Osman Tanburacı
(Alıntıdaki resim/ler gizlendi.)
Kongreye arzımdır
Yarım asırdan fazla okullu bir Galatasaraylıyım... Derneğinde de genel sekreter olarak
6 sene hizmetim var. Galatasaray öğretisiyle hayatım şekillendi. İnsan olmanın ilk şartının
sevgi ve saygıdan geçtiğini, 'prensip ve disiplin' sahibi olmayı, ilkelere bağlılığı orada öğrendim.
Kardeşçe yaşamı, birbirine destek olmayı, birbirini asla şikayet etmemeyi,
kol kırılır yen içinde kalırı daha 7. sınıfta öğrendim...
Ulvi Yenal, Suphi Batur, Mustafa Pekin, Eşfak Aykaç, Orhan Madenci, Selahattin Beyazıtlardan
zor zamanların adam gibi adamlığını, Ali Tanrıyar, Oğuz İmregün, Mükerrem Taşçıoğlu,
Duygun Yarsuvat ve onlar gibi daha nice büyüğümden Galatasaraylılığı,
Levent Yücel, Hayrettin Kozak, dönem arkadaşım Mehmet Cansun dahil pek çok
Galatasaraylıyla da Galatasaray'ı yaşadım.
Nur içinde yatsın Özhan Canaydın da Galatasaray deryasına düşmüş bir katreydi hepimiz gibi...
Galatasaray için yaşadı, Galatasaray için çırpındı. Erken göçtü Galatasaray'dan...
İnan Kıraç da okuluna yaptığı hizmetlerden dolayı yeri doldurulamaz bir beyefendiydi hepimizin gözünde.
Galatasaray'ı Galatasaray yapanlar tarihten devraldıkları bu büyük mirası günümüze başarıyla taşıyanlardı.
Onları ve öğrettikleri Galatasaray'ı unutmam mümkün değil.
Saydıklarım Galatasaray Lisesi rahle-i tedrisinden geçmiş kişilerdi.
Bir de Galatasaray Spor Kulübü'nün aileye kattıkları vardı; Kemal Onar gibi, Ali Uras Başkan gibi,
Alp Yalman Başkan gibi... Bunlar Galatasaray'ı ve onun yazılı olmayan yasalarını ezbere bilen muhteremlerdi.
Ömürleri uzun olsun. Hatırlayamadıklarım da varsa beni affetsinler.
Ey Galatasaraylılar bu isimler hafızanızda yer etti mi?
Victor Hugo ve hukuk
Her şeyin bir adaleti vardır. Adaletin de yazılı kuralları.
Bir de adalet üstü vicdan vardır. Onun da yazılı kuralları yoktur.
O da vicdandır.
Galatasaraylı bu dengeyi kuran akıl ve vicdana sahiptir.
Bu hasletlere sahip olmayanların Galatasaray'ı ve Galatasaraylıyı anlaması mümkün değildir.
Galatasaray okulundan devlet kademelerine evlatlar yetişir.
Siyasiler, büyükelçiler ve hukuk adamları bu millete hizmet eder.
Galatasaraylıyı Galatasaraylı yapan; vatan sevgisi, adalet duygusu, demokratik yaşam ve olaylar
karşısındaki sağduyusudur. Batıya açılan pencere olmak çağı yakalamış olmanın asır öncesi atılmış adımıdır.
Victor Hugo, ünlü romanı Sefilleri yazarken şöyle bir duyguya kapılır ve kendine sorar;
Qu'est qu'il y a au dessus de la justice?
Bir süre düşündükten sonra cevabı yine kendi verir;
L'equite.
Şunu vurgular Hugo;
Adaletten daha üstün ne vardır?
-Nasafet, nasfet; insaflılık, haklılık, hakkaniyet.
Yani;
Yazılı kurallara bağlı olmayan bir adalet.
Vicdanlardaki muhakeme...
İngiliz hukukunda yazılı kanunların ötesinde bir de üst düzey hakimlerden kurulu
'vicdan muhakemesi' kurulu vardır; Equity
Galatasaray'da da hukuk dilini iyi bilenler çoğunluktadır.
Bugün Galatasaray'ın bütün kirli çamaşırları ortada...
Adeta sonu gelmez gibi görülen bir karalama kampanyası yaşanıyor.
Ne için?
İktidar için.
Vicdanlar bir yana atılmış güncel çekişmeler sahne almış.
Evet... Adnan Polat yönetiminin futbolda başarısızlığı kesindir. Bunu zaten kendisi de ikrar ediyor.
Futbol yerlerde sürünüyor. fb yenilgileri hüzün aşılıyor.
Lakin Polat yönetiminin başardığı çok güzel şeyler de var. Bunlar atlanıyor.
Ben bu yaşa geldim, başkanına bu kadar kafa tutan, yönetimi bir birine düşürerek işlemez hale
getiren ne bir yönetim kurulu üyesi gördüm ne de muhalefet.
27 Mart'taki İdari ve Mali Genel Kurul öncesi bunları yazmak istedim.
Görev Genel Kurul'undur. Sağduyulu olmak şarttır.
28 Mart'ta da Polat'ın kararı önemlidir.
Mesleğim gazetecilik hür ve özgürüm
Gazetecilik mesleğinde 40 yılı da aştım. Diğer gazetecilerden farkım maç yazılarımın dışında
Galatasaray'ı çok iyi tanıyıp eşhası da ilkelerini de çok iyi bilmemdir. Bu konuda hiç tevazu
göstermiyorum. Benim için Galatasaray camiası ayrıcalıklı bir kurumdur.
Galatasaray'ı koruma ve kollama duygularım zaman zaman mesleğimi de aşar.
Kimsenin adamı olmamam da mesleğimin gereğidir.
Aylardır Galatasaray'ı gözlüyorum. Gazetemde Galatasaray hakkında yazılar yazıyorum.
Beyaztv'de konuşuyorum. Gstv'de de her sabah günün haberlerini yorumluyorum.
Sizi temin ederim ki Galatasaray'da böyle günler yaşamadım.
Bağışlayın ama böyle bir yazı yazmaya kendimi mecbur hissettim.
Galatasaray bu değil!
Kaynak
---
Osman Tanburacı'nın bu yönetim ile düşüncelerin paylaşmasam da,
Galatasaray'lılık ile düşünceleri paylaşmak istedim bugünkü yazısını.
Osman tanburacının yazdıklarına katılıyorum ama camianın bu hale gelmesi durup dururken olmadı heralde. Benim merakettiğim şey. stad bitmeseydi şirket birleşmeseydi adnan polat ne anlatacaktı acaba.
Camianın bu hale gelmesinin tek suçlusu adnan polattır. Stad açılışındaki rezalet duruşu, taraftarı suçlaması, fişlemek için emniyetle birlikte hareket etmesi, eğilip büzülmesi, bakanların yanındaki yalakalarının söylediklerine dahi başını eğmesi, üstüne üstlük yalakalığın kitabını ben yazarım dercesine erzuruma ankaraya özür dileme yolculuklarına çıkması adnan polat'ın çapını bizlere çok iyi anlattı.
Biz başkanımızı 25 milyon taraftarın temsilcisi olarak görüyoruz. Masaya yumruğunu vurması gerekiyorsa bedeli ne olursa olsun vurmasını istiyoruz. o dik duruşu göstermesini bekleriz. Yalakalık yapıp kedi gibi ortalarda dolaşıp, kamuoyu baskısıyla aslan olacak bir başkan istemiyoruz.
Biz adam gibi adam. onurlu, gururlu, başarısızlığını görüp ben gidiyorum arkadaş diyebilecek, dik duracak bir başkan istiyoruz.
Uzun lafın kısası biz artık Adnan POLAT'ı İSTEMİYORUZ.