Kötü oynadık, tamam... Yeterli mücadeleyi gösteremedik, tamam...
Kadro eksik, tamam...
Hepsi tamam...
Buna rağmen bu kadar gol kaçar mı kardeşim...
Bu kadar gol kaçar mı...
“Kötü oynadık, yeterli mücadeleyi gösteremedik” dediğimiz maçta, yakaladıklarımızın KDV’sini gol yapabilsek, gene iki-üç farklı kazanırdık bu maçı...
Son vuruşlarda bu kadar acemilik olur mu?
Bu kadar kişisellik olur mu?
Halil gibi bir adama, kaçırdığı o goller yakışıyor mu?
Mevlüt’ün bu kadar kişisel oynaması ayıp olmuyor mu?
Yusuf gibi bir futbol sihirbazı, nasıl oluyor da iki mutlak pozisyonda son vuruşları son derece berbat yapıyor...
Baktığınızda varını yoğunu ortaya koyan bir Sabri...Çok iyi mücadele etmesine rağmen kaçırdığı gollerle “meyvesiz ağaca” dönen Halil...
Gerisi...
Gerisi ha var, ha yok...
Bosna maçında belki futbol oynamadık ama, iyi mücadele ettik...
Estonya karşısında ise ne futbol oynayabildik, ne de mücadele edebildik...
Anlayacağınız çekirge bu defa sıçrayamadı...
Bu beraberliğin, benim için mağlubiyetten bir farkı yok...
Ömer Güvenç maçtan önce sormuştu...
“Dört maçta on puana razı mısın” diye...
“Hayır” demiştim “Belçika karşısında kaybettiğimiz iki puanı çok ararız...”
On puanı beğenmezken, dört maçta sekiz puanda kaldık...
Beş ay sonra dört gün ara ile oynayacağımız iki maç, iki İspanya maçı...
Gönül rahatlığı ile “Oley” çekebilir miyiz...
Hiç sanmam...
Karamsar bir adamım ama, gerçeği de görürüm...
Bu dört maçtaki dört kayıp puandan sonra, Güney Afrika sanki bizim için hayal gibi...
Hepimize geçmiş olsun...Şansal Büyüka /
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=132713,10,34