bu sene haric esas hep vardi ama gösterilmedi 
hiç bir zaman gösterilmedi. özellikle son iki sene. halen de öyle. şöyle düşünelim taraftar bir şekilde maça geliyor, cebindeki belki de son parayı maça veriyor. maça gelene kadar gazetelerde şu adam x yerde eğlendi, şu adam x yerde para harcadı, şu adam x yeri kapattı gibi haberler okuyor. bu haberlerin %20'si doğru olsa bile o haberleri okuya okuya kafasında bu haberleri döndüre döndüre daha ilk başlama düdüğü çalmadan sinir katsayısı 100 üzerinden 40 olarak geliyor stada. eh birkaç pozisyon geçiyor başlıyor saydırmaya sinir katsayısı 50nin üzerine çıkarsa delirirsin çünkü. sonra da haberler geliyor aklına beim 10 senede kazandığım parayı bu adam 2-3 maçta kaldırıyor bir de formanın hakkını vermiyor diyor, bir anda katsayı 80 oluyor. eh böyle olunca da hiçbirşey (mutlak zaferden başka) onu tatmin etmiyor.
olaya nasıl bakmak lazım? 2002 yılından sonra 2006 şampiyonluğu geldi.. 4 senede neler oldu? fatih terim galatasarayın parasını sokağa attı kelimenin tam anlamıyla egosuna harcadı. yani nedir, alınan bir sürü oyuncu ve bu oyuncuların tazminatlarıdır aldığın bonservise satamamadır elde edilen birsürü zarar var. Galatasaray lucescu döneminde kendisini çevirebiliyordu şu şekilde: sportif başarılardan gelen paralar borçları çevirmekte kuıllanılıyordu. e sen şimdi bir sürü parayı harcadın ama karşılığında gelen bir sportif başarı da olmadı ve ciddi mali krize sürüklendin.. öyle ki dünya starı ribery'yi 100bin eur yüzünden kaçırdın.
sonrasında 2006da gelen adnan polat geldiğinde sana gül bahçesi vadetmiyorum diyerek geldi. sen de dedin ki eywallah gel abi yeter ki her şey güzel olsun.. bu olayı çevirecek adam kimdi? lucescu.. çünkü 2002 şampiyonluk kadrosuna bak, bu adam hem ucuz futbolcularla şampiyon oluyor hem de şampiyonlar ligine katılıyor.. bugüne bugün şampiyonlar liginde sıfır çeksen bile artık acaip yayın geliri elde ediyorsun.. hadi lucescuyu getiremedin geretsin hem sevgiye dayalı hem de güzel bir taktik anlayışı getiren oyununu da bozmasana. yok illa adnan sezgine yol açacaksın bunun için bülent tulunu gönderiyosun. sonra sistem bozuluyor ve hayatımda bir kere sigi held ve saftig zamanında gördüğüm teknik direktör kovma olayı gerets, feldkamp, cevat güler,skibbe ve rijkaard ile doruğa ulaşıyor. ya hocam kimse sana söylemedimi bu klüpte td kovmak yoktur diye.. 1 sene çalıştığın (maksimum rijkaard neredeyse 1.5 sene) teknik direktörler sana ne hayır getirir? sen neden kimseye tahammül edemiyorsun? mali açıdan süper iş yapıyorsun eyvallah. ama bilmiyor musun ki, bu takım uefa kupasını bir gün gençlerbirliğine 3-2 yenilmesi yüzünden az daha kovulacak olan fatih terime dayanarak aldı.4 senedir öyle bir ekip oluşmuştu ki, artık herkes birbirine bakmadan pas veriyordu neredeyse. şu anki barcelonada yan yana oynayan adamlar kaç senedir yan yana oynuyor?
bu işin adnan polat tarafı ve ben kendisinin en son yaptığı konuşmaya inanıyorum. artık futbol takımına bu enerjimi vereceğim diyor ama bu enerjiyi verirken de teknik direktöre sabretmesi gerektiğini artık umarım anlamıştır.
aslında taraftara lafımız vardı ama geldik yine polata. lafı toparlayalım taraftara dokunalım. taraftarın hiçbir şeye tahammül edememesinin sebebi yukarıda bahsettiğim gibi birincisi ekonomik nedenlerdir. gerçekten de gittikçe kötüleşen ülke şartları ve endüstriyel futbol, artık 14 sene bekleyen taraftar tipinden kardeşim maç bileti alıyorum formaları alıyorum storedan da alışveriş yapıyorum diyip o zaman bu takım iyi oynayacak diyen taraftara dönüştü. yeni taraftar tipi klübün istediği gibi çok daha fazla para harcıyor ama daha tahammülsüz. hemen her şey güllük gülistanlık olsun istiyor. ya kardeşim sen değil miydin, sana gül bahçesi vadetmiyorum diyen polata eywallah abi yeter ki gel bizi maddi sıkıntıdan kurtar, biz daha iyi oyuncular alalım diyen.. eee ne değişti? adam bu zamana kadar maddi tarafı düzelteceğim diye uğraştı ve bizi özhan bşkanımızın ve ışın çelebinin de gayretleri işle aslantepemize kavuşturan ekibin içinde yer aldı. ve en son basın toplantısı yaptı, dedi artık ben taraftarın yanındayım ben de sizlerden biriyim zaman verin her şey güzel olacak. daha 2 hafta önce eller havaya polatçıyız diyenler bir de baktım ilk mağlubiyette hemen saf değiştirdi. ya! size adam hemen ultra lüks mü olacaz dedi, bekle kardeşim dedi. sen de kabul ettiydin hani? şimdi herşeyi herkesi yuhalama hakkını nerden buluyorsun? sırf 6 maç 90 dakika oynayan ama hiç bir maçında bişiler yapamamış bir adamı kadro dışı bıraktı diye klüp tarihinin gelmiş geçmiş en büyük yabancı futbolcusuna demediğin kalmadı. ya sende biraz insaf olsun kardeşim, nankörlük yapma. o yerlere göklere sığdıramadığın adam eğer güzel bir futbolcu olsa ilk maçında kumaşını belli ederdi.. bakınız insua, bakınız culio, bakınız stancu, bakınız aslan yekta, bakınız cana ve hatta bakınız kazım... neymiş beyefendi yerinde oynamıyormuş. bir şekilde öyle bir şey yaparsın, saha içi bir anda taktik değiştirirsin, 20-30 dakika yerinde oynarsın yapacağın her şeyi yaparsın yok kardeşim bu da yok. ama biz nedense adama sürekli tapıyoruz sürekli tapıyoruz. son bursa maçında takımı baştan aşağı eleştirdiniz. ya maça bak hizaya gel.. herif eliyle top alıyor, pozisyonu ofsayt, giidiyor gol atıyor. hakem orada armut gibi duruyor hiçbirşey yapmıyor. diğer gol desen tamamen abuk subuk mermi gibi geliyor top, kalecinin 2 metre önünde yere çarpıyor ve daha da hızlanıyor kaleci kontrol edemiyor, ağlara giriyor. bu 2 golü çıkar maçta pozisyon yok. b ir değişikliğini sakatlık nedeniyle mecburan yapmışsın.. diğerini de 2. yarı başında. hop 3. değişklik derken kaptan da elden gidiyor. kırmızı kartı yiyor.. takımda zaten psikolojik olarak her şey bitmiş. maç 2-0 bitiyor. abuk subuk 2 gol. oysa ki maçın hakkı beraberlik. taraftar skor insanı biraz da. maçı derinlemesine analiz etmez, skora bakar. sonra da sevinir ya da sallar önüne gelene.. bizim taraftarımız malesef bu renklerin değilialınan skorların taraftarı olmuştur, artık silkinip kendine gelmeli ve bana mali işlerdne sıyrıldım, futbola bakacağım ama bana zaman ver dşiyen başkana da zaman vermeli. bu zaman da mümkünse ilk mağlubiyete kadar olmamalı. adam başlkanlık süresini doldurana kadar olmalı. aynı zamanda medyanın gazına gelmemeli. başklan da mümkünse hagi ile evam etmeli, adama en az 1 sene daha zaman vermeli, en azından bir td istikrarı yaşansın uzun zamandır buna ihtiyacımız var.