Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Milliyet’e verdiği özel röportajın ikinci bölümünde birçok konuda yine çok ses getirecek açıklamalar yaptı. Teknik Direktör Frank Rijkaard’ın tartışılmayacak bir isim olduğunu dile getiren Polat, Hollandalı hocanın, fb ve Şiketaş’taki görevlerine yeni başlayan Aykut Kocaman ile Bernd Schuster’den önde olduğunu söyledi.
Başkan Polat, “Aykut Kocaman ile Schuster teknik adam olarak kulüplerinde ilk yıllarını geçirecekler. Buna karşın bizim hocamız göreve devam ediyor. Bence bu önemli bir avantaj. Sonuçta Rijkaard, artık Türkiye’yi daha iyi tanıyor. Şartları, hakemleri, oyuncuları, futbol anlayışını daha iyi biliyor. Bu tecrübeyle bu sezon rakiplerimizin önündeyiz” diye konuştu. Rijkaard’a duydukları güvenin devam ettiğini kaydeden sarı-kırmızılı kulübün patronu, “Hocamıza güvenmeseydik zaten yola devam etmezdik. Sözleşmesindeki tazminat maddesi (2 milyon euro) karşılıklı güven sonucu belirlenmiştir. Biz işin mantığını anlattık, o da anlattı. Neticede bu rakam sözleşmeye yazıldı” ifadelerini kullandı.
‘Giovani kalmayacak’
Başkan Adnan Polat, devam eden transfer çalışmalarını da değerlendirdi.
Her zamanki gibi, “Hayat biter, transfer bitmez” diyerek söze giren Polat, “4-3-3 veya 4-2-3-1 sistemine uygun oyuncular arıyoruz. Özellikle savunmanın önünde oynayacak mücadele yönü yüksek ve topu iyi kullanan orta saha oyuncuları ile ilgili araştırmalarımız ve temaslarımız sürüyor. Elano için bize teklif gelmedi. Galatasaray’da satılacak futbolcu yok, ama satılmayacak futbolcu da yok! Giovani’yi almayacağız. Leo Franco’yu da göndermek istiyorum. Fakat onu tatmin eden bir teklif gelmedi. İnşallah bir kulüp ilgilenir de göndeririz. Aslında iyi bir kaleci, ama olmadı” dedi.
‘Serdar özel yetenek’
Galatasaray Başkanı, şimdiye kadar kadroya dahil ettikleri 5 Türk oyuncunun geleceğe yönelik transferler olduklarına dikkat çekti. Sadece bugünü değil, geleceği de düşündüklerini kaydeden Adnan Polat şöyle devam etti:
“Biraz geç olsun, ancak istediğimiz gibi olsun. Altay’dan devre arasında aldığımız Musa Çağıran, Bank Asya’nın en değerli oyuncusu seçildi. Musa’nın hakkı niye verilmiyor? Adı belki Gheorge olsaydı omuzlardaydı! Ali Turan bizim için çok önemli. Sağ bek, stoper oynayabiliyor. Karakteri de düzgün. Mehmet Batdal ise üzerine eğilmemiz gereken bir oyuncu. Konsantre olursa, İstanbul’un rüzgârına kaptırmazsa kendini çok iyi şeyler yapabilir.
Bundan 4 sene önce gittim, Buca’da izledim, beğenmiştim. Çağlar’a da basında yer verilmiyor. Fakat Çağlar da önemli bir oyuncu. ABD’deki milli takım kampında Arda ile önlü arkalı çok iyi oynadı. Serdar Özkan ise özel bir yetenek. Şiketaş nasıl sözleşme yapmadı anlamadım. İyi yaşayacak artık. İddia ediyorum, milli takımın banko oyuncularından biri olur. O çocuk muhakkak kendi özeleştirisini yapacak.”
Açılış maçının geliri şehitlere
“Sezonun ikinci yarısında maçlarımızı Türk Telekom Arena’da oynayacağız. Açılış maçının gelirini şehitlerle ilgili olarak neden değerlendirmeyelim? Kulüp olarak sosyal konularda çok önemli projeler üretiyoruz. Şehitlerle ilgili olarak da büyük açılışımızın gelirini bağışlayabiliriz. Kaldı ki bizim açılış programımız bir gün değil, birkaç gün sürecek. Müsabakaların yanı sıra, müzikal çalışmalar da olacak.
Yeni stadımız için 4 senedir uğraşıyoruz. Geçen gün metrodan sorumlu daire başkanı ile görüştüm, metro bitmiş. 1 Ekim’de sorunsuz hazır diyorlar. 4 dakikada 2 bin kişilik tren kaldıracak. Statta 4500 araçlık otopark var. Metronun da 2500 araçlık otoparkı bulunuyor. Her araçta iki kişi varsayarsak bu 14 bin eder. 30 bin kişinin de metroyla gelmesi bekleniyor. Tabii bu tahliye işi 1 saati buluyor. Burada insanların treni beklerken nasıl meşgul edebiliriz diye düşünüyoruz.”
‘Altyapıdan yeni Arda’lar çıkacak’
“Altyapı Koordinatörü Tugay Kerimoğlu ilk uygulamalarına Haziran’dan itibaren başladı. Önce Galatasaray Üniversitesi’ni bir okusun! Size bir anımı anlatayım... Amerika’da okudum, geldim, çok büyük havalardayım. Babam ‘gel bakalım Amerika’da okudun ama bir de Polat üniversitesini bitir’ dedi ve beni şantiyeye koydu. Tugay kardeşimiz de önce orayı bitirsin, sonra bakarız. Yöneticilik ve teknik adamlık konusunda o mezuniyet belgesini altyapıda alması gerekir. Hollandalı Jan Derks’in görevde kalmasını istedi, biz de kabul ettik. Kimse merak etmesin bizim altyapımızdan yeni Arda’lar çıkacaktır.”
‘Avrupa’da final statüye takılıyor’
“Amatör branşlara yatırımlar yapıyoruz. Basketbol çok hızlı gidecek. Kız basketbol takımına 3 senedir yatırım yapıyoruz. Türkiye Kupası’nı kazandılar. 3 sene evvel alt kümedeydiler. fb kız takımı da önemli transferler yapıyor. Statü müsait olsa iki takımımız bu sene Avrupa’da final oynar. Ama aynı ülkeden iki ekibin oynaması statüye göre imkansızmış. Erkek basketbol ve erkek voleybola da yatırım yapmamız lazım. Sapanca Gölü’nde Aziz Başkan’la ortak bir proje için düğmeye bastık. Eylül ve Ekim gibi Haliç’te kürek yarışları yapacağız. Kürek yarışlarına gittik insanlar şaşırdı. 12 sene sonra Galatasaray Başkanı bizi izlemeye geldi, dediler.
‘Satış kaçınılmaz’
“Şimdi önümüzde 2012 mali kriterleri var. İspanya’da sene bittiği vakit kulüplerden borçsuzluk belgesi isteniyor artık. Sene de iki kere, hatta 3 ve 4 kere istenecek. Biz de kendi aramızda konuştuk. 2012 kriterleri için tedbir almamız lazım. Yeni yayın ihalesi, devreye girecek stadımızla nakit akışı da negatiften pozitifte geçmek durumunda. İki sene içinde denk bütçeyi yakalamamız lazım diye kendimize yol haritası koyduk. Onun için futbolcu satışı olacakırtır.”
‘Yıldırım’la arkadaşız’
“Aziz Yıldırım’la rakibiz, ama aynı zamanda arkadaşlığımız da var. Bazen sorunlar olabilir, ama biz düşman değiliz. Kulüpler arasındaki bu ezeli rekabet ekonomiye dönüştürülmeli.”
Adnan Polat, fb Başkanı Aziz Yıldırım’la düşman değil, arkadaş olduklarını söyledi. İşte Polat’ın sözleri:
“fb neticede bizim rakibimiz. Aziz Yıldırım’la da doğal olarak rakibiz. Ama arkadaşlığımız da var, düşman değiliz. Bazen farklı görüşlerden dolayı problem yaşadığımız oluyor, ama bunlar işin doğasında var. Benim Galatasaray Başkanı olarak kimseyle problemim yok. Geçen gün Kulüpler Birliği toplantısı vardı. Sonra gittik 4-5 kulübün başkanı yemek yedik, gece de bir mekanda sohbet ettik. Millet bizi hep beraber görünce şaşırıyor. Oysa hepimiz arkadaşız. Geçen sene de, evvelki sene de kulüpler arasında kavga ortamı yoktu. En azından başkanlar düzeyinde bunlar olmamalı. Galatasaray - fb rekabetini ekonomiye dönüştürmemiz lazım. Zaten bizim kimseyle kavga etmeye zamanımız da yok.”
Başkan Polat, 12 yıldır fb’de başkanlık koltuğunda oturan Aziz Yıldırım’ın rekorunu kırma peşinde olmadığını da belirterek, “Benim başkanlıkta ikinci dönemim. Hedefim rekor kırmak değil. Futbolda en önemli maç sıradaki maçtır. Ben de sıradaki maça bakıyorum” dedi.
Stat için destek
Galatasaray Başkanı, yapımına büyük bir hızla devam edilen Türk Telekom Arena için Aziz Yıldırım’la görüş alış verişinde bulunduklarını da açıkladı. Polat, “Aziz Yıldırım ile elbette konuşuyoruz stat konusunu. Hatta geçenlerde epey sohbet ettik. Faydası oluyor mutlaka. Çimlerle ilgili konuştuk. fb zemini alttan ısıtıyor. Buna neden ihtiyaç duyduklarını sordum Aziz Başkan’a. Dereağzında lodos yaptığı vakit, zemin altı sularının vurduğunu ve çimleri çürüttüğünü söyledi.
Mecburen ısıtmak ve kurutmak zorundalarmış çimleri. Bunun yanı sıra yapay güneş ışığı veren paneller almışlar 700-800 bin euroya. Bana, ‘sizin zeminin ısıtmaya ihtiyacı olmaz. Panellere ihtiyacınız olacak’ dedi. Çünkü Türk Telekom Arena’nın bir tarafı vadiye açıldığı için su birikmesi söz konusu değil” ifadelerini kullandı.
Çatı için formül
“Türk Telekom Arena’nın çatısı tartışma konusu yapılıyor. Çatının olması, futbol oynamak için hayati bir konu değil. Ocak ayına da yetişmeyecek. Ancak 2.5 aylık bir dönemde bu kapakların montajını yaptırabiliyorsunuz. Almanya’da bu işin dizaynını yapan ekibi de getirdik. Sorun olmaz dediler. Kapakları TOKİ değil biz yapacağız. Bunun karşılığında da TOKİ aynı bedelle stadın içine ekstra masraf yapacak. Bu da aşağı yukarı 20 milyon TL tutuyor. Gelecek yıl 15 Mayıs ile Ağustos döneminde bu kapaklar takılabilir. Temmuz ayı içinde bunun anlaşmalarını yapıyoruz. Şunu söylemekte fayda görüyorum. Misafir takımların işi çok zor olacak. Zeminden bakıyorum, sonra çıkıp tribünlerin üst kısmından bakıyorum, ‘Allah onlara kolaylık versin’ diyorum.”
kaynak milliyet
Mesajlar birleştirildi: 04. Temmuz 2010, 03:52:15
Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Frank Rijkaard yönetiminde, Süper Lig’de ve Avrupa Ligi’nde şampiyonluk hedefiyle başlayıp, büyük hayal kırıklığıyla noktaladıkları 2009-2010 sezonunun muhasebesini yaptı, birbirinden çarpıcı tespitlerde bulundu.
Michael Skibbe zamanında başlayan sarı-kırmızılı takımdaki sakatlık krizinin, Rijkaard döneminde sürdüğüne dikkat çeken Başkan Polat, kadroya yapılan ciddi yatırımların karşılığını alamadıklarını söyledi. Şanssızlık girdabına şikebahçe ile Kadıköy’de oynadıkları derbi maçta kapıldıklarını kaydeden Polat şunları söyledi:
“Geçen sezon futboldaki yöneticilik hayatımın en talihsiz dönemini yaşadım. Bunun nedenlerini iyi analiz etmek lazım. 2008 Avrupa Şampiyonası finalleri ardından o dönemdeki hocamız Skibbe, Ekim ayında milli oyuncuların sakatlanma riskiyle karşı karşıya olduklarını söylemişti. Haklı da çıktı. Futbolcuların adalelerindeki yorgunluğu atmaları için 1.5 ay dinlenmeleri gerekiyordu. Fakat yine yük binince, vücut çöktü. Sezonu tam 12 sakatla bitirdik. Bu sezon ise şikebahçe maçına kadar her şey yolunda gidiyordu. Baros’un sakatlığı ile kötü süreç başladı. Kewell’ın sakatlanmasıyla forvetsiz kaldık. Kiralamak zorunda kaldığımız oyuncular istediğimiz performansı ortaya koyamadı. Kewell için doktarları ‘15 şubatta döner’ demişti, olmadı. Üst üste 4 maç oynayan Nonda, sözleşmesi biteceği için ister, istemez sakatlanma korkusu yaşamaya başladı, kendini riske etmedi. Şimdi geçen iki sene için kimse takım kadrosu ve kalitesinin kötü olduğunu söyleyemez. Bu konuda biz gereğini yaptık, ama şans hiç yanımızda olmadı. Böylesine önemli bir faktör eksik kalınca, şampiyon da olamıyorsunuz.”
‘Tek Elano sakatlandı’
Sarı-kırmızılı kulübün patronu, sakatlık konusunda yaşadıkları şanssızlığın Dünya Kupası’nda bile devam ettiğinin altını çizdi. Adnan Polat, “Brezilya’da yalnızca bir oyuncu ciddi biçimde sakatlanıyor. O da bizim futbolcumuz Elano Blumer. Turnuvaya çok iyi başlamış, iki gol atmış, asistler yapıyor... Ancak dünya onu konuşurken bileğinden sakatlandı. Şans artık biraz da bizden yana olmalı” ifadelerini kullandı.
Başkan Adnan Polat, içinde bulunduğu mali sıkıntılar, geçmişte manşetlerden düşmeyen Galatasaray’da son senelerde yönetim kurulu olarak çok ciddi adımlar attıklarını da dile getirdi.
Sarı-kırmızılı kulübün ekonomik alanda ayağa kalktığına işaret eden Polat, “Son 2-3 senedir, ekonomik olarak kulübün herhangi bir şekilde olumsuz etkilendiğini hiç duydunuz mu? Oyuncunun parasını 2-3 ay geç ödemek dışında ödemelerde sorun yaşamıyoruz. Üstelik Avrupa’ya baktığımız vakit, üst düzey liglerde de benzer ödeme takvimleri söz konusu. 3-4 ay geriden geliyorlar. Ağustos sonunda alacaklar sıfırlanıyor. İki sene bu şekilde nakit akışını götürmek kolay iş değil. Daha önce alacaklılar kapı önündeydi” dedi.
‘İki kez rapor istedim’
“Rijkaard’a, Mart’ta iki yıllık yeni sözleşme teklif ettim, ‘Önce hak etmem lazım’ dedi. Hocamızdan iki kere yazılı rapor istedim. Şimdiye kadar bir kere bile soyunma odasına gitmedim. Teknik konulara da girmiyorum, ama gerekirse hesap sorarım”
Başkan Adnan Polat, kişisel yönetim tarzı ve Teknik Direktör Frank Rijkaard’la olan diyaloglarını da anlattı.
Geçen sezonun, kendisi için olduğu kadar, Hollandalı hoca adına da çok büyük bir hayal kırıklığı olarak geride kaldığının altını çizen Polat şunları söyledi:
“Bizim yaşadığımız üzüntüyü, hocamız da yaşadı. Ancak artık bazı şeyleri daha iyi anlayıp, öğrendiğini düşünüyorum. Mart ayındaki seçimden kısa bir süre sonra kendisine 2 yıllık sözleşme yenileme teklifi yaptım, ama ‘Önce bunu hak etmem lazım’ yanıtını verdi. Frank Rijkaard iletişime çok açık biri. Onunla her türlü tartışmayı yapabilirsiniz. Tabii zamanı geldiğinde ben de fikirlerimi söylüyorum. Ayrıca gerekirse hesap da sorarım! Ancak teknik konulara girmiyorum. Bir kere bile soyunma odasına gitmedim. Hocamızdan sezon içinde takımın durumuyla ilgili iki defa yazılı açıklama istedim. O da ayrıntılı şekilde raporunu bize teslim etti.”
‘Futbol yok, savaş var’
Sezonu geç açtıkları söylemlerine de yanıt veren Polat, “Bu düşünceye katılmıyorum. Zaten son 3 senedir oyuncular doğru dürüst dinlenemediler. Türkiye Ligi çok sert bir lig. İspanya ve Hollanda gibi ülkelerde top çok hızlı çevriliyor ve ona göre oynanıyor. Rijkaard kalite eksikliğinden söz etti. Ancak orada bahsedilen kalitesizlik anlaşılamadı. Hocamız futbol oynama kalitesizliğinden bahsetmişti. Bizde futbol yok, savaş var. Bizim ligimizde çok yetenekli oyuncular var, ama kendini yeterince geliştirememiş. Bu takım kalitesinin olması kültürle de alakalı. Bir devlette bile demokrasi kültürünün oluşması uzun bir süreç alıyor. O devlet 150 sene kesintisiz gitmeli ki o kültür oluşsun” yorumunu yaptı.
‘Hiç pişman değilim’
“Kaptanlığı Arda’ya vermemizle ilgili en ufak bir pişmanlığım yok. Kaptan yapılması asla hata değildi. 23 yaşına yeni bastı. Kaptanlığından, oynadığı oyundan memnunum. Peki daha iyi olabilir mi? Arda bize bir standart gösterdi. Onun altına indiğinde memnun olunmaması normal.
Arda geçen sene 60’a yakın maç oynadı. Hepsinde de iyi mücadele etti. Sadece 3-5 maçta iyi değildi. Bu kadar medya bombardımanı altında, yine de ayakta durmasını bilen bir lider.
Taraftarın çok büyük beklentiler içinde olmasını da yadırgamamak gerek. Çok saçma sapan maçlar kaybedildi. Ancak taraftar protestosunu 90 dakikaya yaymamalı. Galatasaray taraftarı kendi entellektüel zekası ile bunun bilincinde olmalı. Sonuçta bunlar bizim futbolcularımız. Arda ayarında bir Türk yıldız daha var mı?
Biz ise el ele vermiş harcamaya çalışıyoruz. Bu çocuk ne yapsın? Kız arkadaşı ile çıkıp dışarda yemek yemesin mi? Ben başkanı olarak ‘Git, sosyal hayatını yaşa’ diyorum. Ne yapacak ki? Normal hayatını yaşamayacak mı? Zaten haftada üç gün maç, sürekli antrenman temposu...
Yarım günleri ya var, ya yok. Ülkemizde adam öğütme politikası çok üst düzeyde gelişmiş durumda.”
‘Çarşı her şeye karşı mantığı!’
“Tüzük ile ilgili hiçbir menfaatimiz olmadığı gibi eski tüzük işimize de geliyordu. Ama eski tüzükte denetlenme diye bir şey yoktu. Medeni kanun, 6 sene önce çıkmış dernekler yasasına göre şikebahçe ve Şiketaş kendini adapte ederken biz yerimizde sayıyorduk. Kanuna ve günün şartlarına uyarlamak zorundaydık. Tüzük şeffaf olmalı. Başkan ve yönetimin insafına bırakılmamalı. Üyelikle ilgili talepler geldi. Önceden yüzde 3’lük kontenjan için, lise, eski sporcu derken dışardan 40-50 kişi üye yapılıyordu. Son yıllarda lise üye sayısının dışında 210 da dışardan üye yapıldı. Biz ise bu aykırı durumun önüne geçtik. Olayı başka yöne çekmeye çalıştılar. Bazıları Şiketaş tribün grubunun pankartında yazdığı gibi ‘Çarşı her şeye karşı’ hareket ediyor. Bu 40-50 kişi de her şeye karşı. Şimdi de tüzüğün içeriği değil geçiş şekli eleştiriliyor. Sonuçta oturuma başkanlık yapan hukuk profesörü Duygun Yarsuvat. Diğer divan üyeleri de hukukçu.
‘Cari borcumuz her zaman olacak’
“Kulübün bugünkü cari borcu 15 milyon dolar. Birleşme için alınan kredi ile banka borçları da yaklaşık 110 milyon dolardır. Bizde yöneticilerin belki çok küçük alacakları vardır. Bu kulübü kimsenin cebinden yönetmemeye çalışıyoruz. Bunların yanı sıra, kulüplerin oyuncularla yaptıkları sözleşmeler var. 80 milyon eurolara varan taahhütler bulunuyor. Bir de böyle bir borç söz konusu. Mal ve hizmet satanlara olan cari borç, bankalara borçlar, sponsorluk anlaşmaları kapsamında çekilen avanslar. Galatasaray gibi büyük kulüplerde cari borçlar hep olacaktır. Galatasaray’da futbolcuların bir kısmının dışında alacağı olan ne bir çalışan, ne de bir amatör sporcu yok.”
‘Sezgin’in tek derdi iletişim’
“Adnan Sezgin’in önemli özellikleri vardır. Ancak iletişim sorunu da var. Haftanın 7 günü işinin başında. Ben ondan memnunum. Bu noktadaki bir kişinin güvenilir ve dürüst olması lazım. Sektörü bilmeli. Gerektiğinde çok detaycı olabilmeli, global düşünmeli. Çok çalışma ve mesai isteyen bir iş yapıyor. Hepsi var onda. Adnan Sezgin iletişim değil, işini yapma peşinde. Adnan Sezgin eleştiriliyor, ben kurtuluyorum diye düşünmem. Son mercii ben olduğuma göre sorumlu da benim. Adnan Sezgin’le şehir efsaneleri de bitsin artık. Arda gibi onu da yemeye çalışıyorlar.”
Baltaya bak!
Galatasaray Başkanı Adnan Polat röportaj sırasında çok ilginç bir anısını Milliyet ekibiyle paylaştı. İşte Trabzon’da Başkan Polat’ın başına gelenler:
“Biz deplasmanlara gittiğimiz zaman otelden çıkıyor, halkın içine giriyoruz. Diyarbakır’da, Trabzon’da, Sivas’ta, Manisa’da tablo hep aynı oluyor. Bir gün Trabzon’a gidiyoruz. Otellerde yer yok. Akçaabat’ta takım kalıyor. Dışarda iki bin kişi toplanmış, bağırıyorlar. Ben dışarı çıkınca polis ikaz etti, tatsızlık yaşanmasın diye. Çıktım ağacın üzerinde bir yazı var.. ‘Galatasaray’ın cenazesi Avni Aker’den kaldırılacak’ yazıyor. Güldüm. Sonra gittik kahveye, iki bin kişi geliyor. Hediyeler veriyorlar.
Sonra baktım biri uzaktan elinde baltayla geliyor. Korktum! Bir taraftan da kendimi koruyorum. O arkadaş baltayı getirdi bana verdi. Balta imalatçısıymış (gülüyor) ‘Size hediye edebilir miyim’ dedi. Trabzon taraftarı benim için çok özel. Gittiğim vakit eski taraftarlar, amigolar ziyaretime gelir, eski günlerden söz ederiz. Bu kulüpçülüğün en güzel yanı insan sevgisi. Sokaktaki insanın sevgisi sizi motive ediyor.”
‘Profesyonel hakemlik olumlu’
“Hakemler profesyonelliğe geçebilir. Çok fazla olumsuz tarafını göremiyorum. Fakat futbol yönetiminde ne gibi sıkıntılar doğurur ona bakmak lazım. Ücret artı prim gibi bir uygulama yapmak lazım. İyi yönettiği zaman prim verilmeli, aksi durumda bunun cezası olmalı. Dünya Kupası’na nerelerden hakem gittiğini görüyoruz. Özbekistan’dan bile çıkıyor, maç yönetiyor. Türkiye’den hakem olmaması içimizi acıtıyor. Bizim hakemlerimizin orada olup Türkiye’yi temsil etmeleri gerekiyordu. Fedarasyon, kulüpler ve hakemlerin şapkalarını önüne koyup, özeleştiri yapmaları lazım. Dünya Kupası’nda hakemlerin yönetimlerine bakıyorum. Çok ciddi hatalar yapıyorlar. Ben bizim ligimizde anti-futbol oynanmasın diye iki yıldır bas bas bağırıyorum. Ne yazık ki derdimi anlatamıyorum. Kaleci vakit geçiriyor, ancak sarı kartı 90+4’te görüyor. Sertlikler ise yıldız futbolculara ve kasıtlı yapılıyor. Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi kıskançlık, ikincisi ise kapasite olarak durduramamasından dolayı.”
‘Fazla centilmenler!’
“Ben eskiden futbol şubesinin başındayken, oyuncular bombardımana tutuldu mu, öyle beyanatlar verirdim ki, herkes futbolcuları unutup
bana saldırmaya başlardı. Kulüp başkanı olarak her sözü dikkatli söylemek zorundasınız. Sonuçta söyleyecekleriniz camianızı bağlıyor. Haldun (Üstünel) ve Murat (Yalçındağ) galiba biraz fazla centilmenler!
bu birinci bölümü