Galatasaray futbol takımı kulübün amiral gemisi. Burada huzur yoksa mutluluk rüzgarları kulübe uğramaz.
Bu Aslan’ın 3. ızdırap senesi. Önce 5’incilik, sonra 3’üncülük. Avrupa’da başarı artık anılarda güzel bir hatıra. Bu sezon ise Avrupa başlı başına hayal. Ligdeki rakipler kim olursa olsun tribünlerindeki nakarat, “Cim Bom kümeye”. Gerçekten de Galatasaray futbol takımı zirveden çok, dibe yakın. Averajı ekside. Kupayı kazanmak ise bu futbolla ancak mucizelere bağlı. “Sen önce Antep’i geç” derler adama. Kara harflerle tarihe geçtiler bu başarısızlığın mimarları.
Skibbe, Bülent Korkmaz, Rijkaard... Kalabalık bir futbolcu listesi. Florya’nın tüm personeli (tezci hariç). Çarpıklığı görüp ana fotoğrafta görünmekten utanan onlarca yönetici. Daha kurcalarsak aklımıza neler, kimler gelir ama bu kadar da yeter. İşte suçlular; Bunun yanına koyun hakemlerle, basını. Ne kaldı geriye, sütten çıkmış ak kaşıklar. İnsan hiç mi aynaya bakmaz, hiç mi özeleştiri yapmaz. Hep mi başkaları suçlu?
“Durumu düzelttik, koltuğun isteklileri çoğaldı” masalına ancak garibanları ya da satın alınmışları inandırabilirsiniz. Tarihinin en çok kazanması gereken döneminde en fazla borca battı Galatasaray, hem de gelecek yıllardaki gelirlerini de satarak. Bu kadar para harcanmasına rağmen ezeli rekabette hep ikinci! Artık köklü bir değişikliğin zamanı geldi. Başkan Adnan Polat’ın imzayı, ibrayı beklemeden derhal seçim kararı alması lazım. Keşke o hep futbol şube sorumlusu, Hagi de futbolcu olarak kalsaydı anılarımızda...
Serdar Dinçbaylı