Bugünkü oyunumuzda son 15 dakikaya kadar gayet dengeli ve total futbol anlayışını sahaya yansıtmaya çalışan bir takım gördüm sahada... Oyuncular teknik direktörlerinin dediklerini tekrar dinlemeye başlamışlar... Bunun yanında Milli maçlar için verilen ara oyunculara genel olarak bir dinlenme ve yeniden enerjilerini toplama fırsatı vermiş.... Sakatlarımız düzelmiş ona çok sevindim... Keita, Gökhan, Sabri ve Ayhan'ı aynı anda sahada görmek bana çok büyük mutluluk verdi... Maça geçersek...
İlk yarı Milan Baros sahada resmen yokları oynadı... Adam yoktu sahada... 10 kişi oynuyormuş gibi hissettim takımı... Sağdan soldan, soldan sağdan, sonra tekrar soldan sağdan durmadan akın akın geliyoruz... Top rakip saha 18'e gelince birden kaptırılıyor veya santraforumuz topu alıp kaybediyor... İkinci yarı bambaşka ve maçın skorunu belirleyen, kader adamı Milan Baros'a bıraktı ilk yarıdaki Milan kendini... İlk golün asistini verdiği gibi 2 dakikadan az bir süre sonra mükemmel bir golde kendisi atarak Galatasaray'ımızı öne geçirmesini bildi....
Bugün gözüme çarpan başka birşey Harry Kewell'ın formunu tekrar yakalamış olmasıydı... İlk 15-20 dakika rakip sağ kanadı hallaç pamuğuna çevirdi... 2 tane mutlak gol kaçırdı... Her zamanki gibi rakibin 5 para etmez 8'inci sınıf kalecisi (Antalyaspori, Kocaelispor, Hacettepe ve daha birçoğu gibi) kalesinde devleşti ve maçın ilk yarı sona ermesini önledi... Gökhan müthiş bir performans koydu ortaya... Sahada heryerdeydi, 6'ıncı dakika vurduğu kafa direkte patladı ve auta çıktı.... Servet desen keza.. Heryerdeydi... Takımına çok yardımcı oldu....
Keita inanılmazdı... Son dakikalarda yürüyemiyordu adam resmen... O kadar koştuki artık enerjisi kalmadı... Düşünün Keita gibi bir oyuncunun enerjisi dibe vurdu... Biraz daha fantastik hareketlere düşmeyip adam kaçırma veya duvar pası denemelerine girseydi eminim bu maçın skoru çok daha farklı olabilirdi... Takımın koşmadığını iddaa edenlere buda kapak olsun.... İkinci yarının başında çıkan iki yarıyı aynı maçta çıkaramaz diye damga yemiş Harry Kewell bile nerdeyse 7 kilometre koşmuş....
Barış tam bir hayal kırıklığı yarattı bu maçta.... Uzun zamandır oynamayıp, gazetelere, televizyonlara reportaj verip, hocasına ben aslında iyi oyuncuyum ama sen beni yedek kulübesinde harcıyosun mesajı verdikten sonra ŞANS ESERİ şans bulduğu bir maçta ancak bu kadar kötü oynayabilirdin Barış Özbek... Helal olsun sana... Bundan sonra o formayı biraz zor görürsün... Maç 3-2 takımın orta sahadan top çıkartmakta zorlanırken santraya 15 metreden kaleye şut çekmekle iyi oyuncu olamazsın... Kendi etrafında dönüp, geri pas vererekde iyi oyuncu olamazsın.... O kadar hırsını boşa harcıyorsun... Kendine gel veya daha doğrusu kendinle birşeyler yapmayı öğren ya da yardım iste öğretsinler sana!!
Frank Rijjkard'ın tercihlerini her zamanki gibi tasvip ve takdir ettim... Fakat bence son 15-20 dakikada, ligde 6 gol atmış Shabani Nonda'yı taze kan olarak oyuna sürüp, Keita ile inanılmaz bir uyum sağlamış olan bu santrafordan yararlanabilirdi... Belki 1 veya 2 tane daha gol bulabilirdi bu takım... Neden o değişikliği yapmadı veya Arda'nın oyundan düştüğünü, yorulduğunu gördüğü halde neden 84'üncü dakikaya kadar bekledi bilmiyorum... Ama o Frank Rijjkard'dır...Mutlaka bir bildiği vardır diyerek sözlerimi bitiriyorum...
Aaaaaaa unutmadan.... kuşlar antu.com'un girişine şöyle yazmışlar... '' İş Kazası.... Aklımda SEN varken olmuyooorr...olmuyoooor!!'' SEN'i de kırmızı yazmışlar bize gönderme yaparak... Haftaya Pazar'a 6 gün kaldı kuşlar... Pazar günü iş kazası olucak trafik kazası..... Az kaldı... Siz daha rüya aleminizde mutlu mesut yaşayın...