tt arena açılışında yaşanan olaylar çerçevesinde Galatasaray yönetiminin, özellikle başkanın derhal istifa etmesi gerekiyor; ama etmeyecekler biliyorum. önümüzdeki başkanlık seçiminin ardından kendisini görmeyeceğiz o makamda, buna eminim. şu anda başbakanın içinde bulunduğu diktatörvari ruh hali karşısında ve stadın yapımında kendisine olan bağımlılığı nedeniyle, bizim adımıza başbakan'dan özür dilemesini anlayabilirim ama bir tek şey dışında bunları kabul edebilirim. toki başkanının yaptığı konuşma. o konuşma ile ortada özür dilenecek bir durum kalmamıştır.
o konuşmadan önce taraftarın ilk başbakanın ismi zikredildiğinden ve ıslıklamalarından beri yayını izledim (hatta daha öncesinden). malum kanal d yayınında mehmet Ali birand 'eyvah eyvah!' diye bir tepki verdi ve birkaç saniye sonra ilker yasin verdiği direktifle tribün sesini yayından aldırdı (hepimiz duyduk). bu olayların yaşanacağı o dakikalarda belli oldu zaten. toki başkanının konuşmaya başlamasından sonra işin rengi iyice değişti ve protestolar artarak devam etti. toki başkanının konuşması bana kibar feyzo'daki şener şen'in o meşhur köylüleri fırçalama sahnesini hatırlattı. adam resmen açtı ağzını yumdu gözünü, ağzına ne gelirse saydırdı.
şimdi bu mesele, öyle şu haklıdır bu haksızdır diye anında geçiştirilecek bir mesele değildir; gerçekten derin bir mesele bu. son dönemlerde siyasi tartışmaların dozajı malum. herkes gün geçtikçe sertleşiyor, nedeni de birkaç ay sonra yapılacak olan genel seçimler. başbakanın televizyonlarda gün boyu dilinden düşürmediği bir tabir var: tuzu kuru, zengin takımı. bu tabiri, politize ettiği gariban oy yığınlarına güvenerek kullanıyor zaten. gelelim bizi ilgilendiren kısmına. açılışta kulüp, üyelerini davet usulü çağırdı biliyoruz ki; bir de kombine sahipleri girebildi maça. kulüp üyesi ve kombine alan bu kitle başbakanın tabiriyle tuzu kuru olanların çoğunlukta olduğu bir kitle. ne yalan söyleyeyim öngörüyordum böyle bir protestoyu bu kitleden; dünya basketbol şampiyonasında da yaşadık zaten bunu (aslında nedenleri biraz farklı). mağarada yaşamayan başbakanın bu kelimeleri kimlere söylediğini, kimler için kullandığını gayet iyi biliyor; neden protesto olayının yaşandığını da bu durum açıklar nitelikte. bu insanların, genel olarak hiç hoşnut olmadığı bir insan recep tayyip erdoğan.
bu noktada neden stadyuma siyaset sokulduğu konusunda itirazları olanlar var; ben de neden stadyuma siyaset sokulduğunu sorgulayanlardanım. ama siyaseti stadyuma kimin soktuğu konusunda ayrılıyoruz birçoğuyla. bence açılış kutlamasını akp mitingi havasına çevirenler stadyuma siyaseti sokanlar, sonrası da taraftar tarafından getirildi zaten. karşılıklı bir restleşmeye döndü olay ve toki başkanı olan zatın konuşması ile de tüy dikildi üstüne.
yine de protestonun yeri ve zamanı değildi ama gözden kaçırılan bir nokta daha var. başbakan'ın sokağa dökülünüp de protesto edilmesi mümkün mü bugün? eğer bunun mümkün olduğunu söyleyen varsa bu yazıyı okumaya devam etmesin lütfen. artık başbakan'ı sevmeyen insanlar fırsatını bulduğu her yerde protesto edecekler kendisini; bunun başka bir yolu kalmadı. basketbol şampiyonasının madalya seramonisinde yaşadığımız olay, bu olayla beraber en büyük kanıtıdır söylediklerimin.
yani eğer bir suçlu bulunacaksa eğer bu başbakan ve yandaşlarıdır. maalesef adnan polat da bu insanların içine düşmek zorunda kaldı. başarısız geçen sezonların ve yönetim zafiyetinin ardından kalan son kredisini de tüketti benim gözümde, gönlümde. aklı olan, başbakanın bu stadyumun yapımı için harcadığı mesaiyi Galatasaray'ın veya yönetiminin kara kaşı kara gözü için yapmadığını çok iyi görüyor. o bölgede ve Ali Sami Yen arazisinde yaratılan ranttan en büyük kaymağı yine kendi yandaşları ve başında buğunduğu devlet yiyecek. bugün konuşmasında bahsettiği altı yüz milyon tl, harcanan ve kazanılacak paranın yanında devede kulak kalır büyük ihtimalle.
tüm bu olaylardan sonra, başbakanın yandaşlarını da alıp, kendi belediyelerinin takımlarının oynayacağı bir maç ile veya milli bir maç ile açsalardı diyorum kendi stadyumlarını, inanın daha az gürültü kopardı. yaşananların ardından hevesim kursağımda kalmadı değil; bu stadyuma gitmek gelmiyor içimden. çünkü bu stadyum 'benim!' diyebileceğim bir stadyum değil. stadyum işine girişip de eline yüzüne bulaştıran tüm yönetimler yüzünden oldu bunlar zaten. basiretsiz insanlar Galatasaray'ın büyük potansiyelini nakde ve dolayısıyla güzel tesislere, 'bizim!' diyebileceğimiz tesislere çeviremediler. ben hakkımı helal etmiyorum kendilerine. dolabında sürüyle Galatasaray forması, anı olarak sakladığı veya saklamadığı sürüyle maç bileti, bu yazıyı yazarak, yazılan yorumları okuyarak Galatasaray için zamanını ve parasını harcamış bir Galatasaray taraftarı olarak söylüyorum bunu.
(bir de konudan bağımsız, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak bir şey daha söyleyeceğim. eğer bir ülkede yöneticileri protesto etme hakkı verilmiyorsa insanlara, o ülkede demokrasi falan yoktur; o rejimin adı olsa olsa faşizmdir, bu böyle biline.)