28. Nisan 2026, 17:27:48

Gönderen Konu: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler  (Okunma sayısı 1494833 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Carnador

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Tem 2008
  • İleti: 2664
  • Yaş: 572
  • Yer: İstanbul-Beykoz / Ankara-Bilkent
  • Graffiti sanatçısı!
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10832 : 07. Nisan 2011, 19:40:07 »

adaylıgını ve listesini
inşallah hayırlısı olur

ixipiyi

  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Mar 2011
  • İleti: 442
  • Yaş: 41
  • Yer: üsk/İST
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10833 : 07. Nisan 2011, 19:43:32 »
bizim altpyaida var
ancak bu duygusal sey gurbetcilerde yok

artik degisme vakti geldi yoksa avrupada basarilli olmak imkansiz
katılıorum ama baksana kadının  teki bi tane kanalla galatasaraya oyun oynuo
 herkes duygusala bağlıo ev alalım araba alalım para verelim suan erken yaa bu profesyonellik bize (bize dreken turkiyeye)
BAŞARILAR GELİR GEÇER, ASALETİN BİZE YETER !

Sercan

  • Editör
  • Mimar Sinan
  • *
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 14054
  • Yaş: 42
  • Yer: Hagen
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10834 : 07. Nisan 2011, 20:03:30 »
bizim millet zaten böyle
para yok ama olsun kredi cekip son model cep telefon

maalesef hava atmak bizde cok "önemli" oldugu icin futbolcularda fazla disiplinli degil
TAM PARCALi ve DOGRU KOMBINASYON
http://www.galatasarayformalari.com/tamparcali/index.htm
Galatasaray BİR HİS TAKIMIDIR ("Baba" Gündüz Kılıç)

Carnador

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Tem 2008
  • İleti: 2664
  • Yaş: 572
  • Yer: İstanbul-Beykoz / Ankara-Bilkent
  • Graffiti sanatçısı!
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10835 : 07. Nisan 2011, 20:08:23 »
bizim millet zaten böyle
para yok ama olsun kredi cekip son model cep telefon

maalesef hava atmak bizde cok "önemli" oldugu icin futbolcularda fazla disiplinli degil
ayranı yok içmeye dermanı yok... yani. hesabına geliyor

boraydn

  • Bora AYDIN
  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Eyl 2010
  • İleti: 1817
  • Yaş: 40
  • Yer: Küçükçekmece/İstanbul
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10836 : 07. Nisan 2011, 23:49:54 »
bizim millet zaten böyle
para yok ama olsun kredi cekip son model cep telefon

maalesef hava atmak bizde cok "önemli" oldugu icin futbolcularda fazla disiplinli degil
cebindeki telefona, üstündeki kıyafete bakarsın milyarder gibi, gelir abi sarıyere gidicem 1 lira var mı :) çok var artık bu tiplerden
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür..

İbrahim ERCİYAS

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Nis 2008
  • İleti: 852
  • Yaş: 42
  • Yer: Yozgat
  • ERC
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10837 : 08. Nisan 2011, 00:57:38 »
Lig TV'de canlı yayın konuğu olan Taner Aşkın, son dönemde yaşanan durumlarla ilgili açıklamalar yaparken, yönetimin olağanüstü seçime gitmesi yönünde yapılan baskılara karşı koymalarına rağmen, zaten bu kararı aldıklarını aktardı.

"Biz seçim kararını zaten Mali Genel Kurul öncesinde almıştık. Başkan da Mali Genel Kurul'da üyelere, (10 gün süre verin, yönetim olarak bu konuyu görüşelim) demişti'' ifadelerini kullanan Aşkın, ''O toplantıda küfür ediliyor, hakaret ediliyor, bir takım hareketler yapılıyor. O baskı altında siz kabul etseniz bile nefsiniz kabul etmez dayatmayla o kararı açıklamayı. Orada öyle bir kararın çıkması mümkün değildi" dedi.

"İNAN KIRAÇ, (YÖNETİMİN ÖMRÜNÜ BİÇTİM) MESAJI YOLLADI"
Yaşananların, dışarıda yaşanan bir kapışmanın kulübe intikali olduğunu söyleyen Taner Aşkın, kulübün üzerinde bir takım oyunlar oynandığını savunurken, Galatasaray Lisesi ile Galatasaray Üniversitesi arasında lüzumsuz bir çekişme olduğunu belirtti.

"Galatasaray'da liseli arkadaşların kendilerine göre statüleri var. (Buranın sahipleriyiz, bu kulüp bizden çıkmış, haklarımız var ve elimizden alınamaz. Başka ortakları kabul etmeyiz) diyorlar. Buna mukabil, Galatasaray Eğitim Vakfı'nın başındaki İnan Kıraç Bey, Galatasaray Üniversitesi'nin de bu yapının içinde olması gerektiğini savunuyor. Ama bu kabul görmedi'' ifadelerini kullanan Aşkın, ''Bu konuyu biz yeni tüzüğe de koyduk, ancak sonra çıkarıldı. Buna İnan Bey'in tepkisi ise çok sert oldu. (İsteğim olmadı, yönetimin de ömrünü biçtim. Üç ay daha dayanamazsınız) diye yönetime mesaj yolladı. Bu sözlerimin sonuna kadar arkasındayım'' şeklinde konuştu.

"MEHMET HELVACI BURADA BİR TEMSİLCİ, KONTROLÖR"
Mehmet Helvacı'nın Özhan Canaydın ve Adnan Polat dönemlerinde yönetim içinde bir kontrolör olarak tutulduğunu savunan Taner Aşkın, kulübün sahibi olduklarını düşünenlerin Adnan Polat'a başkanlık görevini geçici olarak verdiklerine inandıklarını dile getirdi.

''Ben bildiğim için söylüyorum. Sayın başkana bu görev, bazı insanların kafasında geçici olarak verildi'' ifadesini kullanan Aşkın, şunları söyledi:

''Kulübün esas sahipleri olduklarını düşünenler, bu görevi devralmak istediklerini her yerde söylüyorlar. Kulübün sahibiyiz, duayeniz diyen İnan Kıraç gibi insanlar bunlar. Mehmet Helvacı da benim anladığım kadarıyla burada bir temsilci, kontrolör. Bu sistemin içerisinde ona bir görev verilmiş. Özhan Canaydın bana, (Mehmet Helvacı olursa olur, olmazsa olmaz bu iş) demişti. Gerisini kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bunu sayın başkan da biliyor. İki sene Mehmet Helvacı dayandı, baktı ki yapılan işler o kadar iyi noktaya gitmeye başladı ki, (Benim de başkanlık sıram geldi, ben de soyunayım buna) dedi. Böyle bir formül buldu. Tüzüğü ele alın, birleşmeyi tek başına yaptığını söyledi. Acaba nasıl yaptı tek başına? Bunlar çalışmayla oldu. Yönetimler, hep beraber vardır.''

Aşkın, Ünal Aysal'ın, AIG'den Galatasaray hisselerini devraldığı dönemde Mehmet Helvacı'nın kendisinden hukuki danışmanlık için yüksek miktarda ücret aldığı şeklindeki iddialarının hatırlatılması üzerine, ''Bildiğim kadarıyla 250 bin dolar bir ücret alınmış. Bir anlaşma hazırlanması söz konusu ve bunun da belirli tarifeleri vardır. Zannediyorum Ünal Bey'le yakınlığı, kulübü ilgilendiren bir konu olması nedeniyle indirim de yapmış gibi geliyor bana. Çünkü daha fazla isteme hakkı da vardır'' diye konuştu.

"BAŞKAN ADAY OLMAZ"
Taner Aşkın, Adnan Polat'ın olağanüstü genel kurulda aday olmayacağını düşündüğünü kaydetti.
Adnan Polat'ın olası adaylığıyla ilgili bir soru üzerine Aşkın, ''Adnan Polat benim tanıdığım kadarıyla Galatasaray'da kendisinden bir şey isteniyorsa kaçmaz, kaçamaz. Çok kırıldığı kesin. Hiç hak etmediği şeyler yaşadı. Başkanın kırgın ve üzgün olduğu kesin. Bugün için başkanın yeniden aday olmayı kabul edeceğini düşünmüyorum'' dedi.

FARUK SÜREN'E SERT ELEŞTİRİ
Taner Aşkın, mevcut yönetime en sert muhalefet yapan isimlerden olan eski başkan Faruk Süren'e ağır ifadelerle yüklendi.

Faruk Süren'in AIG'ye Galatasaray hisselerini satarak 20 milyon dolar aldığını, sonra kulübün bundan nasıl bir maliyetle kurtulabildiğine iyi bakılması gerektiğini aktaran Aşkın, ''Kendisi, (Ben yönetimde görev almam. Bana gelip danışırlarsa yol gösteririm) diyor. Bence söylediklerini bir kez daha düşünsün. Bir karar alsın, kenara çekilip otursun. Galatasaray'da artık Faruk Süren başkana danışılacak herhangi bir konu kalmamıştır. Her şey onu aştı. UEFA Kupası'nın kazanıldığı dönemde İnan Kıraç kendisine markayla ilgili tavır koyduğunda, çıkıp da o günkü başarıyı paraya çeviremedi, değerlendiremedi. Bunları konuşalım, o çıksın ortaya. O kadar kolay değil. Bunları artık söylemek zorundayım'' ifadelerini kullandı.

Faruk Süren'in, ''Biz para vermedik, onları hortumladık'' sözlerine değinen Aşkın, ''Sayın başkan bu nasıl kelime, kendinize gelin. Siz bu camianın başkanlığını yaptınız'' diyerek tepki gösterdi.

''ARDA, AVRUPA'YA GİTSİN''
Galatasaray'da sezon sonu takımdan ayrılacağı konuşulan kaptan Arda Turan'ın Avrupa'ya transferine Taner Aşkın da yeşil ışık yaktı. Taner Aşkın, Arda konusunda şöyle konuştu:

''Arda ile bir kez konuştum. Kendisiyle ilgili, niye genç yaşta kaptan yapıldığıyla ilgili spekülasyonlar yapılıyor. Galatasaray'ın tarihine bakın, hep genç kaptanlar vardır. Arda, Türkiye'nin medarı iftiharı bir sporcu, bizim sporcumuz. Talihsiz bir sakatlık yaşadı. Özel yaşantısı beni alakadar etmiyor. Ben futbol oynadım, hocalık da yaptım, o psikolojiyi iyi bilirim. Arda artık kafasında Türkiye'de ve Galatasaray'da oynamasının zor olduğunu, kendisinin faydalı olamayacağını düşünüyor. Bir müddet ayrılıp kafasını dinledirme noktasına gelmiş durumda.

Arda gitsin mi? Evet, net söylüyorum, Arda gitsin. Bundan sonra tutarsanız bir fayda beklemeyin. Bundan sonraki performansını, ne kadar sıkarsa sıksın yüzde 50'nin üzerine çıkaramaz. Galatasaray'a da kendisine de faydası olmaz. Biraz daha sıkarsanız, milli takıma da faydası olmaz. Bırakın genç yaşta önünü açalım ve her tarafa faydası olsun. Biz insanları yok etmek için uğraşmamalıyız. Var etmek için uğraşmalıyız.

Yönetim kurulunda başkan masaya bu konuyu getirdiğinde, (Evet başkan, gitmeli) dedim. Arda'yı satmak için bahane arandığı söyleniyor, bu doğru değil. Asla böyle bir şey yok. Söylediklerim kendi fikrim. Kendisine bir İspanya takımından iyi bir teklif olduğunu biliyorum. Bu teklif 12,5 milyon avro civarında. Kulübe de teklifleri var. Ancak tabii ki başkanın tutumu önemli. Bizden sonraki yönetime kararı bırakmış olabilir.''



NASIL BİR OYUNA GELMİŞİZ BEEE
I LOVE YOU HAGI (bu sevda hiç bitmeyecek)
LİNCOLN Ü ÖZLEDİM OYNUYORDU ADAM
                        VAZGEÇİLMEZLERİMİZ

tigris

  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Eki 2009
  • İleti: 426
  • Yaş: 50
  • Yer: Tekirdağ
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10838 : 08. Nisan 2011, 12:54:05 »
Bence Arda bu yönetim zamanında satılmazsa , başka yönetim gelirse herşey çok farklı olur.

istyasin

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Kas 2010
  • İleti: 49
  • Yaş: 46
  • Yer: istanbul
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10839 : 08. Nisan 2011, 14:09:12 »
Bence Arda bu yönetim zamanında satılmazsa , başka yönetim gelirse herşey çok farklı olur.


Aynı fikirde değilim. Arda, GS'yi kafasında bitirdi. Kaptanlığı elinden alınırsa bunu sorun eder, kaptan olarak devam edemeyeceğini gördük (bunu söylerken Arda'nın kötü futbolcu olduğunu ima etmiyorum). Maalesef kaptanlığı kaldıramadı. Elbette suç Arda'nın değil O'nu kaptan yapanlarındır. Avrupaya gitmesi iyi olacaktır. Hava değişikliği iyi gelir.

EmReNaz

  • Mimar Sinan
  • ******
  • Kayıt Tarihi: Ara 2010
  • İleti: 5078
  • Yaş: 35
  • Yer: İstanbul
  • İMPARATOR
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10840 : 08. Nisan 2011, 14:30:49 »
bu kongre bizim transfer işini çok zorlaştıracak rakipler başladı bile

serdar adalı ve cerezos forlan için her konuda anlaşmış forlanda bjkye sıcak bakabilirmiş.forlan bunlara gelirse olay olur

Carnador

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Tem 2008
  • İleti: 2664
  • Yaş: 572
  • Yer: İstanbul-Beykoz / Ankara-Bilkent
  • Graffiti sanatçısı!
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10841 : 08. Nisan 2011, 15:04:49 »
bu kongre bizim transfer işini çok zorlaştıracak rakipler başladı bile

serdar adalı ve cerezos forlan için her konuda anlaşmış forlanda bjkye sıcak bakabilirmiş.forlan bunlara gelirse olay olur
diego forlan değil dimi yani onu öpsen alamazlar.

EmReNaz

  • Mimar Sinan
  • ******
  • Kayıt Tarihi: Ara 2010
  • İleti: 5078
  • Yaş: 35
  • Yer: İstanbul
  • İMPARATOR
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10842 : 08. Nisan 2011, 15:06:31 »
diego forlan değil dimi yani onu öpsen alamazlar.

diego forlan mış ligtv ve ntvspor anlaşma çok yakın diyor forlanda 32 yaşına giricek

serdar adalı forlandan olumlu geri dönüşler almış transfer sezonu açılınca transferin tamamlanması bekleniyormuş

Birkan Kayaoğlu

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Eyl 2010
  • İleti: 2889
  • Yaş: 49
  • Yer: Sarı ve Kırmızının Yanıbaşı
    • Twitter adresim
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10843 : 08. Nisan 2011, 15:19:39 »
boşverin bu işleri beyler. havanda su dövmek bunlari güzel şeyleri de görelim ve destek olalım.

final serisi oynuyoruz bayan basketbolda şampiyonluğa gidiyopruz ve şikebahçe ile oynuyoruz. baskıya ihtiyacımız var desteğe ihtiyacımız var. rahat 12.0000 bilet kapışılır derken sadece 1.200 bilet satılmış, yazıktır günahtır beyler hadi alalım ve bitirelim şu işi.
Korkma ölmez sendeki bu büyük taraftarlar. Kupalara layıksın sen Şanlı Galatasaray!
http://physeng.blogspot.com
Twitter: http://twitter.com/phys2001

Nevizade

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Oca 2011
  • İleti: 1920
  • Yaş: 40
  • Yer: Nevizade / Beyoğlu
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10844 : 08. Nisan 2011, 15:49:22 »
spor bakanı nafiz özak ntv de stadın devri ile ilgili konuşuyor şu anda
Giden her sevgilinin ardından, hep biz olduk el sallayan.. Haykırsak duyarlar mı sesimizi, hangi sevdadan galip çıktık ki..Yürüyoruz sessiz ve kederli, Nevizade Geceleri.. İnletiyoruz hep çıkışında, İstiklal Caddesini..

Sercan

  • Editör
  • Mimar Sinan
  • *
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 14054
  • Yaş: 42
  • Yer: Hagen
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10845 : 08. Nisan 2011, 16:09:55 »
http://i.radikal.com.tr/YazarAnimatedGif/2010/10/14/bagis_erten.jpg
Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
Sarı-Siyah Bir Aşk Hikâyesi

BAĞIŞ ERTEN

08/04/2011
Dortmund 2002'de şampiyon, UEFA Kupası'nda finalistti. Sonra iflasın eşiğine geldi. Şimdi ise ucuz bilet satarak, azıcık parayla, gençlerle şampiyonluğa oynuyor.



Bize bir hikâye anlatacağım. Yine bir Anka Kuşu/Sindrella hikâyesi. Yer: Almanya. Takım: Dortmund. Bakın bu senenin mucize takımı küllerinden nasıl doğdu?
Her şey 2002’deki şampiyonluk ve aynı sezon Feyenoord’a karşı kaybedilen UEFA finalinin hemen ardından gelen ekonomik krizle başladı. Kulüp borsaya açılmıştı ama iki sene içinde kendini ödeyemeyeceği borçlar altında buldu. Durum o kadar kritik hale geldi ki Westfalen Stadı’nı bir emlak şirketine satmak zorunda kaldılar. Daha da kötüsü oldu. 2005 yılında krizden çıkarsın diye Şampiyonlar Ligi’ne gitmek için büyük yatırım yaptılar. Ama beklenenin aksine son anda küme düşmekten kurtuldular ve iflas bayrağını çektiler. Yeni başkan Watzke acı konuşuyordu: “Sahip olmadığımız bir parayı harcadık. Şampiyonlar Ligi’nde uzun yıllar yer alırız diye düşünüyorduk. Her şey tersine döndü.” Artık anlamışlardı: Eski usullerle, ‘kimsenin Dortmund’da alacağı kalmaz’ masallarıyla, ‘büyük transfer şart’ mantığıyla yürümeleri mümkün değildi. Almanya’nın en köklü kulüplerinden biri de olsalar, 100 yaşını da doldursalar yeni yöntemler bulmalıydılar.
Önce taraftar takımına sahip çıktı. “We are Borussia” (Biz Borussia’yız) kampanyasıyla sadece onlar değil, Dortmundlu şirketler de, kamu kurumları da takıma sahip çıktı. Bankalardan borç öteleme, futbolculardan indirim talep ettiler. Maaşları ödemek için kredi çektiler. Öyle kötü dönemler yaşadılar ki, ezeli rakiplerinden Bayern Münih, yardım teklif etti. Reddettiler. Bir seks-shop zinciri sponsorluk teklifinde bulundu. Onu da reddettiler. Kendi küllerinden doğacaklardı. Başkalarının yardımıyla değil.

Marka değeri buymuş
2006’da 15 yılda geri ödemeli 79 milyon euroluk bir kredi buldular.
Hayır, bu parayı transfere harcamadılar. Önce statlarının yüzde 51’ini geri aldılar. Böylece stadyumun kaderi hakkında söz söyleme hakkını da elde etmiş oldular.
Artan parayı da ödemelerine sadakat göstermek için kullandılar. Böylece kredi sicilleri temizlendi. İki yıl sonra imzaladıkları sponsorluk anlaşmasından 12 yıllığına 50 milyon euro elde ettiler. Hayır, onu da transfere harcamadılar. Statlarının tamamını geri aldılar. Bu üç yıllık süreçte söyledikleri netti: “Geleceği kurtarmak için yapmak zorundayız.”
Ama saha içi başarıdan eser yoktu. 2005 ve 2006’da ligi yedinci bitirdiler. 2007’de 9. sıraya indiler. 2008’de krizin son yılında 13.lüğü bile gördüler. Ellerindeki oyuncuları satmak zorundaydılar. Sattılar. Frei’yı, Rosicky’yi, Odonkor’u, Valdez’i göndermekte hiç tereddüt etmediler. Ama getirisi çok olmadı. Hiçbiri 10 milyon eurodan fazla etmedi.

Maaşlara bütçe ayarı
Başka bir yol bulmalıydılar. Buldular. Almanya’nın tribüne en fazla seyirci çeken takımı olarak, bizde çok meşhur olan marka değeri sayesinde ticari gelirlerini inanılmaz arttırdılar ve 60 milyon euroluk bir gelir elde ettiler. Bu rakamın 39 milyonu sponsorluk anlaşmalarından, 8 milyonu forma satışından, 9 milyonu yiyecek-içecek satışından, kalanı da stadyumun dışarıya kiralanmasından geldi. Bu kategoride Arsenal’den, Juventus’tan daha fazla gelire sahiptiler ve bu sayede, 103.5 milyon euroluk bütçeleriyle, yıllar sonra, 2008’de (111 milyon euroluk fb’nin hemen altında) Deloitte Para Ligi’ne çıktılar. Sıralamada onlardan daha iyi dört Alman takımı vardı: Bayern Münih, Hamburg, Schalke ve Werder Bremen. Ama ‘olsun’du, suyun üzerine çıkmışlardı nasılsa.
Oysa sadece gelirleri yoluna koymak yetmiyordu. Harcamaları da kontrol etmeleri gerekiyordu. Ettiler. Son üç yılda 100 milyon eurodan fazla gider yazmadılar. Maaşlar bütçenin yüzde 50’sini hiç aşmadı. Hatta geçen sene bunu yüzde 46’ya çekmeyi de başardılar. Son beş senedir transfer bütçeleri 10 milyon euro civarında. Büyük isimler getirmek yerine BVB Academy’den çıkanlara, yeni Nuri’lere, ucuz transferlere yöneldiler. Nokta atışı yapmaktan başka çareleri yoktu.

Seyirci çok, gelir az
Halihazırda Bayern, onlardan üç kat daha fazla bütçeye sahip. Futbolcularına İngiliz orta sıra kulübü Bolton’dan fazla vermiyorlar. Avrupa kupalarında sürekli yer almadıkları için zenginler kulübü Money League’in en az TV gelirine sahip takımı onlar (22 milyon euro). Forma reklamından aldıkları pay yıllık 7 milyon euro (yani bizim Üç Büyükler rayicinde). Asıl garip olan şeyse şu: Avrupa’nın en fazla seyirci çeken iki takımından biri olarak, maç günü gelirleri çok düşük Dortmund’un. Çünkü krizi bilet fiyatlarına hiç yansıtmadılar. Sarı-Siyahlılar her sezon, takım sıralamada nerede olursa olsun, ortalama 75 bin civarı seyirci çekiyor tribüne. Geçen sezonki ortalamaları 76 bin 400. Bu sezon 51 bin 200 kombine sattılar. En büyük taraftar güçleri olan kale arkası Südtribüne’deki ‘Sarı Duvar’da maç seyretmenin bedeli hâlâ 12 euro. Bu sayede her maç 25 bin kişi o kale arkasını dolduruyor ve (Liverpool’un KOP’u dahil) Avrupa’nın en büyük kale arkası kitlesine imza atıyorlar. Bundesliga’da ortalama 19 euro, yere göğe konmayan Premier League’de 51 euro iken inatla ucuz bilet satıyorlar. Ortalama kombine fiyatı ise 459 euro (Saracoğlu’nda kale arkası kombinesi yaklaşık 350 euro). Üstelik UEFA’ya inat ayakta maç seyrediyorlar. Bu sezon sahaları hiç kapanmadı. Hiç taşkınlık yapmadılar.
Tek bir şey eksikti: Böyle bir takıma, ancak buna uygun bir teknik adam. Onu da buldular. Mainz’i mucizevi bir şekilde İkinci Lig’den Avrupa kupalarına taşıyan Jurgen Klopp aranan isimdi. Ve böylece mucize için her şey hazır hale geldi.

Bu bir peri masalıdır
Bu sezon bir milyon dolardan daha fazla paraya aldıkları tek oyuncu 22’lik Lewandowski’ydi. Kagawa’yı 350 bine, ligin en iyi golcülerinden Barrios’u geçen sezon 4 milyon euroya aldılar. Fakat iyi başlayan sezonda bu sefer de sakatlıklarla başları belaya girdi. Ellerindeki en fazla milli olan oyuncu, kaptanları Sebastien Kehl’di, sadece 6 maç oynayabildi. En iyi zamanında Kagawa, sezonu kapattı. Takımın tecrübe abidesi Kringe bir kez bile forma giyemedi. Owomoyela ve Muhammed Zidan da aynı beladan 10’dan fazla maçta yoktu. Yine de takım kimyasına güveniyorlardı. 16’sından beri bir mücevher gibi baktıkları, bir dönem Feyenoord’a ‘yatılı okul terbiyesine’ gönderdikleri Nuri’ye başrol verdiler. 18’lik Götze’yi altyapıdan çıkardılar. Barrios’tan Chapuisat performansı aldılar. 21’lik Grosskreutz’ten, 22’lik Hummels’den, 23’lük Schmelzer’den milli takımlık performans çıkardılar. Yaş ortalaması 24.7 olan bir takımla zafere koşmaya başladılar. Yedi puan farkla liderler şimdi.
Son şampiyonluğu gören tek adam Dede’yi güzel uğurlamak istiyor Dortmund. Geçen sezon içerideki son maçlarına gitmiştim. Yıllar sonra Şampiyonlar Ligi’ne gitme fırsatını yakalamışlardı. O maçta Nuri penaltı kaçırdı ve Wolsfburg’u yenemediler. Ama maç sonunda kahretmek yerine takımdan ayrılan Tinga’yı uğurladılar. Tribünler “Bu güzel sezon için size teşekkür ederiz” diyen bir pankart açtı. Bunun için bile değmez mi? Bu bir peri masalı değilse, nedir? Şampiyonluğu kaybetseler bile…
Bütün bunların Türkiye’yle ne ilgisi var? Ne ilgisi olacak? Bizimkisi Batı mukallitliği, Tanzimat Aydını kafası işte…
NOT: Bu makaledeki veriler ve bilgiler için ‘swiss rumble’ bloguna ve Mustafa Taha’ya teşekkür ederim.
 
TAM PARCALi ve DOGRU KOMBINASYON
http://www.galatasarayformalari.com/tamparcali/index.htm
Galatasaray BİR HİS TAKIMIDIR ("Baba" Gündüz Kılıç)

CaNeR DuRmAz

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 1110
  • Yaş: 41
  • Yer: İSTANBUL
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10846 : 08. Nisan 2011, 16:23:21 »
(Alıntıdaki resim/ler gizlendi.) Sarı-Siyah Bir Aşk Hikâyesi

BAĞIŞ ERTEN

08/04/2011
Dortmund 2002'de şampiyon, UEFA Kupası'nda finalistti. Sonra iflasın eşiğine geldi. Şimdi ise ucuz bilet satarak, azıcık parayla, gençlerle şampiyonluğa oynuyor.



Bize bir hikâye anlatacağım. Yine bir Anka Kuşu/Sindrella hikâyesi. Yer: Almanya. Takım: Dortmund. Bakın bu senenin mucize takımı küllerinden nasıl doğdu?
Her şey 2002’deki şampiyonluk ve aynı sezon Feyenoord’a karşı kaybedilen UEFA finalinin hemen ardından gelen ekonomik krizle başladı. Kulüp borsaya açılmıştı ama iki sene içinde kendini ödeyemeyeceği borçlar altında buldu. Durum o kadar kritik hale geldi ki Westfalen Stadı’nı bir emlak şirketine satmak zorunda kaldılar. Daha da kötüsü oldu. 2005 yılında krizden çıkarsın diye Şampiyonlar Ligi’ne gitmek için büyük yatırım yaptılar. Ama beklenenin aksine son anda küme düşmekten kurtuldular ve iflas bayrağını çektiler. Yeni başkan Watzke acı konuşuyordu: “Sahip olmadığımız bir parayı harcadık. Şampiyonlar Ligi’nde uzun yıllar yer alırız diye düşünüyorduk. Her şey tersine döndü.” Artık anlamışlardı: Eski usullerle, ‘kimsenin Dortmund’da alacağı kalmaz’ masallarıyla, ‘büyük transfer şart’ mantığıyla yürümeleri mümkün değildi. Almanya’nın en köklü kulüplerinden biri de olsalar, 100 yaşını da doldursalar yeni yöntemler bulmalıydılar.
Önce taraftar takımına sahip çıktı. “We are Borussia” (Biz Borussia’yız) kampanyasıyla sadece onlar değil, Dortmundlu şirketler de, kamu kurumları da takıma sahip çıktı. Bankalardan borç öteleme, futbolculardan indirim talep ettiler. Maaşları ödemek için kredi çektiler. Öyle kötü dönemler yaşadılar ki, ezeli rakiplerinden Bayern Münih, yardım teklif etti. Reddettiler. Bir seks-shop zinciri sponsorluk teklifinde bulundu. Onu da reddettiler. Kendi küllerinden doğacaklardı. Başkalarının yardımıyla değil.

Marka değeri buymuş
2006’da 15 yılda geri ödemeli 79 milyon euroluk bir kredi buldular.
Hayır, bu parayı transfere harcamadılar. Önce statlarının yüzde 51’ini geri aldılar. Böylece stadyumun kaderi hakkında söz söyleme hakkını da elde etmiş oldular.
Artan parayı da ödemelerine sadakat göstermek için kullandılar. Böylece kredi sicilleri temizlendi. İki yıl sonra imzaladıkları sponsorluk anlaşmasından 12 yıllığına 50 milyon euro elde ettiler. Hayır, onu da transfere harcamadılar. Statlarının tamamını geri aldılar. Bu üç yıllık süreçte söyledikleri netti: “Geleceği kurtarmak için yapmak zorundayız.”
Ama saha içi başarıdan eser yoktu. 2005 ve 2006’da ligi yedinci bitirdiler. 2007’de 9. sıraya indiler. 2008’de krizin son yılında 13.lüğü bile gördüler. Ellerindeki oyuncuları satmak zorundaydılar. Sattılar. Frei’yı, Rosicky’yi, Odonkor’u, Valdez’i göndermekte hiç tereddüt etmediler. Ama getirisi çok olmadı. Hiçbiri 10 milyon eurodan fazla etmedi.

Maaşlara bütçe ayarı
Başka bir yol bulmalıydılar. Buldular. Almanya’nın tribüne en fazla seyirci çeken takımı olarak, bizde çok meşhur olan marka değeri sayesinde ticari gelirlerini inanılmaz arttırdılar ve 60 milyon euroluk bir gelir elde ettiler. Bu rakamın 39 milyonu sponsorluk anlaşmalarından, 8 milyonu forma satışından, 9 milyonu yiyecek-içecek satışından, kalanı da stadyumun dışarıya kiralanmasından geldi. Bu kategoride Arsenal’den, Juventus’tan daha fazla gelire sahiptiler ve bu sayede, 103.5 milyon euroluk bütçeleriyle, yıllar sonra, 2008’de (111 milyon euroluk fb’nin hemen altında) Deloitte Para Ligi’ne çıktılar. Sıralamada onlardan daha iyi dört Alman takımı vardı: Bayern Münih, Hamburg, Schalke ve Werder Bremen. Ama ‘olsun’du, suyun üzerine çıkmışlardı nasılsa.
Oysa sadece gelirleri yoluna koymak yetmiyordu. Harcamaları da kontrol etmeleri gerekiyordu. Ettiler. Son üç yılda 100 milyon eurodan fazla gider yazmadılar. Maaşlar bütçenin yüzde 50’sini hiç aşmadı. Hatta geçen sene bunu yüzde 46’ya çekmeyi de başardılar. Son beş senedir transfer bütçeleri 10 milyon euro civarında. Büyük isimler getirmek yerine BVB Academy’den çıkanlara, yeni Nuri’lere, ucuz transferlere yöneldiler. Nokta atışı yapmaktan başka çareleri yoktu.

Seyirci çok, gelir az
Halihazırda Bayern, onlardan üç kat daha fazla bütçeye sahip. Futbolcularına İngiliz orta sıra kulübü Bolton’dan fazla vermiyorlar. Avrupa kupalarında sürekli yer almadıkları için zenginler kulübü Money League’in en az TV gelirine sahip takımı onlar (22 milyon euro). Forma reklamından aldıkları pay yıllık 7 milyon euro (yani bizim Üç Büyükler rayicinde). Asıl garip olan şeyse şu: Avrupa’nın en fazla seyirci çeken iki takımından biri olarak, maç günü gelirleri çok düşük Dortmund’un. Çünkü krizi bilet fiyatlarına hiç yansıtmadılar. Sarı-Siyahlılar her sezon, takım sıralamada nerede olursa olsun, ortalama 75 bin civarı seyirci çekiyor tribüne. Geçen sezonki ortalamaları 76 bin 400. Bu sezon 51 bin 200 kombine sattılar. En büyük taraftar güçleri olan kale arkası Südtribüne’deki ‘Sarı Duvar’da maç seyretmenin bedeli hâlâ 12 euro. Bu sayede her maç 25 bin kişi o kale arkasını dolduruyor ve (Liverpool’un KOP’u dahil) Avrupa’nın en büyük kale arkası kitlesine imza atıyorlar. Bundesliga’da ortalama 19 euro, yere göğe konmayan Premier League’de 51 euro iken inatla ucuz bilet satıyorlar. Ortalama kombine fiyatı ise 459 euro (Saracoğlu’nda kale arkası kombinesi yaklaşık 350 euro). Üstelik UEFA’ya inat ayakta maç seyrediyorlar. Bu sezon sahaları hiç kapanmadı. Hiç taşkınlık yapmadılar.
Tek bir şey eksikti: Böyle bir takıma, ancak buna uygun bir teknik adam. Onu da buldular. Mainz’i mucizevi bir şekilde İkinci Lig’den Avrupa kupalarına taşıyan Jurgen Klopp aranan isimdi. Ve böylece mucize için her şey hazır hale geldi.

Bu bir peri masalıdır
Bu sezon bir milyon dolardan daha fazla paraya aldıkları tek oyuncu 22’lik Lewandowski’ydi. Kagawa’yı 350 bine, ligin en iyi golcülerinden Barrios’u geçen sezon 4 milyon euroya aldılar. Fakat iyi başlayan sezonda bu sefer de sakatlıklarla başları belaya girdi. Ellerindeki en fazla milli olan oyuncu, kaptanları Sebastien Kehl’di, sadece 6 maç oynayabildi. En iyi zamanında Kagawa, sezonu kapattı. Takımın tecrübe abidesi Kringe bir kez bile forma giyemedi. Owomoyela ve Muhammed Zidan da aynı beladan 10’dan fazla maçta yoktu. Yine de takım kimyasına güveniyorlardı. 16’sından beri bir mücevher gibi baktıkları, bir dönem Feyenoord’a ‘yatılı okul terbiyesine’ gönderdikleri Nuri’ye başrol verdiler. 18’lik Götze’yi altyapıdan çıkardılar. Barrios’tan Chapuisat performansı aldılar. 21’lik Grosskreutz’ten, 22’lik Hummels’den, 23’lük Schmelzer’den milli takımlık performans çıkardılar. Yaş ortalaması 24.7 olan bir takımla zafere koşmaya başladılar. Yedi puan farkla liderler şimdi.
Son şampiyonluğu gören tek adam Dede’yi güzel uğurlamak istiyor Dortmund. Geçen sezon içerideki son maçlarına gitmiştim. Yıllar sonra Şampiyonlar Ligi’ne gitme fırsatını yakalamışlardı. O maçta Nuri penaltı kaçırdı ve Wolsfburg’u yenemediler. Ama maç sonunda kahretmek yerine takımdan ayrılan Tinga’yı uğurladılar. Tribünler “Bu güzel sezon için size teşekkür ederiz” diyen bir pankart açtı. Bunun için bile değmez mi? Bu bir peri masalı değilse, nedir? Şampiyonluğu kaybetseler bile…
Bütün bunların Türkiye’yle ne ilgisi var? Ne ilgisi olacak? Bizimkisi Batı mukallitliği, Tanzimat Aydını kafası işte…
NOT: Bu makaledeki veriler ve bilgiler için ‘swiss rumble’ bloguna ve Mustafa Taha’ya teşekkür ederim.

büyük bir zevkle okudum teşekkürler sercan  :iyi:  umarım bizdede yeni gelecek yönetim günü kurtarmak yerine kulübümüzü daha sağlam temellere oturturlar , ayrıca yeni yönetim yada yeni başkan çıkıp taraftarlara deseki bu sene şampiyonluk beklemeyin ama stadı fuul doldurun dese seve seve giderim yinede türübünlere ,dortmund taraftarlarına hayran olmamakta elde değil umarım onlardaki o ruh bizdede vardır yada bizim galatasaraylılık ruhumuzu başarılı günlerde değilde zor günlerde göstermeyi becerebilmeyiz dortmund taraftarları gibi.

jaman

  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Oca 2009
  • İleti: 295
  • Yaş: 49
  • Yer: İstanbul
Ynt: Galatasaray Yönetimi Hakkında Görüşler
« Yanıtla #10847 : 08. Nisan 2011, 17:27:11 »
Haberlere göre Arda imzayı atmış.  Doğruysa eğer yönetimin bu yaptığı çok büyük bir ayıp.  İstifa etmiş bir yönetimin, görevi bırakmasına 1 ay kala yangından mal kaçırır gibi, klubün en fazla para eden futbolcusunu satması küstahlıktır, terbiyesizliktir.  Sonra Galatasaray geleneklerinden bahsederler.