Biz Ali Sami Yen stadındaki üst kullanım hakkından vazgeçtik. Arazi Milli Emlaka devredildi ve Toki, Milli Emlak ve GSGM arasında bir protokol yapıldı. Galatasaray'ın kullanacağı stad hakkında herhangi bir söz söyleme hakkı yok. Olsaydı şu güne kadar yönetimden bir ses gelirdi. Yönetimde bizim gibi seyrediyor.
Bugün Fanatik ve canlı yayında Fuat Akdağ ile Mehmet Demirkol'da saçmalayınca iş bizler için daha da karıştı. Stad projesi içinde zaten alışveriş merkezi ve sinema salonları yoktu. Sadece artık her statta normal olan food courtlar ve Galatasaray Store olacaktı. Hani bunlardan da vazgeçilmez.
Galatasaray'ın başında Liseliler denen bela oldukça biz daha çok eziyet çekeriz. Şimdi bazı arkadaşlar son başkanlardan sadece Özhan Canaydın liseliydi diye atlayacak ancak liseliler kendilerine biat etmeyen kişileri asla başkan yapmazlar. Evet Alp Yalman, Faruk Süren liseli değildiler ancak özellikle Faruk Süren bütün uğraşlarına rağmen bu zinciri kıramadı. Birde üstüne Ali Sami Yen projesine harcanan 10 milyon dolar eklenince... Neden o proje için bir yarışma açılmadı onu da anlayabilmiş değilim. Bütün izinler alınmışken neden yap işlet devret modeliyle bir ihaleye gidilmedi? Likör fabrikasına ihtiyacımız yoktu neden o araziyle o kadar uğraşıldı bir anlam hala veremiyorum. Hali hazırda kale arkalarını yıksak ve sahaya yakınlaştırarak inşaa etsek kapasite rahatlıkla 40 bini bulur.
Galatasaray artık bu ölü projeden bir şekilde kurtulmalı. Ali Sami Yen'deki haklarını tekrar almalı. Özhan Canaydın yüzünden kaybettiğimiz, haklarımıza kavuşmalıyız. Kendileri stat kirasını yatırmayacak kadar Galatasaray'lı bir şahsiyettir.
Ali Sami Yen'i yıkıp yerine alışveriş merkezli bir stat yapmalıyız. Alışveriş merkezini yerin altına, onun üstine otopark gelecek şekilde inşaa etmeliyiz.
Ama ilk iş Galatasaray'ımızı liselilerden kurtarmalıyız.
likör arazisi sorunlu bir arazidir, bundan evvel yanlışım yoksa 3 el değiştirmiş bir arazidir ve herkes o araziden kaçıp gitmiştir, çünkü dilediğin şekilde arazinin yüzeyini kullanamıyorsun, örneğin 15 bin metrekarelik bir arazi ise bunun taş çatlasın 10 bin metrekaresini inşaat için kullanabilirsin, anıtlar kurulunun defterlerinde bu arazideki bazı yapılar mevcut,
konu ile bilgisi olan bazı büyüklerin ifadelerine göre alisamiyenin eski açıkla kapalının kesiştiği taraflardaki arazi de sorunlu bir yermiş, daha öncelerden o bölgel çukurluk bir alan ve inşaat için sakıncalı olduğu söyleniyor, gerçi teknoloji ilerlerdi ama...
bu işin talu dan sonra çok farklı boyuta geleceğini hatırlarsan sana özelden ifade etmiştim, herkes talu yu günah keçisi ilan etti projeyi kırptı, bi işi beceremedi ye oysa 190 milyon avroluk proje 100 milyon avroya ilk düşeren 2007 yılında da sayın bayraktardı, googleden aratırsanız o dönemlerde bayraktarın ilk ihaleler ile ilgili açıklamarını dinlersiniz,
projenin bu hale gelmesinde en büyük sorumlu kulübün muhatab aldıkları kişilerin politikalarına kanmalarıdır,
canaydın devlete güvenmeyecekte kime güvenecek ama klavuzu karga olanın burnu....
kendi gerçeklerinizi (genele söylüyorum) bir tarafa bırakın artık ve sürecin gerçeklerini kabul edin...
şimdi büyük bir olasılıkla ihaleyi alan şirkete toki işin belli bir noktaya gelmesi için ekonomik destekte çıkacak,
ama halen kulüp olarak bir şansımız var bunu değerlendire biliriz, netice de bu iş ikmal işi , her şekilde kulüp 5-6 ay kaybedecek o zaman biraz tıpayı sıkıp iki üç şirketi (kalan masrafın yükünü azaltmak için) ikna edip talu yu da yanlarına alıp eski programdan aynen devam edecekler ve seneye bugün her şekilde asy yıkama başlacak nasıl olsa , 6 ay daha sıkar dişini tertemiz bir şeklide geçmiş oluruz..