Önemli bir bilgi / yazı buldum. Lütfen usanmadan sonuna kadar okuyun. Çok açıklayıcı ve kilit bilgiler içeriyor.
Ekranları Kimler Kararttı?
2003 yılında febe'nin açtığı ilk kulüp kanalından sonra 2004 yılının Ekim ayında yayın hayatına başlayan Şiketaş Tv ile geçtiğimiz yıl Doğan Grubu'nun isteğiyle kurulan Galatasaray Tv, 14 Kasım'ı 15 Kasım'a bağlayan gece yayın hayatlarına son verdi.
Bu son vermişlik, şüphesiz her iki kulübün de istediği bir gelişme değildi. Küresel krizin etkilerini hissetmeye başlayan Doğan Grubu, 1100 kişilik personel kıyımına giderken, Şiketaş ve Galatasaray televizyonları ile de 2009 Ocak ayından itibaren tüm ilişkisinin son bulacağını geçtiğimiz günlerde açıklamıştı.
2.5 ay gibi bir süre de, her iki kanalın da kulüplerin bünyesine geçeceği önce açıklanmış, ardından da Doğan Grubu Spor Kanalları Yöneticisi ve Doğan Yayıncılık İcra Kurulu üyesi İlker Yasin tarafından yalanlanmış ve her iki kanalında mevcut sistem içerisinde yayınlarına devam edeceği belirtilmişti.
Hatta bu konuyla ilgili olarak kardeş kuruluş DHA'ya açıklama yapan Yasin, konuyla ilgili bu haberin tüm abonelere servis edilmesi ve yayınlanabilmesi için elinden geleni yapmıştı.
Her iki kulüp de, gerekli hazırlık ve çalışmalara başlayarak kendi televizyonlarını kendi kulüp bünyesi içine almayı kabul etmişti.
Ancak ne olduysa oldu ve 14 Kasım Cuma gecesi saatler 00:00'ı gösterirken her iki kanalda yayınlarının RTÜK yasalarına aykırı olduğu gerekçesiyle bir an da durduruldu.
AKP iktidarı ve Doğan Grubu arasında geçtiğimiz aylarda yaşanan 11 kanalın lisans sorunu ve yayın hakkı için başlayan tartışma ilk olarak Galatasaray ve Şiketaş kulüplerini vurdu.
Ani bir açıklama yapan Doğan Grubu, artık kulüplerin kendi başlarının çaresine bakması gerektiğine değinirken, her iki kulüpte de belirli aralıklarla kriz masaları kuruldu.
Galatasaray tebligatı aldıktan kısa bir süre sonra önce yöneticileriyle adeta Kanal D'nin Bağcılar'daki binasını kuşattı. Ancak kuşatmanın etkisi olmayınca, bu kez Başkan Adnan Polat devreye girdi. Fakat o da sorunu çözemedi.Yaşanan bu sıcak gelişmeler sırasında kulübüne sahip çıkan Polat apar topar soluğu Doğan Grubu binasında alırken, isteklerini ve yapabileceklerini direkt olarak grup yönetimine iletti.
Tüm bu olaylar yaşanırken Şiketaş sessiz kalmış ve ancak 4-5 gün sonra Doğan Grubu'na çıkarma yapabilmişti. Başkan Demirören, Genel Sekreter Kenan Öner ve Asbaşkan Ertunç Soğancıoğlu ile grupta bir toplantı yapılmış, iki taraf arasında mutabakat sağlanmıştı.
Alınan kararlar gereği; Şiketaş TV 2009 Ocak ayı ortalarından itibaren işletmesi ve yayın planlamasını artık kendisi yapmaya karar vermişti. Belki buraya kadar bir sorun yoktu ama bu durum siyah-beyazlılara maddi bir külfet çıkartmıştı.
Aylık ortalama maliyetinin 60-70 bin dolar olarak ön görüldüğü kanal için Başkan Yıldırım Demirören, gerekli harcamayı yapacağını en yakınlarına iletti. İletti iletmesine ama sorunlar iyice çıkmaz bir hal aldığı için karışıklık daha o günlerden başladı. Önce siyah-beyazlı kulüpteki mevcut yöneticilerden finansal destek istendi. Fakat bu pek kabul görmedi. Uçak biletini ve seyahat masraflarını, hatta ve hatta vize paralarına kadar tüm kişisel harcamalarını Başkan Yıldırım Demirören'e fatura ettiren bir kısım yöneticiler bu olaya hiç sıcak bakmadı.
Dışarıdan destek arayan Yıldırım Demirören, camianın önde gelen isimleriyle arka arkaya görüşmeye başladı. Ancak kendini göstermeye başlayan ekonomik kriz bu konuya da büyük darbe vurdu. Televizyonu kapatmamak için elinden gelen mücadeleyi veren Başkan Demirören, istediğini ve isteklerini maalasef yaptırtamadı.
"Bu kriz nasıl çözülür..." toplantıları yapılırken, Doğan Grubu olaya son noktayı koydu ve Televizyonların fişini hiç düşünmeden çekti.
Çünkü onlar için değişen bir şey olmayacaktı. Çünkü onlar şunu çok iyi biliyorlardı:
Bu iki kulüp kanalı taraftar ve camia baskılarıyla Ulaştırma Bakanlığı'ndan gerekli frekans ve yayın lisansını alabilirlerdi. Alamazlarsa bile febe Tv'yi emsal göstererek Rekabet Kurulu'nu devreye sokabilirler ve yine işlerini yaptırtabilirlerdi.
Galatasaray, HEMEN "B" PLANINI UYGULAMAYA KOYDU... BEŞİKTAŞ İSE SİYASİ DESTEKLE ÇÖZMEYE ÇABALIYOR...
Büyük zorluklarla kurulan ve yaşatılmasının gerçekten mucizelere bağlı olan bir kanalın kapanması haberi Yıldırım Demirören'i oldukça üzdü.
Televizyonun yayınının devam edebilmesi için ve gerekli frekans ve yayın hakları için 17 Kasım Pazartesi günü için Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'dan randevu alan Demirören, şimdi kurmayları ile birlikte Ankara'nın siyaset platformunun içinde destek arayacak.Bu arada tüm bu olaylar yaşanırken, kanalın eskiden olduğu gibi Digitürk'e geçmesi için çalışmalar sözlü olarak iç bünyede başlatıldı. Ancak ne karşı taraftan bir randevu alındı, ne de bir talepte bulunuldu.
Oysa ki, Doğan Grubu'nun yaklaşık 20 gün önce aldığı karar sonrası Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat ve birkaç yönetici, apar topar Digitürk'ü ziyaret etti.
Şansal Büyüka, Bora Koçyiğit ve diğer yönetim kurulu üyeleriyle gerçekleştirilen toplantı da, karşı taraftan destek sözü alındı. Yayıncı kuruluş yetkilileri bu durum ile ilgili olarak son noktayı Digitürk Genel Müdürü Ertan Özerdem'in koyacağını ve nihai kararın kendisi tarafından verileceğini belirtti.
Galatasaray camiası televizyonunu yaşatabilmek için, elinden gelen tüm çalışmaları yaparken, Şiketaş da bu sıkıntılı yolda, rotayı otobana çevirerek Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a döndü.
Tüm bu planlamalar yapılırken, iki kulübün Başkanı telefonda biraraya gelerek ortak haraket etme kararı aldı. Çünkü kurulmuş olan bu kanalların kapatılması (her ne kadar seyredildiği ve reklam alınılabilirliği tartışılır olsa da) onlar için çok büyük "başarısızlık" olacaktı. Herşeyden önce, febe'nin takır takır yayın yaparak neredeyse üst düzey bir spor kanalı durumuna gelmesi her iki başkan tarafından kabul edilemeyecek bir durumdu.
Yaklaşık 2-3 hafta öncesinde maçlardan önce ve sonra yapılan yayınları kaldıran Doğan Grubu'na her iki tarafta hükmedemezken, febe Tv, Arsenal ile Londra'da oynanan maçtan önce ve sonra Emirates Stadı'ndan canlı yayın yaptı.
İyi planlama ve akıllı strateji ile bu tarz kanalların günümüz Türkiye'sinde çok rahat bir şekilde yaşayacağı kesin. Ancak bunun olması için öncelikle yatırım yapılması gerekiyor. Fakat her iki kanalın yönetimleri buna inanmadıkları için bu projelere destek de vermiyorlar.
Oysa febe Kulübü'nün yaptıklarının aynısını yapsalar ya da Manchester United, Juventus,Milan, Real Madrid hatta O.Marsilya gibi kulüplerin yolundan gitseler, şu an için düşündüklerinin kat be kat üstünde iş yapacaklar. Ama yatırım yapmadan başarı beklemek, hayalcilikten başka bir şey değil.
Galatasaray'ı bilemiyoruz ama, Şiketaş'ın sıkıştığı anlarda veya popülerliğini kaybetmeye başlayan yöneticilerinin bu durumu fark ettiği zamanlarda kendi kanallarını çıkıp esip gürlemeleri, pek beğenilmese de, yeni nesil taraftar kitlesinin ciddi bir tepkisiyle karşılaşacakları kesin gibi görünüyor.
BEŞİKTAŞ TV'NİN MEVCUT DURUMU VE İKİ TARAF ARASINDAKİ ANLAŞMALAR
Şiketaş Televizyonu 2005 yılında maliyet yükünün artası nedeniyle Doğan Grubu Spor Kanalları'na bedelsiz olarak kiralandı. 11 sayfadan oluşan, 23 maddelik sözleşme şartları gereği; (6 ay + 2,5 sene) stüdyoları ve birçok teknik donanım cihazları 2005 yılının ekim ayında apar topar Doğan Grubu'nun Bağcılar'daki binasına taşındı. Anlaşma gereği, Şiketaş Kulübü, Doğan Grubu'na reklam konusunda destek verecek, Doğan Grubu da tüm masraflar çıktıktan sonra reklamdan gelen gelirin yüzde 50'sini Şiketaş'a bırakacaktı.
Ancak ilerleyen zaman bu işin böyle yürümeyeceğini göstermeye başladı. Doğan Grubu bünyesine aldığı Şiketaş Televizyonu'nu aktif hale getirebilmek için, önce kovboy filmleri oynatmaya başladı. Ardından gece yarıları başlayan erotik yarışmalara yöneldi. Son olarak da taraftarlardan gelen SMS sistemini Şiketaş Televizyonu'nda yayınlamaya başladı.
Acı ama gerçek, yapılan bu değişiklikler sonrası Şiketaş Televizyonu para kazanmaya başladı. Hem de kazandığı paralar kurulduğu zamanki gibi değil, bir hayli ciddi rakamlardı. Para kazanma uğruna, manevi değerler maalesef ayaklar altına alındı. Gece saat 00:00'da başlayan erotik yarışmalarda sorulan sorulardan tutun da, Başkan Demirören'e SMS yoluyla edilen hakaret ve küfürlerin haddi hesabı yoktu.
Kulüp yönetimi çok değil ama "Neler oluyor bizim Tv'mizde" diye düşünmeye kalktığı ve durumu sormaya yeltendiği nadir zamanlarda aldığı cevap ilginçti; "kanalınız üzerinden ancak böyle para kazanabiliyoruz.."
Yani anlayacağınız Doğan Grubu'nun yetkilileri kanalın masraflarını çıkarmak için her türlü yanlışa imza atıyor, Şiketaş yönetimi de bu duruma sesini çıkarmayarak çanak tutuyordu. Çünkü kanalın geri verilmesi durumunda ortaya karmaşık bir durumun yanı sıra maliyet yükleri de çıkıyordu.
"Aman..." dedi bazı yöneticiler...
"Geri gelmesin, bize masraf çıkarmasın..."
"Sıkıştığımız zaman çıkıp istediğimizi söyleyebileceğimiz bir kanalımız olsun..." dediler.
Sağa sola Tv ile ilgilendiklerini söyleyen yönetim, öbür tarafta dönen dolapların farkında bile değildi.. Belki durumdan haberdar olan birileri vardı ama, durum onlar için de karışıktı. Susmak gerekiyordu. Ve öyle de yapıldı...
Doğan Grubu Tv üzerinden iyi ve düzenli bir gelir etmeye başladığından durumdan memnundu. İşlerine karışan da yoktu. Hatta Şiketaş yönetminin kayıtsız ve sessiz kalması onların işine geliyordu. Çünkü Şiketaş Tv artık zarar etmiyor, ufak da olsa bir gelir bırakıyordu. Yani kazanılanın yarısı Şiketaş'a ödenecekti.
Durum gelişmeye başlayınca; Doğan grubu iki saatlik yayın bedeli 500 Amerikan Doları olan Uplink araçlarını 2500 ile 3000 Euro arasında kiraladıklarını kulübe yakın isimlere ağlayarak, sızlayarak söylemeye başladı. Amaç yavaş yavaş ortaya çıkmış, Doğan Grubu bu kanal üzerinden ayda 10 milyon dolar bile kazansa, gideri 10 Milyon 1 Dolar gösterip, maliyet çokluğundan bahsedecek ve Şiketaş'ın alması gereken cüzi de olsa bu parayı ödemeyecekti. Durum belki de sorumlu yöneticiye birçok kez söylenmiş olsa da, o dönemdeki yönetici hep sessiz kaldı.
Durumu bilenler vardı ama kimse itiraz etmiyordu. İtiraz ederlerse Tv geri dönebilir ve başlarına büyük iş açabilirdi. Onlar için böylesi daha iyiydi. İstedikleri zaman kameramanları çağırıp istedikleri görüşü, istedikleri şekilde veriyorlar üstelik büyük iş başardıklarını sanıyorlardı. Oysa ki hiç haberleri yoktu bu Tv'nin seyredilmediğinden... Seyredenlerin de büyük tepki gösterdiğinden...
Galatasaray TV'NİN MEVCUT DURUMU VE İKİ TARAF ARASINDAKİ ANLAŞMALAR
Önce febe'nin ardından da Şiketaş'ın kendi kanallarını açıp, camialarına ulaşmalarından sonra hep şu soruldu !..
Galatasaray Televizyonu'nu ne zaman açacak ?..
Galatasaray'ın yöneticileri ve yönetime aday olan kesimleri hep bu hazırlık içinde olduklarını her platformda açıkladılar. Sarı-kırmızılı camia bu konu için girişimlere karar verdiği anda karşılarına Doğan Grubu çıktı ve dedi ki; "Gelin Galatasaray Tv'yi biz kuralım. Siz hiç masraf yapmayın..."
Bu durum Galatasaray yönetiminin çok hoşuna gitti. Ekonomik krizi her an ensesinde hisseden sarı-kırmızılılar bir de Doğan Grubu'ndan bu televizyonun kurulması ve isim hakkının kullandırılabilmesi için 6 milyon dolar alınca, iş daha da keyifli hale geldi.
Hazırlıklar başladı, Doğan Grubu için de bazı stüdyolar ilk dönemde Şiketaş'a tahsis edildiği gibi G.Saray Televizyonu'na da verildi.
Ancak Galatasaray aldığı rakamları ve reklamını öyle iyi yapmıştı ki, bir an da ortaya Galatasaraylı İŞ Adamları Derneği ortaya çıktı.
"Madem siz TV'yi bedelsiz kurdurdunuz, bir de üzerine ciddi bir para aldınız. Alın bizden de size bir hediye..." dediler ve Florya Metin Oktay Tesisleri içinde minik ama bir o kadar da kullanımı kolay olan bir stüdyo yaptırdılar.
Özhan Canaydın'ın ardından Başkan seçilen Adnan Polat'a destek olan bir başka grup ise, Florya'daki robot kamera sistemi ve teknik malzemelerin teminini üstlendi.
Herşey yolunda giderken, yayın planlamaları yapıldı. Ve gerçek su üstüne çıktı. Galatasaray'ın elinde inanılmaz bir arşiv vardı. Bu belki febe ile Şiketaş'ta da vardı ama hiçbiri Galatasaray'ın ki kadar iyi değildi.
Türk Özel Televizyonculuğu'nun canlandığı 90'ların başında Galatasaray'da Avrupa'da ve Türkiye Ligi'nde fırtınalar estirmeye başladı. Bu durumu değerlendiren, Galatasaray yönetimi takımlarının ne kadar maçı varsa hepsini piyasadan topladı. 100'e yakın Avrupa ve 100'ün üzerinde Türkiye coğrafyası içeresinde oynanan başarılı kupa ve lig maçları da bunlara dahil edildi.
Sadece toplanan bu kaliteli ve başarılı maçları yayınlayıp, gün içinde de bir iki haber bülteni ve programla süsleyip, taraftara hitap edilebilen bir yayıncılık yapılabilirdi. Ve yapılmaya başlandı.
Doğan Grubu, Şiketaş'a ne uyguluyorsa aynısını Galatasaray'a da uygulamaya başladı. (Gece yarısı başlayan erotik yarışmalar hariç) Ancak Şiketaş'ın elinde olmayan veya kazanılamayan çok fazla maçı olmayınca, Galatasaray Tv daha bir ön plana çıktı. En kötü günde bile UEFA Şampiyonluğu tekrar tekrar yayına hazırlanıp, herşeyin üzerine sünger çekilmesi bilindi.
Galatasaray Kulübü yayıncılık açısından, Şiketaş'ın düştüğü hataları tek tek masaya yatırıp hep planlama yaptı. Ve aynı hatalara düşmedi. Galatasaray'ın reklam gelirinden fazla bir beklentisi yoktu ama gelirse de fena olmazdı. Bunu hiç düşünmediler bile. Çünkü Doğan Grubu'na hem istenilen Tv'yi kurdurmuş, hem çevredeki eş dost ciddi yardımlarda bulunmuş, üstelikte Doğan Grubu'ndan da ciddi bir nakit akışı sağlanmıştı.
Galatasaray TV daha iyiye gitmeyolunda çalışmalar yaparken, Şiketaş günü nasıl kurtarırıza bakıyordu. Ama her ikisinin de sonu aynı gün ve saatte oldu.
Şimdi Adnan Polat ve Yıldırım Demirören'in ortak hareket kararı alması, bakalım fişi çekilen bu iki televizyonu kurtarabilecek mi ? Eğer gerçekten kurtarılması zor durumda ise, fazla da bu iş zorlanmadan her ikisinin de kapatılması en hayırlısı olur.
Belki o zaman febe TV de, rakipsiz ve rekabetsiz kaldım diye yayıncılığına sor verir!... (Mesela yani...)
Medyaspor Özel Haberidir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.