27. Nisan 2026, 07:38:53

Gönderen Konu: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard  (Okunma sayısı 443851 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

erkan

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 3372
  • Yaş: 34
  • Yer: Üsküp
  • ultrAslan
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #944 : 31. Mart 2010, 19:43:20 »
hamit keske gelse, en yüksek ihtimal bu sene olur, cünkü bütün sene dogru düzgün oyniyamadi. bu yaz Türkiye yolu tutmasa, 30 yasdan önce zör görürüz hamiti Türkiyede maalesef. bence gelmez.Cünkü Türkiyede digelim feneve karsi bir hata yapsa ayni leo gibi bir sey olursa ve takimiz kaybederse hemen bazi kisiler hemen hain olarak ilan eder onu. böyle otami sevmiyorlar ve alisik da degiler. tabiki hic bir zaman 100% hayir digemesin ama kendi aciklamalilari Türkiye cok büyümesi lazim futboll adina.Sadece bireysel basari seven bir toplum. takim oyuna fazla ilgi verilmiyor.gecen sinan engin de söylemisti telegolde nuri sahin, altintoplar, inler gibi yildizlar türkiyeye getirmek suan imkansiz dir

Bencede Hamit,Nuri,Gokhan Inler gibi oyunculari getirmek zor.
emre colak- berkin arslan - serdar eylik - cem sultan   - anil dilaver        
  
                                                PAF TAKIM

CaNeR DuRmAz

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 1110
  • Yaş: 41
  • Yer: İSTANBUL
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #945 : 01. Nisan 2010, 01:22:33 »
Frank Rijkaard: "Çok Güzel Bir Gelecek Bizi Bekliyor"

Galatasaray Teknik Direktörü Frank Rijkaard, Galatasaray Televizyonu’nda Ankara Sigorta’nın Sunduğu “Rijkaard’la Soru Cevap” Programına katıldı.

febe ile Ali Sami Yen Stadı’nda oynanan karşılaşmada Galatasaray’ın 4-4-2 dizilimiyle oynadığı görüşü hakim. Bizde bu görüşten yola çıkarak şu soruyu sormak istiyoruz. Rijkaard’ın 4-3-3 sistemi uygulattığını biliyoruz. Ancak derbide 4-4-2 sistemi vardı. Hocamızın amacı neydi. Elano’yu sol tarafta gördük. Kadro yapısını nasıl yorumlar?

Elano orta saha gibi başladı. Tam anlamıyla 4-4-2 denilemez. Amaç çok açıktı. Galibiyet için oynanan bir maç. Ofansif olarak oynamak isteğimiz bir maçtı. Atak bölgesinde kalabalık olmak istediğimiz bir maçtı.

Galatasaray, derbi karşılaşmasına hocamızın dediği gibi hızlı ve atak başladı. Mustafa Sarp’ın maçın hemen başında net bir pozisyonu var. Belki o gol olsa febe daha öne çıkacak. Galatasaray istediği boş alanları bulacaktı.

Takımımız maça gayet iyi başladı. Süratli ve etkili başladı. Maçın başında yakaladığımız pozisyon eğer gol olsaydı çok farklı olabilirdi.

Maça iyi başlayan Galatasaray’ın ilerleyen dakikalarda temposu düştü. Bu sorun aşılamaz mıydı, yada nasıl aşılabilirdi. Burada takım adına ne eksikti. Birinci ağızdan hangi yorum gelir?

Maçın başında baskıyla başlamışız. Rakip takımın ceza sahası içinde baskımızı yapmışız. Agresif oynamışız. Topu ayağında tutan bizdik. Daha sonra tempomuz düştü. Tempo düşünce bu sefer orta sahadaki kontrolü kaybediyorsunuz. Orta sahadaki kontrolü kaybettiğiniz zaman, önde basmadığınız zaman rakibe kolay pas verme şansı bırakıyorsunuz. Mutlaka maçın öneminin farkındaydık. Kendi evinizde oynuyorsunuz, kendi sahanızda oynuyorsunuz. 3 puan almak isteyen taraf bizdik. Erken gol bulmanız gerekiyor veya maçın genelinde bir gol bulmanız gerekiyor. Rakibimizin de nasıl oynayacağını biliyorduk. Pozisyonlarını koruyan ve yakın oynayan bir takım. Kontratak oynamak isteyeceklerdi.

Caner’in topu çok iyi kesip, atağa çıktığı bir pozisyonda, arkadaşlarına pas vermek yerine kaleye vurdu. Hocamız bu pozisyonu nasıl yorumlar?

Öncelikle şöyle başlamak istiyorum, Caner kesinlikle çok büyük potansiyele sahip olan bir futbolcu bu tip pozisyonlarda da şut çekmeyi seven, o potansiyele, o kabiliyete sahip bir futbolcu. Dediğiniz gibi iyi girdi araya iyi bir driplingi var topu iyi getirdi. Sola da atabilirdi solda da büyük bir boşluk vardı. Sağ tarafa da atabilirdi, belki sola attıktan sonra içeriye bir koşu yapabilirdi ama şut çekmeyi denedi. Biraz da mesafe olarak uzaktı. Oradan şut çekince biraz da şansın sizin yanınızda olması gerekiyor ama Caner bu tip şeyleri yapmayı seven bir futbolcu ve potansiyeli de olan bir futbolcu ama belki kenarlara pas verseydi daha etkili olabilirdi. Ama sonuçta kendisinin aldığı bir karar. Tabi ki şuna da değinmek istiyorum. Sonuçta maç yapıyorsunuz, futbol oynuyorsunuz şut çekmeden de gol olmuyor. Biliyorsunuz yediğimiz golde öyle bir şutun sonucunda geldi tabi birazda şansınızın yardım etmesi gerekiyor şansınızın yanınızda olması gerekiyor. O yüzden Caner’in burada verdiği kararla benim bir problemim yok çünkü şut çekmeden gol olmuyor.

Elano’yla ilgili bir soru sormak istiyorum, Elano’nun performansı çok konuşuluyor, çok tartışılıyor, çok eleştiriliyor. Hocamız her seferinde Elano’dan memnun olduğunu söylüyor ama bir kez daha soralım belki de son bir cevap olur bu. Elano’yla ilgili neler söyleyecek bu maçtaki performansından yola çıkarak tabi? Genel bir değerlendirme istiyoruz.

Elano’nun üzerinde bir baskı olduğunu düşünüyorum. Şöyle bir baskı olduğunu düşünüyorum çünkü beklentiler çok fazla, beklentiler çok fazla olduğu içinde bu tip şeyler belki baskı yaratmış olabilir. Mutlaka farklı bir futbol yapısında oynuyor. Şuanda belki alışık olmadığı bir futbol yapısında oynuyor ama biz onun ne kadar iyi bir futbolcu olduğunu biliyoruz. Çok kaliteli bir futbolcu, bünyesinde bir çok kaliteyi barındıran bir futbolcu ama belki çok fazla beklenti olması ufak bir baskı yaratabilir. Bu maç içinde belki takım iyi oynamadığı zaman o da takımın bir parçası olduğu için bu tip eleştirilere maruz kalabiliyor. Onun haricinde biliyorsunuz Elano son paslarda çok etkili olan bir futbolcu, oyunu görüş açısı çok iyi olan bir futbolcu, oyunu iyi okuyan bir futbolcu ve her maçta da biliyorsunuz çok iyi son paslar veriyor hani öyle paslar veriyor ki sadece arkadaşlarına gol atması kalıyor. Tabi ki Türkiye Ligi’nde buna ekstradan biraz daha mücadele gücünüzün daha fazla olması gerekiyor daha fazla fiziksel geçiyor maçlar belki buna biraz daha alışması gerekiyor. Brezilya Milli Takımı’nda oynadığı zaman Kaka’dan ve daha farklı isimlerden mutlaka bu tip şeyler bekleniyor, bu tip isimlerinde gol atması için Elano’nun verdiği paslarla bu oluyor. Ama Galatasaray’da oynadığı zaman, az öncede söylediğimiz gibi Brezilya Milli Takımı’yla oynayınca başka futbolcuların üzerinde yoğunlaşıyor ilgi. Ama Galatasaray’a geldiği zaman tabi ki o Brezilya Milli Takımı’ndan gelen bir alışkanlık onun fark yaratması bekleniyor, onun maçı kurtarması bekleniyor.

Zaman zaman Keita-Santos yer değişikliğini gözledik saha içerisinde. Bu değişiklikler memnun etti mi hocamızı? İstediği üretkenliği sağlamada yardımcı oldu mu ?

Maç içinde Keita ile Giovani Dos Santos kendi aralarında yer değiştireceklerdi. Çünkü Dos Santos normalde sol ayaklı bir futbolcu ama sağ tarafta oynadığı zaman biraz daha etkili olan bir futbolcu. Çünkü topu aldığı zaman içeriye mesafe katediyor ve etkili olabiliyor. Bunu maçtan önce konuştuk Keita’yla ve hiçbir problem olmayacağını söyledi. Normalde Keita da solda oynayabiliyor o da sağ kanatta daha etkili olan bir futbolcu ama kendi aralarında yer değiştirmeleri konusunu önceden konuşmuştuk.

Jo’nun penaltı noktasına indirdiği pozisyonda Dos Santos topu dışarı attı. Galatasaray’ın en net fırsatlarından biriydi. Bu pozisyonu hocamız nasıl yorumlar?

Çok önemli çok güzel bir pozisyondu. İlk başta Lucas Neill’in göndermiş olduğu çok uzun bir pas var. Jo, çok güzel hareketleniyor ve çıkardığı güzel bir pas, Dos Santos’un da içeriye yaptığı bir koşu var ama bu tip maçları kazanmak istiyorsanız mutlaka gol olması gerekiyor. Gol atmanız gerekiyor ve çok da basit gol yememeniz gerekiyor. Güzel bir pozisyon ama ne yazıkki gol olmamış. Burada bir de Dos Santos’a değinmek istiyorum. Dos Santos biliyorsunuz uzun bir zamandır maç oynamayan bir futbolcuydu o yüzden mutlaka kolay değil, buraya geldi gayet iyi çalışıyor ve her geçen gün bence temposunu daha iyiye getiriyor daha da arttırıyor burada sadece bence eksik olan gol kaldı. Bu bir futbolcu için çok önemli bir duygudur. Yani birinci gol gelse bundan sonraki maçlarda da bunun devamı gelecektir. Önümüzdeki Dünya Kupası’na hazır bir şekilde gidicektir. Bence Dos Santos’da eksik kalan tek şey gol. Onu da attığı zaman daha iyiye gidiceğini düşünüyorum. Çünkü her geçen gün baktığımız zaman fiziksel olarak daha da iyiye gittiğini görüyorum .

Herşeye rağmen eleştirilerin yüksek olmasının sebebi de galiba Dos Santos’un gol atamaması. Elano’nun asist tablosuna fazla birşey yansıtamaması. Eleştirilerde herhalde bu noktada geliyor.

Elano’ya bakıyorsunuz asist yönü çok yüksek olan bu kaliteye sahip bir futbolcu ve bundan önce ki maçlarda bir çok asist yaptı bunu yapabiliyor. Dos Santos’un ne kadar iyi bir futbolcu olduğunu görüyoruz, ne kadar iyi bir futbolcu olduğunu biliyoruz. Hem fiziksel açıdan hem oyun görüşü açısından çok da iyi. Ama sadece orada eksik olan gol. O da geldiği zaman daha da güzel olacak.

febe’nin bulduğu golle ilgili hocamızın yorumunu alabilirmiyiz?

Bizim için çok kötü bir andı. Pozisyonun başında o kadar kolay taç atışı vermememiz lazımdı. Ondan sonra taç atışı kullanıldı. Taç atışını febe çok rahat kullandı. Çok rahat paslaştılar, biraz daha önde basmamız gerekiyordu. Çekilen bir şut var, bilemiyorum belki kaleci görmedi. Ama ne olursa olsun orada kalecinin yaptığı bir hata var. Normalde  basit bir top gibi gözüküyor, çok sert gelmemiş bir top gibi gözüküyor ama Franco’nun önü kalabalık. Belki de görmemiş olabilir, top yerde sekiyor ve farklı bir hız kazanıyor, farklı bir açıya gidiyor. Ama kötü bir an takım için. İlk başta bu kadar kolay taç vermememiz gerekiyordu. Oradan paslaşarak panik yapmadan çıkabilirdik. Ondan sonra taç atışı kullandırdık, top Selçuk’a geldi. Selçuk’un etrafında kimse yok, orada basmamız gerekiyordu, daha yakın olmamız gerekiyordu. Selçuk topu ayağına alınca herhalde bir deneyeyim dedi. Bir şut çekti ve şansının yardımıyla beraber böyle bir gol oldu. Tabi gol pozisyonun en son noktalandığı yer Leo Franco. Franco’nun herkesin dikkatini çekmesi çok normal çünkü en son onda noktalanıyor. Ama ilk baştan bir hatalar zinciri var.

Franco’yla maç sonu mutlaka konuşmuştur hocamız. Leo Franco nasıl hissediyor kendini? Sonuçta bir derbi maçı. Franco burada hata yaptı ve kaybedildi. Sürekli kendisine yönelik, hocamızla da ilgili bir eleştiri söz konusu şu anda. Leo Franco’nun genel performansıyla ilgili düşünceleriyle beraber maç sonrası Leo Franco’yla arasındaki diyalog hakkında kısa bir bilgi verebilir mi?

Yediği golden dolayı maçtan sonra kendisini kötü hissediyordu. Normalde çok iyi bir insan, kendisi iyi bir profosyonel ve takım içinde de sevilen, arkadaşlarıyla arası iyi olan bir insan ama mutlaka kötü hissediyordu kendisini. Onun haricinde bir konuya daha değinmek istiyorum. Biliyorsunuz şimdi yeni dedikodular çıktı. Franco İspanya’ya gitti. Niye gitti. Maçtan dolayı mı gitti gibilerinden. Bu tamamen bir tesadüftür, çünkü burada kendisi yalnız, eşi ve ailesi İspanya’da. Bunu iki hafta önceden biz konuştuk. Belirli zamanlarda Franco’nun İspanya’ya gidip ailesini ziyaret edebileceğini konuşmuştuk. Ve bunun içinde febe maçından sonraki günü kararlaştırdık. Tamamen tesadüf oldu. Şu anda çıkan dedikodular “gitti, dönmeyecek” üzerine ama bu tamamen tesadüf.

Eskişehir, Trabzonspor ve febe maçları. Bireysel hatalardan Galatasaray’ın sıkıntı yaşadığı maçlar oldu. Bireysel hatalar puan kayıpları getirdi. Aslında bazen sistem pek birşey ifade etmiyor. Bu tip pozisyonlarla bütün bir taktik geride kalabiliyor.

Artık geçmişteki maçları geride bırakmak lazım. Bu tip şeyleri bir kenara bırakmak gerekiyor. Şu an önümüzde oyanayacağımız 7 maç daha var. Ve buna kesinlikle motive olmamız gerekiyor. Kendimizi en iyi şekilde hazırlamamız gerekiyor. Elimizden geleni maçlarda göstermemiz gerekiyor. Çünkü sizinde bildiğiniz gibi Türkiye Ligi’nde herşey olabiliyor. Belki biraz daha zorlaşmış olabilir ama ne olursa olsun yine ümidimizi kaybetmeyip, motivasyonumuzu kaybetmeyip, takım ruhunu sahaya yansıtıp, bu yedi maçtan en iyi şekilde çıkmamız gerekiyor. Bu kesinlikle imkansız değil.

Milan Baros ile Jo Galatasaray’ın gole ihtiyaç olduğu dakikalarda bir arada oynayamaz mıydı? Nasıl yorumlar hocamız?

Kesinlikle beraber oynayabilirler. Aynı maçta birlikte oynayabilirler. Ama febe maçında hem Dos Santos hem de Keita aynı şekilde iyi bir performans gösteriyordu. Jo çok iyi başladı, iyi bir performans gösterdi ama onun performansında biraz düşüş olduğunu gördük ve böyle bir değişikliğe karar verdik. Çünkü Keita ve Dos Santos maçın kaderini değiştirebilecek oyuncularımız. Onları çıkarmadık. Maçın kaderini değiştirebilecek diğer bir gol ayağımız Milan Baros’u oyuna sokmaya karar verdik. Ama mutlaka ikisi bir arada da oynayabilirler.

Keita’nın çok güzel bir şutu ve kaleci Volkan’ın iyi bir kurtarışı var.  Belkide maçın en önemli pozisyonu.

Gayet güzel bir şut ve iyi bir kurtarış. Keita iyi de kontrol ediyor ondan sonra şutu çekiyor. Ama rakip kalecinin de yapmış olduğu güzel bir kurtarış var.

Dos Santos’un ceza sahası içinde yerde kaldığı bir penaltı pozisyonu var son dakikalarda. Hocamız pozisyonu nasıl yorumlar?

Lugano tabi iyi bir futbolcu. Ve bu tip hareketleri yapmayı seven bir futbolcu. Akıllı bir futbolcu. Eğer hakem bu pozisyonu görürse penaltı olur, görmezse birşey yapamazsınız. Burada sadece orta hakeme değil yan hakeme de değinmek lazım. Yan hakem de görebilirdi belki. Dürüst olmam gerekirse, yedek kulübesinden bu kadar açık bir şekilde görmedim. Ama yan hakem veya orta hakem görürse penaltı olur, demek ki görmediler.

Oyuncu değişikliklerinden bir sorum olacak. Türk medyası şu konuda anlaşamadı. Mehmet Topal, Alex çok yakın oynadılar birbirlerine. Bu hocamızın vermiş olduğu özel bir görev miydi? Çünkü daha sonra Mehmet Topal oyundan alındı. Ve Alex biraz daha rahat hareket alanı buldu. Bu değişiklik ve bu genel yorumla ilgili hocamız neler söyleyecek?

Bu maçtan önce konuşmuş olduğumuz birşeydi. Mehmet Topal’ın Alex’e adam adama oynamasıydı. Çünkü Alex’e bakıyorsunuz çok akıllı bir futbolcu. Ve skoru değiştirebilecek bir futbolcu. Hem golleriyle hem asistleriyle. O yüzden bu bir tedbirdi belkide. Ve bir direktif verdik kendisine yakın oynaması konusunda. Ve ondan sonra kendisinin bir sarı kartı vardı. O yüzden riske etmedik. Ama maçın geneline baktığınızda demekki iyi birşey yapmışız çünkü Alex gol atamadı veya herhangi bir asist yapamadı.

Mehmet Topal oyundan çıktıktan sonra bu görevi yeni bir oyuncu üstlendi mi?

Oyuncu değişikliğinden sonra Mustafa Sarp’ın görevi Alex’i tutmaktı.

Karşılaşmayı artık yavaş yavaş geçerek, dedikodulara gelelim. Kötü sonucun gelmesiyle birlikte dedikodular yoğunlaştı. Servet Çetin’in bir açıklaması var “Oynanan oyundan memnun değiliz, çok da güzel oynamadık” diye.Hocamız da “iyi mücadele ettik” dedi. Bu iki açıklama çelişkili geldi ve hocamızla Servet arasında problem varmış gibi gösterildi. Pazartesi günkü antrenmanda bu ikili buluştular ve bu problemi çözdüler. Neler yaşandı? Bu süreçle ilgili yorumu nasıl?

Servet’le kesinlikle problemimiz yok. Sizinde söylediğiniz gibi kendisiyle bu konuyu konuştuk ve hiçbir problemimiz yok. Maçtan sonra biraz daha duygusal olabiliyorsunuz ve bu tip konuşmalar çok doğru olmayabiliyor. Bu konuşmaları belki içeride kendi aranızda yapsanız bir sıkıntı olmuyor ama basının kaşısında böyle olduğu zaman sıkıntı yaratabiliyor. Servet’le konuştuk ve aramızda hiç problem yok.

Diğer bir konu Arda. Oynayacak oynamayacak tartışmaları vardı. Sonra 18 kişilik kadroya girdi ve oyuna alındı. Şimdi 2 hafta daha oynamayacağı söyleniyor. Sakat mıydı değil miydi, bir hayli speküle edildi. Hocamız bunlara cevap vermek ister mi?

Arda bizim için çok önemli bir futbolcu. Mücadele gücü ve ruh çok önemli. Takım ruhu var ve maçın kaderini değiştirebilir. Maça gelince, kendisinin bir sakatlığı vardı. Hem doktorlarla hem kendisiyle görüştüğümüzde, maçın belli bir bölümünde oynayabileceğine karar verdik. Maçtan sonra dürüst bir açıklama yaptım. Ben hata yaptığımı düşünüyorum. Şans verdik ama Arda sahaya girdiğinde hata yaptığımızı anladık. Çünkü tam anlamıyla hazır değildi ve biraz daha erken oynattığımı düşünüyorum. Birşeyler yapmak istiyor ama sakatlığından dolayı yapamadı. O yüzden bir hata yapmış olabilirim.

Ne zaman yenilsek hocamızın adı bir kulüple anılıyor. Gazeteler bunu tekrar yaptı. Geçen hafta hocamız buna cevap verdi ama herhalde anlaşılmamış. O yüzden tekrar sormak istiyorum.

Bu tip söylentilere hiç önem vermiyorum. Çünkü benim burada olma amacım daha güzel başarılara imza atmak. O yüzden bu haberlere kulak asmıyorum.

Buna paralel birşey söyleyelim. Adnan Polat seçimden önce “Rijkaard bir devrimdir” açıklamasını yaptı ve en son açıklamasında “Rijkaard’la devam edeceğiz” dedi. Hem bu açıklama, hem de seçim hakkındaki düşünceleriniz neler?

Başkanımız Adnan Polat’ın söylediği kelimelerden dolayı çok mutluyum. Başkanımız seçimleri kazandığı içinde çok mutluyum. Beni üzen taraf son aldığımız sonuçlardan dolayı ona yardımcı olamayıp onu üzmemiz. İlerleyen dönemlerde çok iyi oynayan ve mücadeleci bir takım seyrettireceğiz. Çok güzel bir gelecek bizi bekliyor ve başkanımızda bu güzel geleceğin çok önemli bir parçası.

Jo maçtan sonra evinde arkadaşlarıyla parti verdi dedikoduları çıktı. Bu konudan haberdar mı? Bu konu gerçek mi? En yakın isim hocamızdır, kendisiyle görüşebildi mi bu konularla ilgili?

Bu tip haberler gazetelerde yazıyor ve hepsini anlama şansım olmuyor. Onun dışında Jo’nun antrenman performansı, zamanında gelmesi, mücadele ve isteği hoşuma gidiyor. Profesyonel bir futbolcu. Bu konu onun özel hayatına giriyor. Tabiiki özel hayatına da dikkat edip, kulübümüze uygun hareket etmesi gerekiyor. Ama bu kendi içimizde konuşulup tartışılacak bir olay. Jo, çok yetenekli bir futbolcu. Sonuçta yeteneğiniz vardır ama mutlaka bu tip şeylere dikkat ederek çok üst düzey bir futbolcu olursunuz. Yeteneğiniz vardır, bu tip olayların içine fazla girersiniz. O yüzden belki istemediğiniz yerlere gidebilir olaylar. O yüzden Jo’nun mutlaka amaçlarını belirleyerek, bu tip konulara mutlaka dikkat etmesi gerekiyor.

Hocamız eklemek istediği birşey var mı?

Jo için eklemek istediğim son bir şey var. Mutlaka burada arkadaşlarının payı da çok önemli. Biliyorsunuz arkadaşlarıyla yaşıyor. Bence arkadaşların iyi seçilmesi gerekiyor. Çünkü böyle iyi ve profesyonel  bir futbolcuyu arkadaşlarının da mutlaka koruması gerekiyor. O yüzden arkadaşlık konusuna dikkat edilmesi gerekiyor. Ama ne olursa olsun tabiiki bu onun özel hayatı. Ama tabi bunun bedelini  ödeyecek olan da yine kendisi. O yüzden bir profesyonel olarak mutlaka dikkat etmeniz gerekiyor.

www.Galatasaray.org

x-berg

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Oca 2010
  • İleti: 825
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #946 : 01. Nisan 2010, 11:04:23 »
58.sayfada rijkaard`a karsi oldugumu acikladim, bayagi tepki aldim diger renkdaslardan. Tam o zaman da baskan Polat mazbatasi`ni alirken rijkaard`in sonuna kadar yaninda olacaklarini aciklamisti. Biraz ironik olacak ama, bir camianin topyekün bir teknik direktörün arkasinda olmasi ben mutlu etti. Nedeni gelince, rijkaard tabiki etten kemikten yapilmis biri, son haftalar ondan da aldi götürdü. Bu asamada yönetimin ve camianin o na inanandigini bilmesi ve his etmesi cok önemli. Zaten gördügüm kadar ile %80-90 aslantepe üyeleri rijkaard`in kalmasini isteyenler, o zaman niye aslantepe.biz olarak bir aciklama yapilmiyor.Sayin Ismail Demir`e burdan sesleniyorum lütfen bu konuyu bir elle alirsaniz memnun olurum.

(Karadeniz Gibi)

  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Kas 2008
  • İleti: 480
  • Yaş: 47
  • Yer: Berlin
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #947 : 01. Nisan 2010, 22:30:16 »
Dün Arsenal-Barca macini izledim 2-2 bitmesine ragmen Barca= :sasırmak:.
Baska bi forumda adamin birini yazmis Barca sanki Playstion gibi X bas pas direk adamin ayana gidiyor Valdez bile okadar sakin oyniyorki inanirlir gibi degil ve bunda Rijkaard in cok büyük emegi var ve onlardi Rijkaardin ilk senesinde kötü dönem gecirdi.

SONUNA KADAR RIJKAARD
« Son Düzenleme: 01. Nisan 2010, 22:33:59 Gönderen: dalton (Karadeniz Gibi) »
Söz Konusu Vatan İse Gerisi Teferruattır!
http://www.youtube.com/watch?v=7b1VoQyzrYY

Aslan JOKER

  • Mimar Sinan
  • ******
  • Kayıt Tarihi: Oca 2010
  • İleti: 7458
  • Yaş: 44
  • Yer: Münih
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #948 : 01. Nisan 2010, 22:41:46 »
Dün Arsenal-Barca macini izledim 2-2 bitmesine ragmen Barca= :sasırmak:.
Baska bi forum adamin birini yazmis Barca sanki Playstion gibi X pas direk adamin agana gidiyor Valdez bile okadar sakin oyniyorki inanirlir gibi degil ve bunda Rijkaard in cok büyük emegi var ve onlardi Rijkaardin ilk senesinde kötü dönem gecirdi.

SONUNA KADAR RIJKAARD
aynen öyle renktas, rijkaard orda süper bir iskelet kurdu. xavi,iniesta,messi,puyol,valdez gibi adamlar satilmasa bu üstünlük devam eder.kupayi kazansin yada kazanmasin, bu oyuncularnan devam ederlerse üstelik saglam takviyeler devam yaparlarsa, zor durdurulur barca. Rijkarrd barcaya geldiginde messi ler yoktu du takimda. oyunculara bu güveni Rijkaard vermistir.

DEDIGIN GIBI RENKTAS, SONUNA KADAR RIJKAARD

(Karadeniz Gibi)

  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Kas 2008
  • İleti: 480
  • Yaş: 47
  • Yer: Berlin
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #949 : 01. Nisan 2010, 22:51:27 »
aynen öyle renktas, rijkaard orda süper bir iskelet kurdu. xavi,iniesta,messi,puyol,valdez gibi adamlar satilmasa bu üstünlük devam eder.kupayi kazansin yada kazanmasin, bu oyuncularnan devam ederlerse üstelik saglam takviyeler devam yaparlarsa, zor durdurulur barca. Rijkarrd barcaya geldiginde messi ler yoktu du takimda. oyunculara bu güveni Rijkaard vermistir.

DEDIGIN GIBI RENKTAS, SONUNA KADAR RIJKAARD

Bence Barca takviye yapmasina gerek yok zaten yakinda altyapidan biri cikar.
Söz Konusu Vatan İse Gerisi Teferruattır!
http://www.youtube.com/watch?v=7b1VoQyzrYY

Aslan JOKER

  • Mimar Sinan
  • ******
  • Kayıt Tarihi: Oca 2010
  • İleti: 7458
  • Yaş: 44
  • Yer: Münih
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #950 : 01. Nisan 2010, 22:59:35 »
Bence Barca takviye yapmasina gerek yok zaten yakinda altyapidan biri cikar.
altyapidan oyuncu cikarda, ama bazen bir ibrahimovic gibi oyuncu alman mecbur oluyor iste.ama bunlarin altyapisi esahtan cok sahane. herkes örnek almali bunlarin altyapisini

(Karadeniz Gibi)

  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Kas 2008
  • İleti: 480
  • Yaş: 47
  • Yer: Berlin
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #951 : 01. Nisan 2010, 23:03:57 »
altyapidan oyuncu cikarda, ama bazen bir ibrahimovic gibi oyuncu alman mecbur oluyor iste.ama bunlarin altyapisi esahtan cok sahane. herkes örnek almali bunlarin altyapisini

Tabiki takviye yapalir ama suan ben kimin yerini adam alsinlar bilmiyorum hatta ibrahimovic bile zaman zaman yedek kaliyor.
Söz Konusu Vatan İse Gerisi Teferruattır!
http://www.youtube.com/watch?v=7b1VoQyzrYY

CaNeR DuRmAz

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 1110
  • Yaş: 41
  • Yer: İSTANBUL
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #952 : 01. Nisan 2010, 23:26:40 »
rijkaarda güvenim sonsuz tek korkum bizim ligimizdeki takımlar ve futbolcular futbol oynamak yerine oynatmamayı benimsemişlerdir, evet premier lig ve la ligada futbol yumuşak oynanmıyor ama bizim ligimizdeki gibi ölümüne savunma,çin seddi,kasap havası  ;D çirkefleşme,bildirilerle ve basın toplantılarıyla hakemleri ve fedarasyonu baskı altına alma,türübündeki barbarlıklar ve en önemlisi çok bilmiş ve poh poh basın  rijkaardın oynatmak istediği futbola engel olan şeyler tabi bunlara  temelsiz , eğitimsiz ve bilinçsiz alt yapılar dahil edilir ,ayrıca istikrardan yoksnuz  günlük başarılarla avunup daha sonra onlardanda hoşnut olmyız, birgünde en tepeye birgündede yerin dibine sokarız adamı o  yüzdün güven sabır istikrarr

Mesajlar birleştirildi: 01. Nisan 2010, 23:28:31
fb maçını izledikten sonra rijkaard hem doğru hem yanlış yaptı dedim yanlışı göbeğe elano veya  dos santosun yerine pres yapabilen agresif birini yani  barış veya ayhanı koysaydı daha dirençli olurdu orta saha ve günlük başarı gelebilirdi ama rijkaard sisteminden ödün vermedi hucüm futbolu oynatmak istedi elindeki düz oyunclara rağmen,eğer geçici günlük başarı isteseydi sistemini bozar en az beraberlik alabilirdi ama denemedi barçadaki ilk yılındada aynısını yaptı ama barça arkasında durdu istikrar dedi ve bugünlere geldi ,rijkaarda kızanlar elbette vardır ama ne demişler İNSAN İNANDIĞI ŞEYLER UĞRUNA MUHTEŞEM HATALAR YAPABİLİR ,rijkaar müthiş hata yapmadı ama günlük başarı istememsi tek hatası GÜVEN SABIR İSTİKRAR
« Son Düzenleme: 01. Nisan 2010, 23:28:31 Gönderen: CaNeR DuRmAz »

TT ARENA CEHENNEMI YASA!

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Nis 2009
  • İleti: 894
  • Yaş: 41
  • Yer: Konya
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #953 : 01. Nisan 2010, 23:46:28 »
Sampiyonluga cok inaniyorum ben, insallah yukselise gecip 7 de 7 yapariz.
Ama her ne olursa olsun Rijkaard'la devam etmeliyiz tabiki.
Bence kadro yetersiz Rijkaardin oyun felsefesine gore.
Evet cok super oyuncularimiz var ama cokta pas yapmayi bilmeyen oyuncular var:
Servet basta olmak uzere, Sarp ve Baris vs. gibi yetersiz oyuncular bence, her kaybedilen top aleyhimize atak olarak donuyor.

Rijkaard 5 sene bizde kalmasini isterim, sorun Rijkaard degil futbolcular ve turkiye ligindeki "kasaplardir"
Fatih Terim faktörü!

turuncu

  • Ziyaretçi
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #954 : 01. Nisan 2010, 23:56:34 »
bu takıma acilen bi ön libero lazımmm

x-berg

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Oca 2010
  • İleti: 825
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #955 : 04. Nisan 2010, 10:34:35 »
türkiye cok garip bir ülke, öyle tuhaf seyler oluyorki artik cogumuz buna alistik. Türkiye ye yeni gelmis bir insan tabiki saskinligini gizliyemez. Ben Rijkaard`i teknik direktör ve insan olarak begenen bir kisiyim, fakat benim görüsüme göre Rijkaard türkiye de basarili olmasi imkansiz gibi görülüyor. Rijkaard`in bir tek düsüncesi var, takimima nasil benim oyun sistemimi asilarim adamin herhangi baska bir düsüncesi yok. Biliyorsunuz türkiye de teknik direktör dediniz mi futbolculara dadilik, piskolog,manajer,abilik vs yapacaksin.Cünkü türk futbolcusu profesiyonel degil, ne öyle yasiyor nede öyle futbol oynuyor. Yilmaz Vural ve Hikmet Karaman gibi teknik adamlar mac sirasinda sürekli 90 dak. oyuncularina talimat verirler, neden biliyormusunuz, futbolcularin cogu taktik nedir bilmiyorlar, yoksa bu iki teknik adam kendilerini maskara yapmazlar. Rijkaard türkiyede federasyon ile kulüpler arasindaki tuhaf iliskiyi  bilmez, türkiyede hatir sikesi yapilir adam bilmez. Size bir örnek vereyim, riza calimbay TSL`de teknik adam oldugu bütün kulüplerde besiktasa yenilmis. Kimse gelsin bana bunun bir tesadüf oldugunu söylemesin, bunun bir hatir sikesi oldugunu ciril ciplak ortada. Daha gecen hafta bjk-eskisehir maci, es-es 2:0 önde, bizim bildigimiz riza calimbay utanmasa 11 kisi ile defans yapar, fakat ne hikmet se adam hücujma devam, yoksa bjk o maci cevire bilirmiydi. Nitekim ankaragücü macinda gördük, hicbir varlik gösteremediler. Keza sifo mehmet de öyle, bjk antalya yi icerde disarda zorlanmadan yeniyor, bu demektirki bjk`yi calistiran bir hoca rijkaarda göre daha avantajli, banko 12 puan ile lige basliyor. Galatasaray yillardir sükrü-saracta dayak yiyerek eve geri gönderilgini en gec gelecek sezon inanacak.
Türkiye de cogu teknik adamlar defans agirlikli ve mücadele dayali futbol oynatiyorlar, rijkaard bu ortamda basarili olmasi zor, cünkü futbol oynamak isteyen teknik adam cok az, neden biliyormusunuz, hem bu teknik adamlarin kapasitesi az hemide futbolcularin. Bugün riza calimbay türkiyede önde gelen teknik adamlardan biri. Oynattigi futbola bir bakin resmen kör dövüs, maksat oynamak degil rakibi oynatmamak. Tabiki böyle zihniyetler türk futblunda oldugu sürece ligin kalitesi artmaz cünkü futbol oynanmiyor.
Rijkaard Kasimpasa macindan sonra bir aciklama yapti, o aciklamasi bence herseyi anlatiyor," karsimizda top oynamaktan korkmayan bir takim vardi".
Bence TSl`n bütün teknik adamlari bu cümleyi alsinlar evinin duvarlarina assinlar.

Jack Sparrow

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Haz 2009
  • İleti: 2298
  • Yaş: 31
  • Yer: istanbul
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #956 : 04. Nisan 2010, 11:19:33 »
Kısacası SONUNA KADAR FRANK RIJKAARD  :atki: :atki:


Ekimler onların, Mayıslar bizim!   

tuthenstein

  • Mühendis
  • ****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2008
  • İleti: 1580
  • Yaş: 40
  • Yer: ankara
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #957 : 04. Nisan 2010, 12:10:15 »
türkiye cok garip bir ülke, öyle tuhaf seyler oluyorki artik cogumuz buna alistik. Türkiye ye yeni gelmis bir insan tabiki saskinligini gizliyemez. Ben Rijkaard`i teknik direktör ve insan olarak begenen bir kisiyim, fakat benim görüsüme göre Rijkaard türkiye de basarili olmasi imkansiz gibi görülüyor. Rijkaard`in bir tek düsüncesi var, takimima nasil benim oyun sistemimi asilarim adamin herhangi baska bir düsüncesi yok. Biliyorsunuz türkiye de teknik direktör dediniz mi futbolculara dadilik, piskolog,manajer,abilik vs yapacaksin.Cünkü türk futbolcusu profesiyonel degil, ne öyle yasiyor nede öyle futbol oynuyor. Yilmaz Vural ve Hikmet Karaman gibi teknik adamlar mac sirasinda sürekli 90 dak. oyuncularina talimat verirler, neden biliyormusunuz, futbolcularin cogu taktik nedir bilmiyorlar, yoksa bu iki teknik adam kendilerini maskara yapmazlar. Rijkaard türkiyede federasyon ile kulüpler arasindaki tuhaf iliskiyi  bilmez, türkiyede hatir sikesi yapilir adam bilmez. Size bir örnek vereyim, riza calimbay TSL`de teknik adam oldugu bütün kulüplerde besiktasa yenilmis. Kimse gelsin bana bunun bir tesadüf oldugunu söylemesin, bunun bir hatir sikesi oldugunu ciril ciplak ortada. Daha gecen hafta bjk-eskisehir maci, es-es 2:0 önde, bizim bildigimiz riza calimbay utanmasa 11 kisi ile defans yapar, fakat ne hikmet se adam hücujma devam, yoksa bjk o maci cevire bilirmiydi. Nitekim ankaragücü macinda gördük, hicbir varlik gösteremediler. Keza sifo mehmet de öyle, bjk antalya yi icerde disarda zorlanmadan yeniyor, bu demektirki bjk`yi calistiran bir hoca rijkaarda göre daha avantajli, banko 12 puan ile lige basliyor. Galatasaray yillardir sükrü-saracta dayak yiyerek eve geri gönderilgini en gec gelecek sezon inanacak.
Türkiye de cogu teknik adamlar defans agirlikli ve mücadele dayali futbol oynatiyorlar, rijkaard bu ortamda basarili olmasi zor, cünkü futbol oynamak isteyen teknik adam cok az, neden biliyormusunuz, hem bu teknik adamlarin kapasitesi az hemide futbolcularin. Bugün riza calimbay türkiyede önde gelen teknik adamlardan biri. Oynattigi futbola bir bakin resmen kör dövüs, maksat oynamak degil rakibi oynatmamak. Tabiki böyle zihniyetler türk futblunda oldugu sürece ligin kalitesi artmaz cünkü futbol oynanmiyor.
Rijkaard Kasimpasa macindan sonra bir aciklama yapti, o aciklamasi bence herseyi anlatiyor," karsimizda top oynamaktan korkmayan bir takim vardi".
Bence TSl`n bütün teknik adamlari bu cümleyi alsinlar evinin duvarlarina assinlar.

işin başka bir boyutu var.. bu oynatmayan takımlar karşılarında "top oynayan" bir takım görseler 5 den aşağı yemezler. bu taktik tutsaydı avrupada başarılı olurlardı mesela rus takımları defansif ama sistematik oynayarak başarılı olabiliyorlar.. bizim ligimizde top oynayan takım yokki.. istediğin kadar 11 kişi defans yap. top oynamayı bilen takım 30 dakikada hallaç pamuğu gibi atar.. örneğin sezon başındaki halimiz oldukça iyiydi.. rijkaarda güvenmek lazım sezon boyunca istikrarlı bir takım yaratacaktır. bir iki takviye ve tanıdığı oyuncularla seneye farklı işler yapacaktır...

Sercan

  • Editör
  • Mimar Sinan
  • *
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 14054
  • Yaş: 42
  • Yer: Hagen
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #958 : 04. Nisan 2010, 12:27:40 »
Michael Skibbe ne demis.
Rijkaardda ayni pronlemleri yasiyor


Alıntı Yap (Seçim)
Bu röportaj, 8 Ocak 2010'da Antalya'da  E.Frankfurt'un devre arası kampında yapıldı. Michael Skibbe neydi, ne  istedi anlamak isteyenlere...
This  interview was made on 8 January 2010 in Antalya at E.Frankfurt mid-term  camp. For who wants to understand who was Michael Skibbe, what he  wanted...
Geçen  sezon bu zamanlarda yine Antalya’da, üzerinde sarı-kırmızı forma varken  peşindeki kalabalık basın grubu sayesinde aldığı nefesi takip  ediyorduk. Bu sene o yine Antalya’da. Ama sessiz-sedasız. Tek farkı  formasında sarının yerine siyah var. Peşinde de Türk basını yerine 13  kişilik bir Alman gazeteci ekibi. Michael Skibbe’yle eski ve yeni işini  konuştuk.
  Last season  at these times of year in Antalya, we were following even the breathes  he was inhaling thanks to press army at his back. This year he is in  Antalya again. But more quitely. And with a difference: His shirt has  black instead of yellow! And Turkish press is replaced by a group of 13  German journalists. We discussed with Michael Skibbe his old and new  profession.
 
  Galatasaray’dan ayrılışın sancılı  oldu. Geriye baktığında pişman olduğun bir konu var mı?/ Your  departure from Galatasaray was a little painful. Do you have any  regrets?
  Galatasaray’ın teklifi kabul ederken Galatasaray’ın  aslında yüzde 60’ı yabancı yüzde 40’ı Türk olan bir teknik direktör  aradığını anlayamadım. Sanırım beklentilerin çakışmamasında en önemli  nokta bu oldu. Pişmanlık değil ama bunu daha önce fark etmiş olmayı  isterdim./ When I accpeted Galatasaray's offer I did  not understand that they were searching for 60% foreign but 40% Turkish  coach. I believe in the difference between our expectations this was  the most important point. This is not a regret. However I would like to  notice this in advance.
   Bu tabii çok anlaşılmayacak.../ And this of  course will not be understood...
  Şunu demek istiyorum:  Galatasaray yönetimi uluslararası isimlerle çalışırak, iyi isimler  transfer ederek ‘Uluslarası’ olmaya çalışıyor. Ama bu formülün tutmasına  olanak yok. Aslında eksik olan eğitim. Futbolcular iyi yetişmiş. Ama  uluslarası olmak için eğitilmemiş. Gelen yabancılarla arada fark  doğuyor. Birey olarak hareket etmiyorlar. Herşeyden önce yabancı dil  bilmiyorlar. Almanya’da yetişmiş bir Türk oyuncudan bile mantalite ve  bakış açısı olarak eksik olduklarını görüyorlar. Çünkü onlar Almanca ve  İngilizce konuşarak geliyor. Bu eksikliği bilmek, fark etmek onları  üzüyor./ What I mean is: Galatasaray's board,  tries to be 'International' by working with international names, by  transferring good names. But there is no possibilities to win with this  formula. What misses is education. Footballers are raised well. But they  are not educated to be 'international'. And this creates a difference  between the foreign footballers who comes. They are not able to react as  individuals. First of all they do not speak any languages. And then  they notice that by the point of view and also by mentally they are even  minor from a Turkish footballer raised in Germany. Because they come at  least speaking German and English. To notice that make them feel sorry.
Ben futbolcuların büyük takıma, işte mesela Galatasaray’a gelince  hayalleri bittiği için ilerlemediklerini düşünüyordum./ And I was  thinking that our footballers do not progress because when they come to  big teams they are out of their dreams.
  Tam olarak değil. Kendilerini  Avrupa’da eğitim almış veya yabancı futbolcularla kıyasladıkları zaman  geriden geldiklerini görüyorlar. Bunu bilmek onları üzüyor. Aslında çok  çabalıyorlar. Yetenekliler. Ama dediğim gibi ‘uluslarası olmak’ eğitim  gerektirir. Lafta kalmamalı. Mesela Meira kendi kalitesini gösteremedi.  Çünkü burada mutlu olamadı. Onunla konuştuğum zaman Portekizce, Almanca,  İngilizce, İtalyanca konuşabildiğini Türkçe için de çok zor olmasına  rağmen çabaladığını söylüyordu. Ama Galatasaray defansında kimse bu  dillere hakim olmadığı için, solunda Servet, sağında Sabri, önünde  Topal, defansı toplaması mümkün olmadı hiçbir zaman... Bu konuda yönetim  onları önemsemiyor. Futbolcularına bu manada sahip çıkmıyor./ Not exactly. They just notice they are behind, when they compare  themselves with the foreign footballers or the ones who was raised in  Europe. To be aware of that makes them upset. In fact they are making  great efforts. They are also talented. But as I said earlier being  'international' requires an education. Not only at words. For exemple  Meira was not able to proove himself here. Because he was not happy.  When I spoke with him, he told me I speak Portuguese, German, English,  Italian and even struggle for Turkish eventhough it was so hard to  learn. But because in the defense line, as no one has the knowledge of  any of these languages, with Servet on his lefthand side and Sabri on  his righthand side and Topal in front, it was impossible for him to  gather the defense together... And the board to not care for these guys.  They don't protect their footballers in that sense...
   Peki  Lincoln? Sonuçta o da ‘uluslarası’ bir futbolcu ama uyum sağlamayadı...  Tabii seninle çalışırken en iyi performansını almayı başardın, bu nasıl  oldu?/ What about Lincoln then? He was  international and he did not fit in... OK perhaps he showed his best  performance with you, how that happened?
  Lincoln özel bir futbolcu.  Bir kere ona yapıştırılan etiketiler doğru değil. Hiç gece hayatı yok  mesela. Ağzına içki sürmez ayrıca. Ama çok yetenekli bir futbolcu ve bu  yeteneğine övgü bekliyor. Onu bu konuda serbest bıraktığınızda,  yeteneğini takdir ettiğinizi belirtip bunun ona sorumluluk yüklediğini  anlattığınızda o da size tam karşılığını vermeye çalışıyor. Bazı  maçlarda bunu yapamadı. Ama en azından elinden geleni yaptı. Ben onu  Eintracht Frankfurt için de bu yüzden istedim. Ama tabii kötü ünü  kulübün soğuk bakmasına yol açıyor. O da zaten futbola küsmüş durumda.  2-3 gün önce konuştum. Keyif almadığını, futbol oynamak istemediğini  söylüyor. Birkaç gün içinde baba olacak... Belki onun için yeni bir  dönem başlar.../ Lincoln is a special footballer. And  the labels he has been named for are not correct. He do not have a night  life to begin with. He never drinks. But he is talented and he expects  to be flattered for that. And when you set him free, when you appreciate  his talent and express that this bring him some responsabilities he  tries to give it back to you... In some games he was not capable. But at  least he did his best. And that was the reason why I wanted him for  Eintracht Frankfurt. But of course his reputation goes before him and  becomes a rejecting reason. And that's why he has cold feet now. I spoke  to him 2-3 days ago. He said he did not enjoyed it and he doesn't want  to play football anymore. He will be a father in a couple of days...  Perhaps it will be the beggining of a new era for him.
Futbolcularınız senden kopamıyor galiba.../ Your  footballers can't get detached from you I guess...
   Bu hep böyle oldu benim  için. Çalışırken alışıyorlar. Çünkü hepsinde telefonum vardır. Ve beni  istedikleri zaman arayabilirler. Futbolcularla ilişkim hep dostluk  üzerine kuruldu. Galatasaray’lı futbolcularımla da kopmadım. Arada  telefonlaşıyoruz./ This is how it has happened for me so  far. When we work together they get used to it. Because all of them has  my mobile number. And they can call me whenever they want. My  relationship with my footballers is always based upon friendship. I'm  still in touch with my Galatasaray footballers. We phone time to time.
   Bu kadar  arkadaşça davranmanın otorite boşluğu yarattığını düşünmüyor musun? En  azıdan Türk futbolcularla?/ And you don't  think being that friendly creates a lack of authority? At least with  footballers?
  Hayır! Ben böyleyim. Sırf ‘otorite prim yapar’ diye  kendimi değiştiremem. Değiştirmedim de. Uzun vadede olması gereken bu.  Ben kamp yapmıyordum. Kamp son derece sıkıcı bir olay. Bu  eleştiriliyordu. Ama bir futbolcu ertesi gün maçı varsa gece çıkmaması,  erken yatması gerektiğini kendisi bilmeli. Bunu bir hoca istediği için  değil, bilinçli olarak kendisi yapmalı. Eğitim derken kastettiklerimden  biri de bu işte.../ No! This is  who I am. I can not change my self just because 'autority is a better  decoration'. And I did not! This is how it is supposed to be in the long  term. I was not making camps. Camps are booring. And this was  criticized. But a footballer should know on his own that if he has the  game the morrow, he should not go out, he should go to bed early. He  should do it not because the coach says so but willingly. When I said  education, this was one of the issues I wanted to point out.
   Galatasaray  yönetimiyle ilgili sorunun var mı?/ Do you have a  problem with the board of Galatasaray?
   Beklentilerini daha önce  anlamış olmayı isterdim. Haldun Üstünel ve Adnan Sezgin’in yetkilerinin  hangi konularda olduğunu ancak 2 ay sonra anlayabildim. Bana  baştan bilgi verilmedi mesela. Bir de ben bazı  şeylerin temelden değişmesi gerektiğini savunuyordum. Ama bana ‘bunlar  değişmez’ diyorlardı./ I wish that I  had understood their expectations earlier. It took me two mounths to  understand who was in charge of what exaclty between Haldun Üstünel and  Adnan Sezgin. I was not briefed before. And I was trying to make some  fundamental changes. But they were telling me 'these are not  changeable'.
  Ne gibi? And by these  you mean?...
  Mesela futbolcuların komple bir eğitim alması gibi.  İsim vermek istemiyorum ama şu futbolcuyu şöyle yapmalıyız dediğim zaman  ‘hayır, o değişmez, o öğrenmez, uğraşma’ diye karşılık alıyordum. Oysa  ki emek harcamak, o futbolcuları birer birey yapmak lazım. Ben onlara  inanıyordum. Ama tabii böyle bir değişim zaman ister ve yönetim bu  zamanı vermek istemiyordu. Biraz da şöyle düşünüyorum. Futbolcuların  kendi kararlarını otoritelere bırakmaları, fikirlerini açıkça ifade  edememeleri bu sistemin işine yarıyor. O zaman yöneticiler de ön plana  çıkıyor önem kazanıyor, gündem onların etrafında oluşuyor. Halbuki  normalde Türkiye hariç hiçbir yerde başkanların ismi bilinmez. Bu  kamuoyu onların da işine yaradığı için sistemi değiştirmek ve  ‘uluslararası’ olmak istemiyorlar./ I mean like  giving a full education to the footballers. I will not name it. But when  I was telling for this footballer we need to do that the answer I was  getting was 'no, he can not change; he can not learn, don't waste your  time'... But on the contrary you must spend time, you have to make these  footballers an 'individual'. I was believing in them/footballers. But  such changes requires time and the board didn't had such time. And I  also think that this was a strategy. The will of the footballers let  themselves go with the autorithy, the way they don't express their  thinkings helps the current system. Because in such way the board  members becomes important, the agenda rules around them. But besides  Turkey, in no country no one knows the name of the board members. And  because these works on their behalf they don't want to change it nor  become really 'international'.
  Galatasaray’a  geldiğin için pişman oldun mu?/ And any  regrets for signing for Galatasaray
   Hayır. Galatasaray’la  aynı zamanda Panathinaikos’tan da teklif almıştım. Onlarla da  görüşmüştüm. Galatasaray’lı yöneticilerle Türkiye’de Almanya’da birkaç  görüşme yapmıştık. Benimle ilk temasları zaten Galatasaray’la  oynadığımız Bayer Leverkusen maçından sonraydı. Son olarak ben  Galatasaray’ı reddetmeye karar verdim. Çünkü Leverkusen’de çalıştığım  yardımcılarım özel sebeplerden Türkiye’ye gelmek istemediler. Ben Adnan  Sezgin’e ‘teklifinizi kabul etmeyeceğim’ dediğimde bana destek  olacaklarını, her türlü konuda yardımcı olacaklarını söylediler. Ama  takımla ilgili sorunların yanı sıra o dönemde yönetim başka konularla  meşguldü ve karşılıklı beklentilerimiz çakışmadı... Ben Galatasaray’ı  çok sevdim. Kulübü, taraftarı sevdiğim kadar futbolcularımı ve kulüp  binasında bizimle çalışan özveriyle işlerini yapan kadroyu da sevdim.  Onlar için başarılı olmak isterdim./ No. When I  accepted Galatasaray's offers I had also an offer from Panathinaikos.  And I met them as well. With Galatasaray I made some meetings in Turkey,  Germany. The first contact was anyhow after our game B.Leverkusen vs.  Galatasaray. And finally I decided to refuse Galatasaray's offer.  Because my team (co-trainers) did not want to come to Turkey for  personnal reasons. But when I said 'no' to Mr Sezgin, he told me they'll  support me, help me in all possible ways. But besides the problems of  the team, at that time the board was busy with other stuff and our  expectations did not match... I really loved Galatasaray too much. Not  only the club but also the supporters, the stuff in the club's  headquarters who were at our service. I wanted to be succesfull not only  for myself but also for them.

http://www.footballvsfashion.com/2010/04/skibbeden-gecikmeli-acklamalar.html




Mesajlar birleştirildi: 04. Nisan 2010, 12:51:47
TÜRKLERE SABIRLI OL DENMEZ"

Hollandalı hoca, “Türkiye’de futbol duygusal olduğundan halka “Sabırlı olun” diyemiyorsunuz. Uzun vadede planlama yapmak zor” dedi.


UEFA’nın resmi Şampiyonlar Ligi dergisi Champions, nisan-mayıs sayısında Türk futbolunun son durumuna 4 sayfa ayırdı. “2002 yılında Türk futbolu neredeyse dünyanın zirvesindeydi. Artık değil. Rayına oturtmak Guus Hiddink’i transfer etmekten daha fazlasını gerektirecek” yorumunu yaptı.

Türk futbol tarihini anlatan dergi, profesyonelliğin 1954 yılında Türkiye’nin Dünya Kupası finallerine kaldığı yıl başladığına dikkat çekti. Türk futbolunun 1984 yılında Jupp Derwall’in Galatasaray’a gelmesiyle değiştiğini yazan Champions dergisi, Batı Almanya’yı Euro80’de zafere götüren Derwall’in Türk futbolunun Godfather’ı olduğunu ileri sürdü.

Derwall’in Türkiye’nin en saygın iki hocası Fatih Terim ve Mustafa Denizli’ye akıl hocalığı yaptığına dikkat çeken Champions, Alman çalıştırıcının Türk futboluna etkisinin yabana atılmayacağını vurguladı.

Yaşlı futbolcular

Dergi, Galatasaray’da ilk yılında Frank Rijkard’ın değişiklikler yaptığına da dikkat çekti. Yazıda Hollandalı teknik patronun ve Galatasaray Kulübü’nün gençlere verdiği önem üzerinde duruldu. Rijkaard, “Galatasaray dünya futbolunda büyük takımlarla yaptığı karşılaşmalarda gençlik programlarının öneminin farkında. Doğru programlar yapmak büyük avantaj getirecek” diye konuştu.

Çok pahalı yabancı futbolcu almanın paraları tükettiğine değinen yazıda, transfer edilen yabancı futbolcuların çoğunun ihtiyarlamaya yüz tutmuş futbolcular olduğuna işaret etti.

İnançlı olmalısınız

Türk futbolu üzerine konuşan Frank Rijkard, “Futbol burada duygusal olduğu için uzun vadede planlama yapmak zor. Burada halka “Sabırlı olun” diyemiyorsunuz. Yaptığınız işe inançlı olmanız lazım. Takımı kurmanız için zamana ihtiyaç var.” diye konuştu.
« Son Düzenleme: 04. Nisan 2010, 12:51:48 Gönderen: Sercan »
TAM PARCALi ve DOGRU KOMBINASYON
http://www.galatasarayformalari.com/tamparcali/index.htm
Galatasaray BİR HİS TAKIMIDIR ("Baba" Gündüz Kılıç)

raskolnikov

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: May 2009
  • İleti: 590
  • Yaş: 43
  • Yer: ankara
Ynt: Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard
« Yanıtla #959 : 04. Nisan 2010, 13:33:25 »
şu sıralarda yönetimin yapması gereken en doğru iş rıjkaard ile sözleşme uzatmak olacaktır.
hem kelle avcısı medya ya hemde sorumsuz ve teknik direktör göndertmeye alışmış oyunculara en iyi cevap bu şekilde verilecektir.
eğer kalıcı başarı istiyorsak sabırlı olmalıyız
şereftir seni sevmek, senle ağlayıp gülmek