(ALINTIDIR)
İnşaat mühendisi gözüyle,
Az önce staddan geldim...
Onbeş yıllık adamımla ince detay her yeri gezdik, işin bugünü ve geçmişi ile ilgili lafladık, birkaç kişiyle konuştuk falan...
Bugüne kadar insanların anlattıklarını yorumladım hep... Açılışta da taraftar gibi tribüne girdim çıktım, stada da taraftar gibi baktım.
Bugün farklıydı...
Tamamen mesleki gözlükle işin ne durumda olduğunu görmeye gittim.
1- İşin geçici kabulü yapılmış. Bir eksik / kusur listesi hazırlanmış, resmi prosedür yerine getirilmiş. Bu durumda Varyap, resmen TOKİ’ye teslim etmiş olmalı stadı. Bu ise, stadın kulübe resmen devri için yasal bir engel kalmamış olması gerektiğini gösteriyor. Lakin belge vs. görmedim, incelemedim elbette.
2- Ancak iş, benim gözümle, geçici kabulün yapılabileceği "en çok % 5 eksiğiyle" tanımına kesinlikle sığacak düzeyde değil. Muhtelif disiplinlere ait en az 500 kişilik bir kadroyla, en az dört aylık iş var stadda. Parke silimleri, alçıpan montajları, boya işleri, birçok yerde tavan montajları vs. yapılması gereken tonla imalat var. Bunlar gözönünde olan bölgelerde ki ben açıkçası hiç değilse buraların tamamlanmış olduğunu umuyordum, Durum öyle değil. Buralarla bağlantılı, bizim "back-of-house" dediğimiz mutfak, depo, ofis vb. arka plan mahallerin pek çoğunda ince işe girilmemiş bile. Aydınlatma, zayıf akım (yangın algılama dahil) tonlarca elektrik eksiği var, soğutma kuleleri, soğutma sistemi vb. çalışır durumda dahi değil, mahal termostatları alınmamış bile, otomasyon hiç yok zaten vs...
Şöyle özetleyeyim, loca sahibi olsam, asla girip yerleşmem o locaya ve giremediğim her günün bedelini kulüpten talep etsem, her mahkemede kazanırım...
3- Nitekim, bizim adamlara "Kaç madde eksik çıktı sizde?" diye sorduğumda, "140" cevabını aldım ki, bu cesamette bir işte bu kadar az eksik çıkması için ya iş adam gibi kontrol edilmemiş olmalı, ya da "Soğutma Sistemi bitirilmeli" tarzında aslında imalatın yapılmadığını ifade eden kocaman kapsamlı maddeler konmuş olmalıdır. Geçici kabul eksik listesine, şuranın vidası eksik, buranın boyası çizilmiş, şu alet ses yapıyor vb. detayda görülebilen bütün incik boncuk dahil herşey yazılır çünkü.
4- Esas vahim durum şurada. Bina cesametiyle mukayese edildiğinde şu anki görüntü, tam anlamıyla, terkedilmiş şantiye fotoğrafı. Sağda solda üç beş kişi, loca alanlarında biraz ekip yoğunluğu falan o kadar. Pazartesi sabah itibarıyla, şantiye neredeyse %80 oranında boşaltılmış durumda. Şefler falan yerlerindeler, lakin ortalıkta iş yapan eser miktarda. Açılış günü son dakikaya kadar canla başla yürütülen işlerin tamamı bıçak gibi kesilmiş. Örneğin 350 mevcutla çalışan ve açılıştan önceki Cuma günü, kalan işlerini kısa sürede bitirebilmek için bir iki şantiyeden daha takviye yapması gerektiğini kendisi beyan eden elektrik taşeronu, Pazartesi sabah itibarıyla 300 kişisine çıkış vermiş. Oysa öyle 20, 30, 50 kişiyle falan bitecek gibi değil adamın işi...
Bunun talimat üzerine gerçekleşip gerçekleşmediği sorum askıda kaldı haliyle, yorumları aktarmama gerek yok. Bu günleri bilirim, stresli bir açılış gününe kadar bütün enerjisini tüketir şantiye, ardından birkaç gün kendine gelemez, eksiğini gediğini toparlamak, kalan işleri bitirmek zul gelmeye başlar. Benim edindiğim izlenim, bundan öte bir boşlama olduğu doğrultusunda. Evet bir şeklde sopanın ucu gösteriliyor sanki...
5- Yine bu dönemlerde, en önemli unsur, şantiyeyi toparlayacak iradi bir gücün varlığıdır. Yani birileri çıkacak, "Hadiyin lan, tutun şunun ucundan" diyecek, zorlayacak, pohpohlayacak, tehdit edecek, işi bitirttirecek.
Kendisi "esas vahim durum" olan görüntüyü hepten vahim kılan ise şu an şantiyede böyle bir iradenin varolmaması. Çalışan ekiplerin neredeyse tamamı kendi başlarına birşeyler yapıyor görünümündeler.
"Ne zaman bitirip çıkıyorsunuz?" diye soruyorum. "Yok öyle belli bir tarih" deniyor. "İş programı?" diyorum, "Hiç olmadı ki" diyorlar. "Kimse gelip size bir öncelik, teslimat sırası falan vermiyor mu?" diyorum, "Abi zaten bütün iş boyunca bir Allah’ın kulu gelip yönlendirmedi ki kendi kendimize yaptık kendi işimizi" diyorlar.
Özetle neresinden baksanız 500 kişiyle dört ayda bitirilecek koca bir blok işin bitirilmesi için hedeflenmiş bir tarih bile yok.
6- Teslimat, kabul sürecine girmiş bir işte mal sahibi / işletmeci artık kendini hissettirmeye başlar. Hatta bu ilgi, işini bitirip teslim etmeye çalışanların canını sıkacak raddededir. Oraya buraya girişler yasaklanır, temizlik sorun haline gelir, şantiyecinin kendine göre yapmaya çalıştığı öncelik sırasına müdahale edilir. Sistemlerle ilgili zırt pırt sorular sorulur, insanlar taciz edilir falan...
Stadda yok bööle bişiy tabii...
Galatasaray’ın varlığını hissettirecek ne bir ekip, en bir lider, hiçbişiy yok... Ha, vardır illa ki birileri, ama bu anlamda bu kadar boş bir teslimat dönemi asla görmedim ömrümde. "Kazanı, hidroforu, sistemleri kim çalıştırıyor?" diyorum, "Biz çalıştırıyoruz, kim çalıştıracak?" diye tersleniyor bizim çocuklar...
Haa bizim "commissioning" dediğimiz, işletmeye alma / fonksiyon testlerinin yapılıp yapılmadığını sormadım bile bu durumda. Boruyu neyi temizleyip basmışlar çalıştırmışlar,
7- Belki de ilk yazmam gereken maddeyi sona yazmış oldum, bugüne kadar burada eleştirel takılan arkadaşlara ettiğim bilumum laflar için özür dilerim, ben stadın yarısı kadar bile kalite iddiasında olup da bu kadar kotu bir imalat hayatımda görmedim arkadaş...
Hız / maliyet / kalite cendersine çok girdim meslek hayatımda. Ama bugün, her türlü deneyimimden öte bir durum oldu benim için...
Seçilen malzemeden, eksik koordinasyona, her tarafı akan işçiliğe, işi hızlı kaçırmak için yapılan ayaküstü revizyonlara kadar bu kadar mı sakil yapılır bir iş?
şakır şakır akıyor işte döşeme izolasyonları daha ne anlatayım?
Allahı var, bir tek soyunma odaları bloğunu ayırmak gerekir, oralara biraz özenilmiş.
"İmalat koordinasyonu?" diyorum, "Ne diyon abi, Varyap’ın bir tane, iş bilmeyi geç, koordinasyon lafının anlamını bilen adamı yok ki" diyorlar. "TOKİ?" diyorum, "Şantiyedeki bütün varlığının esprisi işi bir an önce bitirtmek, hızlı olsun diye ne detaylar, ne imalatlar değiştirildi. Ne denetim ne yönlendirme, biraz işten anlayan, sahayı gezen, sesini yükselten adamı pürüz sayıp sepetliyorladı" diyorlar...
"E proje müdürü?" diyorum, "Yanına bile çıkamazsın, sahayı korumalarıyla gezer" diyorlar.
Galatasaray zaten yok, onu biliyorum...
Eksikler tamamlandıktan sonra, sadece yapılanı düzeltmek, dandik olanı söküp tekrar yapmak, atmayayım ama 5 ila 10 civarında bir para yazar kulübe temizinden.
8- Bu arada, üst kapaklar vs. iç dekorasyon hesabı birebir örtüşmemiş. Kapakları takma yükümlülüğümüz olduğu gibi, Varyap’a kalan kısımlar için epey bir para da ödeniyor. Yani kapaklar, 7 milyon, iç dekorasyon 17 milyon, biz 10 milyonluk farkı ödüyoruz gibi. Tam rakamları bilmiyorum. Yukarıda bahsettiğimin ne kadarı TOKİ, ne kadarı değiş tokuş, ne kadarı bizim bedelini ödediğimiz kapsamda onu da bilmiyorum. Ama işi bu düzeyde teslim etmeye kalkanla kesin mahkemelik olunur onu biliyorum.
Sonuçlar:
. Şu anı bir kenara bırakın, stad bittikten sonra yapılması gereken işler, "Böyle bir tesisi çalıştırmak için çözülmesi gereken zorunlu problemler" kapsamıyla mukayese edilemeyecek kadar çok ve ağır. Tamamı da kalitesizlik ürünü. Tekrar altını çizeyim, burada "kalitesizlik" derken , para / zaman / kalite üçgeniyle açıklanamayacak, umursamazlık ve cahilliği kastediyorum.
Bu stadın, projeye uygun kalite seviyesine gelmesi artık mümkün değil. Ancak, böyle varsayılan bir seviyede olabilmesi için kulübün cebinden, bugüne kadar ödenenler, kapaklar falan dahil sanıyorum toplam 30-40 milyon dolar gibi bir para çıkmış olacak toplamda.
(ALINTIDIR)