Hagi devre arasında Stancu, Zapata, Culio yu aldırdıgında sadece romanya liginden oyuncu almasını vizyonunun dar olduğu şeklinde eleştirmiştim. Bazı arkadaşlar buna katıldılar bazılarıysa Stancu'nun henüz 1-2 maclık performansına bakarak bu yazdıklarımı eleştirmişlerdi. bunu "gördünüz mü haklı çıktım" edasıyla yazmıyorum sadece Hagi'nin bir teknik direktör olmaktan çok uzak olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Teknik direktör sadece antrenman yaptırıp takımı maçlara hazırlayan bir aktör olmamalı aynı zamanda akıllı seçimler yaparak doğru ve faydalı oyuncuları takımına kazandırmalı, gerektiğinde bir psikolog gibi olmalı. Dünyanın üst düzey takımlarında birçok futbolcu oynuyor bunları yöneten teknik heyetler hiç mi zorlanmıyorlar, buralarda oynayan futbolcuların hiç mi kaprisleri yok. esas itibarıyla futbolcunun da insan olduğu çoğu kez unutuluyor. bir başka konu da türkiye'deki futbolcuların mental açıdan oldukça kırılgan bir yapıya sahip olmaları, bu alt yapı(sızlık)dan başlayan bir süreç. Türk futbolcusunun çok teknik olduğuancak iyi profesyonel olmadığı söylenip duruyor, bu klişe söylem aslında doğru değil, bizim futbolumuz hem teknik yönden zayıf hem de profesyonellikten uzak. Teknik olmak futbol topunu ayagında tutup karşısına çıkan her adama çalım atmakla açıklanamaz bir durum. Teknik, özetle futbolcunun oyunu gerektiği gibi oynayabilmesidir. Ayrıca Türk futbolunun 80'li yıllarda ve hatta 90'larda daha kaliteli oyuncular ortaya çıkardığını söylemek de abartılı olmaz sanırım, bu durum da bizim futbolcu kalitemizin yeterli derecelerde olmadığını gösterir.
Her sezon öncesi takımlarımız için bazı futbol ekollerine döndüğüne dair sözler söylenir. Hollanda ekolü, İngiliz ekolü, İspanyol ekolü son zamanlarda Barcelona ekolü gibi, asıl mesele kendi futbol ekolünü yaratamamak meselesidir. Avrupa liglerini takip ettiğinizde, oynadıkları futbolu izlediğiniz zaman acaba bizim ülkemizde ne oynanıyor diye insan düşünmeden edemiyor. bugün Avrupa'nın en kolay gol atılan ligi diye alay edilir hale gelen Hollanda ligi bu kadar kolay gol atılmasından ziyade futbol ekolüne sahip bir ülke olarak anılıyor. Portekiz liginin sıradan takımları Avrupa kupalarında tur atlıyorlar. Acaba idda söz konusu olmasa kaçımız Braga'nın Portekiz ligi takımı olduğunu bilirdik. Türkiye'de futbolun bir kimliği olmadığı apaçık ortada güncel, tesadüfi başarılar dışında bir şeyimiz yok. FB Başkanı Aziz Yıldırım GS UEFA aldığında başarının tesadüfi olduğunu söylemişti. Bunu Aziz Yıldırım söylediği için kızabilirsiniz ancak tespit doğruydu. Eğer futbolu yöneten tüm kesimler (futbolcu, yönetici, federasyon, taraftar) bu kafa yapılarını değiştirmezse Türkiye'de futbol hiç bir zaman gelişmeyecektir. Güncel başarılar tarihi olarak anılır geçer ancak futbol ekolleri kalıcıdır ve bu yeni başarıları getirecek en önemli anahtardır.