostererek kredi kullanma sansi
tanimislar yuklenici firmaya) alamayacak olmasi veya ileride de o stattan 1 lira bile gelir elde edemeyecek olmasi, olaya tamamiyle profesyonel acidan bakan kimi firmalar icin kabul edilemez, kimi firmalar icin kabul edilemez olmasa bile motivasyon oldurucu bir durumdur. O yuzdendir ki bu ihaleyi Eren Talu gibi cok iyi Galatasarayli, amator ruhla calisan profesyonel birinin almasi gerekiyordu, sansliyiz ki oyle oldu.
Bu ihale tek ve sadece stattan olussaydi, Hok, Arena gibi bir firma engin tecrubeleri ve ustun knowhow lari ile suanki kosullar ile yani proje tadilati vs izin problemi vs sorunlar ayni kalmak kosulu ile su an Eren Talu'nun
bulundugu yerden bir miktar daha ileride olurlardi ama cok da fazla ilerde olmalari teknik olarak mumkun olmazdi;
acmam gerekirse bir insaat belirli marjlar dahilinde mumkun olduğu kadar dengeli gitmek zorundadir,
teknik sebeplerle yani proje tadilati, zemin farklılıkları vs gibi problemler insaatin dengeli bir sekilde yukselmesini
engelliyorsa, sen ise zamandan kazanmak için bir tarafta yogun olarak calışıp haliyle temele diğer tarafin bindirdiğinden belirli marjin ustunde yuk bindirirsen insaatin bir tarafinin diğer tarafindan zemine daha fazla yani dengesiz oturmasini saglarsin, daha sonra o dengeyi diğer tarafta tutturmak için burada kazandiğın zamandan daha fazlasını orada kaybedersin. Hele ki Aslantepe'deki durum gibi diger tarafta temel bile atilmamisa yani zemine 0 yuk varsa, diger taraftaki acelecilik geri donulemez olumcul hatalara yol acabilir ki, kimse o riski almak istemez, alamaz da zaten. Yani, bence kotumser olmak icin bir sebep yok.
Spesifik bazi konulara girecek olursam, bazi arkadaslarin bir insaatin temel fazinin en onemli fazı olduğu gerceğini gözardı ettiklerini goruyorum. Hele bu kadar genis alana yayilan insaatlarda temelin bir tarafinin diğer tarafından zemine daha fazla oturmasi yukarıda da degindigim geri donulemez hatalara hatta insaatin cope gitmesine yol acar.
Topragin vizkozitesinden nemine yeralti sularinin etkisine kadar herseyi en ince ayrintisina hesaplamak ve bircok kez ustunden gecmek gerekir, zemin kararsiz tipte ise kararlı zemini bulana kadar kazik cakmak gerekir. İnsaat işi gözlerin gorduğu sekliyle "donatilari dose beton at" işi değil, tamamiyle doğal olmayan bir yapiya doğanin vereceği değişken veya değil herturlu tepkinin tek tek hesaplandigi ust duzey matematik bilmi içeren bir mucadeledir...
Biraz da spekulatif hikaye; Patagonya'da adam biri derenin birinin ustune yapilacak tasköpru ihalesini kazanmis. ihaleyi veren Patagonya'nin köprulerden sorumlu kurumu homojen tuzel
bir kişilik değilmiş. Bu işin hizlanmasinin kurumun da işine geleceği aşikarken
İmza yetki sahibi burokratin biri işin hizlanması sana yardimcı olmaya çalışırken, bir diğeri çeşitli sebeplerle yavaslamasıni istermiş (onu irgalayan bisi yok, sonucta adam bordrolu)
iste bu yuzden burokrasi labirenti deyimi denen bi kavram olusmus Patagonya'da.
Suyun oteki tarafında yasayan Patagonya'nin kurumlarina is yaparak bu işlerin piri olmus bir adam, burokrasi cevrelerine haliyle nazi gecen bir adam, imza yetki sahibi bir iki burokrati arayip bu tasköpru
işinin yavaslamasini istese kimse şaşırmazmış. Tasköprü ihalesini alan adamin sözü dinlenen babası,ailenin reisi, oğluna destek olmalı onu yalniz bırakmamalıymış...
PS: Cok vaktim olmadığı için, yazının kurgusuna pek dikkat edemedim, tekrarlar vs olabilir, mazur gorunuz...