şimdi gönül ister o hocayı ama. bir taraftanda bizim türk hocaların şu huyuna sinir olurum. bizim türk hocalar genç yaşta türkiyede birkaç takım çalıştırırlar. hemen olduk derler. halbuki bazı üstatların yanında tecrübe kazansalar daha iyi olmazmı. mesela abdullah hocayı ben olsam hiddinke yardımcı yapardım. pişirirdim sonrada gelirdi devamı. bir sürü genç hoca kanımca türkiye liginin monotonluğundan kendini pek geliştiremiyorlar . ancak belli bir yaşa gelincede zaten ders alma öğrenme yaşını psikolojik olarak geçmiş oluyorlar. yani tabiri cazise ağaç yaşken eğilir olmuyor. sonrada zaten istesende olmuyor. sözün özü evet isterim ama kafamdada soru işareti kalmaz değil. ayrıca diğer taraftan başarısızlık durumunda türkiyenin durumu malum o hocanın kariyeri yıkılır. ileride başarılı bile olacak olsa maalesef... yani sorun birazda bizim türk hocalarda. ama şuda bir gerçek kaçı büyük takımlarda görev alma şansına sahip.
Ben bir hocanın pişmeli lafına katılmıyorum, sonuçta bu bir oyun, bilgisi varsa futbolcularla iletişimi iyise ve en önemlisi senin içinden yetişmiş birisi ise hiç tereddüt etmeden o görevi ben veririm. barcelona dünyanın en iyi hocasını getirecek imkanı varken ne yaptı, kendi kulup yapısını bilen ve o kulubu tanıyan birine o görevi verdi. neden bizdede olmasın, senelerdir kimler geldi kimler, hiç biri 1,5 seneden fazla duramadı abdullah avcıyada 2 sene tahammul edelim. en kötü ihdimalle şampiyon olamayız ama en az 3-4 tane daha ardalar çıkar bundan eminim.