"Ooo... Türkiye! G.Saray!"Kitle iletişim araçlarında son yıllarda görülen sıçramalı gelişim ile dünyada mesafeler gitgide kısaldı. Kimilerinin küreselleşme olarak nitelendirdiği bu süreçten en çok payını alanlardan biri de kuşkusuz futbol. Hindistan'dan Bolivya'ya, Papua Yeni Gine'den İzlanda'ya, dünyanın dört bir yayında insanlar futbol dünyasını, özellikle de İngiltere, İspanya, Almanya, Brezilya, Arjantin, vb. gibi belli başlı ülkeleri ve liglerini takip ediyor. Peki ya Türkiye? Sizce yurtdışından ülke futbolumuz nasıl görülüyor.
Geçtiğimiz yaz birçok ülkeyi ziyaret etme fırsatını bulan, editörümüz Sarp Beren Gür, bu konudaki gözlemlerini sizlerle paylaşıyor. Sizleri bu keyifli yazıyla başbaşa bırakıyoruz...
***
Hani her zaman bahsedilir ya; "Dünya Kulübü olmak" denen hedeften... Tam olarak nedir o veya nasıl 'Dünya Kulübü' olunur kestiremiyorum ama bu yaz mevsiminde iş amaçlı olarak gittiğim ülkelerde, takımlarımızın ve ülkemizin evrenselleşme adına birtakım aşamaları atlattığına bizzat şahit oldum.
Her şey Tunus'ta ve kendiliğinden başladı aslında... Tunus'un güzelim turistik şehri Sousse'ta tam 14 gün kaldım ve gerek oranın yerli halkı, gerekse de turistlerle bizzat iletişim kurma fırsatına eriştim. Tunus, Müslüman bir ülke ve Türkiye modelini benimsedikleri için bize karşı inanılmaz bir saygıları, sevgileri var. Televizyonlarında Türk dizileri oynar, diskoteklerinde Tarkan veya Mustafa Sandal mutlaka çalar... Ve Tunuslular da tıpkı bizim gibi birer 'futbol delisi'...
"OOO... TÜRKİYE! Galatasaray!"
'Futbol delisi' demiştik ya Tunuslular için... Evet... Sousse şehri sokaklarında her gün gezdikçe Zidane formalı insanlara, Fransa Milli Takımı formalılara, Avrupa'nın önde gelen takımlarının formasıyla dolaşanlara, sokaklarda ve plajda terlikle top peşinde koşan küçük çocuklara sıkça rastlamak mümkün.
Peki Tunuslular Türk takımlarını tanıyorlar mı? Hem de nasıl! Bizim futbol takımlarımıza karşı olan ilgilerine, ilk kez bir marketten alışveriş yaparken şahit oldum. İki adet kalem pil aldığım marketteki görevlinin, "Nerelisin" diye sorduğunda gururla "Türküm" diye cevap verdim. Bu cevabın hemen ardından marketteki görevli "Ooo... Türkiye, Galatasaray!" deyince ufak çaplı bir şok geçirdim ve yüzümde bir tebessüm belirdi. "Yes" dedim, "Galatasaray"...
Aynı gün Sousse'un güzel sahilinde denize karşı bir cafeye oturdum ve garsondan içecek bir şeyler istedim. Bana karşı oldukça samimi davranan garson, "İspanyol musun" diye sorduğunda, "Hayır, Türküm" diye cevap vermedim. Ve yine aynı şey: "Ooo my friend, Galatasaray is the best!" (Ooo dostum, Galatasaray en iyisi)
Evet... Zamanında Avrupa'da kazandığı büyük başarılarla, UEFA Kupası'yla, Süper Kupa'yla Galatasaray, Müslüman bir ülke ve futbola bu denli meraklı olan Tunus'ta oldukça biliniyor ve seviliyor. "Türkiye" denildiğinde akla gelen ilk isim Galatasaray. Hatta birçoğu için yarı Galatasaraylı tabirini yapsak, yanlış olmaz sanırım...
MİLLİLERİMİZİN EURO 2008 MACERASININ ARDINDAN...
Tunus'ta o kadar gün kalıp da diskoteklerinde eğlenmemek olmaz. Eğlencenin zirveye çıktığı, turistlerin akın akın geldiği Tunus'ta ben de bir akşam arkadaşlarımla beraber 'Bora Bora' isimli diskoya gittik. İçeride konuşup muhabbet ettiğim barmen, normal olarak nereli olduğumu sordu ve ben de "Türkiye" dedim. Söylememle birlikte yüzünde çiçekler açan genç barmen, "Türkiye! European Championship! Türkiye! Türkiye!" diyerek kollarını bir aşağı bir yukarı oynatmaya başladı. Çocuklar gibi de sevinçliydi. Yanındaki bir diğer çalışan, "Arda Turan" diyerek söze girdi ve elleriyle 'Çok iyi' işareti yaptı. Anlaşılan oynadığı futbolla herkesi kendine hayran bırakan Arda Turan, Tunus halkını da büyülemişti...
Bu ne büyük bir gururdu, bu ne büyük bir mutluluktu! Dünyanın öbür ucunda, Afrika kıtasından bir ülkenin vatandaşları Milli Takımımız'ın EURO 2008'deki başarısıyla övünüyordu...
FAS'TAKİ FENERBAHÇELİ TAKSİCİ
Tunus'tan sonra yolumuz Fas'a düştü. Fas'ın Jorf Lasfar şehrinde dışarı çıkıp dolaştıktan sonra taksiye binip ait olduğumuz yere dönmeye karar verdik. Takside şoför ile eğlenceli bir muhabbet ve ardından alışkın olduğumuz soru: "Nerelisiniz?" "İstanbul" cevabını duyan taksici "febe, sport, my team" şeklinde mutlu bir surat ifadesiyle cevap verdi. Yanımdaki şikebahçeli arkadaşım da hemen, "Yes, febe is the best!" diyerek söze girdi ve taksici ile el sıkıştılar.
febe'nin Fas'taki taksici tarafından neden bu kadar sevildiğini anlayamamakla birlikte, Galatasaray ve Milli Takımımız'ın ardından bir takımımızın daha isminin telaffuz edilmesinin sevincini yaşadım .
İSRAİL'DE DE Galatasaray
İsrail'in Ashdod şehrinde de futbol karşımıza çıktı. İşte futbolun evrenselliği... Dil, din, ırk demeden insanları birbiriyle bağdaştırmıyor mu futbol?
Ashdod'un büyük ve buram buram zenginlik kokan limanında karşılaştığım bir liman işçisi, önümdeki bariyeri gösterdi bana. Üzerinde sarı-kahverengi çizgiler olan bir bariyer... Ardından "Bu nedir" şeklinde bir soru sordu ve bende doğal olarak bariyer olduğunu söyledim. İsrailli güldü ve yanıtladı: "No, this is Galatasaray!" Gülüştük.... "O Maccabi Tel-Aviv olmasın" dememin ardından İsrailli ikinci bombayı da patlattı: "No, not Maccabi Tel-Aviv... febe."
"FUTBOL BİRLEŞTİRİR"
Belki bir daha hayatımda hiç göremeyeceğim ve benden kilometrelerce uzakta yaşayan insanların, sevinçle "Türkiye, Türkiye" diye zıplamasına, "Galatasaray", "febe" demelerine şahit olmak ne kadar güzel bir duyguydu. 2006 Dünya Kupası'nın sloganını bir hatırlayın. "Futbol birleştirir." Evet, iş gereği gittiğim ülkelerde, insanlarla meşin yuvarlağı konuştuğum zaman futbolun evrenselliğini, buluşturuculuğunu ve Dünya Kupası'nın sloganının neden "Futbol birleştirir" olduğunu bir kez daha anladım.
Peki futbol biz Türkleri diğer milletlerle birleştirmek için ne yapmıştı? Galatasaray'ın 2000 yılındaki UEFA Kupası destanı ve ardından gelen Süper Kupa ile Şampiyonlar Ligi'ndeki başarıları... febe'nin Avrupa'nın futboldaki en büyük organizasyonu olan Devler Ligi'nde her geçen yıl çıtasını yükseltmesi ve elde ettiği onurlar... A Milli Futbol Takımımız'ın 2002 Dünya Kupası'da elde ettiği üçüncülük... Tam kendimizi unutturma aşamasına gelmişken, EURO 2008'de yeniden dünya vitrinine çıkmak... Kısacası milyonlarca insanın takip ettiği organizasyonlarda başarılı olmakla hafızalarda yer edindik... Bu başarıları biz unutmuyoruz. Dünya da unutmuyor. Nasıl tarihe altın harflerle kazınıyorsa, insanların hafızalarına da öyle kazınıyor. İşte bu yüzden Tunus'taki garson, Türkiye denildiğinde "Galatasaray" diyor... Bu yüzden Fas'taki taksici febe'yi biliyor...
Dünya Kulübü olabilmek için dünya çapında başarıların sürekli olması gerek. İşte önümüzde yeni bir şans var. UEFA Kupası Finali'nin ülkemizde oynanacak olması... Güzel bir organizasyon ve ardından bir takımımızın şampiyonluğu... Tüm manşetlerde Türkiye... Ve soruyorum...
ARTIK BU ÜLKEYE YENİ BİR KUPA GEREKMİYOR MU?
SARP BEREN GÜR / SPORX.COM
http://www.sporx.com/futbol/genel/135477/febe ile ilgili birşeyler yazmak için biraz ıkınmış gibi geldi
