Ağızdan çıkanlar,kulağı duymayanlar...
Nerden başlasam,nasıl anlatsam dünkü geceyi,olanları,yaşananları inanın bilmiyorum.O kadar da doluyum ki aslında.Tek kelimeyle muhteşem geçmesini beklediğim ve istediğim bu gecenin bu hale gelmesini sağlayanlara teşekkürle başlamak istiyorum yazıma.
-Sayın Polat istifa edin.
Geçen yazımda demiştim.Rijkaard'a 65 hafta tahammül ettim dediği için Galatasaray başkanlığı bitimiştir diye.Dün yaşananlardan sonra iyice eminim ki Sayın Polat'ın başkanlığı fiilen bitmiştir,resmi olarak da çok yakında göreceğiz.Neden mi?Çünkü hiçbir dönem Sayın Polat'ın döneminde olduğu gibi ayaklar altına alınmadı Galatasaray'ın değerleri.Çünkü hiçbir dönem yok sayılmadı Galatasaray'ın gerçek sahibi olan biz taraftarlar.Bunları daha da sıralayabiliriz aslında.Asıl bizim için önemlisi ilk dediğim Galatasaray değerleri.
-Cemal Nalga skandalı
Hatırlarsanız cezalı olmasına rağmen bir hazırlık maçında Cemal Nalga'yı,hem de takım arkadaşı olan Tufan Ersöz'ün formasıyla oynatılan,oynatılmakla kalmayıp maç sonu istatistiklerine de Tufan Ersöz olarak geçirilen,Galatasaraylılık duruşuyla bağdaşmayan bir olay yaşamıştık.Bu olayın sonucunda da sorumlu olarak antrenör ve bir kaç teknik görevli dışında Yiğit Şardan'ında kellesi gitmişti.
-U17 meydan savaşı
Geçtiğimiz aralık ayında Galatasaray-şikebahçe arasında Florya Metin Oktay Tesisleri'nde oynanan U17 karşılaşmasının devre arasında taraftarların sahaya girmesiyle büyük olaylar çıkmış,rakip takımın oyuncuları darp edilmişti.
-Toki Başkanı Erdoğan Bayraktar'ın yönetimi aşağılaması
Ve dünkü olay.Gösteriler bitmiş,devlet erkanı stada girmiş,Sayın Polat'ın ardından Erdoğan Bayraktar geçmişti mikrofonun başına.Öyle bir başladı ki konuşmaya.Tekrar burda yazıp o cümleleri canımı sıkmak istemiyorum.Ardından taraftarın ıslıkları ve yuhalamalar.
Kanal D'de yayın başlayalı biraz olmuştu.Hoparlörlerden Başbakan Tayyip Erdoğan'ın adı telaffuz edildiğinde ufakta olsa ıslıklamalar ve yuhalamalar olmuş,bunu işiten Mehmet Ali Birand'ın ağzından çıkan "eyvah" kelimesi,bize gecenin gergin geçeceğinin ipuçlarını vermişti çoktan.Bu ilk ıslıklama ve yuhalamada çok kızmıştım bizim taraftara.Orası bizim evimiz.Oraya gelen herkes rengi,dili,görüşü,tuttuğu takım ne olursa olsun bizim misafirimiz.Eğer Galatasaray Türkiye'nin Avrupa'ya açılan penceresiyse,hele ki bu protesto bizim yıllardır yolunu dört gözle beklediğimiz stadın açılışında yapılıyorsa,bunların çok çirkin olduğunu düşündüğümden kızmıştım.Derken gösteriler bitti.Başbakan ve bakanlar içeri girip yerlerini aldı.Önce Adnan Polat çıktı kürsüye.Ardından Bayraktar.Bayraktar'ın ismi anons edildiğinde çok iyi hatırlıyorum bayağı bir alkış almıştı.Konuşmaya başladığında ise bu alkışlar birden ıslıklamalara ve yuhalamalara dönüşmüştü.Sonuna kadar da haklıydı bizimkiler.Sayın Polat izin verebilirdi her zaman olduğu gibi ama bizimkiler izin vermedi,yeter dedi bu kadar aşağılanma,yaranma olmaz.Aslında bu tepkinin yarısınında Adnan Polat'ın bizzat kendisine olduğunu adım gibi biliyorum.Çünkü Bayraktar'ı o denli fütursuzca konuşturan başkan Polat ve yönetiminin bizzat kendisiydi.Bu stadı devletin kucağına itmek için ellerinden gelen ne varsa fazlasıyla yaptılar.Önce bir şekilde Eren Talu'dan alındı ihale, -Burda Eren Talu'yu camia ve yönetim de yalnız bıraktı.- ardındanda Toki bizzat kendi yapmaya karar verdi.Stad bitmeye yakın da kapak meselesi tartışma konusu oldu.Hatırlayın,ortak düzenlenen bir basın toplantısında Toki başkan yardımcısı kapakların takılmayacağını,bunun sözleşmede olmadığını söylemiş,bu sözlere dayanamayan Işın Çelebi'de hışımla mikrofonu alarak sözleşmede var olduğuyla ilgili bir takım açıklamalarda bulunmuş,sözüm ona bizim başkanda kılını bile kıpırdatmadan öylece kalakalmıştı.Sonra işin aslı ortaya çıkmış,bir takım pazarlıklar sonucunda ince işler ve dekorasyon karşılığı kapak takası gerçekleşmişti.Anlayacağınız Sayın Polat işin başından beri dünkü konuşma fırsatını kendi elleriyle veriyordu.Zaten bunun da siyaset malzemesi yapılacağı belli değil miydi?Bana dünyanın herhangi bir yerinde böyle bir şeyi siyaset malzemesi yapmayacak bir tane siyasetçi söyleyebilir misiniz?
Maçı izlerken bir taraftan internette gelişmeleri takip ediyordum.Başbakan ve bakanların ardından Sayın Polat'ında stadı terkettiğini ve çıkışta verdiği röportajı öğrendiğimde ise o an hissettiklerimi size anlatamam.Burda bir parantezde Başbakan'a açmak istiyorum.Bize oy vermeyen bizden değildir mantığıyla hareket etmiyorsanız,küfür yokken,sadece ıslıklanma kadar masum bir protesto varken,yanınızda oturan ve size dalkavukluktan başka hiçbir işe yaramayan adamı göremeyecek kadar kayıtsız değilseniz,neden o stadı terkediyorsunuz?
-Yarın toplanıyoruz,gerekeni yapacağız.
Napıyorsunuz Sayın Polat?Galatasaray'ı yeterince küçük düşürdüğünüz yetmedi,Erdoğan Bayraktar'ın söylediklerine kulak tıkayıp,sizin yapamadığınızı yapıp en demokratik hakkını kullanarak protesto eden taraftarınıza savaş mı açacaksınız?Islıklayanları tek tek tespit edip stada mı almayacaksınız?Bu aşağılanmaya daha ne kadar göz yumacaksınız?Ali Kırca'nın dediği gibi Sami Yen'e veda gecesinde "Sen getirdin tarihindeki en büyük şeref madalyasını bu coğrafyaya",bu ülkeye tarihinin en büyük onurunu yaşatmış bir kulübün başkanı olduğunuzun farkında mısınız?Komik olmayın artık.Birbirini tutmayan demeçlerinizle kaybetmiş olduğunuz güveni daha fazla ayaklar altına almayın.Ve gidin.
Bir daha asla gelmemecesine.
Son söz : Biri 106 yıllık kulübün başkanı,biri de geleceği Başbakan'ın dudakları arasında olan bir bürokrat.Başlıkta da dediğim gibi.Kulakları duymayan iki adam ve ne olduğu anlaşılamayan cümleler...