Bu köklü camiaya yakışmayan davranışları ibretle seyrediyoruz.
Ne Mehmet Helvacı, ne Faruk Süren, ne de Adnan Polat sergiledikleri duruşlarıyla camiamıza layık değiller.
Bu üçlünün eleştirilerinde bir haklılık payı olsa bile, bu eleştirilerin yeri ve mekanına uygun yapmalarını
herkesten daha iyi bilmeleri gerekir. Birinin koltuk sevdası, birinin efsane başkan ünvanı koruma hevesi,
öbürü de aklınca başkalarına yaranabilmesi için kendi taraftarını emniyete bildirmesi - sahi bunlardan
bir tanesi Galatasaray'IMIZI düşünüyor mu? Beni asıl düşündürende budur. İstifa etmiş, yeniden
güvenoyu tazeleyip yeniden seçilmiş, seçilememiş, başkası gelmiş... kişiler gelip geçicidir, önemli olan
Galatasaray'dır. Bu camia nankör değildir. Yalnız bu camia kendilerini Galatasaray'ın üzerinde sananları,
ya da Galatasaray üzerinden kendi egolarını tatmin etmeye çalışanları asla affetmez.
Kendinize gelin ve utanın. Bu camia sizleri bu şerefli makamlara hizmet etmeniz için getirdi.
Birbirlerinizi sevmeye bilirsiniz. Bu doğaldır, insancıl bir duygudur. Bari birlik olun. Beceremiyorsanız,
çekilin köşelerinize ve bir daha da Galatasaray hakkında tek söz etmeyiniz.
Sizi Sayın Helvacı, Sayın Süren, Sayın Polat, bu camianın sayesinde tanınıyorsunuz. Bu camia olmasa,
sizler sıradan birer insan olurdunuz. Neyi paylaşamıyorsunuz - hizmeti mi, yoksa koltuğu mu?
Sizlere, camiamızın içinden gelen Tevfik Fikret'in 'Han-ı Yağma' şiirini, hatırlatmak istiyorum.
İyiki bu günleri görmedi.