7 yaşımdan beri maçlara giderim. Kapalı dışında hiçbir tribüne gitmedim. 99-00 sezonunda, tarihimizin en güzel sezonunda, tesadüf ilk kombine biletimi almıştım. 05-06 sezonuna kadar da düzenli olarak kombinemi aldım. Olimpiyat stadına bile 1-2 maç dışında ful gittim. 06-07 sezonunda, 6 sezon sonra ilk defa kombine alamadım. O sezonda Gerets olayı, daha önceki birikimler ile birleşerek ve tribünün en güzel günlerini gören birisi olarak değiştiğini düşünerek, eskisi kadar zevk almadığımı ve almayacağımı anlayıp, maçlara gitmemeye karar verdim. 06-07'de ve 07-08'de birkaç maça bilet alarak gittim. Geçen sene ve bu sene, 2 senedir hiç maça gitmedim. Kendim ile ilgili şeyleri yazmayı sevmem, bugüne kadar da yazmadım zaten. Kimi ilgilendirir ki sonuçta bu ! Ancak yukarıda yazdıklarım bir kenarda akıllarda bulunsun.
Son 2 seneyi saymazsak, maçları hep stadda izlemeyi seven biriyim. Ancak hiçbir zaman "tribüncü" olmadım. Hiçbir gruba, tayfaya dahil değildim. Hiçbir zaman, hiçbir grubun ürününü almadım. Sakın kötü bir şey söyledim gibi algılanmasın. Ben de onlarla coştum, onlarla üzüldüm, keşke öyle bir kültürüm olsaydı, ama olmadı. O gruplarla olan bağım sadece birkaç dostla sınırlı kaldı. Ancak pek çok şeyi takip ettim. Beni üzen şeyler. Beni artık staddan soğutan şeyler. Bunlarla kimi zaman bizzat karşı karşıya kaldım, kimi zaman da kalanlarla konuştum.
Ben Galatasaray'ı çok seven biriyim. Dedemden babama, babamdan bana aşılanan "saf" bir Galatasaray sevgisine sahibim. Ne yönetim, ne de futbolcu beni alakadar eder. Varsa yoksa Galatasaray ve futbol. Gelenler, gidenler, işlerini gerektiği gibi yapsınlar yeter. İster başarılı olalım, ister küme düşelim. Yeter ki onlara inanayım. Onlara inanmak istemem, onları sevmek ile ilgili değil, sadece Galatasaray'ı sevmek ile alakalı. Kısacası demin de dedim, ben Galatasaray'ı işte böyle "saf" şekilde severim. İçine hiç birşeyi ve hiç kimseyi katmadan...
Cumartesi günü ultrAslan Avrupa'dan arkadaşım bu maç için Almanya'dan geldi. Onun tayfasından dostları ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden sadece bu maç için gelen Galatasaray sevdalıları ile epey uzun bir süre, yaklaşık 5 saat çadırda takıldık. Galatasaray Store'a girdik çıktık, arkadaki Cafe Crown'da tayfa ile muhabbet ettik. 2 senedir Tribün ile alakam kalmamıştı ve acayip keyif aldım. Dostlar, o gün yaşadıklarımın tek keyifli yanıydı zaten. Bir kaç hikaye paylaşayım. Kimisini ben gördüm, kimisini dostlar anlattı. Hiç bir Galatasaray blogunda da bu hikayeleri görmedim. Bunlar hiç yazılmadı. Hepsi de eminim 2 senede benden çok daha fazla maç ve derbi öncesi stad çevresinde bulunmuşlardır. Elbet görenler, duyanlar olmuştur. Ben 2 senedir ilk defa gittim ve neler yaşadım. Galatasaraylı olmak bunları saklamak değildir, Galatasaraylı olmak bunları yazabilmektir. Ben takımımı seviyorum, belki herkesten çok seviyorum ve bu yanlışların yazılması gerektiğini düşünüyorum. Neyse başlayayım artık;
Her yerde bas bas bağırıyorlar GS Bonus kredi kartı alın edin vs... Bu karttan sen para harcadığın zaman kulübün para kazanıyor. Takımına katkı yapmanın en basit yolu. Hepimiz kredi kartı kullanıyoruz. Madem kullanacağız, bari kulübün de kazanacağı bir kart olsun değil mi ? Tabi bizim yaptığımız bu kıyağın karşılığında kulüp de bize kıyak yapıyor ve GS Bonus üyelerine diğer bütün taraftarlardan önce satış yapılıyor. Derbi öncesi 40 kişilik GS Bonus sahibi taraftar, herkesten önce bilet alabilmenin sevinci ile biletix'e koşuyor. Satış başlıyor, bir süre devam ediyor ve bir anda site kilitleniyor. Site açılıyor bir süre geçiyor ve bilet kalmadı deniyor. O 40 kişilik ekip şaşırıyor. Gişeye sorduklarında bilet kalmadı, bütün biletler tükendi deniliyor. İsyan ediyorlar, hemen stadın yanındaki yönetim binasına yürüyorlar. Tam da o sırada bir yönetici giriyor binaya. Taraftarlar yöneticiye durumu anlatıyor. Diyorlar biz GS Bonusluyuz, ancak daha biz bilet alamadan bütün biletler tükendi, nasıl olur bu diyorlar. Biletix'e göre bilet kalmamış, yani artık isteseler de maça gidemez bu 40 kişi değil mi ? Ancak öyle olmuyor. Yönetici bir kişiye talimat veriyor ve burada olan bütün taraftara bilet verin diyor. Bir anda Biletix'e göre tükenmiş gözüken biletlere kavuşuyor taraftarlar. Yanlış anlamayın, o yönetici kendi bölümlerinden falan ayırtılmış değil, satışa çıkan eski açık, yeni açık, kapalı biletlerini gişe fiyatından, o 40 kişiye satıyor. E hani bilet yoktu, hani tükenmişti ?
Cafe Crown'da bütün Avrupa tayfası oturuyor, kimisi bilet arıyor, kimisi de bizim gibi sadece maç öncesi kahvesini içip keyif yapıyor mabedinin yanında. Tabi biz kalabalığız ve karaborsacılar için müthiş avlarız. Ancak yerimiz neresi ? Biz Cafe Crown'un iç tarafında oturuyoruz, dışarıda değiliz yani. Yanımıza bir garson yaklaşıyor, evet garson ! Oranın çalışanı bu adam. Galatasaray için de çalışıyor bir nevi. Bana soruyor "Bilet lazım mı abi"... Stadın önünü geçtim, GSstore'un içi, yönetim binasının kapısının önü, onlarca it kopuk karaborsa bilet satıyorlar, ONLARCA KİŞİ. Her taraftarın kimlik bilgisini vererek, sadece 1 tane alabildikleri ve tükendi denilen biletleri satıyor bu adamlar. Yüzlerce, hatta binlerce bilet karaborsacı çapulcu, tinerci bozması, birilerinin abi, reis dediği abuk subuk tiplerin elinde. Binlerce bilet ve binlerce Euro ! Bana dışarıda bilet satmaya çalışan kişiyi biraz sonra GSstore'un içinde çalışanlarla konuşurken görüyorum. Ama öyle bir konuşma değil, sıkı fıkılar. Belli her maç beraberler, takılıyorlar. Daha sonra Cafe Crown'da elinde paraları sayarken, yudumladığı çayı ile birlikte görüyorum aynı adamı.
Şimdi bana birileri bitti denilen ve sadece tek kişinin tek bilet alabildiği bir durumda, sadece bir kişinin torbasından çıkan düzinelerce bileti açıklasın. Birileri bana bitti denilen, kalmadı denilen biletlerin nasıl tek bir yönetici talimatı ile tekrar satılabildiğini açıklasın. Birileri bana sene başında havalara atılan beleş kombineleri açıklasın. Birileri bana neden bütün dünyada uygulanan maç başına bilet istatistiğinin buralarda tutulmadığını açıklasın. Birileri bana GSstore çalışanının kankası olmuş kişilerin GSStore içinde, yönetim binasının önünde nasıl karaborsa yapabildiklerini açıklasın. Bu adamlara bu biletleri kimler veriyor satsın diye, açıklansın. Kalmamış denilen binlerce bilet nasıl ve kim sayesinde bu adamların elinde ? Kulüp buna çare bulmuyor mu ? Yoksa kulüpten birileri, kulübe mi ihanet ediyor ? Galatasaray adının altında karaborsacılar mı besliyorlar ? Onlara, satılması ve ekstra gelir sağlanması için bu biletler mi veriliyor ? Kulüp içinden birileri bu pis işlerin içinde mi ? Ben merak ediyorum ve soruyorum, kesinlikle hedef gösterip suçlamıyorum, "birileri" diyorum. Kulübün de haberinin olmadığı "birileri"...
Cumartesi gördüğüm pislikler bu işlerin boyutunu anlamamı sağladı, öyle açık ki yaşananlar. Ben orada 5 saat durdum ve o 5 saat yetti. Neden hiçbir yerde bu konu hakkında yazılmış bir şey görmedim ? Soğudum abi, ha 10 atmışsın febe'ye, ha 10 yemişsin febe'den. Ben Cumartesi günü nefret ettim yaşananlardan, başlamışım maçına...
http://galatasarayformalari.blogspot.com/2010/03/korsan-kim.html