Arkadaşlar resimleri çekenlerin ellerine sağlık.
Aklıma takılan bir noktayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Dün Adnan Polat Mimarlar Odası'nın açtığı dava ile ilgili Divan Kurulu'nda kısa bir bilgi vermiş. Bu tarz davaların heryerde açılabileceğini söylemiş. Yani durumda bir tersiliğin olmadığından bahsetmiş. Fakat ben endişeliyim. Çünkü böyle bir projenin karşısında olan birçok kurum ve kişinin varlığını biliyoruz. Bu stadın yapılmaması için ellerinden geleni yapacaklardır. O yüzden bu davanın diğerlerinden farklı olabileceği endişesini taşıyorum.
Varsayılım ki dava olumsuz sonuçlandı ve stadın yapımı askıya alındı. Bundan sonrası için ne olacağıyla ilgili bir bilgisi olan var mı? Acaba bu dava hangi seviyede? Bilgisi olan varsa müteşekkir olurum.
Şöyle ki;
Okuduğum kadarıyla Mimarlar Odası'nın dava dilekçesinde yer alan iddiaaların çoğunluğu İdari Yargı'nın görev alanı dışında olduğundan (yok efendim ormanlık araziye yazık değil mi, şehrin görünüşünü bozuyor vs.) bunları mahekeme heyeti zaten dikkate almayacaktır. Çünkü İdari Yargı, Adli Yargı gibi yerindenlik denetimi yapamaz sadece hukuka uygunluk denetimi yapabilir. Ancak Mimarlar Odasının mahekeme heyetine sunduğu dilekçede "bu bölgenin imar planına göre buraya stadyum yapılamaz" iddiaası vardır ki bu İdari bir işlemin kusurlu olması ile ilgili olduğundan İdari Yargı'nın görev alanına girmektedir. Ayrıca İdari Davalarda, dava açıldığı sırada idari işlemin yanlışlığı bariz bir şekilde ortada ise mahkeme "yürütmeyi durdurma" kararı verir yani idari işlemin durdurulması için birkaç ay sonraki karar duruşması beklenmez. Mimarlar Odası'nın bu başvurusu üzerine mahkeme heyeti bariz bir İdari Usülsüzlük görseydi derhal "mahkemenin sonuna kadar" yürütmeyi durdurma kararı verirdi ve şu an inşaat alanına çivi bile çakamazdık.
Gelelim "acaba davadan nasıl bir karar çıkar ?" sorusunun cevabına. Eğer TOKİ Aslantepe'nin imarını doğru olarak çıkartmamış ise dava aleyhimize sonuçlanabilir. Ancak TOKİ'nin kendi kanununda "İstediği arazi parçasına istediği gibi imar çıkartabilme" yetkisi olduğundan çıkartacağı yeni bir imar ile dava konusu usulsüzlüğü ortadan kaldırabilir. Bundan sonra İdare Mahkemesi'nin üst mahkemesi olan Danıştay'a başvurup "usulsüz İdari İşlemin ortadan kalktığını, yeni hukuki durumda inşaatın devam etmesinin hukuken herhangi bir mahsurunun olmadığı" yönünde karar çıkartılmasını ve Yerel İdare Mahkemesi'nin kararının bozulmasını ister. Bu durumda herşey harfiyen kanuna uygun olacağından (TOKİ'nin kanununda yer alan istediği yere istediği şekilde imar çıkartabilme yetkisi sayesinde) Danıştay %99 bu istemi kabul eder ve 2-3 aylık bir gecikme ile inşaata devam edilir.
Tabii ki imar durumu hakkındaki iddiaa Mimarlar Odasının uydurmasıda olabilir. Bu durumda Yerel Mahkeme Heyeti davada İdare'yi (TOKİ'yi) haklı bulur ve bu iş hiç Danıştay'a felan gitmeden kapanır. Karar TOKİ lehine olursa bu seferde karşı taraf (Mimarlar Odası) Danıştay'a temyize gidecektir ancak Yerel Mahkeme'nin kararını ineceleyecek olan Danıştay herşeyin hukuka uygun olduğunu gördüğünde Mimarlar Odası'nın temyiz başvurusunu kesinlikle red eder.
Zaten en başta dediğim gibi Mimarlar Odası'nın iddiaa ettiği gibi yanlış bir imar planı yani bariz bir usulsüz İdari İşlem olsaydı, Mahkeme kendisine başvurulduğunda (3 ay önce) hemen "yürütmeyi durdurma" kararı verirdi. Böyle birşey olmamış olması Mimarlar Odası'nın iddiaasının doğru olmadığı düşüncesini kuvvetlendiriyor ancak tabi imar planını görmeden birşey söylemek zor.
Bu arada bazı arkadaşlar yok "gider yakarız", "10000 lerce Galatasaraylı'nın gücü" vs. gibi şeyler söylemiş. Gençler burası Hukuk Devleti; saddam cumhuriyeti, dikdatörlük vs. değil !!! Anayasa'nın kesin karinesine göre Mahkeme Kararına uymak zorunludur. Aksi yönde eylem ve davranışlar suç teşkil eder ve cezai hükümleri vardır. İdari Yargı sadece ve sadece Kanunlara göre karar ve hüküm verir. Bize de düşen bu kararlara uymaktır. "Yok ben uymayacağım" diyen sonuçlarına katlanır. Lütfen biraz daha mantıklı ve akılcı olalım.
Saygılarımla.