Cogunun amaci belli.
Daha fazla özgürlük.
Ben bir mimar olarak:
- devletin yapmak istedigi her yeni proje icin mimari yarismalar olmali. Artik sadece yandanslara verilmesin veya onlar kazanmasin
- lütfen projeyi secenler mimarlar olsun. Basbakan vs klasik tarzi begeniyor diye böyle projeler kazanmasin. Sadece tarihi semtlerde klasik tarzi binalar yapilmali
- Eger halki ilgilendiren proje oursa (Gezi park), ordaki halkada sorun. Istanbul Belediye Baskani Topbas bile esas bu projeye karsi (ki kendiside mimar).
- Ülkeyi gelisitiriyoruz diye otoyollar, köprü veya baska projeleri elestirmek yasaklanmamali. Yani elestiren otomatik vatan haini oluyor.
- Enerji tasarruflu evlere daha cok önem verilmeli.
- TOKInin Bursa merkezinde yaptigi evler artik yapilmamali.
- Sehirleri artik sehir plancilar ve mimarlar sekillensin. Belediye baskani veya genel olarak politika karismasin
- Politika bütce gibi seylere karismali. Zaten onun görevide o
-Yandaslarim para kazansin diye parklar veya bos alanlar artik gitmesin
Hersey cok bir kisinin üstünde. Kusura bakma ama resmen Sultan gibi davraniyor.
BJK stadi isine bile karisiyor.
Artik öyle bir durum varki, belediye baskanlari, spor kulüp baskanlari istedikleri olsun diye hep "basbakan sayesinde. Basbakana sorulmali" diyor.
11 ocak 2011de TTA stadin acilisinda yuhlandi diye hala kizgin.
Herseyi cok kolayca kisilestiriyor.
TFFye karismamali. Demirören kendisi dedi "Basbakan destekledi diye aday oldum". TFF özerk degilmi?
Begenmedigi diziler bile tehlike altinda.
Kürtaji, sezaryen yasaklamasin
Herkes istedigi kadar cocuk yapsin
Basbakan olarak onun görevi Politika.
Spora karismasin
mimarlara karismasin
Insanlarin hayatina karismasin (Özellikle aile konusunda Hitlerlen baya paralel noktalar var)
Iddaa ediyorum, eger Erdogan böyle davranirsa, halkin 80% ona oy verir.
"Banane yeni x adliye binasi. Mimarlar odasi ve Mimar Prof. karar versin. Biz bütceye bakariz. Halk fazla zarar görmesine bakariz. Doga koruncakmi, ona bakariz"
"Herkes istedigi gibi yasiyabilir. Yeterki TC kanunlara göre davransin"
Bu yazıyı alıntılıyorum çünkü bu sayfada birçok kişi bu görüşe katılıyor.
Arkadaşlar, sizin Demokrasi anlayışınız farklı. Tam olarak Demokratik anlayışa da sahip değilsiniz.
Yanlış anlamayın, siz Demokrasiyi istemiyorsunuz dediğimde hakaret olarak algılamayın. Maalesef Demokrasinin yegane yönetim anlayışı, diğerlerinin ise tü kaka olarak bakıldığı genel kanı var. Demokrasiye karşı olmanın darbeci, katil, vs. vs. gibi bir izlenim oluşturuluyor.
Başbakanı ve partisini getiren halktır. Seçimle gelmesi Demokrasinin gereklerinden bir tanesi. Diğer gerek ise Çoğulcu olma gereğidir. Buradaki genel görüşe baktığım zaman çoğu şikayet Çoğulcu değil Çoğunlukçu olmasından dolayı. Yani %100'ü değil, %50'yi tatmin etmek istemesi ve sivil topluma önem vermemesi. Doğrudur tamamen Demokrat değil ama sizin belirttiğiniz sistemlerden daha Demokratik bir anlayışı var. Çünkü onu oraya halk getirdi ve sonuçta bunlara karar veren kişi de "halk" oluyor kendisi halkı temsil ettiği için.
Bazı taleplerinize baktığımda şu sonuca varıyorum: sizin istediğiniz olay biraz da Teknokrasi ile karışması. Yani Avrupa Birliği'nin her yapılan büyük anlaşmayla (en son Lizbon Anlaşması oldu) yol aldığı sistem. Avrupa Birliği zaman geçtikçe daha az Demokratik ve daha çok Teknokratik oluyor. Avrupa Birliği'nde halkın tesiri çok az. Ulusal Meclislerin hiçbir etkisi yok neredeyse. AB Parlamentosuna seçilenler halk tarafından seçiliyor ama yasa oluşturma sürecinde onların da çok az etkisi var, her şey Komisyondan (uzmanların üstün olduğu AB Bakanlıkları) çıkıyor en başta. Ama yine de bazı unsurlarda projelere başlamadan önce halkın fikirlerine başvuruluyor anketlerle.
Daha önce dediğim gibi, lütfen yanlış anlamayın, size Demokratik anlayışınız o kadar yok dediğimde kötü anlamda eleştirmiyorum. Ben de şahsen pek Demokratik bir insan değilim