Mehmet Atalay ın şerefsizlere cevabı...
Başbakanlık soruşturma izni vermedi
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü, Gençlik ve Spor eski Genel Müdürü Mehmet Atalay, “ASLANTEPE’YE TEFTİŞ KISKACI” ve “SİYASİ OTORİTE İRADE KOYDU” başlıklı haberlerimizle ilgili bir açıklama gönderdi:
Sözkonusu haberlerinizde Seyrantepe ile ilgili incelemeyi yürüten başmüfettişin, şahsım hakkında Başbakanlık’tan soruşturma izni verilmesinin talep edildiği yazmaktadır. Oysa haberinizin yayınlandığı tarihten tam 40 gün önce, (29.03.2010 tarihinde) Başbakanlık makamı tarafından soruşturma izni verilmemesi kararı verilmiştir. Bu bilgiyi haberinizde belirtmeyerek, diğer ilgililer ve şahsım hakkında Başbakanlıktan soruşturma izni verilmesini istediği şeklinde haber yapılması anlaşılamamıştır.
O gün gerçekleştirdiğimiz protokolün her kelimesinin, arkasındayız. Bugün bizi zor durumda bırakacak herhangi bir metnin altına imza atmadık. Tam tersine bizi onurlandıran ve göz kamaştıran, inşaatını görünce bittiği günü heyecanla beklediğimiz bir projenin altında imzamız var. Haberde yazılanların aksine cevap veremeyeceğimiz ya da cevaplanmasından kaçındığımız bir soruyla da muhatap olmadık.
Bu konuyla ilgili yaptığımız açıklama bir savunma değil, herkes tarafından kabul edilen bir başarı öyküsünü yeniden kamuoyuyla paylaşarak yanlış bilgilendirilmenin önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Bugün 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’na aday olabiliyorsak, bu tesislerin gelinen noktada ne kadar önem arzettiğini, şöyle etraflıca bile düşünmeden sonuca varabilirsiniz. 2008 yılında, 2012 Avrupa futbol şampiyonası organizasyonu konuşulurken elle tutulur uluslararası maçların oynanabileceği doğru dürüst bir stadımız bile yoktu. Bugün ise Kayseri’de inşa edilen stadımız gibi Seyrantepe projesi de bittiğinde Türkiye’nin yüz akı olacaktır.
Bugünkü Seyrantepe Projesi’ni o zamanki ufkuyla ortaya koyan Sayın Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan’dır. 1995 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, Faruk Süren başkanlığındaki Galatasaray heyetini kabul eden Sayın Başbakanımız, Galatasaray Heyeti’nin; “Ali Sami Yen’i yıkıp aynı yerinde yeniden yapalım” teklifine karşılık; “Size uygun bir yerde daha geniş bir alanda stad yapılabilecek yeni bir arazi verelim, uluslararası standartlarda muhteşem bir stadyum inşa edelim” teklifini getirdi. Aradan geçen onca yıldan sonra Sayın Başbakan sözünde durmuş ve bu seçimi Galatasaray camiası yapmıştır.
Şehrin ve trafiğin tam ortasında 34 dönüm alan üzerindeki 17 bin kişilik bir stadyum, başta Galatasaray camiasının en çok şikayet ettiği, fiziksel olarak bitmek üzere olan bir yapı alınmış, yerine 120 dönüm arazi üzerine kurulu 52 bin 500 kişilik modern çağın mimari tekniklerini içeren, açılır kapanır bir çatıya sahip mimari bir harika Türk sporuna kazandırılmak üzeredir. Böyle bir durumda hangi sorunun cevabı verilemez veya bu yapılan işin nesinden utanılır düşünmek lazım.
Bu sıra dışı stadyumun bugüne getirilmesi öyle çok kolay da olmamıştır. Sayın Başbakanın talimatıyla Sayın Bakanlar arasında imzalanan protokoller vardır. Bugünün TBMM Başkanı o dönemin değerli spor bakanı olan Mehmet Ali Şahin’in altında imzasının bulunduğu bir projedir bu. Daha sonra bizler bürokratlar olarak alt protokelleri gerçekleştirdik. Başarısı ortada olan TOKİ’nin kamuoyu önünde gerçekleştirilen şeffaf ihaleler ile sonuca varılmış ve ilk kazma Seyrantepe toprağına vurulmuştur.
Sporun ve spor kurumlarının desteklenmesi olmazsa olmaz bir ihtiyaçtır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 58 ve 59. maddelerinde yeralan, gençliğin korunması sporun geliştirilmesinin devletin görevi olduğu açıkça yazmaktadır. Yapılan işler Anayasal görevdir. Bu noktadan baktığımızda da spor kulüpleri, bizlerin milli sporcu yetiştirilmesi konusunda partnerimizdir. Yardımcı kurum olarak görev yaparlar. GSGM Genel Müdürlüğümüz döneminde kulüplerle olan bütün ihtilafların çözümünü gerçekleştirme başarısını gösterdik. Stadyumların borçlarını ödemelerini sağladık. Sporun ve kulüplerin lehine olan bütün çalışmaları yaptık.
Dünya standartlarının gerisinde kalan, tesis fakiri olan Türk sporunun atılımı için olmazsa olmazı olan bu eserlerin yapımında köstek olmak yerine destek olmak gerekmez mi? Ortaya atılan eleştiriler uluslar arası normlar göz önüne alınarak yapılması gerekmez mi?
http://www.milliyet.com.tr/143-milyon-tl-buhar-oldu/ekonomi/haberdetayarsiv/11.05.2010/1236230/default.htm